DEVAM ED

inçi

“Her şeyi Hazret-i Allah var etti, her şey O’nun varlığı ile kâimdir.”

Hem O’dur. Hem O’ndandır.

Âyet-i kerime’de:

“Allah göklerin ve yerin nurudur.” buyuruluyor.
(Nur: 35)

Olanlar O’nun nurundan oldu.

O’nsuz hiçbir zerre yok.

Âyet-i kerime’de:

“Ona kendi ruhumdan üfledim.” buyuruluyor.
(Sad: 72)

Zâhirde ilk, orta, yüksek tahsiller olduğu gibi mânevî ilimler ve mânevî tahsiller de mevcuttur.

Bu mânevî tahsil üç merhaledir:

1- İlmel-yakin, “Bilmek”tir.

2- Aynel-yakin, “Bulmak”tır.

İlmel-yakin mertebesinde olanlar “Zâhid”ler, Aynel-yakin mertebesinde olanlar “Arif”ler

“Allah bir kimsenin kalbini müslümanlık için açarsa, o Rabbinden verilen bir nur üzerindedir.”
(Zümer: 22)

İşte Rabbinden verilen bu nur sayesinde ancak bu esrar-ı ilâhî bilinir.Bildirildiğinden ötürü bu hakikatlara vâkıftırlar.

Allah-u Teâlâ’nın nur verdiği kimseler, o nur ile beşeriyete hayat veriyorlar. Onlar Allah-u Teâlâ’nın nurunu taşıyan ve o nuru yayanlardır.

Bu nuru Resulullah (saV) Efendimiz Hadis-i şerif’leri ile beyan ediyorlar:

Müminin ferasetinden korkunuz. Çünkü o aziz ve celil olan Allah’ın nuru ile bakar.”
(Münâvî)

“Doğrusu senin için tükenmeyen bir mükâfat vardır. Şüphesiz ki sen büyük bir ahlâk sahibisin.”
(Kalem: 3-4)

Resulullah (sav) Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde:

“Müminlerin iman bakımından en olgun ve kâmil olanı ahlâkça en güzel olanıdır.” buyurmuşlardır.
(Tirmizi)

Bir Hadis-i şerif’lerinde de:

“Ben ancak ahlâkın güzelliklerini tamamlamak için gönderildim.” buyurmaktadırlar.
(Ahmed bin Hanbel)

“Bir kere de azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et. Çünkü Allah kendine tevekkül edenleri sever.”
(Âl-i imran: 159)

Allah-u Teâlâ’ya hakkıyla tevekkül etseniz, kuşları rızıklandırdığı gibi sizi de rızıklandırır.” (Tirmizî: 2345)

Dünya ve ahirette her türlü üzüntüden çıkacak bir yol bahşeder. Düştüğü darlıktan ve âile yüzünden çekmekte olduğu sıkıntılardan kurtulacağı bir çare gösterir.

“Ona hayaline gelmeyecek yerlerden rızık verir.”
(Talâk: 3)

Tevekkül edenin muradı, Allah-u Teâlâ’nın irade ve rızâsına teslim olmaktan ibaret olursa, Allah-u Teâlâ onun mükâfâtını büyültür.

“Şüphesiz ki Allah emrini yerine getirendir.”
(Talâk: 3)

Hiçbir güç ve kuvvet Allah-u Teâlâ’nın emrini yerine getirmesine mâni olamaz. Hükmünü istediği gibi yürütür.

“Kimini kimine derece derece üstün kıldık ki, bir kısmı bir kısmını iş adamı edinsin, böylece kaynaşsınlar.” (Zuhruf: 32)

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde şöyle buyurur:

Bir dost olarak Allah yeter, yardımcı olarak da Allah yeter.” (Nisâ: 45)

“Müminin işine şaşılır. Doğrusu onun her işi hayırlıdır. Bu husus, müminden başkası için böyle değildir. Ona iyilik ve genişlik isabet ederse şükreder ve bu kendisi için hayır olur. Bir sıkıntı ve darlığa uğrarsa sabreder, bu da kendisi için hayır olur.”
(Buhari)

Allahın Rızası ( Rızâ-i Bâri)…. nezih ruhlar için bütün nimetlerin ve saâdetlerin üstündedir. Bütün ruhânî saâdetler o sayede tecelli eder. Çünkü her iyiliğin ve her mutluluğun, her yüceliğin kaynağı O’dur.

Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler.”
(Mâide: 54)

İyiliğin mükâfatı iyilikten başka mıdır?”
(Rahman: 60)

Allah onlardan râzı olmuştur, onlar da Allah’tan hoşnud olmuşlardır. Onlar Allah’tan yana olanlardır.”
(Mücadele: 22)
Kaynak:(H.Y./Marifetullah)

Cahilin  sözü  daima  can  incidirArifin  sözü  İnci Mercan İncidir….

Severek mutlulukla

Eczacı Filiz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.