MÜMİN müminin AYNA sıdır…..

ayna_

“Ey inanan kullarım! Allah’ı çok zikrediniz.” (Ahzâb Suresi, ayet 41)

“Onların gizli konuşmalarının çoğunda hayır yoktur; ancak sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı ve insanların arasını düzeltmeyi gözeten kimseler müstesna. Kim bunları, sırf Allah’ın rızasını kazanmak için yaparsa, biz ona büyük bir mükâfat vereceğiz.”(/Nisa/128)

“Kovucu, cennete giremez.”(/Buhari/)
Hiçbir zaman insan, bilmediği bir konuda, konuşmamalı ve hüküm vermemelidir. …

İnsan mükemmel bir varlık olmanın yanında, bir de beşer olmanın acziyeti içerisinde, zaman zaman hata ve günahlara düşebilir. Bu durumda, fıtratındaki güzelliklerden sapmış, ayağı kaymış bir insanın bu haline sevinmek ve onu, düştüğü bu halde terk etmek asla Müslümanlığa yakışmaz. Bu ne mümin kardeşliğine, ne de dostluğa yaraşır bir harekettir.

Hakka iman etmiş ve gönül vermiş mümine yakışan, kötülükle kirlenen bir kalp aynasını temizlemek için çaba harcamaktır. Çünkü o kalp, iman etmiştir. Bu iman emanetini ve onun meyvesi olan edebi korumak her müminin vazifesidir.

Seyyidül Kevneyn olan gönlümüzün sultanı, Resûlullah Efendimiz (sav) buyuruyor ki: “Sizden biriniz diğer kardeşinizin aynasıdır; öyleyse onda bakana eziyet verecek kötü bir hal görürse, onu gidermeye çalışsın.” (Buhari, Tirmizi)

“Mümin müminin aynasıdır. Mümin müminin kardeşidir; Onun kaybolan malını ve çiğnenen şerefini korur, arkasından kendisini destekler, gıyabında hakkını savunur.” (Ebu Dâvud)

Mizaç ve anlayışta, değişik mezheb ve meşrepte farklılıklarımız olabilir. Aramızdaki bir takım ihtilafları fitne ve düşmanlık sebebi değil, rahmet vesilesi yapmalıyız. Yüceler Yücesi Cenab-ı Hakk’ın, bizim için geniş tuttuğu bir yolu biz nasıl daraltırız? O’nun hoş gördüğü bir kulu biz nasıl kınayıp küstürebiliriz?

Ebu Hureyre’nin (ra) aktardığı bir olayda da yine içki yüzünden ceza verilen bir kimseye, oradakilerin beddua etmesi üzerine Rasûlullah Efendimiz (sav): “Böyle söylemeyiniz! Kardeşinize karşı şeytana yardımcı olmayınız!” (Buhari) “Allah’ım! Onu affet, onu doğru yola ilet. Allah sana acısın deyiniz.” (Kandehlevî) Buyurarak, bu hususta nasıl tavır sergilememiz gerektiğini bizlere bildirmiştir.

Ebu’d Derdâ (ra) bir gün açıkça günah işlemiş bir adama rastladı. Adamın etrafındakiler ona sövüp sayıyor, işlediği günahtan dolayı kınayıp duruyorlardı. Ebud Derdâ (ra): “Hey! Ne bu haliniz? Siz bu kardeşinizi bir kuyuya düşmüş görseniz çıkarmayacak mısınız?” diye seslendi. Oradakiler: “Çıkarırdık elbette.” dediler.

Ebu’d Derda (ra): “Öyleyse kardeşinize kötü kötü konuşmayı bırakın! Size sıhhat veren ve bu tür şeylerden uzak tutan Allah’a Hamd edin.” dedi. Onlar: “Sen buna kızmıyor musun?” diye sorduklarında, Ebu’d Derda (ra): “Ben ona değil, yaptığı işe kızıyorum. Bir kardeşim olarak, yaptığı kötülüğü terk etmesi için ona dua ediyorum.” dedi. (Ebu Nuaym)

Mümin müminin aynasıdır…Kişi  gerçek  bir  mümin le  karşılaştığında kendisini görür..Çünkü   onun  kalbi  ayna  gibidir  saf  ve  temiz…Ve  karşısına  gördüğü kusurların  kendine  ait olduğunu  bir bir  anlaması  ne kadar  zaman  alır  bilinmez….

“Bir sevgili…. bir misafir düşünün ki Cenab-ı Hak’tır. O…. senin gönlüne girmek istiyor. O’nun yeri orasıdır.”

Gönül âyinesin sofi eğer eder isen safi

Açılur sana bir kapu âyân olur Cemâlullah

Safî olan gönülden bir kapı açılır ve orada Allah tecelli eder.

Bir kudsi hadiste: “Yer ve gök beni istiab edemedi; inanmış kulumun gönlüne tecelli kıldım.” buyrulur.

Batılı bir yazar Carill şöyle der: “Her insan, istiridyeden file kadar bir hayvanın huyunu taşır. Deve gibi kindar, kedi gibi nankör, kaplan gibi zalim ve öfkeli aslan gibi gururlu, maymun gibi münafıktır.”

Kötü huyları tartmışlar da kötülükten yana en ağırını nankörlük almış,”

Nankörlük, kedi huyudur. Ondan sonra münafıklık vardır. Maymun huyudur. İnsanların içinde tavuskuşu, horoz, karga, kaz vs. kuşların huylarını taşıyanlar da vardır. Velhasılı insanda yetmiş iki hayvanî huy bulunur. Kimin içinde bu huylar varsa içinden çıkarması lâzımdır.

Hakk’ı ararsan kalbinde ara
Kudüs’te, Mekke’de, hac’da değildir
Eğer bir mü’minin kalbin yıkarsan
Hakk’a eylediğin secde değildir….

Yunus

Ey gözüm nuru ne bilsin gizlidir esrarımız
Câhil u nâdân ne bilsin anlamaz ahvâlimiz

Kördür ol münkir olanın kalp gözü görmez bizi
Can kulağı sağır olan duymadı feryadımız

Kuş dilidir hem dilimiz her Süleyman anlamaz
Rumûzât-ı işaretle söyleriz akvâlimiz

Koca Yunus, aynı konuda şöyle buyurur:

Süleyman kuş dilin bilir dediler
Süleyman var Süleyman’dan içerü

Kuş dili (mantuku’t tayr) tasavvuftur. Her Süleyman demekle çok Süleyman demek istiyor. Köşede, sokakta Süleyman geçinenler çoktur, ama kuş dilini bilen Süleyman başkadır. Anlayan Süleyman var; anlamayan Süleyman var. Niçin anlamaz? İkinci mısrada cevabını söylüyor: “Biz, rumuzlarla ve işaretlerle halimizi söyleriz.”

Arif, işaretten anlar. Arife tarif ne hacet! Arif değilse bırak işareti; helva yapsan ya da şerbet yapıp ağzına döksen yine anlamaz.”

Yetmiş bin hicâb geçeriz Hakk’ı her şeyde sezeriz

Her nefeste Allah adın dî müdâm
Allah adıyla olur her iş temam

Ey Kul!….daha KUL olup olmadığının bile  farkında değilsin..Sen bu konularda ahkam kesip  karar verecek  bir  mercide mi  oturuyorsun…Kendini  öyle zannediyorsan yanılıyorsun..Başka  sözcüklerlede ifade edilebilir fakat  terbiye icabı  bu kadara  musade var..Kimin mümin kimin  mümin olmadığına  sen karar veremezsin  VesSELAM…..

Edepli edebinden  utanır..Edepsiz onu  korkuttum sanır…

Edeple….

Kaynak:Halveti

(/A//Vitamin.net//)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.