M İ s A f İ R L i K……

mutfakK

“Allah’a ve ahiret gününe inanan misafirine ikram etsin. Allah’a ve ahiret gününe inanan, yakınları ile ilgisini devam ettirsin. Allah’a ve ahiret gününe inanan ya hayırlı bir söz söylesin veya sussun.” (Buhari, Edeb, 85)

Zekatını veren.. misafirlerini ağırlayan.. darda olanlara yardım eden kimse, cimri sayılmaz… [Taberani]

Ancak şerli.. kötü kimseler.. misafir kabul etmez [Beyheki]

Misafir rızkı ile gelir.. ev halkının günahlarının affına sebep olur… [İSünni]

Bir kişinin evine misafir olarak gidildiğinde en güzel, en rahatlatıcı ve en asil tavrın nasıl olması gerektiği de Kuran ayetlerinde bize açıklanmaktadır. Ayetlerde Peygamber Efendimiz (sav)’in evine nasıl girilmesi gerektiği örnek verilerek misafirlik adabının nasıl olması gerektiği bildirilir.

“Ey iman edenler (rastgele) Peygamberin evlerine girmeyin, (Bir başka iş için girmişseniz ille de) yemek vaktini beklemeyin. (Ama yemeğe) çağrıldığınız zaman girin, yemeği yiyince dağılın ve (uzun) söze dalmayın…” (Ahzab Suresi, 53)

ŞIK GİYİNİN…HEDİYENİZİ UNUTMAYIN…HEMEN SOFRAYA OTURMAYIN…SOFRA KURALLARINA UYUN…ÇOCUKLARINIZA GÖZ KULAK OLUN…

1. İzin almadan ( ve davetten önce), yemek ye­mek için ev sahibinin evine girmeyiniz.

2. Davet edildikten sonra, misafirlik vaktinin ge­lişinden önce ev sahibinin evine girmeyiniz.

3. Yemek vakti geldiğinde misafirleri bekletme­yiniz.

4. Yemek yendikten sonra, kalkınız ve gidiniz; sohbet ve konuşma için oturmayınız..

Misafirliğe gidildiğinde karşı tarafa eza ve sıkıntı vermemek için Kur’an’da dikkat çekilen hususlar şunlardır:

1-Ziyaret için uygun bir zaman seçmek

2- Ziyaret, usandıracak şekilde çok sık olmamak

3- Ziyaret edilecek kimseye mümkünse önceden haber vermek

4- Elbise temiz, kılık kıyafet düzgün olmak

5- İzin almadan kimsenin evine veya odasına girmemek

6- Kendisine ikram edilen yemeği kötülememek

7- Ev sahibinin sevinç ve kederine ortak olmak.

Misafirliğe gidildiğinde bu ziyaretin yemek vaktine denk gelmemesine itina ederek, karşı tarafı zor durumda bırakmamak.

Eğer yemek vaktinden evvel gidilmişse yemek vaktine kadar beklememek. Ancak ev sahibinden bir davet olduğu zaman yemeğe kalmak.

Yemeğin yenmesinden sonra gerekmedikçe söze dalıp, karşı tarafın vaktini boş yere alarak oturup kalmamak.

Bütün bunlar İslam ahlakının bir kişiye kazandırdığı insaniyetin ve üstün ahlak anlayışının günlük hayata yansıyan örnekleridir. Her an güzel ahlak göstermekle mükellef olan bir mümin, evine konuk olan bir kişiye kim olursa olsun, hangi mevkide ya da kaç yaşında olursa olsun hürmetle, sevgi ve saygıyla yaklaşır. Her hareketiyle karşısındaki insana değer verdiğini hissettirir. Bu ahlakından karşısındaki kişi kadar kendisi de çok fazla zevk alır. Aynı şekilde misafirliğe giderken de adaba ve ince düşünceye dair çok güzel davranışlar şergiler. Çünkü misafirlik adabı İslam ahlakının kişiye kazandırdığı aklın, ince düşüncenin ve merhamet anlayışının bir tecellisidir….

(Misafir, bin bereket ve bin rahmetle gelir) [Nisâb-ül ahbâr]

(Allah’a ve kıyamete inanan, misafirine ikram eylesin!) [Buhari]

(Allahü teâlâ hayır murat ettiğine hediye olarak misafir gönderir) [E Nuaym]

(Misafir istemeyende hayır yoktur) buyurdu (İAhmed)

(Misafir girmeyen eve, melekler de girmez) [Şir’a]

(Misafirle yenilen yemekten sorgu-sual olmaz) [Deylemi]

(Misafir için külfete girmeyin, misafir bundan rahatsız olur Misafirini üzen Allahü teâlâyı üzmüş olur) [İbni Lâl]

(Garip, yatacak yer bulamayan bir misafire yardım etmek, yemek yedirmek müslümanlar üzerine borçtur) [İAsakir]

(Misafirden hizmet beklemek, aklın noksanlığına alamettir) (Deylemi)

(Misafir rızkı ile gelir) [Şir’a]

(Misafir girmeyen eve, melek girmez) [Şir’a]

(Sofra misafirin önünde bulunduğu müddetçe, melekler ev sahibi için istiğfar ederler) [Taberani]

(Misafirin duası makbuldür) [Beyheki]

Misafirin de giderken veya yemekten sonra (Evinizde oruçlular iftar etsin, yemeğinizi iyi insanlar yesin!) gibi dua etmesi sünnettir (Tirmizi)

Din kardeşlerini Allah (c.c) rızası için ziyaret edenler… Allah’ın sevgisini kazanırlar.

“Adamın biri, başka köyde bulunan bir (din) kardeşini ziyarete giderken Allah Teâlâ bu kişinin yolunu gözetlemek için bir meleği görevlendirmişti. O adam yolda meleğin yanına gelince melek nereye gittiğini sordu. Adam:

– Şu köyde bir kardeşim var, ona gidiyorum, cevabını verdi.

Melek:

– O adamın sana geçmiş bir iyiliği var da onu devam ettirmek için mi gidiyorsun, dedi. O da:

– Hayır… ben o kimseyi sadece Allah için severim, dedi. Bunun üzerine melek:

– Ben Allah’ın sana yolladığı elçisiyim. Sen o adamı nasıl seviyorsan Allah da seni öylece seviyor, dedi.” (Müslim, Birr, 38)

“Kim Allah’a ve ahiret gününe imân ederse müsafirine ikram etsin. Onun câizesi (ödülü), bir gün ve bir gecedir. Ziyafet ise üç gündür. Bun-dan sonrası sadakadır. Müsafirin ev sahibi yanında darlığa sebep olacak kadar oturması helâl değildir” Buhari/7/104

Müsafire ilk ziyafet çeken, Hz. İbrahim’dir.Muvatta Şerhi

Bu sebeple misafire ikram eden kimseler, hem Peygamberimizin hem de Hz. İbrahim’in sünnetiyle âmil olmuş sayılmaktadırlar. Kâinatın biricik efendisi, “Müsafir rızkını getirir ve (evdeki) topluluğun günahını (bağışlatıp) götürür”Feyzul kadir

Bu kadar faziletli olduğunu bildiği halde “Müsafirine ziyafet vermeyen kimsede hayır yoktur”Hanbel/4/155

Aynı şehir veya köy halkının birbirini ziyaretlerinde ev sahibine düşen vazifeler bulunduğundan dolayı, “Senin üzerinde ziyaretçin için de bir hak vardır” Buhari/7/103

Sevgiyle….

(/Araştırma//Vit-amin.net//)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.