DİYARBeKiR … Dosttan Dostlara SELAM….

vaaaa

M.Ö 200’de Amidi Asur hükümdarı Adad-Nirari’ye ait bir kılıç kabzasında şehrin adı “Amid” ya da “Amidi” olarak geçmektedir. Roma ve Bizans kaynaklarında şehrin adı “Amid.. O’mid.. Emit.. Amide” şeklinde adlandırıldığı görülmektedir. 11. yüzyılda yöreye gelen Türkmenler şehirdeki yapılarda kullanılan siyah renkli taşlardan dolayı şehre “Kara Amid” demişlerdir. Arap egemenliği sırasında “diyār ve “Bekr” isimleri içindeki bakır rezervlerinden dolayı bakır diyarı demek olan Diyâr-i Bekr olarak  anılmaya başlanmış ve böylece kayıtlara geçmiştir..Diyar-ı bekr” daha sonraları “Diyarbekir”; Osmanlı’nın son yıllarına kadar daha çok bir bölge adı olarak kullanılmıştır.

Diyarbekir….Anadolumuzun …Türkiyemizin  bağrında  İslam uğruna şehit düşmüş  sahabeleri ve peygamberleri  ile  Allah dostlarını yatırdığı…şerefli bir  şehridir…

Diyarbakır’da 8 peygamber mezarı  vardır… 3 peygamber makamı ve 541 sahabe kabrinin varlığı bilimsel çalışmalarla geçen sene tescillendi. Buna göre Diyarbakır’da Hz. Zülküf, Hz. Elyesa, Hz. Asaf bin Behriya, Hz. Enüş, Hz. Melak, Hz.Rüveym, Hz. Harut ve Hz. Danyal peygamberlerinin kabirleri var. Ayrıca Hz. Zülküf, Hz. Yunus ve Hz. İlyas peygamberlerinin de makamları bulunuyor.

Peygamber şehri olarak bilinen Şanlıurfa’da ise farklı zamanlarda Hz. İbrahim, Hz, Eyüp, Hz. Elyesa, Hz. Şuayb ve Hz. Lut’un yaşadığı; Hz. Eyüp ve Hz. İbrahim’in de makamlarının bulunduğu biliniyor.

Yüce Rabbimiz En`âm Suresi’nin 86. ayetinde “İsmail, Elyesa `, Yûnus ve Lût`a da yol gösterdik” hepsini âlemlere üstün kıldık” ve aynı surenin 89. ayetinde de “İşte onlar kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir” buyurmaktadır.

Sa’d Suresinin 48. ayetinde ise Elyesa’ (a.s.) şöyle anılır: “İsmail`i, Elyesa`ı, Zülkifl`i de an. Hepsi de iyilerdendir”.

Elyesa’ (a.s.)’ın, İslâmî kaynaklarda “Elyesa` b. Ahtûb b. Acûz” şeklinde verilen şeceresi dışında onunla ilgili kesin bir bilgi bulunmamakla birlikte, İlyâs (a.s.) devrinde yaşadığı ve ondan sonra peygamber olarak görevlendirilmiştir.

Nebî Elyesa’ (a.s.)’ın, İsrailoğullarını doğru yola davet etmesine rağmen çok azının kendisine inandığı, çoğunluğun ise iman etmediği, kendisine iman etmeyen ve gerekli dersleri almayan İsrailoğullarının büyük bir kısmının başına ise Asurluların musallat edildiği ifade edilmektedir.

Kitâb-ı Mukaddes’ te Elişa adıyla zikredilen peygamberin Elyesa’ (a.s.) olduğu tahmin edilmektedir. Buna göre Hz. Elyesa’ milâttan önce VIII. yüzyılda İsrail Krallığı`nda yaşayan Şafaf’ın oğludur. Tanrı`nın emri üzerine İlyâs Peygamber tarafından kendisine halef olarak seçilmiştir. İlyas (a.s.)’ın vefatından sonra da doğru yola daveti sürdürmüştür.

Hz. İlyâs`ın ölümünden sonra Hz. Elyesa’ (a.s.)’ın, peygamberlik görevine Eriha`da (Batı Şeria/Filistin) başladığı ve pek çok mucize gösterdiği de Kitab-ı Mukaddes`te anlatılmaktadır. Hz. Elyesa’ (a.s.)’ın, İsrail Kralı Yoaş zamanında vefat ettiği tahmin edilmektedir.

1316/1898, 1321/1903 ve 1323/1905 tarihli Diyarbakır Salnâmeleri’nde Hz. Elyesa’ (a.s.)’ın Eğil’de medfûn olduğu ifade edilmektedir. Bununla birlikte, bölge halkı da, Hz. Elyesa’ (a.s.)’ın mezarının Eğil’de olduğunu asırlardır kökleşmiş bir inançla kabul etmektedir.

Nebî Elyesa’ (a.s.)’ın naaşının naklinden önceki türbesi, Diyarbakır’ın Eğil İlçesi’nin Çarıkören Mahallesi’ndedir. Eski bir caminin bitişiğinde bulunan bu türbe, iki kemer üzerine oturtulmuştur. Dicle Barajı’nın yapılmasıyla birlikte, baraj gölü havzasında kalan, Elyesa’ ve Zülkifl Peygamberlerin naaşları, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün işbirliği neticesinde 13–16 Eylül 1995 tarihleri arasında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce Kale Mahallesi’nde, Nebî Harun Tepesi’nde yaptırılan türbeye nakledilmiştir.

Nakil için dokuz kişiden oluşan bir heyet kurulmuştur. Heyette; dönemin Eğil Kaymakamı Selim Çapar, İlçe Müftüsü Ekrem Abbasioğlu, Kaymakamlık V.H.K.İ Mahmut Lâçin, Müftülük memuru Burhanettin İncedursun, fahri İmam-Hatipler Ömer Kalkan ve Sadullah Kızılay ile birlikte Bahattin Köksal, Mehmet Kaya ve Tahir Korkut adalarındaki işciler görev almıştır. İlk olarak, Hz. Elyesa’ (a.s.)’nın kabrinin açılmasına başlanmış ve bu faaliyet iki gün sürmüştür (13–14 Eylül 1995). İkinci gün sonunda naaşa ulaşılmıştır. Elyesa’ Peygamber’in naaşı, Eğil ilçesine hâkim durumda bulunan ve Nebî Harun-ı Âsafî’nin kabrinin de bulunduğu tepedeki türbeye nakledilmiş ve bu durum 18.09.1995 tarih ve 06 sayılı Komisyon Kararı ile de tespit edilmiştir.Heyette bulunanların, cesedin çürümediğini yönündeki görüşleri gazetelere de yansımıştır.

Kale Mahallesi’nde Nebî Harun Tepesi’ndeki türbenin yanında Elyesa’ Camii de bulunmaktadır. Cami ve türbenin mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait olup cami faal durumdadır.Eğil’de Nebî Harun Tepesi’nde bulunan cami ve türbe, Vakıflar Genel Müdürlüğü veritabanında “Elyesa Peygamber Camii, Zaviye ve Türbesi” adıyla ve21.06.02/02 envanter numarası ile “Türkiye Kültür Mirasları” arasında kayıtlıdır.

Kaynaklarda Zülkifl (a.s.)’ın, Hz. Eyyûb (a.s.)’ın oğlu Bişr olduğu belirtilmektedir. Yüce Allah, Hz. Eyyûb (a.s.)’dan sonra O’nu peygamber olarak göndermiş ve halkı, “Tevhîd Akidesi’ne: Allah`ın birliğine inanmaya” davet etmesini emretmiştir.

Yüce Allah… Enbiya Sûresi’nde… Eyyûb (a.s)’ın kıssasından sonra Zülkifl (a.s.) hakkında “Ve İsmâil`i, İdris`i ve Zülkifl`i hatırla ki, onların hepsi sabredenlerdendi. Ve bu yüzden onların hepsini rahmetimizle kuşatmıştık; onlar gerçekten dürüst, erdemli ve sâlih kimselerdi”. buyurmaktadır.

Zülkifl (a.s.)’ın Kur’an-ı Kerim’de peygamberlerin isimleriyle birlikte zikredilmesi, sabredenlerden, seçilmişlerden ve Allah tarafından ödüllendirilenlerden olduğunun belirtilmesi, onun da peygamber olduğunu gösteren bir delildir. Hz. Zülkifl (a.s.)’ın mezarının Eğil İlçesi’nde…. makamının ise Ergani’de olduğu kabul edilmektedir.

Hz. Zülkifl (a.s.)’ın makamı (bir süre kalığı yer), Ergani İlçesi’nin 6 km. kuzeyinde bulunan “Zülküfil” veya “Makam” ismi verilen dağın zirvesindedir.

Zülkifl (a.s.)’ın makamı/Ergani İlçesi

( Diyarbakır Salnâmeleri’nde  1301/1883, 1308/1890 ve 1318/1900 tarihli)Nebî Zülkifl (a.s.)’ın makamının Ergani’de bulunduğu ve bu makamın müzeyyen bir surette tamir ve tefriş edildiği bilgisi bulunmaktadır.

Ali Emirî Efendi (ö. 1924) Osmanlı Vilâyât-ı Şarkıyyesi adlı eserinde 1297/1879 yılında Abidin Paşa ile Elazığ’a giderken Ergani’ye uğradıklarını, Zülkifl (a.s.)’ın makamını ziyaret ettiklerini ifade etmektedir. 1307/1889 yılında Diyarbakır’da bulunmuş olan Arif Paşa, Seyahatnamesi’nde Ergani Kasabası’na gittiklerinde ilk önce Hz. Zülkifl (a.s.)’ın makam-ı mukaddeslerini ziyaret ettiklerini ifade ederek türbe ve türbenin çevresini ayrıntılı olarak tasvir etmektedir.

Makam Dağı’nda bulunan Zülkifl Nebi Zaviyesi’nin hangi tarihte ve kim tarafından yaptırıldığına dair kesin bilgi olmasa da, 924/1518 tarihli Tahrir Defterleri’nde vakıf kaydının bulunması, Osmanlı döneminden daha önceyi işaret etmektedir. Ayrıca 937/1530 tarihli Osmanlı Tahrir Defterleri’nde de Hz. Zülkifl (a.s.)’ın türbesi ve türbeye vakfedilen gelir hakkında bilgiler bulunmaktadır. 1285/1868 yılında Diyarbakır valiliğine atanan Kurt İsmail Paşa’nın, Zülkifl Nebî Türbesi’ni ziyarete gelenler için bir daire ile sarnıç inşa ettirdiği de bilinmektedir.

İçinde Hz. Zülkifl (a.s.) makamı bulunan ve türbe olarak adlandırılan bu yapı, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce 09.06.2008 tarihinde başlayan restoresi tamamlanmıştır. Bu yapının içerisinde yaklaşık 20–30 kişinin namaz kılabileceği küçük bir mescid de bulunmaktadır. Ulaşımı kış mevsiminde zor olan türbe, diğer zamanlarda sürekli ziyarete açıktır.
Zülkifl Nebi (a.s.) Makamı, Vakıflar Genel Müdürlüğü veritabanında “Zülkifl Nebi Türbesi” adı ve 21.07.01/08 envanter numarası ile “Türkiye Kültür Mirasları” arasında kayıtlıdır. Ayrıca türbe, Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından 20.02.1991 tarih ve 656 sayılı Kurul Kararı ile tescillenmiş ve korumaya alınmıştır.
Yöre halkı tarafından yoğun bir şekilde ziyaret edilen Ergani ilçesinde bulunan Makamın bakımı, muhafazası ve gelen ziyaretçilerin bilgilendirilmesi Ergani İlçe Müftülüğünce görevlendirilen bir imam-hatip tarafından yapılmaktadır.

Hz. Zülkifl (a.s.)’ın kabri, Eğil İlçesi’nde, Nebi Harun Tepesi’ndeki türbesinde bulunmaktadır. Hz. Zülkifl (a.s.) kabri daha önce bulunduğu yerden Dicle Baraj Gölü havzasında kalacağı için Elyesa’ın kabri ile birlikte, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü arasında yapılan işbirliği ve dönemin Eğil Kaymakamı’nın başkanlığında oluşturulan komisyon marifetiyle 13–16 Eylül 1995 tarihleri arasında, Nebî Harun Tepesi’nde yaptırılan türbeye nakledilmiştir.

Hz. Zülkifl (a.s.)’ın naaşının nakli için çalışmalara Nebî Elyesa’ (a.s.)’ın naaşının naklinden sonra başlanmıştır. Bu nakilde görev alan kişiler, Hz. Zülkifl (a.s.)’ın naaşının bulunduğu mezarın açılmasında, mezarın, dönemin çimentosu olarak bilinen Kels-i hacer adlı bir madde ile kaplı olduğu için çok zorlanıldığını ifade etmişlerdir. Hz. Zülkifl (a.s.)’ın naaşı, 15–16 Eylül 1995 tarihleri arasında Kale Mahallesi’nde önceden hazırlanan türbeye nakledilmiştir. Heyette bulunanların Hz. Zülkifl (a.s.)’ın naaşının çürümediğini gördükleri hususundaki ifadeleri basında yer almıştır. Nebî Elyesa’ (a.s.) ve Nebî Zülkifl (a.s.)’ın naaşlarının çürümemiş olması, Hz. Peygamber’in (s.a.v.), “Cenabı-ı Hak, toprağa, peygamberlerin cesedini çürütmeyi haram kılmıştır” hadisi ile irtibatlandırılmıştır.

Ülkemizin ….cennet vatanımızın her bir karışı kutsal ve mubarek…Bu mubarek toprakların  mubarekliğini  daha da artıran  bu yüce  nurani varlıklara ve tüm  şehitlerimize başta  Peyg. Efendimiz (sav) olmak  üzere   tüm dostlara ….Selam  olsun….

Sevgiyle…..

(/Araştırma//Vit-amin.net/)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.