CHİ.. i.davet…..

gökk

Feng Shui’nin en önemli önermesi chi önermesidir. Chi, Japonların (“Reiki”de olduğu gibi) ki dedikleri ve yogilerin prana dedikleri yaşam kuvvetidir. Değişik kültürlerin bu enerjiyi ve onun bizi nasıl etkilediğini bilmelerine karşın, Çinliler chi’yi anlama ve onu yaşamlarını geliştirmekte kullanma konusunda sivrilmişlerdir.

Chi enerjidir ve birçok enerji formu (örneğin, radyo dalgaları ve elektrik) gibi görünmezdir. Aynı zamanda, o -hayvan, bitki ve mineral- her nesnede mevcuttur ve etkisi yaşamsal öneme sahiptir. Chi düzeyi hayvanlar, bitkiler ve elbette insanlar gibi belli yaşam formlarında özellikle yüksektir. Bugün, chi’yi ölçebilen aletler bile vardır.

Belli bir nesnedeki chi düzeyi onun canlılık derecesini belirler. Dolayısıyla, sağlıklı gelişen bir bitkide, solan bir bitkiye kıyasla ya da sağlıklı bir insanda hasta bir insana kıyasla daha fazla chi bulunur. Çinlilere göre, fiziksel ya da duygusal her sorunun açıklaması o bedenin chi’sinde yatar.

Dolayısıyla, sağlıklı ve mutlu bir yaşamın anahtarı sakince akan nitelikli bir chi’nin içeriye akmasıdır. Bu nedenle, Çinliler hepsi de bedendeki chi’nin niceliğini, akışını ve niteliğini geliştirmeye dayanan bir dizi şifa ve dövüş sanatları felsefesi geliştirmişlerdir. En ünlü dövüş sanatları arasında Tai Chi ve Chi Gong sayabiliriz ve en ünlü Çin şifa yöntemi ise akupunkturdur.

Son yıllarda akupunktur tıbbi bir gereç olarak bilimsel kabul görmüştür, ki bu da akupunkturun ona dayandığı chi’nin kabul edilmesi anlamına gelir. Akupunktura göre, bedenlerimizdeki chi enerji kanallarından, yani, meridyenlerden akar. Chi’nin bu kanallardan serbestçe akması sağlıklı olmamızı sağlar. Hastalık ortaya çıktığında, Çinli şifacı hastanın chi’sinin akış yolu üzerinde “sıkışıp kaldığını” ya da deviniminin bir biçimde aksadığını düşünür. Uygulayıcı hastanın meridyenlerini inceler ve bu meridyenler boyunca iğneleri saplar. İğneleri saplamanın amacı bedenlerimizdeki chi’nin tıkanıklıklarını açmaktır. Chi yine serbestçe akmaya başlar başlamaz beden hastalıklarını iyileştirebilir.

Feng Shui aslında “eve uygulanan akupunktur”dur: Chi evlerimizin içinde de akar. İdeal olarak, chi daima boşlukta akmaktadır. Chi herhangi bir nedenden ötürü sıkışıp kaldığında aile üyeleri bunu çeşitli biçimlerde hissedeceklerdir: Kendilerini yorgun, şevkten yoksun hissedebilirler, çeşitli hastalıklar çekebilirler ya da kötü ruh halleri yaşayabilirler. Sonuç olarak, yaşamdan daha az zevk alırlar; canlılıktan yoksun oldukları için işlerinde beklenildiği kadar başarılı olamazlar, para kazanma güçleri azalır ve kişisel ilişkileri kötüye gider.

Feng Shui uygulayıcısı evdeki enerji tıkanıklarını saptayacak ve onları bitkiler, kristaller, rüzgar çanları, mobiller (dönerdurur süsler) ve aynalar gibi çeşitli araçlar vasıtasıyla açacak şekilde eğitilir. Evdeki enerji akışı düzeldiğinde sağlık, canlılık ve sevinç enerjileri orada yaşayanların hayatlarına akacak, kendileriyle birlikte sevgi, bolluk ve başarı getirecektir.

Feng Shui teriminin anlamı “rüzgar ve su”dur. Bu ismin ardındaki fikir, havanın ve suyun tüm yaşam formlarının var olmaları için gerekli olmalarının (susuz birkaç gün, oksijensiz ise birkaç dakika hayatta kalabiliriz) ötesinde, mükemmel chi taşıyıcıları olmalarıdır.

Birçok Feng Shui çaresi suyu (örneğin: yapay pınarlar) ve havayı (örneğin: rüzgar çanları) ön plana çıkarır. Buna ek olarak, onlar chi’nin niteliğinin ve akışının önemini iyi sergilerler: Tıpkı su ve hava gibi, chi de temiz olması ve kirleticileri biriktirmemesi için sürekli hareket halinde olmalıdır.( Araştırma//Vit-amin.net)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.