karadelik…..

karadelik

Bir nötron yıldızının çekirdek(yürek) kütlesi, 2,5 Mg’yi(Güneş kütlesini) aşarsa yıldız kendi kütlesel çekimine karşı koyamayacaktır. Yıldızın fazla kilolarını atması için ne yakıtı ne de kütlesel çekime karşı koyacak gücü olacaktır. Bu Chandraskher sınırına benzer Landau-Oppenheimer-Volkov sınırı olan kritik bir kütledir. Bu kritik kütleyi aşan yıldız, kendi merkezine doğru çökmeyi ve ezilmeyi sürdürecektir. Bu çöküşle beraber çevreye uyguladığı kütlesel çekim kuvveti artarken, uzay-zaman eğriliğinin de artmasını sağlar. Yıldız büzüldükçe, yüzeyindeki kütlesel çekim alanı güçlenir. Yıldızdan kaçıp kurtulma hızı da gittikçe artar. Öyle ki sonunda ışığın dahi kaçamayacağı sınır hıza ulaşır. İşte bu, karadelik dediğimiz uzay-zaman eğriliğinin sonsuza yaklaşan bir bölgesidir. Karadelikler, maddenin, adeta ezilerek yok olduğu görünmez noktalardır. Karadelikden ışık kaçamazsa, fiziksel hiçbir şey kaçamaz. Karadelikler, yıldızların ölümünün bir sonucudur.

Bütün bu süreçlerde, “genel göreceliğin kütlesel çekim yasası” ve “özel göreceliğin bu fiziksel evrende, hiçbir şeyin ışıktan hızlı gidemeyeceği yasası” hakimdir. Genel görelik yasasına göre, kütlesi olan her cisim, evreni(uzay-zamanı) eğip-bükmektedir. Karadelikler çok büyük kütleli yıldızlar oldukları için, uzay-zamanda adeta dipsiz bir kuyu oluşturmaktadırlar. Karadelikler, büyük kütleli yıldızların son durumları ve karanlık maddenin düşünülebilecek en karanlık biçimleridir. Doğrudan gözlenmeleri mümkün değildir.

Kendisinden ışık dahi kaçamadığı için gözlenemezler. Adeta bir kozmik sansür vardır. Karadelik civarında uzay-zamanda öyle bir bölge vardır ki, bu bölgedeki olaylardan ışık bile kaçamaz. Karadelik bir tuzak yüzeydir. Bu yüzeyden içeriye bir kez girerseniz, geriye dönüş yoktur. Karadelikler, uzay tozu parçacıklarından, ışık fotonlarından, dev yıldızlara kadar karşılaştığı her şeyi yutan; adeta dev kozmik bir süpürge, yahut vakumlardır.

Karadelikler, uzay ve zamanda yolculuk için potansiyeller içermektedir. Ancak, genel görelik denklemlerinin çözümleri, oldukça kararsız gözükmektedir. Karadelik sansürüne hala büyük bir umut bağlanmaktadır. Çıplak tekillik, geçmişe yolculuk için potansiyel bir kapı olarak görülmektedir. Bilim-kurgu yazarlarına çok cazip gelen bu alan, gerçekte oldukça tehlikelidir. Böyle bir gücü elde eden bir dünyalının neler yapabileceğini tahmin etmek güç değildir. Ancak böyle bir yol, şimdilik kapalı gözükmektedir.

Gerçekte karadeliğe düşen astronot, ayaklarından çekilerek önce iplik gibi uzayacaktır. Astronotun, karadelikten kurtulması için ışıktan daha hızlı hareket etmesi gerekir. Adeta astronot “iplik”, karadelik de “iğnenin deliği” olmuştur. Sonuçta birkaç saniye içerisinde paramparça olacaktır. Öyle ki astronot bu tekillikte moleküllere; molekül, atomlara ve atomlar da çekirdeklere parçalanacak. Hatta çekirdekleri ve tüm atom altı parçacıkları da parçalanacak ve ezilecektir. Neredeyse ezilmenin sonu yoktur. Yıldızlar, galaksiler ve evreni bekleyen son da budur. Sadece madde değil uzay-zamanın kendisi de bu akıbetten kurtulamayacaktır. Bu tekillikte bilgi de yok olmaktadır. “Bilginin korunduğu” fizik prensibi gibi diğer fizik yasları da burada işlememektedir.

Bir karadeliğin içine atlarsanız, parçacıklara ayrılırsınız. Acaba bu parçacıklar, başka bir evrene veya bir köşesine taşınarak ortaya çıkmanız mümkün mü? Gerçek zamanda bir karadeliğe düşen astronotun atom altı parçacıklarının geçmiş tarihleri bu tekillikte yok olur. Ancak bu parçacıkların “sanal zaman”daki tarihleri devam eder. Yani başka bir evrende, “sanal” olarak ortaya çıkabilirler mi? Elbette şimdilik karadelikler yoluyla uzayda yolculuk yapmak pek de güvenli görünmüyor.

DEV KÜTLELİ KARADELİKLERkaradelik2_hlarge

Evrende en çok bulunan karadelikler, Güneş’ten yaklaşık 10 kat büyük yıldızlardır. Samanyolu merkezinde bulunan karadelik, 2,6 milyon Güneş kütlesi büyüklüğündedir. Aynı şekilde, Andromede gökadasının merkezindeki karadeliğin kütlesinin de 10 milyon Güneş kütlesi olduğu tahmin ediliyor. Bu dev kütleli karadelikler, gökada oluşurken gaz bulutlarının yoğun merkeze çökmesiyle ortaya çıkar. “Kaymak deneyi”nde olduğu gibi, merkezde büyük kütleli yıldızlar yer alır. Gaz molekül bulutları kendi yoğun merkezine çökerken, burkulma ve dönme oluşturur. Bu merkezi topak, merkez çevresinden çaldığı gaz ve parçacıklarla daha da büyür. Ayrıca “her gökadanın merkezinde büyük kütleli karadeliklerin var olduğu” düşünülmektedir. Bu durum oldukça anlamlıdır. Hatta Samanyolu galaksisinde bir milyardan daha fazla karadelik olduğu sanılmaktadır.

KARADELİK RADYASYONUkara_delik_yildiz_yuttu

1974’de Hawking, “karadelik ışıması”nı öngördü. Buna, “Hawking radyasyonu” da denir. Karadelik dışarıya ışık kaçırmıyordu ancak radyasyon yayıyordu. Penros’un düşünce deneyi ise, karadeliğin kendi ekseni etrafında dönme enerjisinin bir bölümünü dışarıya aktaracağını öngörüyordu.

Karadelik, düzenli bir hızla parçacık yayar. Karadelik, yüzey kütlesel çekimiyle orantılı ve kütleyle ters orantılı bir sıcaklıkta, bir sıcak nesne gibi parçacık üretip, yayar. Bu, sonlu bir sıcaklıkta ısıl denge demektir. Nasıl oluyor da olay ufkunun içinden hiçbir şey dışarıya kaçamayacağı halde karadelik, parçacık yayınlar gözüküyor? Yahut radyasyon, karadeliğin kütlesel çekim alanından nasıl kaçıp kurtuluyor? Bunun cevabı, belirsizlik ilkesinin parçacıkların küçük bir uzaklık için ışıktan daha hızlı ilerlemesine izin vermesidir. Bu durum, parçacıkların ve radyasyonun olay ufkundan çıkmalarına ve karadelikten kaçıp kurtulmalarına imkân verir. Ancak karadelikten kaçan şey, içine düşen şeyden farklı olacaktır. Yalnızca enerji aynı olacaktır.

Kuantum mekaniği, sürekli olarak çiftler halinde maddeleşen, ayrılan ve tekrar bir araya gelen ve biri birini yok eden “sanal” parçacık veya anti-parçacıklardan söz eder. Sanal parçacıklar, “gerçek” parçacıklar gibi, bir parçacık detektörüyle algılanamazlar. Ancak dolaylı etkileri ölçülebilir. Proton, nötron, elektron, kuark vs. bütün bu gerçek parçacıkların, anti-parçacıkları(sanal-melekut) mevcuttur. Fotonun anti-parçacığı ise kendisidir. Gerçek parçacıklar artı enerjiye, sanal parçacıklar eksi enerjiye sahiptir.

Bir çift parçacıktan birisi karadeliğe düşerken; diğerini olay ufkunun sınırında yalnız bırakabilir. Yalnız kalan parçacık veya anti-parçacık, diğerinin arkasından karadeliğe düşebilir yahut kaçıp kurtuladabilir. Dışardan bakan bir gözlemci, onu, karadeliğin çıkardığı “radyasyon” olarak görür.

Karadeliğe anti-parçacığın düştüğünü varsayarsak, bu sanal parçacık zaman içinde geriye gidecektir. Bu karadelikten çıkan ve zaman içinde geriye giden bir parçacık olarak düşünülebilir. Parçacık, anti-parçacık birleşmesiyle maddeleşme aşamasına gelince, kütlesel çekim alanı ona çarpar ve zamanda ileriye doğru yol alır.

Karadelik küçüldükçe, sanal parçacığın gerçek parçacık olmadan önce alacağı yol kısalacaktır. Ve böylece karadeliğin parçacık yayınlama hızı artacak ve görünen ısı ortaya çıkacaktır. Karadeliğin yaydığı parçacıklar, karadeliğin kütlesi azaldıkça hızla artan bir sıcaklığı gösteren ısıl spektruma sahip olacaktır. Sonuçta, karadeliğe düşen iki eş parçacıktan biri içeride kalırken, diğeri dışarı kaçacak, karadelik buharlaşması yaşanacak ve karadeliğin kütlesi azalacaktır.

Örneğin elektron, kütlesel çekim nedeniyle karadeliğin içine çekilecek, pozitron(anti-elektron) kaçacaktır. Bu süreçte, karadeliğin sahip olduğu elektriksel yükün küçük bir bölümü yok olacak ve dönme momentinin çok az bir bölümü de dışarı taşınacaktır. Böylece karadelik, enerji kaybedecektir.

Kısaca ifade edecek olursak, bir karadelik parçacık ve radyasyon yayarken, kütlesi ve büyüklüğü düzenli olarak azalacaktır. Bu, daha fazla parçacığın dışarıya tünel açmalarını kolaylaştıracaktır. Böylece hızlı bir radyasyon yahut karadelik buharlaşması yaşanacaktır. Ancak, büyük bir karadelikler için buharlaşma süresi oldukça uzun olacaktır. Güneş kütlesi kadar kütlesi olan bir karadelik, yaklaşık 1066 yıl yaşayacaktır. En sonunda karadeliğin kütlesel çekim alanı o derece azalmış olacaktır ki, karadelik artık kendini bir arada tutamayacaktır. Ancak, bir karadeliğin buharlaşmasının en son aşaması o derece hızla ilerler ki, muazzam bir patlamayla son bulur.

KARADELİKLERİN BAZI ÖZELLİKLERİkara-delik_

En basit karadelik, yalnızca kütlesi tarafından belirlenir. Bu karadelikler için kütle, ölçülebilir tek büyüklüktür. Dönen karadelikler ise kütleye ek olarak iki özellik tarafından belirlenir:
a) Açısal momentum
b) Elektrik yükü.

Bu büyüklükler, karadeliğin çevresinde dönen parçacıkların yörüngelerinin incelenmesiyle ölçülebilir. Kimyasal yapı ise, belirleyici değildir. Karadeliği oluşturmak üzere nasıl bir maddenin çöktüğünün önemi yoktur. Karadeliklerin, dikkatimizi çeken bazı özellikleri:

1) Karadeliklerin varlığını çevrelerindeki gök cisimleri üzerindeki etkilerinden anlayabiliriz. Kendileri görünmez olan karadelikler, çevrelerinde dönen yıldızların hızlarını artırırlar. Karadelik başka bir yıldızla bir çift yıldız sistemi oluşturuyorsa etkileri fark edilebilir. Bu durumda, şiddetli x-ışınları ve radyo dalgaları yayarlar. Eğer karadelik eş yıldızına yeterince yakınsa, evrimleşerek kırmızı dev haline gelen eş yıldızın atmosferindeki gazların bir bölümü karadelik tarafından yutulabilir. Bu gazlar, önce karadeliğin çevresinde sarmal hareketlerle bir disk oluşturarak, karadeliğin yüzeyine düşerler. Gaz düşerken çok ısınır ve x-ışınları yayar. Adeta karadelikler eşlerini soyarlar.

2) Galaksi merkezinde bulunan dev karadelikler, etraflarındaki gaz bulutlarına güçlü çekim uygulayarak, büyük bir hızla döndürürler ve kendilerini belli ederler. Bu karadelikler, zamanla çevreden çaldıkları gaz ve yıldız artıklarıyla beslenirler. Buradaki madde, olay ufkunda kaybolmadan önce çok yüksek sıcaklıklara kadar ısınır.

3) Galaksi çekirdeklerinde birbirlerine çok yakın yıldızlar çarpışarak parçalanırlar. Ve enkazları, karadelik için bir besleme kaynağı olur. Merkezdeki canavar artık beslenmediğinde, çevresindeki kütle aktarım diski kaybolur ve süper kütleli karadelik galakside hemen hiçbir iz bırakmaz.

Bu sebeple, süper kütleli karadelikleri aramak için en uygun yerler, yakın galaksilerin çekirdekleridir. Aktif galaksi çekirdeklerinin güç kaynakları muhtemelen karadeliklerdir. Merkezdeki etkinliğin yakın görüntüsü, radyo yayını fışkırmalarıdır. Fışkırmalarının kaynağı, merkezde süper kütleli bir karadeliğin varlığıyla açıklanabilir.

Nötron yıldızı ve beyaz cüce gibi yıldızlar enerji üretemezler. Nötron yıldızlarının katı bir yüzeyleri var ve bu yüzeyde madde biriktirebiliyorlar. Karadeliklerde böyle sert bir yüzey yok ve olay ufkuna giren madde ve ışınım evreni terk ediyor.

4) Şayet, karadelik oluşturmak için çöken madde net bir elektrik yüküne sahipse, ortaya çıkan karadelik de aynı yükü taşıyacaktır. Benzer şekilde, şayet çöken madde açısal momente sahipse, ortaya çıkan karadelik dönüyor olacaktır. Hatırlanacağı üzere bir karadelik, çöken maddenin elektrik yükünü, açısal momentini ve kütlesini hatırında tutarken, bunların dışında her şeyi unutur. Zira bu üçü, uzun erişimli alanlarla bağlantılıdır.

SONUÇ:
1) Sonsuz yoğun ve sonsuz ince bir “nur” noktasından, bir “nur(akdelik) patlaması”yla yaratılan; yüz milyarlarca galaksi ve her bir galakside, yüz milyarlarca yıldızlardan oluşan bu muazzam evren; çökecektir, ezilerek adeta yok olacaktır. Karadelikler, maddenin ezilerek “sonsuz incelmesi”nin açık kanıtlarıdır.

2) Evrenin başlangıcı büyük patlamadır, sonu ise büyük çöküş olacaktır. Karadelikler, evrenin “büyük çöküşü”nün apaçık delilleri, alametleri ve işaretleridir. Bir bilim adamının söylediği gibi: “Eğer bir yıldız, çatırdayarak kendi üstüne çökebiliyorsa, neden tüm evren de çökmesin?”

3) Genişlemekte olan bu muazzam evren, kütlesel çekimin etkisiyle geriye dönmeye-büzülmeye başlayacak; adeta bir balonun sönmesi yahut bir kâğıdın avuç içinde dürülmesi gibi galaksiler biri birlerine yaklaşmaya başlayacaktır. Bir taraftan her bir galaksi kendi merkezlerindeki dev karadelikler tarafından yutulurken; diğer yandan galaksilerin dönüş hızı gittikçe artacaktır. Sonuçta, milyarlarca galaksi, süper dev karadeliklere dönüşürken; karadelikler, “sonsuza yaklaşan hızla” kafa kafaya gelecek ve hiper dev bir karadeliğe dönüşecektir.

İşte bu, “büyük patlama”ya hazır maddenin, sonsuz incelerek madde olmaktan çıktığı “nur(akdelik) noktası”dır. Sonsuz yoğun, sonsuz ince, sıfır boyutlu, sıfır hacimli ve patlamaya hazır “nur” noktası. İşte Yaklaşan “Saat” budur. İşte “Kıyamet”ten sonra “Kıyamet” budur. İşte bu “an”, Evrenlerin Rabb’i olan Sonsuz Yüce Allah’ın, Gökleri ve Yerleri yeni baştan yaratacağı “an”dır. İşte “Kıyamet”in arkasından beklenen ikinci ve “Son Büyük Patlama” anı. İşte bu “an”da, Cennetler-cehennemler yeniden yaratılacak ve ebedi kalacaklar.

4) Bilinmelidir ki, karadelikler üzerinde yapılan araştırmalar, sadece evrenin başlangıcına ve sonuna değil, fizik yasalarının ve fizik ötesi(sanal-melekut) evrenlerin anlaşılmasına da ışık tutuyor. Bu araştırmalar ilerledikçe, evreni yöneten yasaların birleşimi ve en basit hali olan “her şeyin kuramı”; yani kütlesel çekim yasasını kuantum kuramına bağlayan “teori” acaba ortaya çıkacak mıdır? Belki de. Bugün bilim dünyası, “altın iyonları”nı çarpıştırarak, “yapay büyük patlama” deneyleri düzenlemeye çalışıyor. Biz inanıyoruz ki, Allah, ayetlerini yakın gelecekte, “enfüsümüzde ve afakımızda” apaçık göstermeye devam edecektir. Araştırma

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.