İSTİKBAL İSLAM’INDIR!….

fetihh

İstikbal İSLAM’ındır!..

Resül’ünü hidayet ve hak din üzere gönderen O’dur. Öyle ki müşrikler hoşlanmasalarda ( hak din İslamı) onu bütün dinlere üstün kılacaktır!.(Tevbe/33)

Yeryüzünde kulluğun Allah için olması Müslümanların yegane ve temel hedefi olmalıdır.Bu Allah’ın bir emridir. İslam Allah’a kulluktan alıkoyan, Allah’ın yolundan saptıran her türlü ideolojinin batılı düşünce ve yaşam tarzının modernleşme adı altında ki kültür yozlaşmalarının karşısındadır..

Allah hiç kimseye gücünün yettiğinden fazla yük yüklemez.(Bakara 286)

”Muhakkak ki bu iş (islam’ın hakimiyeti) gece ve gündüzün ulaştığı yerlere ulaşacaktır. Allah ne bir kerpiç ev, nede keçe bir çadır bırakmayacak, azizi aziz ederek, zelili zelil ederek, bu dini ona dahil edecektir. Allah’ın bu işte aziz edeceği İslam’dır. Allah’ın bu işte zelil edeceği küfürdür.”

(Ahmed b.Hanbel,Tebarani,İbni Hıbban)

İslam’ın iktisadi, askeri, kültürel her alanda batılı inanç ve düşüncelerin önünde olacağı ve onlara galip geleceği  müjdelenip ResulAllah tarafından şöyle işaret edilmiştir.
”Biz Abdullah b. Ömer’ve bir kaç sahabi yanındaydık, şöyle soruldu; İlk önce hangi şehirler feth edilecek? Konstantiniye mi? Roma mı?
Abdullah kilitli bir sandığın getirilmesini istedi.Ondan yazılı bir kağıt çıkardı ve şöyle dedi;”Biz ResulAllah (sav) etrafında yazıyorken, hangi şehir önce feth olunacak, Konstantiniye mi? Roma mı? diye soruldu. ResulAllah (sav) Heraklin’in şehrinin yani Konstantiniye’nin önce feth edileceğini söyledi.”

Bilindiği üzre;”Konstantinepolis (Konstantinople)’in fethi ve fatihi Son Peygamber (sav) Efendimiz tarafından;

”Konstantiniyye elbet bir gün feth edilecektir.Onu feth eden komutan ne güzel komutan onu fetheden asker ne güzel askerdir!.” övülmüştür.

Peygamber Efendimizin (sav) fethi müjdelemesinden fethin gerçekleşmesine kadar geçen zaman döneminde bir çok sahabi ve devlet bu mübarek övgüye mazhar olmak için adeta birbirleriyle yarışmışlar, Araplar, Avarlar, Avrupalılar ve Osmanlılar derken defalarca kuşatılmış ve fetih girişimleri başarısızlıkla sonuçlanmıştı.

Bu kuşatmalardan söz etmek gerekirse;

*Makedonya Kralı Phillippe M.Ö 340
*Roma İmparatoru Septim Severus (Başarılı olmuş şehri Roma’ya bağlamıştır.) M.Ö 194
*İran Hükümdarı Keyhüsrev M.S 616
*İran ve Avar Türkleri M.S 626
*Emevi Halifesi Muaviye M.S 665
*Emevi Halifesi Muaviye M.S 667
*Emevi Halifesi Muaviye M.S 672
*Emevi Halifesi I.Velid M.S 712
*Emevi Halifesi I.Velid (Yalnızca Galata civarını almış Arap camii inşaa edilmiştir.) M.S 722
*Abbasiler (Kent haraca bağlanmıştır.)M.S 782
*Abbasi Halifesi Mütevekkil M.S 854
*Ruslar M.S 864
*Abbasi Halifesi Mütevekkil M.S 869
*Ruslar M.S 936
*Macarlar M.S 959
*Abbasiler M.S(Kent haraca bağlanmıştır)
*Latinler M.S 1203 (1261 e kadar İstanbul’u ellerinde tuttular)
*Venedikliler M.S 1302
*Cenovalılar M.S 1348
*Osmanlı Padişahı I.Bayazıt M.S 1391-1396
*Osmanlı Şehzadesi Musa Çelebi M.S 1412
*Osmanlı Padişahı II. Murat M.S 1422
*Cenovalılar M.S 1437
*Osmanlı Padişahı II. Mehmed (Fatih; Başarılı olmuştur. Şehir Türk’lerin egemenliği altına girmiştir.)

II.Mehmed ..Fatih..Fatih Sultan Mehmed;
Babası II. Murat Fatih Sultan Mehmed’in Babasıolup, I.Mehmet çelebinin oğlu Osmanlı Padişahı, Annesi Emine Hatun’dur. Bursa, Amasya, Edirne de Şehzadeliğini yapan, eğitimini önemli alimlerden alan 11yaşından itibaren devlet idaresini öğrenen, ilmi sohbetleri seven, ince ruhlu, adil ve merhametli, iyi bir askeri eğitim almış ve 12 yaşından itibaren savaşların içinde bulunmuştu. Babası I.Mehmed’den tahtı genç yaşlarda devralmış, Oğlu II.Mehmed’i de küçük yaşta tahta geçirmişti. Fetihlerle geçen yaşamında artık inzivaya çekilmek diniyle yoğunlaşmak istiyordu. Çocukluğu çok hareketli geçen Fatih Sultan Mehmed’e otoriter bir hoca bulmuştu. Hz. Molla Gürani. Haçlılarla anlaşmalar yapmış ve  sonra da tahtı 12 yaşında ki Oğluna bırakmıştı. Fatih’in babası olmaya gerçekten layıktı. Hacı Bayram Veli Hz.’inden İstanbul’un fethiyle ilgili keşifler almış, oğlunu bu fethe hazırlamak için Kırk yaşlarında tahttan feragat etmişti. Zira ”Gazavat’ı Sultan Murat ibn Muhammed Han”adlı eserinde Zaif’e göre rüyasında ResulAllah (sav) görmüş, Efendimiz ona yakında büyük bir savaşın çıkacağını tahtı oğluna bırakması gerektiğini söylemişti.
Tabii Avrupalı haçlılar boş durmamış onlarda bir çocuk tahta geçti diyerek bütün anlaşmaları bozmuş ve Osmanlıyı tarih sahnesinden silmek için hazırlıklara başlamıştı.
Bunun haberini alan II.Mehmet derhal babası II. Murat’a haber gönderdi.
Fatih Sultan Mehmet;
-Devleti Aliyeyi Osmaniye zor durumda kalabilir tahta geçiniz.
II. Murat;
-Taht senindir gerekeni yapınız.
Fatih;
-Padişah siz iseniz taht sizinse geliniz ordunuzun başına geçiniz. Yok eğer Padişah bensem taht benimse emrediyorum geliniz ordunun başına geçiniz.
Fatih bu muhteşem cevap ile babasını dahi kendisine hayran etmiş ve itaat etmekten başka çare  bırakmamıştı.

Bir kaç sene sonra yeniden komutanın başına geçecektir. II.Mehmet için fethin gayret ve hazırlıkları da başlamıştır artık. İlk iş olarak ayaklanma çıkaran Karamanoğullarına sefer düzenlemiş İstanbul’un fethini düşündüğü için onu affetmişti. Macarlara, Sırplara, Bizanslılara karşı yumuşak davranıyor onların haçlı olarak birleşmesini önlemeye, zaman kazanmaya çalışıyordu. Bizans imparatorluğu küçüle küçüle sadece İstanbul sınırları içinde hüküm süren bir devlet konumuna düşmüştü. Yine de Bizans’ın varlığı Türk hakimiyeti için bir tehdit oluşturuyordu. Anadolu’daki küçük azınlıkları kışkırtmaktan geri durmuyorlar, Osmanlı şehzadeleri arasında taht kavgalarına karışıp, devletin iç düzenini bozuyorlardı. İstanbul’un Osmanlı Devletinin hakimiyeti altına girmesi ticari kültürel yönden önemli bir avantaj olup, böylelikle İstanbul boğazı tamamen kontrol altına alınacak bu sayede Karadeniz ticaret yolları da ele geçirilecekti. Fetih hazırlıkları başlamıştı. Devrin mühendislerinden Musluhuddin Saruca Sekban, Osmanlılara sığınan Macar Urban Edirne de top dökümüyle görevlendirildi.”Şahi” adı verilen bu topların yanında tekerlekli kuleler ve aşırtma güllelerinin üretilmesi yapılan hazırlıklar aşamasındaydı. Yıldırım Beyazıt’ın İstanbul’u feth etmeye çalışırken yaptırdığı Anadolu Hisarının karşısına Rumeli Hisarını yaptırdı. 400 parçadan oluşan muteşem bir donanma inşa edildi. Turhan Bey komutasında ki bir donanma Mora’ya gönderilerek Bizans’a yardım gelmesinin önü kesildi. Eflak, Sırbistan ve Macarlarla antlaşmalar yenilendi. Bu arada Bizans da hiç boş durmuyordu. Şehre yiyecek depoluyor ve surları sağlamlaştırıyor, Haliçten gelecek tehlikelere karşı da tedbir alıyorlardı. Haçlılardan yardım talep ediyor. Papa ise Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birleştirilmesi şartını ön koşuyordu. En nihayet Katoliklerden nefret eden Ortodokslar ise ” İstanbul da kardinal küllahı görmektense Türk sarığı görmeye razıyız dediler. ” Ve fetih başladı.
Hazırlıklar tamamlanır tamamlanmaz Fatih Sultan Mehmet Bizans imparatoru Konstantin’e bir elçi göndererek kan dökülmeden şehri teslim etmesini istedi. Savaşa hazırız mesajıyla beraber şehrin kuşatması 6 Nisan 1453’te başladı. Topkapı surları Haliç derken çok şiddetli çarpışmalar oluyor, Venedik ve Cenevizlilerde Bizans’a yardım ediyorlardı. Rumeli ve Anadolu beylerinden birliklerde fethe katıldılar. Çevre devletlerden de fethe katılan mübarekler olmuştu, bunlardan biride Buhara dan Fethe katılan Akbaba Hz.idi. Akşemseddin devamlı olarak Fatih’e manevi telkinlerde bulunuyor, serili seccadesinde dualarıyla destek oluyordu. Donanmanın Haliç’e girmesi gerekiyordu. Fatih Sultan Mehmet’in aklına hemen bir fikir geldi. Donanmayı kızaklarla Haliç’e indirecekti. Çevre köylülerden(Galata Cenevizlileri) ne kadar sade yağ, zeytin yağı vs. varsa aldı ve bir gecede 67 takriben 72 parça donanmayı Haliç’e indirtti. Sabahleyin toplar Haliç’in surlarını dövmeye başlamıştı. Fatih Sultan Mehmet ne pahasına olursa olsun İstanbul’u almak istiyordu.

”Ya İstanbul beni alır, ya da ben onu!”diyordu.

Ordu mensupları ve alimlerle önemli ve cesaret verici bir toplantı yaptı. Artık Bizans’ı koruyan surlar üzerinde tamir edilemez gedikler açılıyordu. Ulubatlı Hasan ve arkadaşlarının şehit olma pahasına da olsa surlar artık direnemiyordu. Tam 53 gün süren 1125 yıllık Bizans İmparatorluğuna başkentlik yapmış İstanbul artık feth edilmişti.
”Bu ne güzel Komutan bu ne güzel asker”

Şehrin giriş kapısından ordusu ve askeriyle girerken ellerinde çiçekler kendilerine doğru gelen  birisi çiçekleri hemen yanında duran Hocası Akşemsettin’e uzatmış, Akşemsettin ise Fatihi gösterek işte Komutan işte Fatih dercesine işaret etmiş ve Fatih de Hocasını göstermiş -Çiçekleri Hocama verin. Bu şehrin manevi Fatihi odur. diyerek Hocasını onurlandırmıştı. Bu fetihten sonra II. Mehmet Sultan ”Fatih” ülke alan, çağ açan, fetheden unvanını almıştı. İlk iş olarak Ayasofya’ ya giderek orayı camiye dönüştürdü. Caminin kıblesi Kabeye dönük değildi. Bir rivayete göre Hızır A.Selam gelmiş ortada bulunan büyükçe bir sütunu sadece baş parmağıyla tutarak caminin kıblesini Kabe’ye çevirmişti. İlk namazı ordusuyla orda ifa eyledikten sonra din, dil, insan ayırt etmeksizin yönetimi ele aldı ve İstanbul’u farklı dinlerden insanların bir arda yaşadığı bir ticaret, kültür ve İslam şehri yapmayı amaçladı.

O döneme kadar fethedilemeyen İstanbul’un Efsanevi bir şehir olmasının nedeni pek tabi ki etrafını çeviren ve dünyada eşi benzeri dahi olmayan surlardan kaynaklanıyordu. Çin seddi bile dayanıklılık açısından bu surlar gibi değildi. Bu surlar karada 6492m, suda 820m.idi, dile kolay. Surlar önde mobil kuvvetlerle korunur, arkada hendekler, ondan sonra mızraklı askerlerin beklediği savunma mazgalları bir daha savunma amaçlı 5,7m. yüksekliğinde orta surlar ( Bu surlarda çok şehit verilmiştir.). Arkada 12-13 m. yüksekliğinde ki asıl surlar ve üzerinde hiç bir canlının şehre yaklaşmasına izin vermeyen askerler bulunurdu.

Ya sonra? Sonra mı? Ne oldu?

Tabi ki sonrasında da hakimiyeti pekiştirmek, sınırları genişletmek ve İslam’ı yaymak için yeni fetihler,  yeni seferler başladı.

Sefer nereye?

diye soran bir devlet adamına da ;

”Sır saklamayı bilirmisin?

Evet bilirim?

Bizde biliriz?…diyen bu büyük Komutan  niyetinin başka olduğunu şu sözlerle ifade etmekteydi..

”Gazamız Kal’a fethetmek değildir..”

Peki Niyeti neydi? Bizim niyetimiz de ne olmalıydı? Adeta  gelecek nesiller için niyet  belirlemiş ve hedef göstermişti.

”İmtisal-i cahidu fillah oluptur niyetim.

Din-i İslamın mücerred gayretidir gayretim.”

Niyetim Allah yolunda cihad edenlere örnek olmak; gayretim ise İslam dinini yüceltmektir, demişti.

Enbiya vü evliya istinadım var benüm,

Lütfu hakdandır heman ümmid-i fethü nusretim.

Peygamberlerle velilerdir istindim benim,

Hakkın lütfundandır ; fetih ve başarı benim.

Fazl-ı hakku himmet-i cündi rıcalullah ile

Ehl-i küfri ser-te-ser kahr eylemektür niyyetüm,

Nefsi mal ile n’ola  kılsam cihanda ictihad

Hamdülillah var gazaya  sad hezaran ragbetum:

Ey Mehemmed mu’cizat-ı Ahmed-i Muhtar ile

Umaram galip ola  a’da-yı dine devletüm!….

Umarım galip olur din düşmanlarına devletim …

”Muhakkak ki Allah kendine yardım edenlere yardım edecektir.Şüphe yok ki Allah güçlü olandır, aziz olandır.”(Hacc/40)

Andolsun, biz Zikir’ den sonra Zebur ‘da da;” Şüphesiz yer yüzüne salih kullarım varisçi olacaktır.” diye yazdık. Gerçekten bunda  Allah’ a kulluk eden bir toplum için yeterli açık bir mesaj vardır. (Enbiya 105/106)

Allah İstikbalin İslam’ın olacağını nusret ve yardımın kendi katında olduğunu ve kendi yolunda olan ve dinini yeryüzünde hakim kılmak için mücadele eden müminlere  yardım edeceğini müjdeleyip vaad etmişti..

”Zafer ancak aziz ve hakim olan Allah’ın katında dır.” (Ali imran 126)

Ey iman edenler! Eğer  Allah’ın dinine yardım ederseniz , o size zafer verir ve ayaklarınızı sabit kılar. (Kıtal 7)

Onun rızasını kazanma yolunda İslam davasını ihlasla yüklenip çalışıp çabalamak, gayret göstermek ve  sabretmek gerekiyor. Allah dininin yer yüzünde hakim olabilmesi için bize yardım edecektir. Yeter ki biz samimi, sadık ve ihlaslı olalım..

”Din samimiyettir..”

Kime karşı ya ResulAllah?

”Allah’a, Peygamber’ine, devlet yöneticilerine,  müminlere.”

”Allah’ın Lutfundan ümidi kesmeyiniz. Çünkü Allah’ın lütfundan ancak kafirler topluluğu ümidi keser.” (Yusuf/87)

İslam karşı mücadele  edenlerin istediği ortak gayesi de İslam toplumunun içinde küçük karşıtlıklar oluşturmak insanı yaradılış gayesinden uzaklaştırıp, mutsuz, umutsuz, hedefleri ve idealleri olmayan, birbirine yardım etmekten aciz, vurdum duymaz, gafil, iyilik yapmayı tereddütle karşılayan, Allah’ın yolunda Allah’ın yoluna uyanları garipseyen, birbirine güvenmeyen, Peygamberinin sünnetini yanlış algılayan yada hiç bir haberi ve bilgisi olmayan, birbirinden kopuk, soyut biraz da uyuşuk ve gevşek bir Müslüman yeni nesil  kimliği yetiştirilmesine yarayan ortamlar, özentiler oluşturmak. Batılı toplumların, batılı toplulukların, batılı kültürlerin, batılı öğreti ve felsefelerinin ışığında kendine bir çıkış yolu arayan, belirlediği hedeflerini milli, irade ve şuur  noksanlığında gerçekleştirmeye çalışan, yenik düşmüş,  mevcut şartlara teslim olmuş bir nesil…yeni bir  Müslüman kimliği.. Müslüman uyan.. Müslüman teslim olan demek tamam. Fakat Rabbine, Resulüne teslim olan..gerçek  ışığın Hz. Muhammedin Nur’ u olduğunun noksanlığında bir nesil..

”Babam anam sana feda olsun Ya ResulAllah, Allah’ın eşyadan önce yarattığı ilk şeyi bana haber ver? dedim. Hz.Cabir(r.a)

ResulAllah (sav);

Ey Cabir! Allah’u Teala eşyayı  yaratmadan evvel kendi nurundan senin Nebi’nin nurunu yarattı…

Bu nur Allah’ın dilediği şekilde devran ediyordu. Bu vakitte levh, kalem, cennet, cehennem, mülk, sema, yer, güneş, ay , cin, insan  ortalarda yoktu. Ne zaman ki Allah mahlukatı yarattı ve diledi. Bu nuru dört parçaya böldü. İlk nurundan kalemi, ikinciden levhi (Levh-i Mahfuz), üçüncüden de arşı yarattı ve dördüncüyü de dört parçaya böldü ; birinci parçadan Hamele-i Arşı (Arşın taşıyıcılarını), ikinci parçadan kürsi’yi, üçüncü parçadan da diğer melekleri yarattı, dördüncü kısmı da tekrar dört parçaya böldü; birinci parçadan gökleri, ikinci parçadan yerleri, üçüncü parçadan tekrar cennet ve cehennemi yarattı, sonra dördüncü parçayı tekrar dörde böldü; birinci parçadan müminlerin basiret nurunu, iman şuurunu, ikinci parçadan marifetullahtan ibaret olan kalplerin nurunu, üçüncü parçadan tevhit den ibaret olan ünsiyet nurunu (La ilahe illallah Muhammedür ResulAllah nurunu)yarattı. (Acluni/312)

Allah;

”Seni kendi nurumdan, diğer şeyleri de senin nurundan yarattım.” Ya Muhammed.

Cebrailim selam söyle dostuma,

Gelsin seyran etsin arşım üstüne,

Ben O’num dur, O benim Ey Cebrail,

Aramızda nesne yoktur öyle bil,

Onun hürmetine durur cümle kul,

Benim Muhammedim  nurdan Ahmedim.

Onculayın hiç bir kul yaratmadım,

Onun bir sözünü iki yapmadım,

Ümmetini cehennemde yakmadım

Benim Muhammedim nurdan Ahmedim.

Ahmedimdir enbiyaların başı,

Göklerimin nuru, Arşın nakkaşı,

Yerde gökte iki cihan güneşi,

Benim Muhammedim nurdan Ahmedim,

Donattım arşımı gelsin göreyim,

Kulların halinden haber sorayım,

O gelsin ben ona cevap vereyim,

Benim Muhammedim nurdan Ahmedim,

Kendi nurumdan yarattım O’nu,

Aşık oldum O’na hem dünü günü,

Neylerem ben Onsuz iki cihanı,

Benim Muhammedim nurdan Ahmedim,

Yunus neder iki cihanı sensiz,

Sen hak peygambersin şeksiz şüphesiz,

Sana uymayanlar gider imansız,

Benim Muhammedim nurdan Ahmedim!…

İstikbal İslamın’dır!..

Allah dinine yardım edecek ve yardım edenleri mükafatlandıracaktır. O zaman  mülkün ve her şeyin tek ve gerçek sahibi Allah olduğuna göre bize düşen Allah’a sığınıp, güvenip, dayanmak, gayret  göstermek, tarihler boyunca oynanan bu ve benzeri oyunların tuzağına düşmemek, kendimizi ve çevremizi uyanık tutmak ve say’e sarılmak, azmetmektir.

Resulünü  hidayet ve hak din ile gönderen O’dur. Öyle ki; müşrikler hoşlanmasalar da onu (Hak din İslamı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır.(Tevbe 33)

Allah yeryüzünde İslam dışındaki bütün dinler  fikirler ve ideolojiler üzerine İslamı hakim kılacaktır. Salih kullarının üzerinden baskıları , zulümleri, korkuları kaldıracak, güvende kılacak ve düşmanlarına galip getirecektir. Bu ilahi bir vaad’dir. Peygamberimizin (sav) bir müjdesidir..

İslam davasını omuzla, yüklen.. Dinini öğren ve tanı. Yaşa, yaşat ve öğret…

Peygamber’ini (sav)..Kur’anını… Öğren ki onlar sana  öğretmeye kalkışamasınlar…Öğret ki yanlış öğretenler türemesin. Varsa yanlış öğrenenler düzeltsin. Yer yüzüne İslam hakim olsun. Yer yüzüne  iyilik!..

Dünyayı İslam kurtaracak..Kurtacak dünyayı İyilik!….

Allah’u Ekber!…

Sevgiyle!…

Gül Seyyide

Kaynak; Kur’an: (Tevbe 33),(Hacc 40),(Enbiya 105/106),(Yusuf 87).(Bakara/286),(Ali imran/126)

Hadis; (Ahmed, Nusned I V-127);(Hakim, Müstedrak,11-600/4175);(İbni Hibban, El İhsan, XIV-3126404);(el-Asar’l-Merfua,s.42-3); (Kastalani,Mevahibul -Ledünniye:1/6);(Acluni:312); (Keşfu’ l Hafa c.1 262-265-266)

(Ahmed b. Hanbel, Taberani,İbni Hibban)

Hadisi Kutsi; (Ahmed, Müsned IV-127), (Hakim, Müstedrak II-600/4175),(İbni Hibban,XIV-312/6404), Acluni, (Keşfü’ Hafa I-265/827)

Fatih Sultan Mehmet

Yunus Emre

Türkçe bilgi.com

Fatihin cevabı/”Gazavatı Sultan Murad ibn. Muhammed Han”/Zaif

Gelibolulu Zaifi Mehmet (Mutasavvuf Şair)

II. Murat Saltanatı 12 Yaşındaki oğluna niçin bıraktı/Prf . Dr. Mefail Hızlı

Estanbul.com

Sorularla İslamiyet.com

İslami yöntem.net

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir