HALİFE….

R. Şemsiyesi

HaLife!.. HaLife’yi Ruyi Zemin!…

Hz. Muhammed Mustafa (sav) Efendimizden sonra şeriatın koruyuculuğunu ve  Müslümanların imamlığını,  yönetimini üstlenmiş kimsedir Halife…

Peygamber Efendimiz (sav) den sonra 632 Hicri yıllarında İslam toplumunu ileri gelenleri  Hz. Peygamberin peygamberlik  görevleri  dışındaki  görevlerini  yürütmek  üzere  bir halife  seçmek için bir araya  geldiler. Hz. Ebubekir (R.a) Halife resmen seçilmeden önce Hz. Peygamber Muhammed Mustafa (sav) tarafından cemaatle  beraber kıldığı son namazlarında  işaret edilmişti.. Namaza çıkamadığı zamanlar ”Ebubekir’e söyleyin namazı kıldırsın.” demesi, Hz. Ömer’in imamete geçtiğini duyduğu an bunu kabullenmemesi ”Mescide açılan bütün kapıları kapatın, yalnız Ebubekir’in kapısı açık kalsın.” buyurması Onun Allah Resul’ünden sonra halife olması gerektiğine dair adeta bir işaretti. Bu işareti anlayan sahabeyi kiram içindeki   erbab-i feraset ve onların başındaki  Hz. Ömer’den başkası değildi.

Medine’ de Beni Saide Sakifesin de  Halife seçmek için muhacirlerin ileri gelenlerinin toplandıklarının haberini aldıkların da Hz. Ebubekir (r.a)ve Hz. Ömer (r.a) hemen olay mahalline gittiler. Hz. Ömer  heyecanla  hazırladığı konuşmayı yapmak istiyordu. Ebubekir vakarlı bir insandı yüksek ferasetini kullanarak  buna izin vermedi. Toplantıda önce o konuştu. Önce muhacirlerin meziyetlerini övdü, Hz. Muhammedin  (sav) davetine ilk uyanların muhacirler olduğunu, İslamiyet uğruna nice meşakkatlere katlandıklarını anlatıp,  sözü Ensar’a getirip onların da hizmetlerini övgüyle yaddetti. Meziyetlerini bir bir övdü. Daha sonra sözü Peygamber Efendimizin (sav) bir hadisine getirerek ”İmamlar Kureyş’ten’dir” hadisini  nakletti. Ensar’a dönerek ; Emirler bizden vezirler sizden olsun. Sizinle istişare yapılmadan hiç bir karar alınmayacaktır..)))

Ensar cemaatı iki ana kabileye ayrılmıştı. Evs ve Hazrec. Hazrec kabilesi sayı olarak  Evs kabilesinden fazlaydı. Herkesin gözü Sa’d Ubadeye çevrilmişti. Sad Ubade de Ensar’ın yaptığı iyilikleri ve meziyetleri  sıraladıkça sıralıyor ve O konuştukça toplantıda bulunanlar yoğun bir tezahüratla tasdik ediyorlardı. Hazreç kabilesi lideri Sa’d b. Ubade halife olsun diyor, muhacirler ise Ebubekir, Ömer, Ebu Ubey’de olsun diye diretiyorlardı..

Hz. Ömer  kalktı ve…

Hz. Ömer sağduyulu bir şekilde bir manevrayla  günü kurtarma değil ümmeti kurtarma gayreti ve şuuruyla hemen elini Hz. Ebubekir’in elinin  üzerine koyup biat ederek diğer elini havaya kaldırdı. Hz. Ebubekir’e biat etti.  Hz. Ömer’in bu esnada  Hz. Ebubekir’e biat etmesi tartışmayı birden kesmişti. Bir sessizlik ve…

Halk öbek öbek gelerek Hz. Ebubekir’ e biat etmeye başladı.. Hz. Ebubekir (r.a) ise hangameli bir zamanda şartlar gereği halifeliği kabul etmek zorunda kalmıştı.

”Allah’a itaat ettiğim sürece bana ettiğiniz bey’at üzerinde durunuz.” diyordu..

Sadece Hz. Ali (K.v) zevcesi  Hz. Fatma’nın (R.a)  vefatından sonra Hz. Ebubekir’ le görüşmek istemiş, fakat Hz. Ömer’e kırgınlığından yalnız gelmesini istemişti. Hz. Ömer’ de yalnız gitmemesini söylediyse de ”Onlar benim güvenliğim için tehlike değildir.”)) diyerek görüşmeye gitmiş ve Hz. Ali ”Hoş geldin”)) dedikten sonra ”Senin faziletini kabul ediyoruz. Allah’ın sana bağışladığı lütufları kıskanmıyoruz. Ancak sen bu meziyetlerini bize karşı kullandın. Halbuki biz Hz. Muhammed’in yakınları olduğumuz için kendimizi hilafete daha yakın görüyorduk..”))) Hz. Ali’nin bunları söylerken gözleri dolmuştu..

”Senin ehli beyt oluşun benim meziyetlerimden daha üstündür ” dedi  Hz. Ebubekir  ve O’na sarıldı.

Biat için öğlen namazı hutbesinde karar kıldılar. Öğlen namazından sonra önce Hz. Ebubekir (r.a), Hz. Ali’nin meziyetlerini bir bir anlattı,  biatta geç kalış mazeretlerini söyledi. Hz. Ali (K.v) de söz alarak Halifelik seçimindeki aceleye getirilişe kırgınlığını ifade etti.  Böylece Hz.Ebubekir (r.a) Halife  seçildi.

Hz. Ebubekir’i (r.a) Hilafet’e  getiren meziyetler bunlar nelerdi? Allah Ressül’ünün yanında…

Hz. Ebubekir ve Peygamberimiz (sav) arasında ki kalıcı sadık ve samimi dostluk daha Peygamber Efendimizin (sav) Peygamberliğini ilk ilan ediş anlarından itibaren  O’na hiç tereddüt etmeden bi’at etmesiyle başlamıştır..

Hz. Ebubekir Ebu Kuhafe künyesiyle tanınır, halkın dertlerine ortak olur, yoksullara yardım ederdi. Kureyş konusunda başkalarının bilmediği neseb bilgisine sahipti. Peygamber Efendimiz (sav) onun için ”Kimi İslama çağırdıysam reddetti. Fakat Ebubekir hiç tereddüt etmeden kabul etti.”

Hz. Ebubekir İslam dan önce zaten  nezih bir hayat yaşıyordu. İyilik yapmayı seviyor, faziletten ayrılmıyor, cahiliye devrinin kötü alışkanlıklarından uzak  duruyordu. Kendisine cahiliye döneminde hiç içkide mi içmedin diye sorulunca ; haşa ben namusumu korur, insanlık şerefini tanır, içki içen bir adam bunları zayi eder)) dediğini Hz.Peygamber Efendimiz (sav) bu sözü duyunca. ”Ebu bekir’in söylediği doğrudur. ”demişti.

Hz. Ebubekir’in Müslüman oluşu bahrul Hakayık tefsirinde şöyle anlatılmaktaydı; Hz. Ebubekir ticaret için gittiği  Şam’da bir rüya görmüş ve rüyasını Rahip Buhara’ya anlatmıştı. Buhara’da ona;

-Sen nerden geldin..

-Mekke’den..

-Mekke’nin hangi kabilesindensin.

-Kureyş Kabilesinden.

-Eğer rüya doğru ise senin kabilenden bir Nebi  gelecek ve sen O Nebi’nin hayatında Veziri olacaksın…

Hz. Peygamber gönderilinceye kadar bu rüyayı içinde saklayan Hz. Ebubekir Peygamberimize peygamberlik gelince O’nun yanına gitti ve;

-Delilin nedir? diye sordu. Efendimiz de kendilerine;

-Şam’da gördüğün rüyadır.

Buyurunca Hz. Ebubekir Peygamber Efendimizin boynuna sarılıp İslamiyet’i kabul etmişti..

İslam tarihinde en önemli hadiselerden biri olan Peygamber Efendimizin(sav)  Miraca çıkması  olayında  Hz. Ebubekir’in gösterdiği tavır ise taktire şayandı.

Hz. Peygamber Kabe-i Muazzama da bir gece önce yaşadığı mucizevi miraç olayını heyecanlı heyecanlı anlatırken, bundan daha  hiç bir haberi olmayan  Hz.Ebubekir’i müşrikler yolda yakalayıp alaya alıyor.. Ha ha ha. Seninki gene bir şeyler anlatıyor)) ; Mescid-i Aksa’yı ziyaret etmiş miş, ata binmişmiş, Rabbiyle konuşmuşmuş falan filan.. diyorlardı.Bunu duyan Ebubekir Hz’i hiç tereddüt etmedi, şaşırmadı, hayrete düşmedi. Aksine karşısında ki müşrikleri hayrete düşürecek şu muhteşem cevabı verdi;

– O söylüyorsa doğrudur.))

Efendimizde Onun bu sadakatını  eksik bırakmamış ve yar-ı vefadar’ını seçmişti.

Hz. Ayşe anlatıyor; Hz. Peygamber bize  ya sabah ya da akşam gelirdi. Ancak Allah’ın kendisine hicret için  izin verdiği gün öğle vakti gelmişti. Efendimiz içeri gelince babam kalkıp ona yer vermişti. Allah Resulü babama onları dışarı çıkar.)) Babam; Ey Allah’ın Resulü onlar benim kızlarımdır. Anam babam sana feda olsun. Acaba bu iş nedir?)) dediğinde;

-Allah bana Mekke’den çıkmaya hicrete izin verdi.)))

Babam;

-Ey Allah’ın Resulu! Sana arkadaş olmak istiyorum..)))

Peygamber Efendimiz (sav) Refik-i Alaya  gitmeden önce  başına bir sargı bağlayıp mescide gelmiş, yavaş yavaş ilerleyip minbere çıkıp oturmuştu ve ;” Ey Nas!. Hayatım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki ben şimdi Kevser havuzu başındayım. Şunu bilin ki bir kula Cenab-ı Allah istiyorsan ben sana dünyayı ve bütün zevk ve nimetleri vereyim” demiş o ise ahireti seçmiştir.” dedi. Ebu Said diyor ki; Hiç kimse Peygamberimizin bu sözünden bir şey anlamadı. Ancak Ebubekir gözleri yaşlanarak;

-Ana babam sana feda olsun Ya ResulAllah dedi. Bu konuşmadan sonra  zaten Peygamber Efendimizi bir daha mimberde görmek nasip olmamıştı. Peygamber Efendimiz (sav) refik-i Ala’ya gittikten sonra Hz. Ebubekir yanından çıktığında Hz. Ömer halka ”ResulAllah ölmemiştir ” diyordu.

Hz Ebubekir; Ya Ömer otur.))dediyse de Hz. Ömer oturmayınca  hemen mimbere çıktı.

-”Sizden kim Muhammed’e ibadet ediyor idiyse; bilsin ki Muhammed ölmüştür. Ve kim Allah’a ibadet ediyorduysa bilsin ki Allah bakidir. O’nun için ölüm yoktur.  Cenab-ı Hakk Kuran’ı Mübin de ; Muhammed ancak bir Peygamberdir. Ondan önce nice Peygamberler gelip, geçmiştir. O ölür yada  öldürülürse gerisin geri gerimi döneceksiniz? Kim geri dönerse bilsin ki Allah’a kati surette zarar veremez. Allah ise şükredenlere karşılığını mutlaka  verecektir.”(Ali İmran / 144)

Ashab o kadar büyük bir şaşkınlık içindeydi ki bu ayeti sanki ilk kez duyarcasına tekrar tekrar ediyorlardı.

Hz. Ebubekir işte bu feraset , basiret ve idrak içinde Hz. Ali’nin biat etmesiyle de resmen halife seçilmiş ve mütevazi bir konuşma yapmıştı;  Ey İnsanlar!. Size Halife oldum. Ama bu sizden daha hayrlı olduğumu göstermez. Başınıza gelmiş olmam içinizde benden iyisi yok demek değildir. Fakat Kuran’ı Kerim nazil olmuş, AllahResulü dinin hükümlerini açıklamış ve bize aklın en üstününün takva olduğunu bildirmiştir. Şunu bilin ki en kuvvetliniz; benim yanımda mazlumun hakkını kendisinden alıncaya kadar en zayıfınızdır. En zayıfınızda yanımda hakkını zalimden alıncaya kadar en kuvvetlinizdir.

Ey insanlar! Ben ancak ResulAllah’ın yoluna tabiyim. Ben  aklıma ve arzuma göre harekat etmeye yetkili değilim.Şu halde ben, eğer iyilik edersem bana yardım ediniz. Ve eğer  doğru yoldan çıkarsam beni doğru yola çağırınız. Bu sözümü söyler kendim ve sizler için Allahtan mağfiret dilerim..

Hilafette Hz. Ebubekir kendisinden den sonra Hz. Ömer’i  önerir. Hz. Ömer ise  bir kurul ve seçim önerir. Hz. Osman’ın seçilmesinden  sonra siyasi çekişmeler başlar. Hz. Osman’ dan sonrada  çekişmeler büyür ve Hz. Ali taraftarları ve Şam Valisi Muaviye arasında halifelik  tartışmaları taraflar arasında gittikçe artar farklı boyutlara taşınır..

Muaviye’ye göre halifelik Kureyş Kabilesine aitti. Hz. Ali yandaşları ise Halife olarak Hz. Ali yi seçmiş ve onun soyundan 11 halife geleceğini Peygamber Efendimiz (sav) bildirmişti. Yani halifelik  ehli beyte tanınmış bir haktı. Hariciler ise her Müslümanın  halife olabileceğini ve halifenin seçimle iş başına getirilmesi gerektiğini savundular. Bu arada Muaviye de durumu gittikçe sağlamlaştırmış ve sonradan da bu durumu babadan oğula geçen  bir kurum  bir saltanat haline  getirmişti. Hz. Ali taraftarları Hz. Ali’nin öldürülmesinden sonra onun soyundan gelenleri halife olarak tanımış ve bunlara imam demişlerdi..

Hariciler her ikisine karşı sert bir tutum sergilemiş, bundan sonrada hukukçular halifeliğin zorlada olsa ele geçirilmesi durumunda halkın bunu kabul etmesiyle halifeliğin geçerli olacağını ileri sürmüş ve Abbasiler bu yolla Halifeliği Emeviler ‘in elinden almıştı. Fatımiler 920′ de  Tunus’u alınca bir Halifelik merkezi oluşturmuş, 929′ da Endülüs Emevi Hükümdarı kendini halife ilan etmişti. Bir de Şii imam olmak üzere birden fazla halife ilan edilmiş ve bu karışıklık Emevi ve Fatımilerin ortadan kaldırılmasıyla son bulmuştu. Abbasilerin halifeliğinin son bulması da Moğolların istilasıyla olmuş. Mısır’ a sığınan son Abbasi  Halifesi Zahir oğlu Ahmed’in Halife ilan edilmesiyle de Halifelik artık  en nihayet sünni Müslümanlar arasında birliği simgeleyen bir kurum halini almıştı.. Artık dünyasal görevleri yerine getirme gücü Sultanların işidir. Ta ki Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim Han’ın 1517’de Mısır’ı alıp  Memlük egemenliğine son verip, Halifeliği ve kutsal emanetleri İstanbul’ a getirip ve bir törenle de  Halifeliğini ilan etmesine kadar. Artık Osmanlı  Halifeliğini ilan etmiştir..

Bundan sonraki aşamada artık Osmanlı Sultanları Halifeliği temsil etmekteydiler.

Halifeyi Ruyi Zemin…Yavuz Sultan Selim Han ve Ondan sonraki  bütün Padişahlara atfen kullanılmıştır. Hatta Yavuz Sultan Selim Han’ a özel ”Hakimül Harameyniş Şerifeyn” Mekke ve Medine’nin Efendisi  ünvanı verilmiş ve O” Biz ancak Mekke ve Medine’nin hizmetçisi oluruz ”  o sözü ”Hadimül Harameyniş Şerifeyn ”diye değiştirin cevabını vermişti.

Halife’yi Ruy’i Zemin.. Halife.

”Allah’ın yer yüzünde ki Halifesi”

Allah insanı  yer yüzüne Halife yarattı..

Rabbimiz meleklere;”Ben arz da bir Halife yaratacağım.”

Onlarda ; ”Orada kan döküp fesat çıkaran  birini mi yaratacaksın. Biz senin hamdinle tesbihini, kudsiyetini yeterince dillendirmiyormuyuz.” dediler.(Bakara 30)

Rabbimiz buyurdu;”Ben sizin bilmediklerinizi bilirim.”

Sonrada Adem’e bütün Esma’yı  öğretti. Sonra da Melaikeye ”eğer bildiğinizde ısrarlıysanız  Adem’in varlığında ki Esma’nın ne olduğunu açıklarmısınız?.”dedi. Sonra Adem’e;

”Ya Adem  varlığındaki  isimlerin hakikatinden söz et. Adem onlara isımlerin işaret ettiği manaları  haber verince ..”

Rabbimiz buyurdu;

” Demedim mi size ben muhakkak ki  bilirim..Ve ben bilirim gizlediklerinizi ve açıkladıklarınızı.”(Bakara 33)

”Ey Adem sen ve senin halini,  yaşamını paylaştığın eşin cennet boyutunu mesken edinin. Dilediğiniz kadar burda ki nimetlerden yiyin, için. Yalnız şu ağaca dokunmayın, zalimlerden olursunuz!…”(Bakara 35)

Bundan sonra Şeytan onları ayarttı ve …

Dedik;

”İnin hepiniz oradan… Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak inin. Sizin için bir süre arz da yaşam, bir süre ordan yararlanma söz konusudur.”(Bakara 37)

Evet!…İnsan yer yüzüne Halife olarak yaratılmıştır.

Evet!.. Adem  yeryüzünün ilk Halifesidir..

Adem….İnsan…. Halife….

”Ben mutlaka yeryüzünde bir Halife yaratacağım, bir Halife tayin edeceğim demiş ti ki; O bana izafeten, bana niyabeten mahlukatın üzerinde bir takım tasarrufa sahip olacak, benim namıma ahkamını icra ve temfiz eyleyecek.”

(Hak dini Kur’an Dili/Elmalılı Hamdi Yazır/Cilt;1/S.299)

Allah’ın yeryüzününde ki  ilk Halifesi Adem’dir..

Diğer hak dinlerin kitaplarında Ondan ”Adam ” diye bahsedilir..

”Adam” yer yüzünün ilk Halifesidir..

ResulAllah şöyle buyuruyor;

”Allah  Adem’i  kendi suretinde yarattı..”(Buhari/Müslim/ İbni Hanbel)

Adem’ in Halife olabilmesi ancak Adem’in Allah’ın suretinde yaratılmasıyla mümkündür. Hz. Adem’in yaratılışının gayesi yer yüzüne Halife olmasıdır.

Allah şekilden, maddeden, suretten münezzeh  olduğuna göre ; Adem’in Allah sureti üzere var olması  ilahi isminin manaları ile varlığının var olması demektir. Adem  ilahi isimlerin manalarını ortaya koymakla ”hilafet ” görevine seçilmiş demektir.

Görevli…Halife..

”Allah sizden  iman eden ve imanın gereğini uygulayanlara vadetti ki; Onlardan öncekileri halife yaptığı gibi arzda onları mutlaka halife yapacak..”(Nur 55)

İnsan ”Halife” olarak yaratılmıştır. Ancak bu ”Hilafet ” görevine layık olanlar kendisinde mevcut olan Hilafetin manasına ve idrakına erip gereği gibi yaşayabilenlerdir.. Adem 99 ismin manasını ortaya koyabilecek şekilde yaratılmış, bu isimlerin manasını ortaya koyabilecek şekilde tesbih etmiş ve bundan sonra da ”Halife ” seçilmiştir..

Çünkü meleklerde isimlerin tamamı mevcut değildir. Onların bu durumu değerlendirmeleri ancak var oluş kapasiteleri kadardır..

Adam ilk ”Halife”dir.

Yeryüzünde insan halife olarak ”Ahsen-i takvim” en güzel bir şekilde  mana suretiyle yaratılmıştır.

Hiç bilenle bilmeyen bir olurmu?…

”Ben gizli bir Hazine idim. Bilinmek istedim.. Kainatı yarattım”

(Acluni,Keşfü’l-Hafa11/132/Ali al-Qari , All asrar Al Marfua,”269)

Karşındakini nasıl bilirsin?  Kendim gibi ..Kendim kadar…

Halife.. Halifeyi Ruy’i zemin…

Görevli…

Allah(c.c) O’nlar dan razı olsun!…

Sevgiyle!…

Kaynak; Kur’an; (Ali İmran /144), (Bakara 30/33), (Bakara /35), (Bakara/37), (Nur/55)

Hak Dini Kur’an Dili/Elmalılı Hamdi Yazır Cilt I./s.299

Türkçe Genel bilgi Baş vuru Sitesi/Türkçe bilgi.com

I. Halife Hz. Ebubekir’in Hayatı/ Frmartuklu.com

Hz. Ebubekir’in (r.a)Hayatından küçük kesitler/Kuran Sitesi

(Acluni ,Keşfü’l Hafa 11/132 , Ali aL- Quari, Al asrar Al Marfau”269)

Eflatunnur.com

Huzur sayfası.com

 

 

GüL SeYYide

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.