NAKŞ-I KADEM-İ ŞERİF OL ŞAHI RESUL !….

naksikadim

Peygamber Efendimizin (sav) İzinde!..

İslam literatüründe Peygamber Efendimizin (sav) ayak izine Nakş-ı Kadem-i Şerif denilmektedir.. Taş tuğla zemin üzerinde bulunan ”Nakş-ı Kadem-i Saadet de denilen bu gül kokulu ayak izi ayaklarının tozunu yüzümüze sürmek istediğimiz alemlere rahmet Hazreti Muhammed Mustafa Ahmed ResulAllah Sallalahu Aleyhi ve sellem Hazretlerimizin bir mucizesidir. Çünkü yumuşak yerlere bastığında ayak izi çıkmaz (kum gibi), taş yada kaya gibi sert yerlere bastığında ise ayak izleri olduğu gibi çıkardı..
Bu mübarek ayağın bastığı taş ve yerler çıkan ayak izleriyle asırlarca bereketlenmiş ve kutsal bir emanet olarak devrin padişahlarınca da korunup gözetilerek ve zaman zaman da ziyarete sunularak bu günlere özenle eriştirilmişti…
En dikkat çekici olan Peygamber Efendimizin miraca çıkarken bastığı kayanın üzerine çıkan ayak izidir.. Bu mübarek Kadem-i Şeriflerin en önemlisi Kudüs’te Kubbetu’s Sahra da ki kaya üzerinde olanıdır.. Ahmet Teymür Paşaya göre Kadem-i Şerifler yedi tanedir. Dördü Mısır da diğerleri Kudüs ve İstanbul ve Taif’ dedir.
İstanbul’da Eyüp Sultan camii,Topkapı sarayı, I.Abdülhamit türbesi, III. Mustafa türbesi, III. Selim Türbelerinde en çok tanınan Kadem-i Şerifler bulunmaktadır..
Dünyada Nakş-ı Kademi şeriflerden en meşhurları ise sırasıyla şöyledir;
1. Hindistan’da Firuz Şah Tuğluk’un oğlu Feth Hanın türbesinde bulunan Nakş-i Kademi Şerif.
2. Kahire’de Kayıbay Türbesinde bulunan mübarek iki ayak izi.
3. Kahire’de Asar -un- Nebi Camiindeki iki ayak izleri..
4. İstanbul da Halid bin Zeyd Ebu Eyyubel-el-Ensari (Eyyub Sultan)Türbesinde mübarek sağ ayak izleri. Bu Nakş-i Kadem-i Peygamberi, Birinci Mahmud Hanın emri ile 1734’te Saraydan türbeye getittirilmiştir.
5. Birinci Abdülhamid Hanın Türbesinde Yeni Cami tarafındaki duvarda dolap içinde muhafaza edilen mübarek ayak izleri.
6. Laleli’de Sultan üçüncü Mustafa Hanın Türbesinde duvarda özel olarak yapılan dolap içinde muhafaza edilen taş üzerindeki mübarek ayak izleridir.
7. İstanbul, Topkapı Sarayında Mukaddes emanetler dairesinde bulunan ayak izleri.

Nakş-ı Kademi Şeriflerden Türkiye’de bulunanlarından altı tanesi dördü taş ikisi tuğla olmak üzere Topkapı Sarayı Hırka-ı Saadette bulunmaktadır. Bunlardan biri Miraç gecesinde Peygamber Efendimizin (sav) mübarek ayağıyla bastığı kaya olup Hırka-ı Saadette bir dolap içinde muhafaza edilmektedir.. Sonradan Peygamber efendimizin (sav) ayağını bastığı yere Kubbet-üs -Sahra adıyla bilinen bina inşa ettirilmiştir..

Nakş-ı Kademi şerifler asırlarca ayrı yerlerde korunup daha sonra ise bulundukları yere intikal ettirilip buralarda muhafaza edilmişlerdir..Mısır’da bulunan ayak izlerinden biri sonradan adı Mescüdi eseri’n Nebi olan Ribatu’ul Asar da bir diğeride Sultan Kayıtbay türbesindedir..Mısır’da ki Kadem-i Şeriflerin üçüncüsü Ahmed Bedevi türbesinde, sonuncusu da Cizze’de Bernebi’l Köyündeki Yunus Emre makamındadır..Taif’de bulunan ise sonradan adı Mescidü’l ku ‘ ya çevrilen Mescidü’l Mevkıf’ta dır.
Hindistan’ın Eski Delhi, Cuttack Gaur ve Bangladeş’in Narayanganj şehirlerinde de birer Kadem-i Şerif bulunmaktadır. Ayrıca yine Hindistan ‘da Leknev ‘de Mekke’den getirildiği söylenen bir tanesinin de Sipahi ayaklanmasında tahrip edildiği kayıtlarda geçmektedir.

Osmanlı Padişahlarının mukaddes emanetlere duydukları derin hürmet sevgi ve aşk adete şahlanarak Kadem-i Şeriflere de büyük hürmet gösterilerek yansıtılmış bir yandan da korumaya alınmış aynı özen ve saygıyı günümüze kadar devam ettirmişlerdir.. Osmanlı Padişahlarından Hz. Peygamber’in ayak izine en çok hürmetkar olan I. Ahmed’dir.
I. Ahmed Kahire’de Sultan Kayıt Bay’ın nesli Cenab-ı Peyganberiden bir zattan 20 bin dolara aldığı Kadem-i Şerif-i İstanbul’a getirtmiş fakat gördüğü bir rüya üzerine izin bir kopyasını çıkarttıktan sonra geri göndermiştir.. I. Ahmed islam’a ve ResulAllah’a gönülden bağlılığını kendisine Nakş-ı Kademi Şerif şeklinde yaptırdığı sorgucunda ve mavi mine üzerine altın sırmalarla işlettiği bizatihi kendisinin yazdığı şu dizelerle ifade etmiştir.. Özellikle de cuma, bayram ve diğer mübarek günlerde başına takmayı ihmal etmemiştir.. Hz. peygamberin (sav) bir mucizesi olarak bilinen bu ayak izlerine yüz sürmeyi saadet bilen Osmanlı Padişahları bu izleri başlarına taç etmişlerdir..

N’ola tacım gibi başımda götürsem daim..

Kadem-i resmini ol hazret-i şah-ı Rüsülün

Göl’i gülzar-ı nübüvvet o kadem sahibidir.

Ahmeda durma yüzün sür kadem ine o gülün..

Peygamber Efendimizin (sav) bir mucizesi olarak bilinen taş üzerine çıktığında ayak izinin çıkması İmam-ı Kastali’ nin Mevahib-i Ledünniye adlı eserinde ;
”ResulAllah Aleyhissalatü Vesselam taş üzerinde yürürken ayakları taşa gömülür ve iz bırakırdı.. diye anlatılmıştır. Şairler hatipler hep konuşmalarında ve eserlerine bu konuyu övmüş ve günümüze kadar yazılmış ,çizilmiş ve anlatıla gelmiştir.. Aynı mucize Hz. İbrahim Peygamber’de de görülmüştür. O’nun ayak izlerini taşıyan taş, kabe önündeki Makam-ı İbrahim’de muhafaza edilmektedir. Yüce Allah c.c ”orada apaçık deliller, alametler vardır ..”diyerek bu mucizeye özellikle dikkat çekmiştir..
Mekke’de Mescidi Haram’ da Zem zem kuyusu yakınında Resulü Ekrem’e izafe edilen bir ayak izi ve üzerine yapılmış bir kubbe olduğu ve ancak Mekke Emiri Avnürrefik tarafından ortadan kaldırıldığı kayıtlardadır.(Ahmed Teymür Paşa s.66)

Yine Evliya Çelebi haccını eda ettiği bir haccında zem zem kuyusunun yanında bir kademi Şerif bulunduğunu Kadem-i Şerif’in ayak çukurunun içinin gül suyu doldurulduğunu ve hacıların bunu yüzlerine ve gözlerine sürdüklerini anlatmıştır.

Mukaddes emanetler dairesinde Topkapı’da bulunan Kademi şeriflerden Somaki, mermer yada kırmızı porfir gibi taşlar üzerine çıkmış altı tane ayak izi bulunmaktadır.. Yeşil somaki taşın üzerindeki izin ResulAllah’ın miraca çıkarken oluştuğu sol ayağının izidir.. Diğerlerine nazaran daha büyük ve etrafında renkli boyalarla yazı kalıntılarının, daha muntazam oluşu nedeniyle bunun orijinal olmayıp Kudüs’teki Kadem-i Şerifin taklidi olduğu intibaı uyandırmaktadır.. Aynı Kadem-i Şerif’in gümüş levhalar üzerine yazılmış iki adet kopyası bulunmaktadır..

Cenab-ı Şah-ı Nübüvvet

O şeb miraç içün olundu davet

Burak’ı aldı geldi Kuds Cibril

Basub taşa Burak’a bindi Hazret

Mübarek ayağın taşa yer etti

O taşta tan resim olundu iş bu suret

Kadem-i nahşına daim yüzün sür

Ümid eyle Muhammedten şefaat…..

Sine-i mermere bastıkta yer etmiş anda Rasl-i Arabi ve Acemi

Ali Osman ana izzetler edüp hefz etmiş, olmuş anınla mükerrem, Hürrem muhterem

Resmi levhai isim üzre kazan üstadın nura gark olmadadır daim elinde kalemi

Yanmaya ateşe, halı koymaya Hüda .Devletol haneye Nakş-ı Kadem-i..

Ebubekir Radıyallahu anh, Ömer Radıyallahu anh, Osman Radıyallahu anh, Ali radıyallahu anh.

Ol Habib’in kadem-i resmi ki evde olsa

Ateş yanmaya o ev ger yanarsa bu cihan

Ol mübarek payi resmine kim hürmet ede

Cenneti eyler müyesser Halık-ı Kevn-i Mekan

Sadıkane eyler isen yüz sürüş

Bin günahın afv ide ol Kerimul müstean

Ol mübarek ayağın bastığı yeri görüp

Görmeye göz ağrısın herkes cihanda bi hemain

OL mübarek kademinin nakşına sürse yüzün

Etmeye akşam olunca ins cin ona ziyan….

Kadem-i Şeriflerden en önem verileni Nizami Alay Emiri Ahmet Bey tarafından Trablusgarptan getirilip, zamanın padişahı Sultan Abdülmecid Hana sunulmuştur..Renkli somaki mermer üzerine topuk kısmı kırık olup gümüş tellerle bağlanmıştır..Bu hizmetinden dolayı Padişah tarafından kendisine 114 bin krş ödül verilmiştir.. Arzhanede ziyaretçiye sunulan Kadem-i Şerif’in asıl yeri Has oda da kapının karşısına gelen dolabın içidir..Dolabın mermerden olan rafı oyularak Kadem-i Şerif buraya yerleştirilmiştir.. Üzerine mermer rafa rapdedilen gümüş bir çerçeve kapak yaptırılmış, 1877 de de Abdülhamid Han tarafından altınıyla değiştirilmiştir. Bu Kadem-i Şerif’in Peygamber Efendimizin (sav) miraca çıkarken ayağını bastığı kayaya çıkan ayak izi olduğu düşünülmektedir..Hem gümüş hemde altın kapağın üzerinde ise;

Çehresay ol Kadem-i Pakin Şah-ı Resülün

Olmak istersen eğer nail-i izzi-i dareyn

Sürerek çeşm-i hun aludunu kıl istişfa

İşte bi şek Kadem-i Pak-ı Rasl-i Kevneyn

Mısraları yazılıdır…

Diğer Kadem-i Şerifler arasında bir adet mukavva üzerine çizili Kademi Şerif şekillerinin Mukaddes emanetler arasında bir diğerinin de Edirne Kapısında bir hatunun hanesinde bulunduğu kayıtlardadır… Bu resmedilmiş çizim şekillerden biriside Aziz Mahmud Hüdai Hz.’e I. Ahmed tarafından çizdirilip hediye edilen Kadem-i Şeriftir…Daha sonraları Kadem-i Şerif ve Kabe anahtarı Üsküdar Şeyh Camii Hatibinden alınarak Topkapı Sarayına iade edilmiştir..Hz. Peygamberin tahta nalın giydiği tarihen sabit olmadığından bunun Nalın-ı Saadet değilde ahşaptan yapılmış Kadem-i Şerif olması muhtemeldir..
Sözü geçen Kadem-i Şerif ve Kabe anahtarı kandil geceleri ziyaret edilir ve caminin içinde yüksekçe bir yerde demir bir dolapta muhafaza edilirdi..Sultan IV.Mehmed tarafından Hüdai Camisi Şeyhi Talip Efendiye hediye edilmiş…Oda bunları babası Davetizade Şeyh Mustafa Efendi Camiine yerleştirmiştir..
Günümüzde hala aynı dolapta yer alan kitabede ise aynen şunlar yazılıdır….

Bu cayı mübarekte vedi olmuştur.

Naleyn-i Şerifeyn-i Resulussakaleyn

Ta’zimle çeşmanını sür kim olasın

Dünya ve Ukbada kariru’l aynen….

Nakş-i Kadem-i Şerif’lerin bir diğeri ise tahtadan hazırlanmış bir diğer Kadem-i Şerif üzeri de Edirne kari tarzda altın yaldız ve renkli boyalarla süslenmiş, iki yanına tuğra şeklinde Salavatı Şerife, köşelerine İsmi Celal , ismi Nebi, İsmi dört halife, Hasan Hüseyin Hz. nin mübarek ismleri ve;

Fahr-ı Rasülü Rahmet biliriz biz
Hakkı rehini kühl-i saadet biliriz biz
Nakşı Kademi başımız üzerinde yer itsün
Yüz sürmeyi sermayeyi devlet biliriz biz…yazılıdır.

Mukavva ve ahşap Kademi Şerifler büyüklük olarak aynı olmakla birlikte çizimlerinde farklılık vardır..

Topkapı Sarayı hariç, Eyüp Sultan, Sultan III. Mustafa , Sultan I. Abdulhamid türbelerinde de Kadem-i Şerifler bulunmaktadır..

Hz. Halid bin Zeyd Ebu Eyyübel Ensari’nin türbesindeki Kadem-i Şerifi Peygamber Efendimize karşı çoşkun duygular besleyen Sultan I. Mahmut Han koydurmuştur. Bu ayak izinin üzerinde yer alan kitabede ise aynen şunlar yazılıdır;

Ziyaretgahı ümmet olmağa Sultan Mahmud
Makam-ı akdese vaz eyledi bir kenz-i la yünsa
Şerf yab-ı kadem olsun deyu Eyyubi Ensar
Müluki şehe itdi türbeye züvvar içün ihda
N’ola ger hissemend-i nakş-ı pay-i mücteba ola
Alemdar-ı Resul-i Kibriyadır ol cihad ara
Usatı ümmet içün koydu bir asar-ı istişfa
O lal-i pürhude hırman-ı şefaat mi ola haşa
Düşürdüm böyle bir mu’ciz nümaye-i hutaya tarih
Makamın buldu resm-i pay-ı Sultan-ı Resul-ı hakka..

Sultan I. Abdulhamid türbesindeki Kadem-i Şerif Şam yakınlarındaki Kadem köyünde ecdadından bu emanetin hizmetini devralan Şeyh Said Muhammed Ziyad ‘dan Kadem-i Şerifi İstanbul’a getirmesini istemiş, O da Kadem-i Şerifi başının üstünde taşıyarak getirip, Sultan I. Abdulhamit Hana teslim etmiş ve Padişahtan büyük saygı gördüğü gibi Sadrazam Halit Paşa tarafından Şeyh Efendi için Samatya’da Kademi Şerif tekkesi inşaa ettirilerek, Kadem-i Şerif yıllarca orda sonrasında Sultan I. Abdülhamit Han türbesine yerleştirilerek mübarek günlerde ziyarete açılmıştır.. Kadem-i Şerif’in bulunduğu dolabın üstünde ki kitabede;

Oldu resm-i kadem-i Hazret-i Fahr-i Alem
Tac-ı vehhac-ı ser-i cümle-i ehl-i iman
O kademdir ki idip tayy-ı semavat-ı ula
Menzil-i sidreye bastı şeb-i esrada ayan
Sür yüzün acz ü niyaz-ıla edip istişfa
Olayım dersen eğer mahzar-ı afv u gufran…yazılıdır.

Sultan III. Mustafa türbesinde bulunan Nakş-ı Kadem-i Saadet dolabı Sultan III.Mustafa’nın sandukasının tam karşısındaki duvara monte edilmiştir.(Fatih/Laleli)
Dolap iki bölümden oluşmaktadır.. Alt kısmında Kademi Şerif üst kısmında Peygamber Efendimizin (sav) Sakalı Şerifi muhafaza edilmektedir. Bu dolabı III. Selim Han 1800′ li yıllarda türbeye hediye etmiştir..

Sakın taş sanma yahu gevher-i alem bahadır
Gel ey biçare yüz sür nakş-ı pay-i Mustafa’dır
Seza arş-ı mu’alla zinet-ara-yı makam olsa
Zehi cay-ı mu’azzam mevk-i hacet revadır bu..

Sultan III.Selim’in kaleminden ifadeyle…(mahlası ilhamidir)

Peygamber efendimizin (sav) diğer mucizelerinden biride dirseğini dayadığı taşa izi çıkmasıdır.. Bu taş Mekke -i Mükerremede Hz. Ebubekir’in dükkanının civarında ”Hacer-i Mütteka/Dayanılan taş adıyla korunmaktadır.. ”Hacer-i Mütekellim” olarak bilindiği kayıtlardadır. Aynı zamanda Peygamber Efendimizle konuşan bir taş olduğu ismininde Hacer-i Natık/Konuşan taş olduğu kayıtlarda yer almaktadır..Eyüp Sabri Paşa Hacer-i Mütekellimin sekiz parmak çapında yarım silindir şeklinde olduğu ve duvardan altı parmak kadar dışarı çıktığını bildirilmiştir..Bu taş hala Sultan Ahmet türbesinde korunmaktadır..

Peygamber efendimizin Naln-ı Şerifi veya Nakş-ı Kademi Şerifin resmini üzerinde taşıyanın Peygamber Efendimizi (sav) rüyada görme ihtimali yüksektir.
(Saadetü’d -Dareyn,s. 535)

”Fethü’l Mün’al fi Medhi’n-Nihal” adlı kitabında Mukri Hazretleri Peygamber Efendimizin (sav) Kademi Şerif’inin resmi veya Nalın-i Şerif’inin suretlerinin rızk ve berekete vesile olduğunu bildirmektedir..Nakş-ı Kadem-i Peygamber-i, Kadem-i Şerif’in izleri ve Kadem-i Şerif Suretlerinin bir yerde bulunmasının maddi ve manevi büyük faydaları olduğunu söylemektedir..
Yusuf bin İsmail en -Nebhani Hazretleri de bu büyük maddi ve manevi faydaları şöyle sıralamıştır..

1. Emandır, maddi ve manevi güvencedir.

2. Eşkıyadan kötü kişilerden emniyettir.

3. Düşmanların galebesine karşı iyidir..

4. Her bir azgın ve taşkın şeytana karşı korumadır..

5. Hasud (kıskanç) olan her göze karşı iyidir.

6. Hamile kadın onu sağ tarafı üzerinde taşırsa, kolayca doğum yapar.

7. Nazara karşı iyidir.

8. Sihire karşı faydası görülür..

9.Halk tarafından tam kabul görür..

10. Peygamber Efendimiz (sav) i Rüyasında görmekle şereflenir.

11. Evlerin( Hane, dükkan, mağaza ve iş yerlerinin girişine takılırsa orayı bereketlendirir.

12. Ordunun yanında olursa asla hezimete uğramaz..

13. Yolcunun üzerinde bulunursa asla korkmaz ve hezimete uğramaz..

14. Gemide bulunursa asla batmaz..

15. Bir evde bulunursa yada bulunduğu mekanda asla yangın çıkmaz.

16. Bir eşyanın üzerinde olursa orda hırsızlık olmaz..

17. Onu taşıyanın dilekleri hayrlısıyla kabul olur.

18. Sıkıntıda olursa selamete çıkar.

19. Hasta taşırsa inşallah şifa bulur.
(Saadetü’d Dareyn , s.535-536)

20. Bakınca gözlere nur olur, şifa olur.

Peygamber Efendimiz (sav) değişik ayakkabılar giyerdi.. Bunlardan sandalet tipinde olanına Nalın-ı Şerif denilmektedir. Ayrıca Nal’ı Saadet, Nal’ı Pak, Nalı’ Şerif, Nal’ı Mübarek, Nal’ı Resul yada Basamakı Şerif diye de isimlendirilmektedir.. Topkapı sarayında üç adet Nalın-ı Şerif daha bulunmaktadır.
(Nalın-ı Saadet ve Nakşı Kademi Şerif Ömer Faruk Hilmi)

Yusuf bin İsmail en Nebbani Hazretleri Peygamber Efendimizin (sav) Kadem-i Şerifi hakkında;
”Gerçekten ben Peygamber Efendimizin (sav) Nal’i Şerif’ine hizmet ettim. Elbette her iki darda (Dünya ve ahiret) onun gölgesinde yaşarım..İbni Mesud Hazretlerimiz Peygamber Efendimizin (sav) Nal’ınına hizmet etmekle mesud oldu. Ben ise O’nun mübarek Nal’ı Şerifi’nin temsiline hizmet etmekle mutluyum.
(Saadetü’d Dareyn s.537)

Bir başka aşığın dizesin de Na’l-i Saadet için;

”Bu Kainatın başının üzerinedir..

Bütün mahlukat onun gölgesinin altında gölgelenmektedir..”

Tur dağında Musa Aleyhiselam ‘a ”Ey Musa Nal’ini çıkar.” nidası gelmişken Peygamber Efendimiz (Sav) Ahmed Muhammed Aleyhiselam Hazretleri miraçta arş’a yükseldiğinde Nal’inlerini çıkarmakla emr olunmamış bilakis Yüce Allah’u Teala ;

”Resulum geç senin Nal’inlarinle arş’ı ala’m şereflensin..” buyurmuştur..
(Saadetü’d Dareyn s. 537)

ResulAllah Sallalahu Aleyhi ve Sellem miraç gecesi bu hadiseyi anlatırken; bir zaman oturup sonrada istedimki nal’inimi ayağımdan çıkartayım.

Allahu Teala ;

”Benim Habibim madem ki Arş’ı Ala’m da Nal’iniyle durmuş,
Sen Arş makamında öyle dur ki, Arş-ı Mecid Senin Nal’ininle şereflensin.”diye nida buyurdu.

Bir başka deyişle….
Padişah-ı lem yezel ve la yezal (Yüce Allahu Teala);
”Arş-ı azimi Muhammed Mustafa (Sallallahu Aleyhi Vesellem) mübarek nalınlarıyla izzetlensin.” diye seslendi.

Peygamber Efendimizin (sav) mübarek ayak izi ve mucizeleri derken Hırka-i Saadet Dairesinde muhafaza edilen çok büyük bir ayak izide bulunmaktadır. Bu ayak izinin Hz. Adem Aleyhiselam’ın Kadem-i Şerif-i olduğu kayıtlarda yazılmaktadır..Büyük patiska bez üzerine kırmızı boya ile çizilmiş 1,5 metreden fazla uzunluktadır..

Hindistanın Serendip adalarında bu günkü Siri Lanka adaları Adem dağında Müslümanların halen Hz. Adem Aleyhiselamın cennetten çıktığında ilk kez Serendip adasına indiğine ve boyunun 60 arşın olduğuna inanılmaktadır. Muhtemelen Kadem-i Şerifin bir patiska bez üzerine çizilerek burdan saraya ulaştırıldığı düşünülmektedir..

Allah onların yolundan ve izinden bizleri bir an bile olsun ayırmasın…

Şat-ı edeple dahil ol ey talibi Hüda
Mevdudur bu mabed-i alide habbeza
Miftah-ı pak-i Beyt-i Cenab-ı Hüda ile
Na’leyni zatı-ı Hazreti Sultanı Enbiya …….

Sürçi lisan ettiysek affola  amiiin.

Dip not:

*Yusuf bin İsmail En Nebbani (K.s) son asır İstanbul evliyalarından ve İslam alimlerinin büyüklerinden idi. Osmanlı Devletinin son zamanlarında yaşayan ilim ve fazilette çok yüksek bir zat idi.İlmiyle amil Peygamber Efendimizin (sav) sünnet seniyesine uygundu..

*Ebu Abdullah el Mukri künyesi Ebu Abdullah, ismi Muhammed bin Ahmed el Mukri’dir. Ahmed bin Hanbel’in oğlu Abdullah’ın talebesidir. Evliyanın meşhurlarından Cüneydi Bağdadi Hz. i görmüştür.. Evliyanın en çok fetva vereniydi, vera ve takva sahibiydi..

*I. Ahmed Osmanlı Padişahlarının ondördüncüsü, İslam halifelerinin yetmiş dokuzuncusu Sultan üçüncü Mehmet Hanın oğlu olup 1590 Manisa’da doğdu. Ondört yaşındayken tahta geçmiş akıllı, zeki, münevver, hamiyetli, azimkar bir Padişahtı.

*Sultan Kayıtbay Mısır Memlük Sultanlarındandır.Aslen çerkezdir.1468/1496 tarihleri arasında Memlük Sultanlığı yaptı. Efendimiz (s.a.v) Hazretlerini çok seven bir zattı. Mısırlı bir tüccarın Hayberden getirmiş olduğu Kadem-i Şerifi kabrinin kubbesine koydurtmuştur..

*Aziz Mahmut Hüdai Hz. 1541 (H. 948) Şerefli Koçhisarda doğdu. İyi bir
tahsil gördü, büyük alim ve evliya idi. Bursa Kadılığı yapmış ve Üftade Hz.’e mürid feyz, nur ve marifeti ilahiyeye erip Mürşid-i Kamil oldu..oldu.Müslümanların irşad ve terbiyesiyle uğraştı. Bütün halk tarafından sevilen ve sayılan bir evliya idi..
*Ahmet Teymur Paşa Ahmed b. İsmailb. Muhammed Kaşif et-Teymur (1871-1930) Mısırlı Edip, araştırmacı ve tarihçi. Kahire’de doğdu. Ahmed Teymür Paşa tahsil hayatının ilk dönemlerinden itibaren bir çok yazma eser toplamıştır. Ünlü kütüphanesini 1901’de yaptırdı. Elde ettiği eserleri dikkatle okur ve okuduklarına kara.2nahu (okuduk) ibaresi koyardı.20.000 ciltlik değerli bir koleksiyona sahip Kütüphanesini Mısır Milli Kütüphanesine vakfetti. Mısır Dil Akademisi, Şam ilimler Akademisi, Mısır Milli Kütüphanesi gibi önemli ilmi kurumların üyesi olarak büyük hizmetler yapmıştır. Doğu ve batı kültürlerine son derece vakıf, İslam’a son derece bağlı, ahlaki faziletleri üzerinde toplayan örnek bir insandı. Sayısız bir çok makale ve eseride vardır..
(Vikitap/Sosyal Kütüphane)
*Eyüp Sabri Paşa II. Abdulhamid Han devri amirallerinden olup Yenişehir civarında ki Urmiye’de doğdu.Çalışkan alim bir deniz paşasıydı. Bir kısmı basılmayan çok kıymetli eserler yazdı. Mirat-ı Medine, Mirat-ı Mekke, Mirat-ı Harameyn gibi kitapları dini ve tarihi bilgiler içermektedir.
*İmam Kastalani /Mevahib-i Ledünniye ve İlahi Rahmet Hz. Muhammed isimli Kitapları yazmıştır.
Kaynak: Aydın Hilmi/ Hırka-i Saadet Mukaddes Emanetler
Hilmi Faruk Ömer/ Nal’i Saadet ve Nakş-ı Kadem-i Şerif
Bozkurt Nebi / Kadem-i Şerif 24/58
Yusuf bin İsmail En-Nebhani (K.s)/Saadetü’d Dareyn
Dünya bizim.com
Muhiddin.net
Onemforum.com
rehber ihya .com
Manevi hayat.com

Sevgiyle…

GüL Seyyide

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.