ŞEYHİM bilir!…

kitap-okumak

Azizi Mahmud Hüdâî Hazretlerine yokluk kapısından varlığa giden yolun kapısını açan olay, Bursa’da kadı iken baktığı bir davadır.

Bir kadın gelerek kocasının ” Hacca gitmezse seni boşarım” dediğini. Ancak Hacca gitmesine zaman ve imkan ve olmadığı halde hacca gittiğini söylediği anlatır ve kocasından şikayetçi olduğunu belirtir.

Hüdâî Hazretleri şikayet edilen kocayı mahkemeye çağırır. Olayı anlatmasını ister. Adam istemeye istemeye olayı anlatır.

Yıllarca içinin Hac ile yandığını ama fakirlikten gidemediğini söyler. Hacca birkaç gün kala, Üftâde Hazretlerine gittiğini, onun da kendisini Eskici Mehmet Dede’ye gönderdiğini söyler. Mehmet Dede’nin kerameti ile arife günü hacca gittiklerini, bütün görevlerini yaptıktan sonrada 6 gün gibi kısa bir sürede döndüklerini anlatır.

Ancak anlatılanlar ikna edici değildir. Kadı delil ister. Bursalı hacılarla görüştüğünü onlara emanet verdiğini belirtir. Mahkeme Bursalı Hacılar gelene kadar ileri tarihe ertelenir. Beş altı ay sonra, Bursalı hacılar döndüğünde mahkeme yeniden kurulur. Adamın anlattıkları doğrudur. Adam hacca gitmiştir. Mahkeme adamı haklı bularak davayı kapatır. Yalnız asıl dava şimdi Hüdâî Hazretleri için başlar.

Hacca giden adamın peşine düşer. Kendisini Hacca götüren adamı sorar. “Eskici Mehmet Dede” cevabını alınca, doğru yanına gider. Eskici Mehmet Dede onu yokluk kapısı Üftâde Hazretlerinin yanına gönderir.

Üzerinde kadılık kaftanı atı ile mağrur şekilde Üftâde Hazretlerinin makamına çıkar. Üftâde Hazretleri bahçede çalışmaktadır.: )))“Ben Bursa kadısıyım. Üftâde ile görüşmek istiyorum” der. Bahçede çalışan Üftâde Hazretleri:))) “Ne yapacaksın onu” diye sorar. Hüdâî hazretleri; “Onunla görüşmek istiyorum” der.

Bunun üzerine Üftâde Hazretleri;))) “Üftâde benim, ey Kadı Efendi! Herhalde yanlış yere geldiniz. Burası yokluk kapısıdır ve biz bu kapının kuluyuz. Buraya girerken  kürkü ve atı dışarda bırakacaksın…Halbuki sen varlık sahibisin. Bu halde ikimizin bir araya gelmesi mümkün mü? Senin ilmin, malın, mülkün, şanın ve mamur bir dünyan var. Bizim gibi kulların Allah’tan başka kimsesi yoktur” der.

Büyük umutla ne yapması gerektiğini sorar. Üftâde Hazretleri: )))”Bize talebe olacaksan kadılıktan istifa edip, üzerindeki kadılık elbisesi ile Bursa sokaklarında ciğer satacaksın” der.
Malı, mülkü, makamı elinin tersi ile iter ve Bursa sokaklarında ” Ciğercii!..” diye ciğer satarak hocasına mürit olur…Ve seyri süluğunu tamamladıktan sonra hocası tarafından  İstanbul a gönderilir..Ve gönderilirken de Hocası ona şöyle bir duada bulunur..

((((:Ey AZİZ Oğlum..Gün gele padişahlar abdest suyunu dökeler..Sultan annelerde havlunu tuta ve padişah atından inip seni atına bindirsin atının da yanında yürüyeler….demiş ve göndermiş..

Ve bir gün ..

Padişah 3.Ahmed  ruyasında kafirlerle güreş yaptığını ve kafirin kendisinin sırtını yere getirip yendiğini görür..Acep bunun tabiri ne ola ki der ve bütün rüya tabircilerine sorarlar..Hiç biri ruyayı tabir edemez..Daha doğrusu  tabir etmekten istemezler.. Aziz Mahmut Hüdayi Hz.ininde ruya tabir ettiği öğrenilince ona sorulur..

Mübarek…((:Padişahım merak eylemeye…Sırt insanın en kuvvetli yeridir..Yer de yeryüzünün en kuvvetli yeridir..Dolayısıyla siz daha çok kuvvetlenmişsiniz..Kuvvetiniz iki kat artmış..Düşmanlarınıza galabe çalacaksınız” der…Ve Padişahı sevindirir..Padişah  gerçekten düşmanlarıla yaptığı savaşta galip gelir..

Aziz Mahmut Hüdayi Hz. e mürit olur.Ve bir gün…Sultan Ahmet Han’la sarayda sohbet ediyordu. Bir ara abdest tazelemek istedi. İbrik ve leğen getirdiler. Padişah hocasına hürmeten ibriği eline aldı ve abdest suyunu döktü. Sultan Ahmet Han’ın annesi de arkasında havluyu hazırlamıştı.

Valide Sultan kalbinden(((:”Aziz Mahmud Hüdâî’nin bir kerametini görseydim” diye geçirmişti. Bunun üzerine Mahmud Hüdâî, Valide Sultan’ın gönlünden geçenleri anlayarak (((:”Hayret! Bazıları bizim kerametimizi görmek isterler, padişahın elimize su döküp, muhterem validelerinin havlu hazırlamasından daha büyük keramet mi olur?” buyurdu.

Yine bir gün de çarşıya çıkmıştı ki Padişah Hz. lerini  şehri temaşa ederken  görüp selamlaştılar..Onu gören Padişah 3.Ahmed hemen atından indi ve Aziz Mahmut Hüdayiyi atına bindirmek istedi..Mübarek önce binmek istemesede sonrasında bindi ve bir süre o atta padişah yanında  yürüdüler …(((:Ben Padişahımın atına binip onu yürütmek istemezdim amma hocamın duası yerine gelsin diye kabul ettim…Der ve yine  Padişahı saygıyla atına bindirir…Vesselam..

Hoca Duası…

Hocamın Duası bizlere de nasip ola!…

Baş göz üstüne…

Ben bilmem…Hocam bilir..

Ben bilmem Şeyhim bilir..

Selam ve sevgi  ola…

(/Vit-amin.net//)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.