GÜL….

Aşkım GÜL

Gül Beyni ve Aklı Güçlendirir..

Gül yağı ve gülsuyu ve gül kokusu….. Eski tıp kitaplarında gül kokusunun “Gözlere şifa ve ruhlara gıda” olduğu tekrar edilir ve hekimler tarafından tavsiye edilirdi. Gülsuyunu yani gülün kokusunun içinde saklandığı damıtılmış suyu koklamak; Ruhsal ve duygusal yapıları kuvvetlendirir, beyni ve aklı güçlendirir, beden ve yaşam kuvvetini arttırır, heyecandan oluşan kalp atışlarını düzenler, baş ağrısını geçirir, iğrenme, öğürmeyi ve kusmayı dindirir, göz kanlanmalarını ve ağrılarını geçirirdi. Bu sebeple Osmanlı Devletinde çok talep edilen ve kullanılan bir ilaçtı. Osmanlı hekimlerinin tıp kitaplarında yer alan tedavilerde özellikle Gül macunu, gülbeşeker, gül şurubu , gül şerbetinin mide ve karaciğer rahatsızlıklarında tavsiye edildiğini görüyoruz. Gül ve şekerle değişik formüllerde hazırlanan bu ilaçların mideyi güçlendirdiği, hazımsızlıkta çare olduğu bilgileri bütün hekimler tarafından kabul edilmiştir. Gülün zeytinyağı, susam yağı içinde bekletilmesi ile hazırlanan “Gül İksiri” ise bütün deri hastalıklarında özellikle kaşıntı, kabarcık, sivilcelerde ayrıca ağrı ve sızılarda tavsiye ediliyordu.

Koku, gönül gözünü açar” Mevlana

Limbik sistem, beynimizde, duygu, hafıza, yaratıcılık, motivasyon, nefesin, kalp atışının, hazım ve otonomik sinir sisteminin yöneticisidir. Ve burası beynin en eski bölümlerinden biridir. Kokular, endorfin, serotonin ve enlefalin denilen nörotransmitterleri (sinirler arası kimyasal iletici) uyararak serbest kalmalarını sağlar.

“Türk tıp tarihinde İbn-i Sina ve Biruni gibi ünlü tıp alimleri, birçok bitki ve kokusu gibi, gülün de birçok hastalığı önleyici ve giderici olduğunu söylemiş ve hastalar üzerinde uygulamışlardır. Bu alimler, gülü akıl hastalarının tedavisinde kullanmış ve hafızayı açtığını, belleği güçlendirdiğini görmüşlerdir..

Gül……RasulAllallah (sav) ile özdeşleşmiştir.

Terlese güller olurdu her teri.

Hoş dererlerdi terinden gülleri.

….

Zaman o Gül gibi gül görmedi zaman olalı

Gül’ün güzelliği dillerde dasitan olalı.

…..

Görmedik böyle gül-i rüyu güzel

Ten-i gül-i büyu güzel, boyu güzel

Osmanlı insanın gönlünde öylesine yer etmiş ki Gül’e bakıp Resulullah’ı hatırlamayı ve hemen ardından da Salâvat getirmeyi alışkanlık haline getirmişlerdir.

Her gülü kokladıklarında salâvat getirmeyi ve rasulullahı tefekkür etmeyi ihmal etmemişlerdir.

Bir kimse Gül’ü koklarken salâvat getirmezse ona kaba insan gözü ile bakarlardı.

İşte kokuya böyle önem veren Osmanlı insanı ile günümüz insanı arasındaki zarafet farkı buradan anlaşılmaktadır.

Gülü koklamanın da bir adabı usulü vardır.

Gülün kokusunun rayihasının en yoğun olduğu zaman seher vaktidir. Seher vakti Gül dalına yaklaşacaksınız. Derin bir nefes alacaksınız. Dalın üzerindeki çiğ damlalarını yavaşça adeta gülleri uyandırmak istemezmiş gibi silkeleyeceksiniz.

İşte bu hareketle kokunun daha yoğun çıkması sağlanmaktaymış diyor bu konunun uzmanları…

Eğer gül dalını kopardıysanız, o halde Gül’ü baş aşağı tutun ve hafifçe sallayın sonra burnunuza yaklaştın gözlerinizi kapayın, yayılan o güzel, hoş kokuyu derin bir nefesle içinize çektikten sonra mest olmuş halde iken Salâvat getirin.Buyrun:

”Allahümme salli ala Seyyidine Muhammedin ve Sellim”

Sevgiyle..

(/A/Vit-amin.net/)

gul_

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.