Kategori arşivi: GIDA

Eeeeeee……..

fast

Bir çok yiyeceğin içine karıştırılmış sağlığa zararlı dinen sakıncalı maddelerin listesi ayrıntılı olarak aynen aşağıdaki gibidir…Fakat şuda bir gerçek ki helal sertifikası almış bazı firmaların ürünlerinde de sağlığa zararlı katkı maddeleri kullanılmaktadır..Bu konuda sanırım herkesin kendisine düşen bir insanlık bir müslümanlık vazifesi gereği bu maddeleri gördüğü yerde uyarmasıdır..Ayrıca bilindiği üzre ülkemizde bir hayli tutulan fast food anlayışının patronu sayılabilecek bir firmada ürünlerinde o mahluka ait malzeme kullanmadığına dair hiç bir garanti vermemiştir..Ve müslüman kardeşlerimiz de hala gidip oralarda keyf çatıyorlarsa ne diyebiliriz ki….. Eeeeeee artık demekten gayrı…..

Eeeeeeee……

E100* Kurkumin Renklendirici; kurkuma (turmerik) bitkisinin köklerinden elde edilir, suni olarak da üretilir; peynir, margarin ve fırın tatlılarında kullanılır.
E101* Riboflavin, Riboflavin-5′- phosphate ‘B2 vitamini’ ve renklendirici; doğal olarak sebzelerde bulunur; yumurta, süt, karaciğer ve böbrekten de elde edilir; margarin ve peynirde kullanılır.
E102* Tartrazin Renklendirici; tiroid tümörü, kromozom hasarı, kurdeşen, hiperaktivite ve aspirin duyarlılığı gibi rahatsızlıklara sebep olabilir; renkli içecek, tatlı, reçel,unlu gıdalar, çerez, konserve balık ve hazır çorbalarda kullanılır; Norveç ve Avusturya’da yasaklandı.
E104* Kinolin Sarısı Renklendirici; ruj, saç bakım ürünleri, kolonya üretimi ve eczacılıkta kullanılır; deri rahatsızlığına neden olur; Avustralya, Amerika ve Norveç’te yasaklandı.
E107* Yellow 7G Renklendirici; astımlılarda alerjik reaksiyon görülebilir; tipik ürünler hafif içeceklerdir; HACSG² sakınılmasını öneriyor; Avustralya ve Amerika’da yasaklandı.
E110* Sunset Yellow FCF, Orange,Yellow S Renklendirici; sentetiktir;unlu gıdalar, pasta, tatlı, çerez, dondurma, içecek ve konserve balık, hazır çorba ve bazı şurup cinsi ilaçların üretiminde kullanılır; yan etkileri kurdeşen, rinit (burun akması), burun tıkanıklığı, alerji, hiperaktivite, böbrek tümörü, kromozom hasarı, karın ağrısı, bulantı ve kusma, hazımsızlık ve iştahsızlıktır; Norveç’te yasaklandı.
E120** Karmin, Karminik asitKosinal Renklendirici; böceklerden elde edilir; kozmetiklerde, şampoanlarda, kırmızı elma sularında, şekerlemelerde ve diğer gıdalarda kullanılır; hassas ve asmatik bünyelerde alerjik reaksiyonlara sebeb olabilir.
E122* Azorubin,Karmoisin Renklendirici; kömür katranı türevi; astımlılar ve aspirin alerjisi olanlarda kötü reaksiyonlar yapabilir; tipik ürünler şekerleme, marzipan ve jölelerdir; ısveç, Amerika, Avusturya ve Norveç’te yasaklandı.
E123* Amarant Renklendirici; aynı ismi taşıyan bir ottan üretilir; kek, meyve tatlı dolgular ve jölelerde kullanılır; astım, egzama ve hiperaktiviteye neden olur; bazı hayvanlara yapılan testlerde doğum kusurları ve cenin ölümleri görülmüştür, kanserojen olabilir; Avusturya, Amerika, Rusya, Norveç ve diğer bazı ülkelerde yasaklandı.
E124* Ponso 4R,Kosinal red A Renklendirici; sentetik kömür katranı; hayvanlarda kanserojen, astımlılar ve aspirin alerjisi olanlarda kötü reaksiyonlar yapabilir; Amerika ve Norveç’te yasaklandı.
E127* Eritrosin Renklendirici; kiraz ve vişne, konserve sebze, muhallebi, tatlı, pasta,biskuvi ve çerezlerde kullanılır; ışığa karşı duyarlılığa ve troid hormonu seviyesini arttırıp hipertroidism’e neden olabilir; farelerde yapılan çalışmada troid kanserine neden olduğu saptanmıştır; Avustralya, Amerika ve Norveç’te yasaklandı.
E128* Red 2G Renklendirici; sentetik kömür katranı; kan hemoglobini ile karışma ihtimali vardır; çocuklar tarafından kullanılması tavsiye edilmiyor; dondurma, puding, meyvalı veya aromalı yoğurt, pişmiş ya da pişmemiş et ürünleri, sucuk, salam, sosis Marmelat ve içeceklerde kullanılır. Pek çok ülkede yasaktır.
E129* Allura red AC Renklendirici, sentetiktir; tatlılar, içecek ve garnitürlerde, eczacılık ve kozmetik ürünlerinde kullanılır; astım ve aspirin hassasiyeti olan insanlar için risklidir; farelerde kanser oluşturduğu saptanmıştır; çocuklar tarafından tüketilmesi tavsiye edilmiyor; Danimarka, Belçika, Fransa, Almanya, ısviçre, ısveç, Avusturya ve Norveç’te yasaklandı.
E131* Patent blue V Renklendirici; Alerjik hassasiyete sahip insanlar kaçınmalıdır; kurdeşen, kaşıntı, tansiyon düşüklüğü, titreme ve solunum problemleri oluşturabilir; çocuklarda kullanılması tavsiye edilmez. Avustralya, Amerika ve Norveç’te yasaklandı.
E132* Indigotin, Indigokarmin Renklendirici; sentetik kömür katranı türevi; yaygın olarak tablet ve kapsüllere eklenir; ayrıca dondurma, tatlı, fırınlı mamuller, şekerleme ve bisküvilerde kullanılır; bulantı, kusma, yüksek tansiyon, deri döküntüsü, solunum sorunları ve diğer alerjik reaksiyonlara neden olur. Norveç’te yasaklandı.
E133* Brilliant blue FCF Renklendirici; sentetik kömür katranı; mandıra ürünleri, tatlılar ve içeceklerde kullanılır; çocukların tüketmesi tavsiye edilmiyor, Belçika, Fransa, Almanya, ısviçre, ısveç, Avusturya ve Norveç’te yasaklandı.
E140* Klorofil Renklendirici; doğal olarak tüm bitkilerde bulunur; mum ve yağların boyanmasında, eczacılık ve kozmetik ürünlerde kullanılır.
E141* Klorofil bakırkompleksi Renklendirici; bazı peynir çeşitlerinde, çiklette, dondurmada, sos ve çorbalarda kullanılır; bilinen bir yan etkisi yoktur.
E142* Green S Renklendirici; sentetik kömür katranı türevi; konserve bezelye, nane jöle ve soslarda, paketlenmiş ekmek kırıntısı ve kek karışımlarında kullanılır; hiperaktiviteye, astıma, uykusuzluğa sebep olduğu bilinmektedir; çocuklar için tavsiye edilmemektedir. ısveç, Amerika ve Norveç’te yasaklandı.
E150 Karamel Renklendirici; şekerden yapılır; istiridye, soya, meyveler, konserve soslar, çikolata, şekerleme, bisküvi ve turşularda kullanılır. Çocuklar için tavsiye edilmiyor.
E151 Brilliant Black BN, Black PN Renklendirici; kömür katranı; tatlılar, balık ezmesi, aromalı sütlü içecekler, dondurma, hardal, marmelatlar, soslar, kekler ve içeceklerde kullanılır; Danimarka, Belçika, Fransa, Almanya, ısviçre, ısveç, Avusturya, Avustralya, Amerika ve Norveç’te yasaklandı.
E153* Bitkisel Karbon Renklendirici; mangal kömürü, kemik, et, kan, katı ve sıvı yağlardan elde edilir; reçel, jöle ve meyan kökünde kullanılır; kanserojen olma riskinin yanında hayvan kökenli olanları haram riski taşır. Çocuklar için tavsiye edilmez. Avustralya’da yalnızca bitkisel kökenli olanına izin verildi, Amerika’da yasaklandı.
E154* Brown FK Renklendirici; sentetik 6 boya maddesinin karışımından oluşur; kurutulmuş balık, tütsülenmiş balık, pişirilmiş jambon ve cipslerde kullanılır; çocuklar için önerilmez; Amerika’da ve pek çok ülkede yasaklandı.
E155* Brown HT (Chocolate) Renklendirici, kömür katranı; çikolatalı kekte kullanılır; astımlılar ve aspirin alerjisi olanlarda kötü reaksiyonlar yapabilir; deri duyarlılığına neden olduğu bilinir; Danimarka, Belçika, Fransa, Almanya, ısviçre, ısveç, Avusturya, Amerika ve Norveç’te yasaklandı.
E160(a)* Karoten, alfa-, beta-, gamma- Renklendirici; insan vücudu onu karaciğerde ‘A Vitamin’ine dönüştürür; havuçta, turunçgillerde ve sebzelerde bulunur; tereyağ, margarin, kek, sütlü içecekler ve meyve sularında kullanılır; bazı üreticilerin stabilizatör olarak jelatin kullandıkları bilinmektedir.
E160(b)* Annatto (Arnatto, Annato), bixin, norbixin Renklendirici; ‘Bixaorellana’ ağacından elde edilir; peynir, tereyağı, margarin,unlu gıdalar, çerez, çorba ve içeceklerde kullanılmaktadır; ayrıca eczacılıkta (balgam sökücü olarak) ve tekstil sektöründe kullanılır;jelatinle karışık bulunabilir; kurdeşene neden olduğu bilinir, HACSG² sakınılmasını öneriyor.
E160(c)* Paprika ekstrakt, Kapsanthin, Kapsorubin Renklendirici; kırmızı biber çekirdek ve tohumlarından elde edilir; kümes hayvanı gıdaları, dilinmiş peynirlerde kullanılır; jelatinle karışık bulunabilir; bazı ülkelerde yasaklandı.
E160(d)* Likopen Renklendirici; domates ve pembe greyfurttan üretilir; kanser riskini azaltabilir; jelatinle karışık bulunabilir.
E160(e)* Beta-apo-8’Karotenal
(C 30) Renklendirici; sentetik;dilimlenmiş peynirde kullanılır; bilinen yan etkisi yok; jelatinle karışık bulunabilir.
E160(f)* Etil ester of beta-apo-8′-karotenik asid (C 30) Renklendirici, bilinen yan etkisi yok; alkolle muamele edilmiş olabilir.
E161* Lutein, Kantaksantin Renklendirici; doğal olarak yeşil yaprakta, kadife çiçeği ve yumurta sarısında bulunur, Alkolle muamele edilmiş olabilir. Renklendirici; retinol; bazı mantar, kabuklu hayvan, balık ve flamingo tüyünde bulunur.
E162* Betanin Renklendirici; pancardan elde edilir; bilinen yan etkisi yok; Alkolle muamele edilmiş olabilir.
E163* Antosiyaninler Renklendirici, çiçek ve bitki kaynaklı; alkolle muamele edilmiş olabilir.
E170* Kalsiyum karbonat Hem renklendirici hem mineral tuz; kaya minerali veya kemikten elde edilir; diş macunu, beyaz boya, temizleme tozları, bisküvi, ekmek, kek, dondurma, dondurulmuş konserve sebze ve meyvede ve ilaçlarda kullanılır; yüksek dozlarda zehirlidir; safra, böbrek taşı, hemoroid, kabızlık ve fistül kanamalarına sebep olabilir.
E171 Titanium dioxid Renklendirici; diş macunu ve beyaz boyada pek çok ilaçta bazı peynir çeşitlerinde, krema ve soslarda kullanılır; kan, beyin ve bezlerde, lenf düğümleri ve akciğerde yüksek konsantrasyon oluşturabilir. Almanyada yasaktır.
E172 Demir oxid ve hidroxid Renklendirici; som balığı ve karides ezmesinde kek, pasta ve tatlılarda kullanılır; yüksek dozlarda zehirlidir. Almanyada yasaklanmıştır.
E173 Aluminium Renklendirici; draje, şekerleme, keklerde, tabletlerde dekorasyon maksadı ile kullanılır; bazı ülkelerde yasaklandı.
E174 Gümüş Renklendirici; çikolatalı şekerlemeler ve drajelerde kullanılır; aşırı dozlarda önemli rahatsızlıklara sebep olur; bazı ülkelerde yasaklandı.
E175 Altın Renklendirici; çikolatalı şekerlemelerde drajelerde kullanılır; bazı ülkelerde yasaklandı.
E180* Litolrubin BK Renklendirici; astım, rinit ve cilt hastalıklarına sebep olabilir. Bazı ülkelerde yasaklandı.
E181 Tannik acid Alkolde berraklaştırma ajanı; fındık ve oak ağacı dallarından elde edilir; doğal olarak çayda bulunur.
• İşaretsiz “siyah” E numaraları helal kabul edilen katkıları gösterir.
• “Kırmızı” E numaraları sağlık için tehlikeli katkıları gösterir.
• “**” işaretleri kesin hayvan (çoğunlukla domuz) kökenli katkıları gösterir.(haram)
• “*” Bitkisel veya hayvansal kökenli olabilir. Alkolle muamele edilmiş veya edilmemiş olabilir.Bu sebeple (şüpheli) kabul edilen katkıları gösterir.

 

KORUYUCU KATKI MADDELERİ
 

E200 Sorbik asit Koruyucu olarak kullanılır. Bitkisel kökenlidir. Ciltte kaşıntıya sebep olabilir
E201 Sodyum sorbat Koruyucu olarak kullanılır.
E202 Potasyum sorbat Koruyucu olarak kullanılır.
E203 Kalsiyum sorbat Koruyucu olarak kullanılır.
E210* Benzoik asit Koruyucu olarak kullanılır. Fırın mamulleri, peynir, çiklet, çeşni, dondurulmuş mandıra ürünleri, yumuşak tatlı gibi gıda ürünlerinde, kozmetik ürünlerde, eczacılıkta öksürüğe karşı antiseptik ve mantara karşı merhem yapımında kullanılır. Astıma , sinirsel bozukluğa, ve çocuklarda hiperaktiviteye neden olabilir.
E211* Sodyum benzoat Koruyucu olarak kullanılır. Süt ve et ürünleri, çeşniler, fırınlı mamuller ve şekerlemelerde, ağız yoluyla alınan bir çok ilaçta kullanılır; kurdeşene neden olduğu ve astımı ağırlaştırabilir.
E212* Potasyum benzoat Bakınız: 211
E213* Calsiyum benzoat Bakınız: 212
E214* Etil p-hidroksibenzoat Koruyucu olarak kullanılır. Bazı ülkelerde yasaklandı
E215* Sodyum etil p-hidroksibenzoat Koruyucu olarak kullanılır. Bazı ülkelerde yasaklandı
E216* Propil p-hidroksibenzoat Koruyucu olarak kullanılır. Alerjik reaksiyonlara sebep olabilir.
E217* Sodyum propil p-hidroksibenzoat Koruyucu olarak kullanılır. Bazı ülkelerde yasaklandı
E218* Metil p-hidroksibenzoat Koruyucu olarak kullanılır. Alerjik reaksiyonlara sebep olabilir.
E219* Sodyum metil p-hidroksibenzoat Koruyucu olarak kullanılır. Bazı ülkelerde yasaklandı
E220 Sulfur dioksit Koruyucu olarak kullanılır. Kömür katranından elde edilir. Tüm sülfürlü ilaçlar zehirlidir ve kullanımı sınırlandırılmıştır (Amerika’da, FDA¹ çiğ meyve ve sebzelerde kullanımını yasaklamıştır); astım nöbetlerini azdırdığı ve böbrek fonksiyonları zayıflamış olanlarda metabolizmayı zorladığı, ‘B1 vitamini’ni yok ettiği bilinmektedir; içecekler, kurutulmuş meyveler, meyve suyu, sirke ve patates ürünlerinde kullanılır.
E221 Sodyum sulfit Bakınız: 220
E222 Sodyum hidrojen sulfit Bakınız: 220
E223 Sodyum metabisulfit Bakınız: 220
E224 Potasyum metabisulfit Bakınız: 220
E225 Potasyum sulfit Bakınız: 220
E226 Kalsiyum sulfit Koruyucu olarak kullanılır. Bazı ülkelerde yasaklandı
E227 Kalsiyum hidrojen sulfit Koruyucu olarak kullanılır. Bazı ülkelerde yasaklandı
E228 Potasyum bi sulfit Bakınız: 220
E230* Bifenil, Difenil Koruyucu olarak kullanılır. Bazı ülkelerde yasaklandı
E231* 2-Hidroksi bi fenol Koruyucu olarak kullanılır. Bazı ülkelerde yasaklandı
E232* Sodyum ortofenil fenol Bakınız: 231
E233* Tiabendazol Koruyucu olarak kullanılır. Bazı ülkelerde yasaklandı
E234* Nisin Koruyucu olarak kullanılır.
E235 Natamisin Koruyucu olarak kullanılır. Bulantı, kusma, ishal ve cilt kaşıntısına neden olur; et ve peynir ürünlerinde kullanılır.
E236 Formik asit Koruyucu olarak kullan. Bazı ülkelerde yasaklandı
E237 Sodyum format Koruyucu olarak kullanılır. Bazı ülkelerde yasaklandı
E238 Kalsiyum format Koruyucu olarak kullanılır. Bazı ülkelerde yasaklandı
E239 Hexamin Koruyucu olarak kullanılır. Bazı ülkelerde yasaklandı
E242 Dimetil dikarbonat Koruyucu olarak kullanılır. Meyve sularına ilave edilen ve içindeki mikroplar ile mücadele eden bir antimikrobiyel, FDA¹nın veritabanında gıda ile ilişkisi kabul edilen bir madde olarak listelenmiştir
E249* Potasyum nitrit Koruyucu olarak kullanılır. Et ürünlerinde kullanılır. Nitritler nefes daralması, baş dönmesi ve baş ağrısı ile sonuçlanabilecek rahatsızlıklara sebep olduğu gibi potansiyel kanserojendir; bebek ve küçük çocukların gıdalarında kullanılması kesinlikle yasaktır.
E250* Sodyum nitrit Koruyucu olarak kullanılır. Hiperaktiviteye ve diğer yan etkilere neden olabilir, potansiyel kanserojendir, bir çok ülkede sınırlandırılmıştır, HACSG² sakınılmasını öneriyor
E251* Sodyum nitrat Bakınız: 250
E252* Potasyum nitrat Koruyucu olarak kullanılır. Hayvan artıklarından veya bitkilerdenelde edilir. Gübre üretiminde ve etin korunmasında kullanılır; hiperaktiviteye ve diğer yan etkilere sebep olabilir, potansiyel kanserojendir, bir çok ülkede sınırlandırılmıştır (Bakınız: 249)
E260 Asetik asit Koruyucu olarak kullanılır. Sirkenin ana maddesidir; ağaç liflerinden sentetik olarak üretilir; turşu ve soslarda kullanılır
E261 Potasyum asetat Koruyucu olarak kullanılır. Böbrek fonksiyonları zayıf insanlar sakınmalıdır; sos ve turşularda kullanılır.
E262 Sodyum asetat, Sodyum diasetat Koruyucu olarak kullanılır. Asitliği düzenleyicidir; bilinen yan etkisi yok
E263 Kalsiyum asetat Koruyucu olarak kullanılır. Asitliği düzenleyicidir.
E264 Amonyum asetat Koruyucu olarak kullanılır. Bulantı ve kusmaya neden olabilir
E270* Laktik asit Koruyucu olarak kullanılır. Asitliği düzenleyicidir; bebeklerin sindirimi zordur; tatlılar, salata sosu, bebe maması ve şekerlemelerde kullanılır
E280 Propiyonik asit Koruyucu olarak kullanılır. Migren ağrılarına sebep olabilir; doğal olarak mayalanmış gıdalarda, insan teri ve geviş getirenlerin sindirim organlarında bulunur, ayrıca suni olarak etilen, karbon monoksit, propiyonaldehit, doğal gaz, mayalanmış kağıt hamuru veya çürümüş lif bakterisinden elde edilir; yaygın olarak ekmek ve un mamullerinde kullanılır
E281 Sodyum propiyonat Koruyucu olarak kullanılır. Migren ağrılarına sebep olabilir; unlu mamullerde kullanılır.
E282 Kalsiyum propiyonat Bakınız: 281
E283 Potasyum propiyonat Bakınız: 281
E290 Karbon dioksit Koruyucu olarak kullanılır.
E296 Malik asit Koruyucu olarak kullanılır. doğal (meyvelerden) veya sentetik yoldan elde edilir; bebekler ve küçük çocuklar sakınmalıdır
E297 Fumarik asit Koruyucu ve anti oksidan olarak kullanılır. Keklerde kullanılır

ANTİOKSİDANLAR

E300 Askorbik asit Antioksidan. ‘C vitamini’; sentetik olarak glukozdan sağlanabilir, doğal olarak sebze ve meyvelerde bulunur; et, unlu ürünler,dondurulmuş balık gibi ürünlerde kullanılır.
E301 Sodyum askorbat Antioksidan. C vitamini’nin sodyum tuzu
E302 Kalsiyum askorbat Antioksidan. C vitamini’nin kalsiyum tuzu, ‘kalsiyum aksalat’ taşlarının oluşumunu hızlandırabilir.
E303 Potasyum askorbat Antioksidan. C vitamini’nin potasyum tuzu
E304* Askorbil palmitat, Antioksidan. Askorbik asitin yağlı esteri.
E306*, E307*,
E308*, E309* Tokoferoller Antioksidan. ‘E vitamini’; soya, buğday, pirinç, pamuk tohumu, mısır gibi birçok sebzenin ve hayvanların yağında bulunur; margarin ve salata soslarında, ilaç ve kozmetik ürünlerinde kullanılır.
E310 Propil gallat Antioksidan. Gastrit ve cilt tahrişine neden olabilir, kandaki hemoglobine zarar verdiği için bebek ve küçük çocuk gıdalarında izin verilmemiştir; yağ, margarin ve salata sosunda kullanılır.
E311* Oktil gallat Bakınız: E310
E312* Dodesil gallat Bakınız: E310
E317 Eritorbik asit Antioksidan. Sakarozdan üretilir
E318 Sodyum eritorbat Antioksidan.
E319 Tert-Butilhidroquinon (TBHQ) Antioksidan. Petrol kökenli; HACSG¹ sakınılmasını öneriyor; bulantı, kusma ve sayıklamaya neden olabilir, 5 gramlık bir doz öldürücü sayılır; yağ ve margarinlerde kullanılır.
E320* Butillenmiş hydroksi-anisol (BHA) Antioksidan. Petrol kökenli; yenilebilen yağlarda, çiklet, margarin, fındık, patates ürünleri ve polietilen gıda ambalajlarında kullanılır, bebe mamalarında izin verilmemiştir, alerjik reaksiyon yapabilir, hiperaktiviteye, kanserojen, estrojen etkilere ve diğer olumsuzluklara sebep olabilir.
E321* Butillenmişhidroksi-toluen (BHT) Antioksidan. Bakınız: E320
E322* Lesitin Antioksidan. Emilgatör.Soya fasulyesi, yumurta sarısı, yerfıstığı, mısır veya hayvani yağlardan elde edilir. margarin, çikolata, mayonez ve süt tozunda kullanılır; bitkisel tipi tercih edilmelidir.
E325* Sodyum laktat Antioksidan. Laktik asidin tuzu. Hayvani kökenli.
E326* Potasyum laktat Bakınız: E325
E327* Kalsiyum laktat Bakınız: E325
E328* Amonyum laktat Bakınız: E325
E329* Magnezyum laktat Bakınız: E325
E330 Sitrik asit Antioksidan. Gıda asidi, doğal olarak turunçgillerden elde edilir, bisküvi, konserve balık, peynir ve peynir ürünleri, bebe maması, kek, çorba, çavdar ekmeği, içecekler ve mayalanmış et mamullerinde kullanılır.
E331 Sodyum sitratlar Antioksidan. Gıda asidi.
E332 Potasyum sitratlar Antioksidan. Gıda asidi.
E333 Kalsiyum sitratlar Antioksidan. Gıda asidi.
E334 Tartarik asit Antioksidan. Gıda asidi.
E335 Sodyum tartaratlar Antioksidan. Gıda asidi.
E336 Potasyum tartaratlar Antioksidan. Gıda asidi.
E337 Sodyum potasyum tartarat Antioksidan. Gıda asidi.
E338 Fosforik asit Antioksidan. Gıda asidi.
E339 Sodyum fosfatlar Antioksidan. Mineral tuz; eczacılıkta müshil olarak, yüksek dozlar vücuttaki kalsiyum-fosfor dengesini bozabilir
E340 Potasyum fosfatlar Bakınız: E339
E341* Kalsiyum fosfatlar Antioksidan. Mineral tuz; kaya ve kemikte bulunur
E343 Magnezyum fosatlar Antioksidan. Mineral tuz.
E350 Sodyum malatlar Antioksidan. Mineral tuz.
E351 Potasyum malat Antioksidan. Mineral tuz.
E352 Kalsiyum malatlar Antioksidan. Mineral tuz.
E353 Metatartarik asit Antioksidan. Gıda asidi.
E354 Kalsiyum tartarat Antioksidan. Mineral tuz.
E355* Adipik asit Antioksidan. Gıda asidi.
E357* Potasyum adipat Antioksidan. Mineral tuz
E363 Suksinik asit Antioksidan. Gıda asidi. Bazı ülkelerde yasaklandı
E365 Sodyum fumarat Antioksidan. Mineral tuz
E366 Potasyum fumarat Antioksidan. Mineral tuz
E367 Kalsiyum fumarat Antioksidan. Mineral tuz
E370 1,4-Heptonolakton Antioksidan. Bazı ülkelerde yasaklandı
E375 Niasin Antioksidan. B3 vitamini; doğal olarak fasulye, bezelye ve diğer baklagillerde, süt, yumurta, et, kümes hayvanları ve balıkta bulunur; doz aşımı halinde şeker hastalığı, gastrit, karaciğer ve göz zararları ve gut hastalığına yol açar, kandaki ürik asit seviyesinin yükselmesine neden olabilir; ciltte kızarıklıklar, özellikle aç karnına alınmış ise baş ve mide ağrısı yapabilir
E380 Tri-amonyum sitrat Antioksidan. Mineral tuz.
E381 Amonyum ferrik sitratlar Antioksidan. Mineral tuz.
E385 Kalsiyum disodyum etilen (EDTA) Antioksidan. Bazı ülkelerde yasaklandı

KIVAM ARTIRICI – HOMOJENLEŞTİRİCİ

E400 Alginig asid Kıvam artırıcı.Yosundan elde edilir;bazı sütlü mamullerde kullanılır; küçük miktarlarda bilinen yan etkisi yok, büyük miktarlar besinlerin sindirimini zorlaştırabilir.
E401 Sodyum alginat Kıvam artırıcı. E400’e benzer
E402 Potasyum alginat Kıvam artırıcı. E400’e benzer
E403 Amonyum alginat Kıvam artırıcı. E400’e benzer
E404 Kalsiyum alginat Kıvam artırıcı. E400’e benzer
E405 Propilen glikol alginat Kıvam artırıcı.
E406 Agar agar Kıvam artırıcı.Kırmızı yosundan elde edilir; müshil olarak, işlenmiş et ve dondurmada kullanılır
E407* Karragenan Kıvam artırıcı.etilen klorohidrin oluşumu sebebi ile yüksek kanserojen,ülser ve zehirlenme riski taşıyor,
E410 Keçi boynuzu zamkı Kıvam artırıcı.
E412 Guar zamkı Kıvam artırıcı.
E413 Kitre zamkı Kıvam artırıcı. gıdalarda, ilaçlarda ve kozmetiklerde kullanılır; alerji yapabilir
E414 Arap zamkı Kıvam artırıcı. Alerji yapabilir.
E415 Ksantan zamkı Kıvam artırıcı.
E416 Karaya zamkı Kıvam artırıcı
E417 Tara zamkı Kıvam artırıcı
E420 Sorbitol Kıvam artırıcı,suni tatlandırıcı ve nem tutucu; etli ve zarlı kabuksuz meyvelerden veya sentetik olarak glukozdan elde edilir; gıda,ilaç ve kozmetiklerde kullanılır.Bebek ve küçük çocuk gıdalarında kullanmak yasaktır.
E421 Mannitol Kıvam artırıcı.Alerji, bulantı ve kusmaya yol açabilir, diyare ve böbrek yetmezliğine neden olduğu için bebek gıdalarında izin verilmemiştir.
E422* Gliserol (gliserin) Kıvam artırıcı,tatlandırıcı ve nem tutucu, yağlı renksiz alkol;hayvansal veya bitkisel yağların alkalilerle ayrışması sonucu elde edilir; petrol ürünlerinden ve bazen propilenden sentetik olarak veya şekerden mayalanarak da elde edilir; büyük miktarlar baş ağrısı, susuzluk, bulantı ve yüksek kan şekerine sebep olabilir;
E431* Polioksietilen stearat Kıvam artırıcı
E432* Polisorbat 20 Kıvam artırıcı.Bazı ülkelerde yasaklandı
E433* Polisorbat 80 Kıvam artırıcı.Bitkisel ve hayvani yağ asitlerinden elde edilir. sentetik tatlandırıcı, köpük önleme ajanı ve hamur şartlandırıcı olarak kullanılır.
E434* Polisorbat 40 Kıvam artırıcı. Bazı ülkelerde yasaklandı
E435* Polisorbat 60 Kıvam artırıcı.E 433’e benzer
E436* Polisorbat 65 Kıvam artırıcı.E 433’e benzer
E440(a) Pektin Kıvam artırıcı.Doğal olarak elma kabuğunda bulunur; koyulaştırılmış reçel, jöle ve soslarda kullanılır; büyük miktarlar geçici mide gazı veya bağırsak rahatsızlığına neden olabilir
E440(b) Amine edilmiş pektin Kıvam artırıcı.
E441** Gelatin(jelatin) Kıvam artırıcı. Alerji ve astıma sebep olabilir.
E442* Amonyum fosfat Kıvam artırıcı
E450 Difosfatlar Kıvam artırıcı. süttozu veya kreması, işlenmiş peynir, balık, kurutulmuş sebze, reçel, marmelat, sos, jel, çikolata, şekerleme ve bebek mamaları gibi ürünlerde, ayrıca deterjan yapımında da kullanılırlar.
E460 Seluloz Kıvam artırıcı
E461 Metil seluloz Kıvam artırıcı.Mide gazı, tansiyon düşüklüğü ve kabıza neden olabilir
E463 Hidroksipropil seluloz Kıvam artırıcı.Bazı ülkelerde yasaklandı
E464 Hidroksipropil metil seluloz Kıvam artırıcı.
E465 Etil metil seluloz Kıvam artırıcı .
E466 Karboksi metil seluloz, Sodyum karboksi metil seluloz Kıvam artırıcı.
E469 Sodyum kaseinat Kıvam artırıcı.
E470* Yağ asit tuzları Homojenleştirici .Bitkisel ve hayvani kökenli olabilir.
E471* Mono & di gliseridler Homojenleştirici.Bitkisel ve hayvani kökenli olabilir.
E472* Gliseridlerin yağ asidi esterleri Homojenleştirici.
E473* Yağ asitlerinin sukroz esterleri Homojenleştirici
E474* Sukrogliseridler Homojenleştirici.Bazı ülkelerde yasaklandı
E475* Yağ asitlerinin Poligliserol esterleri Homojenleştirici.
E476* Poligliserol polirikinoleat Homojenleştirici.
E477* Propilen glikol esterleri Homojenleştirici.
E480 Dioktil sodyum sulfosukkinat Homojenleştirici.
E481* Sodyum stearol-2-laktilat Homojenleştirici.
E482* CKalsiyum stearol-2-laktilat Homojenleştirici.
E483* Stearil tartarat Homojenleştirici.Bazı ülkelerde yasaklandı
E491* Sorbitan mono stearat Homojenleştirici.
E492* Sorbitan tristearat Homojenleştirici.
E493* Sorbitan monolaurat Homojenleştirici.Bazı ülkelerde yasaklandı.
E494* Sorbitan mono-oleat Homojenleştirici.Bazı ülkelerde yasaklandı.
E495* Sorbitan monopalmitat Homojenleştirici.Bazı ülkelerde yasaklandı.

İNCELTİCİLER

E500 Sodyum karbonatlar Asit düzenleyici,kabartma ajanı.
E501 Potasyum karbonatlar Asit düzenleyici.
E503 Amonyum karbonatlar Asit düzenleyici.Mukozayı tahriş edebilir.
E504 Magnezyum karbonat Asit düzenleyici,tabakalaşmayı önleyici.Eczacılıkta da anti asit ve müshil olarak kullanılır.
E507 Hidroklorik asid Asit .
E508 Potasyum klorid Pelteleştirme ajanı.Çeşni verici. Mide ülserine neden olabilir
E509 Kalsiyum klorid Tutucu,katılaşma ajanı.
E510 Amonyum klorid Asit düzenleyici,geliştirme ajanı.Unlu ürünlerde kullanılır.Karaciğer ve böbrek fonksiyonlarına zarar verebilir.
E511 Magnezyum klorid Katılaşma ajanı.
E513 Sülfürik asid Asit.
E514 Sodyum sulfatlar Asit düzenleyici.Vücudun su dengesini bozabilir
E515 Potasyum sulfatlar Çeşni.
E516 Kalsiyum sulfat Katılaşma ve geliştirme ajanı.Kireçtaşından elde edilir
E518 Magnezyum sulfat Asit düzenleyici,katılaşma ajanı.Müshil olarak da kullanılır.
E519 Bakır sulfat Koruyucu olarak kullanılır.
E524 Sodyum hidroksid Asit düzenleyici.Bazı ülkelerde yasaklandı
E525 Potasyum hidroksid Asit düzenleyici.Bazı ülkelerde yasaklandı
E526 Kalsiyum hidroksid Asit düzenleyici,katılaşma ajanı.
E527 Amonyum hidroksid Asit düzenleyici.Bazı ülkelerde yasaklandı
E528 Magnezyum hidroksid Asit düzenleyici.Bazı ülkelerde yasaklandı
E529 Kalsiyum oksid Asit düzenleyici,geliştirme ajanı.
E530 Magnezyum oksid Asit düzenleyici,tabaka önleyici ajan.Bazı ülkelerde yasaklandı
E535 Sodyum ferrosianid Asit düzenleyici,tabaka önleyici ajan.
E536 Potasyum ferrosianid Tabaka önleyici.
E540 Dikalsiyum difosfat Asit düzenleyici,homojenleştirici.Bazı ülkelerde yasaklandı
E541 Sodyum aluminyum fosfat, Asidik Homojenleştirici.Bazı ülkelerde yasaklandı
E542** Bone fosfat Tabaka önleme ajanı.Kemikten elde edilir; Kahve makineleri için kurutulmuş sütte kullanılır.
E544* Kalsiyum polifosfatlar Homojenleştirici.Bazı ülkelerde yasaklandı
E545 Amonyum polifosfatlar Homojenleştirici.Bazı ülkelerde yasaklandı
E551 Silikon dioksid Homojenleştirici,tabaka önleyici.
E552 Kalsiyum silikat Tabaka önleyici.
E553(a) Magnezyum silikatlar Tabaka önleyici.Bazı ülkelerde yasaklandı
E553(b) Talk Tabaka önleyici.Allerjik reaksiyonlara ve mide kanserine sebep olabilir. Parlatılmış pirinç, çikolata, şekerlemelerde kullanılıyor.
E554 Sodyum aluminyum silikat Tabaka önleyici.Tuz, kurutulmuş süt ürünleri ve unlarda kullanılır; alüminyumun hamilelikte plasenta problemlerine neden olduğu bilinir ve Alzheimer hastalığı ile ilgili görülür.
E556 Kalsiyum aluminyum silikat Tabaka önleyici.Minerallerden elde edilir; süttozlarında kullanılır;
E558 Bentonit Tabaka önleyici
E559 Aluminyum silikat (Kaolin) Tabaka önleyici.
E570* Stearik asid Tabaka önleyici
E572* Magnezyum stearat Homojenleştirici,tabaka önleyici
E575 Glukono delta-lakton Asit düzenleyici,tutucu.
E576 Sodyum glukonat Tutucu.Bazı ülkelerde yasaklandı
E577 Potasyum glukonat Tutucu
E578 Kalsiyum glukonat Katılaşma ajanı
E579 Ferro glukonat Renk tutma ajanı; demir ve glukozdan elde edilir.
E585* Ferro laktat Renk tutma ajanı.

TAT VERİCİLER

E620* Glutamikasid Tat verici. Tuz maddesi; birçok hayvan ve bitki proteininde bulunur, bakteriden de elde edilir.Astımlı hastalara zararlı olabilir.Bebek ve küçük çocukların gıdalarında bulunması yasaktır.
E621* Monosodyumglutamat (MSG) Tat verici. Tuz maddesi; astımlılarda yan etkisi görülebilir, bebek ve küçük çocuk gıdalarında izin verilmemiştir;sebze,ton balığı ve salata sosu konservelerinde ve dondurulmuş gıdalarda kullanılır.
E622* Monopotasyumglutamat Tat verici.Bulantı, kusma, diyare ve karın kramplarına neden olabilir.
E623* Kalsiyum diglutamat Tat verici. Tuz maddesi.
E624* Monoamonyumglutamat Tat verici. Tuz maddesi.
E625* Magnezyum diglutamat Tat verici. Tuz maddesi.
E626 Guanilikasid Tat verici. Gut hastalığına sebep olabilir.
E627 Disodyumguanilat Tat verici. Gut hastalığına sebep olabilir. Bebek ve küçük çocuk gıdalarında kullanılması yasaktır.
E629 CKalsiyumguanilat Tat verici. Gut hastalığını başlatabilir.
E631* Disodyuminosinat Tat verici. Gut hastalığını başlatabilir, bebek ve küçük çocuk gıdalarında izin verilmemiştir
E633* Kalsiyum inosinat Tat verici. Gut hastalığını başlatabilir.
E635* Disodyum 5′-ribonukleotid Tat verici. Kaşıntılı reaksiyonlara sebep olabilir, kaşıntılar iyi huylu veya habis farklılıklar gösterebilir, reaksiyon, alınan dozla bağlantılı ve giderek artan türdedir, bazı kişiler buna daha duyarlı olabilir; cipsler, hazır şehriyeler ve bazı pastalarda kullanılır.Bebek ve küçük çocuklar korunmalıdır.Bazı ülkelerde Yasaklanmıştır.
E636* Maltol Tat verici.
E637* Etil Tat verici
E640* Glisin ve sodyum tuzu Tat verici.

TATLANDIRICILAR PARLATICILAR

E900* Dimetil polisiloksan Köpük önleyici ve yüzey sırlama maddesi.Silikon bazlı
E901* Balmumu Yüzey sırlama maddesi. Bazen alerjik reaksiyonlara neden olabilir.
E903 Karnauba mumu Yüzey sırlama maddesi. Bazen alerjik reaksiyonlara neden olabilir
E904** Şellak Yüzey sırlama maddesi. Böceklerden elde edilir; bazen deri tahrişine neden olabilir.
E905* Parafinler Yüzey sırlama maddesi.hafif müshil, yağların ve yağda çözünen vitaminlerin emilimini yavaşlatabilir, barsak kanserine yol açabilir; tatlılarda, maya üretiminde, vitamin tabletlerinde, kurutulmuş meyve, şekerleme ve kolalı ürünlerde kullanılır
E913* Lanolin Yağlayıcı,parlatıcı madde..Koyun yününden elde edilir.
E920** L-Kıstein ve hidrokloridleri Un işleme ajanı. İnsan saçı, hayvan kılı ve tavuk tüyünden elde edilir
E921** L-Cystin bkz E920
E924 Potasyum bromat Un işleme ajanı.Büyük miktarlarda bulantı, kusma, diyare ve sancılara neden olabilir.
E925 Klorin Un işleme ajanı.Gıdaları tahrip eder, kanserojendir; bazen mikropları öldürmek için suya karıştırılır.
E926 Klorin dioksid bkz E925
E927 Azodikarbonamid Un işleme ajanı. Bazı ülkelerde yasaklandı.
E928 Benzol peroksid Un işleme ajanı. unun beyazlaması için kullanılır. Alerjik geçmişi olanlar sakınmalıdır.
E931 Azot Besinleri dondurma ve vakumlu paketlemede kullanılır.
E932 Azotoksit Besinleri dondurma ve vakumlu paketlemede kullanılır.
E950* Akesulfam potasyum (Acesulfame K) Tatlandırıcı; Sunett ismiyle anılır; fırınlanmış yiyecekler, dondurulmuş tatlılar, şekerlemeler, mandıra ürünleri, pastalar, farmasotik olarak ağız hijyeni ve son zamanlarda içeceklerde kullanılmaktadır; The Center for Science in the Public Interest (CSPI) yapay tatlandırıcılar aspartam, sakarin ve aksesülfam potasyumu en kötü 10 katkı listesine dahil etmiştir; bu üç tatlandırıcının da hayvanlarda kansere neden olduğu tespit edilmiştir Kanser riskini arttırabilir.
E951* Aspartam Suni tatlandırıcı, çok fazla yan etkisi var, bazıları aspartama karşı alerji duyar, bu insanlarda migren en önemli reaksiyondur.
E952 Sıklamik asid Suni tatlandırıcı. Migren,kanser ve diğer reaksiyonlara neden olduğu bilinir, fare testis ve embriyolarında yapılan testlerde hasara neden oldoğu tesbit edilmiştir.Birçok ülkede yasaklanmıştır.
E953 Isomalt şekersiz tatlandırıcı; gluco mannitol ve gluco sorbitol isimli iki disaccharide alkolün karışımıdır; sert şeker, şekersiz tatlandırıcı; gluco mannitol ve gluco sorbitol isimli iki disaccharide alkolün karışımıdır; sert şeker, bonbon, lolipop, gofret, öksürük hapı ve boğaz pastili gibi ürünlerde yıllardır kullanılmaktadır.
E954 Sakkarinler Suni tatlandırıcı, kanserojen olarak bilinen toluen’den elde edilir; 1977’de Amerika’da yasaklandı.
E955 Sukraloz Suni tatlandırıcı; dünyanın çeşitli bölgelerinde birkaç yıldır kullanılıyor.
E957 Taumatin Suni tatlandırıcı, ekmek ve meyvelerin tatlandırılmasında kullanılır
E965 Maltitol, glukos şurup Suni tatlandırıcı ve nem tutucu; gıda enzimleri ile ayrıştırılır; şekerleme, kurutulmuş meyve ve düşük enerjili gıdalarda kullanılır; yüksek konsantrasyonlarda müshil tesiri yapar.
E966** Laktitol Suni tatlandırıcı
E967 Ksilitol Suni tatlandırıcı, nem tutucu; ahududu, erik, kıvırcık ve hindibada bulunur, ticari amaçla kağıt hamurundan üretilir; farelerle yapılan testlerde böbrek taşı, idraryolu etkileri ve psikolojik huzursuzluklara neden olduğu tesbit edilmiştir; düşük enerjili gıdalar, tatlılar, dondurma ve reçellerde kullanılır
E999 Kuillara ekstrakt Köpük ajanı, emülgatör, doğal nemlendirici; sodada kullanılır.
E1100* Amilas Enzim.Küf mantarı veya domuz pankreasından elde edilir
E1200 Polidekstroz Suni tatlandırıcı.Glukozdan elde edilir.
E1201 Polivinilpirolidon, PVP Dağıtma ajanı, tablet kaplayıcı; suni tatlandırıcılarda kullanılır
E1202 Polivinilpolipirolidon, PVPP Berraklaştırma ajanı, renk stabilizörü
E1400-E1450 Nişastalar ve türevleri Tatlandırıcı,kıvam artırıcı.
E1505 Trietil asetat Nem tutucu ve çözücü.Vücutta kısmen alkole dönüşür
E1510** Etanol (Etil alkol) Çözücü.alkol
E1517* E1518* Gliserol asetatlar Nem tutucu ve çözücü; Amerika’da taze meyveleri kaplamak için kullanılır
E1520 Propilen glikol Nem tutucu, nemlendirme ve dağıtma ajanı, petrol bazlı; krem merhem, kozmetik ve saç bakım ürünlerinde kullanılır; (damardan verildiğinde) öldürücü kalp krizleri görülmüştür, merkezi sinir sistemi depresyonu ve deri yanığı oluşabilir

 

RENKLENDİRİCİLER KORUYUCULAR ANTİOKSİDANLAR ASİTLER MİNERAL TUZLAR KIVAM ARTICILAR, STABİLİZÖRLER, HOMOJENLEŞTİRİCLER İNCELTİCİLER AROMALAR, TAD VERİCİLER PARLATICILAR, TATLANDIRICILAR

E100* E200 E300 E400 E500 E620* E900*
E101* E201 E301 E401 E501 E621* E901*
E102* E202 E302 E402 E503 E622* E903
E104* E203 E303 E403 E504 E623* E904**
E107* E210* E304* E404 E507 E624* E905*
E110* E211* E306* E405 E508 E625* E907*
E120** E212* E307* E406 E509 E626 E910**
E122* E213* E308* E407* E510 E627 E913*
E123* E214* E309* E410 E511 E629 E920**
E124* E215* E310 E412 E513 E631* E921**
E127* E216* E311* E413 E514 E633* E924
E128* E217* E312* E414 E515 E635* E925
E129* E218* E317 E415 E516 E636* E926
E131* E219* E318 E416 E518 E637* E927
E132* E220 E319 E417 E519 E640* E928
E133* E221 E320* E420 E524 E931
E140* E222 E321* E421 E525 E932
E141* E223 E322* E422* E526 E950
E142* E224 E325* E430* E527 E951*
E150 E225 E326* E431* E528 E952
E151 E226 E327* E432* E529 E954
E153* E227 E328* E433* E530 E957
E154* E228 E329* E434* E535 E965
E155* E230* E330 E435* E536 E966**
E160(a)* E231* E331 E436* E540 E967
E160(b)* E232* E332 E440(a) E541 E999
E160(c)* E233* E333 E440(b) E542** E1100*
E160(d)* E234* E334 E441** E544* E1200
E160(e)* E235 E335 E442* E545 E1201
E160(f)* E236 E336 E450 E551 E1202
E161* E237 E337 E460 E552 E1400-1450
E162* E238 E338 E461 E553(a) E1450
E163* E239 E339 E463 E553(b) E1510**
E170* E249* E340 E464 E554 E1517*
E171 E250* E341* E465 E556* E1518*
E172 E251* E343 E466 E558 E1520
E173 E252* E350 E469 E559
E174 E260 E351 E470* E570*
E175 E261 E352 E471* E572*
E180* E262 E353 E472* E575
E181 E263 E354 E473* E576
E264 E355* E474* E577
E270* E357* E475* E578
E280 E363 E476* E579
E281 E365 E477* E585*
E282 E366 E478*
E283 E367 E479(b)*
E290 E370 E480
E296 E375 E481*
E297 E380 E482*
E381 E483*
E385 E492*
E493*
E494*
E495*

İşaretsiz ” siyah ” E numaraları helal kabul edilen katkıları gösterir.
” kırmızı ” E numaraları sağlık için tehlikeli katkıları gösterir.
” ** ” işaretleri kesin hayvan (çoğunlukla domuz) kökenli katkıları gösterir.(haram)
” * ” Bitkisel veya hayvansal kökenli olabilir. Alkolle muamele edilmiş veya edilmemiş olabilir.Bu sebeple (şüpheli) kabul edilen katkıları gösterir.

Kaynak:Gıda Hareketi

Sevgiyle..

(/A//Vit-amin.net/)

Floridli Diş Macunları ….

DİŞŞ MACUNU

Modern köleleştirme operasyonu: Floridli diş macunu! Temiz kıyafetli figüran diş doktorlarının TV ekranlarından şiddette tavsiye ettikleri filanca diş macununun ana bileşenlerinden biri olan florid bir zamanlar fare zehiri olarak kullanılıyordu!

Üstelik floridli… Bu cümleyi diş macunu reklâmlarında mutlaka duyarız. Beyaz ve sağlıklı dişler için, içinde florid olan diş macunlarına ihtiyacımız vardır. Televizyon ekranlarındaki beyaz önlüklü diş hekimleri hep böyle derler. Amerika’da ise florid içme sularına sa karıştırılıyor. Avrupa’da yasak olan bu işlemi gerçekleştiren ABD’de her yıl 143 bin ton florid ‘’ ağız sağlığı, temiz içme suyu ve su borularının hijyenliği’’ adına Amerikalıların musluk sularına tatbik ediliyor. İngiltere ise floridli musluk suyunun yasaklanmadığı tek Avrupa ülkesi.

‘’ Thamoo Water’’ 2000 yılında ABD uygulamasını örnek alarak İngiltere’de musluk sularına florid karıştırmak için yasa önerisini Londra’daki Parlementı’ya vermiş bulunuyor. Yasa önerisine İngiliz kamuoyunun tepkisi oldukça büyük oldu. Anti-Florid Kampanyası’nın yoğun çalışmaları sonucunda başta Boots, Sainsbury ve Safeway gibi büyük market zincirleri ‘’floridsiz diş macunları’’nı üretip raflarına yerleştirmek zorunda kaldı.

Floridli diş macunlarının üzerindeki büyü kalkarken kamuoyu florid denen ve iyi bir şey zannedilen kimyasal maddenin bir zehir olduğunu öğrendi. Ve çok daha ürkütücü bir bilgiyle karşılaştı. Kitlesel düşünce kontrolünde floridin kullanıldığını.

Sodyum florid ya da …

19. yüzyılda yaygın deyimle ‘’şeytan zehiri’’ olarak bilinen sodyum florid fare zehiri olarak kullanılıyordu< bir çok endüstri kolunun atık ürünü olan ve sodyum silikoflorid ile birlikte elde edilen alüminyum üretimi endüstrisinin bir atığıdır. Depolanması oldukça güçtür. Denizlerin dibinde depolandığında milyonlarca balığın ve deniz canlısının ölümüne neden olmakta, eğer toprağa depolanırsa nehirlere ve yeraltı sularına karışmakta ve toprağı zehirlemektedir. Metali yeme özelliği de bulunduğu için sodyum floridin depolanması için üretilen konteynırlar oldukça pahalıya mal olmaktadır. 20. yüzyılın ikinci yarısında kapitalizmin bu zehirli atığın depolarına maliyetinden kurtulmak için ‘ floridli diş macunları’ masalını ortaya atmış, başta ABD olmak üzere dünya çapında bir dizi üniversitenin diş hekimliği ve halk sağlığı bölümlerinde diş sağlığı için floridin faydaları üzerine araştırmalar yönlendirmiş ve sonuçta her ülkede floridli diş macunları diş hekimleri kuruluşlarının onayını almıştır.

Arsenikten 15 kat daha kuvvetli

Anti Florid kampanyası’nın önde gelen sözcülerinden Massachusers Tıp Merkezi’nden Dr. Bush, sodyum floridin arsenikten 15 kat daha kuvvetli olduğunu belirtiyor. Dünyadaki kanser oranının en yüksek olduğu Amerika’da içme sularına florid tatbik edilen bölgelerde kanser oranının iki hatta üç kat daha fazla olduğu ve bu oranın nükleer santral bölgelerinde kansere yakalanma risk oranı nükleer santral bölgelerinde kansere yakalanma risk oranı ile eşdeğer olduğu da açıklanan bir diğer bilgi. Sodyum florid, diş macununun yanı sıra bir de içme suyu ile alındığında vücutta büyük bir tahribata neden oluyor. Damarlar, sinir sistemi, kemik yapısı ve dişlerde ağır bir tahribat gerçekleştiriyor. ABD’de uygulamanın, kısa adı EPA (Environmental Protection Agency Çevre Koruma Örgütü) olarak bilinen kurum aracılığıyla gerçekleştirildiğini ve EPA’nın içme sularında florid kullanılmasına ilişkin tavsiye raporları verdiğini de hatırlanmak istiyoruz. EPA hazırladığı bu ‘’tavsiye’’ raporlarında endüstri kollarına atıklarını değerlendirmenin ve atıklarından para kazanmanın yollarını gösteriyor. Bu atıkların başında ise sodyum florid geliyor. İçme sularına florid karıştırılması yasa maddesi böylece devreye giriyor. Amerikalıların ‘’çevre’’ koruma kurumu, sermayeyi koruma kurumu olarak faaliyet gösteriyor.

Florid ….kullanımının karanlıkta bırakılmış ilişkiler ağında ise çok daha ürkütücü bilgilerle karşılaşıyoruz. Florid, semap olarak bilinen ilaç üretiminde kullanılan bir malzemeyi içeriyor. Bu ise floridin üretimiyle, sarin ve soman olarak bilinen sinir gazlarının üretimini mümkün kılıyor. Bu üretimin geliştirilmesi ise 2. Dünya savaşı sırasında Hitler Almanyası’nda Yahudileri yok etmek için Zyklon B adındaki gazı üreten Alman kimya fabrikası LG. Farben’de gerçekleştiriliyor.

LG: Farben, sodyum floriden sinir gazı üretim teknolojisini 1939 yılında ALCOA adlı Amerikan alüminyum şirketinden alıyor. Nazi bilim insanları floridin içme suyuna karıştırılması için ilk deneyleri gerçekleştiriyor. Bu deneylerde içme suyundaki floridin beynin belli bir bölgesini uyuşturduğunu ve bireyin direnme gücünü kırdığını tespit ediyorlar. Bu keşiften sonra florid, Nazi toplama kamplarındaki içme sularına karıştırılıyor. (iyibilgi)
Kaynak:Gıda güvenliği Hareketi

(/A//Vit-amin.net/)

Helal Diş macunlarında ki Kimyasal…..

diş macunu

Sodyum Laureth Sülfat

Sodyum laureth sülfat (Sodyum lauril sulfat), SLS, lauryl sülfatın sodyum tuzudur. Hindistan cevizi kaynaklı bir kimyasaldır. Bu ucuz bileşen çok miktarda köpük yaratıyor, asıl kullanım amacı da bu. Sodyum laureth sülfat (SLS), genelde sanayilerde boru hattını temizlemek için tercih edilirken, sıvı bulaşık deterjanı ve yüzey temizleyicilerin de deterjan aktif maddesi.

Tüm Şampuanlarda, diş macunlarında, duş jelinde, sıvı sabunlarda, traş köpüklerinde, çamaşır ve bulaşık deterjanlarında, makyaj malzemelerinde kullanılmaktadır. Aldığınız ürünün içindekiler kısmını mutlaka okuyunuz.

SLS, orta tehlikeli olarak sınıflandırılmış, tahriş edici bir maddedir. Şampuanlarda %15 oranına kadar tolere edilir, çünkü saç derimizle sadece birkaç dakika temas halinde kalır, sonra durulanarak atılır. Bu nedenle SLS içeren şampuanların uzun süre kafa derinizde kalmaması çok önemli, saçınızı şampuanladıktan sonra en fazla 2 dakika bekleyiniz. Daha fazla bekletirseniz Sodyum Laureth Sülfat saç derisinden emilerek vücudunuza girer.

Sodyum laureth sülfat zararları (Sodyum lauril sulfat, SLS)

Cilt (Şampuan ile saç derisinden) veya ağız yolu ile (diş macunu) kan dolaşımına geçen SLS yüzde 1’in altında bile alınınca insan sağlığına zararlıdır. SLS; kan hücrelerinde toksik tesire, diş etlerinin şişmesine, diş eti hastalıklarına, dişlerin asitlere karşı direncini azaltarak çürümelere ve alerjik reaksiyonlara zemin hazırlar. Ayrıca aşağıdaki zararlı etkileri vardır.
Kanser – Kanser oluşturan diğer kimyasallar ile reaksiyona girer ve kanser oluşumunu hızlandırır.
Endokrin (hormon) bozulması – SLS/SLES hormonların hareketini taklit edebilir ve günlük vücut fonksiyonlarımızı kontrol eden ilişkili mekanizmaları bozabilir; östrojen hormonunu taklit ederek üreme sistemini ve cinsel gelişimi engellediği bilinmektedir;
Göz bozulması – SLS özellikle göz hücreleri tarafından anında emilir (direkt göz temasıyla değil, saç köklerinden doğru emilerek); özellikle çocuklarda zararlı etkisi ve gelişimi gözlenmektedir;
Saç dökülmesi – SLS saç foliküllerine zarar veren oldukça sert bir aşındırıcıdır;
Aşırı cilt hassasiyeti – SLS alerjik reaksiyonları arttırarak; zararlı maddelere karşı bir bariyer olarak hareket edebilme yeteneğine sahip olan cilde zarar verir;
Kuru cilt – Cildin nemini kaybettirerek cilt kuruluğu yapar.

Kullandığımız kişisel veya mekan temizlik ürünlerinin helal setifikalı olması bile sağlığa zararlı katkı maddelerinin bu  ürünlerde  kullanılmasına engel teşkil etmiyor.Bu    ya üretici   firmaların  bilgi ve ilgisizliğinden yada   yeterince     önem vermeyişlerinden kaynaklanıyor..Oysaki  dinde sağlık ve sağlıklı olma ve sağlığı koruma  en önemli ve  ilk kriterlerdendir….

Esteğisubillah…

Yâ eyyuher rusulu kulû minet tayyibâti va’melû sâlihâ(sâlihan), innî bimâ ta’melûne alîm(alîmun).

Müminin 51./Ayet

‘Ey Rasuller!….. temiz, helâl, sağlıklı ve leziz olan şeylerden yeyin. Hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirin, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayın, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olun, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyin. Ben sizin amellerinizi, yaptıklarınızı biliyorum.’
Ahmet Tekin…

Ey peygamberler! Temiz (helâl) şeylerden yiyin ve sâlih amel işleyin! Şübhesiz ki ben, ne yaparsanız hakkıyla bilenim..
Hayrat Neşriyat…

Ey peygamberler; temiz şeylerden yeyin ve salih amel işleyin. Doğrusu Ben; yaptığınızı bilirim..
İbni Kesir..

Ey peygamberler, helal ve hoş şeylerden yiyin ve güzel işler yapın; çünkü Ben, bütün yaptıklarınızı bilirim.
Elmalılı Hamdi Yazır

Ey resûller! Tayyib (temiz, helâl ni’metlerden) yeyiniz. Ve salih (nefsi tezkiye edici) amel yapınız. Muhakkak ki Ben, yaptığınız şeyleri en iyi bilenim.
İmam İskender Ali Mihr

«Ey Peygamberler! Temiz olan şeylerden yeyin; güzel işler yapın. Ben sizin yaptıklarınızı hakkıyle bilmekteyim.»
Diyanet Vakfı

Ey Müminler!…Temiz sağlıklı helal şeylerden yiyin…Güzel işler yapın….Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir….

Sevgiyle….

(/A//Vit-amin.net/)

GIDA Zehirlenmeleri….

li

Gıda poisioning …zehirlenmeleri…

Gıda zehirlenmesi genellikle birkaç gün içinde kendiliğinden giderir. Çoğu durumda kalan, yalıtım, bakım hijyen ve bol sıvı gıda zehirlenmesi için en iyi tedavi olduğunu.

Bazen terapi baş ağrısı, ateş ve bulantı veya kusma gibi bazı belirtiler için gerekli olabilir.

Orada birkaç belirli gıda zehirlenmesi tedavisi, bu sıvıların, kafeinli içecekler, antibiyotik ve benzeri içerir. (1-6)

Dehidratasyon önlemek için sıvılar

Çoğu durumda tuzları ve electrolytes kusma ve ishal ile ciddi bir kaybı yoktur.

İşte bu gibi sıvı doldurmak gerekiyor. Böylece içme suyu yalnız Yardım ve tuzları yoksunluğu daha fazla olduğundan bazen zararlı olabilir.

Böylece kusma ve sürekli ishal tedavisi Oral rehidrasyon tuz çözüm (ors) önerilir.

ors kuru tuz paketleri olarak kullanılabilir. Tüm paket filtre, bir litrelik içinde temiz içme suyu tasfiye gerekiyor.

Bu çözüm, sürekli ishal tüm süresince yudumladı gerekiyor.

Kafeinli içeceklerin avoidances

Şekerli içecekler, alkol ve kafeinli içecekler kaçınılmalıdır.

Çocuk ve bebek besleme veya bottle-feeding olanlar normal anne sütü ya da mümkün olduğunca beslenme formülü devam etmelidir.

Yemekler, daha küçük ve daha kolay sindirimi için sık sık olmalıdır. Tercih edilen, tost, kraker, yoğurt, pirinç veya muz gibi gıdaların kolayca sindirilir.

Antibiyotikler

Gıda zehirlenmesine neden bulunursa antibiyotik reçete olabilir.

Çoğu durumda bu gerekli değildir. Paraziter enfeksiyonları veya protozoal enfestasyonlar durumunda belirli antibiyotiklere ihtiyaç vardır.

Probiyotikler

Probiyotikler, Lactobacillus acidophilus ve Lactobacillus bulgaricus, gibi hazırlıklar ile yararlı bakteri bulunmaktadır. Bu dengeyi iyi bakterilerin bağırsak yeniden yardımcı olabilir.

Bu kullanışlı için yalnız bir alana nerede yiyecek ve su kirlenmiş.

İlaçların ishal durdurmak için

Bazı ilaçlar, ishal gibi Loperamide durdurmak kullanılabilir. Ancak, içinde en Enfektif diarrheas bu ilaç tavsiye değil. İyi daha fazla zarar neden olabilir.

Botülizm Antitoksin

Botülizm için yetişkin botülizm Antitoksin ilk belirtiler gözlenir ve 1 yıl altındaki bebekler botülizm İmmünglobulin (BIG) ihtiyaç sonra 72 saat içinde gerekir.

Solunum felci ise, mekanik solunum Yardımı ile bir vantilatör gerekli olabilir.

Antialerjik ajanlar

Atropin, mantar zehirlenmesi için yönetilmektedir.

Diphenhydramine ve Simetidin anti balık zehirlenmesi için reçete anti aracıları ve Mannitol ciguatera zehirlenmesi için belirtiler sinir ile ilgili tavsiye edilir.

Diğer komplikasyonlar yönetimi

Artrit ya da eklem ağrı, kanama, diğer komplikasyonlar şunları içermektedir sinir sistemi, böbrek sorunları zarar vb. bunlar belirli yönetim gerekir.

Örneğin böbrek yetmezliği ve zarar böbrek diyaliz gerektirebilir….

Gıda zehirlenmesi (1-6) – önlenmesi
Çamaşır eller yemek ya da yemek öncesi ve sonrası çiğ et ya da gıda dokunmadan
Züccaciye ve mutfak eşyaları yeterince temizlenmesi gerekir
Gıda iyice pişmiş ve doğru sıcaklıklarda depolanan gerekir. Örneğin sığır eti en az 160 ° f, en az 180 ° f kanatlı ve balık en az 140 ° f pişmiş gerekiyor
Ötesinde “kullanmak” tarihlerinin gıdalar tüketilmesi değil
Temizlenmiş ve filtrelenmiş su alınmalıdır
Herhangi bir olası virüs bulaşmış malzeme ile temas sonra bir yetişkin ya da çocuk ishal ile bakmakta ellerini yıkadı
Konserveler, botülizm önlemek için dikkatli kullanılmalıdır
Bal, 1 gözyaşı altındaki bebeklerde gıda zehirlenmesine neden olabilir. Bal onları botülizm önlemek için verilmesi gerekir
Yabani mantar ve çiğ deniz kabuğu balık (özellikle olanlar için red tides maruz) tüketilmesi değil. Kirpi balığı balık hazırlıkları akut genellikle ölümcül zehirlenme önlemek için yalnızca lisanslı Restoran alınması gereken
Ise sadece temiz su ve taze pişmiş gıda tüketmek için ekstra bakım seyahat alınmalıdır
Gebelik ve zayıf bağışıklık ile tüketmek değil şımarık ya da şüpheli gıda, çiğ balık, peynir vb. Gıda zehirlenmesi önlemek için ekstra dikkatli olmak gerekir….

Kaynaklar:
http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmedhealth/PMH0002618/
http://www.medicinenet.com/food_poisoning/page5.htm#Treatment
http://www.eMedicineHealth.com/food_poisoning/page7_em.htm
http://www.WebMD.com/Food-Recipes/Food-Poisoning/Food-Poisoning-and-Safe-Food-Handling- Treatment-Overview
http://www.NHS.uk/Conditions/Food-Poisoning/pages/Treatment.aspx
http://www.Umm.edu/altmed/articles/Food-Poisoning-000064.htm

(/Araştırma/Vit-amin.net/)

Last Updated: Jun 14, 2012

GIDA ALLERJİSİ…

besinn

Gıda alerjisi nedir?
Gıda alerjisi, vücutta bağışıklık sisteminde bazı reaksiyonlara neden olan ve çeşitli testlerle gözlemlenen ve teşhis edilen bir reaksiyondur. Bağışıklık sistemindeki bir reaksiyon vücuda yabancı madde girdiğinde, vücudu bu yabancı maddeye karşı korumak için gerçekleşir. Görülme sıklığı çocuklarda %6, erişkinlerde %1,5’dur. Gıda katkı maddelerinin neden olduğu allerjiler toplumda %1 oranında görülür. Herhangi bir gıda allerjiye neden olsa da en sık; inek sütü, yumurta, yer fıstığı, mısır,fındık, balık ve kabuklu deniz ürünleri sayılabilir. Gıda alerjisi durumlarında, birçok kişiye etkisi bulunmayan gıdalar bu kişilerde yan etkiler yapabilir. Bu yan etkiler hemen gelişir ve çeşitli bölgelerde oluşabilir. Bulgular gıdanın yenmesinden 1-2 dakika içinde ile 2 saat sonra ortaya çıkabilir: Bulantı, kusma, karın ağrısı, gaz, karında şişkinlik, döküntü, dil ve damakta şişme, boğazda kaşıntı, yanma gözlenebilir.

Gıda hassasiyeti nedir?
Bir gıda bileşenine karşı organizmanın gösterdiği bütün aşırı reaksiyonlara gıda hassasiyeti denir. Gıda hassasiyeti gıda alerjisi ve gıda intoleransı olmak üzere ikiye ayrılır. Her ikisinde de güvenli gıdalara bile aşırı reaksiyon oluşur.

NEDEN GIDA HASSASİYETİ OLUŞUR?
Belirli gıdalara karşı oluşan duyarlığın bir çok nedeni olabilir gıdaların üretilme saklanma şekilleri tek yönlü yeme alışkanlığı stres, çevrsel etkiler, alkol gibi etkiler normalde hiç bir zararı olmayan gıdaların da duyarlılık kazanmasına yardımcı olur. Bu etkiler bağırsak fonksiyonlarını etkiler ve yiyecekler içindeki bileşenler bağışıklık sistemimizi harekete geçirdiği için sürekli bir savaş başlar. Oluşan antikorlar artan bir hızla vücudun kendi dokusuna ya da yağ metabolizmasına zarar vermeye başlar. Gıda intoleransı testi ile vücudumuza zarar verip bağışıklık sistemimizi harekete geçiren bu gıdaları saptayabiliriz. Hasta örneklerine bakıldığında hasta diyet yapmasına rağmen kilo verememekte kolesterol düzeyleri yüksek çıkmakta hatta ürik asit metabolizmaları bile değişkenlik göstermektedir. Aslında yiyerek zayıf kalan kişilerin o gıdaları içgüdüsel olarak seçtiği ve tüketmediği kanısına varılmaktadır. Sadece metabolizma yavaşlaması ve kilo problemi değil migren, kronik cilt rahatsızlıkları gibi hastayı uğraştıran ama sonuç alınamayan rahatsızlıklarda da iyileşme sağlayabilmektedir.

Gıda intoleransı nedir?
Gıda intoleransı, bir gıda yada gıda bileşeni tarafından tetiklenen vücudun gösterdiği ters tepkidir. Örnek olarak laktoz intoleransı verilebilir. Bağışıklık sistemini kapsamazlar. Bu reaksiyonlar sindirilemeyen veya emilemeyen gıda yada gıda bileşenlerinden dolayı meydana gelmektedir.

Örneğin, laktoz intoleransına sahip kişilerin sütteki laktoz şekerini sindirecek laktaz enzimleri bulunmamaktadır. Laktoz intoleransı dünyadaki yetişkin insanların %50’sinde görülen ve en bilinen gıda intoleransıdır.

Bazı kişiler de lezzet artırıcılar (MSG) veya koruyucular (sülfit) gibi katkı maddelerine karşı intoleransa sahiptirler. Semptomları kişilere göre değişkenlik gösterebilir ve genelde hangi gıda bileşenin hangi reaksiyona neden olduğunu belirlemek imkânsızdır.

Gıda intoleransı semptomları gıda alerjisi ile karıştırılabilir. Bu nedenle bir gıdaya gösterilen reaksiyonun nedenlerini belirlemek amacıyla bir doktora danışmak önemlidir.

Gıda intoleransına ne yol açar?
Basit bir yanıt yoktur. Bileşikten bileşiğe değişmekle birlikte, bazı enzimlerin eksikliği (vücuttaki spesifik kimyasal reaksiyonlar için enzimlere gereksinim duyulur), kalıtım, stres veya hastalık, dengesiz bir bağışıklık sistemi, çevre kirliliği ve dengeli bir beslenme olmaması, bunu mümkün kılan mekanizmalardır.

Bazı bileşenlere karşı insanlar neden alerji olur?

Bir gıdaya karşı alerji veya intolerans olma olasılığının en iyi tahminlerinden biri ailenin tarihidir. Alerjili (atopik) ebeveynlerin çocukları muhtemel risk altındadırlar. Alerjik ebeveynlerin çocuklarında gıda alerjisi görülme riski daha fazladır. Bir ebeveyninde gıda alerjisi olan bebeklerde gıda alerjisi görülme riski, alerjik olmayan ebeveynlerin bebeklerinde gıda alerjisi görülme riskinin iki katıdır. Eğer hem anne hem de babada gıda alerjisi varsa risk 6 kat artar. Alerjilerle ilgili ailelerden olan bebeklerin, anne sütüyle beslenmesi halinde 4-6 ay içerisinde alerjiye karşı bir miktar koruma kazanabilir.

Gıda alerjisi ve intoleransı belirtileri hangi yaşta meydana gelir?
Gıda intoleransı ve alerjisi her yaşta meydana gelebilir. Eğer gıda intoleransı erkende teşhis edilmezse ilerleyen zamanlarda ciddi problemlere neden olabilir. Örneğin laktoz intoleransı çocuklarda kolite neden olurken yetişkinlikte Crohn’s hastalığına neden olabilir.

Gıda alerjisine karşı kimler risk altındadır? Gıda alerjisi her yaşta görülebilir. Fakat gıdalara gösterilen gerçek alerjik reaksiyonlar en çok bebek ve çocuklarda gözlenir ve yaş artıkça sıklığı azalır. Yetişkinlerin yaklaşık %2’sinin gıda alerjisi olduğu tahmin edilmektedir.

Gıda alerjisi olan ebeveynlerin çocuklarında alerjiye karşı duyarlılık vardır. Gıda alerjisi olan çocukların alerjileri düzenli olarak kontrol edilmelidir. Çoğu kez bu alerjilerinden kurtulurlar ve kısıtlı diyete gereksinimleri kalmaz.

Anafilaksi nedir?
Anafilaksi ciddi bir alerjik reaksiyondur. Allerjene maruz kalmanın ilk dakikaları içerisinde vücudun bütünü etkilenir. Gıdalar, böcek ısırmaları ve ilaçlar başlıca nedenleridir.

Anafilaktik reaksiyonu kandan ve dokulardan histamin gibi kimyasal maddelerin ani salgılanması ile oluşur. Bu salgılanma allerjene karşı antikorların (immunoglobin E) reaksiyonu ile tetiklenir. Bu mekanizma son derece hassas bir mekanizmadır ve çok az miktarlarda bile allerjen reaksiyona neden olabilir.

Anafilaktik şoklarda, bronşlar kabarır, kan basıncı düşer, boğulma ve çökmeye neden olur. Adrenalin (efinefrin) acilen enjekte edilmelidir. Adrenalin hızlı bir şekilde kan damarlarını daraltır, akciğerdeki düz kasları gevşeterek nefes alıp vermeyi düzenler, kalp temposunu uyarır ve yüzde ve dudaklarda şişmeyi (angioedema) durdurur.

Biyojen aminler nelerdir ?

Biyojen aminler, proteinlerin yapı taşı olan amino asitlerden türevlenen bileşiklerin bir sınıfıdır. En iyi bilinen biyojen amin vücutta üretilen histamindir ve alerjik reaksiyonlarda önemli bir rol oynar. Biyojen aminler protein degredasyonu geçiren bütün doğal ürünlerde mevcuttur. Balık ve konserve balıklarda biyojen aminlerin yüksek konsantrasyonlarda olduğu bilinir.

Bazı insanlar gıdalardaki biyojen aminlere karşı duyarlıdır, bunun sonucunda alerjik reaksiyonlara benzeyen semptomlar gösterirler.

Gıdalardaki başlıca biyojen aminler histamin, triptamin, kadaverin, pütresin, spermin ve spermadindir. Vücudumuzda bazı biyojen aminler nörotransimiterler olarak önemlidir. Bunlar GAMA (gama amino bütirik asit), serotonin ve dopamindir.

Gıda alerjilerinin bir tedavisi var mıdır?
Şu ana kadar gıda alerjilerini tedavi edebilecek bir yöntem bulunamamıştır. Alerjiye neden olan unsurlardan uzak durmak reaksiyonları önlemenin tek yoludur. Yerfıstığı, ceviz, balık ve kabuklu deniz mamülleri ömür boyu süren alerjiler olduğu halde birçok insan gıda alerjilerini zamanla atlatırlar.

Gıda intoleransının en yaygın tipleri nelerdir?

Gıda intoleransının en bilinen tipi laktoz intoleransıdır. Laktoz intoleransına sahip kişilerde sütteki laktoz şekerini sindirecek laktaz enzimi yetersizdir. Diğer bilinen gıda intolerans tipleri fruktoz, gluten, alkol, bazı tip lifler ve lezzet arttırıcı (MSG), koruyucular (sülfit) gibi gıda katkı maddeleri intoleransıdır.

En yaygın gıda alerjenleri nelerdir?
Kişiler herhangi bir gıdaya (meyveye, sebzeye veya ete karşı) alerjik reaksiyon gösterebilir. Fakat bunlar aşağıda belirtilen gıdalara karşı olduğu kadar yaygın değildirler. Bu sıralanan gıdalar, insanlarda görülen gıda alerjik reaksiyonların %90’ının nedenini oluştururlar.

• süt

• yumurta

• yerfıstığı

• ağaç fındığı (ceviz, vb…)

• balık

• kabuklu deniz ürünleri

• soya

• un

Bilinenin tersine, gıda katkı maddeleri (E-numaralı) alerjik reaksiyonların nadiren sebebini oluşturur. Gıda katkı maddelerinin alerjik reaksiyonları doğal gıdalardan daha fazla değildir.

İnsanlar hangi çeşit gıdalara karşı alerji olurlar?
Yetişkinlerde alerjik reaksiyonlara neden olan en bilinen gıdalar karides, kerevit, ıstakoz ve yengeç gibi kabuklular, fıstık, fındık, ceviz, balık ve yumurtadır.küçük çocuklarda alerjik reaksiyonlara neden olan en bilindik gıdalar süt, yumurta, buğday ve fıstıktır.

Yetişkinler genelde alerjilerden kurtulamazlar fakat çocuklar bazen kurtulabilirler. Süt ve soyaya karşı olan reaksiyonlardan, fıstık, balık ve karidese karşı olan reaksiyonlara göre daha kolay kurtulurlar. Fıstık ve kabuklu deniz hayvanlarına karşı olan alerji ilk maruz kalmadan sonraki tüketimlerde ciddi reaksiyonlara sebep olabilir.

İnsanlar sık sık yedikleri gıdalara genellikle tepki gösterirler. Örneğin Japonya’da, pirinç alerjisi yaygındır. İskandinavya ülkelerinde morina balığı alerji vakaları yaygındır.

Gıdaların etiketlerinde allerjik maddeler hakkında hangi durumlarda bilgi verilmelidir?

Buğday, yumurta gibi bazı gıdalara allerjisi olan insanlar bu gıdalar doğal hallerinde bulundukları sürece onları kolayca yemek listelerinden çıkarabilirler. Bu aynı allerjik maddelerin önceden hazırlanmış gıdalarda olup olmadığından emin olmak kolay degildir. (Örneğin soslarda.)

Gıda üretimi oldukça karmaşık ve sofistike proseslerden oluşmaktadır ve işlenmiş gıdalar bizim günlük yaşamımızın parçası durumundadır. Çünkü bu gıdalar üretilirken fındık yağının kullanıp kullanılmadığını, gluten içerip içermediğini bilmeniz zordur.

25.08.2002 tarih ve 24857 sayılı Resmi gazetede yayınlanan gıda maddelerinin genel etiketleme ve beslenme yönünden etiketleme kuralları tebliği(2002/58)ne göre gıda üreticileri ürettikleri gıdalarda içerik olarak yönetmelikte belirtilen 12 grup potansiyel allerjik maddeden herhangi birini kullanacaklarsa miktarı ne olursa olsun, alkol dahil tüm gıdalarda, bunu belirtmek zorundadırlar.

Allerjenler

• gluten içeren tahıllar

• balık

• kabuklu hayvanlar

• yumurtalar

• yerfıstıkları

• soya

• laktoz içeren süt ve süt ürünleri

• fındık

• kereviz

• hardal

• susam tohumu

• sülfitler

Bunlar görülen allerjik reaksiyonların %90 ının sorumlusudur. Genel kural olarak özellikle yukarıda belirtilen listeden gıdalara eklenmek için elde edilen katkı maddeleri etikette belirtilmek zorundadır. Örneğin lesitin (soya fasulyesinden) gibi.

Bununla birlikte alerjik olarak bilinen gıdalardan elde edilen türevleri alerjik reaksiyonlara neden olmayabilir. Aynı zaman da yukarıda belirtilen kanun bu türevler için etiketlerde belirtilme zorunluluğunu ortadan kaldırır.

Laktoz intoleransı olan bir kişi olarak hangi gıdalardan uzak durmalı?

Sütte oldukça çok bulunan aynı zamanda süt şekeri olarakta adlandırılan laktoza tolerans gösterememek laktozu sindirememek anlamına gelir. Bu sindirim sorununun nedeni kısa bağırsak hücreleri tarafından salgılanan laktaz enziminin yetersiz olmasıdır. Bu enzimin görevi laktozu daha küçük parçacıklara bölmek ve bu şekli ile kan dolaşımına katılmasını sağlamaktır.

Laktozu tolere edebilmek kişiden kişiye farklılık gösterir. Süt ve süt ürünlerine tolerans gösterebilme limiti ancak kalifiye tıp doktorlarının deneme ve gözlemleriyle belirlenebilir.

Süt ve fermentasyon işlemi görmemiş süt ürünleri doğal laktoz kaynaklarıdır ve bunları tüketmemelisin. Fermantasyon işlemi görmüş süt ürünlerini tüketebilirsin. Çünkü bu gıdalarda bulunan laktik asit bakterileri laktozu sindirilmiş hale getirmiştir.

Laktoz içermesi muhtemel diğer gıda ürünleri şunlardır: ekmek ve diğer un mamülleri, işlenmiş kahvaltılık tahıl ürünleri, kahvaltı içecekleri, margarine, etler, salata harcı, şekerlemeler, gözleme, bisküvi, kurabiyeler ve bu çeşit gıdaları tüketmemelisin.

Gıdaların etiketlerini dikkatlice okumalısın. Bu etiketlerde sadece süt veya laktoz kelimesinin olup olmamasını değil aynı zamanda peynir altı suyu, lor peyniri, süt tozu, süt yan ürünlerinin olup olmadığını kontrol etmelisin. Eğer bunlardan herhangi biri varsa bu ürünün laktoz içerdiğini gösterir ve o üründen uzak durmalısın.

Şu bir gerçektir ki yukarıda sıralanan ürünlerin bir çoğu bazı besleyici maddeler içermektedir. Ve diğer bir gerçekte tüketilen farklı miktarlardaki gıdaların etkilerinin kişiden kişiye farklılık gösterebilmesidir.

Herbir kişi için hangi miktarda laktozun ona dokunduğunun denenerek belirlenmesi önem arz etmektedir. Laktaz enzimi bulundurmayan küçük yaştaki çocuklara laktoz içeren herhangi bir gıda verilmemeliyken daha büyük yaştaki çocuk ve yetişkinlerin laktozdan tamamen uzak durmaları gerekmemektedir.

Yerfıstığına alerji olan yerfıstığı yağından kaçınmalı mı?

Yağın rafinasyonu sırasında alerjinin ortaya çıkmasına neden olan proteinler uzaklaştırılır. Yerfıstığı yağı (bazen Arachis olarak etiketlenebilir) yaygın olarak bitkisel yağlarda onların bileşeni olarak, işlenmiş gıdalarda taşıyıcı olarak veya kozmetikde emülgatör olarak kullanılırlar.

Çalışmalar rafine edilmiş yerfıstığı yağında dikkate değer oranda protein olmadığını gösterir. Bu güne kadar görülen yerfıstığı alerjik reaksiyonlarının hiç birinin nedeninin rafine edilmiş yağlar olmadığı görülmüştür. Bununla birlikte rafine edilmemiş ham yağlar veya yerfıstığı pişirmek için kullanılmış yağlar protein içerebilir ve bunlardan kaçınmalısın.

Son zamanlarda benzoik aside (E210) karşı alerji olduğumu keşfettim, bu nedenle hangi gıdalardan uzak durmalıyım?

Benzoik asit ve benzoat mantar oluşumuna karşı kullanılan bir koruyucudur. Koruyucu olarak eklenen bileşenler, etiketlerde ya numaraları (E210-215) yada isimleri ile belirtilmelidir. Bu nedenle etiketi dikkatlice okumalısınız. Benzoik asidin doğal kaynakları ise sadece yabanmersinidir. Yabanmersini çok fazla benzoik asit içerdiğinden dolayı son derece zor bozulur. Bundan dolayı yabanmersini ve yabanmersininden yapılmış ürünlerden uzak durmalısınız.

Inek sütüne karşı intoleransı olan keçi sütü kullanabilir mi?

Keçi sütü genellikle inek sütü proteinlerine alerjisi olan insanlara bir çözüm olarak gösterilir. Ne yazık ki bu her zaman geçerli değildir.

Keçi sütünün inek sütünden daha iyi tolere edilip edilmediği alerjiye neden olan proteinin tipine bağlıdır. Pek çok insanda inek sütüne karşı gösterilen alerjik reaksiyonun nedeni b-lactoglobulin diye bilinen bir protein çeşitidir. Bununla birlikte bu protein keçi sütündede bulunmaktadır, bu nedenle keçi sütü bu proteine alerjisi olan kişilere alternatif olamaz.

Keçi sütünü inek sütünün alternatifi olarak da olsa tüketmek faydalıdır. Bunu doktorunuz veya diyetisyeninizin gözetiminde tüketmeniz oluşabilecek herhangi bir semptomun hayati risk taşıması açısından önemlidir. Bu durum bir yaşının üzerindeki çocukları içinde geçerlidir. Bu alternatif tüketim önemli protein ve kalsiyum kaynağını diyetimize ekleyecektir.

Hangi katkı maddeleri süt ürünlerini içermektedir?

Hangi katkı maddeleri süt ürünlerini içermektedir? Hiçbir katkı maddesi (E-numaraları) süt proteini veya diğer süt bileşenlerini içermez. Süt bileşenleri her zaman süt tozu, kazein, peynir suyu, peynir suyu tozu, yoğurt, yoğurt tozu ve benzerleri olarak bahsedilmektedir. Laktik asit, bazı bakteriler tarafından şekerden üretilmektedir; ve sütten türememiştir.

Hangi katkı maddeleri tavuk ürünlerini içermektedir?

E322 (lesitin) dışında hiçbir katkı maddesi tavuk ürünlerini içermemektedir ve lesitin (E322) yumurta sarısından elde edilmiş olabilir.

Benzoik asit ve benzoat nedir ve hangi ürünlerde bulunmaktadır?

Benzoik asit, özellikle mantarlara karşı koruyucu bir rol oynayan doğal bir bileşendir. Normal olarak yüksek konsantrasyonlarda yabanmersininde bulunmaktadır. Diğer birçok yenilebilir meyvelerde bulunmaz. Anti-mikrobiyal davranışı sayesinde, gıdalarda koruyucu olarak geniş alanda kullanılmaktadır. Bu durumda, etikette benzoik asit, benzoat (benzoik asitin tuzu) veya E210-E213 olarak belirtilmelidir.

Laktoz intoleransı/süt alerjisinin yaygın semptomları nelerdir?

Bir çok kez “süt alerjisi” ve “laktoz intoleransı” terimleri birbirlerinin yerine geçecek şekilde kullanılabilirler ve bu da insanlar arasında karışıklık yaratmaktadır. Bununla beraber, ikisi de farklı nedenlerle, semptomlarla, hedef gruplarla ve farklı tedavi şekillerinden dolayı farklı sağlık durumlarıdır. Bu yüzden bu iki terim arasındaki farklılığı ortaya çıkarmak zorunludur.

Bir tarafta, “gıda intoleransı” hakkında konuşulduğunda, gıda maddesine veya katkı maddesine karşı vücudun gösterdiği, sindirimi veya metabolizmayı (gıdanın vücut tarafından parçalanması) içeren fakat bağışıklık sistemini içermeyen ters etkiler anlaşılmaktadır. Laktoz intoleransı buna bir örnektir. Kişide süt şekerini (laktoz) sindirecek enzimin (laktaz) eksikliğinde meydana gelir.

Diğer tarafta, “gıda alerjisi” vücudun bağışıklık sisteminin gıda içersindeki bir maddeye veya bileşene gösterdiği reaksiyondur ve genellikle proteindir. Çocuklarda en yaygın gıda alerji kaynakları inek sütü, yumurta, buğday ve soyadır. Süt alerjisi, sütte bulunan proteinlere karşı bağışıklık sisteminin anormal reaksiyonundan kaynaklanmaktadır.

Ayrıca süt alerjisi ve laktoz intoleransı semptomları birçok formda karşımıza çıkabilir ve birçok zaman bireyler arasında büyük değişiklikler gösterir. İnek sütü alerjisinde, etkileri hemen veya daha sonra ortaya çıkabilir ve semptomları vücudun her tarafında gözlenir. En çok etkilenen bölgeler sindirim sistemi (bulantı, karın krampları, kusma, ishal), deri (kurdeşen, egzama, şişlik) ve solunum yoludur (hırıltı, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, öksürme). Gıda alerjilerinde en büyük tehlike anafilaksiden gelmektedir, bu durum nadir, akut ve hatta bazen bağışıklık sistemini çok kuvvetli etkileyen bir durum yaratabilir. Bazı insanlar için inek sütü alerjisi sadece kurdeşene veya mide bozulmasına neden olurken; bazı kişiler için ise ciddi hastalıklara ve hatta ölümlere (hayat tehdit edici) bile neden olabilir.

Laktoz intoleransı, inek sütü alerjisine benzer semptomlar yaratabilir, örneğin ishal, kusma ve/veya karın krampları; bununla birlikte abdominal distansiyon ve gaz oluşumu ile de sonuçlanabilir. Semptomların ciddiyeti bireyin dayanabildiği laktoz miktarına göre değişiklik gösterir.

Allerjen Ürünler

Gluten içeren buğday çavdar, yulaf, kılçıksız buğday….

Yumurta ve ürünleri..

Balık ve ürünleri…

Yer fıstığı ve ürünleri..

Soya fasulyesi ve ürünleri..

Süt ve süt ürünleri..

Yer fıstığı, fındık, fıstık, badem, ceviz,antep fıstığı,….vs..

Kereviz ve ürünleri…

Hardal ve ürünleri..

Susam tohumu ve ürünleri..

Kükürt dioksit ve sülfitler… diye literatüre geçmiştir…

(Kaynak :Türk gıda ve içecek sanayi)

(/Araştırma//Vit-amin.net/)

HELAL Ve HARAM…

HELALL

Ey insanlar! Yeryüzünde bulunanların helal ve temiz olanlarını yiyin. Şeytan’ın izinden gitmeyin. O sizin açık düşmanınızdır.” (Bakara, 2/168)

Allah Teâlâ: “Allah’ın size verdiği rızıkların helâl ve temiz olanından yiyin.” (Mâide, 5/88, Nahl, 16/114) buyurarak gıdaların mutlaka “helal” olmasını şart koşmuştur.

İslam dininin temel kaynağı olan Kur’an-ı Kerim’de yenilmesi haram kılınanlar; kesilmeden ölmüş hayvan, akıtılmış kan, domuz eti ve Allah’tan başkasının adı anılarak kesilmiş hayvanlardır (Bkz: Bakara, 2/173; Mâide, 5/3; En’âm, 6/145 ve Nahl, 16/115). Bu dört şeyin haramlığı konusunda mezhepler arasında tam bir ittifak vardır.:

“De ki: «Allah’ın kulları için çıkardığı süsü ve temiz rızıkları kim haram kılmış? De ki, bunlar dünyada esasen müminler içindir; Ahiret gününde ise sadece onlar için olacaktır. » Bilen bir toplum için ayetlerimizi böyle açıklarız.” (A’raf, 7/32)

“Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak «Bu helâldir, şu da haramdır» demeyin, çünkü Allah’a karşı yalan uydurmuş oluyorsunuz. Kuşkusuz Allah’a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.” (Nahl, 16/116)

(A/Vit-amin.net)

gıda KATKI MADDELERİ……

gıda

GIDALARDAKİ KİMYASAL MADDELER

Gıdalar kompleks kimyasal karışımlardır. Tablo 1’de gıdalardaki kimyasal madde grupları gösterilmektedir.

Tablo 1. Gıdalarda bulunabilen kimyasal madde grupları
Besin ögeleri Besin değeri olmayan kimyasallar
Karbonhidratlar Gıda ürünündeki doğal kimyasallar
Proteinler Gıda katkı maddeleri
Yağlar Gıda kontaminantları
Mineraller
Vitaminler

Herhangi bir işleme uğratılmadan tüketilen gıdalar içerisinde gıda kontaminantları da dahil olmak üzere çok sayıda kimyasal madde bulunur. İşlenmiş gıdalarda (hazır gıdalar) ise bu gruplara ilaveten gıda katkı maddeleri de bulunur. Gıda katkıları işlenmiş gıdaların üretiminde teknolojik işlemlere yardımcı olma, mikrobiyolojik bozulmayı önleme, dayanıklılığı arttırma, besleyici değeri koruma, renk, görünüş ve lezzet gibi duyusal özellikleri düzeltme gibi değişik amaçlarla kullanılan çeşitli kimyasal maddelerdir.

Her kimyasal alınan miktarına bağlı olarak zararlı etki gösterir. Günlük hayatımızda en sık karşılaştığımız kimyasal madde sofra tuzudur (sodyum klorür). Piyasada satılan tuz paketleri 500 gramdır. Bir paket tuzu bir kerede yiyen bir kişi kanındaki sodyum iyonları konsantrasyonun artmasına bağlı olarak kısa bir süre içerisinde ölebilir. Yine günlük diyetteki tuz miktarı birkaç misline çıkartılırsa yıllar içerisinde bu diyeti alanlarda hipertansiyon riski artar. Alınan miktara bağlı olarak zararlı olma, gıdaların doğal yapısında bulunan kimyasallar için de söz konusudur. Yüzlerce örnek içerisinden birini ele alarak açıklarsak, ıspanak ve domates, okzalat bakımından zengin gıdalardır. Okzalat, yüksek dozlarda organizmada kalsiyum eksikliğine yol açan bir kimyasal maddedir. Yüksek dozları, adale krampları, kardiovasküler toksisite ve böbrek yetmezliği gibi etkiler gösterir.

dda

GIDA KONTAMİNANTLARI

Gıda kontaminantları gıdalara isteğimiz dışı bulaşan kimyasal maddelerdiroksik etkiler

Tablo 2. Gıdalardaki Kimyasal Kirlilikler (Kontaminantlar)
1. Pestisit Kalıntıları (Üretim sırasında kullanılan tarım ilaçlarının sebze ve meyvelerdeki kalıntıları)
2. Çevre Kirleticileri (Çevre kirliliğine neden olan kimyasalların doğrudan ya da biyokonsantrasyon gibi mekanizmalarla zenginleşerek gıdalara yansıması sonucu oluşan kirlilikler)

a. Pestisitler (Klorlu Hidrokarbonlar: DDT, Aldrin, Lindan, Dieldrin, Endrin, Klordan)

b. Metaller (Kurşun, Kadmiyum, Cıva)

c. Radyonüklidler (Cs-137, Sr-90)

d. Klorlu Organik Bileşikler (Poliklorobifeniller, Dibenzodioksinler, Dibenzofuranlar)

3. Mikotoksinler (Aflatoksinler, Patulin)
4. Gıdalarda Kimyasal Tepkimeler ile Oluşan Kimyasal Kirleticiler
(N-Nitrozo Bileşikleri )
5. Veteriner Hekimlikte Kullanılan İlaçlar
6. Ambalaj Malzemelerinden Gıdaya Taşınan Kirleticiler (Plastifiyanlar, Monomerler)
7. Pişme İşlemi Sırasında Oluşan Kirleticiler (Polisiklik Aromatik Hidrokarbonlar, Piroliz Ürünleri, Akrilamid )

Tablo 2’de gösterilen 7 grup, bini aşkın kimyasal kirleticiyi içerir.

Örneğin 1. grup olan pestisit kalıntıları grubunda yüzlerce pestisit yer alır. Özetle her gıda maddesi yukarıda belirtilen kimyasal kirliliklerden birden fazlasını taşır. Bu kirliliklerin konsantrasyonları çok düşüktür. Bu konsantrasyon genellikle % 0.01 den azdır. Ancak kimyasal kirliliklerden bazıları son derece toksiktir. Örneğin mikotoksinlerden aflatoksin B1, bilinen en kuvvetli kimyasal karsinojenler (kanser yapıcılar) arasındadır. Sıfır kimyasal kirliliği olan hiçbir gıda yoktur. En saf ve temiz gıda olarak bilinen anne sütü dahi, başta DDT, BHC, poliklorofenibifeniller gibi klorlu bileşikler olmak üzere 100’ün üzerinde kimyasal kirlilik taşır (4). Yine içme suyunda 600 civarında kimyasal madde saptanmıştır (5). Gıdaların çok sayıda toksik madde ile kirlenmiş olması ve bunlardan bazılarının gıdalara bulaşmasından sakınılamaması, Dünya Sağlık Örgütü gibi uluslararası sağlık kuruluşlarını bilimsel çalışmaların ışığında soruna çözüm aramaya yöneltmiştir. Sonuçta insan sağlığını korumaya yönelik bir sistem geliştirilmiştir. Kimyasal maddeler konuda hiçbir bilgi sahibi olmayanlar için spekülatif bir konudur. Bilimsel temelden yoksun kulaktan dolma bilgi ile yapılan spekülasyonlar toplumda korku yaratmaktadır. Bunu bir örnekle açıklayalım.

Asbest çok iyi tanınan bir kimyasal karsinojendir. Sorumsuzca yapılan bir açıklama kaynak gösterilerek “içme sularımızın her litresinde milyonlarca lif asbest var” şeklinde ve asbestin nasıl tehlikeli bir kanser yapıcı olduğu ile ilgili magazinsel motifler de taşıyan bir haberin basında yer aldığını düşünelim. Bu haber sonrası toplumda büyük bir korku yaratılacaktır. Haber doğru bir haberdir. İçme suyunda gerçekten milyonlarca lif asbest vardır. Ancak suda asbest liflerinin olması doğal bir olaydır ve su kaynaklarının jeolojik yapısından dolayı kaçınılmazdır. Amerika Birleşik Devletleri İçme Suyu Standardı’nda bir litre sudaki asbest lifi limiti 7 milyon adettir . Bazı bölgelerdeki içme suyunda asbest lifi sayısı 100 milyon lif/litre değerine kadar ulaşılabilmektedir. Asbest gerçekten karsinojen bir maddedir, ancak etkisini solunum yoluyla alınırsa gösterir. Ağız yoluyla alındığında karsinojenik etkisi olmadığı sayısız toksikolojik ve epidemiyolojik bilimsel araştırmalarla kanıtlanmaktadır.

Yukarıdaki örnekten de anlaşılacağı gibi konuya bilimsel yaklaşılmaması durumunda hatalı değerlendirmelere düşmek kaçınılmazdır. Kimyasal maddelerin insan sağlığı ve çevre üzerindeki zararlı etkilerinin toplum üzerinde yarattığı haklı korku, bu hatalı değerlendirmeleri beslemektedir. Sıklıkla yapılan yanlış, kimyasalların zararı konusunda bilimsel gerçeklerden uzak kişisel görüş bildirerek konuda hassas olan toplumu tedirgin etmektedir.

16 Kasım 1997 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan “Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği”nde gıda katkı maddeleri; “tek başına gıda olarak tüketilmeyen veya gıda ham veya yardımcı maddesi olarak kullanılmayan, tek başına besleyici değeri olan veya olmayan; seçilen teknoloji gereği kullanılan işlem veya imalat sırasında kalıntı veya türevleri mamül maddede bulunabilen, gıdanın üretilmesi, tasnifi, işlenmesi, hazırlanması, ambalajlanması, taşınması, depolanması sırasında gıda maddesinin tat, koku, görünüş, yapı ve diğer niteliklerini korumak veya istenmeyen değişikliklere engel olmak ve düzeltmek  amacıyla  kullanılan maddeler olarak tanımlanmaktadır…

Tablo 3. Gıda Katkı Maddelerinin Kullanım Amaçlarından Örnekler
1.Kaliteyi koruyarak raf ömrünü uzatanlar (Koruyucular)

a. Antimikrobiyaller (nitrit, benzoik asit, sorbik asit, kükürt dioksit…)

b. Antioksidanlar (BHA, BHT. propil gallat…)

2. Hazırlama ve pişme özelliğini geliştirenler

a. pH ayarlayıcılar (asetik asit, propionik asit, kalsiyum karbonat…)

b. Topaklanmayı önleyenler(magnezyum oksit, magnezyum karbonat, silikon dioksit…)

c. Emülsiyon yapıcılar (lesitin, mono ve digliseritler…)

d. Stabilizörler, kıvam arttırıcılar ( kalsiyum asetat, kalsiyum karbonat…)

3. Aroma, lezzet,tad ve renk geliştiriciler

a. Lezzet vericiler (aroma maddeleri)

b. Lezzet arttırıcılar (MSG, inisitol)

c. Renklendiriciler (tartarazin, kurkumin,annotto, b-karoten…)

d. Yapay tadlandırıcılar (aspartam, sakarin, asesulfam K,
neoherperidin DC…)

İşlenmiş gıdalarda bazı katkıların kullanılması insan sağlığının korunması için son derece önemlidir. Antimikrobiyallerin kullanılması buna örnektir. Başta işlenmiş et ürünleri olmak üzere çeşitli gıdalarda antimikrobiyallerin kullanılmaması durumunda gıda zehirlenmesine yol açan mikrobiyolojik faaliyet oluşabilir. Bu tür gıda zehirlenmeleri içerisinde en ciddisi gıdalarda Clostridium botulinum adlı bakterinin üremesi ile oluşan botulinum toksini zehirlenmesidir. Nörotoksik etkili olan botulinum toksini mikrogram düzeyinde öldürücü olan toksik bir maddedir (LD50= 0.00001 mg/kg). Bu önemli besin zehirlenmesi botulism olarak adlandırılır.

Bir diğer örnek antioksidan özellikteki katkıların kullanılmasıdır. Yağ içeren işlenmiş gıdalarda antioksidan kullanılmaması durumunda yağların oksidasyonu ile toksik özellikteki peroksitler ve serbest radikaller oluşabilir.

Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği’nde 300 civarında gıda katkı maddesinin çeşitli gıdalarda değişen miktarlarda kullanılmasına izin verilmiştir. FDA (Food and Drug Administration- Birleşik Devletler Gıda ve İlaç Dairesi) in bugüne kadar kullanımına onay verdiği gıda katkı maddesi sayısı yaklaşık 2800’dür. Ancak bugün bunların önemli bir bölümü daha uygun alternatifleri bulundugu için teknik sebeblerle kullanılmamaktadır. Avrupa Birliği’nde kullanımına onay verilen gıda katkısı sayısı 297 dir.

izin

DÜNYA’DA GIDA KATKI MADDELERİNİN KULLANIMINA NASIL İZİN VERİLİR?

Gıda katkı maddelerinin izin sürecinde tek hedef, kullanımda insan sağlığının korunmasıdır. Gıda katkı maddeleri insanların karşılaştığı kimyasallar içerisinde çok özel bir gruptur. İnsanlar bu maddelere doğuştan ölüme kadar kendi iradeleri dışında maruz kalabilmektedirler. Katkı maddelerini taşıyan gıdaları yüz milyonlarca kişinin tükettiği düşünüldüğünde, yapılan en ufak hatanın insan sağlığı ile ilgili büyük sorun yaratacağı açıktır. Bu özellik nedeni ile gıda katkı maddelerinin kullanım izni uluslararası ve ulusal sağlık otoritelerinin son derece yoğun ve dikkatli incelemesi sonucunda verilir. Bu süreçte günümüz bilim ve teknolojisinin verdiği imkanlar kullanılarak yoğun araştırmalar yapılır. Bu yönüyle gıda katkı maddeleri kullanımı insan sağlığının korunması yönünden en sıkı denetim altında tutulan kimyasal madde grubudur.

mama

İnfant ve çocuklar:
İnfantlar (0-12 ay) ve çocukların (1-12 yaş) ADI uygulaması ile yeterli olarak korunup korunmadığı tartışılmaktadır. Bunun nedeni aşağıdaki görüşlerden kaynaklanmaktadır.
a) İnfantlar ve çocuklarda kimyasalların biyotransformasyon yoluyla aktivitelerini azaltan, atılımlarını kolaylaştıran biyokimyasal mekanizmalar ergenlerden farklıdır.
b) İnfantlar ve çocuklar toksisiteyeye ergenlerden daha duyarlıdır.
c) İnfantların ve çocukların gıda gereksinmeleri ergenlere göre daha farklıdır. Bu da vücut ağırlığı başına alınan katkı ve kontaminant miktarını arttırmaktadır.

Daha önce belirtildiği gibi gıda katkıları ile ilgili her şüpheci görüş, konu ile ilgili uluslararası kuruluşlarca incelenerek bunun uygulamaya yansıması kurallara bağlanmıştır.

İnfant ve çocukların kimyasallara daha duyarlı olduğu görüşleri 0-12 hafta yaş grubu gıdalarında katkı maddelerinin kullanılmaması şeklinde uygulamaya yansımıştır. Bir diğer düzenleme de bebek mamalarında kullanılacak katkıların belirlenmesidir.
“Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği” inde “Çocuk Mamalarında Kullanılan Katkı Maddeleri” ve “Bebek ve Çocuk Ek Besinlerinde Kullanılan Gıda Katkı Maddeleri” başlıklı iki listede bu ürünlerde kullanılmasına izin verilen katkılar gösterilmiştir.

Gıda ile İlgili Herediter Hastalık Grupları :
Gıdalarla ilgili genetik-herediter hastalıklarda organizmada da bulunan bazı maddelerin metabolik bozukluklardan dolayı organlarda birikmesi veya değişik mekanizmalarla toksisite oluşturması söz konusudur. Gıdalarda doğal olarak bulunan bazı maddeler bu hastalar için zararlı olabilmektedir. Eğer bu doğal maddelerden bazıları gıda katkılarında mevcut ise, ADI uygulaması bu hastaları korumak için yetersiz kalacaktır.
Gıdalarla ilgili önemli herediter hastalık grupları aşağıda tanımlanmıştır.

Fenilketonüri: Bir amino asit olan fenilalanin organizmada, fenilalanin hidroksilaz enzimi aracılığıyla tirosine dönüşür. Bu enzimin eksikliğinde kanda ve dokularda fenilalanin birikir. Sonuçta, beyin de dahil olmak üzere çeşitli organlarda hasar oluşabilir. Fenilketonüri hastalığının doğuştan tespit edilerek diyetten fenilalaninin çıkartılması gerekir.

Çölyak (Celiac) Hastalığı: Buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllarda bulunan bulunan bir protein olan gluten bu herediter hastalığı olanlarda gluten entropatisi olarak adlandırılan hasara yol açar.

Hemokromatosis: Gıdalardan fazla miktarda demirin emilmesi ile karakterize bir genetik hastalıktır. Bu demir karaciğer, kalp, pankreas ve diğer bazı organların hücrelerinde birikerek toksisite geliştirebilir.

Wilson Hastalığı: Organizmada bakır birikmesi ile karakterize bir herediter hastalıktır. Bakır birikmesine bağlı toksisitede başlıca hedef organ karaciğerdir.

Yukarıdaki herediter hastalıkların kısa tanımlarından anlaşıldığı üzere doğal bazı maddeler -hatta bunlar fenilalanin gibi vücut için esansiyel amino asit olsalar dahi- bazı herediter hastalık durumlarında toksisite yaratabilmektedirler. Bunun gıda katkıları örneğine yansıması yapay tadlandırıcı aspartam ile ilgilidir. Aspartam fenilalanin ve aspartik asit asitten oluşan bir dipeptitdir. Yapay tadlandırıcı olarak aspartam kullananlar veya gıdalarla aspartam alanlar ADI uygulaması ile korunurken, fenilketonüri hastaları aspartam ‘ın yapısında fenilalanin olduğu konusunda gıda ambalajlarındaki etiketle uyarılır. ” Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği”ne göre aspartam içeren gıdaların ambalajlarında “fenilalanin ihtiva eder” uyarısının bulunması zorunludur.

allerji

Alerjik Reaksiyonlara Yatkın Olanlar:
Alerji doza bağlı olmayan immünolojik bir olaydır. Bu yönüyle ADI uygulaması alerjik reaksiyonlara yatkın olanların korunmasında bir anlam ifade etmemektedir. Popülasyonda bazı bireyler alerjik reaksiyonlar oluşturmaya toplumun diğer fertlerinden daha yatkındırlar. Bu bireylerde alerjik reaksiyonlar hem daha sık hem de daha şiddetli görülür. Gıdalarda ve çevrede mevcut olan çok sayıda madde alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Gıdaların doğal olarak yapısında bulunan maddeler olduğu gibi gıda katkılarından bazıları da bazı bireylerde alerjik reaksiyonlar yaratabilir. Alerjiden korunma da temel prensip, bireyde alerji nedeni olan faktörün saptanarak bununla temasın kesilmesidir. Çevresel alerjenler ve gıdanın doğal yapısında bulunan alerjenler için uygulanan bu prensip gıda katkıları içinde geçerlidir. Gıda ambalajlarında içerisindeki katkıların yazılı bulunması bu uygulamaya kolaylık getirir. .

(Araştırma//Vit-amin.net/)

İşlenmiş BESİNLERDEKİ……tehlikeler

KON

1. Domates konservesi: Konserve tenekelerinin iç yüzeyini kaplayan film tabakası genellikle BPA içeriyor. Bisfenol A, üreme sorunlarına, nörolojik sorunlara yol açabilen, meme ve prostat kanseri, diyabet, kalp hastalığı riskini artıran zehirli bir madde. Özellikle çocuklarda, güvenli kabul edilen günlük BPA seviyelerini aşmak çok kolay. Domates gibi asitli yiyecekler, konserve kutularındaki BPA’nın gıdaya karışma olasılığını artırıyor. Konservelerdeki BPA’dan uzak durmak için çiğ sebze-meyveden ya da cam kavanozdan şaşmamak gerek.

SALAM

2. İşlenmiş et (şarküteri) ürünleri: Salam, sosis gibi ürünler genellikle yerlerinden kıpırdamadan yetiştirilen endüstriyel hayvanlardan elde ediliyor. Bu da, sağlıklı koşullarda yetiştirilmeyen bu hayvanlar için gereğinden fazla büyüme hormonu, antibiyotik ve başka ilaçlar kullanılması demek. Bu etlerde ayrıca, farklı boyaların ve kimyasal tatlandırıcıların yanı sıra, koruyucu olarak bol miktarda sodyum nitrit bulunuyor. Sodyum nitrit, ürüne renk ve tat da katıyor. Nitritler vücutta kansere yol açtığı bilinen nitrozaminlere dönüşebiliyor. Ayrıca bu etler pişirildiğinde, kansere yol açabilen farklı kimyasallar da oluşabiliyor

margarin2

3. Margarin: Son yıllardaki “az yağlı” beslenme takıntısının en kötü sonucu, tereyağı gibi sağlıklı yağların gözden düşmesi oldu. Halbuki margarinlerde trans yağlar, serbest radikaller, emülgatörler ve koruyucular ve heksan gibi çözücüler bulunuyor. Trans yağlar, bitkisel yağları katı yağa dönüştüren hidrojenasyon işlemi sırasında oluşuyor ve çok çeşitli sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Serbest radikallerse yüksek ısıl işlemler altında ortaya çıkan zehirli maddeler.

bitkiselyag

4. Bitkisel yağlar: Bitkisel yağlar ne yazık ki pazarlandıkları gibi sağlıklı seçenekler değil. Özellikle kanola, mısır ve soya yağı yüksek ısılara çıktığında okside olarak iyi kolesterolü kötü kolesterole çevirebiliyor. Yağların arasında ısı kaynaklı hasara en dayanıklı yağ, hindistancevizi yağı. Zeytinyağı ise harika bir yağ olmakla birlikte, soğuk tüketilmesi daha iyi.

5. Mikrodalgada patlamış mısır: Yağın dışarı sızmasını engelleyen ambalaj malzemeleri PFOA (perflorooktanoik asit) veya PFOS (perflorooktan sülfonat) gibi kimyasallarla kaplı oluyor. Bunlar ısıtıldıklarında gıdaya karışıyorlar. Kısırlık, tiroid rahatsızlıkları, kanser, bağışıklık sistemi sorunları ve yüksek kolesterol gibi sorunlara yol açabiliyorlar. Bunlar, aynı zamanda yapışmaz tavalarda da kullanılan maddeler.

6. Organik olmayan kök sebzeler: Bütün sebze-meyvelerinizi organik almayabilirsiniz, ama hiç olmazsa bazılarında organikten şaşmamakta fayda var. Özellikle patates, havuç gibi kök sebzeler suni gübrelerin içerdiği kimyasalları ve pestisit kalıntılarını daha çok bünyelerine alıyor. Ayrıca konvansiyonel olarak yetiştirilen elma, şeftali, üzüm gibi meyveler yıl boyunca defalarca ilaçlanıyor.sebzeler

7. Sofra tuzu: Tuz, yaşam için gerekli bir madde. Ne yazık ki işlenmiş sofra tuzuyla doğal tuz birbirinden bir hayli farklı. Sofra tuzunun %98′i sodyum klorür, geri kalanıysa nem emici sentetik maddeler ve sonradan eklenen iyot. Doğal tuzunsa %84′ü sodyum klorür, kalanıysa yine doğal mineraller.

8. Soya ürünleri: Ne yazık ki dünya üzerinde yetiştirilen soya fasülyesinin tamamına yakınının genetiği değiştirilmiş durumda. Bu fasülyeler, Roundup adındaki tarım ilacının öldürücü dozlarına dayanabilecek şekilde tasarlanıyor. Bu tarım ilacının etken maddesi kadında hormonal döngüyü bozduğu gibi, anne karnındaki bebeği besleyen plasentaya da ciddi zarar veriyor. Bu da düşüklere veya doğum kusurlarına sebep olabiliyor. Soyadan elde edilen bazı maddeler meyve sularında, hazır çorbalarda, soslarda, tahıl gevreklerinde ve pastane ürünlerinde de bulunabiliyor. Sağlıklı kabul edilebilecek tek soya ürününün, organik ve fermente edilmiş soya olduğu belirtiliyor.

TAT

9. Suni tatlandırıcılar: Kilo kontrolü için kullanılan aspartam ve sakarin gibi suni tatlandırıcıların aslında açlık hissini artırdığı, dolayısıyla da kilo aldırdığı bulunmuş. Aspartamın içindeki maddeler parçalanırken metanole dönüşebiliyor. Metanolün meyvelerde de bulunduğu doğru, fakat bunlar pektine bağlı oldukları için sindirim sisteminden geçip atılıyorlar.

(Araştırma//Vit-amin.net/)

gıdalardaki RİSK …..

GIDA

Bugün dünya üzerinde, koruma, renklendirme, kıvamlandırma, tat verme, tatlandırma ve daha birçok özellikler vermek amacı ile yapay gıdalara 3000 den daha fazla katkı maddesi ilave edilebilmektedir. Bu katkı maddelerinin hiçbiri de tüketiciye fayda sağlayacak maddeler değildir. Üstelik burada sadece 15 tanesi için açıklayacağımız gibi birçok zararlı sonuçları olabilen maddelerdir. Buna rağmen hepsi de yasal olarak kullanıma açık tutulmaktadır. Üreticilerimiz kullanmaya, tüketicilerimiz de tüketmeye sorumsuzca devam etmektedir.

Siz tüketiciler, endüstri tesislerinde işlenmiş gıda maddeleri ile bu katkı maddelerine karşılık gelen bir riske doğru farkında olmadan koşuyor ve etiketlerini okuyup anlayıncaya kadar bir bilmece çözmedeki yorgunluğa denk bir yorgunluk yaşıyorsunuz.

Şüphesiz büyük ölçüde taze gıda maddeleri yiyerek bu nahoş katkı maddelerinden uzak durmak en iyisidir. En azından yemeklerinizde bazı işlenmiş gıda maddelerinin içerdiği aşağıdaki katkı maddelerinden uzak durmanızda ve etiketlerine baktığınızda kafanızı çevirip şöyle geçip gitmenizde sağlığınız için yarar vardır.

E310 Propyl Gallate

Bu koruyucu, katı ve sıvı yağların bozulmasını önlemek için kullanılmaktadır. Bitkisel yağlarda, et ürünlerinde, dilimlenmiş patateslerde, hazır çorbalarda ve sakızlarda koruyucu katkı maddesi olarak kullanılmaktadır. Çoğunlukla BHA ve BHT katkı maddeleri ile birlikte kullanılır. Kansere sebep olabilir. Gastrit ve cilt tahrişine neden olabilir, kandaki hemoglobine zarar verdiği için bebek ve küçük çocuk gıdalarında izin verilmemiştir.

E320 BHA ve E321 BHT

Butillenmiş hidroksianisol(BHA) ve Butillenmiş hidroksitoluen(BHT) katı ve sıvı yağların bozulmasını, küflenmesini önlemek için kullanılmaktadır. Tahıl ve ürünlerinde, sakızlarda, bitkisel yağlarda, patates cipslerinde, tazeliğini muhafaza etmek için bazı paketlenmiş gıda maddelerinde kullanılmaktadır. Yapılan bazı çalışmalarda bu katkı maddesinin farelerde kansere sebep olduğu bildirilmiştir. Bebe mamalarında izin verilmemiştir, alerjik reaksiyon yapabilir, hiperaktiviteye, kanserojen, estrojen etkilere ve diğer olumsuzluklara sebep olabilir. Tükete geldiğiniz ürünlerin etiketinde bu katkı maddesinin kullanıldığı bilgisi varsa, bu katkı maddesini içermeyen bir başka marka ürünlere yönelmeniz sağlığınız için daha uygun olacaktır.

E924 Potassium Bromate

Bu katkı maddesi ekmek ve unlu gıdalarda hacım artırmak ve daha güzel ekmekiçi yapısı oluşturmak için kullanılmaktadır. Bromat hayvanlarda kansere sebep olmaktadır. Bromat ABD ve Japonya dışında bütün dünyada yasaklanmıştır.

E621Monosodium glutamate (MSG)

MSG, hazır çorbalar, salata sosları, sucuk, salam, sosisler, tütsülenmiş balık, patates cipsleri gibi pekçok paketlenmiş gıda maddelerinde lezzet artırıcı olarak kullanılmaktadır. Bir yazar ve sinir hastalıkları uzmanı olan Dr. Russell Blaylock’a göre; ani kalp ölümleri ile (özellikle sporcularda) ve MSG ve yapay tatlandırıcılar gibi katkı maddelerin sebep olduğu excitotoxic hasarlar arasında bir bağ bulunmaktadır. Excitotoxinler bir gurup heyecan artırıcı amino asitlerdir ki, bunlar hassas sinir hücrelerinin ölümüne sebep olabilir.

Pekçok tüketici de MSG nin hastalık yapıcı etkisini bizzat yaşamışlardır. MSG içeren gıdaları yedikten sonra ortaya çıkan bu rahatsızlıklar, baş ağrısı, mide bulantısı ve kusmadır.Birçok üründe MSG kullanımı maalesef gizli yapılmakta etikette gösterilmemektedir. Eğer güvenli bir katkı maddesi ise üreticiler neden gizlerler?

E951 Aspartame (Equal, NutraSweet)

Bu yapay tatlandırıcılar diyet soda, diyet gıdalar ve düşük kalorili gıdalarda kullanılmaktadır. 1970 li yıllarda yapılan çalışmalarda farelerde beyin tümörüne sebep olduğu belirtilmiştir. 2005 de yapılan en son araştırmalar küçük dozlarda bile farelerde beyin tümörleri ile birlikte lenf ve kan kanseri meydana getirdiğini ortaya koymuştur.

Aspartama duyarlı insanlar, tüketimden sonra başağrısından, baş dönmesinden ve hallusinasyondan ızdırap çekebilirler. Aspartama duyarlı olan kişilerde anjioödeme veya göz kapaklarında, dudaklarda, ellerde veya ayaklarda şişmeye neden olur.

E950 Acesulfame-K

Asesulfam-K normal şekerden 200 defa daha tatlı dır. Fırın ve pasta ürünlerinde, sakızlarda, jelatinli şekerlemelerde ve meşrubatlarda kullanılmaktadır. İki fare araştırmasında bu maddelerin kansere sebep oldukları ve diğer çalışmalarda ise bu katkı maddesinin güvenirliğinin bulunmadığı ispatlanmaktadır.

Olestra

Olestra, Olean markası ile, krakerlerde ve patates cipslerde katı yağ yerine kullanılmaktadır. Bu sentetik katı yağ vücut tarafından emilememektedir. Bu madde ishale, gevşer bağırsak, karın ağrıları, beden gücünün azalmasına ve gazlanmaya sebep olabilir.

E250-E251 Sodium Nitrite (Sodium Nitrate)

Sodyum nitrit veya sodyum nitrat sucuk, salam, sosislerde, hazır et yemeklerinde, tütsülenmiş balıklarda, tuzlanmış bifteklerde ve diğer işlenmiş etlerde koruyucu, renk verici ve lezzet verici olarak kullanılmaktadır. Bu katkı maddeleri, nitrosaminler denilen kanser oluşturucu kimyasalların oluşumuna yol açarlar. Bazı çalışmalar, tüketilen konserve etler ve nitrit ile insanlarda oluşan kanser arasında bir bağın olduğunu göstermiştir. Nitritler nefes daralması, baş dönmesi ve baş ağrısı ile sonuçlanabilecek rahatsızlıklara sebep olduğu bildirilmektedir. Bebek ve küçük çocukların gıdalarında kullanılması kesinlikle yasaktır.

E220-E228 Sülfitler

SO2, sülfitleyici maddeler (Sülfür dioksit, sodyum veya potasyumsülfit, bisülfit, metabisülfit) olarak da bilinirler. Gıda koruyucusu olarak ve fermente içeceklerin kaplarında kullanılırlar. Fırınlanmış ürünler, çaylar, çeşniler, deniz ürünleri, reçeller, jöleler, kurutulmuş meyveler, meyve suları, konserve ve suyu alınmış sebzeler, dondurulmuş patates ve çorba karışımlarında ve içeceklerde bulunurlar.

Sülfitler göğüste sıkışma, kurdeşen, karında kramp, ishal, kan basıncı düşmesi, başta yanma hissi, halsizlik, nabız hızlanması gibi bulgulara neden olur. Ayrıca sülfitler, bunlara duyarlı astımlılarda astım atağını tetikleyebilir.

Bir çok restoranın salata barında yüksek düzeyde sülfit mevcuttur.GID

E210-E219 Benzoatlar

Benzoatlar, muz, kek, hububat, çikolata, soslar, katı ve sıvı yağlar, meyankökü, margarin, mayonez, süt tozu, patates tozu ve kuru maya gibi bazı gıdaların işlenmesi sırasında gıda koruyucusu olarak kullanılır. Fırın mamulleri, peynir, sakız, çeşni, dondurulmuş mandıra ürünleri, yumuşak şeker gibi gıda ürünlerinde, kozmetik ürünlerde, diş macunlarında eczacılıkta ağız yoluyla alınan bir çok ilaçta, öksürüğe karşı antiseptik ve mantara karşı merhem yapımında kullanılır. Astıma , sinirsel bozukluğa, ve çocuklarda hiperaktiviteye, kurdeşene neden olabilir ve astımı ağırlaştırabilir.

Bu gurubun önemli bir kısmını parabenler oluşturur. Parabenler gıda, kozmetik ve ilaçlarda koruyucu olarak kullanılırlar. Metil, etil, propil, butil paraben ve sodyum benzoat bunlara örnektirler. Bu maddelere duyarlı kişilerde alındıklarında, ağır cilt bulguları veya deride kızarıklık, şişlik, kaşıntı ve ağrıya neden olurlar.

İngilterede yapılan son araştırmalarda ise parabenlerin kullanıldığı ürünleri tüketen ve göğüs kanserine yakalanmış insanların kanserli dokularında paraben kimyasallar bulunmuştur. Bu parabenlerin, parfüm, deodorant, krem, güneş yağları, çeşitli makyaz ürünleri ve diş macunu kullanımı ile cilten absorbe edilerek vücuda girişinin sağlandığı anlaşılmıştır. Dokulara yerleşen parabenler östrojen hormonlarını artırarak dengeyi bozmakta ve kanser tümörleri oluşmaktadır.

Bu bulgulardan sonra yukarıda ismi geçen ürünlerin paraben içeren çeşitlerinden şiddetle kaçınılması sağlığımızın bir gereği olmalıdır..

Hydrogenated Vegetable Oil(Hidrojene edilmiş bitkisel yağ)

Margarinler gıda katkı maddesi olmadığı halde burada zikretme ihtiyacı duyduk. Zira margarinler burda zikri geçen katkı maddelerinden de daha büyük tehlikeler arzetmektedir.

Hidrojene edilmiş bitkisel yağları yapmak için kullanılan proses, kalp rahatsızlıklarını ve şeker hastalığını teşvik eden trans yağlarını husule getirmektedir. “The Institute of Medicine” tüketicilerin trans yağları mümkün mertebe çok küçük miktarlarda tüketmelerini önermektedir. Etiketlerinde margarin ve bitkisel katı yağları içeren krakerler, kuru pasta, bisküvi, pasta ürünleri, salata sosları, ekmek ve benzeri ürünleri tüketmekten kaçınmalısınız. Bunlar ekseriya ürünün raf ömrünü uzatmak, lezzetini sabit tutmak ve ucuza mal etmek için kullanılmaktadır.

GI

E102 Tartrazin

Renklendirici; Kekler, şekerlemeler, konserve sebzeler, peynirler, sakızlar, sosis, dondurma, portakallı içecekler, salata sosları, mevsim salataları, tatlı, reçel, unlu gıdalar, çerez, konserve balık, hazır çorbalar, alkolsüz meşrubatlar ve ketçap gibi bazı gıdalar tartrazin içerirler. Tartrazin duyarlı insanlarda kurdeşen veya astım ataklarına neden olabilir. tiroid tümörü, kromozom hasarı, hiperaktivite ve aspirin duyarlılığı gibi rahatsızlıklara sebep olabilir;Norveç ve Avusturya’da yasaklandı.

E133 Blue 1 ve Blue 2 (Brilliant blue FCF)

Renklendirici; sentetik kömür katranından üretiliyor; mandıra ürünleri, tatlılar ve içeceklerde kullanılır; farelerde beyin tümörüne sebep olmuştur. Çocukların tüketmesi tavsiye edilmiyor, Belçika, Fransa, Almanya, ısviçre, ısveç, Avusturya ve Norveç’te yasaklandı.

E127 Red 3(Erythrosine)

Renklendirici; kiraz ve vişne, konserve sebze, muhallebi, tatlı, pasta,biskuvi ve çerezlerde kullanılır; ışığa karşı duyarlılığa ve troid hormonu seviyesini arttırıp hipertroidism’e neden olabilir; farelerde yapılan çalışmada troid kanserine neden olduğu saptanmıştır; Avustralya, Amerika ve Norveç’te yasaklandı.

E110 Yellow 6(Sunset Yellow, FCF, Orange Yellow S)

Renklendirici; sentetiktir;unlu gıdalar, pasta, tatlı, çerez, dondurma, içecek ve konserve balık, hazır çorba ve bazı şurup cinsi ilaçların üretiminde kullanılır; yan etkileri kurdeşen, rinit (burun akması), burun tıkanıklığı, alerji, hiperaktivite, böbrek tümörü, kromozom hasarı, karın ağrısı, bulantı ve kusma, hazımsızlık ve iştahsızlıktır; Norveç’te yasaklandı.

(Araştırma//Vit-amin.net/)

Helal … HALAL…

helal

“Ey insanlar! Yeryüzünde bulunanların helal ve temiz olanlarını yiyin. Şeytan’ın izinden gitmeyin. O sizin açık düşmanınızdır.” (Bakara, 2/168)

Hayatta kalabilmek için beslenmek zorunda olan insan, bu ihtiyacını çeşitli şekillerde karşılayabilmektedir. Ama her beslenen, doğru beslenemediği için çeşitli rahatsızlıkların görülmesi de kaçınılmaz olmuştur. Özellikle içinde bulunduğumuz son zamanlarda, sağlıksız beslenme sonucunda görülen hastalıkların sayısı hayli artmış durumdadır. Mesela güncel bir istatistik sonuçları şöyledir:

“Britanya Kalp Vakfı istatistiklerine göre, kardiyovasküler (kalp ve damarla ilgili) hastalıklar (KVH) dan ölen insanların üçte biri düzensiz ve bilinçsiz beslenme sonucu hayatlarını kaybediyorlar. Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nün verilerine göre, bir yılda 16,7 milyon insan KVH’den, 7,9 milyon insan kanserden hayatını kaybediyor. Türk Kalp Vakfı verilerine göre sadece Türkiye’de her 2,5 dakikada bir insan, kalp damar hastalıklarından hayatını kaybediyor. Avrupa ülkelerinde 25 milyon diyabet hastası var, 200 milyon insan da obezite sınırında. Bu hastalıklarla mücadele etmek için harcanan para çok büyük miktarlara ulaşıyor.”[1]

Görüldüğü gibi sağlıksız beslenme, bir hayli insan ve oldukça büyük miktarlarda para ve iş gücü kaybına yol açmaktadır. Dolayısıyla bu, toplumun en küçük ferdinden süper güç konumunda olan devletlere kadar maddi-manevi etkisi olan bir sorun haline gelmiştir.

İşin sağlık yönü kısaca böyle olmakla birlikte, dini boyutu da oldukça önemlidir. Zira dindar ve özellikle de Müslüman olan insanlar için gıdaların sağlığa uygun olup olmadığı kadar, dini açıdan helal olup olmadığı da önemlidir. Hatta işin dini boyutu bir adım önde yer alır. Dinin kesin bir dille yasakladığı (haram) bir gıdanın, sağlık yönünden faydasının olup olmamasının bir Müslüman için hiçbir önemi yoktur. İşte bu noktada hangi gıdanın helal, hangisinin haram olduğunun çok iyi bilinmesine ihtiyaç vardır. Çünkü Allah Teâlâ: “Allah’ın size verdiği rızıkların helâl ve temiz olanından yiyin.” (Mâide, 5/88, Nahl, 16/114) buyurarak gıdaların mutlaka “helal” olmasını şart koşmuştur.

İslam dininin temel kaynağı olan Kur’an-ı Kerim’de yenilmesi haram kılınanlar; kesilmeden ölmüş hayvan, akıtılmış kan, domuz eti ve Allah’tan başkasının adı anılarak kesilmiş hayvanlardır (Bkz: Bakara, 2/173; Mâide, 5/3; En’âm, 6/145 ve Nahl, 16/115). Bu dört şeyin haramlığı konusunda mezhepler arasında tam bir ittifak vardır. Ama bunun dışında kalan yiyeceklerin hangisinin helal, hangisinin haram olduğu konusu Müslüman âlimlerin zihnini bir hayli kurcalamıştır. Özellikle hadislerle belirlenen bazı yiyecek yasakları ve hakkında ayet veya hadis bulunmayan yiyeceklerin hükmü ihtilaflı konular arasındadır.

Yıllar geçtikçe dünyamız küçük bir köy olma yolunda hızla mesafe kat ediyor. Ulaşım imkânlarının da gelişmesiyle artık insanlar iş, eğitim, gezi vb. amaçlarla çok rahat bir şekilde bulundukları ülke dışına seyahat edebiliyorlar. Bu sayede yabancı kültür ve insanlarla karşılaşıyor ve çoğu zaman beklenmedik sorunlar yaşayabiliyorlar. Bir Müslüman için yabancı bir ülkede karşı karşıya gelinecek sorunların en başta geleni, hiç şüphesiz yiyecek konusudur. Özellikle et ve et ürünlerini yemek/yememek hususu başlı başına bir sorun teşkil etmektedir. Halkı Müslüman olan yabancı bir ülkede, helal ve haram olması açısından etler konusunda pek bir sıkıntı yaşanmasa da gayr-i Müslim ülkeler için aynı şey söylenememektedir. Bununla birlikte, Avrupa ve Amerika kıtasında olduğu gibi Yahudi ve Hıristiyanların yoğun olarak yaşadıkları ülkelerde yaşanan sorunlar Çin, Rusya, Hindistan, Japonya gibi komünizmin veya dinsizliğin, Budizm, Konfüçyüsyanizm veya Şintoizm’in hüküm sürdüğü ülkelere göre nispeten daha azdır.

Bu durumda adı geçen bu gibi ülkelere seyahat eden Müslümanlar, orada kaldıkları müddetçe et ve et ürünleri yemeyecekler mi? Eğer o ülkelerde Müslümanlar yaşıyorsa (gurbetçi vatandaşlarımızın yoğun olarak yaşadığı Almanya, Belçika vb. ülkelerle yine Müslümanların yoğun olduğu Amerika gibi ülkeler) ve onlar da hayvan kesme imkânına sahipseler belki bu sorun bir şekilde halledilebilir. Müslümanların az olduğu veya hayvan kesme imkânı bulamadığı ülkelerde yaşayan veya belirli bir süre orada bulunması gereken Müslümanlar ise, et yeme konusunda gerçekten büyük bir sorun yaşamaktadırlar.

Bunun yanı sıra gıdalara katılan katkı maddelerinin hükmü, sağlığa zararlı yiyecek ve içecekler, yurtdışından ithal edilen et ve et ürünleri, helal gıda sertifikası ve bu konuda yaşanan sıkıntılar…

Buraya kadar kısaca temas edilmeye çalışılan meseleler helal gıda araştırmalarının ne denli önemli olduğunu göstermektedir.

Son olarak şuna da dikkat çekmemiz gerekiyor:

Helal gıda araştırmaları, sadece ilahiyatçıların altından kalkabileceği bir şey değildir. Bu alanda gıda mühendisleri, veterinerler, tabipler, kimyagerler ve biyologlar da ellerini taşın altına koymak durumundadırlar. Ama herkesin kendi sınırları dâhilinde hareket etmesi gerçeğini unutmamak kaydıyla… Bu husus oldukça önemlidir. İlahiyat eğitimi almış birisinin etraflıca bilgi sahibi olmadığı konularda, uzmanlarından daha çok konuşması, hüküm vermeye kalkışması elbette ki hoş karşılanmaz. Ama aynı şey usul, fıkıh, hadis ve Arapça eğitimi almayan gıda mühendisi, doktor, veteriner, kimyager ve biyologlar için de geçerlidir. Onlar da elde ettikleri ilk sonuçlardan hareketle hemen “şu haramdır”, “şu helaldir”, “şu caizdir”, “şu caiz değildir” gibi dini hüküm belirleyici beyanatlardan kaçınmalıdırlar.

Sözlerimize konumuzu yakından ilgilendiren iki ayet-i kerime meali ile son verelim:

“De ki: «Allah’ın kulları için çıkardığı süsü ve temiz rızıkları kim haram kılmış? De ki, bunlar dünyada esasen müminler içindir; Ahiret gününde ise sadece onlar için olacaktır. » Bilen bir toplum için ayetlerimizi böyle açıklarız.” (A’raf, 7/32)

“Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak «Bu helâldir, şu da haramdır» demeyin, çünkü Allah’a karşı yalan uydurmuş oluyorsunuz. Kuşkusuz Allah’a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.” (Nahl, 16/116)

Bu yazının yayımlandığı yer: Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği (Gimdes) Dergisi, Aralık, 2010, sayı: 15, s: 29-30.

(A//VİT-AMİN.NET/)