Kategori arşivi: TAŞLARIN SIRRI

Doğal TAŞLAR….

TAŞŞS

Doğal taşlar…. milyonlarca süren bir zaman diliminde meydana gelirler. Oluşumları süresinde birçok doğal enerji vibrasyonunu üzerine alırlar. Taşların üzerinde birikmiş olan bu enerjiler taşları kendi enerji alanına alan insanlar üzerinde önemli pozitif etkiler oluşturur.

Pozitif doğal enerjileri üzerinde taşıyan bir taş, aynı şekilde pozitif enerjileri kendisine daha doğrusu kendisini evinde ya da üzerinde taşıyan insanlara çekecektir.

Bitkiler, hayvanlar ve insanların beslenmede, kendi büyümelerini sağlayacak gıdaları almada bir seçim yapma imkanları varken, taşlar bütünüyle kendi çevrelerinde, içinde bulundukları ortamda kendilerine sunulana bağlıdırlar.

Taşlar, dıştan içe doğru büyürler. “Tohum” denen bir çekirdek yapı, taşın etrafında atom üstüne atom, yapıtaşı üstüne yapıtaşı, tabaka tabaka belli bir geometrik kural ve düzenlilik içinde birikerek oluşurlar. Böylece mineral, zamanla bu tür kendine özgü büyümesini tamamlar. Bu büyümenin süresi, saniyenin kesirlerinden yüzyıllara kadar uzayan bir zaman biçimini kapsayabilir ve oluşan mineralin büyüklüğü, bir toz tanesinden kocaman bir kayaya kadar değişebilir. Biçimi ve görünümü ile bulunma koşulları ideal ve karakteristik, ya da çarpıtılmış ve bütünüyle atipik olabilir. Bunların tümü de sonuç olarak çevreden kaynaklanmaktadır. Bir taş oluşumunda, bütünüyle çevresine bağlıdır.

Doğal taşlar birçok hastalığa iyi gelmektedir. Sahip olduğu enerji alanının güçlü olması ve kişinin kendi enerji alanını etkilemesi, taşların kişideki bloke olmuş ve hastalığa yol açan enerjiyi dengelemesini sağlamaktadır. Hastalıklar, vücuttaki enerji dengesizliklerinden oluşmaktadır. Enerji alanı dengeye kavuştukça kişi canlanır ve kendisini çok daha iyi hisseder. Siz de sağlık sorununuza iyi gelen bir taşı üzerinizde bulundurarak doğal taşların şifa verici etkisinden faydalanabilirsiniz. Ancak taşlarla tedavi alternatif tıp alanının içindedir ve tıbbi tedaviye destek olmaktadır…

Taşlar nasıl bir etkiyle terapi yapıyor?

Tüm rahatsızlıklarda öncelik modern tıbbındır. Taşlarla tedavi, terapi olarak değerlendirilmeli, vücudumuzun dış yüzeyinde takı olarak kullanılmalıdır.

Taşlar, şifa etkilerini titreşim yolu ile verirler. Bu nedenle özellikle tene değmesi gerekir.Taşların şifa etkilerinden daha iyi yararlanmak için rahatsızlıklardan önce, aşı gibi kullanılmalıdır.

Doğal taşların şifa enerjileri hakkında bilgiler, Mısır tabletlerinden elde edilen verilere göre, yaklaşık olarak 200 bin yıl öncesine, hatta daha da önceye, Atlantis ve Mu uygarlıklarına kadar uzanmaktadır.

Taşlar günümüze değin yüzyıllardır farklı kültürlerde sağlıkla ilişkilendirilmiş ve değişik sağlık sorunlarına iyi geldiğine inanılmıştır. Doğal taşlar, renkleri ve göz alıcı parlaklıklarından dolayı, ta ki ilk çağlardan beri insanların ilgisini çekmiştir. O zamanlarda bile değerli taşların insanlar için özel bir anlamı vardı.

Örneğin;

Kızılderililer, üzerinde Turkuaz taşıyan kişinin kemiklerinin kırılmayacağına inanırlar. Bu yüzden savaş anında bu taşı kalkanlarının üzerine işlerlerdi.T

Turkuaz taşından başka kızılderili kültüründe, yosun akik taşının susuzluğu giderdiğine inanırlar. Yosun akik taşını bu amaçla kullanırlardı.

Turkuaz taşının, Aztek kültüründe de önemli bir yeri olduğu bilinmektedir. Aztekler turkuaz taşını kişiyi kötü etkilerden koruması için kullanırlardı.

Eski Yunanlarda, ametist taşının sarhoş olmaktan koruduğuna inanırlar. İçki kadehlerini ametist taşından yaparlardı.

Hindistan’da eskiden bazı taşların iyileştirici gücü olduğuna inanılır, çok ince hale gelene kadar öğütüldükten sonra “bhasma” adı verilen karışımlar hazırlanıp içilirdi. Hindistan’daki kadınların ayak parmaklarına Obsidyen yüzük takmalarının sebebi ise negatif elektrik yükünü ayaklardan toprağa geçirmesini inandıkları içindir.

Mısır ve Çin kültürlerindeyse, ışık ve enerji yakalama özelliği olan kristal boncuklar, doğru renklerle birleştirilerek güçler elde edilmeye çalışılmıştır.

Çinliler insanın fiziksel, ruhsal ve duygusal varlığını yönettiğine inandığı beş elementi (odun, ateş, toprak, metal ve su) bu taşlarla dengelemeye çalışmışlardır.

Osmanlılar’ın ihtişamı denince akla ilk gelen, imparatorluğun gücünü dolaysızca yansıtan, dostun ve düşmanın gözünü kamaştıran çeşitli taşlardan oluşan mücevherlerdir. Bunlar, gerek padişahın gerekse tüm yakın çevresinin kullandığı objelerdir. Padişahların çeşitli ve değerli taşları kullanmaları, diğer ülkelerin elçileriyle görüşmelerinde onları etkilemek ve Osmanlı ihtişamını onlara göstermek amacını taşıyordu.

Bugünün, düşünceyi sadece göze indirgemede ısrarcı modern biliminin etkisinde kalmış bireyler olarak “Cansız bir taşın insana nasıl bir etkisi olacak?” diye düşünebilirsiniz. Oysa günlük hayatımızdaki televizyon, bilgisayar, cep telefonu, baz istasyonu gibi çok sayıda nesne, vücudumuza olumlu ya da olumsuz birçok etki gösterebilir. Bunların hiçbiri bedenimizle temas halinde olmamasına rağmen bizleri doğrudan etkileyen ışınımlar yaymaktadır.

Şifalı taşlar, insanın yaradılışındaki ana unsur olan toprağın bir türevi olan taşların, kristallerin, piramitlerin oluşumları, şekilleri, renkleri ve auralarıyla, bedenimizdeki salgı bezleri ve organlarımıza nasıl etki ettiğini, çakra ve enerji merkezlerini nasıl çalıştırdığını zengin örnekleri ile açıklamaktadır.

Taşların insanların fiziksel ve ruhsal sağlığı üzerinde önemli etkileri

Günümüzde, onkolojide kanser hastalarına, doğal bir taş olan “selenit” içerikli vitaminler veriliyor. Diş ve diş eti hastalıklarına iyi gelen, diş macunlarında kullanılan “fluorid” de aslında doğal bir taş. Bunların dışında birçok taş, fiziksel ve zihinsel hastalıkların tedavisinde kullanılıyor.

Taşlar, tedavi yöntemi olarak kullanılmanın dışında zihinsel yetenekleri geliştirmek, ruhsal gelişime yardımcı olmak, pozitif enerjileri çekmek ve sezgileri güçlendirmek gibi birçok amaçla da kullanılabilmektedir. Her taşın ayrı bir özelliği vardır ve istenen konularda bu taşlar takı olarak takılarak, evde bulundurularak ya da sürekli kişinin üzerinde taşınarak kullanılmaktadır.

Doğal taşlar, milyonlarca yıl süren bir zaman diliminde meydana gelmektedir. Oluşumları süresince, birçok doğal enerji vibrasyonunu üzerine almaktadır. Taşların üzerinde birikmiş olan bu enerjiler, taşları kendi enerji alanına alan insanlarda, oldukça önemli pozitif etkiler oluşturmaktadır.

Taşların iyi şansı üzerinde topladığı, benzer titreşimlerin birbirini çektiği ilkesine göre doğrudur. Pozitif doğal enerjileri üzerinde taşıyan bir taş, aynı şekilde pozitif enerjileri kendisine, daha doğrusu kendisini evinde ya da üzerinde taşıyan insanlara çekmektedir. Doğal taşlar birçok hastalığa iyi gelmektedir. Sahip olduğu enerji alanının güçlü olması ve kişinin kendi enerji alanını etkilemesi, taşların kişideki bloke olmuş ve hastalığa yol açan enerjiyi dengelemesini sağlamaktadır.

Hastalıkların, vücuttaki enerji dengesizliklerinden oluştuğu bilinmektedir. Enerji alanı dengeye kavuştukça; kişi canlanır ve kendisini çok daha iyi hisseder. Bilimsel anlamda taşların bu etkisi ispat edilmemiş olsa da, birçok sayıda kişi deneyimlerinden taşların iyileştirici etki yaptığını kabul etmektedir. Örneğin baş ağrısı, romatizma ağrısını dindirmek veya konsantrasyon bozukluğundan kurtulmak için üzerindeki negatif enerjiden kurtulması gerekmektedir. Sağlık sorununa iyi gelen bir taşı üzerinizde bulundurarak doğal taşların şifa verici etkisinden faydalanmak mümkün…

Taşların insana nasıl bir faydası var?

Taşlar, insana yararı bakımından çok geniş bir yelpazeye sahip. Koruyucu hekimlikten tedavi edici hekimliğe kadar. Yine psikolojik rahatsızlıklardan fiziksel hastalıklara kadar.

En önemli yararı, koruyucu hekimlik. Zira denge sağlayıcı. Ruhsal – fiziksel denge, sıvı – baz dengesi, minerallerin kendi arasındaki orantısal denge gibi.

Ayrıca solunum, sindirim, boşaltım, ısı, bağışıklık, doku, hücre, iskelet gibi sistemlerin sağlıklı ve düzenli çalışmasına yardım ediyor. Salgı bezlerinin işlevlerini yerine getirmesinde de önemli.

Ayrıca bedensel veya ruhsal sağlığın bozulması halinde, tedaviye yardım edici fonksiyona sahipler. Bunu da vücut sistemlerini yeniden düzenleyerek, dengeleri yeniden kurarak yerine getiriyorlar.

Taşlar neden şifa kaynağı? Bu enerjiyi nerden alıyor?

Taşlar, çeşitli minerallerin bileşimi durumunda. Üstelik oluşumları için en kısa süre bir milyon yıl. Yani taşı oluşturan mineraller milyonlarca, hatta milyarlarca yıl içinde enerji yoğunlaşmasına uğramış durumda. Bu nedenle insan ömrüyle kıyaslanamayacak ölçüde ve yoğunlukta bu minerallerin enerjisini barındırıyorlar bünyelerinde. Bitip tükenmeyen bir enerji. (Ancak bazı ağır hastalıklarda 7-8 ay sonra taşların yenilenmesinde yarar var.)

Aynı mineralleri insan vücudunda da görüyoruz. Kimisi bedensel ağırlığımızın belirli bir oranını oluştururken, diğerleri eser miktarda yani mini-minnacık durumda. Ancak fonksiyonları çok büyük ve yaşamsal değerde.

Örneğin bedenimizde 4 gram kadar demir, 90 miligram kadar bakır, 2,5 gram çinko, beden ağırlığının yüzde ikisi kadar kalsiyum, binde beşi kadar magnezyum, yüzde biri kadar fosfor, 25 miligram iyot, 1 gram selenyum, 125 gram potasyum, ayrıca manganez, krom, silisyum, sodyum, klor, kükürt, kobalt, molibden, flüor, bor, lityum, nikel, alüminyum, brom, bizmut gibi mineraller bulunmaktadır. Yani toprakta hangi mineraller bulunuyorsa, topraktan yaratılan bedenimizde de aynı mineraller var.

Beden ve ruh sağlığımız için ilk olarak bu minerallerin bedenimizde bulunması, ikinci olarak da olması gereken oranda bulunması gerekmektedir. Zira vücudumuzda belirli fonksiyonların gerçekleşmesini sağlayan minerallerin azlığı veya fazlalığı, bu fonksiyonların yerine getirilememesine, bu da çeşitli fiziksel ve ruhsal hastalıkların oluşmasına sebep olmaktadır.

Örnek olarak magnezyum mineralini ele alalım: İnsan vücudunun yaklaşık binde beşi magnezyumdan oluşur. Bu miktarın yüzde altmış beşi dişler dahil kemiklerde, yüzde otuz beşi de kan dolaşım sisteminde ve dokulardadır. Daha yoğun bulunduğu organlar kalp ve beyin.

Magnezyum, anti-stres minerali olarak bilinir, ilk olarak kasların gevşemesini, sakinleşmeyi, rahatlamayı sağlar. Üç yüzden fazla enzimin işlevinde rol alarak, çeşitli türde enerjinin üretilmesini, saklanmasını, kullanılmasını ve aktarılmasını sağlar. Kandaki şekerin enerjiye dönüştürülmesi, dişler dahil kemiklerin gelişmesi ve sağlıklı kalması, sindirim sisteminin düzenli çalışması, kalp damarlarının esnekliğini muhafaza ederek kalp krizlerinin önlenmesi, beden sıvılarındaki asit-baz dengesinin sağlanması da magnezyumla doğrudan ilişkili.

Magnezyum eksikliği, beyin, kalp, karaciğer ve böbrek fonksiyonlarında bozulmalara, enerji azalmasına, dolayısıyla halsizlik, yorgunluk, göz kararması, baş ağrıları, yüksek tansiyon, böbreklerin taş üretmesi, kemik erimesi, kaslarda ve kalpte çarpıntılar gibi fiziksel, algılama eksikliği, şaşkınlık, uyku bozukluğu, hafıza kaybı, sinirlilik gibi psikolojik rahatsızlıklara sebep olmaktadır. Bebeklerin havale geçirmesi de büyük oranda magnezyum eksikliğine bağlıdır.

Bedendeki magnezyum eksikliğine, dengesiz beslenme sebep olduğu gibi, aşırı terleme, stres, hamilelik, bebek emzirme, sportif faaliyetlerde aşırı zorlanma, kandaki şeker oranının yükselmesi, kafein, alkol, idrar söktürücü ilaç kullanımı, sera ürünü yiyecekler de neden olmaktadır.

Genellikle kalsiyum eksikliğiyle ortaya çıkan magnezyum fazlalığı da, kasların yeterince kasılmamasına, dolayısıyla bitkinliğe, hareketsizliğe, depresyona, bellek bulanıklığına, nefes darlığına, kalp atışlarında düzensizliğe sebep olabilmektedir.

Ayrıca magnezyum, C vitamini ile sodyum, potasyum ve kalsiyumun etkili biçimde kullanımına da yardım etmektedir.

Magnezyum minerali, Akik (Agat), Ametist, Elmas, Granat (Garnet, La’l), Hematit, Jasper, Gül Kuvars, Mercan, Mıknatıs, Obsidyen, Opal, Sitrin, Yakut ve Yeşim taşlarında bulunmaktadır. Bu taşlar, yaydıkları enerjiyle bir şekilde vücuttaki magnezyum oranını dengelemekte, azlığı veya fazlalığı nedeniyle oluşan fiziksel veya ruhsal rahatsızlıkları ortadan kaldırmaktadır.

Taşlar, şifa veren enerjilerini insanoğlunun hizmetine yaratılan doğadan almakta ve doğal yoldan bize aktarmaktadır.

Taşların Dili

Kozmik Bilime göre rahatsızlıkların oluşum sebebi, enerji merkezi seviyesindeki bir enerjinin tıkanması ile izah edilir. Dolayısıyla her taşın bir enerji boyutu vardır ve insan vücudundaki enerji merkezleri bu taşların yaydığı minimize dalga boylarıyla korunur. Yani mesela tiroit bezlerinizde sorun varsa, buradaki hücrelerinizde bir enerji blokajı varsa, yüzüğünüzdeki turkuaz buraya uyarı yaparak enerji verir. Sonuçta da enerji akımı dolayısıyla canlanırsınız.

Elmas: Eski çağlardan günümüze taşların en değerlisi sayılan elmasın, kadınla erkek arasındaki aşkı güçlendirdiğine inanıldığından nişan yüzüklerinde tercih edilir. Saflık, sevgi ve neşe getirdiği söylenen elmas, cesareti ve aşkı sembolize eder. Elmas, sizi ruhsal ve ahlaksal inançlara göre yaşamınız için yüreklendirerek, kendinize ve başkalarına karşı dürüst olmaya davet eder.

Safir: Gök yakut diye bilinen safir, Latince mavi anlamına gelen sapphirus kelimesinden gelir. Mavi, pembe, turuncu, sarı, yeşil, mor ve siyah renklerde ya da şeffaf olabilir. Tarih boyunca kralların ve hükümdarların kötülük, ihanet ve büyülerden korunmak için taktıkları kutsal bir taştır. Aynı zamanda çeşitli hastalıklara iyi geldiği söylenmektedir. Şeffaf safir size güveni, sevgiyi ve ışığı yoğun olarak hissettirir. Mavi safir, duygusal travmaların yarattığı duygu yüklerinden kurtararak özgürlük hissi verir.

Yakut: Mutsuzluk, kıymetsizlik, kavga, düşman, saldırı, vakitsiz ölümler ve akıl hastalıklarına karşı koruyucu özelliği olduğuna inanılır. Yakut, Hindistan’da taşların efendisi olarak anılır. Saflaşmaya ve değişime götüren yaşamsal ve sıcak yaratıcı enerji verir.

Zümrüt: Yeşil renginden dolayı bereket, doğurganlık ve yağmur simgesi olarak bilinir. Düş gücünü geliştirdiğine, belleği güçlendirdiğine inanılır. Kadında ve erkekte üretkenliği artırır. Göz ağrıları, iltihap ve kırıklığı giderir.

Ametist: Strese, migrene, iştahsızlık, göz ağrısı, akciğer rahatsızlıklarına iyi gelir. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Kuvars kristalinin arındırılmasında kullanılır. Pozitif enerji yüklü bir kristaldir. Taşıyan kişiye de bu yükü aktarır. Beyin gücünü yükseltir. Kan temizleyicidir. Negatif enerjilerimizi boşaltarak huzurlu ve zinde olmamızı sağlar. Pembe kuvarsla birlikte kullanıldığında aklı güçlendirir. Alkoliklere iyi gelir ve kalbi korur.

Akik: Uğur ve bereket taşıdır. Kan dolaşımını kolaylaştırır. Erkeklerde erkeklik bezini, kadınlarda yumurtalıkları korur. Cinsel organları aktivite eder. Sağlık ve uzun ömür simgesidir. Turuncu akik kendinizi sıkıntılı ve ümitsiz hissettiğiniz zamanlarda olayların iyi yönlerini görmenize yardım eder. Sebepsiz sıkıntıyı alır. Sarı akikle yaşamdan zevk alırsınız. Ateş akiği yaşadığınız ana yoğunlaşma isteğinizi güçlendirir. Ciddiyet, dayanıklılık ve sükûnet sağlar. Olumsuz duyguları çözüp iç benliği korur. Kendinize güven duymanızı sağlar.

Akuamarin: Beden ve zihin ilişkisini kuvvetlendirir. Duyarlılık sezgisini artırır. Aile saadetini güçlendiren taş denir. Denizcilerin uğur ve nazar taşıdır. Güven, denge ve ahenk
sembolüdür. Solunum problemleriyle savaşır. Hafızayı güçlendirir. Strese karşı koruyucudur.

Agat: Konuşma yeteneğini güçlendirir. Dikkatsizlikten, sosyal olamamaktan korur. Uzun ömür ve mutluluk simgesidir. Günlük stresleri atar. Vücutta tansiyon dengeleyicidir. Üriner sistemin sağlıklı kalmasına yardımcı olur. Aklı ve vücudu güçlendirir, kişiyi cesaretlendirir.

Aytaşı: Günlük yaşantınızdaki dengeyi oluşturmanızı sağlar ve duygusal dengenizde uyum sağlayıcı etki yaratır. Fiziksel olarak tıkanmış lenf bezlerini temizler. Kadınlarda hormon seviyesini dengeler.

Amber (Kehribar): Guatr, astım, bronşit ve allerjiye karşı iyidir. Tılsım olarak, hem kör talihe karşı korunma hem de talihi kendine çekme için kullanılmıştır. Sindirim sistemi, iç salgı bezlerini dengeler ve karaciğeri temizleyerek güçlendirir. Yaydığı sıcaklık, enfeksiyonu önlediği ve soğuk algınlığı tedavisinde rol oynadığı için genelde boyun çevresine takılır. Boğaz ve tiroid enfeksiyonlarını diğer tüm taşlardan daha iyi tedavi ettiği düşünülmektedir.

Aventurin: Zihinsel karmaşayı ve stresi azaltır. Neşe taşı da denir. Sakinlik ve yaşama sevinci sunar.

Amazonit: Beden dışı deneyimlere duyulan korkuyu yatıştırır. Enerjisi ölümcül derecede hasta olanlara iyi gelir.

Firuze (Turkuaz): Panzehir özelliği vardır, talih taşı olarak bilinir. Hissettirdiği iç bağlantılar sayesinde şifa etkisi gösterir. Nazara karşı iyi gelir. Bilinci genişletir ve kaygıyı teskin eder. Tansiyonu düzenler, kalp hastalarına iyi gelir. Kadınlık özelliklerini artırır. Konuşma ve yazma yoluyla yaratıcı ifadeyi artırır.

Hematit (Demir): Kan dolaşımı düzeninin sağlıklı olmasına yardımcıdır. Bu özelliğinden dolayı romatizmaya iyi gelir. Enerji kaynağıdır, solunum yolları üzerinde olumlu etkileri vardır.

İnci: İnci size güç, huzur ve çalışma azmi verir. Duygusal korunma amacıyla da kullanılır.

Jasper: Sindirim sistemine iyi gelir. Endokrin sistemine denge getirir. Karaciğer ve safra kesesini, dalak ve mesaneyi kuvvetlendirir. Fiziksel direnci artırır.

Kaplan Gözü: Sahiplenme arzusunu güçlendirir, insanların kendisini işine vermesini sağlar. İç ve dış görüşü artırır. Zihni keskinleştirir. Sinirsel spazmları ve baş ağrılarını hafifletir. Sindirim bozukluklarına, algılama eksikliğine ve korkuya karşı koruyudur. Negatif enerjiden korur.

Kuvars kristali: Vücuttaki fazla elektriği alır, eksikliği tamamlar. Tansiyonu düzenler, meditasyonda kullanılır. Cep telefonu taşıyan kimselerin yanında mutlaka kristal bulundurması gerekir. Çünkü kristal radyasyonu toplar. Kristaller almış olduğu radyasyonu 15 günde bir yıkamak suretiyle atarlar.

Rutılat kuvarsı: Depresyonu azaltır, enerji kaynağıdır. Sıkıntılı geçen bir günün getirdiği olumsuz duygu ve düşünceleri çözerek uzaklaştırır.

Kalsedon (Mavi Akik): Düşünce yeteneğini kuvvetlendirir, iyi konuşmayı sağlar.

Krizopras: Sinirsel gerilimleri yok eder. Fiziksel, zihinsel, heyecan durumlarında sakinlik verir. Seksüel ve depresif durumları rahatlatıcı özelliği vardır.

Lal: Tehlikeyi haber veren taş olarak geçer. Bilinmeyene gözlerinizi açar ve gaipten bilgi almayı destekler. Fiziksel olarak da cinsel organların iyileşmesine yardımcı olur, kan dolaşımını canlandırır.

Lapis Lazuli (Lacivert Taşı): Ruh ve beden arasındaki dengeyi sağlar. Ayrıca zihinsel berraklığa ve derin düşünmeye yardımcı olur. Hazmı kolaylaştırır.

Malahit (Bakır Taşı): Fiziksel ağrıları azaltıcı ve radyasyondan koruyucudur. Uyumayı kolaylaştırır. Zihni ve vücudu canlandırır. Her kademede dengeleyici rol oynar. Sol elde oynanırsa vücuttaki statik elektriğin fazlasını alır.

Mercan: Solunum açıcı etkisi vardır. Kişide cazibeyi artırır. Zor işlerin akışını kolaylaştırır. Çoğaltıcı etkisi vardır, bereket simgesidir.

Obsidiyen: Negatif enerji emicidir. Stresi azaltır, terapi yönü çoktur. Bilinçaltındaki blokajları temizler.

Opal: Eklem iltihabına iyi gelir. İnsancıl duyguları güçlendirir. Ruh temizliğini korur, umudu güçlendirir. Yüksek başarı taşıdır.

Prit: İrade gücünü artırır. Diğer insanlarla armoni halinde çalışmayı gerçekleştirir. Enerji oluşturur.

Rodonit: Vücudun sağlıklı gelişmesine yardım eder. Kan dolaşımını dengeler. Psikolojik olumsuzluklardan kurtarıcı ve cesaret artırıcıdır.

Topaz: Duygusal yükleri ve kötümser düşünceleri ortadan kaldırır. Endişe ve depresyonun üstesinden gelmede yardımcı olur. Tüm bedeni güçlendirir, destekler, zihinsel ve fiziksel sindirime yardım eder.

Yeşim (Jade): Böbrek rahatsızlarından kaynaklanan ateşi düşürür. Akıl sağlığına, göz bozukluğuna ve doğum sancılarına karşı koruma sağlar.

Kırmızı Yeşim Taşı: Kanı güçlendirir, canlılık, güç ve sabır verir. Bedeni temizler.

Zebercet (Peridot): Aygıtların kaydedemediği kalp çarpıntılarına ve sebebi bilinmeyen korkulara iyi gelir. Renginden dolayı bereket doğurur, içinizde sevinç duygusu uyandırır.

Vücudumuzdaki enerji merkezleri

Vücudumuzda bulunan çakra noktaları taşlarımızı nasıl kullanacağımız hakkında bizlere bilgi verir. Çakra’nın kelime anlamı “tekerlek”tir.

Çakralara, tekerlek gibi döndüğü için “çakra” adı verilmiştir.Çakralar enerji bedenimizde var olan ana enerji merkezleridir ve bedenin ortası boyunca uzanan dikey bir çizgi üzerinde, vücudun ön ve arkasında yer alırlar. Bu enerji merkezlerinin görevi, evrensel enerjiyi alıp bedenin kullanabileceği frekansa dönüştürmektir.

Bedenimizde 7 ana çakra vardır. Çakralar aşağıdan yukarıya doğru numaralandırılır. Her çakranın belli enerjisi ve belli frekansı vardır. En düşük frekanslı olan en alttaki kök çakra, en yüksek olan tepedeki taç veya tepe çakradır. O yüzden numaralama aşağıdan yukarıya doğru yapılmıştır. Her çakraya denk gelen bir rengin enerjisi vardır. Bu renkleri kullanarak çakradaki sorunları çözebilir ve enerji akışını düzenli hale getirebiliriz.

Nasıl mı?

Tepe Çakra: (7. Çakra)

Kafatasının üst noktasında bulunan tepe (taç) şakrasının rengi mordur. Uyumsuz çalışması halinde, uyku bozuklukları, kararsızlık, olumsuzluk, neşesizlik, kötü hafıza, aşırı sinir ve sık sık baş ağrısına sebep olur. Ametist, florit, havlit, kalsit, kristal kuvars, kyanit, opal, pirit, rutil kuvars, sugulit ve topaz tepe (kök) çakranıza uyumlu taşlardır.

Alın Çakrası: (6. Çakra- Üçüncü göz)

İki kaşın ortasında bulunan alın çakrasının rengi laciverttir. Uyumsuz çalışması halinde mutsuzluk, bunalım, depresyon, aşırı ego, maddiyatçılık, kibir ve disiplinsizliğe sebep olur. Lapis, ayolayt, ametist, aventurin, azurit, florit, kristal kuvars, krizokol, kunzit, kyanit, labradorit, opal, pirit, rutil kuvars, safir, sodalit, sugulit ve zümrüt alın çakranızla (üçüncü göz) uyumlu taşlardır.

Boğaz Çakrası: (5. Çakra)

Boğazın ortasında bulunan boğaz çakrasının rengi mavidir. Uyumsuz çalışması halinde sıkılganlık, konuşamama, aşırı gereksiz konuşma, kendini bastırılmış hissetme ve kendini ifade edememe gibi durumlarla karşılaşılır. Topaz, akuamarin, amazonit, kalsit, kristal kuvars, krizokol, kyanit, labradorit, mercan, pirit, rutil kuvars, safir, sodalit, turkuaz ve turmalin boğaz çakrasıyla uyumlu taşlardır.

Kalp Şakrası: (4. Çakra)

Kalp merkezli bölgede bulunan kalp çakrasının rengi yeşildir. Uyumsuz çalışması halinde kırılganlık, alınganlık, karamsarlık, gerilim, iç sıkıntısı, her türlü bağımlılıklar, kendini küçümseme ve değer vermeme gibi durumlarla karşılaşılır. Akik, peridot, aventurin, aytaşı, florit, garnet, jasper, kalsit, kantaşı, kristal kuvars, krizokol, krizopras, kunzit, malakit, obsidyen, pembe kuvars, pirit, rodokrozit, rodonit, rutil kuvars, turmalin, unakit, yakut, yeşim ve zümrüt kalp çakrasıyla uyumlu taşlardır.

Mide Çakrası: (3. Çakra)

Göbeğin iki parmak üstünde bulunan mide çakrasının rengi sarıdır. Uyumsuz çalışması halinde yoğunlaşamama, konsantrasyon eksikliği, zihinsel dağınıklık, tatminsizlik, hazım sorunları, öfke, hayal kırıklığı hali ve huzursuzluğa sebep olur. Sitrin, aventurin, aytaşı, florit, jasper, kalsedon, kalsit, kaplangözü, kehribar, kristal kuvars, malakit, mercan, obsidyen, peridot, pirit, rutil kuvars, topaz, unakit, yeşim ve zümrüt mide çakrasıyla uyumlu taşlardır.

Hara Çakrası : (2. Çakra)

Göbeğin alt kısmında bulunan hara çakrasının rengi turuncudur. Uyumsuz çalışması halinde böbrek ağrıları, prostat, cinsel soğukluk, sorunlu regl, özgüven eksikliği, suçluluk duygusu, aşırı mükemmeliyetçi ve eleştirici olma durumlarıyla karşılaşılır. Akik, aytaşı, güneştaşı, jasper, kalsedon, kalsit, kaplangözü, kehribar, kristal kuvars, mercan, pirit, rutil kuvars ve sitrin 2. çakrayla uyumlu taşlardır.

Kök Çakra: (1. Çakra)

Üreme organları bölgesinde bulunan kök çakrasının rengi kırmızıdır. Uyumsuz çalışması halinde egoistlik, dürüst olmama, sürekli endişe, herşeyin zor gelmesi, öfke, güvensizlik, zorlayıcı olma ve üstünlük taslama gibi durumlarla karşılaşılır. Garnet, akik, dumanlı kuvars, hematit, jasper, kalsit, kantaşı, kaplangözü, kristal kuvars, mercan, obsidyen, oniks, pirit, rutil kuvars, topaz, turmalin ve yakut kök çakrayla uyumlu taşlardır.

Taşlar Nasıl Temizlenir?

Kural olarak insan nasıl temizlenirse öyle temizlenir. Zira biz nasıl sınıflandırırsak sınıflandıralım, nasıl isimlendirirsek isimlendirelim, kâinattaki tüm yaratılmışlar temel yapısı itibariyle birbirine benzer, ruh ve madde olarak. Yeryüzünde 2 ana temizleyici bulunmaktadır: Su ve Toprak. Normal dışı durumları dikkate almazsak ikisi de temizdir ve temizleyicidir.

İnsan nasıl kirlendiğinde yıkanırsa, taşlar da kirlendiğinde yıkanarak arındırılır. Zira kullandığımızda hem vücut salgıları nedeniyle maddi anlamda hem süreklilik arz eden ışınımlar nedeniyle enerji bakımından hem de elektrik yüklenmesi yönünden kirlenir. Su, maddi kirleri temizlediği gibi enerji kirliliğini de ortadan kaldırır.

Nasıl ki bedenimiz elektrikle yüklendiğinde toprağa dokunarak veya çıplak ayakla toprağa basarak bedenimizde biriken ve bizde asabiyet oluşturan fazla elektrikten kurtulursak, taşlar da toprakla temas ettiğinde biriktirdiği elektrikten kurtulur. Taşların toprağa gömülmesinin veya toprakla belirli süre temas ettirilmesinin diğer bir önemli sebebi de, taşların bünyesinde bulunan minerallerin toprakta bulunmasıdır. Taşlar, toprakla temasları sırasında enerji akışı şeklinde eksikliklerini giderecektir.

Doğal olarak taşların hava ve ateş unsuruyla da teması gereklidir. Zira yeryüzündeki tüm maddeler dört unsurdan oluşur ve hayatiyetini devam ettirebilmek için bu 4 unsura ihtiyacı vardır. Bu nedenle bir bardak suya konulan taşların güneş ışınlarının ulaşabildiği bir konumda bekletilmesi gerekmektedir.

Akan su: Taşınızı yaklaşık 2-3 dakika akan suyun altında tutun.

Ametist:Taşınızı bir ametist kristalinin üzerinde bekletin.

Ayışığı: Taşınızı bir gece ayışığı görür halde bekletin. Doğrudan sabah güneşini alan bir pencereye koymamaya dikkat edin.

Güneş: Eğer kısa süreli olarak belirtilmemişse yaklaşık 4-5 saat güneş görür halde bekletin. Kısa süreli olarak belirtilmiş ise bu süre yaklaşık 1-2 saattir. (Eğer yanında süre belirtilmiş ise o süreyi dikkate alın.)

Kuvars: Taşınızı kuvars kristali üzerinde bekletin.

Toprak: Taşınızı nemli toprak içerisinde bekletin. Kalın olmayan, temiz pamuklu ya da yün bir bez parçasına sararak gömebilirsiniz. Saksınızı kullanabilirsiniz. Ne kadar çok beklerse o kadar iyi diye düşünmeyin; taşınızı 24 saatten fazla gömülü bırakmayın. Bir gün ya da bir gece yeterlidir. Taşınızı çıkardıktan sonra akan su altında durulayın ve taşınız yeniden kullanıma hazırdır.

Tuzlu su, Deniz suyu: Taşınızı yaklaşık 3-4 saat boyunca, içine tuz (mümkünse deniz tuzu) koyulmuş, ılıtılmış su içerisinde ya da deniz suyunda bekletin. Eğer tuzlu su yapacaksanız musluk suyu yerine doğal kaynak suyunu tercih edin. Kap olarak metal kap kullanmayın. Farklı taşları birlikte koymayın. Her taş için ayrı kap hazırlayın. 3-4 saat sonra taşınızı aldığınızda soğuk su altında durulayın ve artık taşınız yeniden kullanılmaya hazırdır. (Kaptaki suyu dökebilirsiniz, çünkü o suyu tekrar arındırma işlemi için kullanamazsınız.)

Not: Sadece taşınız için önerilmişse bu yöntemi kullanın; tüm taşlarda kullanılabilecek bir yöntem değildir. Önerilmemiş olan taşlar, örneğin lapis ya da opal, tuzlu sudan zarar görecek olan taşlardır. Aşırı sıcak ya da soğuk su da kullanmayın, suyun ılık olmasına özellikle özen gösterin; aksi takdirde taşınız ısı farkından dolayı çatlayabilir.

Ne Kadar Süre Bekletilmelidir?

Taşlar, haftada bir gün 7-8 saat suda veya toprakta bekletilirse yeterlidir.

Taşların Yıkanacağı veya İçinde Bekletileceği Suyun Sıcaklığı Nasıl Olmalıdır?

Taşlar, doğal sıcaklığındaki suyla veya ılık suyla yıkanmalıdır. Aynen insanlar gibi. Sıcak suyla yıkanmamalı veya sıcak suda bekletilmemelidir. Zira Opal, Turkuvaz, Oltu (Jet), Kiyanit gibi taşların yapısını bozabilir.

Taşları Temizlerken Sabun Kullanılabilir mi?

Turkuvaz taşı hariç tutulursa, taşların suyla temizlenmesinde sabun kullanılabilir. Zira sabun, genel olarak kimyasal madde içermemektedir. Turkuvaz gözenekli olduğundan sabunla temas ettiğinde renklerinde değişim oluşabilir. Renk değişimini önemli görmeyenler Turkuvaz taşını da sabunlu suyla temizleyebilir.

Banyo Yaparken Şampuan Kullanılırsa Taşlar Zarar Görür Mü?

Doğal bitki özleriyle imal edilmiş şampuanlar taşlara zarar vermez. Turkuvaz için bir önceki maddede söylenenler burada da geçerlidir. Ancak içerisine kimyasal maddeler katılmış şampuanlar yalnızca taşlara değil saçlarınıza ve teninize de zarar verecektir.

Taşlar Tuzlu Suda Bekletilerek Temizlenir Mi?

Tuz, bakteriler bakımından antiseptik özellik taşır, bakterileri öldürmeye yardımcı olur. Aynı zamanda tuz bedenimiz için de yararlı bir mineraldir. Ancak unutmamak gerekir ki bedene alınan fazla tuz, vücut sistemlerinin ve yapıtaşlarının bozunumuna sebep olur. Tuzlu suda 5-10 dakikadan fazla bekletilen birçok taşın da yapısının bozulacağı doğal bir sonuçtur. Kanaatimce denizlerde oluşmuş mercan, sedef gibi organik taşlarla yanardağ ifrazatının okyanuslarla karşılaşması sonucu oluşan lav taşları dışındaki taşlar tuzlu suda bekletilirse zarar görebilir.

İçerisinde Taşların Bekletildiği Su İçilebilir Mi?

Kesinlikle hayır. Zira bu şekilde hareket etmek, taşları toz halinde yemekle aynı şeydir. Taşların büyük çoğunluğunda ise bakır, alüminyum, kurşun, çinko gibi sindirim sistemine girdiğinde zararlı etkisi olan mineraller bulunmaktadır. Tenle temasında bedendeki mineral dengesini sağlayan bu mineraller, doğrudan sindirim sistemine girdiğinde toksin etkisi gösterecektir.

Taşları Temizleyen Taşlar Var Mıdır?

Mümkündür. Zira taşların birbirine dokunması, aralarında aynı elementler bakımından alışverişe sebep olur. Dolayısıyla örneğin Ametist, Sitrin, Kuvars gibi kristal cevherlerin üzerine bırakılan işlenmiş bir taş, eksilen minerallerini tamamlayabilecektir.

Yine örneğin Kiyanit taşı kendi kendisini ve çevresindeki taşları temizleyen bir taştır.

Taş Kullanımında Dikkat Edilecek Hususlar

• Kullanmak istediğiniz taşın, gerçekten o taş olması gerekir.

• Örneğin kemik erimesine karşı önlem olarak Turkuvaz taşı kullanmak istiyorsanız, alacağınız mavi veya yeşilimsi mavi taşın;

• Maviye boyanmış veya mavi boya emdirilmiş Hovlit taşı,

• Zamkla birlikte mavi boya yedirilmiş ve fabrikada sıkılmış kireç,

• İşlenmiş Turkuvaz taşı artıklarının toz haline getirilip zamkla karıştırılarak sıkılmış hali,

• Turkuvaz taşına benzetilmiş sentetik madde,

• Üzerine boya sıvanmış cam ve benzeri bir mamul olmaması gerekir.

• Hatta bunların bedene zararı vardır, zira kimyasallar da bedenle iletişime geçerler ve hücreleri tahrip ederler.

• Takıda Kullanılan Taşların Doğal (topraktan çıkarıldığı) Haliyle Kullanılması Mı Gerekir?

Hayır. Taşın işlenmiş olanı daha yararlıdır. Zira öncelikle siz ona değer verirseniz o da size değer verir, zira taş da bir enerji sahibidir. İkinci olarak taşlar doğal hallerinde kendilerine koruyucu kalkan oluştururlar, diğer taşlardan veya kendisine benzeyen maddelerden. Bu haliyle taştaki enerjinin size ulaşması zorlaşacaktır.

• Taşlar Takı Haline Getirilirken Saf Gümüşle Birlikte Düzenlenmelidir. Öncelikle gümüş de beden için yararlıdır. İkinci olarak antioksidandır, bedendeki zararlı kimyasalları, tuzları, hücre artıklarını emer. Bu nedenle bazı insanlarda kararabilir. Üçüncü olarak en iyi enerji ileticisidir, taşların enerjisini ve minerallerini beden hücrelerine aktarır.

• Satın Alınan Taşları, İlk Kullanımdan Önce 2 Saat Kadar Temiz Suyun Veya Temiz Toprağın İçinde Bekletmek Gerekir. Zira taşlar, takı haline gelinceye kadar yüzlerce insanın eliyle temas etmektedir. Taşlar nasıl bedene etki ediyorsa, beden de olumlu veya olumsuz taşları etkilemektedir.

• Taşlar Bedene Değmeli, Elbise Üzerinden Kullanılmamalıdır. Evin bir köşesinde bulundurulan, cepte taşınan bir taşın da insana yararı vardır. Ancak taş, tedavi amacıyla kullanılacaksa bedene (tene) dokunması gerekir. Zira taşı oluşturan atomlardaki elektronların bedenle iletişime geçebilmesi buna bağlıdır.

• Kullanılan Taşlar Hiç Olmazsa Haftada Bir Kez, 7-8 Saat Bir Bardak Suyun İçine Koyup Güneş Işınlarını Gören Bir Konumda Bekletin veya Toprağa Gömün, Sonra Tekrar Kullanın. Bu, Taşta Oluşan Enerjiyi Temizleyecektir.Bahçesi olmayanlar, büyükçe bir saksı içindeki toprağa da gömebilirler, ancak ayda bir kez bu toprağın da değiştirilmesi gerekir.

• Kullanmakta Olduğunuz Taşları Kesinlikle Başkalarına Kullandırmayın. Başkasının Kullandığı Taşları da Kullanmayın. Aksi Halde Yüklendiği Olumsuz Enerji Size veya Diğer Kullananlara Zarar Verebilir.

• Taşları İçinde Beklettiğiniz Suyu Kesinlikle İçmeyin. Bazı Uzmanların Tavsiyesinin Aksine Zararlıdır. Zira demir, bakır, alüminyum gibi bazı minerallerin doğrudan alımı zehirlenme etkisi oluşturabilir.

• Banyo yaparken takıların çıkarılıp çıkarılmaması, kullanıcının isteğine bağlıdır. Çıkartmamanın herhangi bir zararı yoktur. Üstelik yıkanmış (temizlenmiş) olurlar.

• Bedeninde Fazla Miktarda Kimyasal veya Tuz Bulunan Kişilerde, Gümüşün Özellikle Bedene Temas Eden Kısımları Kararır. (Oksitlenir)

Kararan gümüş, ıslatılır ve sigara külüyle ovalanırsa veya kağıt peçeteyle iyice silinirse eski haline dönecektir. Diş macunuyla fırçalamak da aynı sonucu verebilir. Gümüşçüler genellikle kimyasalla parlattıklarından, beden için zararlı etkileri olabilmektedir.

Gümüşün demir karışımı olduğu, suda bekletildiğinde pas akıtmasıyla anlaşılabilir.

Vücudunuzun ağrıyan yerlerine uygun şifalı taşları bilir ve şifasına inanrak kullanırsanız ağrılarınızdan kurtulma ihtimaliniz büyük. Mesela tıbbın en çaresiz kaldığı ağrılardan migrenden kurtulmak için Amestist taşından yararlanabilirsiniz.

Taşların ruhsal anlamın yanı sıra fiziksel ağrıları da tedavi edici özelliği olduğu bilinir. Vücutla temas ettiği zaman ağrıyan bölgelere iyi gelirler ve oldukça faydalı özellikleri vardır. Bir çok taş kullanılan kişiye göre farklılık ve değişim gösterebilir. Hangi taşın size iyi geldiğini öğrenmek için taşların özelliklerini keşfetmeniz gerekiyor.
Yorgunluk için Akik
Akik taşı bedensel yorgunluklara iyi gelir ve ağrıları azaltıcı özelliğe sahiptir.
Migren için Amestist
Ametist çok ileri derece baş ağrısı yapan migren gibi rahatlıkların tedavisinde kullanılır. Bununla birlikte göz ve göz hastalıklarında da oldukça tedavi edicidir. Kalp rahatsızlıklarına da iyi gelen ametist vücudun bir çok bölgelerine olduğu gibi özellikle baş aprılarına iyi geldiği bilinir.
Akuamarin taşı solunum yolları rahatsızlıklarında şifalı taşlardan biri olarak kullanılır. Özellikle astım ve bronşit gibi hastalıklara çok iyi gelir. Tiroid bezi hastalıklarının tedavisinde kullanılır.
Kramp ve bacak ağrılarına Aytaşı
Aytaşı kramp ve bacak ağrılarına iyi gelir. Aytaşının sırt ağrıları tedavisinde kullanıldığı bilinir ve ağrıyan bölgeye temas halinde şifasını gösterecektir.
Çeroit duyma bozukluklarına ve baş ağrılarına iyi gelen bir taştır.

Baş ağrısına iyi gelen taşlardan biri de Florittir. Başınızın ağrıyan bölgesine temas halinde oldukça etkili bir taştır.
Bel ağrısına Garnet ve Lal taşı
Bel ağrısı bir çok kişi için çaresiz görünen rahatsızlıklardan biridir. Garnet taşı bu derede çare olan şifalı taşlardan biridir.

Hassas kişilerin lal taşını bel altından kullanmaları daha doğru olacaktır. Çünkü hassas kişilerde sinirliliğe ve baş dönmesine sebebiyet verebilir.
İnanmak etkiyi artırıyor
Şifalı taşların faydalarının psikolojik rahatsızlıkların tedavisinde kullanılan ve Plsebo etkisi gösteren ilaçlar gibi olduğunu ileri sürenler de vardır. Plasebo etkisi, tıbbi olarak etkisiz bir ilacın telkine dayalı bir etki ortaya çıkarma halidir. Şifalı taşların etkisini inanarak kullananlarda daha fazla hissettirmesi bu tez, doğrulayabilir nitelikte. Menopoza turmalin

Menopoza turmalin kansere dumanlı kuvars

Hangi taşlar hangi sorunlara iyi geliyor?

Migren ve baş ağrısı: Ametist, kaplangözü, kyanit, malahit

Kanser: Florit, ametist, unakit, dumanlı kuvars

Mide ve bağırsak kanseri: Kaplan gözü, yıldız taşı, florit

Beyin tümörü: Ametist, havlit, dumanlı kuvars, labradorit, aventurin

Stres ve depresyon: Ametist, havlit

Karaciğerde yağlanma: Ametist, florit, mercan

Kemik erimesi: Aragonit (suyu içilmeli)

Bel ve boyun fıtığı: Aventurin, azurit, kalsit, labradorit

Eklem ağrıları: Firuze, havlit ve labradorit

Kansızlık ve demir eksikliği: Hematit, kan taşı, jasper

Alzeimer: Dumanlı kuvars, lapis, lazuli, akuamarin

Hemoroit: Kantaşı, garnet, turmalin

Romatizma: Labradorit, havlit, garnet, aventurin

Şeker: Ateş opal, iğnecikli kuvars, sitrin

Kansızlık: Mercan, jasper, dumanlı kuvars

Tiroit: Lapis, lazuli, florit, kehribar ve masaj taşları

Bağışıklık sistemi sorunları: Selenyum minerali

Panik atak: Firuze, aventurin, dumanlı kuvars

Madde bağımlılığı: Ametist, akuamarin, rodokrosit, çeroit

Tansiyon: Yeşim, avanturin, labradorit

Nazar: Akik, sitrin

Menopoz: Turmalin, anyolit, ay taşı

Adet düzensizliği, ağrı: Garnet, unakit, dumanlı kuvars, azurit

Andropoz: Garnet, akuamarin, jasper…..

Sevgiyle….

(/Araştırma//Vit-amin.net/)

kırmızı AgAt…..

red-lace-agateKIRMIZI AGAT
Kimyasal Bileşim: SİO2
Renk: Açık-koyu kırmızı, beyazımsı kırmızı, turuncumsu kırmızı
Element: Ateş

Kontakt metamorfizma veya metasomatiz-ma geçiren karbonatlı kayalarla, granitlerdeki boşluklarda oluşur. Kalsit, prehnit, zoisit, aktinolit, hedenbergit, andradit gibi minerallerle birlikte bulunur.

Sertlik derecesi 6,5-7 arasındadır. Kristalleri levhamsı, kama şekilli; masif, lamelli; bazen taneseldir. Şeffaf veya yarı şeffaf görünümlüdür. İç içe bantlardan oluşan bir kalsedon türüdür.Antik Yunan ve Antik Roma medeniyetlerinde,

Maya toplumunda Kırmızı Agat tanrısal kabul edilerek kristalin cesaret ve bilgelik verdiğine, aynı zamandabolluk ve bereket enerjilerini yükselttiğine inanılmıştır.
Kırmızı Agat’ manyetiksel olarak etkili ve güçlü bir kristaldir. Enerjisiyle olumsuz enerjiyi olumluya çevirebilir ve arındırabilir. Hayatınızda, bazı zamanlarda zorluklar yaşarsınız. Enerji blokajları meydana gelir.

Yakın dostlarınızla ya da ailenizle çıkan tartışmalar, içe kapanma, hayattan zevk almama ve para akışınızın kesilmesi vb. gibi. Bunların sonucunda duygu-durum bozuklukları başlayabilir. Bu evrede düşünceleriniz büyük olasılıkla olumludan olumsuza kayabilir.

Bu, içinde olmak istemeyeceğiniz bir durumdur. İşte bu zaman aralığında Kırmızı Agat kristali tam da sizin içindir. Kırmızı Agat ile enerji alanınızda biriken olumsuz enerjileri toprağa akıtabilirsiniz. Enerjisel olarak ağırlaşan

Duygusal ve zihinsel bedenlerinizi hafifletebilirsiniz. Bu amaçla içedönüş çalışmalarınıza ekleyerek düzenli kullanmalısınız. Her kullanımda ferahladığınızı, hafiflediğinizi ve yaşam enerjisiyle ye-niden dolduğunuzu hissedersiniz.

Buna ilaveten Kırmızı Agat kristali, para enerjisini oldukça çoğaltabilir. Günümüzde pek çok insanın para enerjisiyle yaşadığı uyumsuzluk aşikârdır. Paraya hiç değer vermezseniz eğer para akışınız kesilir. Para hiç var olmamış ya da sadece bir kâğıt parçasıymış gibi yaşanmamalıdır.

Paraya hak ettiği değeri verdiğiniz müddetçe para akışınız kesilmez ve hatta giderek artar. Para akışını çoğaltmak ve para bilincini geliştirmek için üzerinizde teninize değdirerek Kırmızı Agat kristalini taşıyabilirsiniz. Beraberinde cüzdanınıza yerleştirebilirsiniz veya evinizde Kırmızı Agat ile para köşesi oluşturup yüksek enerjiyi ortama çekebilirsiniz. Para akışınız arttıkça, doğal olarak yaşam kaliteniz de artar. Hayallerinizi gerçekleştirebilirsiniz. Sosyalleşebilir-siniz. Maddi kaygılarınızı geride bırakarak özgürleşebilirsiniz.

İçinde yaşadığınız mekanları olumsuz enerjiden temizlemek ve evrensel yaşam enerjisini ortama yüksek oranda çekmek için Kırmızı Agat kristalini yerleştirebilirsiniz. Kırmızı Agat kristalinin en önemli özelliklerinden birisi kendi kendini şarj edebiliyor olmasıdır. Bu nedenle tekrar tekrar arındırma işlemine gerek kalmaz.Hamilelik ve lohusalık döneminde kullanılırsa bebeğin ve annenin enerjisini manyetik olarak koruyacaktır.

Bunun yanında ayağı yere basmayan ve büyük oranda hayal dünyasında yaşayıp gerçeklerden bir hayli uzaklaşmış kişilerin dengelenmesine, hayal ile gerçeğin ayırt edilmesine olanak verebilir.

Kan hastalıklarında, kalp ve damar hastalıklarında, varis hastalığında kullanılırsa olumlu etkileri gözlenebilir. Ayrıca adet düzensizliğinde kullanılabilir. Doğurganlığı arttırdığı söylenir. Adet sancılarında ise doğal bir ağrı kesicidir.Alıntı

miNeRaLLeR BiLeŞiĞi……

mineral

ŞiFALI TAŞLARLA SAĞLIKLI YAŞAM
Bitkilerin bu yararlarının kaynağı, bünyelerinde bulunan mineraller, vitaminler ve diğer enerji kaynaklarıdır. Taş dediği¬miz varlığın bilimsel adı da mineral veya mineraller bileşiğidir.

Genellikle maden adı verilen altın, gümüş, kömür, çinko, demir gibi maddeler de mineraldir; gaz adı verilen hidrojen, oksijen bileşikleri de mineraldir, taş adı verilen turkuvaz, elmas, akik, zümrüt, yakut da. Ancak bunlardan bir kısmı saf olarak tek elementten oluşurken, bir kısmı da bileşik veya karışım halindedir. Mineral benzen diye adlandırılan inci, mercan, kehribar, sedef gibi maddelerin bünyesinde de yine mineral bulunmaktadır. Dolayısıyla içtiğimiz su, soluduğumuz hava, bastığı¬mız veya dokunduğumuz toprak veya taşlar ya saf mineraldir, ya da mineraller bileşkesidir.

Çeşitli nedenlerle bedenimiz elektrikle yüklü hale gelebilir. Bu elektrik yüklenmesi farkında olmadan bizi rahatsız eder, stresli hale gelmemize neden olur, hatta hastalandırır. Bedenimizdeki bu elektrik yükünün bir kısmını bindiğimiz aracın metal kapısına dokunarak da boşaltabiliriz, toprağa dokunarak da, elimizi suya tutarak da.

Ancak toprağa dokunduğumuzda acı duymazken, metale dokunduğumuzda elektrik çarpmışçasına titrer ve acı duyarız. Oysa üzerimizde tenimize temas eden bir kehribar, bir opal, bir akik, bir turkuvaz… taşı varsa, kapısına dokunsak bile aracımız bizi çarpma ya çaktır. Zira üzerimizde bulunan taşlar, bedenimizin elektrikle yüklenmesine engel olacak veya her yüklendiğinde dışarıya atacaktır.

BEDENİMİZ: MİNARELLER BİLEŞİĞİ
Bedenimiz, büyük ölçüde farklı oranlardaki minerallerin bileşkesidir. Olgunlaşmış bir insanın dörtte üçü sudur, yani 2 hidrojen ve 1 oksijen elementinin bileşkesinden oluşan su minerali.

Bunun dışında oranları değişken olmakla birlikte demir, bakır, çinko, kurşun, magnezyum, manganez, titanyum, selenyum, iyot, kalsiyum, potasyum, uranyum, fosfor, sodyum, kükürt gibi mineraller bulunmaktadır. Şöyle de diyebiliriz: Doğada hangi mineraller bulunuyorsa insanda da aynı mineraller vardır. Zira ilk insan topraktan yaratıldığı gibi, bizim yaratılışımız da aynı mayadandır.

Mineraller de vitaminler gibi mikrobesinler grubundandır ve hayatımızın, sağlığımızın, hareket kabiliyetimizin temel taşlarıdır. Minerallerin varlığı binlerce yıldır biliniyor. 1 1. yüzyılda Salerno okulunda arsenik ve antimon içeren oral preparatlar hazırlan-maktaydı. Uzun yıllar boyunca cıva biklorid, bakır ve gümüş tuzları başlıca dezenfektanlardı. Antimon, arsenik, bizmut, cıva ve altın gibi eser elementler cüzzam ve sifilis tedavisinde kullanıldı.

Mineral ve Mineral Olma Özellikleri Nelerdir?
Bir cismin mineral olabilmesi için aşağıdaki özellikleri göster-mesi gerekir.
1. Tabiat ürünü olarak oluşmuş olması gerekir. Yani fabrika-larda elde edilen cisimler mineral kapsamına girmezler.
2. Homojen olmaları gerekir. Büyük bir parçadan kopartılan küçük bir parça, o büyük parçada görülen renk, sertlik, yoğunluk gibi özellikleri küçüğünün de gösterme-si gerekir.
3. Mineraller çoğunlukla katı olarak bulunurlar ve belirli bir kristal sistemine dahildirler. Fakat Civa (Hg) sıvı olarak bulunabilir ve Zinober (HgS) mineralinden elde edilir.
4. Her mineralin belirli bir kimyasal formülü vardır. Örneğin Kalkopirit CuFeS2, Kuvars SİÜ2 gibi…
5. Genellikle inorganiktirler. Seyrek olarak organik olanlarına da rastlanır. Organik olanlara örnek olarak Kehribar’ı (Amber) verebiliriz.

Bu 5 maddeyi kapsayan cisimlere mineral denir. Mineraller, (.mumlanmış bir kimyasal bileşimi ve düzenli bir iç atomik yapısı olan, doğal ve homojen katı cisimler olup genellikle inorganik olarak meydana gelirler.
Buna göre, Kalsit (CaC03) ve Galenit (PbS) birer mineraldirler. Bu minerallerden Galenit’in bileşiminde bulunan Kurşun (Pb) ise bir metaldir. Bir mineralden metal çıkarmak eğer ekonomikse, o minerale maden denir. Dolayısıyla Galenit’e Kurşun madeni de denir. Bütün mineraller maden değildir. Mineralden metal elde ediliyorsa madendir. C, Pb, Fe, Cu doğada tek atomlu bulunabilirler.Alıntı

FİRUZE….FiRdEVs….tUrkUAZ.. BAŞARI VE CESARET…sadakat ve cazibe..

FRVV

Türk taşı, Türk mavisi yada maviden yeşile dönen renk anlamına gelir. Sahibini nazardan korurken, maviden yeşile döndüğüne inanılır. Bereket ve uğur getirdiği, üreme gücünü artırdığı, başarı ve cesaret verdiği, bilinci güçlendirdiği, dürüstlüğü ve sadakati simgelediği, stresi giderip nazardan koruduğu, kemikleri güçlendirdiği, sahibini tüm kötülüklerden koruduğu inancı yaygındır.

Boğa, yengeç, yay, oğlak, balık ve tüm burçlarla uyumludur.Bakir-demir ve aluminyum-fosfat bilesigidir. Mavi turkuaz rengini bakirdan, yesile calan turkuaz rengini ise demirden alir. Turkiye’de bulunan bir tas oldugu icin Fransizca ‘pierre turquosie’ yani Turk tasi anlamina gelen turkuazdan almistir. Isa’dan once 5000’li yillardan beri bilinen çok eski ve kiymetli bir tastir. Kisiyi dürüstük, bütünlü içinde hareket etmeye yönlendirir. Mavi renginden dolayı iletişim yetenegini güçlendirir. Kisinin kendine guvenmesini saglar. Huzur, sukunet ve duygusal denge verir

.firu firde

Bogazda takildiginda radyosyondan korur. Butun cakralari dengeleme ozelligi vardir. Duygu dalgalanmalarini da dengeler. Sinir sistemini sakinlestirir. Panik ataklari engeller. Bogaz agrilarini dindirir.Turkuaz, ortamdaki negatif enerjiyi alır ve pozitif enerji verir. Nazara karşı güçlü bir koruma  sağlar. Özellikle gümüş içine gömüldüğünde etkisi artar ve dengeyi sağlar. Cinsel gücü ve cazibeyi artırıcı özelliği vardır. Firuze adıyla da bilinir. Migrene ve öksürüğe iyi gelir. Kemikler için de önemli bir enerjiye sahiptir. fir

Turkuaz taşı faydaları bakımından en güçlü taşlardan bir tanesidir. Turkuaz taşının üzerinde bilim adamları tarafından yapılan çalışmalar ve deneyler sonucunda insan üzerindeki şu etkileri tespit edilmiştir;Turkuaz taşı nazara karşı koruma sağlar.Kemiklerin sağlıklı kalmasını ve güçlenmesini sağlar,kemik erimesi hastalığının önlenmesinde etkilidir..Turkuaz taşı iletişim,sadakat ve dostluk taşıdır. Turkuaz taşı tansiyonu dengeler,turkuaz taşı kişinin genç ve zinde kalmasını sağlayıcı etkisi vardır.Turkuaz taşı bağışıklık sistemini güçlendirir,akıl ve mantık gücünü geliştirir.Kaygılarımızı yenmemizi sağlar,sindirim sistemine iyi gelir.Ayrıca turkuaz taşının kişiye huzur verici etkileride vardır. Migrene karşı faydalıdır,öksürüğü hafifletir,kan dolaşımını düzenler,solunum ve ciğerler için faydalıdır….

Turkuaz taşların faydalarını arttırmak için belirli aralıklarla belirli aralıklarla temizlenmesi arındırılması gerekir. Turkuaz taşının arındırılması turkuaz taşının akan su altında 5 dk yıkanarak yapılabilir. Ayrıca tuzlu suda 10 dk bekletilerek de yapılabilir. 1 gün süreyle toprağa gömülerek (saksıya gömülerek)yapılabilir.Turkuaz taşından yapılan takıları ise pamukla 5-10 dk hafifçe silinerek arındırılabilir

Turkuaz taşıyla ilgili hadisi şeriflerde mevcuttur bunlar;Hz. Muhammed (sav) söyle buyuruyor: Alemlerin Rabbi buyuruyor ki: Ben parmağında Firuze yüzük olup da ellerini dua etmek için bana doğru kaldıran kimseyi ümitsizce geri çevirmekten utanırım.

İmam Sadık (as)buyuruyor ki: Firuze Yüzük takılan el asla fakir olmaz (Hilyet-ul Muttakin).burda yüzük olarak söylenmesi o zamanlarda aksesuar olarak taşın yüzük olarak kullanılmasıdır.

FRV

Günümüzde teknolojının gelişmesiyle taşın islenme imkanları artmıştır ve buna bağlı olarak aksesuar çeşitleri artmıştır (tesbih,kolye,kolye ucu,bileklik,küpe vb.)yani önemli olan taşın vücuda temas etmesidir.Araştırma

ŞİFA  ALLAHtandır. Taşların faydaları bilimsel olarak bilindiği ve tedavilerde kullanıldığı gibi dinimizde de bazı taşlara işaret edilmiştir. Bu taşlar rahman suresinde bahsi geçen zümrüt ve mercan taşı cennet taşı olarak geçer rabbimiz cenneti bu taşlarla süslediğini belirtir. Akik taşı ve turkuaz hadislerde övülen bir taştır. Özellikle akik taşını peygamber efendimiz bizzat kullanmış ve ümmetine de tavsiye etmiştir. Akik taşı kullanmak sünnettir. Firuze Yüzük

Kısacası doğal taşlar şifa vesilesidir…. faydaları vardır…Bu bir gerçektir..vessalam….ALLAHın izniyle….Şükürler olsun…

KEHRİBAR…pozitif DÜŞÜNCE

KEH

Kehribar Taşı“, “Şifalı Taşlar” arasında sarı renk    skalasında yer alır.

Özellikle soyu tükenmiş çam ağacından oluşan reçinenin fosilleşmiş halidir. Taş olarak bilinir ama reçinenin taşlanması sonucu oluşmuştur. Çok yumuşak ve çok hafiftir. Özellikle ısıtıldığı zaman elektriksel ve manyetik özelliği açığa çıkar.

Yaydığı sıcaklık enfeksiyonun yayılmasını önlediği ve soğuk algınlığını önlediği için, genelde boyunu çevresine takılır. Oldukça pahalı bir taş olduğundan, genellikle küpe gibi ufacık parçalar halinde satılırlar. Amber aşırı saydamdır. Bünyesinde bulunan kalıntılar nedeniyle oldukça hareketlidir.

Başlıca iki çeşidi vardır. İlki kırmızımsı sarı veya içinde kırmızı bulunan sarı yani kehribar rengindedir. Bünyesinde böcek görünümlü ipliksi maddeler ve hava kabarcıkları bulunur.

İkiside donuk sarı renktedir. Bedenle teması halinde vücuda sıcaklık yayar. Ayrıca saydam olmayan cinsi de bulunmaktadır. Gerçek kehribarın en önemli özelliği yakıldığında etrafa çam kokusu yaymasıdır. Taklit kehribar, plastik, cam, sentetik çam sakızından imal edilir. Bedenin dokunduğu kısımda terlemeyle karışık kaşıntı oluşturur.

Yaşamın bir yük olduğunu düşündüğünüz ve sorunlar altında ezildiğinizi hissettiğiniz anlarda, şifa yüklü enerjisiyle sizi canlandırır.

  • Boğaz ve tiroid bezi enfeksiyonlarında tedavi etme özelliği vardır.
  • Roma devrinde Kehribar, guatr tedavisinde kullanılmıştır. Günümüzde de bu yöntem çok yaygındır.
  • Ağrıyan yere koyulduğunda ağrıları hafifletir. Kullanılan kehribarın ağrıyan yerin büyüklüğüyle orantılı olması, etkisini arttırır.
  • Soğuk algınlığı, astım, bronşit ve alerji tedavisi için boyun bölgesinde kullanılır.
  • Sol elde oynandığında bedenin elektrik yükünü toplar. Elektrik yükünü azalttığı için depresyona karşı etkilidir.
  • Günlük olağan yaşantınızla, zihinsel ve ruhsal gelişiminiz arasındaki dengenin kurulmasını sağlar.
  • Para getiren bir taş olduğuna inanılır ve bu sebeple kasalara konur.
  • Takıntılara karşı iyi gelir.
  • Böbrek, mesane ve dalağı temizler, sağlıklı çalışmasını sağlar.
  • İlk bakışı çektiği için nazara karşı korur.
  • Şakraları olumsuz enerjilerden arındırır.
  • Akıl ve zekayı uyandırıp harekete geçirip, doğru kararlar vermenize yardımcı olur.keh
  • Pozitif düşünce üzerine çok etkili bir taştır.Mutluluk, kendine güven, stres azaltıcı, depresyon üzerinde etkili bir taştır. Geçmişten günümüze kazanç taşı olarak bilinir.
    Bunun yanında özellikle “negatif enerji” “astım , bronşit , alerji , guatr” üzerinde şifalı etkiye de sahiptir.
    Astım, bronşit, alerji, guatr, grip gibi rahatsızlıklar için tedavi edici özelliktedir.
    Sol el ile taşındığı zaman bedendeki negatif elektriği toplar ve depresyonu giderir.
    Ağrıyan bölgeler üzerinde tutulduğu zaman ağrıları azaltır.
    Şifa yüklü enerji vererek bedeni canlandırır.
    Zihinsel ve ruhsal gelişimi etkiler.Para getiren taşlardan olduğuna inanılır ve bu sebepten dolayı para kasalarına da konur.KEHR
  • Gerdanlık olarak kullanıldığında boğaz ve troid bezi enfeksiyonlarını yok eder, guatrın oluşmasını önler, oluşmuşsa küçülmesine yardımcı olur.
  • Astım, bronşit gibi solunum yolları hastalıklarını önler.
  • Alerjileri önler ve iyileştirir.
  • Ağrı bulunan yerlere sürüldüğünde ağrıyı azaltır. Özellikle romatizmal ağrılarda etkilidir.
  • Sol el veya bilekte bulunduğunda vücutta eletrik yığılmasına engel olur, böylece depresyonu engeller.
  • Melankolik ruh halini önler.
  • Bedeni sağlıklı tutar, kişiye canlılık ve hayattan hoşnutluk hissi verir.
  • Sindirim sisteminin özellikle bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar.
  • Ruhsal sağlığı korur, melankolik ruh halini önler, ortamdaki olumsuz havayı emerek yok eder, negatif enerjiyi pozitif enerjiye çevirir ve rahatlama hissi verir.
  • Çakraları olumsuz enerjiden temizler.
  • Bademcik hastalığını iyileştirir.
  • Psikolojik takıntılara karşı iyi gelir.
  • Yaşamın bir yük olduğunu düşündüğünüz ve sorumluluklar altında ezildiğinizi hissettiğiniz anlarda, şifa yüklü enerjisiyle sizi canlandırır.
  • Yaşamın güzel yanlarını fark etmenizi ve böylece içinizin neşeyle dolmasını sağlar.Araştırma

aMeTİsT….KORUYUCU

.ametist

Özellikle “koruyucu taş” olarak bilinen ametist bolluk bereketten, başarıya kadar pek çok konuda faydalı olarak bilinmektedir.

Adaletin ve cesaretin simgesi olan ametist taşı ile ilgili olarak Leonardo Da Vinci, olumsuz ve günahkâr düşünceleri dağıttığını ve zekâyı canlandırdığını yazmıştır. Ametist taşının özellikleri ve faydaları nedeniyle birçok kültür ve bölgede kraliyet aileleri tarafından sevildiği bilinmektedir. Eski zamanlarda ametist taşı, dindarlığın ve bekaretin sembolü olarak görülürdü.. Tibet’ten Eski Yunanlılara kadar pek çok kültürde önemli olarak kabul görmüş değerli bir taştır.

Yüzüğünüzü aşağıdaki çalışmayı yapmadan normal bir takı olarak, kendi enerjisi le de kullanabilirisiniz.

Ametist taşının genel etkileri:

Tüm kuvars taşlarda olduğu gibi negatif enerjiyi çekerek bulunduğu ortamı rahatlatır.
Özellikle olumsuz düşünceleri yok edici olarak bilinir, bunun için aşağıdaki çalışma şeklini uygulamalısınız.
Uykusuzluk çekenlere iyi gelir. Eğer uykusuzluk sorunu yaşıyorsanız; ametisti yatmadan önce bir süre elinizde tutun ve sonra yastığınızın altına koyarak yatın. Sorununuzun nasıl düzeldiğini göreceksiniz.


amet

Uyumakta zorlanıyorsanız eğer ametist taşınızı aşağıdaki temizleme yöntemi ile arındırın.

Taşınıza kimsenin dokunmasına izin vermeyin. Kullandıktan sonra mutlaka arındırın.

Yatağınıza sırtınız rahat edecek şekilde oturun.

Taşınızı elinize alın, 1-2 dk. Gözlerinizi kırpmadan ona bakın.

Sonra kalbinize yakınlaştırın ve içinizden 7 kez aşağıdaki niyet cümlesini tekrar edin.:

Aklımı, duygularımı, ruhumu rahatlatmana ve huzurlu bir şekilde uyuyup, mutlu bir şekilde uyanmama yardımcı olmana niyet ediyorum.

Aklınızda özellikle üzüldüğünüz bir konu varsa ona yoğunlaşın ve onu bir bulut olarak düşünüp taşınızın onu kendisine doğru çektiğini hissedin.

AMETİS

Ametist taşının özellikleri ve faydaları nedeniyle birçok kültür ve bölgede kraliyet aileleri tarafından sevildiği bilinmektedir. Eski zamanlarda ametist taşı, dindarlığın ve bekaretin sembolü olarak görülürdü.. Tibet’ten Eski Yunanlılara kadar pek çok kültürde önemli olarak kabul görmüş değerli bir taştır
AME

Ametist taşının genel etkileri:

Tüm kuvars taşlarda olduğu gibi negatif enerjiyi çekerek bulunduğu ortamı rahatlatır. Özellikle olumsuz düşünceleri yok edici olarak bilinir, bunun için aşağıdaki çalışma şeklini uygulamalısınız.

  • Odanızın veya çalışma masanızın güneydoğu yönünde zenginlik enerjisini arttırır. Bolluk ve bereketi çoğaltır.
  • Odanızın veya çalışma masanızın kuzey yönünde kariyer başarınızı arttırır.
  • Yapılan işte başarılı olunmasını sağlar.
  • Korkulardan arındırır.
  • Tepe çakrasının enerjisini arttırır. Aurayı güçlendirir.
  • Olumlu şansın artmasını sağlar.
  • Bulunduğu çevredeki olumsuz enerjileri temizleyip dönüştürür. Sadece odanın herhangi bir yerinde durması bile olumsuz enerjileri toplayıp pozitif enerjiye dönüştürmesi için yeterlidir.
  • Enerji dolu bir taş olduğu için çoğu insanın üzerinde canlandırıcı bir etkisi vardır. Sürekli üzerinizde taşıyabileceğiniz bir taştır. Yaydığı enerji her zaman size fayda sağlar ve olumsuzluklardan korur. Özellikle düşman tavırlı alacağınızdan emin olabilirsiniz.insanların arasında bulunacağınız zamanlarda bu taşı üzerinizde bulundurmaya gayret edin. Böylece sadece pozitif enerji
  • Doğal taşınızı kullanım sıklığınıza göre arındırmak için; 15 günde bir veya hafta bir gün 12 ila 24 saat arası toprakta bırakınız.
  • Bırakma Niyeti: Sevgili doğal taşım, arınman, temizlenmen ve pozitif enerji ile dolman için seni toprak anaya bırakıyorum.

    Alma Niyeti: Sevgili doğal taşım, seni sevgiyle kabul ediyorum. Ellerinize alın ve kalbinize yaklaştırıp yüreğinizden sevginizi taşınıza akıtın. Onu sevdiğinizi hissedin. 1-2 dk. yeterlidir.

      • Derin bir nefes alın, aşağıdaki niyeti okuyun ve cümleniz bitince taşınıza nefesinizi hızla üfleyin. Bunu 7 kez tekrarlayın.
      • Evrendeki cesaret ve bilgelik enerjilerini kendine çeken bir mıknatıs olmana niyet ediyorum. Sende olan bu güçlü mistik ve olumlu enerjiyi benim ve bütünümün en yüksek iyiliği için kullanmana niyet ediyorum.
      • 7 tekrar bitince kalbinize yaklaştırın ve sevginizi taşınıza akıtın. Böylece niyetiniz mühürlenmiş olacak.
      • Şimdi lila renginde bir mum yakın, taşınızı kalbinizin üzerine koyun. Kalbinizin sesini dinleyin, taşınızdan çıkan lila, mor renkli enerjilerin ışığının sizi; arındırdığını temizlediğini ve pozitif enerji ile doldurduğunu düşünün.

    İlahi olan sevginin gücü arınmaya ve temizlenmeye niyet diyorum. Başarılı olmama engel olan tüm yanlış inançlarımın şimdi sevgi ile değişmesine ve dönüşmesine niyet ediyorum. (1-2 dk. Böyle olduğunu hissedin.)

<Mutlu, huzurlu, sağlıklı, başarılı bir şekilde yaşamayı seçiyorum. Yaşamım aldığım her nefeste dengeli bir şekilde iyileşiyor, gelişiyor, değişiyor farkındayım, biliyorum şükürler olsun. Sevildiğimin, korunduğumun, desteklendiğimin ve şanslı olduğumun farkındayım şükürler olsun. Hayatımda olacak güzel sürprizleri, fırsatlatları kabul ediyorum. Çünkü ben bu dünyada eşsizim ve benzersizim. Duygusal, fiziksel, ruhsal olarak şifalanmayı, hayatımda her yeni günde daha iyiye doğru değişimi kabul ediyorum ve şimdi bilerek izin veriyorum. Kendi içimde ve dışımda denge ve uyum yaratıyorum. Şükürler olsun. Sevgiden yaratıldığımın farkındayım, sevginin en mükemmel iyileştirici güç olduğunun farkındayım. Şimdi ruhumu ilahi sevgiyle besliyor ve aldığım her nefeste daha çok başarılı olmaya niyet ediyorum. Başarı enerjisinin mucizeleri yaşamıma çoğalarak geliyor, hepsini sevgiyle kabul ediyorum ve ışığımın parlamasına izin veriyorum. Şükürler olsun.Alıntı.

AKİK ….. BEREKET TAŞI

Agate, Achat, Ölümsüz Taş, Yemen Taşı

Kuvars grubu taşlarından biri olan Akik; Agate, Achat, “Ölümsüz Taş” ve “Yemen Taşı” olarak da bilinir. Çok çeşitli isimlendirmelerle karşımıza çıkan bu taş asıl adını, Sicilya’da bulunan Achates Nehri’nden alır. Renkliliği ve çeşitliliği ile her zaman kendini göstermiş ve dikkatleri üzerine çekmiştir. Hz. Muhammed’in mühür olarak kullandığı yüzüğün de akik taşından olması, taşı çok daha anlamlı hale getirmiştir.

Akik taşı, doğada en çok bulunan taşlardan biri olarak tesbih yapımında da yaygın olarak kullanılmaktadır. Akik taşından işlenen tesbih, taşın tüm fiziksel ve ruhsal şifalı etkilerini taşır. En çok bilinen stresi azaltma ve nazara karşı koruyucu özelliği, akik taşından yapılmış tesbihleri günlük kullanım için oldukça iyi bir seçenek haline getirir. Akik taşı, beden ile temas ettiğinde çok daha güçlü etki gösterdiğinden, tesbih yapımında özellikle tercih edilmektedir.

Akik Taşının Özellikleri:

Dünyada en çok bulunan taş türü olarak çok eski çağlardan bu yana insanoğlunun hayatında yer almış olan Akik, genellikle süs eşyası ve mücevher yapımında kullanılmıştır. Ve her zaman, insanları olumsuz enerjilere karşı koruduğuna inanılmıştır.

Bir merkezden yayılan kuşaklarda farklı farklı renkler olarak kendini gösteren taş, merkezin çevresinde çeşitli renklerde halkalardan oluşmuş görünümdedir. Halkalardaki renkler ise eşsiz özellikte ve oldukça ihtişamlıdır. Kendisini oluşturan renklere göre farklı isimler alır. Yaygın olarak ise kırmızı, mavi, yeşil, beyaz, kahverengi ve gri renklerde bulunur. Akik, oldukça serttir ve renkli kısımları ışığı geçirgen bir yapıya sahiptir. Saydam, yarı saydam ve opak özellik gösteren taşın, donuk camsı ve yağımsı bir parlaklığı vardır.

mavi akik

Akik Taşının Ruhsal Faydaları:

Akik taşının, öncelikli etki alanı strestir. Stres üzerinde, önleyici bir etkisi bulunur. Sinirleri yatıştırır. Hoşgörülü olmayı, iyimserliği ve özellikle yüzük olarak kullanıldığında, kişinin kendisine güvenini artırır.

Dünyevi başarıyı simgeleyen akik, negatif enerjiye karşı koruma sağlar ve tükenmiş olan cesareti canlandırır.

İnsan vücudundaki fazla enerjiyi ya da negatif enerjiyi boşaltır.

Vücutta gerginlik olan kısımlara sıcaklık hissi verir ve gerginliği alır. Enerji tazeler.

Sosyalleşmeyi kolaylaştırır, çevrenizdeki insanlar ile daha uyumlu yaşamanıza yardımcı olur. Akik takan kişinin, kolaylıkla dostluk kuracağına inanılır. Ayrıca akik takan insanların sözleri oldukça etkilidir.

Akik taşı, ileriyi görme yeteneği verir.

Akik Taşının Fiziksel Faydaları:

Akik taşının beden ile teması halinde

etkilerinin daha fazla olduğuna inanılır.

Ağrıları gidermek için kullanılabilir.

Dişleri ve kemikleri güçlendirir, korur.

Cilt hastalıklarına iyi gelir.

İradeyi güçlendirir.

Damarları kuvvetlendirir.

Vücuttaki gazın giderilmesine yardımcı olur.

Cinsel organlar ve cinsel güç için faydalıdır.

Hamile kadınlarda hem anneye hem de bebeğe sağlık verir. Hamile bayanlara özellikle tavsiye edilir.

Akik Taşının Çıkarıldığı Yerler: Akik, yaygın olarak Brezilya, Hindistan, Çin, Madagaskar, Meksika, İtalya, Mısır, Almanya, Amerika Birleşik Devletleri ve Uruguay’da çıkarılmaktadır. Türkiye’de ise Karadeniz sıradağlarını oluşturan volkanik taşların içinde ve Ankara civarında bulunur.

Akik Taşının Sertlik Derecesi: 6,5-7

Akik Taşı Nasıl Temizlenir: Akik taşının negatif enerjiden arındırılması ve temizlenmesi için taş, 1 saat akan su altında yıkanabilir. Bunun yanında, 1 saat güneşte bekletilmesi de taşın temizlenmesinde etkili olacaktır.

Akik Taşının Uyumlu Olduğu Çakra: Kök, Alt Karın, Kalp

Akik Taşının Uyumlu Olduğu Burç: İkizler (kırmızı ve yosunlu), boğa, yengeç, oğlak ve kova.

Akik Taşının Sembolü Olduğu Unsurlar: İletişim, dil

Mavi Akik Taşı: Genellikle ortası gri kenarlara doğru mavileşen renk halkalarından oluşan mavi akik, akik taşının hemen hemen tüm özelliklerini taşır. İnsan vücudu ve psikolojisi üzerinde gösterdiği etkilerle farklılaşan taş, özellikle nazara karşı güçlü bir koruyucudur. Bunun yanında, Bu taş, sahip olduğu renk ile insanın içini ferahlatır. Konuşma güçlüğü çeken kişiler üzerinde olumlu etkileri vardır. Sindirim bozukluklarını giderici etkisi vardır.

Kırmızı Akik Taşı: Açık ve koyu kırmızı tonları, turuncuya yakın kırmızı ve kahverengi renk tonlarına sahip taş, yeryüzünde oldukça geniş bir alanda dağılım gösterir. En çok bilinen ve bulunan rengi ateş kırmızısıdır. Yaşama sevincini temsil eden taş, sadakat ve yenilik taşı olarak bilinir. Bedene temas etmesi çok önemlidir. Çünkü bu temas ile güneş enerjisi başta olmak üzere doğadaki enerjinin taştan geçerek bedene ulaşması gerekir. Tene temas ederek kullanıldığında verdiği sıcaklık, hızlıca vücuda geçer. Bu sıcaklık bedene rahatlama verir. Kan basıncını düzenleyen kırmızı akik, tansiyon ve açık yaraların tedavisinde iyileştiricidir. Bunun yanında fiziksel canlılığı artırır ve tembelliği azaltır. Yaşanan ana yoğunlaşma sağlar.

yeşil akik taşı

Yeşil Akik /Yosunlu Akik Taşı: Akik taşının, açık yeşil ve beyaz karışımı olan yosunlu akik, içerisinde yosuna benzer koyu renkler taşır. Akik’in bu türünü, diğerlerinden ayıran en belirgin özelliği saydam oluşur. Bu taş türünün en kaliteli çeşitleri Hindistan’da çıkarılır. Akik’in tüm türlerinde olduğu gibi beden üzerinde de etkileri olan taşın, en ayırt edici etkisi uyku vermesidir. Yeşil akik taşı, insanın ruhsal gelişimine büyük katkı sağlar ve sevgi hissini arttırır.

Oniks Taşı: Damarlı Akik olarak bilinen Oniks, Akik taşının siyah ya da siyah beyaz bantlı olan formudur. Antik Yunan ve Roma’da popüler bir taş olan Oniks, pozitif düşünce üzerinde oldukça etkilidir. Göz alıcı siyahlıktaki bu etkili taşın, korku ve kaygıyı dindirici özelliği vardır. Depresyon üzerinde olumlu etkileri olan Oniks, “Şans Taşı” olarak da bilinir. Cinsel dürtülerin kontrolünde önemli etki sağlar. Konsantrasyonu üzerinde de olumlu etkileri bulunur.

Sardoniks Taşı: Oniks taşının bir alt türü olarak kabul edilen Sardoniks, oldukça yaygın olan siyah Oniks’in, renkli kırmızı-kahve şeritleri barındıran formudur. Kırmızı halkalı Sardoniks taşı, siyah Oniksten daha yaygın olarak bulunmaktadır. Beş duyunun taşı olarak bilinen Sardoniks, algıyı güçlendirici özelliğe sahiptir.
Taşların sırlı şahı, “ölümsüz taş”, “Yemen Taşı” adlarıyla ünlenmiştir. Akik taşı; eski çağlardan beri süs eşyası, mücevher ve olumsuz enerjilere karşı koruyucu tılsım, bereket tılsımı, sağlık tılsımı, olarak mistik gücü ile kullanılmıştır.bereket taşı” olarak bilinen bolluk bereketten, başarıya kadar pek çok konuda faydalı olarak bilinmektedir.

Bedenin gerginlik olan kısımlarına sıcaklık hissi verir ve gerginliği azaltır. Ağrıları gidermek için kullanılabilir.

  • Cilt hastalıklarına karşı etkilidir. Damarları kuvvetlendirir.
  • Güçlü ve erkeksi bir enerjiye sahip olan akik, cinsel organlar ve cinsel güç için faydalıdır.
  • Hamilelikte hem anne hem de bebeğin sağlığı için faydalıdır ve bu süreç içerisinde kullanılması özellikle önerilir.
  • Kemik ve diş yapısının korunmasında faydalıdır.
  • Canlılık veren enerjisiyle, kendinizi sıkıntılı ve kötü hissettiğiniz anlarda olayların iyi yönünü de görmenizi sağlar. İnsanların olumsuzluklarından kolayca etkileniyorsanız akik size iyi gelecektir.
  • Dünyevi başarıyı simgeleyen akik, negatif enerjiye karşı koruma sağlar ve tükenmiş olan cesareti canlandırır.
  • Akik taşı kişiye güç, keyif ve iyimserlik hissi verir. Bulunduğunuz yerde bu taşın olması tartışma çıkmasını önler.
  • Kırmızımsı turuncu renkteki akikler fiziksel canlılığı artırarak tembelliği giderir. Yaşanılan ana yoğunlaşma isteğini güçlendirir.
  • Sosyal ortamlarda gereksinim duyulan serinkanlılık ve özgüven duygularını güçlendirir. Konuya yoğunlaşmaya ve konuşmaya yardımcı olur. Topluluk önünde yapılacak konuşmalarda duyulan heyecanı giderir.
  • İnsanın içini koşulsuz sevgi ile doldurur ve kişinin ruhsal gelişimine yardımcı olur.
  • Taşların sırlı şahı, “ölümsüz taş”, “Yemen Taşı” adlarıyla şan bulmuştur. Akik taşı, eski çağlardan beri, süs eşyası, mücevher bazen de olumsuz enerjilere karşı koruyucu etmen olarak kullanılır.Agat veya akik olarak ünlenen taşlar, kırmızı, gri, beyaz, mavi, kahverengi ve yeşil karışımı renklerdedir. Hz. Muhammed, akik taşlı bir yüzüğü mühür olarak kullanmıştır. Akik taşına kimileri “Ateş taşı” ya da “Gezgin taşı” derler.Genel olarak akik taşı, güçlü bir iyileştiricidir. Bir çeşit “terapi aracıdır” diyebiliriz. Taşın bünyesinde bulunan çeşitli mineraller, farklı hususlarda şifa kaynağıdır. Ancak bedene temas etmesi için güneş enerjisi başta olmak üzere doğadaki enerjinin taştan geçerek bedene ulaşabilmesi gerekmektedir.

 

• Taşıyanı tehlikeden korur, uyumsuzluklarına son verir.

• Uykusuzluğa, korkaklığa, karabasana, nazara ve hatta metabolizmanın düzgün çalışmasına faydası vardır.

• Gerçeklerin farkına varılmasında yardımcı olur.

• Kişiyi sosyalleştirir, çevre ve insanlarla uyum sağlamasına yardımcı olur.

• Korkuların yenilmesinde, cesaretin artırılmasında yardımcı olur.

• Akıl ve mantık gücünü geliştirir.

• Bedeni güçlendirir, lenflerin sirkülasyonunu rahatlatır.

• Tansiyonu dengeler. Özellikle düşük tansiyonu normal seviyesine getirir.

• Nazara karşı koruma sağlar. Zira ilk bakış için dikkat çekici özellik taşır.

• Canlılık veren enerjisiyle, kendinizi sıkıntılı ve kötü hissettiğiniz anlarda olayların iyi yönünü de görmenizi sağlar. İnsanların olumsuzluklarından kolayca etkileniyorsanız akik size iyi gelecektir.

• Kendisini taşıyan kişiye güç, keyif ve iyimserlik hissi verir. Ceplerinde bu taşı taşıyan çocukları olumsuz duygulardan ve münakaşalardan uzak tutar.

• Dünyevi başarıyı simgeleyen akik, negatif enerjiye karşı koruma sağlar ve tükenmiş olan cesareti canlandırır. İşadamlarının bu taşı, özellikle ceplerinde taşımaları faydalı olacaktır. AKIK-T~1

• Sevinç ve huzuru temsil eder.kişinin kendisine güvenini artırır.

Akik Mistik Doğal Taşınız ile yapabileceğiniz güçlendirici çalışma örneği”Doğal taşınızı kullanım sıklığınıza göre arındırmak için; 15 günde bir veya hafta bir gün 12 ila 24 saat arası toprakta bırakınız…


Bırakma Niyeti:
Sevgili doğal taşım, arınman, temizlenmen ve pozitif enerji ile dolman için seni toprak anaya bırakıyorum.

Alma Niyeti: Sevgili doğal taşım, seni sevgiyle kabul ediyorum. Ellerinize alın ve kalbinize yaklaştırıp yüreğinizden sevginizi taşınıza akıtın. Onu sevdiğinizi hissedin. 1-2 dk. yeterlidir
Derin bir nefes alın, aşağıdaki niyeti okuyun ve cümleniz bitince taşınıza nefesinizi hızla üfleyin. Bunu 7 kez tekrarlayın.

Evrendeki bolluk, bereket ve zenginlik enerjilerini kendine çeken bir mıknatıs olmana niyet ediyorum. Sende olan bu güçlü olumlu enerjiyi benim ve bütünümün en yüksek iyiliği için kullanmana niyet ediyorum.

Tekrar bitince kalbinize yaklaştırın ve sevginizi taşınıza akıtın. Böylece niyetiniz mühürlenmiş olacak.

Şimdi yeşil ve kırmızı bir mum yakın, taşınızı kalbinizin üzerine koyun
Kalbinizin sesini dinleyin, taşınızdan çıkan beyaz bir enerji ışığının sizi; arındırdığını temizlediğini ve pozitif enerji ile doldurduğunu düşünün. Bu sırada içinizden: İlahi olan sevginin gücü arınmaya ve temizlenmeye niyet diyorum. Varlıklı, zengin, bereketli ve başarılı olmama engel olan yanlış inançlarımın şimdi sevgi ile değişmesine ve dönüşmesine niyet ediyorum. >(1-2 dk. Böyle olduğunu hissedin.)Araştırma