Kategori arşivi: ADAP KURALLARI

CAZİBE noktası…KaRiZmAtiK KişiLiK….

geli

Etkileyici güç, etkileyicilik, çekicilik, cazibe, büyüleyicilik, keramet, lutuf…Birisiyle birlikteyken o anda sanki dünyada daha önemli hiç kimse, hiç bir olay yokmuşçasına kişiye konsantre olmak gerekir. Onu dinlemek, duygu ve düşüncelerine saygı göstermek gerekir.

Karşınızdaki size bu şekilde davransa kendinizi dünyanın merkezi gibi hissetmez misiniz? Size kendinizi bu derece önemli hissettiren kişiyi etkileyici bulmaz mısınız? ..işte cevabı içinde doğru sorular…Kendini önemli hisseden …Kendinizi önemli hissettiren kişilik….

Bu insanların iletişim yeteneklerinin ne kadar mükemmel olduğunu farkedip beden dillerini iyi kullandıklarını, kelimelerini özenle seçtiklerini ve kendilerini dinleyenleri etkileyen bir konuşma tarzları olduğunu göreceksiniz. İnsanlara hitap ederken şevklerini gözler önüne seren bu kişiler aynı zamanda otoriter ve baskın karekterlidir. Amaçlarının onları kendileri yapan değerlerinin farkındadırlar. Tutkuyla bağlı oldukları amaçlarını ve değerlerini aynı tutkuyla çevrelerindekilere anlatabilirler… ne istediklerini, ne düşündüklerini,  ne hissettiklerini bilirler…

Ralph Archbold’un dediği gibi aslında karizma tutkuyu aktarabilmektir.

Bu özelliklerin ilki görüntü yani beden dili, tutum, içinde bulunulan ve dışarıya yansıtılan ruh hali, duygular, düşünceler. Gerçek sizi, vermek istediğiniz mesajları, üçüncü şahıslara doğru yansıtabilmek. İyi bir imaj yönetimi ile rahatlıkla geliştirilebilecek bir özellik. Bir başka nitelik ise güzel ve etkileyici konuşma…Sesi en iyi şekilde kullanarak, doğru kelimelerle konuşmak. Burada sözü edilen diksiyondan ziyade, duyguların, ruh halinin sese yansıması. İşte bu iki özellik aslında sözlü ve sözsüz iletişimdir.

Bazı insanlar vardır, görünce dönüp bir kez daha bakarsınız. Güzel değildir belki ama etkiler bir şekilde.. Hele bir de konuşmaya başladılar mı büyülenirsiniz adeta, dinlemeye doyamazsınız. Dinlemeyi de bilirler bu özel insanlar. Kendinizi o kadar iyi hissedersiniz ki onların yanında…Sizin yanınızdan ayrılıp başkasının yanına gittiklerinde, o kişide de aynı etkiyi bırakırlar.

Bir zamanlar” Karizma” kelimesi eski Yunan uygarlığında ‘ilahi ilham yeteneği’ anlamında kullanıldığı Araplarda da ”KERAMET” kelimesiyle eş anlamlı tutulduğu söylenilmektedir. ALLAH ın bir lutfu olduğuna göre doğruluk payı üstündür..Arkasından sürüklenip gidebileceğiniz, söylediklerini dinleyeceğiniz, büyüleyici bir kişiliğe sahiptirler…Tam olarak ifade edemesenizde isimlendiremezsiniz de bu kişilerden çevreye yayılan çekim gücünü.. Özellikleri…Güzel görünmenin çok ötesindedir…Karizmatik.. kişilikli…ekileyici…büyüleyici…çekici…olurlar.. Öyle sık rastlamazsınız onlara…Bulunca da kıymetini bilin..

GÜVENİLİR Olmak: Düşündüklerin, söylediklerin ve yaptıkların birbiriyle tutarlı olmalı. Başkalarını etkileyebilmek için öncelikle kendi içinde tutarlı ve bir bütün olman gerekir. Konuşman gerektiğinde inandığın şeyleri söyle ve söylediklerini uygula.

İLGİLİ Olmak: Muhatabınla yakından ilgilen. Kısa bir gülümseme veya üstünkörü sorular değil samimi ol. Sözlerinle ve beden dilinle ona önem verdiğini hissettir.

SAYGILI Olmak: Karşınızdaki insan konuşuyorsa sonuna kadar dinle. Konuşmasını bölme. Herşeyi bilen adam görüntüsü verme. Ukalalıktan ve küçümseyici tavırlardan kaçın…

TAKDİR Etmek: Etrafındaki insanlar iyi işler yaptığında takdir etmesini ve bunu içten yapmasını bil..

TEBRİK etmek KABUL Etmek: İnsanlar sana iltifat ettiğinde bunu kabul et ve teşekkür et..dikkat çekici özellikleri olarak sıralanmıştır…

Kişi veya kişileri harekete geçirme kabiliyeti..etkileme gücü.. güzel giyim tıpkı bir kitap gibidir…İyi kapak sizin belki kitabı almanızı sağlar ama içi boşsa, size bir şey vermiyorsa bir kenara koyarsanız.O yüzden mutlaka içini doldurmak lazım. Kitabın içini doldurmak için; büyük ve farklı düşünme, etkili zihinsel özellikler (hızlı düşünme, iyi hafıza, problem çözme becerisi) önemlidir… diyor uzmanlar..

Yönettiği toplumda kanaat ve inanç meydana getirerek ortak değerler doğrultusunda itaat etmeyi sağlayan gerektiğinde otoriter,güç ve güven arzeden seçkin bir konumdur..Kendisinin değerli olduğunu karşınızdakine de değerli olduğunu hissettirme becerisidir..Büyüleyici olma yeteneğidir..

Karizmatik kişilerin tarifi zor olan bir tür çekim gücü, etkileme gücü vardır. Karizmatik olmak tıpkı güzel olmak, zeki olmak, statü sahibi olmak gibi kişiye pek çok kapı açar…. kariyer açısından avantaj sağlar.

Karizmatik bir insan sade, yalındır. Kendi gibidir. Kendi olduğu gibidir. Kibire, övgüye ihtiyacı yoktur. Bir grupta başkalarının ilgisini kendi üzerine çekmeye de ihtiyacı yoktur. Doğal davranmak “kendini beğenmişlik”ten daha iyidir. Özellikle ben karizmatik olayım diye uğraşmaz..
Karizmatik bir insan çekingen olsa bile kendine güvenir.Samimidir… karşısında ki  kişidende   samimiyet bekler…

Kendine güvendiği için, çevresindeki insanlara da güvenir ve onları olduğu gibi kabul eder.
Söz, her zaman önemlidir. Randevunuzdaki dakiklik, borç ödeme ve teslimat tarihini kaçırmama gibi.Karizmatik insanlar güvenebileceğimiz insanlardır..İyi olmanın fiziksel güzellikle ilgisi yoktur. Güzelliğin de karizma ile bir ilgisi yoktur.

Karizmatik liderler dengeli olmaya çok dikkat ederler. Karizmatik liderler sözcüklerini tartarlar. Kullandıkları dil uslup ve ifadeleri canlılık yaratır. Aktive eder..

Karizmatik liderlerin otak noktası “Ben” yerine “Biz” ifadesini kullanmasıdır. İş arkadaşlarına güçlü bir mesaj iletmek istediklerinde “biz” ifadesini kullanırlar.

Yaşamın kaynağı sevgi ise eğer sevgi bir tutku…tutku bir amaç..amaç birşeyIeri biri iIe payIaşmaksa….payIaşmak aşk….aşk hatırIamaksa eğer……

Karizmatik kişilik her işini tutku ve büyük bir Aşkla yapar…AŞK …

Sevgiyle…

(/Araştırma//Vit-amin.net/)

LİDERLİK ruhtadır……

LİDER

Liderlik… başarılı bir yöneticinin sahip olması gereken unsurlardan yalnızca biridir  fakat en önemlisidir…Liderlerin vasıfların da İlim ve edep başta gelir….İlim sahibi olmak, iyi insan olmak yolunda gereken bilgiye donanıma ve ahlaka sahip olmak, öğrendiği güzel  şeyleri hayata geçirip yaşamak, yaşatmak ve başkalarına  güzel örnek olmak demektir…

Karizmatik liderler vizyon sahibidirler, aktarma becerileri gelişmiş, kendi güçlü yanları hakkında fikir sahibi ve vizyonları doğrultusunda hareket etme konusunda son derece tutarlıdırlar. Bazı araştırmacılar karizmatik liderliğin doğuştan geldiğini ve sonradan kazanılamayacağını savunsalar da, yapılan araştırmalar kişilerin “karizmatik lider” olmak için eğitilebileceğini de söylemektedirler…Dinle,Oku,Düşün,Üret,Yaşamına Müdahale Et!”

“Lider olarak doğulur, bu sonradan öğrenilebilecek bir olgu değildir”..Çünkü;

Lider….. mensup Boy, kilo, cinsiyet, yaş, sağlık durumu, mükemmel görünüşlülük gibi fiziksel özellikleri iyi eğitim almış, sosyal açıdan başarılı, yükselme gösteren sosyal özellikleri ve uyumlu, güven veren, duygusal açıdan dengeli, kendine güvenen, girişimci ruhlu olduğu halkın toplumuna yarar sağlayan değişimi yönetmek için, sorumluluğu; sezgi, zekâ ve bilgiye dayalı karar ve uygulamalarla taşıyan bir kişilik gerektirir…

Lider… elindeki gücü kullanabilme kapasitesine bağlı olarak, çevresini etkileyen kişidir. Gerektiğinde aldığı zor kararların ve sonuçlarının ardında durmasını bilir.Liderin Davranışları Yaklaşımı’na göre etkin liderin yarattığı fark, onun özelliklerinden çok liderlik yaparken gösterdiği davranışlardadır. Liderin astlarına yetki veriş şekilleri, haberleşme stilleri, planlama ve kontrol şekli, amaçları belirlemede izlediği yol gibi davranışları, liderin etkinliğini belirleyen faktörlerdir.

Lider…  kişi başkalarından  aldığı bilgilerle bilgili olabildiğini  ancak sadece kendi aklı ile akıllı olabildiğini bilen, bu nedenle çevresinde ki akil kişilere danışan ancak son kararı hep kendisi  veren…..sorumluluk sahibi bir kişiliktir…

Karakteristik yaklaşım olarak; çevresinde bulunan bireyleri hitabet gücü, sahip olduğu bilgi ve vizyonu ile etkileyip, sürükleyen bir yapıya sahiptir. İnsanları dinler ve anlamak için özel çaba sarf eder. Çevresindeki herkesin en iyi yanlarını geliştirmelerine olanak sağlayacak olumlu değişim ve sürekli öğrenme ortamları sağlar. Sahip olduğu güçlü sosyal değerler sayesinde çevresinde yarattığı “karizma” sahip olduğu örnek kişilik ve tutarlı davranışları, diğer insanlar için etkin bir rol modeli olmasına yol açar.

Özsaygılı, Otantik, Özgüvenli, Yaratıcı, İkna Yeteneği Gelişmiş, Adanmış, Kararlı, Etik, Adil, Onurlu, Alçakgönüllü, İlham Verici, Asil, Açık, İyimser, Tutkulu, Saygılı, Riskleri Yönetebilen, Güçlü İletişimci, Destekleyici, Vizyoner, Cesur,Lider.

Lider sonradan olunmaz..Lider doğulur..Liderlik dış görünüşte değil…Liderlik Ruhtadır…

Lider, elindeki bilgilerle karar alır. Lider, astlarından aldığı bilgilerin ışığında bir karar alır.Lider, astların da fikirlerini alır ve çözüme varır. Lider, astlarıyla grup ortamında fikir alışverişi yapıp, kararı kendisi alır. Lider, astlarıyla grup ortamında tartışır ve karar grubun fikir birliğiyle  alınır..

*Karizmalaryla  kendini   izleyenlere bir vizyon yaratıp, misyon oluşturarak, yarattığı gururla saygı ve güven kazanır.

* İdealleştirerek etkiler  kendilerine olan güvenlerini izleyenlerine de yansıtan bu liderler, yarattıkları hedefler çerçevesinde başarıya ulaşmayı sağlar.

* İlham verme yüksek beklentilerini semboller aracılığıyla izleyenlerine iletir, önemli amaçlarını basit şekillerde açıklayarak ve takipçilerinden kapasiteleri üzerinde performans elde  eder.

* Entellektüel uyarım yoluyla zeka, mantık ve dikkatli problem çözme yeteneklerini ödüllendirerek, izleyenlerini yaratıcı düşünceye teşvik eder.

* Bireysel ilgi göstererek  kendini izleyenlerine  herkese eşit yaklaşım sergilerler. Koçluk becerileri ve empati yetenekleri gelişmiştir.

Yönetici *Organizasyon* Planlama* İnsan kaynakları* Yönetim* Denetim gibi unsurlar konusunda bilgi sahibi olabilir..Fakat liderlik bambaşka bir vasıftır..Yöneticiler bilgisiyle liderler sezgisiyle hareket eder..Yöneticiler işleri yapılması gerektiği gibi yapar..LİDERLER …doğru şekilde yapar…Liderler takip edilir ve duygularıyla hareket ederler…Liderler hayranlık yaratır, saygı uyandırır..kitleleri peşinden sürükler..kişilerdeki başarı arzusunu geliştirip başarıya ulaşmasını sağlar…

Hem kurumun hem kişinin kariyer planında başarılı ve sağlam adımlarla ilerlemesi için oryantasyon ..rotasyon..eğitim planlaması ve yenilikçi girişimler geliştirmesi azami cesur çabalar sarfetmesi gerekir ….. Bir başka  araştırmaya göre de;

VİZYON  Sahibi:  İnandiği ve hedefleği konuda kitleleri ikna ve peşinde sürükleme kabiliyeti…..

RİSK ANALİZİ: Risk analizi yaparak , vizyonu yakalamak için cesaretle ikna edip eyleme geçmeyi başlatabilmeli riski paylaşıp yardım edebileceklerle etkin iletişim kurabilmelidir.

AZİM-SEBAT :Her aşamada meydana gelebilecek güçlükleri yılmadan yenmelidir.

BÜTÜNSEL BAKIŞ :Bütünü ve sebep-sonuç ilişkilerini  düşüerek hareket etmeli ,,çözüm odaklı olmalıdır…

İLETİŞİM : Çok iyi bir dinleyici ve konuşmacı olmalidır..

OLUMLU DÜŞÜNCE : Olumlu iseniz , etrafınız da bundan olumlu olarak etkilenecektir.

GÜVEN : Yarı yolda bırakmayarak , tutarlı davranabilmektir…

ÖĞRENMEK :Sürekli  yeni şeyler öğrenip araştırmalıudır….

ZAMANLAMA : Önemli işleri  sıraya koyma becerisidir….

KOORDİNAASYON,PLANLAMA ,İYİ YÖNETİM : Bazı işleri astlara inisiyatif vererek devretmeyi bilmelidir..

KOÇLUK : Astların gelişimine katkı sağlamak , yönlendirme ve görevlendirmedir…..

Var olmayan kaynakları  ortaya çıkaranlar lider , olan kaynakları etkin  ve en iyi şekilde  kullanan ve kullanılabilir hale getirerek yönetenler ise iyi yöneticilerdir.

Eğer başarılı ve güçlü insanların hayatlarına bakarsanız , onların büyük engellerle karşılaştıklarını görerek , hayrete düşersiniz.Onlar bu zorlukları yenerek , başarılı olmuşlar ve bunun kendilerine kazandırdığı özgüvenle gelecekte çok  daha fazla başarılar  elde etmişlerdir..

İslam Hukuku’na göre lider;

1) Müslüman olacak. Bu şartı Kuran-ı Kerim’de Cenab-ı Hakk’ın bize emrettiği ayet-i kerimelerden çıkarıyoruz. Buyruluyor ki: ‘Allah’a, Resulüne ve içinizden seçtiğiniz emir sahiplerine itaat ediniz.’ Buradan da anlaşılıyor ki Lider olmanın ilk şartı mutlaka Müslüman olması.

2) Baliğ olması. Yani buluğ çağına girmiş olması

3) Akıllı olması

4) Erkek olması

5) Hür olması

6) Adalet vasfına sahip olması, adil olması

7) İlim sahibi olması

8) Şahsi ve bedeni yeterliliğe sahip olması.

9) Liderliğe hırslı olmaması.

Bu şart bizzat Efendimiz (s.a.v) birkaç defa üst üste Ebu Musa El Eşariye, Abdurrahman bin Semure’ye, Amcası Hz. Abbas’a, Hz. Ebuzer’e yani hepsine ayrı ayrı söylediği hadislerden çıkarıyoruz. Mesela Hz. Abbas bir gün gelip Hz. Peygamber’den görev istiyor. Ve Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyuruyor ki, ey amcam Abbas Vallahi biz görev isteyen veya ona hırs gösteren hiç kimseye bu görevi vermeyiz. Veyahut Hz. Ebuzer (r.a) görev istediğinde ona; ‘Ya Ebu Zer idare bir emanettir. Onu hakkıyla yürütenler hariç kıyamet gününde rezil rusvay olmaktır. Liderlik çok ağır bir görevdir.’ buyuruyor.

Konfüçyüs bilgi konusunda der ki;
“Sende bir yumurta var, bende bir yumurta var. Ben yumurtamı sana verdim, sen yumurtanı bana verdin. Sende bir yumurta var, bende bir yumurta var.
Ama,
Sende bir bilgi var, bende bir bilgi var. Ben bilgimi sana verdim, sen bilgini bana verdin.Bende iki bilgi var, sende iki bilgi var.”

Sevgiyle….

(/Araştırma//Vit-amin.net/)

İTİBAR Sahibi Olmak…..İMAJ….

peçeİTİBAR…. insan ilişkilerinde zamanla beraber gelişen çevreniz ve sosyal yaşantınız içersinde hatırı sayılır olma, güvenirlilik, saygı görme, değer verilme, hürmet ve riayet görme, sözüne ehemmiyet verilmek ..Sözü makbul olmak, aranılan kişi olmak demektir…

Bir kimseye değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, kutsallığı, makamı, yararlılığı, dürüstlüğü, ilmi, zenginliği veya çevresinin çokluğu nedeniyle de itibar edilebilir..sevgiden kaynaklanan itibarlılıkta  olduğu gibi insanların birbirine  menfaat icabı meyl etmesi de söz konusudur..

Ne yazık ki menfaat  olunca insanların birbirine itibar göstermesi yanlışda olsa biraz rağbet görüyor ne dersiniz..İnsanlar iyiliğe, hayırlı olmaya, ilim sahibi olmaya o anlamda güzel hal ehli olmaya çoğunlukla itibar etmiyorlar..Genelde güç, para, makam, mevki, çevre,iş bitiricilik ve menfaate göre itibarlandırılırlar..Değerli değerler ikinci plana itilir..

”Eğer herkesi memnun ediyorsan yeterince ilerleme kaydetmiyorsun demektir”..Mark Standberg
Herkesi memnun edemeyiz…Değerler farklıysa kendini kimseye zorla sevdiremezsin..

Toplumun ve insanların bakış açısı gerçeği değiştirmez..Mücevher..mücevherliğinden bir şey kaybeder mi..kaybetmez..aranmak..istenmek..özlenmek…hesaba katılmak..dikkate alınmak..önemsenmek..güvenilir olmak..Bunlar elbetteki çok güzel..Fakat bunlar sizin değerlerinize değer katmadığı gibi sizin değerlerinzden de bir şey eksiltmez…Siz aynı sizsinizdir..Kendiniz..Cesur, atılgan, lider ruhlu ve güçlü olmak insanın ruhundandır.Seçtiği dil, seçtiği kıyafet, yüzündeki anlam kadar kişinin mesleğide onu yansıtmalıdır..Mesleğini iyi ifade edebilmek ve insanlarla iletişimde bulunabilmek önemli ve parlayan bir yetkinliktir.Cesaret ve vizyon sahibi olmak gerekir..

”İnsanların insan olarak kusursuz olmasını tabii ki bekleyemeyiz..

“Başkalarının kusurlarından bahsetmek istediğin vakit, kendi kusurlarını hatırla. O zaman başkalarının kusurlarıyla alakadar olmaya hakkın olmadığını hatırlarsın.” Hz.Muhammed (SAV)

İnsanların olduğu gibi kimlerle nasıl temsil edildiğine görede şirketlerin kurumlarında itibarı vardır..O işletmeyi temsil eden kişi o işletmenin dış ilişkilerdeki gülümseyen yüzü güvenirliği olmalıdır..o kişinin imajıı da hem kendi hemde temsil ettiği kurumun itibarını belirler..İnsan Kaynakları bir şirketin temelidir.Şirketin imaj yüzü belirli staretejilerin belirlenmesini..organizasyonu temsil eder… marka oluşumunda ve itibarın yönetilmesinde yardımcı olur…Vizyoner bakış açısı, insana sevgi ve saygı, empati, duygusal zeka, insanlarla yakınlık oluşturabilme yeteneği, insanların beklentilerini algılayabilme, güler yüz gösterme, kararlılık, cesaret, tutarlılık, azimlilik, ciddiyet ve disiplin sahibi olmalıdır..Şirket ne kadar güvenilir olursa olsun onu temsil eden yüzü güven uyandırmıyorsa bundan etkilenmemesi mümkün değildir..

Eğer bir hedef kitleniz varsa o kitleye kendinizi nasıl bir kişilik ve nasıl bir yüz ile temsil ettiğinizin… imajınızın…. konumlanacağınız yerde başarı ve kabiliyetlerinizin organizasyonunun kolaylaştırılması, uygulayıcılığı, tutarlılığında üstün , önemli ve kaliteli bir rolü vardır.. Herkes bu özelliklere sahip olamadığı gibi  bir şirketin, bir vizyonun, bir misyonun gülümseyen ve kararlı yüzü olamaz..Hedef kitle insanlardan oluştuğu için insani vasıflarla kuşanmalıdır.. İnsanın olduğu yerde duygu vardır ..kalp vardır..ruh vardır…pisikoloji, sosyolloji de bu işin içine girer..Güvenilir, operasyoncu, strateji uzmanı, yetenek yöneticisi, organizasyon tasarımı, kültür ve değişim yöneticisi olma özellikleri aranır….Aranılan dikkat çekici bir özellikleri de kararlılığın arkasında gizlenen alçak gönüllülükle azimli ve sebatkar ve çalışkan  kişilikli bir duruş  gerektirir..

Özgür insan kendine karşı dürüst ve cesur olur..Hayallerinin peşinden gider..Hayallerinin peşinden  gitmelisin..Başarısızlık diye bir şey yoktur..Yüreğinin götürdüğü yere git…

Sevgiyle

(/A//Vit-amin.net/)

TEŞEKKÜR eDeRiM…

eevvvvvv

Teşekkür etmek lazım..Yapılan bir iyilik  yada  hoşumuza giden bir  davranış ve jestlere  teşekkür ederek karşılık vermek  gerekir..Hem  kendini  hemde  karşındakini  mutlu  etmenin    pozitif     duygular  doğuran  bir  neticesidir..Minnetin..memnuniyetin …mutluluğun  ifadesidir…

”Teşekkür etmeyi bilmeyen  Rabbine  şükretmeyi  bilmez”..Hz.Muhammed (sav)

Teşekkür  etmeyi bilmek  karşımızdakine  ve yapılan  iyiliğe verdiğimiz değeri ve bizim de kalitemizi  gösterir….Sen  benim  için  önemlisin..Sana değer veriyorum…demektir..Teşekkür  ettiği  zaman  kendini  alçalmış  hissedenler  aslında  nefsine  yenik  düşmüş  kibirli  kimselerdir…İçtenlikle…samimiyetle ve zamanında  yapılan bir teşekkür  kişiyi olgunlaştırır   ve  başarıya  giden yolda    en önemli güçlerden  biri    olup     motivasyon kaynağıdır….

Teşekkür  etmenin gücünün  farkına  varmalıyız…Teşekkürü  etkili  bir şekilde yapmalıyız kişiye özelleştirmeli  taktir ve  şükran hissiyle  dopdolu     yapılan işin      nezaketin inceliğin   farkındalığını yansıtmalıyız….Teşekkür   yapılan  bir  iyiliğe sözlü olarak iyilikle karşılık vermek demektir…Teşekkür etmek yücelirken   karşındakini    yüceltmektir..Teşekkür etmek  karşı tarafın emeğinin  hakkını  verirken  sağlıklı bir  kişilik  geliştirip  itibarımızı  arttırmaktır..

Peyg. Efendimiz (sav) ”Bir  insanın gerçek  zenginliği  yaptığı iyiliklerdir”…Yüreği cömert yardım sever  kişiler ”herzaman  altın gibi bir  kalbi var”’ deyiminde olduğu gibi  güzel bir  şekilde anılır ve zengin bir yüreğe  sahip olur..

Tabiki yapılan  iyilikleri bir karşılık beklemeksizin  yapmak gerekir..Tıpkı  Rabbimizin bize  verdiklerini  karşılıksız vermesi gibi…Fakat  yinede  O’na  şükretmeliyiz…Verilenin kıymetini    bilmek    hemde   verilen  nimete  şükür  o nimetin  artmasına sebep olur…Yapılan bir   iyiliğe teşekkür hem karşımızdakini onurlandırır hemde yapılanın devamının gelmesini sağlar …..Yeni   nesillerinde bunları görüp  öğrenmesini  ve devam ettirmesini  ve yardımsever bir kişiliğe sahip olmasını kolaylaştırır…

”Hel cezaül ihsanil illel ihsan”’…..”’İyiliğin karşılığı iyilikten başka ne olabilir ki”’

Teşekkürederim….Herşey için…

(/Vit-amin.net//)

SOSyAL ÇEvRE… SOsYAL İLETİşİM..

innciBütün insanların saygı görmeye hakkı vardır….Sevgi herşeyi sevebilme sanatı ….sevme ve sevilme kabiliyetine sahip olmamıza rağmen… bazen ne kadar zorlansada  insan nedense herkesle aynı ölçüyü tutturamaz ….Fakat  saygılı olabiliriz..İkisi bir arada bulunursa ne ala bulunmasada saygı şarttır..Saygıyı doğuran en önemli faktör elbetteki  edep tir…Edepli bir insanın her hali güzeldir; kızmasıda, sevmeside..gülmeside..ağlamasıda..belkide küsmesi..yinede iyilik diler herkese ..en kızdığına bile…tıpkı bir derviş misali.. her daim  inciler dökülür  dilinden…

İletişirken daha doğrusu ileştiğimizi zannederken bazı şeyler vardır ki onları ihmal ederiz hep..yada görmezden geliriz..Bazen istemedende olsa bir nahoş davranışa sebebiyet veririz..

Bu nahoş davranışların bazen kendimizin dışında gelişiyor olması önüne geçememezlik kötü bir düşünceden kaynaklanmasa da insanı zor durumda bırakabilir..Nedeni de herkesin aynı duyarlılık ve terbiyede olmayışıdır..Farklı kültür ve topluluklardan gelmeninde etkisi vardır..Bazı şeyler vardır ki onlar iletişimin olmazsa olmazlarıdır…

*İletişim hem beden hareketlerini hem de sözlü ifadeyi kapsar. Konuşurken karşınızdaki insana bakın ve kollarınızı kavuşturmayın (kızgınlık  ve kibir ifadesi).
*Eğer utangaç biriyseniz bunu kabul etmekten ve söylemekten çekinmeyin. Dürüstlük insanların rahatlamalarını sağlar.
*Normal hızda konuşun ne çok hızlı ne çok yavaş.
*Karşınızdaki kişi üzerinde bıraktığınız izlenimi fazla düşünmeyin.
*Konuşmayı bitirirken geçerli bir neden öne sürün ve kişi ile konuşmaktan keyif aldığınızı belirtin.
*Karşınızdakine iltifat ederken içten ve samimi olun. Karşılaştırma yada değerlendirme yapmamaya özen gösterin..
*İltifat aldığınızda fazla alçak gönüllü olmayın ve iltifatın gerekmediğini açıklamaya çalışmayın. *Basit bir “teşekkürler” hem yeterli hem de kibarcadır.
*Birisini eleştireceğiniz zaman karşınızdaki insanın duygularını göz önünde bulundurun ve kişi ile özel olarak konuşmaya özen gösterin. Yakıştırma yapmaktan kaçının ve sorunu kişiselleştirmeyin.
*Birisi sizi eleştirdiğinde sakin olun. Savunmaya geçmemeye özen gösterin. Eğer kişi sizi insanların içinde ve kabaca eleştiriyor ise içgüdüsel olarak reaksiyon göstermek isteyebilirsiniz fakat en iyisi basitçe “Düşünceni özel olarak bana iletmeni tercih ederdim” deyin.
*Her zaman “Lütfen” ve “Teşekkür ederim” demeyi unutmayın..
*Öksürürken ya da esnerken ağzınızı kapatmayı unutmayın ve hemen elinizi yıkamaya özen gösterin. Bu hem görgü hem de temizlik kuralıdır.

Makamı, Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu, hürmet, ihtiram.Aslında saygı terimi kişiler arası ilişkilerle sınırlı değildir; hayvanlar, gruplar, müesseseler ve örneğin ülkeler arasında kullanabilen bir terimdir.

Her ne kadar saygı zaman zaman kibarlık veya görgü ile eş anlamlı kullanılsa da bunlar birer davranışken saygı bir tutumdur..diye tanımlanan saygı  bir başka değişle de;…

Başkalarını rahatsız etmekten çekinme duygusu…Başkalarının yüzüne bakarak konuşma …konuşma bitmeden yüzünü başka tarafa çevirmeme..özel konuşma yapan kimselerin yanına giderek konuşmalarını bölme…gibi davranışlar istemeden bazen yanlışlıkla olduğunda hemen toparlayıp onlardan özür ve müsade dilemek..Fakat birde isteyerek yapılanlar vardırki onlardan biride bir konu hakkında konuşan insanların konusuna girip konuyu elegeçirip ben senden daha iyi biliyorum edasıyla konuşmaktır ki faydalı olmak adına da olsa dikkat edilmesi gereken önemli bir saygısızlıktır…

Selam vermek verilen selamı almakta önemli bir saygı ifadesidir..Sizi biri aradığında telefona bakma… bakamadığında da karşılık olarak muhakkak geri dönerek mesajla olsun yada arayarak önce kendinize sonrada o kişiye insan olarak verdiğiniz değerin göstergesidir…Yabancılar ve bazı istisnai durumlar elbetteki başkadır..Konuşurken bağırmadan sakin bir ses tonuyla saygı çerçevesi içinde iletişimde olmak .. konuşulan konuyu dinlemek…konuşmanın sonucunu beklemek..bildiğin bir şeyide anlatsalar ilk kez dinliyormuş gibi dinlemekte bir saygınlık… bir edeplilik… erdemlilik halidir…

İletişim, iletilen bilginin hem gönderici hem de alıcı tarafından anlaşıldığı ortamda bilginin bir göndericiden bir alıcıya aktarılma sürecidir. Organizmaların çeşitli yöntemlerle bilgi alışverişi yapmalarına olanak tanıyan bir süreçtir. İletişim tüm tarafların üzerinden bilgi alışverişi yapılacak ortak bir dili anlamalarına ihtiyaç duyar.
Dil bir iletişim aracıdır…Karşındaki herzaman senin yapmaya çalıştığını anlamıyabilir..
aynı dilden konuşmak gerekir..
Sözsüz iletişim, sözcük kullanmadan anlaşılan dildir..Jest ve mimikler, gülümseme,başıyla, eliyle işaret etme,ses tonu ve bazen kokuda sözsüz iletişimin araçlarındandır..

Gerçek iletişim insanlara hayırlı olmaktır..
*”Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez.”

Kolay gelsin…
Sevgiyle ve Saygıyla….

(A//Vit-amin.net/)

ZeRaFeT…. ASALETİN Işığı…..

gge

”Söz tavır ve davranışlarda ki incelik..

İncelik…naiflik…ve asillik…Toplumda  zarif ve  ince , narin, duygular  taşıma   bunu da  davranış ve  yaşamına  uyarlama…yaşama  gayretinde üstün becerisi  olmak…Zerafeti bir  yaşam  felsefesi haline getirip yaşamak…

Bu ne bir bedendir ne bir görünüş..Asaleti bakışta, duruşta, konuşmada yansıtmaktır..Kaliteli yaşamak..Karekterde  yaşatmak…Yaşayan bir karekterdir..

Zarif kelimesinin zarf kelimesi ile aynı kökten geldiği … Zarfın ise “içine bir şey konulan kap” anlamını taşıdığı   söylenir müderrislerce… Mektup zarfı gibi… O halde zarif insan da “içinde latif ve hoş şeyler barındıran kişi” anlamına gelir. Tıpkı bir güzel   koku  şişesi gibi…Şişe  önce  şekliyle ..kapağını açıncada  kokusuyla  cezbeder..mest eder  koklayanları…Alır başka başka alemlere  götürür…

Her tavrın bir zarafeti vardır. Oturmanın, kalkmanın, iş görmenin,  bakmanın, sosyal ilişkilerin, selam vermenin, çalışmanın, dinlemenin ve tabii söz söylemenin…Hatta  makamın… Gönüllerdeki zarafet dışa yansıdıkça hayat güzelleşir ve kaliteleşir…Zerafet bir ışık gibidir insanın baktık ça bakasının geldiği …Bir o kadar da yarasaların gözlerini kamaştırıp…bakınca gözlerini kaçırdığı…Biz yinede zerafeti sevenlerden baktıkça bakası gelenlerden ve gelinenlerden ve bakınca gözleri kamaşmayıp gözleri nurlananlardan olmalıyız..

Zarif olmanın ilk şartı hiç şüphesiz nazik olmaktır.Nazik olmanın ilk şartı da hatayı önce kendinde aramaktır. Konfüçyüs… insaniyeti tanımlarken “Kendine hakim olmak ve nezaketli olmak.” der. Bu bir bakıma zarafetin de tanımıdır. Çünkü zarif kişi hiç kimseye zararı dokunmayan  bilakis kendisinden çevresine güzellik ve iyilik yansıyan kişidir.

Eşyanın zarafeti insanın ona yüklediği anlam ile ölçülür. Zarafet nezaket ve hoşlukla ölçülüyorsa, çevreye ruha hoş gelecek tavırlar yansıtmak anlamına geliyorsa, ortamların ve buradaki mimarinin zerafeti insanın kullanım amacı ile  bu ortamları doldurduğu duygularla ölçülür….Bir kabın içinde ne varsa dışarıya  o süzülür..

Bu konunun ilmini veren  akademiler   bazı  şeylerin  sonradan kazanılması zor olsa da…Yinede  konuya eğilmiş   toplumsal  beklentiler doğrultusunda  ilişkilerdeki   doygunluk , duyarlılık  ve sağlıklı,  doyurucuş seviyeli  bir o kadar da mesafeli  ilişkiler  kurma adına  faydalı olmaya  çalışmışlardır…sınırı aşmayın..sınırı aşmayın..demenin bir edeplice  yoluda  eğitimdir..

Özel kişisel alan….Bedenimiz ile diğer kişiler arasındaki 30 cm lik mesafeyi kapsar.Bu alan aile üyeleri ve çok sevdiğimiz kişiler için olan bölümdür.Bu alana bu kişiler dışında biri girdiğinde huzursuz oluruz ve beden dilimiz o kişi ile iletişim kurmamak için direnir.

İkincisi kişisel alandır…Burası iş arkadaşlarımız , bir toplulukta insanlar ile aramızda koruduğumuz mesafedir ve iletişim için uygun bir alandır..( 30 – 60 cm )

Üçüncüsü sosyal alandır ve hiç tanımadığımız kişiler ile aramızda olması gereken mesafedir.( 1.50- 3.00 m )

Dördüncüsü ise kamusal alandır.( 3 m ve sonrası )

Zerafet…..Denizin dibinde ki inciyi çıkarmak..Everestin doruğuna tırmanmaktır  hiççç  yorulmadan…Zarif kadın…. bir çok  pırlantayı taşır  koynunda. Giyimi, konuşması, yazışması, kullandığı dil, ailesi, eğitimi, bilgisi ve kültürü ile diğerlerinden ayrılan bir varlık abidesi  gibi.. Evlenilesi kadın demek hiç  de zor değil aslında….Zarif bir  kadına da zarifçe davranmak gerekir…Çünkü;
”Kadın erkeğin kaburgasından yaratıldı…. ayaklarından yaratılmadı…. öyle olsaydı ezilirdi; üstün olmasın diye başından da yaratılmadı…ama göğsünden yaratıldı…. eşit olsun diye; Kolun biraz altından yaratıldı… korunsun diye;… Kalp hizasından  yaratıldı sevilsin diye…”

Bir  kadının asaleti  edebindedir ..Soyunda  değil…..

Sevgiyle

(/A//Vit-amin.net/)

NEZAKET GÜZEL Şey…………..

ZERAFET

Başarılı insanlar  düzgün görünüm ve görgü kurallarının, doğru kullanıldığında sadece hayatta kalma mücadelesinde güç vermekle kalmayıp, yukarı doğru tırmanmada gerçek bir avantaj sağlayan kişisel ilişkileri kolaylaştırdığını çabuk kavramış kimselerdir…

Hoşgörülü ve iyimser olmak
Eleştiriyi yerinde ve zamanında yapmak
Olgun bir kişiliğe sahip olmak, olgun davranmak (yaşına uygun olgunlukta olmak)
Giyime önem vermek, Giysinin mevki yer ve zamana uygun olmasına özen göstermek
Başkalarını rahatsız edici davranışlardan sakınmak
Ziyaretin kısa ve zamanlı olmasına özen göstermek
Oturuş ve kalkışlarda hareketlere özen göstermek
Gerektiğinde özür dilemesini bilmek
Özel konuşma yapanların yanına gitmemek
Verilen sözü tutmak
Uygun olmayan el ve sözlü şakalardan kaçınmak….gibi kurallarla  belirlenmiştir…
Bu kurallar….
*-Kurallar belirsizliği azaltarak öngörülebilirlik ve istikrar sağlar,
*-Kurallar insan davranışlarına denetim ve sınırlama getirirler, böylece insanı ve çevresini o insanın zaaflarından (zayıf yönlerinden) ve hatalarından korurlar.
*-Kurallar bireyi özgür kılarlar  çünkü neyi özgürce yapabileceklerini, neyi yapmaları halinde kimsenin karışamayacağını belirler…

Bir toplulukta aynı statüde olan insanlardan bazıları çok sevilirken bazıları daha az sevilmektedir. Bunun nedeni, bu insanların gösterdikleri sevgi, terbiye, saygı ve nezaket seviyelerinin farklı olmasıdır. İnsanların sevilmesi, sayılması, aranılır olması nezaket kurallarını ne ölçüde bildiği ve ne kadarını uyguladığı ile alakalıdır.
“Size yapılmasını istemediğiniz bir şeyi siz de başkasına yapmayınız”düsturuna göre hareket etmemiz gerekmektedir. Size nazik ve kibar davranılmasını istiyorsanız siz de başkasına nazik ve kibar davranmak zorundasınız. İnsanı diğer biyolojik canlılardan ayıran temel özellik, toplu halde yaşaması değil, toplu halde yaşamanın inceliklerini bilmesidir. Okuduğumuz bu değerli satırlardaki  inkar edilemez   gerçeklik bizi nezaket  kavramının    tavır ve davranışlarımızdaki yansımasının  yaşam ve ilişkilerimizin sürekliliğindeki  kalite ve devamlılığının sınırlarını ortaya  koymaktadır…
Nezaket  bir  toplumun  uygarlık  düzeyinin   olduğu  gibi  kişinin de  ahlaki  seviyesinin derecesinin   en  güzel  göstergesidir.. Kişilerin  kendi  istek  ve  seviyelerine  içinde  bulundukları  ailesel  ve  çevresel  şartlara  göre  ufak  tefek  değişiklilkler  göstersede  yine  de hızla  değişen   bu  iletişim   çağında   teknolojinin  hemen  hemen  bütün  nimetlerinden  faydalanırken insanların  kendini  geliştirmemesi  yenilememesi  gerçekten şaşkınlık  uyandıracak  bir  ilkelliktir…Asırlar  önce  insanlar  bu konuya bir çözüm  getirmek için çeşitli  kurallar  uygulayarak  bu  konuda  ileri bir  adım  atmış ve  bu  kurallar  topluluğuna da  görgü  kuralları  demişlerdir..Hayret  uyandıracak bir ikinci  hususta  aynı  kuralların  asırlar  öncesinde ve sonrasında da  geçerliliğini sürdürüyor olması ve tekrar tekrar vurgulamanın gerekliliğidir….Acaba çağ  ilerledikçe  kendisinden  daha  ileri bir  anlayış ve davranış  beklenilen  insanoğlunu  hala  bir  takım nezaket  kaidelerinden  nazik insan ilşkilerinden uzak  tutan  sebep  ne  olabilir..Nezaket diğer insanlara ve onların duygularına önem verdiğiniz mesajını göndermek demektir.Nezaket  karşındakine  ben senin  duygularına  ve  yaşamına  saygılıyım mesajı  göndermekse … nezaketsizlik  ben  senin  duygularınıda..  yaşamınıda..  yaşadıklarını da  hiç  önemsemiyorum  ben  kendi  menfaatime  bakarım  mesajı  gödermek duyarsızlığımıdır..Toplum hayatının düzenlenmesinde etkili olan genel görgü kurallarına uyan kişileri; terbiyeli, saygılı, nazik , zarif, naif, saygı değer olarak  nitelendiririz..Sevgiliye  bile  siz  diye  hitap  edildiği bir  zaman  diliminin  insanları  nezaketin doruklarındamıydılar  acaba…

Dış  görünümün de  güçlü  olabilir hatta söz  sahibide  olabilirsiniz ..mekan da size ait  olabilir….Ancak  yeterli  değildir.. Dış görünümün mutlaka, iş dünyasında ve toplumda kendini uygun bir sunma şekli ile desteklenmesi gerekmektedir. Kibar tavırlar; iyi terbiye, zeka ve eğitim, toplum ve işle ilgili şartlara hassas olmanın göstergesidir. Yani  kendim  nazik ve nezaket  kurallarına  uymaya özen  gösterirken  aynı nazik tavırlarla da bana  yaklaşılmasını sizden  bekliyorum lütfen-))…demektir..Lütfen  kelimeside  nezaketin  en güzel ifade şeklidir..Özellikle  birilerinden  bir  şeyler  rica  ederken..Buyururken  demiyoruz..Emrederken ise  hiç  demiyoruz..Rica ederken…kullanılması son derece zarif bir kelimedir..”Lütfen”-))…Uygun dış görünüm ya da giysi, kapıdan geçmenizi sağlar. Yerinde tavırlar ve görgü kuralları bir yere ait olduğunuzu gösterir. Ama ne kadar süreceğide  kaliteside   o tavır ve davranışlardaki  nezaket  ölçüsündedir..Bazı istisnai durum ve şahıslar   en  yakınlarımızdan oluşmaktadır..Hoşgörüyle  yürüttüğümüz tercih  şansımızın olmadığı  yakınlarımız..Peki  tercih  edilme  ve tercih etme  hakkımızın  olduğu  ilişkilerde nasıl bir tercih yapar ve nasıl  insanlar tarafından tercih  edilmek isteriz..İşte tam bu noktada   sizin   bulunduğunuz nokta…Tercih sizin.. ve bizi tercih edecek olanların…Nezaket dolu kendini değiştiren geliştiren  sağlıklı ilişkiler yaşamak …Her yeni günde ben elimden de ayağımdan da  geleni yaptım diyip… kendi elini sıkabilenlerden    olabilmek  çook  güzel bir lutuf…Doğrusu  Nezaket  ise güzel şey……

Her şeyden önce iyi yaşa….
Sırf tesadüfen bu dünyaya gelmiş gibi, laf olsun
diye günlerini geçirme.
Eğer gerçek aşkı tanıyacak kadar şanslıysan; bütün
kalbin, ruhun ve bedeninle sev.
Hayatını öyle yaşa ki; her an kendi elini sıkabilesin. Ve her gün hiç olmazsa faydalı bir şey yap ki;

Gece yaklaşırken örtüleri üzerine çekip kendi kendine;
“Ben elimden geleni yaptım” diyebilesin.(Ş.R)

Bir GÜL yaprağı kadar Zarif…..

Sevgiyle

(A//Vit-amin.net)

GERÇEK Güzellik…….

sevgiy
Güzellik anlayışı her insan için farklı farklı anlamlar taşıyor..Çünkü iç dünyasından dışarıya açılan penceresinden dünyaya farklı bakıyor..Her bir bireyin kendine ait bir dünyası ve değerler bohçası ve olaylara yüklediği anlamlar var..Güzellik anlayışı da bunlardan biri…Aslında dikkatlice bakan duyarlı bir insan herkesin herşeyin güzeller güzeli bir Yaradan tarafından özenle ve güzelce yaratıldığını farkeder..Görünen yüzümüz ve bedenimizle çevremizdeki diğer insanlar için onun dünyasında ki bakış açısıyla değişik anlam ve değer taşırız. Onun içinde taşıdığı manevi hazine dünyasında ki zenginlik ölçüsünce ruhundaki doygunluk olgunluk ve terbiye olmuş bir nefis olarak dışa yansıyan bir kimlik ve ağzından dökülen sözcüklerle kendini ele veren bir kapasiteyle kendini ele veririr…Hiç terbiye olmamış bir nefis ve doymak bilmez aç bir ruhun penceresinden bakılınca görünenler hiç bir olurmu hiç…İşte iç güzelliği denen şey böyle bir şey…Anlatmasıda ..yaşamasıda o kadar kolay olmamakla beraber her güzelin harcı da değil….
Peki ya biz..Kendimize başkalarının penceresinden mi kendi gönül gözümüzden mi bakarsak gerçekleri görürüz…Güzel olmakiçin..güzel gözlere sahip olmak için ne yapmak lazım…
Güzel gözlere sahip olmak istiyorsan insanlara iyilikle bak…

“Eger güzel gözlerin olmasını istiyorsan,
İnsanlara iyilikle bak.
Eger saçlarını güzel olsun istiyorsan,
Bırak çocuklar ellerini geçirsin saçlarından.
İnce bir bedense istedigin,
Ekmegini açlarla bölüş.
Ve güzel dudaklara sahip olmak için,
Sadece güzel sözler söyle!…”(A.H)

Herşey güzel ve hoş olabilir ama bu iyi demek değildir..Fakat iyi olan herşey se güzeldir….Kainatın ve yaratılışın kusursuz ve üstün güzellğinde bulabilirsek kendimizi ve ordan keşfedersek içimizdeki gerçek beni..gerçek güzelliği…o zaman farkederiz gerçek değerimizi ….gerçek güzelliğimizi…keşfe çıkarız..Çıkarız çünkü debi derya olan sonsuz bir güzellik seriliverir gözlerimizin önüne…..gözlerini ordan alamadığın içindir ki takılmazsın başkalarının nedenine niçinine…Bu güzellikleri seyretmek varken neden oyalanasınki..hiç umursamadan devam edersin yoluna…iç dünyanın sonsuz güzellikteki birbirinden muhteşem lezzetlerine…Gerçek güzelliği keşfettin mi hiç mi hiç ilgilendirmez seni o su.. bu su.. şu su…..Baksanda ibretle bakarsın…Bu karşılaşmadaki hikmet ne…. Söylersende ibretle söylersin..edeplice…Demekki herşeyin güzelliği özü..özündeki iyilikten kaynaklanıyor..İyilik denilen mana halide maddede güzellik yaratıyor..Güzellik insanın içindeki iyilik cevherinden kaynaklanıyor..En birinci güzellik se verenin farkındalığına erişmek…  nankör olmama hali..yani ihsan..Allah ın bizim için yarattığı ihsanların farkında olmak..ve yine onun yarattığı kainat…Peygamberimiz(sav)..Kuran ın da en büyük ihsanlardan biri olduğunun kadrine ermek..Bedenimiz..ruhumuz..ve sevdiklerimiz… her şeyin Yüce Rabbimizin bir ihsanı bir iyiliği olduğunu gördük mü İyilik ne kadar değerliymiş dersin ve kendi değerini de ona göre biçersin..Rabbimizin ihsanı okadar bol ki…Ve hiç karşılık beklemeden saçıyor..Ama kıymet bilinmesini de istiyor..Kıymetli şeyler değerlidir..Değer dediğimiz şeyler bizi biz yapan görünmez bedenimizdir..Kimsenin göremediği bedeninin güzelliği ancak doğru, yalın, sade, temiz, dürüst, saf bir iç dünyası ve onların dışa yansıması olan tıpkı suya yansıyan yakamozlar gibi iyiliklerimizdir..İnsanın gerçek değeri iyilikleridir..Güzelliği iyilikleridir..İyilikleri kişinin gerçek değerinin pahasını veriyor….İşte gerçek güzellik… işte bu… iç güzellik denilen değerler topluluğu ve onların dışa yansıyan pırıltıları …”Allah güzeldir””Güzeli sever”… Soralım bakalım İç dünyamızda ki aynaya…Ayna ayna söyle bana )) varmı benden daha güzeli bu dünyada))…

Eğer kendinden eminsen güzelsin…Herkes kendi değeri kadar güzelse..Herkes kendi değerini  kendisi  biçsin..Diğerlerinin sana paha biçmesine izin verme salıver gitsin..Sen kendi değerini bil..İçindeki cevheri keşfet ve tadını çıkar…İyi oldunmu her halinle güzelsin….Gerçek bir mücevherin kıymetini ancak kuyumcular bilir…Önce bi kuyumcu olsunlar da sonra  onları  dinlersin …..

Sevgiyle…
(/Vit-amin.net//)inn