Kategori arşivi: GÖRMÜŞLER

T A K D İ R’ e ŞAYAN !

Vitaminnn

TAKDİR e ŞAYAN…..takdire layık ..övgüye değer…beğenme… beğenip belirtme… değer verme….
Herkesin takdirini kazanarak yükselmek ümidi(tabi ki herkesin taktirini kazanmak mümkün değildir..genel olarak yani..) ve ….Her şeyden önemliside ve en önemlisi Rabbisinin taktirini…. rızasını kazanabilme isteği ve çabasının karşılığı…bizi işimizin başına koşturan ve her işimizin başında da onun rızasıdır aranılan…

Hayatımızın her alanında hayatımız boyunca değer verir ..değer görürüz…Kendi değerimizi biliriz…Başkalarının bize verdikleri değerle asla kıstas olmaz bizim kendimize verdiğimiz değer..Değerimiz….

Yaşamın içinde herkesin de bildiği üzre çeşitli edepsizlerle karşılaşırız…bazen edebimizce ikaz eder…bazen de geçer gideriz..(her havlayana durup cevap mı vermek gerekir tabiri caizse..)

Şöyle bi şey okumuştuk bir yazıda..Böylelerine karşılık vermemek…kaale almamak onlara verilecek en güzel en can alıcı karşılıkmış..ehh bizde elimizden geleni yapıyoruz terbiyemiz elverdiğince..

Allah edepli kullarını sever.. Şu sevmiş bu sevmiş..Allah seni bu edebinle sever mi ona bak sen..Şu yaştayım bu yaştayım..Akıl yaşta olmadığı gibi edepte yaşlanarak öğrenilmiyor..Bu aileden geçen ve zamanla kişinin kendisinin ve çevresinden olumlu kazanımlarıyla elde edilen bir şey…Allah vergisi…

güzellik

Kimileride yaşlanıyor ama edep yanına bile uğramamış..Bilmem anlatabildik mi…Edepli olmayı ve terbiyeli olmayı ne sizin gibilerden çekindiğimizden nede başkalarına hoş görünmek arzusundan seçmedik..bu ALLAH vergisi…Allah dilediğine veriyor..

Allah bir kuluna hayr murat edecek olursa ona engel olacak hiç kimse yoktur…

Değer verme ve değer verilme belki sıradan bir eylem olabilecekken değer biçme sanırım herkesin harcı değil..

Taktire şayan olmak demek böyle edepsizlerle karşılaşınca onların seviyesine inmeden ve ibretle bakarak onlar gibi olmamak demek…Öyle sözle mözle söylemekle DEĞİL..

Mevlana hz. sormuşlar  edep nedir diye….

mevlanaa

Editör olmakla editörüm demek arasındaki farkı biliriz…Biz editör olamadık belki ama..

Biz en büyük editöre sığındık…

mevvlana

Susmak ne güzeldir;

muhatap arifse edep…. âşıksa ifade… ahmaksa cevap…..

başarı

Sevgiyle..

(/Vit-amin.net//)

HOŞGÖRDÜK…..

kalp kalbe

İlahi aşk ile sevgilinin yaptığı herşey o sevgiden dolayı güzel gelmez mi zaten insana…yaradanın yarattığı her şeyi, yaradana olan aşkından…. sevdiği ve yarattıklarını ona olan aşkı için sevmesi….. Ondan gelene, ona olan aşkı için katlanması …

Gerçek aşka ulaşmaktır bu…..

Elif okuduk ötürü…
Yaratılanı hoş gördük…
Yaradan’dan ötürü”….

Hayatın içindeler ne yazık ki…Edepsizlerle  ve edepsiz davranışlarla  karşılaşmak edepsizlerin  davranışlarına  karşılık  vermemek…Onların hakkından gelinemiyeceğinden değil..Bilakis Allah a olan sevgi ve saygıdan…. her daim   huzurda olduğunun bilinciyle  hareket etmek…Yüce Yaradanın Razı olduğu kullarının arasına girmektir…

Rast gele….

Sevgiyle….

(/A//Vit-amin.net//)

M İ s A f İ R L i K……

mutfakK

“Allah’a ve ahiret gününe inanan misafirine ikram etsin. Allah’a ve ahiret gününe inanan, yakınları ile ilgisini devam ettirsin. Allah’a ve ahiret gününe inanan ya hayırlı bir söz söylesin veya sussun.” (Buhari, Edeb, 85)

Zekatını veren.. misafirlerini ağırlayan.. darda olanlara yardım eden kimse, cimri sayılmaz… [Taberani]

Ancak şerli.. kötü kimseler.. misafir kabul etmez [Beyheki]

Misafir rızkı ile gelir.. ev halkının günahlarının affına sebep olur… [İSünni]

Bir kişinin evine misafir olarak gidildiğinde en güzel, en rahatlatıcı ve en asil tavrın nasıl olması gerektiği de Kuran ayetlerinde bize açıklanmaktadır. Ayetlerde Peygamber Efendimiz (sav)’in evine nasıl girilmesi gerektiği örnek verilerek misafirlik adabının nasıl olması gerektiği bildirilir.

“Ey iman edenler (rastgele) Peygamberin evlerine girmeyin, (Bir başka iş için girmişseniz ille de) yemek vaktini beklemeyin. (Ama yemeğe) çağrıldığınız zaman girin, yemeği yiyince dağılın ve (uzun) söze dalmayın…” (Ahzab Suresi, 53)

ŞIK GİYİNİN…HEDİYENİZİ UNUTMAYIN…HEMEN SOFRAYA OTURMAYIN…SOFRA KURALLARINA UYUN…ÇOCUKLARINIZA GÖZ KULAK OLUN…

1. İzin almadan ( ve davetten önce), yemek ye­mek için ev sahibinin evine girmeyiniz.

2. Davet edildikten sonra, misafirlik vaktinin ge­lişinden önce ev sahibinin evine girmeyiniz.

3. Yemek vakti geldiğinde misafirleri bekletme­yiniz.

4. Yemek yendikten sonra, kalkınız ve gidiniz; sohbet ve konuşma için oturmayınız..

Misafirliğe gidildiğinde karşı tarafa eza ve sıkıntı vermemek için Kur’an’da dikkat çekilen hususlar şunlardır:

1-Ziyaret için uygun bir zaman seçmek

2- Ziyaret, usandıracak şekilde çok sık olmamak

3- Ziyaret edilecek kimseye mümkünse önceden haber vermek

4- Elbise temiz, kılık kıyafet düzgün olmak

5- İzin almadan kimsenin evine veya odasına girmemek

6- Kendisine ikram edilen yemeği kötülememek

7- Ev sahibinin sevinç ve kederine ortak olmak.

Misafirliğe gidildiğinde bu ziyaretin yemek vaktine denk gelmemesine itina ederek, karşı tarafı zor durumda bırakmamak.

Eğer yemek vaktinden evvel gidilmişse yemek vaktine kadar beklememek. Ancak ev sahibinden bir davet olduğu zaman yemeğe kalmak.

Yemeğin yenmesinden sonra gerekmedikçe söze dalıp, karşı tarafın vaktini boş yere alarak oturup kalmamak.

Bütün bunlar İslam ahlakının bir kişiye kazandırdığı insaniyetin ve üstün ahlak anlayışının günlük hayata yansıyan örnekleridir. Her an güzel ahlak göstermekle mükellef olan bir mümin, evine konuk olan bir kişiye kim olursa olsun, hangi mevkide ya da kaç yaşında olursa olsun hürmetle, sevgi ve saygıyla yaklaşır. Her hareketiyle karşısındaki insana değer verdiğini hissettirir. Bu ahlakından karşısındaki kişi kadar kendisi de çok fazla zevk alır. Aynı şekilde misafirliğe giderken de adaba ve ince düşünceye dair çok güzel davranışlar şergiler. Çünkü misafirlik adabı İslam ahlakının kişiye kazandırdığı aklın, ince düşüncenin ve merhamet anlayışının bir tecellisidir….

(Misafir, bin bereket ve bin rahmetle gelir) [Nisâb-ül ahbâr]

(Allah’a ve kıyamete inanan, misafirine ikram eylesin!) [Buhari]

(Allahü teâlâ hayır murat ettiğine hediye olarak misafir gönderir) [E Nuaym]

(Misafir istemeyende hayır yoktur) buyurdu (İAhmed)

(Misafir girmeyen eve, melekler de girmez) [Şir’a]

(Misafirle yenilen yemekten sorgu-sual olmaz) [Deylemi]

(Misafir için külfete girmeyin, misafir bundan rahatsız olur Misafirini üzen Allahü teâlâyı üzmüş olur) [İbni Lâl]

(Garip, yatacak yer bulamayan bir misafire yardım etmek, yemek yedirmek müslümanlar üzerine borçtur) [İAsakir]

(Misafirden hizmet beklemek, aklın noksanlığına alamettir) (Deylemi)

(Misafir rızkı ile gelir) [Şir’a]

(Misafir girmeyen eve, melek girmez) [Şir’a]

(Sofra misafirin önünde bulunduğu müddetçe, melekler ev sahibi için istiğfar ederler) [Taberani]

(Misafirin duası makbuldür) [Beyheki]

Misafirin de giderken veya yemekten sonra (Evinizde oruçlular iftar etsin, yemeğinizi iyi insanlar yesin!) gibi dua etmesi sünnettir (Tirmizi)

Din kardeşlerini Allah (c.c) rızası için ziyaret edenler… Allah’ın sevgisini kazanırlar.

“Adamın biri, başka köyde bulunan bir (din) kardeşini ziyarete giderken Allah Teâlâ bu kişinin yolunu gözetlemek için bir meleği görevlendirmişti. O adam yolda meleğin yanına gelince melek nereye gittiğini sordu. Adam:

– Şu köyde bir kardeşim var, ona gidiyorum, cevabını verdi.

Melek:

– O adamın sana geçmiş bir iyiliği var da onu devam ettirmek için mi gidiyorsun, dedi. O da:

– Hayır… ben o kimseyi sadece Allah için severim, dedi. Bunun üzerine melek:

– Ben Allah’ın sana yolladığı elçisiyim. Sen o adamı nasıl seviyorsan Allah da seni öylece seviyor, dedi.” (Müslim, Birr, 38)

“Kim Allah’a ve ahiret gününe imân ederse müsafirine ikram etsin. Onun câizesi (ödülü), bir gün ve bir gecedir. Ziyafet ise üç gündür. Bun-dan sonrası sadakadır. Müsafirin ev sahibi yanında darlığa sebep olacak kadar oturması helâl değildir” Buhari/7/104

Müsafire ilk ziyafet çeken, Hz. İbrahim’dir.Muvatta Şerhi

Bu sebeple misafire ikram eden kimseler, hem Peygamberimizin hem de Hz. İbrahim’in sünnetiyle âmil olmuş sayılmaktadırlar. Kâinatın biricik efendisi, “Müsafir rızkını getirir ve (evdeki) topluluğun günahını (bağışlatıp) götürür”Feyzul kadir

Bu kadar faziletli olduğunu bildiği halde “Müsafirine ziyafet vermeyen kimsede hayır yoktur”Hanbel/4/155

Aynı şehir veya köy halkının birbirini ziyaretlerinde ev sahibine düşen vazifeler bulunduğundan dolayı, “Senin üzerinde ziyaretçin için de bir hak vardır” Buhari/7/103

Sevgiyle….

(/Araştırma//Vit-amin.net//)

iYi BİR EŞ…..

ellr

Evlilikleri sürdürmenin en temel gerekliliği sevgi ve saygı…….

1- Mutlu bir eş, eşittir iyi evlilik. Mutluluğum ya da mutsuzluğum eşime bağlı dediğinizi duyar gibiyim. Düşünelim… Aslında herkes kendi mutluluğundan sorumlu değil mı?

2- Her evliliğin sıcak noktaları vardır. O noktaya gelince tartışma çıkacağı bellidir. Bazen aynı anda yemeğe oturmak, bazen evin toplu olması, bazen kirlilerin sepete atılması. Çok mu zor bunlara dikkat etmek?

3- Eşinize özel vakit ayırın. Siz gazete okurken sizi dinlediğini söyleyen bir esten ne kadar rahatsız oluyorsanız, eşiniz de yanında oturduğu halde gerçek anlamda orada olmayan bir kadından şikayetçidir.

4- Evliliklerde, özellikle uzun olanlarında eşler konuşmaya başlayınca karsı taraf mutlaka konunun nereye geleceğini bilir. Bir değişiklik yapın bu sefer gerçekten dinleyin.Belki eşinizin gerçek ihtiyacını duyarsınız.

5- Şikayeti kesin!  Şikayeti azaltıp, hatta kesip, eşinizin olumlu özelliklerine yoğunlaşın.

6-Eşinize iki yasında bir çocukmuş gibi davranmayın. Kadınlar annelik yaptıkça eşler çocuklaşır.

7- Eşinizi ve/veya evliliğinizi başkalarınınki ile karşılaştırmayın. Onlar şöyle böyle yapıyor diye düşünmeniz ancak mutsuzluk nedeni olur.

8- Eşinizin size yakınlaştığı anlarda onu geri çevirmeyin. Geri çeviriyorsanız, neden kendini değerli hissetmediğini, neden anlaşılmadığını düşündüğünü sorgulamayın.

9-Evliliğinizin rutinleri olsun. İşe giderken, işten dönüşte, iyi geceler dilediğinizde sizin ilişkinize özel davranış paternleri geliştirin.

10- Beraber olduğunuz zamanları iyi değerlendirin. ….

İyi bir evlilik için fedakarlık …. o evliliği sürdürmeye niyetli iki kişiyi gerektirir…Unutmayalım!

İyi bir evlilik iki tarafında hoş görüsü..sevgisi..ve saygısıyla yürür…

AŞK ….ise bu bahçenin gülüdür….

Sevgiyle….

(/Araştırma//Vit-amin.net/)

SAYGIDEĞER İNSAN….

karriy

Görgülü ve nazik bir insan olmak bir anda gerçekleşecek bir şey değildir. Bu özellikler aileden başlayarak okulla devam ederek uzun bir süreçte elde edilir. Ama kendimizi görgülü ve nazik bir insan profili ile kıyaslamak ve kişisel değişimi denemek için bir kıyaslama listesi üretilebilir.

Görgülü ve nazik olmanın ilk şartı dinlemeyi bilmektir. Önceliğini konuşmaya veren bir kişinin öncelikle iyi bir dinleyici olmaya dönüşebilmesi gerekir.

İkinci olarak; iyi niyetten söz etmeliyim. Bunun açılımı; bir işe girişirken, yeni bir kişi ile tanışırken ya da yeni bir güne adım atarken olumlulukla başlayabilmektir. Olumlu bakış açısı, “Mutluluk Oyunu” gibi göz bağlayan bir oyun değildir. Olumlu bakarken, hiç kuşkusuz yaşamın tehditleri ve olumsuzlukları dikkate alınacaktır. Önemli olan, olumlu bakış açısı ile sinerji sağlayabilmektir.

İletişimin her türü

Diğer insanlarla iletişim kurarken, onlara verdiğimiz beden dili işaretleri önemlidir. Konuşmaya başlamadan önce bedenimiz karşımızdaki insana işaretler vermeye başlar. Bu nedenle insanın yüzündeki gülümsemenin, kendine güveni simgeleyen bedensel duruşun ve devamla uygun ses tonu ile tatlı dil olarak isimlendirilen konuşma tarzının iletişimdeki yeri çok değerlidir. Görgülü ve nazik bir insan bunları uygun biçimde yapılandırmak için emek verir, zaman harcar.

Gelişen olaylar karşısında farklı tepkiler veririz. Bir hata karşısında utanır, bir komik olay karşısında güler, hoşumuza giden bir duruma gülümseriz. Utanılacak bir durum karşısında yüzünü eğmek veya özür dilemek yerine yavuz hırsız gibi üste çıkmaya çalışmak görgülü ve nazik bir insana yakışmaz. Yine bu niteliklere sahip bir insan nerede gülüneceği ve hangi durumlarda suskun kalınması gerektiğini algılar, bilir. Bu konularda yaptığı hatalardan dersler çıkarır.

Yaşama olumlu dokunmak…..

Yaşama olumlu yaklaşmanın şartlarında bir diğeri, insanları kırmamaya özen göstermektir. Bunu bilenlerimiz vardır; ama çoğu kez bize yönelmiş isteklere kırmamak adına “Hayır” demeyi beceremeyiz. Bazı durumlarda gerçekten “Hayır” demek gerekir; aksi durumda kaldıramayacağımız bir yükün altında kalmamız kaçınılmazdır. Karşımızdaki insanın durumuna göre “Hayır” demenin değişik seçeneklerini geliştirmemiz gerekebilir. Uygun durumlarda da neden “Hayır” dediğimizi uygun bir dille, genelde kısaca ama mutlaka anlaşılır biçimde ifade etmeliyiz.

İnsanlar makamla yükselmez. Eğer kişi, bir makamın kendisini yücelttiği fikrinde ise onda bir olumsuzluk, eksiklik veya zafiyet var demektir. İnsanlar makamlara hizmet etmek için gelirler. Kişiler makamlarla yücelmez; makamlar kişilerin birikim, deneyim ve uygulamalarıyla değer kazanır. İşte; bu bilince sahip bir insan, yaşamı süresince elde ettiği başarılar ve eriştiği makamlar nedeniyle şımarmaz. Elde ettikleri, onun yaşam karşısındaki ağırbaşlılığını da geliştirir. Aynı şekilde sosyal olarak kaybedilenler karşısında haksız ve adaletsiz biçimde başkalarını suçlamaya ve karalamaya; hatta gereksiz başkaldırmalara yönelmez.

Fikir Sahibi Olmadan Bilgi Sahibi Olmak Gerekli…

Kabalıklarımız….

Kişinin kendi kabalığını keşfetmesi kolay değildir. Bu konuda bazı ipuçlarına ihtiyaç duyar. Bu ipuçları arasında olumlu ve güler yüzlü iletişim kurabilmeyi başarmak ilk sırada gelir. Selam vermek, iyi günler dilemek, teşekkür etmek, özür dileyebilmek ya da olumlu etkileyen hitap sözcükleri kullanmak basit ama değerli örneklerdir.

Nezaket, toplum içinde gerginliği düşürücü etki yapar. Bireysel kabalığın artması, toplumu oluşturan bireyler arasındaki iletişimin daha sert ve uzlaşmaz hale gelmesine neden olur. Gözlenen odur ki; görgülü ve nazik insanlar aynı zamanda adalet, demokratlık, hoşgörü, saygı ve paylaşımcılık özelliklerine de sahiptir. Toplumun geleneksel değerleri erozyona uğrarken tüketim toplumunun arazlarının baş göstermeye başladığı bir ortamda böyle bireylere ne denli ihtiyaç olduğu ortada.

Beklentiler ve çıkarlar….

Günümüzde gözlediğimiz ve hızlı gelişen birey özellikleri arasında çıkar ve rant arayışı dikkat çekiyor. İnsanlar liyakat konusuna, deneyim ve birikime daha az önem veriyorlar. Kısa yoldan makamlara, unvanlara ve sonuçlara ulaşma çabası içindeler. Bu da seçkin bir nitelik olan alçakgönüllülüğüm kaybolup gitmesine onun yerini açgözlülüğün ve gösteriş merakının almasına neden oluyor. Hâlbuki alçakgönüllülük ve gösterişten uzak durma, görgülü ve nazik bir insan olmanın başta gelen kuralları arasında yer alır. Gösteriş merakı da toplumun genel gerginlik ve huzursuzluk düzeyinin artmasına katkı yapan unsurlardan birisidir.
Kabalık, dar görüşlülüğün ve bağnazlığın ikiz kardeşi gibidir. Bu nedenle görgülü ve nazik bir insan, asla ayrımcılık özellikleri taşımaz. Her düşünceye ve inanca saygılıdır. Toplumu oluşturan kesimler ve bireyler arasında ayrımcılık yapmamak, bu güzel insanın temel özelliklerinden birisi haline gelmiştir. Bu nedenle ırk, din, etnik kimlik veya cinsiyet gibi herhangi bir konuda ayrımcılık yapmayı karakterinin bir parçası haline getirmiş bir kişiyi görgülü ve nazik bulmak mümkün değildir.

Çevremizi bir bütün olarak görmek…..

Çevremizdeki örneklerle kendi davranışlarımızı eleştirel bir gözle incelediğimizde; bir konuda ciddi yanlışlar içinde olduğumuzu görebiliriz. Bu, sevgi ile laubaliliğin, ilgi ile aşırılığın birbirine karıştırılmasıdır. Eğer iki ayrı insan varsa, aralarındaki ilişkinin türüne bağlı olarak diğerlerinden ayrılan bir iletişim modeli var demektir. İki arkadaşın aralarındaki iletişim ile müdür ile memurun iletişimi aynı değildir. Arkadaşlık ilişkisi ile iş ilişkisi birbirinden farklıdır. Belli mesafede durmayı gerektiren ilişkiler ile laubaliliği ve aşırılığı net biçimde birbirinden ayırt edebilmek gerekir. Görgülü ve nazik bir insan genelde yaşam çevresine karşı sevgi doludur ama bunu laubalilikten ve aşırılıktan kesin olarak ayırır.

Bazı kişiler bohem bir yaşamın kolaycılığını ve tembelliğini temiz, bakımlı, düzenli ve çalışkan olmanın karşısına koyarlar. Hâlbuki insanın kendi bedenine, sağlığına ve görünümüne önem vermesi bir kolaycılık ile eşlenemez. İnsanın özellikle kendi sağlığı konusunda özensiz olması, kendi bedenine karşı kaba olmanın açık bir göstergesidir. Diğer yandan toplumu hiçe sayan davranışlarımızın, toplumun bizi hiçe sayması ile karşılanabileceğini unutmamamız gerekir. Rüzgâr eken fırtına biçer.

Nazik ve görgülü bir insanın özellikleri arasında daha pek çok şey sayılabilir. Ama sıklıkla aklıma takılan bir konuyu da dile getirmek isterim. Bu da başkalarına yardım etmek ve destek vermekle kendini tüketircesine feda etmek arasındaki farktır. Görgülü ve nazik bir insanın başkalarına karşı duyarlı, yakınlarının sorunlarına karşısında yardımsever olmasını doğal buluyorum; ama bir insanın kendi yaşamını yok sayarcasına fedakârlık sarmalı içinde olmasını da yaşamın doğasına aykırı buluyorum. Kanımca iyi niteliklere sahip bir birey, bu ayrıma doğru biçimde yapabilen kişidir.

Bu doğal duygu ve temennilere tespitlere katılmamak elde değil…

Teşekkürler…Sevgiyle…

(/Araştırma//Vit-amin.net/)

GÖRGÜLÜ……

DÜĞ

Hoşgörülü ve iyimser olmak..
Eleştiriyi yerinde ve zamanında yapmak…
Olgun bir kişiliğe sahip olmak olgun davranmak..
Giyime önem vermek..
Başkalarını rahatsız edici davranışlardan sakınmak…
Ziyaretin kısa ve zamanlı olmasına özen göstermek…
Oturuş ve kalkışlarda hareketlere özen göstermek…
Gerektiğinde özür dilemesini bilmek…
Özel konuşma yapanların yanına gitmemek..
Verilen sözü tutmak…
Uygun olmayan el ve sözlü şakalardan kaçınmak…

Sevgiyle….

(/A//Vit-amin.net/)

iŞYeRiM…………

nal

İşyerinde görgü kuralları
İşyerinde ki kurallar birlikte çalıştığınız meslektaşlarınıza ve iş arkadaşlarınıza karşı saygı göstermek demektir. Ayrıca görgü kurallarına uymanız iş görüşmelerinizde yada iş başvurularınızda bırakacağınız etkiyi önemli oranda etkileyecektir..
Her zaman takdim edildiğinizde yada tanıştırıldığınızda ayağa kalkın.
Siz insanları tanıştıracağınız zaman daha önemli kişinin ismini önce söyleyin.
Telesekreterinize isminiz, göreviniz, departmanınız ve ne zaman müsait olduğunuza dair kısa ve profesyonel bir mesaj bırakın.
Mesaj bırakırken isminizi ve soyadınızı, neden aradığınızı ve telefonunuzu bırakın.
Kıyafet kuralına uyun. Eğer belli bir kural yok ise üst düzey yöneticilerden örnek alın.
Bütün toplantılara tam zamanında gelin.
Toplantı sırasında kalemler, ataçlar yada diğer ofis araçları ile oynamayın.
Çok gerekmedikçe toplantı sırasında telefonunuzu kapalı tutun. Eğer kapatamıyorsanız o zaman kapının yakınına oturun böylece telefonunuz çaldığında sessizce dışarı çıkabilirsiniz.
Oturuşunuza ve duruşunuza dikkat edin. Koltuğa gömülmeyin , sandalyenizde geriye yaslanmayın, yada kollarınızı göğsünüzün üzerinde kavuşturmayın.

İşyerinizi lokantaya çevirmeyin..Yemek ihtiyaçlarınızı mümkün olan en problemsiz şekilde….İnsanların  dikkatini çekmeden işyerinin saygınlığını bozmadan pratik  çözümler üretin..Eviniz yakınsa evinizde yemek gibi…

Sevgiyle…..

(/Araştırma//Vit-amin.net/)

KUR’AN ve YEME İÇME Adabı…..

yemek

Yeme ve İçme Adabı

Yaşam bulduğumuz bu hayatta yaşamımızı devam ettirmenin temel yolu bedeni ihtiyaçlarımızı karşılamak gelmektedir. Bunun da en önemli yolu yemek ve içmektir. Yeme ve içmek hususunda Yüce Rabbimizin bizden istemiş olduğu emir ve yasaklar şunlardır.

“Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü o, israf edenleri sevmez.” (A’raf, 7/31)

“Ey peygamberler! Temiz şeylerden yiyiniz ve iyi ameller işleyiniz. Doğrusu ben, sizin yaptığınız şeyleri tamamen bilirim.” (Mü’minun, 51)

“Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helal olanlarından yiyin. Bu konuda aşırı da gitmeyin, yoksa üzerinize gazabım iner. Gazabım da kimin üzerine inerse o muhakkak helak olmuş demektir.” (Ta’ha, 81)

“Ey iman edenler! Eğer siz ancak Allah’a kulluk ediyorsanız, size verdiğimiz rızıkların iyi ve temizlerinden yiyin ve Allah’a şükredin. Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da, istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Şüphesiz, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Bakara, 2/172-173)

Bir hadis-i şerifte:
“Sizden biriniz yiyeceği zaman sağ eli ile yesin, içeceği zaman da sağ eli ile içsin. Zira şeytan sol eliyle yer, sol eliyle içer.” buyurulmuştur.

Sevgiyle….

(/A//Vit-amin.net/)

BAŞLANGIÇ…Aperatifler….

soff

Sofra adabı ile yemekte görgü kuralları benzer kavramlar olarak görülse bile aslında farklıdırlar. Yemekte görgü kuralları daha çok sofradaki materyallerin kullanımı (bıçak, çatal, kaşık, tabak, peçeteler, oturma düzeni, sofrada yapılmayacak hareketler vs.) ile ilgili iken, sofra adabı yemekle ilgili kabul görmüş doğru alışkanlıkları ifade eder.

Örneğin yemek servisi, servisin düzeni ve sırası, sulu, hamurlu, etli yemeklerin yeme usulleri, neyin ne ölçüde yenileceği vs. gibi konular sofra adabı kapsamındadır. Aşağıda sofra adabı ve görgü kuralları konusunda dikkat edilmesi gereken bazı başlangıç-aperitif yemeklerin nasıl yenilip içilebileceği konusunda bilgiler yer almakta.

ENGİNAR
Enginar genellikle sıcak limon sosu, mayonez veya sirke sosuyla birlikte dolma olarak veya sade servis edilir. Servis edilen enginarın bir yaprağını parmak uçlarınızla koparın ve etli kısmını dişlerinizle sıyırın. (İnce kısmını elinizde tutarak etli ve daha geniş olan kısmını ağzınıza koyun). Eğer enginar limon sosu ve sirke ile beraber servis edilmişse yenilen kısmını bu sosa batırarak yiyin. Daha katı bir sos ile servis edilirse yenilecek kısmı mısır tanesi gibi elinizde tutun. Eğer enginar dolma olarak servis edilmişse yaprakları soyun ve dolmayı bıçakla ikiye ayırın.

Enginarın iç kısmında bulunan daha ince yapraklara geldiğiniz zaman bu yaprakları bir kenara ayırın. Enginarın en dip kısmını tabağınızda çatal yardımıyla tutarak bu ince yaprakları elinizle koparabilirsiniz. Böylece enginarın yenmeyen tüylü kısmı ortaya çıkar. Tüylü kısmı da kaldırırsanız sebzenin en güzel bölümü olan ‘kalbi’ne ulaşırsınız. Bu bölümü parçalara ayırarak sade olarak ya da yanında servis edilmiş olan soslara batırarak yiyebilirsiniz.

PEYNİRLER
Ordövr olarak servis edildiği zaman her çeşit peynir için ayrı ayrı bıçak verilmelidir. Bıçak yardımıyla peynir kraker üzerine sürülür.

Peynir salata ile servis edildiğinde kraker üzerine sürülebilir. Çatal veya bıçak yardımıyla küçük bir parça ekmek üzerine de sürebilirsiniz. Çatal yardımıyla tabağınıza alacağınız bir parça peyniri marul ile yiyebilirsiniz. Yumuşak, sıvı peynirler ise daima salata bıçağı ya da yağ bıçağı ile sürülür.

Yemek sonunda meyve ile servis edilen peynir şöyle yenir: Elmaların ya da olgun armutların çekirdeğini çıkarın ya da kabuklarını soyun. Böylece peyniri çatal ile, meyveyi de çatal ya da elinizle yiyebilirsiniz.

HAVYAR

Havyar küçük bir kase içinde kendi kaşığı ile servis edilirse, kendi tabağınıza kaseden kaşıkla alabilirsiniz.

Havyar yanında soğan, yumurta, limon ve tost ekmeği ile servis edilebilir. Tost ekmeğinin üzerine bıçakla istediğiniz miktarda malzemeleri koyup bir kanepe yapabilirsiniz. Kanapeyi yemek için elinizi kullanabilirsiniz. Kokteyl partilerinde hazır havyar kanepeleri servis edilir. Elinizle alıp ağzınıza atabilirsiniz.

KARİDES KOKTEYLİ

Eğer büyük boy karides sıkıştırılmış cam içinde servis edilirse istiridye çatalıyla alın ve sosa batırarak büyük lokmalar halinde ısırın. Bu şekilde servis edilen karidesi kesmek çok tehlikelidir. Eğer büyük karides geniş yemek tabağında servis edilirse çatal ve bıçak ile kesilebilir.

ÇORBALAR
Çorbalar, çorbanın çeşidine ve yemeğin formalitesine uygun olarak çorba tabağında veya konsome kaselerde servis edilir.

Berrak renkli çorbalar genelde çift saplı konsome kaselerde servis edilir. Çorbanın sıcak olup olmadığını kaşıkla tadarak anlayın. Sonra kaseyi içmek için kaldırın. Kasenin içinde kalan sebzeleri kaşıkla yiyebilirsiniz. Çorba bitince kaşığı kasenin altındaki tabağın sağına bırakın. Hiçbir zaman kaşığı kasenin içinde bırakmayın.

Eğer kase yerine çorba tabağı kullanılmışsa, çorbayı tabağın size yakın olan tarafından içmeye başlayın. Sonuna gelince size uzak tarafını kaldırıp kaşığınızı doldurabilirsiniz. Kaşığı kullanırken kaşığın hepsini ağzınıza sokmayın. Kenarından ve sessizce için.

ŞİFA Olsun…

(/Araştırma//VİT-AMİN.NET/)

YEMEKTE GöRGü KURALLARI….

MASAA

Yemek yeme kuralları
İster 7 aşamalı lüks bir yemek yiyor olun ister bir arkadaşınız ile yerel lokantada olun, görgü kuralları herkesin yemekten keyif almasını sağlar.

Yemekte davranışlar:

Herkesin yemeği gelene kadar yada ev sahibi başlamanızı rica etmeden yemeğe başlamayın. İçeceğinizi İstediğiniz her zaman içebilirsiniz.
Ağzınız açıkken yemeğinizi çiğnemeyin yada yemek yerken konuşmayın. Ağzınızı fazla doldurmayacak kadar küçük parçalar halinde yiyin.
Masada dik oturun ve dirseklerinizi masanın üzerine koymayın.
Çok hızlı yada yavaş yemeyin. Masadakilerin hızına uymaya çalışın.
Masada iken asla dişlerinizi karıştırmayın. Eğer çok gerekli ise tuvalete gidin.
Ekmeğinize yağ sürerken her seferinde küçük bir parça almaya özen gösterin ve her zaman önce tabağınıza alın sonra ekmeğin üzerine sürün.
Masadaki yiyecekleri uzatırken, her zaman sağınıza verin. Ekmek verirken kendinize almadan önce başkalarına önerin.
Yemekte sigara içmeyin, eğer masadaki kişiler ve restorant kuralları yasaklamıyor ise yemekten sonra içebilirsiniz.
Tadına bakmadan önce yemeğe tuz yada biber koymayın .

Masa düzeni

Bir kere çatal, bıçak yada kaşığınızı kullandıktan sonra masaya bir daha asla dokunmaması gerekir. Kullanılmış çatal, bıçak yada kaşık her zaman tabağın içinde tutulmalıdır.
Peçete yada çatal-bıçak konuşma sırasında sallanmaz (örneğin, konuşurken)
Peçete ile ağzınızı silmeyin sadece dokundurarak kurulayın.

ŞİFA Olsun…Sevgiyle…

(/A//vit-amin.net/)