Kategori arşivi: VATAN ve BAYRAK

BU VATAN BİZİM…

turrk

BU VATAN KİMİN…..

Bu vatan toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır,
Bir tarih boyunca onun uğrunda
Kendini tarihe verenlerindir.

Tutuşup kül olan ocaklarından,
Şahlanıp köpüren ırmaklarından,
Hudutta gaza bayraklarından
Alnına ışıklar vuranlarındır.

Ardına bakmadan yollara düşen,
Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan,
Huduttan hududa yol bulup koşan,
Cepheden cepheyi soranlarındır.

İleri atılıp sellercesine
Göğsünden vurulup tam ercesine,
Bir gül bahçesine girercesine
Şu kara toprağa girenlerindir.

Tarihin dilinden düşmez bu destan,
Nehirler gazidir, dağlar kahraman,
Her taşı yakut olan bu vatan
Can verme sırrına erenlerindir.

Gökyay’ım ne yazsan ziyade değil,
Bu sevgi bir kuru ifade değil,
Sencileyin hasmı rüyada değil,
Topun namlusundan görenlerindir.

Şair: Orhan Şaik Gökyay

Bu VATAN BİZİM…..(/vit-amin.net)

Vatan ve Bayrak SEVGİSİ….

BAYY

Vatan aşkı imandandır…Bayrak sevgiside öyle…
Bayrak bir milletin bağımsızlık simgesidir.Namusudur..Şerefidir…Bayrak kutsaldır..Bayrak milleti temsil eder..Bayrak yoksa sen yoksun demektir..Bayrak çok değerlidir..Rengini şehitlerin kanından..almış…Yıldızını hilalini genç kızlar kurtuluş savaşında göz yaşlarıyla işlemişlerdir..

Bir toprağın vatan olabilmesi için, o milletin bayrağının dalgalanması şarttır. Bayrak basit bir bez parçası değildir. Onda millet tarihinin derinliklerine inen kutsal hatıralar vardır

Şair Mithat Cemal Kuntay’ın dediği gibi;“Bayrakları bayrak yapan, üstündeki kandır.

Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.”

Mehmet Akif Ersoy un…

Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor.

Bir hilal uğruna Ya Rab ne güneşler batıyor!.

Dizelerindeki gibi duyguları derinden hissedebilecek ve bu şuuru şerefle kıyamete kadar taşıyabilecek tertemiz ve bilinçli bir nesil yetişmesi ümidiyle ….

Vatanımızda çeşitli ırk ve dinlere mensup insanlarla beraber, bu ülkenin bir vatandaşı olarak yüzyıllardır barış ve kardeşlik içinde yaşamaktayız. Bu barış ve kardeşlik ortamını korumak için çaba sarf etmeliyiz. İnanç ve düşünce özgürlüğüne saygılı olmalıyız. Beraberliğimizi bozan davranışlardan kaçınmalıyız. Kendimiz için istediğimiz şeyleri, başkaları için de istemeliyiz. Herkesin, eşit hak ve özgürlüklere sahip olduğunu bilmeliyiz.Hertürlü fitne ve oyunlara karşı uyanık olup kulak asmamalıyız…

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü!
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,
Işık ışık, dalga dalga bayrağım!
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Dolayısıyla Türk bayrağı sökük, yırtık, kirli bir hâlde bırakılmaz ve kullanılmaz; oturulacak veya basılacak bir yere serilmez.Ayaklar altına alınıp çiğnenemez..SU gibi Ekmek gibi azizdir.. Bayraktan örtü, perde vs. yapılmaz..Yapılamaz..Türk Milleti olarak hepimiz onu korumakla yükümlüyüz….Bayrak sevgisinin vatan sevgisiyle eş değer olduğunu çocuklarımıza öğretmeliyiz.Bunlardan bi haber olup da çocuklarını yetiştiremeyen bu konuda ihmal eden velilerede yazıklar olsun…

Son olarak Peygamber Efendimizin(sav) erleri ve onun yolundan   giden atalarımız (İslamı kıtalara yaymış)bayrağını… sancağını… düşmana kaptırmamak için göğsünü düşmana siper etmiştir…Bunu asla unutmayalım..  unutturmayalım..BAYRAK namusumuzun… şerfimizin örtüsüdür… Başımızın üstünde yeri vardır…Bilinçle kalın….

(//vit-amin.net)

İSTİKLAL MARŞI…

bayrak şereftir

İSTİKLAL MARŞI

Kahraman Ordumuza- VE yeni nesillere ithafen…..

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!
O benimdir, o benim milletimindir ancak!

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül… ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
‘Medeniyet! ‘ dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri ‘toprak’ diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma’ bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım;
Fışkırır rûh-ı mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım!

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!

Mehmet Akif Ersoy       (//vit-amin.net)