Kategori arşivi: İLAÇLARIMIZ

MAJİSTRAL İLAÇ…..

çeşitli Majistral 12

Majistral ilaç hazırlamak bir eczacının gerçek anlamda mesleğini icra edebileceği tek durumdur…Majistral ilaç yapmak aktarlıktan çok çok uzaktır..Eczacılığın temel uğraşı olan ilaç hazırlama becerileriyle alakalıdır…bazı dermatologlar eau de borique falan yazarlar arada sırada, ama bin yıllık revize edilmemiş formüller dışında ancak bir kaç akne solüsyonu reçete edilebiliyor günümüzde…bunun nedeni ise majistral yazabilecek yetkinlikteki doktorların çok az olması…..hemen hemen her eczacı majistralleri hazırlayabilmesi  gerekmektedir…her eczacılık öğrencisi 2+2=4 dönem olmak üzere bu majistral ilaçların nasıl yapılacağını öğrendikleri farmasötik teknoloji dersini alır. Teorik dersiyle beraber laboratuvarlardan sorumlu olan eczacıların ana derslerinden biridir.. Doktorlar ancak 2 dönem farmakoloji almaktadır..Dolayısıyla İlaç önce eczacıların işidir..Doktor insan bedenini ve hastalıklarını daha ayrıntılı işler..ilaç ve majistral ilaç yapımı eczacıların işidir…. bırakın reçetelemeyi majistral ne demek diye ortada dolanan doktorlar varken eczacıların bu işten el ayak çekmeleri gayet normaldir. Majistral reçeteler azaldığından her eczacı kilogramlarla satılan etken maddeleri alıp belki yılda bir majistral gelir de 0,1 mg kullanılır diye kenarda bekletmeyi mantıklı bulmadığından majistral hazırlamamayı seçmişlerdir… ayrıca aktarlarda majistral yapamaz..Majistral formulleri hayata geçiren eczacıları sayısıda  günümüzde oldukça azalmıştır…Oysa ki gerçek eczacılığın ilk ve tek  başlangıç ve temel adımıdır..Eczacılık ve ilaçlarla tedavi alternatif şekillerde çeşitli droglarla majistral yapımıyla doğmuştur…

Bunlar arasında özellikle çeşitli cilt problemlerine hazılanan formulasyonlar başta gelmektedir…(Sivilce,leke,mantar,ekzama,kaşıntı,kırışıklık,kuruluk vs..)

Sevgiyle..

(/Vit-amin.net//)

GELATİNE BLOM 80….

hel

Gelatin (Jelatin), hayvan deri ve kemiklerinde bulunan kolajenin hidrolize edilmesi ile elde edilen kıvam verme ve jelleştirme özelliği bulunan hayvansal kaynaklı bir proteindir.

Soğuk suya konulduğunda kolayca çözünmez ama jelatin parçacıkları ağırlığının 510 katına ulaşacak şekilde şişer. Şişmiş jelatin parçacıklarının erimesi için sıcaklığın en az 40 oC olması gerekmektedir. Sıcak suyla yüksek kıvamlı çözelti verir. Soğuyunca sağlam pelte halinde donar. Jelatin, besin maddesi olarak yaklaşık % 80-90 protein, % 10 nem içerir ve % 1 civarında kül bırakır. Jelatin, toz tatlı karışımları, şekerleme, pastalar, et ürünleri, bisküvi, şarap, meyve suları ve film endüstrisinde yaygın olarak kullanılmaktadır.

Kullanım Alanları:

– Gıda Sektörü

Şekerlemeler

Tatlılar

Süt Ürünleri

Et Ürünleri

Soslar ve Çorbalar

İçecekler

Fırın ürünleri

– Kozmetik

– Eczacılık

– Fotografcılık

– Gübreler

– Jelatin kaplamalar

– Micro-enkapsülasyon

– Beslenme

– Yıkama ve temizleme ajanı, vs

Fonksiyonları:

– Köpürmeyi sağlayıcı

– Emülgatör

– Kristalizasyonu düzenleyici

– Stabilizör

– Jelleştirme ajanı

– Bağlama ajanı

– Film oluşturucu

– Kremleştirme ajanı

– Durultma ajanı

– Koloidal yapıyı koruyucu

– Koyulaştırıcı

– Yapışma ajanı

Kullanım miktarları:

Çiklet/sakız
: % 10-15

Deniz ürünleri
: % 3-15

Dondurma
: % 0,2-1

Elma suyu berraklaştırması
: 195 g/ton

Ekşi elma işleme
: 20-60 g/HLt

Et ürünleri
: % 3-20

Köpüklü krema (çokomel)
: % 2-5

Meyveli jelibon
: % 0,5-2,5

Meyve suyu ve şarap berraklaşması
: 5-15 g/HLt

Peynir ve türevleri
: % 0,2-2

Pudingler, sütlü tatlılar
: % 0,2-2

Jöleler
: % 1,5-3

Sütlü kremalar (uzun süre dayanıklı)
: % 0,2-0,6

Tatlı ve acı elma suyu işleme
: 50-100 g/HLt

Yumuşak şekerler
: % 0,2-1

Kaynak:Prosisgıda
İlaçlarda kullanılan yardımcı katkı maddelerine helal bir alternatif olarak kullanılması ve kullanımının yaygınlaşmasını dileriz..

Sevgiyle….

(/Araştırma//Vit-amin.net/)

NİŞASTA…ve Prejelanitize Nişasta

patates

Nişasta, farin veya amidon, suda çözünmeyen, kompleks bir karbonhidrat. Bitkiler tarafından fazla glikozu depolamak için kullanılır. Endüstride tutkal, kâğıt ve tekstil yapımında kullanılır. Gıda sanayisinde kıvamlandırıcı, yemek yapımında sıvıları koyulaştırmakta kullanılır. Çoğunlukla tahıllardan ve patatesten elde edilen tatsız ve kokusuz bir tozdur.Kimyasal (CAS kayıt numarası: 9005-25-8) olarak nişasta, amiloz ve amilopektin isimli iki polimerik karbonhidratın (polisakkaritin) birleşimidir. Amiloz, glikoz monomer birimlerinin alfa-1,4 bağlantılılarla uçuca eklenmesinden oluşur. Amilozdan farklı olarak amilopektinde dallanma vardır, ana her 24-30 glikoz monomerinden birinde alfa-1,6 bağlantısı ile bir yan zincir başlar.

Amiloz lineer bir moleküldür, ancak birbirini izleyen glikoz birimlerinin açili olma eğiliminden dolayı bir sarmal oluşturur. İki amiloz molekülü birbirine sarılarak bir çifte sarmal da oluşturabilirler. Bu sarmalın iç yüzeyi hidrofobik olduğu için içinde yer alan su molekülleri kolaylıkla daha hıdrofobik moleküllerle yer değiştirebilir. Nişasta testinde kullanılan iyot molekülleri amiloz sarmallarının içine dizilince mavi bir renk oluşur. Amiloz sarmalları arasında oluşan hidrojen bağları yüzünden içinde çok az su barındıran yoğun bir yapı oluşur.

Amilopektinde dallanma noktalarından sonra birbirine paralel iki zincir birbirlerine sarılarak bir çifte sarmal oluştururlar. Amilopektin, bir çalı gibi, bir merkezden dallandıkça genişleyen bir şekle sahiptir. Dallanmakta noktalarında molekül düzensizdir, iki dallanma noktası arasında ise çifte sarmallar düzgün bir şekilde istiflenerek kristal bir yapı oluştururlar; bu yüzden mikroskopta nişasta taneciklerinde bu düzenli ve düzensiz bölgeler büyüme halkaları gibi görünür.

Bu moleküler yapısından dolayı amilopektin, nişasta taneleri olarak depolanmasını sağlayan sarmal şekilli olur. Hem amilopektin hem de amiloz glikozun polimerleridir, ve tipik bir amiloz polimeri 500-20.000 glikoz molekülünden, bir amilopektin molekülü ise yaklaşık bir milyon glikozda oluşur.

Yapısal olarak nişasta, birbirine bağlı, lineer polimer sütunlardan oluşur. Amilopektinde alfa-1,4 bağlantılı zincirler, düzenli aralıklarla alfa-1,6 bağlantılarıyla dallanır. Farklı bitki türlerinde, hatta aynı türün farklı anaçlarında (cultivar) amilozun amilopektine oranı değişir. Örneğin yüksek amilozlu mısır nişastasında % 85 oranında amiloz bulunurken, mumlu (waxy) mısır türünde amilopektin orani %99’dır. Amilopektin sarmalları çoğu tahıl nişastasında sıkı bir sekilde istiflenmişken (A-tipi nişasta), patates ve muz gibi bazı bitkilerde daha aralıklı istiflenirler (B-tipi nişasta). Bazı amilopektinlerde glikozların üzerinde bulunan fosfat grupları nişastanın suyu daha kolay emmesini sağlar. Bitkilerde nişasta çok az su içeren tanecikler halinde depolanır, bu taneciklerin boyutları bitkiden bitkiye değişir.

Bitkilerde nişastanın başlıca işlevi enerji depolamaktır. Bitki hücrelerinde nişastanın oluşumu plastid denen organellerde (kloroplast ve amyloplast) gerçekleşir.

Nişasta suda çözünmez. Sindirilmesi hidroliz yoluyla olur, bu reaksiyonu katalizleyen amilaz enzimleri glikozlar arasındaki bağları keserler. Hayvan ve insanlar amilaz enzimlerine sahip olduklarından nişastayı sindirebilirler. Farklı tip amilazlar nişastayı farklı biçimlerde parçalarlar. Nişasta parçalandıkça dekstrin, maltoz ve nihayet glikoza dönüşür. Maltoz ayrıca maltaz enzimi tarafından da sindirilebilir.

İçerdiği glikoz monomerleri sebebi ile ve nişastanın kan şekerine doğrudan etkisi bulunmaktadır.

VE SIRA GELDİ …İaç prospekyüslerinde yer alıp ta ne idüğü anlaşılamayayan jelatinize etme olayınaki bu çok önemli sığr jelatinimi adı lazım değil o mahlukun jelatinimi derken insanlar ilaçlarını kullanırken yanlış tereddütler içine düşebiliyor..

Faydalı olmak açısından bu konuyu araştırdık..

Jelleşme
Farklı zincir yapılarına sahip olan nişasta türleri su absorbsiyon kapasitesinde ve pişirme sıcaklığında da farklılıklar gösterir. Jelleşme sıcaklık aralığı 50- 85 °C’dir. Örneğin patatesten elde edilen nişastalar 60-65 C°’lerde jelleşme gösteririken, tahıl nişastaları 80-85 C°’lerde jelleşmektedir. Ayrıca patates nişastasının önceliği viskozitesinin yüksekliği ve jelleşme ısısının düşük olmasının yanı sıra jel çözeltisinin son ürüne renk ve parlaklık açısından etkilemeyecek oranda yarı saydam olmasıdır.

Oda sıcaklığında nişasta polimer zincirlerinin birbirine sıkıca kenetlendiği granüllerden oluşur. Suyun normalde içine giremediği granüllerdeki zincirler, yüksek sıcaklıkta birbirlerinden uzaklaşır ve suyla etkileşebilir hale gelirler. Su ve sıcaklığın etkisiyle, nişastadaki polimerler birbirleriyle hidrojen bağları kurmak yerine suya bağlanırlar. Su, nişastanın içine nüfuz ettikçe genel polimer yapısının düzeni bozulmaya başlar, granüllü bölgeler küçülür ve amorflaşır. Suyla etkileşen amiloz, nişasta tanesinden dışarı sızar. Böylece su emip şişen nişastaya jelleşmiş denir.

Jelleşmiş ve ardından kurutulmuş nişastaya prejelatinize edilmiş nişasta denir. Jelleşmiş nişasta doğrudan kurutulabileceği gibi, aşağıda ayrıntılanan şekillerde modifiye edildikten sonra da kurutulabilir.

Sıcaklık azalınca jelleşmiş nişastadaki polimer zincirleri tekrar birbirleriyle etkileşmeye başlarlar ve bağlandıkları su moleküllerini salarlar. Bu arzu edilmeyen bir süreçtir çünkü salınan su, bu nişastayı bulunduran gıda ürünlerinde mikrop üremesine ortam sağlar. Buna engel olmak için nişastanın modifikasyonuna gidilir.

Nişasta modifikasyonu
Nişastanın suyunu salmamasını sağlamak için kullanılan yöntemlerden biri kimyasal olarak çapraz bağlar kurmaktır. Ancak bu işlemden geçen nişastalar dondurulma halinde bozulduklarından bir diğer modifikasyon daha uygulanır, şekerlerin hidroksil gruplarının belli bir oranına şekerlerin birbiriyle etkileşmesine engel olmak için asetil veya hidroproksil grupları eklenir.

Bir başka modifikasyon türü ise jelatinasyon sırasında asit kullanarak polimerlerin az miktarda parçalanarak boylarının kısalmasıdır. Bunun avantajı hidroliz edilmiş nişastanın ısınmayla daha az genişleyip daha az su emmesi, dolayısyla soğuduğunda da fazla su salmamasıdır.

Polimerlerin boyunu kısaltmanın bir diğer yöntemi de oksidasyondur. Nişastaya sodyum hipoklorit katılınca hem şekerler arasındaki bağlar kopar, hem şeker halkalarının bazılarının parçalanması sonucuda karboksil ve karbonil grupları oluşur. Zincirlerin kısalması nişastanın su emme kapasitesini azaltır, karbonil ve karboksil grupları ise bu nişastayı asit hidrozli nişastadan daha dayanıklı kılar. Oksitlenmiş nişasta ayrıca daha yapışkandır.

Bu modifikasyonların her biri nişastaya farklı özellikler verir ve farklı uygulamalarda kullanılmasını sağlar. Bu modifikasyonlar, endüstriyel ürünlerde kullanımı esnasında pH, sıcaklık, basınç ve diğer faktörlere karşı direnç sağlar. Modifiye nişastalar Çerez, Ketçap, toz içecek ve çorba, et sanayi, unlu mamüller gibi gıda ürünlerinin yanında tekstil, kâğıt ve tutkal sanayinde de geniş bir kullanım alanı sunar.

Fiziksel modifikasyonlarda ürünlerde E numarası bulunmaz. Ancak kimyasal ve enzimatik modifikasyonların hemen hemen tamamında ürüne E numarası eklenir.

Nişasta, bitkilerde meyve, tohum, kök gövdesi (rizom) ve yumru köklerde bulunur. Türkiye’de nişastanın başlıca kaynakları buğday, pirinç, patates ve mısırdır. Ekmek önemli bir nişasta kaynağı olup buğdaydan hazırlanır. Yemeklik baklagiller de (bakla, mercimek, bezelye, nohut) nişasta bakımından zengindir.

Dünyada yaygınca kullanılan nişasta kaynakları arasında arrakaça, karabuğday, muz, arpa, manyok, konjak, kudzu, oka, sago, kocadarı (sorgum), taro, Hint yeralması ve tatlı patates sayılabilir.

Nişasta işlenmiş gıdalarda sıkça kullanılan bir katkı maddesidir. Nişasta önceden pişirilip pudding tipi gıdalara koyulaştırıcı olarak katılır (agar, pektin, jelatin ve carrageenan da aynı amaçla kullanılır).

kAYNAK:Vikipedia

(/Araştırma//Vit-amin.net/)

xaNax….

xanax

Formülü:
Her bölünebilir tablette 0.5 mg alprazolam bulunan 30 tabletlik ve her bölünebilir tablette 1.0 mg alprazolam bulunan 50 tabletlik ambalajlarda.
Farmakolojik özellikleri:
Endikasyonları:
1.Anksiyete durumları ( anksiyete nevrozları ) 2.Karma anksiyete-depresyon durumları
3.Nörotik ya da reaktif depresyon durumları 4.Başka hastalıklara eşlik eden anksiyete durumları, karma anksiyete-depresyon ya da nörotik depresyonlar
5.Panikle birlikte görülen hastalıklar
Kontrendikasyonları:
Xanax ( alprazolam ), benzodiazepinlere aşırı duyarlık gösterdikleri bilinen hastalarda kontrendikedir.
Uyarılar/Önlemler:
Xanax’ın primer teşhisin şizofreni olduğu hastalarda kullanılması öğütlenmemektedir. Alkolikler ve uyuşturucu alışkanlığı olanlar benzodiazepinlerle tedavide denetim altında tutulması gerekir. Primer depresyon belirtisi psikomotor yavaşlama olanlarda; bipolar depresyon hastalarında ve psikotik belirtiler gösterenlerde Xanax kullanılmamalıdır. Xanax kullanırken uyku hali ya da baş dönmesi gelişmediği saptanıncaya kadar hastalara motorlu taşıt ya da tehlikeli cihazlar kullanmamaları öğütlenmelidir. Diğer benzodiazepinlerde olduğu gibi, Xanax tedavisini birdenbire kesmekten kaçınılmalıdır. Ani kesmenin sonuçlarını önlemek için, dozaj tedricen azaltılmalıdır. İlacın ani bırakılması sonucu disfori, uykusuzluk, karın ve kas krampları, kusma, terleme, tremor ve bazen konvülziyonları kapsayabilen majör bir sendrom görülebilir. Bu belirti ve bulgulara, uzun sürelerle aşırı dozlar alan hastalarda daha sık rastlanmaktadır. Ağır depresyonlu ya da intihar eğilimli hastalara, ilaç kısıtlı miktarlarda reçete edilmelidir. Panikle birlikte görülen hastalıklar, birincil ve ikincil major depresyonlar ile birlikte görüldüğünden, bu hasta grubunda, tedavi edilmeyen vakalar arasında intihar oranı yüksektir. Bu yüzden, bu grup hastalarda, diğer psikotrop ilaçlarda olduğu gibi, Xanax da dikkatli reçete edilmelidir.Böbrek ya da karaciğer fonksiyonu bozukluğu olan hastaların tedavisinde geçerli önlemlere uyulmalıdır.18 yaşından küçük çocuklarda Xanax’ın etkinliği ve güvenirliği kanıtlanmamıştır. Gebelikte Kullanım: Gebeliğin ilk 3 ayında Xanax kullanımından kaçınılmalıdır.
Emzirme döneminde Kullanım: Birçok ilaç anne sütüne geçebildiğinden, ilaç kullanan annelerin emzirmemesi öğütlenmektedir. Dikkat! Bağımlılık yapabilir.
Yan etkiler/Advers etkiler:
Yan etkiler tedavinin başlangıcında gözlenir ve çoğunlukla tedavinin devamında veya doz azaltıldığında kaybolur. Xanax tedavisi sırasında en yaygın olumsuz reaksiyonun uyku hali olduğu saptanmıştır. Daha az oranda baş dönmesi, görme bulanıklığı, baş ağrısı, depresyon, uykusuzluk, sinirlilik/anksiyete, tremor, kilo kaybı koordinasyon bozuklukları, çeşitli mide-barsak ve otonom sinir sistemi belirtileridir. Panikle birlikte görülen hastalığı olanlarda en sık karşılaşılan yan etkilerde şunlardır: sedasyon/sersemleme, halsizlik, ataksi/koordinasyon bozukluğu ve peltek konuşma.
İlaç etkileşimleri:
Xanax, diğer psikotrop ilaçlar, antikonvülsanlar, antihistaminikler, alkol ya da MSS’de depresyona yol açan ilaçlarla birlikte kullanıldığında, merkezi sinir sistemi üzerinde ek bir depresif etki yaratırlar. Benzodiazepinlerin başka ilaçlarla da etkileştikleri bilinmektedir. Örneğin, alprazolam ve bazı belirli benzodiazepinlerin, simetidin ya da makrolit antibiyotiklerle birlikte kullanıldıklarında klerenslerinin geciktiği saptanmıştır. Bu etkileşimin klinik önemi bilinmemektedir.
Kullanım şekli ve dozu:
Her hasta için optimum Xanax dozu saptanmalıdır. Aşağıdaki günlük dozaj tablosu birçok hastanın gereksinimine uyabilir. Yüksek dozaj gerektiğinde, günlük dozlarından önce akşam dozları arttırılmalıdır.

Anksiyete: 3 kez 0.25-0.5 mg , Birkaç doza bölünerek günde 0.5-4 mg artırılır.

Depresyon: 3 kez 0.5 mg , Birkaç doza bölünerek
günde 1.5-4.5 mg artırılır.

Geriyatrik hastalar veya zayıf düşüren hastalık mevcudiyetinde : 2-3 kez 0.25 mg , Birkaç doza bölünerek günde 0.5-0.75 mg; gerekirse ve tolere edilebilirse tedricen artırılır.

Panikle birlikte görülen hastalıklar : Yatarken 0.5-1.0 mg , Doz, yanıta göre ayarlanmalıdır.Doz artırımları 3-4 günde 1.0 mg dan daha hızlı
yapılmamalıdır. Klinik araştırmalarda kullanılan
ortalama doz günde 5.7±2.3 mg’dır. Ender
olarak günde 10 mg’a çıkılmıştır.

VENİBA….

Veniba 75 mg XR 28 Kapsül

VENİBA 37,5 MG XR UZATILMIŞ SALIMLI SERT KAPSÜL
FORMÜLÜ:
Her kapsül uzatılmış salımlı formülasyonunda hidroklorür tuzu halinde 37,5 mg venlafaksin çerir. Boyar madde olarak titanyum dioksit (E171) içerir.
FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLERİ:
Farmakodinamik Özellikleri:
Venlafaksin selektif bir noradrenerjik – seratonerjik geri alım (reuptake) inhibitörüdür. Kimyasal olarak trisiklik, tetrasiklik veya diğer antidepresanlardan farklı, yeni bir antidepresandır. Preklinik çalışmalar, venlafaksinin ve başlıca metaboliti olan o-desmetilvenlafaksinin (o-dv) kuvvetli seratonin (5-HT) ve norepinefrin geri alım inhibitörü ve zayıf dopamin geri alım inhibitörü olduğunu göstermiştir. Venlafaksin ve o-dv, sadece kronik olarak bu etkiyi gösteren trisiklik ajanların aksine, hem akut (tek doz) hem de kronik uygulamadan sonra β-adrenerjik duyarlılığı azaltır. Bu özellik, venlafaksinin antidepresan etkisinin daha hızlı başlamasına neden olabilir. Venlafaksinin muskarinik, histaminerjik ve adrenerjik reseptörler üzerinde gerçek anlamda hiçbir in vitro afinitesi yoktur. Bu reseptörlerdeki farmakolojik aktivite diğer antidepresanlarla görülen antikolinerjik, sedatif ve kardiyovasküler gibi çeşitli yan etkiler ile ilgili olabilir. Venlafaksinin monoamin oksidaz inhibitör aktivitesi yoktur.
Farmakokinetik Özellikleri:
Emilim:
Venlafaksin iyi absorbe edilir ve yoğun bir ilk geçiş metabolizmasına uğrar. Venlafaksin uygulamasından sonra venlafaksin ve o-dv’in doruk plazma konsantrasyonlarına sırasıyla 6,0 ± 1,5 ve 8,8 ± 2,2 saatte ulaşılır. Venlafaksin kapsülden, venlafaksinin absorbsiyon hızı eliminasyon oranından yavaştır. Venlafaksin’in absorbsiyon yarı ömrü yaklaşık 15 saattir. Normal tablet ile karşılaştırıldığı zaman Venlafaksin kapsülün absorbsiyon hızı daha yavaştır, ancak absorbsiyon oranı (eğri altında kalan alan, AUC) aynıdır. Besinlerle birlikte alınmasının venlafaksinin absorbsiyonu üzerine veya o-dv oluşumu üzerine etkisi yoktur.
Dağılım:
Venlafaksin ve o-dv’in %35’den azı plazma proteinlerine bağlanır (sırasıyla yaklaşık, %27 ve %30). Bu nedenle protein bağlanmasına bağlı ilaç etkileşimi beklenmez.
Metabolizma:
Venlafaksin yoğun bir şekilde karaciğerde esas olarak CYP2D6 aracılığı ile metabolize olur; en önemli metaboliti o-dv’dir. Venlafaksin ayrıca CYP3A3/4 ile N-desmetilvenlafaksin, N2O-didesmetilvenlafaksin ve diğer metabolitlerine dönüşür.
Atılım:
Venlafaksinin uzatılmış salımlı formülasyonu, ilacı sindirim sistemine yavaşça bırakan steroidlerden oluşur. Bu steroidlerin çözünmeyen kısmı elimine edilir ve feçesde görülebilir.
Atılım başlıca böbrekler yoluyla gerçekleşir ve verilen dozun %87’si 48 saat içinde idrarda venlafaksin veya metabolitleri halinde bulunur.
Yaş ve cinsiyet venlafaksinin farmakokinetiğini önemli derecede etkilemez. Sağlıklı kişilerde kronik uygulama sırasında birikim gözlenmemiştir.
ENDİKASYONLARI:
Venlafaksin,
– Her tür depresyon tedavisinde,
– Depresyon nüksünün ve yeni episodların engellenmesinde,
– depresyona eşlik eden ankisiyete tedavisinde,
– Yaygın ankisiyete (YAB) tedavisinde,
– Sosyal fobi tedavisinde endikedir.
KONTRENDİKASYONLARI:
Venlafaksin veya formülasyondaki maddelerden herhangi birine aşırı hassasiyeti olduğu bilinen hastalarda kontrendikedir. MAO inhibitörleri ile birlikte kullanımı kontrendikedir (Bkz. “Uyarılar / Önlemler”).
MAOI tedavisinin kesilmesinden sonra en az 14 gün geçmeden venlafaksin tedavisine başlanmamalıdır. Herhangi bir MAOI kullanımına başlanmadan en az 7 gün önce venlafaksin kullanımına son verilmelidir (Bkz. “Uyarılar / Önlemler” ve “İlaç Etkileşimleri ve Diğer Etkileşimler”).
UYARILAR/ÖNLEMLER:
‘‘Antidepresanın özellikle çocuk ve gençlerdeki kullanımlarının intihar düşünce ve davranışlarını arttırma olasılığı bulunmaktadır. Bu nedenle özellikle tedavinin başlangıcı ve ilk aylarında, ilaç dozunun artırılma, azaltılma ya da kesilme dönemlerinde hastanın gösterebileceği huzursuzluk, aşırı hareketlilik gibi beklenmedik davranış değişiklikleri ya da intihar olasılığı gibi nedenlerle hastanın gerek ailesi gerekse tedavi edicilerce yakinen izlenmesi gereklidir.’’
Çocuklarda olduğu gibi yetişkinlerde deantidepresanların kullanımı gerektiğinde özellikle ilk 5 ay doz değiştirme durumlarında daha fazla olmak üzere, hastaların intihar, düşünce ve davranışlarında artış olasılığı yönünden uyarılması ve yakın takibi gereklidir.
MAO inhibitörleri kullanımının kesilmesinin hemen ardından Venlafaksin kullanımına başlanması ve Venlafaksin kullanımının kesilmesini takiben MAO inhibitörleri kullanıma başlanması ile bazıları ciddi olan advers reaksiyonlar bildirilmiştir. MAO inhibitörleri ve venlafaksine benzer farmakolojik özellikleri olan diğer antidepresanlarla birlikte veya ardarda kullanım ile malign nöroleptik sendroma benzer tremor, bulantı,kusma, miyoklonus, aşırı terleme, yüzde kızarıklık,baş dönmesi, kasılma ve aynı zamanda hipertermi ve bazen fatal etkileşim reaksiyonları bildirilmiştir. Bu yüzden Venlafaksin MAOI ile birlikte veya MAOI tedavisinin kesilmesini takiben 14 gün içinde kullanılmamalıdır. Venlafaksin kullanımına son verildikten sonra bir MAOI’ne başlamadan önce en az 7 gün geçmelidir.
MAO inhibitörlerinin kesilmesi ile Venlafaksin tedavisine başlanması arasındaki zaman aralığıyla ilgili yukarıda bahsedilen öneriler geri dönüşümsüz MAO inhibitörleri düşünülerek yapılmıştır. Geri dönüşümlü MAO inhibitörü olan moklobemid kullanımının kesilmesi ve Venlafaksin tedavisine başlanması arasında geçmesi gereken zaman 14 günden az olabilir. Ancak MAO inhibitörleri ile ilgili yukarıda bahsedilen advers reaksiyonların riskinden dolayı moklobemidden Venlafaksin tedavisine geçerken, yeterli bir zaman aralığı verilmesi sağlanmalıdır. Moklobemidin farmakolojik özellikleri ve hastanın kişisel değerlendirilmesi göz önünde tutularak, uygun bir arındırma dönemi uygulanmalıdır. MAOI ile selektif seratonin geri alım inhibitörleri veya trisiklik depresanların birlikte kullanılması ile de benzer etkileşim ve advers reaksiyonlar bildirilmiştir.
İntihar riski tüm depresif hastalarda düşünülmelidir ve doz aşımı riskini azaltmak için tedaviye küçük dozlarla başlanmalıdır.
Venlafaksin tedavisi ile konvülsiyonlar görülebilir. Tüm antidepresanlar gibi Venlafaksin daha önce konvülsiyonlar görülmüş hastalarda dikkatli kullanılmalıdır.
Hastalar kızarıklık, ürtiker veya benzer bir alerjik reaksiyon görüldüğünde doktorlarına bildirmeleri konusunda uyarılmalıdır.
Yaşlı hastalar ve diüretik kullananlar da dahil dehidrate veya sıvı kaybı olan hastalarda venlafaksin kullanımı ile hiponatremi ve/veya uygunsuz antidiüretik hormon salgılanması sendromu (SIADH) görülebilir.
Özellikle madde kötüye kullanımı ve bağımlılık öyküsü olan hastalarda suistimal riski vardır. Bu nedenle Venlafaksin kullanımı sırasında tolerans gelişimi, doz artırımı veya ilaç alışkanlığı gibi venlafaksinin yanlış ve kötüye kullanımının belirtileri gözlenmelidir.
Orta şiddetli veya ciddi renal yetmezlik veya karaciğer sirozu olan hastalarda venlafaksin ve aktif metabolitlerinin klirensi azaldığından, bu maddelerin eliminasyon yarı ömrü uzar. Bu durumda düşük doz gerekli olabilir.
Venlafaksin sağlıklı gönüllülerde psikomotor bilişsel veya kompleks davranış performansını etkilememiştir. Ancak, herhangi psikoaktif ilaç düşünme, karar verme ve motor becerilerine zarar verebilir. Bundan dolayı hastalar araba dahil tehlikeli makineleri kullanma yetileri konusunda uyarılmalıdırlar.
Venlafaksin geçmişinde miyokard enfarktüsü veya stabil olmayan kalp hastalığı olan hastalarda değerlendirilmemiştir. Bundan dolayı bu tip hastalarda dikkatli kullanılmalıdır.
Venlafaksin ile tedavi edilen bazı hastalarda kan basıncında doza bağlı artışlar gözlenmiştir. Venlafaksin alan hastalar için kan basıncı ölçümü tavsiye edilir.
Özellikle yüksek dozlar ile kalp atım hızında artmalar oluşabilir. Buna bağlı olarak olumsuz etkilenebilecek hastalığı olanlarda ilaç dikkatli kullanılmalıdır.
Venlafaksin ile bağımlı olarak midriyazis oluşabilir. Göz içi tansiyonu artmış olan veya akut dar açılı glokom riski taşıyan hastaların yakından izlenmesi tavsiye edilir.
Venlafaksin dahil antidepresan kullanan ruhsal bozukluğu olan hastaların küçük bir kısmında mani/hipomani oluşabilir. Diğer depresanlarda olduğu gibi venlafaksin geçmişinde mani hikayesi bulunan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır.
Venlafaksin alan hastalarda deri ve mukoza kanaması riski artabilir. Diğer serotonin-geri alım inhibitörleri gibi venlafaksin bu bölgelerde kanamaya eğilimi olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır.
Venlafaksin tedavisinin zayıflatıcı ajanlarla, fentermin dahil, kombine kullanımında güvenirliliği ve etkinliği kanıtlanmamıştır. Venlafaksin hidroklorür ve zayıflatıcı ajanların beraber kullanımı önerilmemektedir. Venlafaksin hidroklorür tek başına veya diğer ürünlerle kombine kullanımda zayıflatmada endike değildir. Belirgin kilo kaybı özellikle normal vücut ağırlığının altında olan depresif hastalarda Venlafaksin tedavisinin istenmeyen sonucu olabilir.
Uzun QT sendromu / Torsades de Pointes’e neden olabilir. Bu nedenle tanısı konmuş veya şüpheli konjenital uzamış QT sendromu veya Torsades de Pointes hastalarında kullanılmamalıdır. Kadınlarda Torsades de Pointes oluşma riski erkeklerden daha fazla olabilir.
Gebelikte kullanım:
Gebelik Kategorisi C’dir. Venlafaksinin güvenirliliği gebelerde kanıtlanmamıştır. Venlafaksin sadece potansiyel yararı riskinden fazla ise gebe kadınlara verilmelidir. Eğer venlafaksin doğuma kadar veya doğumdan kısa bir süre öncesine kadar kullanılırsa, yeni doğan bebekte kesilme etkileri görülebilir.
Laktasyonda kullanım:
Venlafaksin ve o-desmetilvenlafaksin anne sütüne geçtiğinden ya emzirmekten vazgeçilmeli ya da venlafaksin tedavisi kesilmelidir.
Pediatrik kullanım:
18 yaşın altındaki hastalarda etkinlik ve güvenirlik belirlenmemiştir. Pediatrik klinik çalışmalarda hostilite ile özellikle major depresyon vakalarında intihar fikirleri ve kendine zarar verme gibi intihar ile ilgili artan vaka bildirimleri olmuştur.
Araç ve makine kullanmaya etkisi:
Venlafaksinin psikomotor, kognitif veya kompleks davranış performansını etkilemediği sağlıklı gönüllülerde gösterilmiş olmasına rağmen, her hangi bir psikomotor ilaç kara verme, düşünme ve motor yetenekleri etkileyebilir. Bu nedenle, hastalar araç ve tehlikeli makine kullanımında dikkatli olmalıdırlar.

YAN ETKİLER/ADVERS ETKİLER:

Metabolizma ve beslenme bozuklukları:
iştah azalması, kilo kaybı, kuvvetsizlik halsizlik, serum kolesterol seviyesinin yükselmesi (özellikle uzun süre kullanım ve muhtemelen yüksek dozlar ile) (>1%)
kilo alma uyuşukluk ( >0.01% ve <1%)
Hepatit, uygunsuz antidiüretik hormon salgılanması ( >0.01% ve <1%)
Pankreatit, prolaktin artması
Psikiyatrik bozukluklar:
Libido azalması (>1%)
Anormal orgazm ,diş gıcırdatma ( >0.01% ve <1%)
Nörorolaptik maling sendrom(NMS),manik reaksiyon,serotonerjik sendrom( >0.01% ve <1%)
Ajitasyon deliryum,extrapiramidalreaksiyonlar (distoni ve diskinezi dahil), tardif diskinezi
Sinir Sistemi Bozuklukları:
Anormal rüya görme, baş dönmesi, uykusuzluk, sinirlilik,parestezi, sedasyon, tremor, esneme(>1%)
Göz ile ilgili bozukluklar:
Gözde uyum bozukluğu, midriyazis, görme bozuklukları (>1%)
Kardiyovasküler sistem:
Hipertansiyon, vazodilatasyon, (çoğunlukla sıcak basması) (>1%) Hipotansiyon, postural hipotansiyon, senkop, taşikardi ( >0.01% ve <1%)
Tedavi edilmiş hipertansiyon veya başlangıçta yükselmiş kan basıncı olan hastalarda venlafaksin tedavisi ile daha fazla artış eğilimi görülmemektedir. Rutin kan basıncı kontrolleri önerilebilir.
Hematolojik Bulgular:
Kanama zamanının uzaması, trombositopeni ( >0.01% ve <1%)
QT uzaması, ventrikül fibrilasyon, ventrikül taşikardi (torsede pointes dahil) (<0.01%)
Pulmoner eozifili, kan diskrazisi (agranülositoz, aplastik anemi, nötropeni ve pansitoni dahil)
Gastrointestinal Bozukluklar:
Ağız kuruluğu, konspitasyon mide bulantısı, kusma(>1%)
Değişmiş tat duygusu ( >0.01% ve <1%)
Diyare
Deri, mukoza ve kas doku bozuklukları:
Kas tonusunun artması, terleme (gece terlemeleri dahil) (>1%)
Ekimoz, mukoza kanaması, kızarıklık, alopesi, fotosentivite reaksiyonu ( >0.01% ve <1%)
Eritem multiforme, Steven Johnson sendromu (<0.01%)
Rabdomiyom, kaşıntı
Üreme Sistemi bozuklukları:
Anormal ejakülasyon/orgazm (erkeklerde) anorgasmia, ereksiyon disfonksiyonu (>1%) Menoraji ( >0.01% ve <1%)
Üriner Sistem Bozuklukları:
İdrar yapma bozukluğu (çoğunlukla duraksayarak) (>1%)
İdrar retansiyonu ( >0.01% ve <1%)
Genel bozukluklar:
ANAFLAKSİ (<0.01%)
Antidepresanların kesilmesi ile meydana gelen etkiler iyi bilinmektedir ve bu nedenle Venlafaksin dozunun kademe kademe azaltılması ve hastaların kontrol altında tutulması tavsiye edilir. Tedavinin kesilmesi için gereken zaman, doz, tedavi süresine ve hastaya bağlı olabilir (bkz. “Kullanma Şekli ve Dozu”). Tedavinin aniden kesilmesi, dozun birden azaltılması veya kademe kademe azaltılması ile ilgili semptomlar hipomania, ankisiyete, ajitasyon, sinirlilik, konfüzyon, uykusuzluk veya diğer uyku bozuklukları, halsizlik, uyuşukluk, parestezi, baş dönmesi,konvülsiyon,vertigo, başağrısı,kulak çınlaması, terleme, ağız kuruluğu, anoreksi, diyare, mide bulantısı ve kusmadır. Kesilme reaksiyonlarının çoğunluğu hafiftir ve tedaviye gerek olmadan geçer.
BEKLENMEYEN BİR ETKİ GÖRÜLDÜĞÜNDE DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ.
İLAÇ ETKİLEŞMELERİ VE DİĞER ETKİLEŞİMLER:
Venlafaksinin monoamin oksidaz inhibitörleri ile birlikte kullanımı kontrendikedir (Bkz. “Uyarılar / Önlemler” ve “Kontrendikasyonlar”) In vitro çalışmalar, venlafaksinin alprazolam, dekstrometorfan, kafein, imipramin ve risperidon gibi santral sinir sistemi üzerinde etkisi olan değişik ilaçlarıın metabolizyonunu etkilemediğini göstermektedir.
Venlafaksin ve metaboliti, plazma proteinlerine düşük oranda bağlandıklarından (%27, %30) buna bağlı ilaç etkileşimi beklenmemektedir. Venlafaksinin bilinen etki mekanizmasına ve serotonin sendromu potansiyeline dayanarak, Venlafaksin serotonerjik nörotransmiter sistemlerini etkileyebilecek başka ilaçlarla (triptan, selektif serotoninin geri alım inhibitörleri (SSRI’lar) veya lityum) beraber kullanılırken dikkatli olunmalıdır.
Yapılan çalışmalarda venlafaksin ile lityum diazepamın birlikte kullanılmasının farmakokinetik etkileşime neden olmadığı gösterilmiştir (Santral sinir sistemi üzerinde etkisi olanilaçlarla ilgili üstteki paragrafa bakınız).
Venlafaksinin haloperidol ve varfarin ile birlikte kullanımının, serum ilaç düzeylerinde yükselme ve laboratuvar değerlerinde değişiklikler gibi etkileşimlere neden olduğu bildirilmiştir. Venlafaksin ilavesini takiben varfarin alan hastalarda antikoagulan etkiler artabilir. Haloperidol ile yapılan bir farmakokinetik çalışmada haloperidol için toplam oral klirenste % 42 düşüş, AUC’de % 70 artış, Cmax’da %88 artış gözlenmiştir, ama yarı ömründe değişiklik olmamıştır.
Sağlıklı gönüllülere venlafaksinin etanol ile birlikte verilmesi (günde bir kez 0.5g/kg) ile venlafaksin, metaboliti ve etanolün farmakokinetik profilleri değişmemiştir.
Venlafaksinin etanolün mental ve motor davranışlara verdiği zararı arttırmadığı gözlenmiştir. Ancak hastalar bütün santral sinir sistemi üzerinde etkisi olan ilaçlarda olduğu gibi, venlafaksin kullanırken alkol almamaları konusunda uyarılmalıdırlar.
Venlafaksin imipramin ve 2-OH-imipraminin farmakokinetiğini etkilemez. Ancak venlafaksin ile beraber alındığında desipraminin AUC, Cmax ve Cmin’ları aşağı yukarı %35 artar. 2-OH-desipraminin AUC 2,5–4,5 kat artar. İmipramin, venlafaksin ve O-desmetilvenlafaksinin farmakokinetiğini etkilemez.
İndinavir, venlafaksin ve O-desmetilvenlafaksinin farmakokinetiğini etkilemez. Bu etkileşimin klinik önemi bilinmemektedir.
Venlafaksinin diğer antidepresanlar veya elektrokonvulsif terapi ile birlikte kullanımını değerlendiren klinik çalışmalar mevcut değildir.
KULLANIM ŞEKLİ ve DOZU
Pozoloji
Her tür depresyon tedavisinde, depresyona eşlik eden anksiyete, yaygın ankisiyete bozukluğu ve sosyal fobi tedavisinde
Başlangıç dozu günde 1 kez 37.5 -75 mg (günde iki kez 37.5 mg) Venlafaksin XR’dır.
Eğer iki hafta sonra klinik düzelmenin artması isteniyorsa doz günde 1 kez 150 mg Venlafaksin’e yükseltilebilir. Gerekli durumlarda doz, günde 1 kez 225 mg’a yükseltilebilir. Doz artışları yaklaşık 2 haftalık veya daha fazla aralıklarla yapılmalıdır, ama 4 günden kısa aralıklarla yapılmamalıdır.
Devam Tedavisi: Depresyonun nüksünün ve yeni episodların engellenmesi
Gerekli doz, günde 1 kez 75 mg (günde iki kez 37.5 mg) Venlafaksin XR’dir.
Venlafaksin kapsül ile tedavi edilmekte olan deprese hastalar en yakın ekivalan doz (mg/gün) ile Venlafaksin’e geçebilirler. Ancak kişisel doz ayarlaması gerekli olabilir.
Uygulama Şekli
Venlafaksin günde bir kez aşağı yukarı aynı saatlerde (sabah ya da akşam) alınmalıdır. Venlafaksin’in yemek ile birlikte alınması tavsiye edilir.
Her kapsül bütün olarak sıvıyla yutulmalıdır. Kapsülü bölmeyiniz, ezmeyiniz, çiğnemeyiniz veya suya koymayınız.
Böbrek ve karaciğer yetmezliği olan hastalar: Böbrek ve/veya karaciğer yetmezliği olan hastaların düşük dozda venlafaksin almaları gerekir.
Glomerüler filtrasyon hızı 10 – 70 mL/dakika olan hastalarda venlafaksinin toplam günlük dozu %25–50 oranında azaltılmalıdır. Hemodiyaliz hastalarında venlafaksinin toplam günlük dozu %50 oranında azaltılmalıdır. Diyaliz sırasında venlafaksin uygulanmamalıdır. Diyalizden 4 saat sonra venlafaksin uygulanmalıdır.
Orta derecede karaciğer yetmezliği olan hastalarda, venlafaksinin toplam günlük dozu %25-%50 oranında azaltılmalıdır. Bazı hastalar için %50’den fazla doz azaltılması uygun olabilir.
Yaşlı Hastalar: Yaşlı hastalarda, yalnızca yaşlarından dolayı mutad dozda ayarlama yapılması tavsiye edilmez.
Çocuklarda kullanım: 18 yaşın altındaki çocuklarda venlafaksinin kullanımına bağlı yeterli deneyim yoktur (Bkz. “Uyarılar / Önlemler – Çocuklarda kullanım”).
Doktor her hastada uzun-dönem venlafaksin tedavisinin yararını periyodik olarak değerlendirilmelidir. Akut majör depresyon vakalarının birkaç ay veya daha uzun süre ile farmakolojik tedavi gerektirdiği genellikle kabul edilmektedir. Venlafaksinin uzun süreli (12 aya kadar) depresyon tedavisinde etkinliği gösterilmiştir. Anksiyete ve Sosyal Fobi tedavisinde 6 aya kadar etkinliği gösterilmiştir.
Venlafaksin tedavisi kesilirken dozun kademeli olarak azaltılması tavsiye edilir. Altı haftadan uzun süre venlafaksin kullanan hastalarda dozun kademeli olarak düşürülmesi için en az 2 haftalık bir periyod tavsiye edilir. Dozun kademeli olarak düşürülmesi için gereken periyodik doza, tedavi süresine ve hastaya bağlıdır.
DOZ AŞIMI:
Pazarlama sonrası çalışmalarda özellikle diğer ilaçlar ve/veya alkol ile beraber yüksek dozda Venlafaksin alımı ile EKG değişiklikleri (QT aralığının uzaması, kalp bloku, QRS uzaması), sinüzal ve ventriküler taşikardi, bradikardi, hipotansiyon, vertigo, şuur bozukluğu (uyuşukluk-koma), konvülsiyon ve ölüm bildirilmiştir. Bu tip vakalar nadir olup belirtiler genellikle kendiliğinden kaybolur.
Doz aşımı tedavisi: Yeterli havayolu, oksijenasyon ve ventilasyon sağlanır. Kardiyak ritm ve hayati bulguların izlenmesi tavsiye edilir. Genel destekleyici ve semptomatik ölçümler de tavsiye edilir.
Aspirasyon riski varsa kusma önerilmez.
Gastrik lavaj, semptomatik hastalarda veya yüksek dozda Venlafaksin alımının hemen arkasından yapılmak üzere önerilebilir.
Aktif kömür kullanımı ilaç absorpsiyonunu kısıtlayabilir.
Venlafaksinin bilinen spesifik antidotu yoktur.
Diürez, diyaliz, hemoperfüzyon ve tranfüzyonun yararlı olmadığı düşünülmektedir.

LUSTRAL….

lustral50mg_

LUSTRAL® oral uygulama için 50 mg sertraline eşdeğer SertralinHCL ve boyar madde olarak titanyum dioksit içeren film kaplı çentikli tabletler halinde bulunur.

Endikasyonları
LUSTRAL®, depresyon tedavisinde, hastalarda mani hikayesi olsun veya olmasın, endikedir. Tatminkar bir cevabı takiben, LUSTRAL® tedavisine devam edilmesi, depresyonun başlangıç epizodunun nüksünün veya yeni depresyon epizodlarının oluşmasının engellenmesinde etkilidir. LUSTRAL®, obsesif kompulsif bozukluk tedavisinde endikedir. Başlangıçtaki yanıtı takiben, obsesif kompulsif bozukluğun uzun süreli tedavisinde, LUSTRAL®’in, 2 yıla kadar devamlı etkinliği, emniyeti ve tolerabilitesi gösterilmiştir. LUSTRAL®, obsesif kompulsif bozukluğu olan 6 yaşından büyük pediyatrik hastaların tedavisinde de endikedir. LUSTRAL®, agorafobi ile beraber seyreden panik bozukluk dahil olmak üzere panik bozukluğu tedavisinde endikedir. LUSTRAL®, travma sonrası stres bozukluğu tedavisinde de endikedir.

Kontrendikasyonları:
LUSTRAL®, sertraline hassasiyeti olduğu bilinen hastalarda ve birlikte monoaminoksidaz inhibitörü alan hastalarda kontrendikedir. (Uyarılar/Önlemler bölümüne bakınız)

Uyarılar / Önlemler:
Monoamin Oksidaz İnhibitörleri Sertralin ile birlikte selektif MAO inhibitörü olan selegilin ve reversibl MAO inhibitörü olan moklobemid dahil, monoamin oksidaz inhibitörleri (MAOI) alan hastalarda, bazen fatal olabilen, ciddi reaksiyonlar bildirilmiştir. Bazı hastalarda serotonin sendromuna benzer görünümler meydana gelmiştir ki bu sendromun semptomları şunlardır: hipertermi, rijidite, miyokloni, vital bulgularda muhtemel hızlı dalgalanmalarla birlikte otonom değişkenlik, konfüzyon, irritabilite dahil mental durum değişiklikleri, deliryum ve komaya varabilen ileri derecede ajitasyon. Bu nedenle, sertralin MAOI ile kombine olarak veya MAOI tedavisinin kesilmesinden sonraki 14 gün içinde kullanılmamalıdır. Benzer şekilde, MAOI tedavisi başlatılacaksa sertralinin kesilmesinden sonra arada en az 14 gün bulunmalıdır (Kontrendikasyonları bölümüne bakınız).

Diğer Serotonerjik İlaçlar Farmakodinamik etkileşme olasılığından dolayı, triptofan, fenfluramin veya 5-HT agonistleri gibi serotonerjik nörotransmisyonun etkilerini artıran ilaçlarla birlikte sertralin alınırken dikkatli olunmalı ve mümkünse bu kombinasyonlardan kaçınmalıdır (İlaç Etkileşmeleri bölümüne bakınız). Selektif Serotonin Geri Alım İnhibitörleri (SSRI), Antidepresan veya Antiobsesif İlaçlardan Sertraline Geçiş SSRI’nden, antidepresanlardan veya antiobsesif ilaçlardan sertraline geçiş yapılırken, en uygun zamanlama konusunda sahip olunan kontrollü deneyimler sınırlıdır. Özellikle fluoksetin gibi uzun etkili ajanlardan sertraline geçerken dikkatli ve titiz bir medikal değerlendirme yapılmalıdır. Bir selektif serotonin geri alım inhibitöründen (SSRI) diğerine geçiş için gerekli arınma (wash out) zamanı belirlenmemiştir. Mani / Hipomani Aktivasyonu Erken klinik çalışmalar sırasında sertralin ile tedavi edilen hastaların yaklaşık % 0.4′ünde mani veya hipomani aktivasyonu görülmüştür. Major duygulanım bozukluğu olan ve piyasadaki diğer antidepresanlarla ve antiobsesif ilaçlarla tedavi edilen hastaların küçük bir oranında da mani/hipomani aktivasyonu bildirilmiştir. Konvülsiyonlar Konvülsiyonlar antidepresan ve antiobsesif ilaçlar için potansiyel bir risktir. Sertralin, anstabil epilepsili hastalarda kullanılmamalı ve epilepsisi kontrol altında olan hastalar dikkatle gözetim altında tutulmalıdır.

Hastada konvulsif nöbetler oluşursa sertralin tedavisi derhal kesilmelidir. İntihar Depresyonda intihar girişimi olasılığı bulunması ve belirgin remisyon oluşuncaya kadar devam edebilme ihtimali nedeni ile, hastalar tedavinin başlangıç dönemlerinde yakın olarak izlenmelidir. Vasıta Sürme/Makine Kullanma Sertralinin psikomotor performans üzerine hiç bir etkisi yoktur. Ancak psikotrop ilaçlar, vasıta sürme veya makine kullanma gibi potansiyel olarak tehlikeli işlerin yapılabilmesi için gerekli zihinsel ve fiziksel kabiliyetleri azaltabileceğinden, hasta gereğince uyarılmalıdır. Karaciğer Yetmezliğinde Kullanım Sertralin yoğun bir biçimde karaciğerde metabolize olur. Çok dozlu bir farmakokinetik çalışmada, normal kişilerle karşılaştırıldığında, hafif stabl sirozu bulunan hastalarda daha uzun eliminasyon yarı ömrü ve yaklaşık 3 kat artmış EAA (Eğri Altı Alanı) ve Cmaks bulunmuştur. Plazma proteinlerine bağlanmada iki grup arasında anlamlı bir farklılık olmamıştır. Sertralin karaciğer hastalığı olan kişilerde ihtiyatla kullanılmalıdır. Karaciğer bozukluğu olan hastalara daha düşük veya daha seyrek doz verilmelidir. Böbrek Yetmezliğinde Kullanım Sertralin büyük oranda metabolize olur. İdrarda değişmemiş ilacın atımı, eliminasyonun minör bir yoludur. Hafif ve orta şiddetli böbrek bozukluğu olanlarda (kreatinin klirensi 30-60 ml/dak) veya orta şiddetli ve şiddetli böbrek bozukluğu bulunanlarda (kreatinin klirensi 10 – 29 ml/dak) çok doz farmakokinetik parametreleri (EAA 0-24 ve Cmaks) belirgin fark göstermez. Yarı ömürleri yakın olmuştur ve plazma proteinlerine bağlanmada farklılık olmamıştır. Sertralinin düşük renal atılımından beklendiği gibi sertralin dozu, böbrek yetmezliğinin derecesine bağlı olarak ayarlanmak zorunda değildir.

Çocuklarda Kullanım 6-17 yaş grubundaki depresyonlu veya obsesif kompulsif bozukluğu olan hastalarda sertralin yetişkinlerdekine benzer bir farmakokinetik profil gösterir. Hamilelikte Kullanım Hamilelik kategorisi C’dir. Gebelik esnasında, sertralin ancak öngörülen yararlar risklerden fazlaysa kullanılmalıdır. Emzirme Döneminde Kullanım Emziren annelerde kullanımı; doktor tarafından yararının riskinden daha fazla olduğu düşünülmedikçe önerilmemektedir. Eğer hamilelikte ve/veya emzirme döneminde sertralin kullanılıyorsa, hekim, sertralinin de dahil olduğu SSRI grubu antidepresanları kullanan bazı annelerin yenidoğan bebeklerinde rapor edilen, aniden kesilme reaksiyonlarıyla uyumlu semptomların da dahil olduğu semptomların bildirildiğinin farkında olmalıdır.

Çocuk doğurma çağındaki kadınlar, sertralin alırken, uygun bir doğum kontrol yöntemi uygulamalıdırlar. Yaşlılarda Kullanım Yaşlılarda sertralinin etkinliği ile advers etkilerin tipi ve insidansı genç hastalarınki ile aynıdır.

Yan Etkiler:
Klinik Çalışmalarda Elde Edilen Veriler; Depresyon ve obsesif kompulsif bozukluk için yapılan çok dozlu klinik çalışmalarda sertralin kullanımı ile plaseboya göre daha sık görülen yan etkiler: Otonom sinir sistem: ağız kuruluğu ve terleme artışı Santral ve periferik sinir sistemi: baş dönmesi ve tremor Gastrointestinal sistem: diyare/yumuşak gaita, dispepsi ve bulantı Psikiyatrik: iştahsızlık uykusuzluk ve somnolans Üreme: seksüel disfonksiyon (esas olarak erkeklerde ejakülasyon gecikmesi) Obsesif kompulsif bozukluğu ve panik bozukluğu olan hastalarda gözlenen yan etki profili depresyon hastalarında görülenlere benzerdir.

Pazarlama Sonrasında Elde Edilen Veriler: Pazarlama sonrasında sertralin alan hastalarda görülen ancak ilaçla muhtemel ilişkisi kanıtlanmamış olan advers olaylar aşağıda listelenmiştir. Advers olaylar Dünya Sağlık Örgütü’nün terminolojisine bağlı kalınarak sınıflandırılmışlardır. Seyrek; hastalarda  1/100 oranında görülen istenmeyen olayları, nadir; hastalarda  1/100 ile  1/1000 aralığında görülen istenmeyen olayları ve çok nadir; hastalarda  1/1000 oranında görülen istenmeyen olayları tanımlamak için kullanılmıştır. Otonom sinir sistemi: Nadir: midriazis; Çok nadir: priapizm Tüm vücut: Seyrek: asteni, halsizlik ve sıcak basması; Nadir: ateş; Çok nadir: alerjik reaksiyonlar, alerji Kardiyovasküler sistem: Seyrek: göğüs ağrısı, çarpıntı; Nadir: hipertansiyon, periorbital ödem, senkop ve taşikardi Santral ve periferik sinir sistemi: Seyrek: baş ağrısı, hareket bozuklukları ( hiperkinezi,hipertoni, diş gıcırdatma veya yürüyüş şekli anormalliklerini de içeren ekstrapiramidal semptomlar), parestezi, hipoestezi; Nadir: migren Çok nadir: koma, konvülsiyonlar.

Ayrıca serotonin sendromu ile görülen belirti ve semptomlar bildirilmiştir: Bazı vakalarda serotonerjik ilaçların beraber kullanımı ile görülen bu yan etkiler, ajitasyon, konfüzyon, fazla terleme, diyare, ateş, hipertansiyon, rijidite ve taşikardiyi içerir. Endokrinolojik: Çok nadir: galaktore, hiperprolaktinemi ve hipotroidizm. Gastrointestinal sistem: Seyrek: karın ağrısı ve kusma; Çok nadir: pankreatit Hemopoietik sistem: Nadir: purpura; Çok nadir: değişmiş trombosit fonksiyonu, kanama anomalisi (epistaksis, gastrointestinal kanama veya hematüri gibi) lökopeni, ve trombositopeni Laboratuar değişiklikleri: Çok nadir: anormal klinik laboratuar sonuçları. Karaciğer / safra: Çok nadir: serum transaminazlarında (SGOT ve SGPT) asemptomatik artışlar, ciddi karaciğer olayları (hepatit, sarılık ve karaciğer yetmezliği dahil) Metabolik / beslenme: Çok nadir: hiponatremi ve serum kolesterolünde artış Psikiyatrik: Seyrek: ajitasyon, anksiyete; Nadir: depresif semptomlar, hallüsinasyon; Çok nadir: agresif reaksiyon ve psikoz Üreme: Seyrek: menstrual düzensizlikler Solunum: Çok nadir: bronkospazm Deri: Seyrek: döküntü; Nadir: alopesi; Çok nadir: anjioödem ve eritema multiforme gibi ciddi eksfoliatif deri hastalıklarına dair seyrek raporlar Üriner: Çok nadir: yüzde ödem ve üriner retansiyon Diğer: Çok nadir: sertralinin kesilmesinin ardından rapor edilen semptomlar. Bu semptomlar, ajitasyonu, anksiyeteyi, baş dönmesini, baş ağrısını, bulantıyı ve paresteziyi içerir.

BEKLENMEYEN BİR ETKİ GÖRÜLDÜĞÜNDE DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ

Etkileşimler:
Monoamin Oksidaz İnhibitörleri: ( Kontrendikasyonlar ve Uyarılar / Önlemler bölümüne bakınız.) SSS Depresanları ve Alkol Günde 200 mg sertralinin birlikte alınması, sağlıklı kişilerde alkolün, karbamazepinin, haloperidolün veya fenitoinin kognitif ve psikomotor performans üzerindeki etkisini arttırmaz. Ancak sertralinin alkol ile birlikte kullanımı tavsiye edilmemektedir. Lityum Lityum ve sertralinin birlikte verilmesi lityum farmakokinetiğini anlamlı olarak değiştirmez. Ancak muhtemel bir farmakodinamik etkileşmenin işareti olabilecek şekilde tremorda artış oluşturur.

Sertralin, lityum gibi serotonerjik mekanizmalar yolu ile etki eden ilaçlarla birlikte kullanıldığında, hastalar uygun bir şekilde izlenmelidir. Fenitoin Kronik 200 mg/gün sertralin uygulaması, fenitoinin metabolizmasında klinik açıdan önemli bir inhibisyon oluşturmaz. Gene de, sertralin terapisinin başlanmasının ardından, uygun fenitoin doz ayarlamaları ile, plazma fenitoin konsantrasyonlarının izlenmesi tavsiye edilir. Sumatriptan Sertralin ve sumatriptan kullanımının ardından güçsüzlük, hiperrefleksi, koordinasyon bozukluğu, konfüzyon, anksiyete ve ajitasyon görülen hastalara dair seyrek pazarlama sonrası raporlar mevcuttur. Sertralin ve sumatriptanın beraber kullanımı klinik açıdan gerekli ise, hastanın uygun şekilde gözlenmesi önerilir. (Uyarılar / Önlemler bölümüne bakınız) Serotonerjik İlaçlar : (Uyarılar / Önlemler bölümüne bakınız.) Proteinlere Bağlanan İlaçlar Sertralin plazma proteinlerine bağlandığından, plazma proteinlerine bağlanan diğer ilaçlarla etkileşme potansiyeli bulunduğu akılda tutulmalıdır. Ancak diazepam, tolbutamid ve warfarin ile ayrı ayrı kullanılan sertralinin, substratın proteinlere bağlanması üzerine anlamlı bir etkisi gösterilmemiştir. (Diğer İlaç Etkileşmeleri alt bölümüne bakınız) Varfarin Varfarin ile birlikte günde 200 mg sertralin verilmesi, protrombin zamanında klinik önemi bilinmeyen, küçük bir artışa sebep olmuştur. Bu nedenle, sertralin tedavisi başlatıldığında veya kesildiğinde protrombin zamanı dikkatlice izlenmelidir.

Diğer İlaç Etkileşmeleri Diazepam veya tolbutamidin günde 200 mg sertralin ile birlikte verilmesi, bazı farmakokinetik parametrelerde, küçük değişikliklere sebep olmuştur. Simetidin ile birlikte verilmesi sertralin klirensinde önemli düşüşlere sebep olmuştur. Bu değişikliklerin klinik önemi bilinmemektedir. Sertralin, atenololün beta adrenerjik blokaj aktivitesini etkilememiştir. Glibenklamid veya digoksin ile birlikte günde 200 mg sertralin verilmesiyle bir etkileşme gözlenmemiştir.

Elektrokonvulsif tedavi (EKT) EKT ve sertralinin kombine kullanımının yarar ve zararlarını gösteren klinik çalışmalar bulunmamaktadır. Sitokrom P450 (CYP) 2D6 Tarafından Metabolize Edilen İlaçlar İzoenzim CYP 2D6’nın aktivitesini inhibe etme bakımından antidepresanlar arasında farklılık vardır. Bu durumun klinik önemi, inhibisyonun derecesine ve beraber uygulanan ilacın terapötik indeksine bağlıdır. Dar terapötik indeksli CYP 2D6 substratları, trisiklik antidepresanlar ile propafenon ve flekainid gibi Sınıf I C antiaritmikleri içerir. Rutin etkileşme çalışmalarında sertralinin günde 50mg kronik dozu ile CYP2D6 izoenzim aktivitesinin bir markeri olan desipraminin kararlı durum plazma düzeylerinde minimal bir yükselme (ortalama %23-37) görülmüştür. Diğer CYP Enzimleri (CYP 3A3/4, CYP 2C9, CYP2C19, CYP 1A2) Tarafından Metabolize Edilen İlaçlar CYP 3A3/4: Günde 200 mg sertralinin kronik uygulamasının, CYP 3A3/4’ü inhibe etmediği gösterilmiştir. CYP 2C9: Sertralin,CYP 2C9′un klinik olarak ilgili bir inhibitörü değildir. CYP 2C19: Sertralin,CYP 2C19′un klinik olarak ilgili bir inhibitörü değildir. CYP 1A2: İn vitro çalışmalarda sertralinin CYP 1A2 inhibisyon potansiyeli çok azdır ya da hiç yoktur.

Dozu Kullanma:
LUSTRAL®, sabah veya akşam günde tek bir doz halinde verilmelidir. LUSTRAL® tablet gıdalarla birlikte veya ayrı verilebilir. Tedavinin Başlangıcı Depresyon ve obsesif kompulsif bozukluk – LUSTRAL® tedavisi günde 50 mg dozda uygulanmalıdır. Panik Bozukluğu ve Travma Sonrası Stres Bozukluğu- Panik bozukluğu vetravma sonrası stres bozukluğu için tedaviye günde 25 mg ile başlanmalıdır. Bu amaçla 50 mg’lık tablet, ikiye bölünebilir çentikli tablet formunda sunulmuştur. Bir hafta sonra doz, günde tek doz 50 mg’a yükseltilmelidir. Bu doz ayarlaması, panik bozuklukta karakterize olan tedavinin erken dönemindeki beklenmedik yan etkilerin sıklığını azaltır. Doz Artışı Depresyon, Obsesif Kompulsif Bozukluk, Panik Bozukluk ve Travma Sonrası Stres Bozukluğu- 50 mg doza yanıt vermeyen hastalar, dozun arttırılmasından fayda sağlayabilirler. Doz değişimlerinin arasında en az bir hafta olmalıdır. Doz en fazla günde 200 mg’a artırılabilir. Terapötik etkinin başlaması 7 gün içinde görülebilir. Ancak, özellikle obsesif kompulsif bozukluğunda, terapötik cevabın ortaya çıkması için genellikle daha uzun süreler gerekmektedir. İdame – Uzun süreli tedavi sırasında doz, en düşük etkin seviyesinde tutulmalı ve terapötik cevaba göre müteakip ayarlamalar yapılmalıdır. Çocuklarda kullanım – LUSTRAL®’in emniyet ve etkisi, 6 – 17 yaş arasındaki obsesif kompulsif bozukluğu olan pediyatrik hastalarda ortaya konmuştur. 13 – 17 yaş arasındaki obsesif kompulsif bozukluğu olan pediyatrik hastalarda LUSTRAL® uygulamasına 50 mg/gün dozunda başlanmalıdır. 6 – 12 yaş arasındaki obsesif kompulsif bozukluğu olan pediyatrik hastalarda LUSTRAL® uygulamasına 25 mg/gün dozu ile başlanmalıdır. Bu amaçla 50 mg’lık tablet, ikiye bölünebilir çentikli tablet formunda sunulmuştur. Bir hafta sonra 50 mg/gün dozuna yükseltilmelidir. Cevabın yetersiz olduğu durumlarda müteakip dozlar, ihtiyaca göre 50 mg/gün’lük artışlarla 200 mg/gün’e kadar yükseltilebilir. Klinik bir çalışmada, 6 – 17 yaş arasındaki depresyonlu veya obsesif kompulsif bozukluk hastalarında, LUSTRAL®’in farmakokinetiğinin, yetişkinlerdekine benzer olduğu ortaya konmuştur. Ancak, aşırı dozdan kaçınmak için doz 50 mg’ın üzerine çıkarılırken, çocukların yetişkinlere nazaran genellikle daha az vücut ağırlıkları olduğu düşünülmelidir. Çocuklarda ve büyüme çağındaki gençlerde doz artışı – LUSTRAL®’in eliminasyom yarı ömrü yaklaşık 1 gündür; doz değişiklikleri 1 haftadan kısa aralıklarla yapılmamalıdır. Yaşlılarda kullanım – Yaşlı hastalarda, daha genç hastalardaki doz aralığı kullanılabilir. Advers etkilerin oluşumu ve insidansı (görülme sıklığı) daha genç hastalardakine benzerdir. Karaciğer yetmezliğinde kullanım – Karaciğer bozukluğu olan hastalarda LUSTRAL®’ kullanımı esnasında dikkatli olunmalıdır. Karaciğer bozukluğu olan hastalarda, daha düşük veya daha seyrek doz kullanılmalıdır. Böbrek yetmezliğinde kullanım – LUSTRAL®’ büyük oranda metabolize olur. İdrarda değişmemiş ilacın atımı eliminasyonun minör bir yoludur. LUSTRAL®’ düşük renal atılımından beklendiği gibi LUSTRAL®’ dozu, böbrek yetmezliğinin derecesine bağlı olarak ayarlanmak zorunda değildir (Uyarılar / Önlemler bölümüne bakınız). Doz Aşımı Doz aşımı halinde sertralinin geniş bir emniyet sınırı vardır. Tek başına sertralinin 13,5 g’a kadar olan aşırı dozlarının kullanımı bildirilmiştir. Sertralinin aşırı dozlarının özellikle diğer ilaçlar ve/veya alkol ile birlikte kullanımı sırasında ölüm vakaları bildirilmiştir. Bu nedenle, her türlü doz aşımı yoğun bir şekilde tedavi edilmelidir. Doz aşımı semptomları, somnolans, gastrointestinal rahatsızlıklar (bulantı ve kusma gibi), taşikardi, tremor, ajitasyon ve baş dönmesi gibi serotonine bağlı yan etkileri içerir. Daha seyrek olarak koma rapor edilmiştir. Sertraline karşı spesifik bir antidot yoktur. Gerektiğinde havayolu açılır ve yeterli oksijenasyon ve ventilasyon sağlanır. Doz aşımı tedavisinde lavaj kadar veya daha etkili olması nedeniyle bir katartik ile birlikte kullanılabilen aktif kömür uygulaması düşünülmelidir. Kusturma tavsiye edilmez. Genel semptomatik ve destekleyici tedavi yanında kardiyak ve vital bulguların monitorize edilmesi önerilmektedir. Sertralinin büyük dağılım hacmi nedeni ile zorlu diürez, dializ, hemoperfüzyon ve değişim transfüzyonunun yararlı olması muhtemel değildir.

Etken Maddesi: Sertralin

MİDE İLAÇLARI SALOFALK …

SALOFALK

Formülü:

Her enterik tablet  ŞASE  supp.  Formlarında250-500-1000mg maselasin 5-ASA ve   boyar madde olarak titanyum dioksit ve demir oksit içerir.

Farmakolojik özellikleri:

Endikasyonları:

Ülseratif kolit (akut vakaların tedavisinde ve hastalığın tekrarını önlemek için), Crohn hastalığı (akut nöbetlerin) tedavisinde.

Kontrendikasyonları:

Ciddi karaciğer ve böbrek fonksiyona bozukluklarında ve aktif gastro-duodenal ülser vakalarında, patolojik kanama eğilimi görülen vakalarda kullanılmamalıdır.

Uyarılar/Önlemler:

Salofalk, gebeliğin son birkaç haftasında, yeni doğmuş bebeklerin tedavisinde kullanılmamalıdır. Gebeliğin ilk üç ayında, ancak tıbbi zaruret olduğu takdirde kullanılmalıdır. Emzirme sırasındaki kullanım için yeterli bilgi henüz mevcut değildir. Ancak, ilacı kullanan anneler, bebeklerini emzirmekten kaçınmalıdır.

Yan etkiler/Advers etkiler:

Alerjik cilt kızarmaları, ilaç tedavisine bağlı hiperpreksia, bronş spazmı ve Lupus erythematosus benzeri sendrom gibi doza bağlı olmayan aşırı duyarlılık reaksiyonları görülebilir.

Yüksek methemoglobin seviyelerine rastlanabilir.

BEKLENMEYEN BİR ETKİ GÖRÜLDÜĞÜNDE DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ.

İlaç etkileşimleri:

Salofalk ile birlikte alındığında sülfonilürelerin hipoglisemik etkisi artabilir. Kumarin türevleri, metotreksat, probenesid, sülfinpirazon, spironolakton, furosemid ve rifampisin gibi ilaçlarla etkileşebileceği hatırda tutulmalıdır. Salofalk, glukokortikoidlerin midedeki advers etkilerini şiddetlendirebilir.

Kullanım şekli ve dozu:

Başka şekilde tavsiye edilmedikçe, akut enflamatuar semptomlar için ağızdan bol suyla ve yemeklerden sonra sabah, öğle ve akşam ikişer Salofalk Enterik Tablet alınmalıdır. Hastalığın tekrarını önlemek için yapılan idame tedavisinde sabah, öğle ve akşam olmak üzere ikişer enterik tablet alınmaya devam edilebilir.

Salofalk enterik tabletleri ile tedavi gerek akut enflamatuar dönemlerde, gerekse uzun süreli tedavilerde istenen terapötik başarıya ulaşmak için bilinçli ve muntazam olarak uygulanmalıdır.

DOZAŞIMI VE TEDAVİSİ:

Dozaşımı durumunda gastrik lavaj, diürezi teşvik etmek için I.V. elektrolit transfüzyonu yapılır. Spesifik bir antidotu yoktur.

salofalk1

MİDE İLAÇLARI…LANSOR..

lansor

Formülü:

Lansoprazol, 15-30 mg

Farmakolojik özellikleri:

Endikasyonları:

Duodenal ülser, gastrik ülser ve reflü özofajitin idame tedavilerinde endikedir.

Kontrendikasyonları:

Gebelerde, süt veren annelerde ve 18 yaşından küçük çocuklarda kullanılmamalıdır.

Uyarılar/Önlemler:

Hepatik yetmezliği olanlarda günlük doz 30 mg’ı aşmamalıdır. Teofilinle birlikte kullanımlarda dikkatli olunmalıdır.

Yan etkiler/Advers etkiler:

Diyare, konstipasyon, bulantı, baş ağrısı ve cilt döküntüsü gibi.

İlaç etkileşimleri:

Sukralfat ile aynı anda kullanılmamalıdır. Ketokonazol, ampisilin, demir tuzları ve digoksinin eliminasyonunu etkileyebilir.

Kullanım şekli ve dozu:

Doktor tarafından başka şekilde önerilmediği takdirde;

Duodenal ülser idame tedavisi: Yetişkinler için önerilen oral doz aç karnına günde 1 defa 15 mg’dır. İdame tedavisinde yapılan kontrollü klinik çalışmaların süresi 12 ayı geçmemektedir.

Gastrik ülser idame tedavisi: Yetişkinler için önerilen oral doz aç karnına günde 1 defa 15 mg’dır.

Reflü özofajitin (erosif) idame tedavisi: Yetişkinler için önerilen oral doz aç karnına günde 1 defa 15 mg’dır. İdame tedavisinde yapılan kontrollü klinik çalışmaların süresi 12 ayı geçmemektedir.

MİDE İLAÇLARI PULCET…

Pulcet-620x197Bir Pulcet enterik kaplı tablet 20-40 mg pantoprazole eş değer pantoprazol sodyum seskihidrat içerir.

Farmakolojik özellikleri:

Endikasyonları:

· Duodenal ve gastrik bölgelerdeki peptik ülserlerin tedavisi,
· Gastroözofajiyal reflü hastalığı ve reflü özofajit,
· Seçilecek iki uygun antibiyotikle kombine olarak, Helicobacter pylori’nin neden olduğu duodenal ve gastrik ülserlerde tekrarı azaltmak amacıyla bu mikroorganizmanın eradikasyon tedavisinde endikedir.

Kontrendikasyonları:

İçeriğindeki maddelerden herhangi birine karşı aşırı duyarlılığı olduğu bilinen kişilerde ve pernisiyöz anemisi olan hastalarda kontrendikedir.

Uyarılar/Önlemler:

Pantoprazol semptomların düzelmesini sağlasa da gastrik malignensi ihtimalini ortadan kaldırmaz.

Gebelikte kullanım kategorisi B dir.

Pediatrik hasta grubunda güvenilirlik ve etkinliği saptanmamıştır.

Yan etkiler/Advers etkiler:

Nadiren baş ağrısı, diyare, gaz, karın ağrısı, raş, geğirme, uykusuzluk ve hiperglisemi görülebilir.

İlaç etkileşimleri:

Antasitlerle birlikte kullanımında etkileşme görülmemiştir.
H. pylori eradikasyonu için kombinasyon oluşturulan klaritromisin, amoksisilin ve metronidazol ile klinik bir etkileşme gözlenmemiştir. Ketokonazol, ampisilin esterleri ve demir tuzlarının emilimleri midenin asidik pH’sında daha iyi olduğu için pantoprazol ile aynı anda kullanımları bu ilaçların biyoyararlanımlarını olumsuz olarak etkileyebilir.

Kullanım şekli ve dozu:

H. pylori eradikasyonu için uygun antibiyotik kombinasyonu ile günde iki defa bir tablet. H. pylori kombine tedavisinde uygulanacak olan ikinci 40 mg’lık doz akşam yemeğinden önce alınmalıdır.

Kombine tedavi gerekmediği durumlarda; duodenal ülser, gastrik ülser, gastroözofajiyal reflü ve reflü özofajit için günde bir defa bir tablet.
Tabletler çiğnenmeden, bütün halinde, bir miktar suyla birlikte yutulmalıdır.
Karaciğer yetmezliğinde, böbrek yetmezliğinde ve yaşlılarda doz ayarlaması gerekmez.