Kategori arşivi: RUH VE BEDEN

Affetmek Kendini sevmektir……..

yanlis_diyet_yapmayin_1

Ümmetim için en korktuğum şey göbek bağlamak, çok uyku, tembellik ve iman zayıflığıdır.
Hz Muhammed (sav)

Az yemek ustalık, çok yemek hastalıktır. – Anonim

Yaşamak için ye, yemek için yaşama. –Anonim

AnonimSağlığı korumak en iyi tedavidir. – Japon Atasözü

Kırkına kadar kuzu ye, kırkından sonra kuzu ne yiyorsa onu ye. – Türkmen Atasözü

Egzersiz her ilacın yerini alabilir, fakat hiçbir ilaç egzersizin yerini alamaz. – Dr Tissot

Önce hastalığı değil, hastayı tedavi et.- İbn-i Sina

Az yemek ustalık, çok yemek hastalıktır. – Anonim

Geleceğin hekimleri hiçbir ilaç vermeyecekler, ancak hastayı doğru beslemeye, temiz hava almaya ve egzersize yönlendirecekler. – Thomas Edison

Hastalıkların tedavisindeki en büyük yanlış, vücut için başka ruh için başka bir doktor olmasıdır. Oysa bunlar asla ayrılamaz. – Hippocrates

Bütün hastalıklar bağırsakta başlar. – Hippokrates

Erken yatıp erken kalkarsanız; sağlıklı, varlıklı ve akıllı olursunuz. – Benjamin Franklin

Hastalıkların tedavisindeki en büyük yanlış, vücut için başka ruh için başka bir doktor olmasıdır. Oysa bunlar asla ayrılamaz. – Hippocrates

“Sabah uyandıktan sonra yarım saat içinde ve iki büyük öğünden sonra bağırsak çalışması olan kişi sağlıklıdır.”

Kendinizi temiz ve canlı tutsanız iyi olur dünyaya bakmak zorunda olduğunuz tek pencere sizsiniz…
Kendinizi nasıl temiz ve canlı hissedersiniz..Affederek…İyilik yaparak…SEVEREK…Sadece kendini seven insanlar affedebilir..Bilirki  affetmeyerek sadece kendisine  kötülük  yapıyordur..En güzel  intikam  affetmektir…

Sağlıkla ilgili söylenen bu sözler ne kadar düşündürücü….Bağırsaklar..Hastalık değil hastanın kendisi üzerinde yoğunlaşma..Yediğimiz içtiğimiz besinler…Düzenli hayat ..Egsersiz…uyku zamanı…Hayata bakışımız..Hayat anlayışımız..Hayatı yaşayışımız…Mutlu olmayı bilebilmek..Affedebilmek…Kendi penceremizden bakarken başkalarının da pencereleri olduğunun bilinciyle onların tarafına geçip birde başkalarının pencerelerinden bakabilme yeteneğini pratikte kazanmak ..Kendini sevmek…doğayı..canlıları ve yaratılanı sevmek…İlişkilerimizde kullandığımız sözcüklere dikkat etmek…samimiyetten sarf edilen sözleride kendi ön yargılarımıza ve iç muhasebelerimize malzeme yapmamak…Ruhsal ve bedensel temizlik..Kendimizin farkına varmak..Başkalareını suçlamayı bırakıp..Kendi ruhumuzu tedavi etmek ve akabinde gelen bedensel şifa…Her şey sizin eliniz de ve bizde ulaşabileceğiniz kadar yakınız size…Sevgiyle…

(//Vit-amin.net)

uYku ve şifa….

uyyk

Günden kazanmak için uykusundan kısanlardan mısınız? O halde size kötü bir haberimiz var; uykunuzdan çaldığınız her saat bedeninizin 24 saatlik uyku ritmine ve düzenine olumsuz bir katkı anlamına geliyor. Daha sağlıklı ve daha uzun bir yaşam için uykunuzu ve uykuya ayırdığınız saatleri önceliğiniz haline getirin.

İnsanların 24 saat süren biyolojik saatine verilen isim olan ve ışık, beden ısısı gibi faktörlerden kolayca etkilenen “Sirkadyen Ritm” hormon salınımımızı, hücre yenilenmesini, beden ısısını, iştah durumumuzu, fiziksel ve zihinsel anlamda zindeliğimizi ve uykumuzun kalitesini etkiler.

Beynimizin bir bölümünde yer alan sirkadyen saatimiz, retinadan gelen bilgiler ışığında gün ve gecelerin uzunluğu hakkında bilgi sahibi olur, bu bilgiyi yorumlar ve pineal bezlerimize aktarır. Bu sayede bedenimiz sirkadyen saatimizden aldığı bilgiler ile hareket etmeye, gün ışığında daha fazla serotonin, adrenalin ve kortizol hormonu salgılamaya başlar. Sabahları uyanmak ve harekete geçmek gibi eylemler işte bu hormonlar sayesinde mümkün olur.

Gün ışığı akşam saatlerine doğru azalmaya başladığında gündüz saatlerinde salgılanan serotonin hormonu yerini uyku hormonu olarak bilinen melatonine bırakır, aktif olan diğer hormonların salınımı yavaşlar ve beden ısımız düşüşe geçer. Gece boyunca salgılanmaya devem eden melatonin beynimiz göz kapaklarımız sayesinde yeniden gün ışığına kavuşuncaya kadar devam eder.

Doğa tarafından kurulmuş olan bu mükemmel denge çevre ve iklim değişikliği, seyahat, hastalık, günlük rutinde yaşanan değişimler sonucu değişimler gösterebilir. Örneğin iki farklı saat dilimi arasında seyahat eden herkes “jet lag” olarak bilinen yorgunluk, uykusuzluk, beslenme düzeninde değişiklik, denge bozukluğu ve sindirim sisteminde aksamalar gibi etkileri deneyimleyebilir.

Belirli bağışıklık hücreleri uyku sırasında artış gösterir ve bu sayede gece onarım ve iyileşme açısından en mükemmel zamandır. Ayrıca, uyku hormonu olarak bilinen melatonin serbest radikaller ve diğer toksinlerle savaşan mükemmel bir antioksidandır. Bu sebeplei kaliteli bir uyku, sağlıklı bir bağışıklık sisteminin yapı taşlarının başında gelir.

* Gün boyunca uyanık olun: Gün ışığı sirkadyen ritmimiz üzerinde etkili olan faktörlerin başında gelir. Uyanık kalmanız gereken saatlerde doğal güneş ışığından faydalanın.

* Karanlıkta uyuyun: Uyku hormonlarınızdan daha fazla faydalanmak için perdelerinizden veya uyku sırasında takabileceğiniz göz bantlarından yardım alın.

* Gün batımını takip edin: İyi bir uyku için en ideal saat akşam 9:00′dur. Gün batımından yaklaşık iki saat sonra uyumaya programlanın.

* Uyku saatlerinizi düzene koyun: Akşam öğünlerinizi hafif tutmaya, stres dolu televizyon programlarından kaçınmaya, yorgunluğunuzu geride bırakmaya ve rahat bir uyku düzeni kurmaya özen gösterin.

* Güne güzel başlayın: Her yeni güne başlarken perdelerinizi açın ve güneşi içinize çekin. Eğer imkanınız varsa birkaç dakika dışarıda kalarak temiz hava almaya çalışın.
(Araştırma//vit-amin.net)

ÇAKRA VE ŞİFALI TAŞLARI….

ÇAKRA

1. Çakra (Kök Çakra) : Manyetit, Lal Taşı (Garnet), Fluorit, Ateş Opali, Kehribar (Amber), Pirit, Yakut, Dumalı Kuvars, Kaplangözü

2. Çakra (Sakral Çarkra): Malakit, Ateş Opali, Krizopras, Aventurin, Kehribar (Amber), Dumanlı Kuvars, Kaplangözü, Siyah Turmalin, Kalsit, Kalsedon

3. Çakra (Göbek Çakrası): Malakit, Aytaşı, Yeşil Akik, Pembe Turmalin, Siyah Turmalin, Kırmızı Mercan, Sitrin, Krizopras, Kalsedon, Azurit, Aventurin, Peridot (Zebercet taşı), Dumanlı Kuvars, Kaplangözü

4. Çakra (Kalp Çakrası) : Malakit, Yeşim, Zümrüt, Rosen (Pembe Kuvars), Krizokol, Kalsit, Aventurin, Akuamarin, İnci, Peridot, Yakut, Turkuaz, Pembe Turmalin

5. Çakra (Boğaz Çakrası): Lapis Lazuli, Krizokol, Mavi Dantelli Agat, Akuamarin, Ametist, Turkuaz, Aytaşı, Fluorit

6. Çakra (Üçüncü Göz): Çakrası: Moldavit, Aytaşı, Lapis Lazuli,, Labradorit, Fluorit, Yeşim, Zümrüt, Elmas, Sitrin, Ametist, İnci, Safir, Sodalit, Sugilit, Topaz, Turmalin, Turkuaz

7. Çakra (Taç Çakra):Moldavit, Labradorit, Fluorit, Elmas, Ametist, Safir, Sugilit, Topaz

Kristal Kuvars ve Rutilli Kuvars bütün çakralara çalışırlar. Görüldüğü üzere bir kristal, birden fazla çakra ile etkileşime girebilir. Bu tamamen, o kristalin yaydığı enerji ile doğru orantılıdır.

(/Vit-amin.net//)

BOĞAZ ÇAKRASI…

ÇAKRAA

Çakraların güçsüz olması vücudumuzda dolaşan enerjinin azalmasına ve bu enerji azalması da hastalıklara neden olmaktadır.
Gücü azalmış olan çakra, kendisinin etki alanı ile ilgili olan hastalıkların ortaya çıkmasına sebep olur.
Yaşama isteği insanı normal bir birey haline getirir. Yaşama isteği aşırı derecede ise, kişi olağanüstü bir kişilik sergiler. Pozitif düşünce de bu konuda etkilidir.

BEŞİNCİ ENERJİ MERKEZİ…….    

BOĞAZ ÇAKRASI :
5. CAKRA….
ÇAKRA RENGİ: Mavi.
TEMEL DUYGUSU: Dürüstlük, iletişim merkezi
AROMATERAPIK YAĞI: Lavanta
ŞİFA ÇALIŞMALARINDA KULLANILAN TAŞLAR: Mavi kalsedon, turkuvaz (firuze)
İLGİLİ ORGANLAR: Ciğer,boğaz,bronşlar, kulaklar, yemek borusu, ses telleri, ense, çene ve dişler, akciğerlerin üst kısmı, kollar tiroid ve paratroid bezleri
İLGİLİ HORMONLAR: Tiroid /Throxyn (guatr bezi)
5 . ÇAKRANIN İNSAN VARLIĞI OLARAK İFADESİ: (önemli bir bölge burası kapıdır) Üst varlıklar arasında kendini ifade etme boyutunun başlangıcı bu çakradır.
ANA PRENSİBİ: Varoluşun seste yankısı(iletişim kurabilme yeteneği, ifade etme yeteneği; üst aşamalara geçiş – kendini bulma )
MANEVİ PRENSİBİ: Iletişim, yaratıcı, ifade tarzı, kendini bulma, bağımsızlık, varoluşun üst aşamalarına geçiş
Çakranın onaylaması: Tüm sınırlamalarımdan kurtuluyorum, kendimi özgürce ifade ediyorum.

Beşinci çakra, iletişim merkezi, Boyun ve Boğaz Çakrası, Vishuddha çakra olarak bilinir. Negatif enerjilerden koruyucu özelliği, eskiçağlardan beri bilinip kullanılan, özgürlüğü ve sakinliği temsil eden “mavi” çakranın rengidir. Elementi, beşinci boyutun saf sevgi enerjisi, işitme ve koku alma çakranın duyu organlarıdır.

Bu çakra; iletişimin, ifadenin merkezidir, alt çakralarla taç çakra arasında bağlantı kurar.

Bu çakra yoluyla içimizdeki herşeyi ifade ederiz. İletişim duygusu 5. çakraya aittir.

5. çakra, Yaradan’ın flütü olarak adlandırılır. Varoluşun üst aşamalarına geçiş kapısı olan bu merkez, üst boyutlarda ve yükselmiş üstatlar arasında kişinin kendini ifade etmesinde aracıdır.

Dış dünyaya açılan bu çakra, varoluşun seste yankılanmasıdır. Yaradan’ın flütü, düşünce ve duyguları ses vibrasyonuyla dışarıya iletirken; kulaklar, dışarıdaki iletiyi içeri alır. Hem içe hem dışa açılma özelliği taşıyan tek çakra boğaz çakrasıdır.

Boğaz çakrasının arzuyla gerçekleştirdiği konuşma, kalbin tatlı melodisini taşımalıdır. Bu enstrümanı, iletişim zinciri içinde sesle etkileşen düşünceleri olumlu ve güzel değerleri ifade etmek için kullanmak gerekir.

İkinci merkezde, çakrada ifade bulan yaratıcılığın, estetik güzelliğin ve üreticiliğin dışa açılımı boğaz çakrası ile ortaklaşa gerçekleşir.

5. çakranın negatif enerjilerden koruyucu özelliği, eski çağlardan beri bilinip kullanılan, özgürlüğü ve sakinliği temsil eden “mavi” çakranın rengidir.

Elementi, beşinci boyutun saf sevgi enerjisidir, işitme ve koku alma duyuları da bu çakranın duyu organlarıdır.

İlgili hormonu tiroit bezinin salgıladığı “thyroxin” hormonudur.

Ses rengi “sol” mantrası “ham”dır.

16 yapraklı lotus çiçeği ile temsil edilir.

El ve kol hareketleri (jestler), yüz ifadesi (mimikler) boğaz çakrası tarafından kontrol edilir. Kulak, burun, boğaz ve ses telleri, dil, diş etleri, sinüsler, ense, yutak ve bademcikler, kollar, tiroit bezi, beşinci çakranın kontrolünde olan organlardır.

Dışarı açılan bu enerji kapısı, virüs ve bakteri gibi negatif enerjilere bekçilik görevi yaparak, bedeni beklenmedik misafirlerden korur.

Aynı zamanda, solunum yoluyla alınan zehirli maddelerin süzgecidir. Hava kirliliğine neden olan endüstriyel duman ve gazlar, bu çakrayı olumsuz etkiler. Sigara bu çakrayı tahrip eden nedenlerin başında yer alır.

Bu çakranın uyumlu çalışması durumunda duygularımız, düşüncelerimiz ve iç bilgeliğimiz özgürce ifade edilir. Konuşma ve yaratıcılık tamamen açıktır. Diğer insanların düşünceleri sizi yolunuzdan saptırmaz. Bağımsızlık ve özgürlük korunur.

Bütünlük duygusu hissedilir. Gülmek, eleştirinin barınmadığı espiri yeteneğini geliştirmek, sevginin gücünde kalmak, hoşgörü ve nötr kalmak, “lütfen” ve “şükran” sözcüklerini kullanmak bu çakranın enerjisini yükseltir.

Bu çakra iyi çalışmadığında ise, duygular ifade edilemez, bastırılır, derin konuları ifade ederken boğaz düğümlenir. İnsanlardaki iletişim kopuklukları bu çakranın problemli olmasından kaynaklanır. Bu çakrada sorun olduğunda, diğer insanlardan daha kolay grip olunur, vücuda beta mikrobu vb. alınır.

Ortak çalışan 2. ve 5. çakraları en çok tahrip eden alkol ve sigaradır.

Yargılamak, ego yelpazesinde bulunan kibir, ben merkezcilik, kuşku, öfke, nezaketsizlik, maddesel gücün peşinde olmak 5. çakrayı tıkar ve ona zarar verir. Çekingenlik ve suçluluk duygusu bu çakrada gerginlik yaratır.

5. ÇAKRAYI TEMİZLEME YÖNTEMLERİ
Bu çakranın taşları olan akuamarin, turkuvaz, mavi kalsidon ve lapis kullanılır. Aromalardan ise okaliptus bitkisinin aromasi kişiyi iç sesine yönlendirir ve ruhun titreşimlerini daha rahat hissetmeyi sağlar. Lavanta ve adaçayı aromaları da negatif enerjiyi alır ve gevşetir.. Beşinci ve ikinci çakra mutlaka eşitlenmelidir.

· Dengeleme çalışması sırasında omurganın ön tarafından akan boğaz çakrasının mavi rengi, 2. çakranın portakal rengine karışır. İkinci çakranın portakal rengi de omurganın arka tarafından yükselerek boğaz çakrasının mavi rengi ile bütünleşir. Mavi ve portakal renginin etkileşimi, iki çakrayı da olumlu etkiler ve dengeler.

· Boğaz çakrasının temiz tutulması emek ister. Enerji düşüklüğüne davet ettiren mikroplar, hastalıklara neden olurlar. Gece boyunca üretilen asit, ağız temizliğinin önemini belirler. Diş çrümeleri ve kötü kokuları gidermek için de, dişler en az günde iki kez fırçalanmalı ve düzenli ağız bakımı yapılmalıdır.

· Bir başkasına terapi yapılırken büyük baklava bu çakranın da temizliğinde etkindir. Çakraya ait mantra ve onaylamaların ses vibrasyonları hücrelerin farkındalığını arttırır. “Ham”, “Allahu Ekber” mantraları üç veya yedi kez yüksek sesle tekrarlandığında bu çakrayı temizler ve rahatlatır. Bunun açık ve temiz havada yapılması tavsiye edilir.

· Tuzlu su ile gargara yapmak çakralardaki negatif enerjiyi temizler.

· Özgüveni arttırmak ve doğa ile bütünleşmek, kişinin yaşam ve 5. çakrasının enerjisini yükseltir.

(/Araştırma//Vit-amin.net/)

DENGELEME……AHENK…ÇAKRA…

NNEEEÇAKRA

‘ateş çemberi’ ‘tekerlek’ anlamını taşıyan chakra’lar bedenimizin enerji bölge merkezleridir.

Her bölge farklı özelliklere sahiptir ve bir rengin frekansınıtaşımaktadır. Her biri belli başlı organlara, algılara, salgı bezine etki etmekle yükümlüdürler.

Hastalıklarımız bile bölge ile alakalı chakra, ya da chakra’lardan kaynaklanan bölgeler arası enerji fazlalığı ya da azlığı neticesinde oluşmaktadır.

Ahenkli, uyumlu bir enerji sirkülasyonunun alımı ve dağılımı söz konusu olduğu sürece sağlıklı bir beden ve ruha sahip oluruz(DENGELEME).

Vücuttaki 7 enerji merkezi enerji iletişimindeki ahenk İnsan ve çevresi arasındaki enerji iletişimi, yaratılıştan gelen bir ahenk içindedir. Ancak bugün dünyayı çevreleyen ve koruyan ozon tabakasının delinmesi, çevrenin, havanın, suların, ormanların sorumsuzca kirletilmesi gibi sebeplerle, karşımıza birçok doğal felaketin çıkması normal görülmelidir. Enerji titreşimleri kendilerini değişik frekanslarda gösterirler. Enerji, çok yoğundan çok safa doğru değişen seviyelerde veya hızlarda titreşir. Mesela düşünce; kendini çok hızlı değiştirerek, çok yüksek oranda titreşen saf bir enerji biçimidir. Sevgi, bitmez tükenmez bir enerji kaynağıdır.

Gülümseyen insan etrafına enerji yayar. Vücudumuzun enerjisini artırmak için, evrenden gelen enerjiyi kabul eden enerji merkezlerimizin açık tutulmasına çalışmak çok önemlidir.

Kozmik bilimde hastalıklar her zaman enerji merkezi seviyesindeki bir enerjinin tıkanması olarak izah edilir. Bu konuda; enerji ve yaşama isteği arasındaki ilişki, çok belirgindir. Heyecanlanan bir insanın enerjisi artar ve o kişi canlanır.Çakraları güçlendirmek ve enerji akışını artırmak, sağlığımızla direk olarak ilgilidir.

Chakra’ ların sayısı ve bölgesel anlamda yerleri tam anlamıyla net olarak belirlenmiş değidir..Kısaca:

Yedi çakranın her birinin, sebep oldukları engellerin ve fiziksel problemlerin doğasına ilişkin belirli psikolojik ve metafiziksel fonksiyonlarının olduğu söylenmektedir.

Temel/kök çakra (muladhara): Omurganın en altında bulunan ilk çakra, temel hayatta kalma ve böbrek üstü bezleri ile bağlantılıdır. Kırmızı rengiyle ve toprak elementiyle ilişkilendirilmektedir.
İkinci çakra (svadisthana): Genital bölgenin tamamında yer aldığı düşünülen bu çakra cinsellikle ve üreme sistemiyle bağlantılıdır. Turuncu renkle ve su elementiyle ilişkilendirilir.

Üçüncü çakra (manipura): Göbek kısmında bulunan bu çakra pankreas ve karın boşluğu ile bağlantılıdır. Sarı renkle, ateş elementiyle ve dünyadaki güçle ilişkilendirilir.
Kalp çakrası (cnahata): Kalple ve bağışıklık sistemiyle bağlantılı olan dördüncü çakranın, sevgi merkeziyle ve tutkuyla ilişkili olduğu söylenmektedir. Yeşil renkle ve hava elementiyle ilişkilendirilir.
Boğaz çakrası (visuddha): Boğaz bölgesinde yer alan beşinci çakra, tiroit bezi, mavi renk ve iletişimle ilişkilendirilir.
Kaş/alın çakrası (ajna): Aynı zamanda “Üçüncü Göz” olarak da bilinen altıncı çakranın alın kısmında yer aldığı söylenmektedir. Hormonal üretim, çivit mavisi rengi ve sezgi ile ilişkilendirilmektedir.
Taç çakra (saha srara): Kafatasının en üstünde bulunan yedinci çakra, yüksek ruhsal bilinçlilik, kozalaksı bez ve mor rengiyle ilişkilendirilir..

(/Araştırma//Vit-amin.net/)

RUH ve BEDEN TEMİZLİĞİ…

poo

Ruh ve beden bir bütündür. İnsanın ruhuna iyi gelen bir şey bedenine de iyi gelir. Tam tersi de doğrudur. İnsanın bedene iyi gelen her şey ruhunu da mutlu eder. Haksızlığa uğramak, affedememek, aldatılmak, kalbinizin kırılması, yaptığınız fedakarlıkların bir çırpıda yok sayılması, düşünce hareket ve özgürlüğünüzün kısıtlanması, yaptırımlar, endişeler ve korkular; sürekli olarak hem beyninizi meşgul eder hem de ruhunuzu acıtır. Ruh acı çekiyor ise eğer bedeniniz de acı çekmeye başlar. Bu acı geniş anlamda düşünülebilir. Çeşitli hastalıklar, enerjisizlik, hayattan keyif alamama, kısırlık, cinsel isteksizlik, akneler, kafa bel sırt bacak ağrıları, panik atak, çeşitli sendromlar; ruhunuzun bir şekilde negatif enerjilerden, blokajlardan veya tıkanıklıklardan kurtulmak için bir sinema perdesi gibi size aktarmış olduğu mesajlardır.

İçinizdeki çocuğu dinlediğinizde, ruhunuzun ya da bedeninizin ihtiyacı olan şeyleri yaptığınızda, kendinize kaliteli zaman yaşattığınızda ruh ve beden hızla şifalanır ve dengeye gelir.
Tuzlu suyun negatif enerjileri ruhtan ve bedenden arındırma gücü vardır. Bu sebeple deniz kenarında, denize temas eden insanlar bu imkanları olmayanlara oranla daha rahat ve daha enerjiktirler.
Günlük hayatta rahatlıkla yapabileceğimiz kolay uygulamalar ile evinizde veya bulunduğunuz ortamlarda, tuzlu su kullanarak o ortamlardaki negatif enerjilerden arınmak mümkündür.
iki litre alabilen bir cam kavanoz içine bir avuç kaya tuzu veya himalaya tuzu atıp bulunduğunuz ortama koyduğunuzda, tuzlu su negatif enerjileri içine toplar ve orada hapseder böylelikle ortamın enerjisini arındırır. Enerji terapileri veya meditasyonu sıkça uygulamayan yerlerde 5 gün ila 7 gün de bir tuzlu suyu lavaboya veya evin dışına dökerek yenilenmesi gerekir.Suyu 2 günde bir değiştirmekte fayda vardır.
İşten geldiğinizde ellerinizi yıkadıktan sonra tuzlu su ile ya da tuz sabunu ile yıkamanız negatif enerjileri üzerinizden alacaktır.
Ayağınızı bir leğenin içine hazırlamış olduğunuz (koyabileceğiniz derecedeki) sıcak suyun içine biraz tuz eritip on dakika kadar koyarsanız günün bütün yükünü atmış, rahatlamış ve enerji dolmuş olursunuz.
Banyo küvetini doldururken içerisine bir miktar Himalaya tuzu atmak veya duş alırken tuz sabunu ile vücudunuzu temizlemek ve sonra durulamak tüm negatif enerjileri üzerinizden alıp götürecektir. Aynı zamanda enerji alanınızı güçlendirerek ENERJİNİZE koruma sağlayacaktır..Alıntı

ayak-bayosu

 

MÜZİK .. KALBİN.. RUHUN….VE NE hissettiğin..DİR

müzik

Müzik kalbin gıdası!

Yapılan araştırmalara göre sevilen müziğin dinlenmesi beyinde endorfin hormonu salgılayarak kalbi güçlendirdiği ortaya çıktı.

Sırbistan’daki Nis Üniversitesi’nden bilim adamlarının yaptığı araştırma, enstrümantal müziğin kalbi güçlendirdiğini, kalp hastalarının daha çabuk iyleşmesini sağladığını gösterdi.

MÜZİK DİNLEMEYENLERE FARK ATTILAR

Kalp hastası 74 kişiyi 3 gruba ayıran bilim adamları, ilk gruptakilerden 3 hafta aerobik derslerine gitmelerini, ikinci gruptakilerden derslere gidip günde yarım saat müzik dinlemelerini istedi. Son gruptakiler ise sadece müzik dinledi.

3 haftadan sonra spor yapan ve müzik dinleyen hastaların kalp sağlığının büyük ölçüde düzeldiği belirlendi. Bu gruptakilerin kalp faaliyeti ve egzersiz kapasitesi (kişinin kaldırabileceği maksimum fiziksel aktivite) ortalama yüzde 39 arttı.

müz

SADECE MÜZİK BİLE ETKİLİ OLDU

Müzik dinlemeyen ancak spor yapanların kapasitesinin yüzde 29 arttığı ancak ilginç şekilde, sadece müzik dinleyen gruptakilerin de egzersiz kapasitesinin yüzde 19 yükseldiği görüldü.

Müziğin beyinde, mutluluk hormonu endorfinin salgılanmasını sağladığını belirten bilim adamları, müzik dinleyerek spor yapmanın kalp faaliyetinin iyileşmesine, dolayısıyla hastaların daha kolay toparlanmasına yardımcı olabileceğine dikkati çekti.

Bilim adamları, “ideal müziğin” bulunmadığını, kişilerin, olumlu duygular uyandıran, mutlu hissettiren ya da rahatlatan müziği seçebileceğini belirtti.Alıntı

müzi

 

YüRüMeK……

SAA

Yürüyüş yapmak, insana enerji verir ve tam olarak rahatlamasını sağlar. Siz rahatladıkça, olaylara bakış açınız da değişir ve her zamanki farkındalığınızdan çıkıp, olabilecek en yüksek seviyedeki farkındalığa erişirsiniz; sezgisel zekaya. Bilinçaltınız öne çıkar ve daha yaratıcı çözümler bulursunuz.

Sabah yürüyüşü yapmak kadar basit bir egzersiz, size tahmin edemeyeceğiniz kadar çok fayda sağlar. Günümüzün hızlı dünyasında ihtiyacınız olan molayı verir ve oksijen alırsınız. Özellikle sabahın erken saatlerinde yapılan yürüyüş çok daha fazla taze oksijen almanızı sağlar. Üstelik doğanın ve etrafın keyfini de çıkartırsınız.

Sabah erken saatte alacağınız oksijen aynı zamanda size büyük bir enerji verecektir. Bacaklarınızı hareket ettirmeniz kanınıza iyi kollesterol olarak dönecek ve çakra denilen enerji kanallarınızı açacaktır. Eklemlerinizi sürekli hareket ettirmek kan dolaşımınızı sadece yürüyüşle hızlandırabileceğiniz kadar iyi hızlandıracaktır.

Yürüyüşün bir meditasyon olduğunun da farkına varmak, yürüyüşünüzün ritmine ve nefesinize odaklanmak size gerçek bir rahatlama ve farkındalık kazandıracaktır.

Neden yürüyüş?

Günümüzün hızlı dünyasında yürüyüş yapmak kişi için bu hızlı yaşama bir mola vermek ve kendine zaman ayırmak anlamına gelir. Ayrıca doğada geçirilen zaman, kişiye hem sağlık hem de mutluluk verecektir.

Çoğu zaman vücudumuz fazla hareket etmez ve kanımız neredeyse hiç taze oksijen alamaz. Ama egzersiz yapmak bunu değiştirir. Kaslarımızdaki gerginliği atmamızı sağlar, hücrelerin yenilenmesini sağlar, enerji seviyelerimizi yükseltir ve bize kuvvet verir. Sabah yürüyüşleri fiziğinizi değiştirmenin de en kolay yoludur.

Ayrıca yürüyüş yapmak, moralinizi yükseltir, sizi mutlu kılar hatta deprasyonu yenmenizi sağlar.

Kısacası, sağlık, egzersiz ve derin rahatlama hissi için yürüyün.

Egzersiz olarak sabah yürüyüşü yapmak

Bu egzersiz en hor görülen ve boş verilen egzersizdir çünkü kulağa çok basit gelir. Çoğumuz, yürümek yerine dans ve egzersiz sınıflarına gitmeyi tercih ederiz ve vaktimizin çoğunu kapalı bir spor salonunda geçiririz.

Fakat yürüyüş sandığınızdan çok daha faydalıdır. Öncelikle de ucuzdur. Bir çift spor ayakkabıdan başka bir şeye ihtiyaç duymazsınız. Üstelik koşuyla neredeyse aynı oranda kalori yakarsınız ve yürüyüş vücudunuza ekstra yük de bindirmez.

Yürüyüşe başlamadan önce neler yapmalısınız?

  1. 1 saat öncesinde bir şey yemediğinizden emin olun. Sindirim için vücut çok enerji harcar ve siz yemekten hemen sonre egzersiz yapacak olursanız, kendinizi fazla yormuş olursunuz. Meyve ve meyve suyu tüketmenizde ise bir sorun yoktur.
  2. Tek başına egzersiz sizi sağlıklı kılmak için yeterli değildir. Alkol ve sigarayı bırakmadığınız sürece hiç bir spor çeşidi vücudunuza yardımcı olamaz.
  3. Egzersizinizi ne zaman yaptığınız çok da önemli değildir. Sabah yürüyüşünün daha iyi olmasının söylenmesinin nedeni, havanın sabah daha taze olmasıdır.
  4. Yürüyüş yaparken kalabalık yollardan kaçının. Taze bir havaya ve yeşil bir doğaya ihtiyacınız var. Eğer vücudunuza oksijenden çok karbondioksit girerse bu, vücudunuza zarar verir.

Nasıl yürüyüş yapmalı?

İnsan vücudu zaten yürümek için programlanmıştır. Bunu yapabilmek için de öğrenmeye ihtiyacınız yoktur. Ama size daha etkili bir yürüyüş egzersizi için yardımcı olabiliriz;

Her gün en az 30 dakika yürüyün.

Kendinize bi rota belirleyin ve bu rotada yol hep dümdüz olmasın.

Eğer canlı adımlarla yürüyemiyorsanız dert etmeyin. Bunun yerine 2 dakika canlı yürüyüş ve 2 dakika daha rahat olduğunuz yürüyüş hızını uygulayın. İkinci 2 dakikadan sonra dinlenin ve daha sonra tekrar canlı- normal yürüyüş şeklinize dönün. Eğer canlı yürüyüş yapabiliyorsanız, bunu aşağı yukarı 20 dakika süreyle yapın. Eğer günde 30 dakikanızı yürüyüşe ayıramıyorsanız da dert etmeyin. Burada en önemli olan şey düzenli egzersizdir.

Yürüyüş vücudunuzu nasıl etkiliyor?

Vücut bileşimi

Haftada 4 kere yürüyerek (her seferinde 45 dakika) ortalama bir kişi senede 8 kg.’ı, hiç bir beslenme değişimi yapmadan, verebilir.

Kalp ve damar egzersizi

Her hızda ve seviyedeki yürüyüş (haftada 2-3 defa en az 20 dakika) kalp-damar sisteminin kuvvetlenmesini sağlar.

Kassal dayanıklılık

Bütün yürüyen kişiler belli bir oranda dayanıklılığa sahip olurlar. Bu da onların yorulmadan önce daha uzun süre egzersiz yapmalarını sağlar.

Kassal kuvvet

Yürüyüş kaslarınızın daha kuvvetli olmalarını sağlar.

Yürüyüşün faydaları

  • Kalbinizi güçlendirir.
  • Büyük hastalıkları engeller.
  • Felç ve tansiyon riskini azaltır.
  • Kolesterolü azaltır.
  • Eklem ve kemikleri güçlendirir.
  • Kilo kontrolüne yardımcı olur.
  • Morali ve kendine güveni yükseltir.
  • Beyin sağlığına yardımcı olur.
  • Size enerji sağlar ve geceleri rahat uyumanıza yardımcı olur.
  • Stres ve endişeyi atmanızı sağlar.
  • Denge ve dolaşımı güçlendirir.
  • İmmün sistemini güçlendirir.

Yürüyüş ve sırt ağrısı

Sırtınız için yapabileceğiniz en iyi şey her gün yürümektir. Çünkü yürüyüş kassal gelişimi destekler, kan dolaşımını hızlandırır ve endorfin salgılanmasını hızlandırır.

Yürüyüş ve kemik erimesi

Bizler yaşlandıkça iskelet sağlığımız da azalmaya başlar. Kemiklerin mineral yapıları azalır, dokuları incelir ve kemikler gözenekli ve kırılgan oldukları için de kolayca çatlayabilir ya da kırılabilirler. Buna kemik erimesi denir.

Kalsiyum ve egzersiz kemik erimesinin önüne geçmede en etkişi savaşçılardır. Yürüyüş bunun önüne geçebilir. Üstelik yürümek her yaşta ve durumdaki insan için uygun bir spordur. Araştırmalar, günde 30 dakika, haftada 4 günlük bir yürüyüşün kemik erimesinin önüne geçtiğini göstermektedir.

Yürüyüş ve kolesterol

Kolesterol sadece kan dolaşımında değil, vücudun her dokusunda olan bir şeydir. Kolesterole sebep olan şeyler ise beslenme şekli ve strestir. Yürüyüş ise stresinizi atmanızı sağlar, iyi kolesterolün yükselmesine yardımcı olur ve böylece kalp krizi riskinizi azaltır.

Yürüyüş ve kalbiniz

Düzenli yürüyüş kalp krizi riskinizi yarıya indirir.Kolay gelsin.

SA

(/Araştırma//Vit-amin.net/)