Kategori arşivi: AROMATERAPİ

SARMISAK YAĞI…

AFİYET…

Antibakteriya özelliği olan sarımsak yağı, aynı zamanda anti-mantar ve anti-viral özellik göstermektedir.

Sarımsak yağı, sarımsak ile aynı besin değerlerine sahip olabilmektedir. Yani bu durumda sarımsak yağı, karbonhidrat, yağ, protein, B6 vitamini, C vitamini, manganez ve fosfor minerali içermektedir.

Daha çok kozmetik amaçlı kullanılan sarımsak yağının, sağlığa olumlu  etkileri bulunmaktadır.

Saçlara uygulanan sarımsak yağı, kepek oluşumunu önler ve saçları besler, dökülen saçların yerine yenisinin çıkmasını sağlar. Diş sağlığını da koruyan sarımsak yağı, akne oluşumu önler, cilde besler ve ışıltı verir. Sarımsak yağı, kulak için haricen kullanıldığında, kulak enfeksiyonlarının önüne geçer.

Sarımsak yağı aynı zamanda yenilebilir olduğundan, yenilmesi halinde de sağlığa bazı faydaları vardır. Sarımsak yağı, enfeksiyon ile mücadele eder, kalp sağlığını korur, kolestrolü dengeler, kardiovaskuler hastalıklara karşı korur ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Afiyet Olsun…
Eczacı Filiz

PORTAKAL…..

yonca-

 

Portakallarla dolu bir ağaç gören kişi ev alacak demektir. Güzel bir portakal ağacı, bereketin, zenginliğin ve sağlıklı bir yaşamın işaretidir.Portakal yiyorsanız, hayatta başarılı olacaksınız. Koyu turuncu portakallarla dolu bir ağaç gören kimse evini süsleyecektir.Portakal ağaçlarının olduğu bir bahçenin içinde kendinizi dolaşırken görmek bereketli geçecek bir yıla gireceğinizin işaretidir. En değerli, güzel şeyleri satın alacaktır.

Portakal ağacı görmek temiz yaradılışlı, hoş sohbet insanlara, iyilik yapmayı seven bir kimseye delalet eder.
Portakal soyduğunu görmek, beklediğin ve çok iyi bir haber alınacağına, bu haber aşKla ilgiliyse aşkta başarıya ulaşacağını gösterir. Turuncu kabuklu iri bir portakal değerli bir eşya demektir.

Portakal kokusuyla da ….Ankisiyete ve kaygı ve depresyon tedavisinde  mutluluk verici  özelliğiyle kullanılmaktadır..Yaratıcı ve pozitif düşünmeyi teşvik eder, sağ beyin fonksiyonlarını  çalıştırır.Endokrin ve ekzokrin bezlerinin salgılanmasını artırır..Portakalın spazm giderici, böbrekleri uyarıcı , toksinlerden arındıran, enfeksiyon ve iltihap giderici, cilt sağlığını koruyucu etkisi vardır.

İçeriğindeki yoğun mineral ve vitaminlerle de tıpkı doğal  bir eczane gibi…

C ve B vitamini açısından zengin olan portakal, insana dinamizm veriyor. Portakal içindeki C vitamini ince ve kalın damarların yumuşak kalmasını sağlıyor. Damar tıkanıklığını önlüyor. Vücuttaki direnci arttırıyor. Kanın durulmasına ve temizlenmesine yardımcı oluyor. Sanlığa ve karaciğer hastalıklarına karşı etkili bir doğal ilaçtır.
Bağırsakları yumuşak tutar.Bedene güç ve enerji verir. Organizmanın vitamin ve madensel tuz gereksinimini karşılar. Özellikle gelişme dönemlerinde çocuklara bol bol portakal yedirmekte yarar vardır.
 Portakal ağacı çiçeklerinin kaynatılmasıyla elde edilen su spazmı giderir, damar sertliğini ve felci önler.Portakal kabuk esansında da aynı olumlu etkiler mevcuttur.

Bileşimindeki etken maddeler
*C vitamini
*Karbonhidrat
*Potasyum
*Folik Asit
*Bioflavin

Genel faydaları:
*Soğuk algınlığı, grip, kas incinmesi, kalp hastalıkları ve felçten korur,
*Portakal suyundaki bir antioksidan olan bioflavin damarları ve kılcal damarları güçlendirerek kalbin zarar görmesini engeller,
*Ezik ve çürüklerin daha çabuk iyileşmesini sağlar,
*İçerdiği C vitamini ve folik asit sayesinde öksürüğü azaltır,
*Kanın pıhtılaşmasını,mide ve pankreas kanserini önleyici etkisi vardır,
İçerdiği yüksek potasyum tansiyonun dengelenmesine yardımcı olur.Aynı zamanda,içerdiği potasyum, cildin kuruyup kırışıklıkların oluşmasını da önler,
*Çocukların hastalıklardan korunması ve fiziksel gelişiminin tam sağlanması için gerekli olan cevherler dolu bir meyvedir.
*Kabuklarında bulunan uçucu maddenin bazı kanser türlerinin tedavilerinde çok önemli iyileştirici bir madde olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.Hazmı kolaylaştırıyor. Enerji veriyor. Portakal reçeli ise karaciğeri çalıştırıyor.

portakalcicekli

Nice mutlusenelere..

Mutlulukla ve saadetle..Sevgiyle..Selam..

Eczacı Filiz

Aromatik YAĞLAR….

elinde

Bir çok derde deva….

Aromaterapi 6000 yıl öncesine kadar dayanıyor.Grekler,Romalılar ve Antik Mısırlılar aromatik yağları kullanmışlardı.Mısırlı hekim İmhotep 6000 yıl önce güzel kokulu aromatik yağları banyo,masaj vs. için kullanmışlar…Hipokrat aromaterapi banyolarını ve masajını kullanırmış…

Aromaterapinin modern çağda kullanımı Fransız kimyacı Rene Maurice Gattefosse’in bitki yağlarının tedavi amaçlı kullanımına aromaterapi adını vermesi ile başlar.Elindeki yanığın lavanta yağı ile hiç iz kalmadan iyileşmei karşısında büyülenmişti.Diğer bitkisel yağların fiziksel ve psikoterapötik etkilerini araştırmaya başladı.

‘Fransız cerrah Dr. Jean Valnet bitkisel yağları mikrop öldürücü amaçlı kullanmaya başladı.Daha sonra Marguerite Maury aromaterapiyi doğal tedavi yöntemi olarak kullanmaya ve hastalarının reçetelerine yazmaya başladı.

Aromatik yağlar güçlü duygumuz koku duygusunu uyarır.Kokuların ruh halimiz üzerinde etkili oldukları biliniyor.Koku duygusunun zayıflaması anksiyete ve depresyon gibi psikolojik problemlere neden olabilir.

İnsanlar 10.000 farklı kokuyu ayırabilirler.Koku burnumuzda kliadan başlayarak,duygularımızı,ruh halimizi,hafıza ve öğrenme yeteneğimizi kontrol eden limbik sisteme kadar ulaşır.

Çalışmalar lavanta kokusunun beynin arka bölümünde alfa frekanslarını artırdığını tespit etmiştir.Bu rahatlama anlamına gelir.

Yasemin kokusu ise alın tarafında beta dalgalarını artırır bu da daha fazla uyanıklık hali demektir.

Bilimsel çalışmalar bitkisel yağların beyin ve beden üzerinde etki yapabilecek kimyasal maddeler içerdiğini göstermiştir.Bu maddelerin kimyası karmaşıktır fakat genel olarak alkoller,esterler,,aldehidler ve terpenler içerirler.

Bitkisel yağlar onlarca etken madde içerirler,bazı yağlarda bu rakam 100 kadardır.Bitkinin faydası ve kullanım alanı yağındaki etkin maddelerin yoğunluğuna göre değişir.Mesela bazı yağlar rahatlatıcı,bazısı uyutucu,ağrı kesici etkiye sahiptir.

Limon ve lavanta yağı gibi yağlar vücudunuzun ihtiyacına göre hareket eder.Vucudunuzun ihtiyacına adapte olurlar bu yüzden bu tür etkiye sahip bitkilere adaptojen denir.Bitkisel yağların vücudmuzdaki etkilerinin mekanizması tam olarak çözülmemiştir ama zihin ve beden üzerinde etkileri olduğu kesindir ayrıca zararlı yan etkileri yoktur fakat kullanım amacı farklı iken bazen başka rahatsızlıkları da iyileştirebilirler yani yaralı yan etkileri vardır.Vücuda absorbsiyon veya solunum yolu ile girerler.

Japonyada koku sektöründe faaliyet gösteren bir şirket kokuların insanlar üzerindeki etkilerini incelemek için bir grup bilgisayar operatörünün çalıştığı bölüme farklı kokular pompalayıp operatörlerin hangi kokuda ne kadar hata yaptıklarını incelemiş ve aşağıdaki sonuçlar ortaya çıkmış.

Rahatlatıcı lavanta kokusu pompalandığında klavye yazım hatası %20 oranında azalmış.
Uyarıcı yasemin kokusu pompalandığında hatalar % 33 oranında azalmış.
Ferahlatıcı ve uyarıcı keskin limon kokusu pompalandığında ise hata oranı % 54 azalmış

Aromaterapi hangi rahatsızlıklarda yardımcı olur?

Aromaterapi özellikle stres,,kas ve romatizma ında,sindirim sorunlarında,kadın hastalıklarında,psikosomatik rahatsızlıklarda etkilidir.

Psikoloji üzerine etkileri Aromaterapinin zihin ve davranış üzerinde etkili olduğuna dair bir çok delil var.İngilterede yapılan bir çalışmada uyuma güçlüğü çeken ve uyku hapı kullanan bir grup yaşlı odalarına lavanta aroması sıkıldığında bebek gibi uyumuşlar.

Doğum Sonrası Stresi Doğum sonrası stresi yaşayan 635 kadın üzerinde çift taraflı körleme usulü uygulanarak yapılan deneylerde lavanta yağı kullanılmış kadınlar 3. ve 5. gün arasında belirgin rahatlama oluştuğunu rapor etmişlerdir.

New York Sloan-Kettering Hastanesinde MR a giren hastalar üzerinde bir deyney yapılmış ve vanilya aromasına maruz bırakılan hastalarda kapalı yer korkusu yaşama % 63 oranında azalmış.

Başka bir çalışmada yoğun bakımda yatan 122 hastaya lavanta kokusuyla aromaterapi uygulanmış hastalar daha iyi hissettiklerini rapor etmişler.

Aromaterapide Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar Tavsiye edldiği gibi uygulanır ve uzman gözetiminde kullanılırsa aromaterapi oldukça güvenlidir.Esansiyal yağlar oldukça yoğundur.

Fazla kullanılmamalı…..

Ne kadar çok o kadar iyidir kuralı burda çalışmaz….

Hamileler,sara hastaları,yüksek tansiyonu ve alerjisi olan insanlar, aromaterapi kullanırken dikkatli olmalı.Bebek ve çocuklarda kullanırken dikkatli olun.

Aromatik yağı eğer yanlışlıkla deriye veya göze damlatırsanız sütle yıkayın.Süt içindeki bazı yağlar nedeniyle oluşabilecek tahrişatı engellemek ve yağı gözden çıkarmak için en iyisidir. Eğer yanma hissi oluşuyorsa bölgeye zeytin yağı sürebilirsiniz.Eğer yağı yanlışlıkla içerseniz bolca süt açın ve en yakın sağlık kuruluşuna zehirlenme kontrolü için başvurun.Aromatik yağların ağız yoluyla tüketilmesi tavsiye edilmez.Bu yağların bir çoğu ağız yoluyla alındığında zehirli etkiye sahiptir.Aromatik yağlar çok yoğun olduklarından vücuda uygulanmadan önce seyreltilmelidirler.Aromatik yağları tenfüs ederken gözleri kapalı tutmak en iyisidir.
Nane yağı gibi bazı yağlar uykusuzluğa neden olurlar o yüzden yatmaya yakın bu tür yağları kullanmayınız…

Streste Aromaterapi
Aromatik yağlar stres tedavisinde ve sakinleştirici olarak çok etkilidir.

Vanilla, portakal çiçeği, gül, papatya ve lavanta kokuları{ve diğer çiçek kokuları) rahatlatıcı etkiye sahiptir.

Lavanta, sandal ağacı ve küçük hindistan cevizi kokuları stresin etkilerini azaltmaya yardım eder.

Silhat yağı anksiyeteyi azaltır ve ruhsal durumu iyi yönde düzeltir.

Adaçayı sakinleştirici ve toniktir..

Ylang-ylang coşku verici, düzenleyici, sakinleştirici, ve toniktir.Kararında kullanın bazı insanlarda baş ağrısı yapabilir.

Lavanta sakinleştirici olarak en faydalısıdır.Ani üzüntü hallerinde bir mendile 4 damla damlatın ve burnunuzdan çekebildiğiniz kadar derin bir nefes çekin.

Aromatik yağları zihinsel ve fiziksel rahatlama için kullanmanın en etkili yolları masaj,banyo ve buhar solunumudur.Kaynak:www.holisticonline.com

Sevgiyle..
Eczacı Filiz

Çiçek..

b12

Gül suyunun cilde çok sayıda yararı vardır. Her ne kadar tüm yararları laboratuar ortamında tanımlanmamış olsa da, gül suyu yüz cildi bakımında kullanılan en mükemmel ürünlerden biri olarak bilinir. Modern tıp gül suyunun cilt hastalıkları ve yaralanmalarındaki tedavi edici etkisini, kırışıklıkları azaltmadaki ve cilt yaşlanmasını geciktirici sıkılaştırıcı gücünü, serinletici ve ateş düşürücü etkilerini daha yeni keşfetmeye başlamıştır. Gül suyu asırlar boyunca kadınlar tarafından cildi temizlemede, sıkılaştırmada, nemlendirmede, yumuşatmada, yaşlanmasını geçiktirmede, canlandırmada, cilt tahrişlerini azaltmada, sivilceleri tedavi etmede ve ayrıca aromaterapide kullanılmıştır.

Gül suyu asırlar boyunca böcek sokmasından çarpıntıya kadar değişen çeşitli rahatsızlıkta insanların ilk başvurduğu çare olmuştur. Osmanlı tıbbında gül suyu birinci derece sakinleştirici ve serinletici etkiye sahip olması nedeniyle değer kazanmıştır.

Etkilerinden yararlanabilmeniz için gül suyunuzun saf ve seyreltilmemiş olması ve sentetik katkı maddeleri içermemesi gerektiğini asla unutmayın. Aşağıda gül suyunuzu çeşitli amaçlarla nasıl kullanabileceğinize dair bazı örnekler verilmiştir:
Temizleyici olarak kullanımı: Bir makyaj pamuğunu gül suyu ile iyice ıslatın; sabah akşam ve gün boyu ihtiyaç duyduğunuzda yüzünüzü, boynunuzu ve dekolte bölgenizi bununla silin. Cilde mükemmel bir temizlik, canlılık ve rahatlık sağlar.

Tonik olarak kullanımı: Bir makyaj pamuğunu gül suyu ile iyice ıslatın; yumuşaklık kazandırmak, canlandırmak ve nemlendirmek için yüzünüzü, boynunuzu ve dekolte bölgenizi bununla silin.
Yüzünüzdeki ve göz çevrenizdeki makyajı çıkarmak için kullanın.
Gül suyu cildi rahatlatan ideal bir traş sonrası losyonudur.
Yorgun ve şişmiş gözleri rahatlatmak için: Soğutulmuş gül suyuna batırılmış iki makyaj pamuğunu gözlerinizin üzerine yerleştirin.
Sabahları şiş gözlere uygulamak üzere gül suyunu küçük buz kalıplarında dondurun.
İpek gibi bir cilde sahip olmak için banyo suyuna gül suyu katabilirsiniz.
Yüzünüz ya da vücudunuzun herhangi bir yerindeki şişliği azaltmak için gül suyu kompresinden yararlanabilirsiniz.
Böcek ısırmaları ve berelenmelerde uygulandığında ağrıyı azaltır.
Baş ağrısını dindirmek için gül suyunu göz çevresine, alına ve şakaklara tatbik edin.
İçki sersemliği ve bulantıyı hafifletmek için gül suyunu kaynatıp beş dakika boyunca buğu şeklinde yüzünüze uygulayın.
Ateşiniz yükseldiğinde el ve ayaklarınızı gül suyu ile ovun.
Gül suyu sizi yazın bunaltıcı sıcağının etkisinden korur; güneşe çıkmadan önce ve güneşte kaldıktan sonra yüzünüze sprey olarak tatbik etmek idealdir.
Gül suyu ter kokusunu nötralize eder. Pamuğa dökerek uygulayacağınız bir kaç damla gülsuyu, koltukaltındaki bakteri oluşumunu engelleyeceği için kötü kokuları bertaraf eder.

Gül, fiziki, duygusal ve spiritüel katmaların tümünü kapsayan güçlü etkisi ile insanda genel bir esenlik hali yaratır. Esansiyel yağlar, genellikle elektronlar veya negatif iyonlar şeklinde elektromanyetik yüklere sahiptir ve şifa verici etkilerini bedenin frekansını daha yüksek seviyelere taşıyarak gösterirler. Rosa damascena esansiyel yağı, 320 MHz.lik frekansı ile tüm esansiyel yağlar içinde en yüksek frekansa sahiptir ve Gulsha ürünleri, kaynağından elde edilmiş en yüksek kaliteli gül yağını size en saf hali ile sunar. Esansiyel yağlar asırlardır aromaterapide kullanılmaktadır.

Gül yağı;
Kalp enerjisini uyarır ve kalp çakrasını açar
Duygusal bedeni besler ve şifa verir
Spiritüel bedeni destekler, güçlendirir
Sevgi, neşe ve empati yaratmaya yarar
Duygusal travmaların iyileşmesine yardımcı olur
İç sükunu ve denge sağlar
Çakralara enerji verir ve aurayı güçlendirir….

Eczacı Filiz

Cilde olan faydalarının çok büyük olması ve birçok farklı nitelikteki problemin giderilmesine büyük destek vermesi, gül yağının temel cilt bakımı için tercih edilebilecek en uygun doğal bakım ürünlerinden biri olmasına neden olmaktadır. Ancak gül yağının faydaları hakkında yapılan araştırmalar bu doğal yağın cildin yenilenmesi için çok büyük yarar sağladığını ortaya çıkarsa da, oldukça zor bir şekilde elde edilen gül yağının pahalı bir olduğunu da söylemek gerekir. Gül yağı üretiminde çok fazla gül yaprağı kullanılması gerekmesi ve bitkinin az oranda yağ içermesi, üretim için hatırı sayılır bir oranda gülün işlenmesi manasına gelir. Zaten pahalı bir çiçek olan gülün kilolarca işlenmesi halinde dahi küçük bir miktar yağ elde edildiğinden, bu cilde için çok faydalı doğal yağın yüksek fiyatlara satılmasına neden olmaktadır.

Virüs ve bakterilere antiseptik özelliğe sahip olan gül yağının cilt temizliği için ideal bir doğal bakım yağı olduğu söylenebilir. Özellikle sivilce sorunu yaşayanlar, tıkanan cilt gözenekleri sebebiyle oluşan sivilcelerden kurtulmak için düzenli aralıklarla gül yağını kullanabilir. Cildin derinlemesine temizlenmesini sağlayan gül yağı, gözeneklerin açılmasını ve cildin nefes almasını sağlar. Birkaç damla gül suyu dökülen pamukla yıkanmış cildin temizlenmesi, sivilce oluşumunun da kısmen azalmasını sağlamaktadır. Cildin gergin görünmesine de katkı sağlayan gül yağı, nemlendirici etkisiyle cildin alt tabakalarının da nem dengesini korumasını sağlamaktadır.

Antiseptik etkisi sadece cilt yüzeyinde değil, ağız içinde çıkan yaralarda da olumlu sonuçlar doğurmaktadır. Boğaz iltihaplanmalarında su ile karıştırılarak gargara yapılması, boğazın ferahlamasına ve antiseptik etki sebebiyle iltihabın giderilmesine yardımcı olur. Cilt yüzeyindeki açık yaraların daha hızlı iyileşmesine de destek sağladığı bilinen gül yağı, bu özelliği sebebiyle egzama hastaları tarafından da kullanılır. Egzamaya bağlı olarak görülen kaşıntılar sebebiyle cilt yüzeyinin deforme olması ve bu bölgelerde oluşan açık yaralara mikropların yerleşmesi gibi sorunların üstesinden gelmek için de gül yağı tercih edilmektedir. Ancak egzama hastalığı her insanda farklı şekilde görüldüğünden, tedavi amacıyla kullanmak yerine destek ürün olarak görülmesi daha doğru
Eczacı Filiz

Aromatik yağlar

Gül yağı üretimi ya da “gül yağı çıkarma” imbik sistemiyle yapılan bir damıtma işlemidir. Gül yağı, gül çiçeğinin yapraklarında pek az nispette bulunduğu için sıkılarak elde olunamaz. Bundan dolayı ya damıtma, yahut ekstraksiyon yoluyla elde edilir.

Gül bitkisinin birçok türleri arasında Rosa Damascena’nın çiçek yapraklarında diğer türlerden daha bol miktarda bulunan ve çok kokulu olan gül yağı, daha ziyade bu gül türünden elde edilir.

Gül yağı; az çok koyu sarı renkli ve baş döndürücü bir kokuya sahip olup, +23 C° sıcaklıktan aşağıya doğru ince safihavî billurların teşekkülü suretiyle bulunmaya başlar.

Bu üretimde imbik kazanları çeşitli büyüklükte ve sayısı da tek ya da daha fazla olabilmektedir. Kazanın büyüklüğüne göre içine gül çiçeği ve su konur. Örneğin 24 kg’lık bir bakır kazana 15 kg gül çiçeği ve 4 teneke yani 60-70 litre su konulur. Kazanın kapağı kapatılır. Ağız kısmı beyaz kil toprak sürülmüş bir bezle sarılır. Aynı şekilde kapak borusuyla havuz içinden gelen soğutma borusunun birleştiği kısım da sarılır. Bu işlem buharın çıkmasını önlemek için yapılmaktadır.

Ocak yakılır ve fazla ateşli olmayan bir yakma düzeni ile kazandaki gül çiçekli su kaynatılır. Kazanın kapak kısmında yoğunlaşan buhar su dolu havuz içindeki boruya geldiğinde tekrar sıvı hale geçer ve havuz dışında bu boruya takılmış olan bir kaba akar. Birinci kaynama sonucunda 60-70 litre gül suyu elde edilir. Kazandaki kaynamış gül çiçeği posası halkın deyimiyle “cibre” dökülür.

Birinci kaynama sonucunda elde edilmiş olan ve yağı alınmamış gül suyu imbiğe yeniden vurulur. 60-70 litre gül suyu ve 20 litre kadar da gül mayası ya da maya suyu10 kazana katılarak ikinci kaynatma işlemine geçilir. Bu kaynatmada ocaktaki ateş düşük düzeyde tutulur, aksi takdirde yağ elde edilemez.

Havuzdan gelen boruya bu sefer cam damacana ağzı sıkı şekilde sarılarak bağlanır. Bu kapta gülyağlı su birikir. 15 kg’lık gül çiçeği ile 25-30 litre gül yağlı su elde edilmektedir, ikinci defa cam kapta toplanan bu suyun üstünde bir parmak kalınlığında yağ toplanır. Suyun üzerinde biriken bu gül yağı bir şırınga ile çekilir ve bir kapta biriktirilir. 60-70 litre gül yağlı sudan 25 gr gül yağı alınmaktadır.

1 gr’lık gül yağının 3 kg gül çiçeğinden elde edildiği belirtilmektedir. Yine 1 kg gül çiçek yaprağı 300-350 gülün çiçek yaprağından ve ortalama 1 kg gül yağı ise 3500 kg gül çiçek yaprağından elde edilmekte, 1 kg gül yağı üretimi için dolayısıyla 1.150.000 adet gül harcanmaktadır. Bu hesaplamalar bize gül yağının neden çok değerli olduğunu açıklamaktadır.

İyi nitelikte yağ elde etmek için damıtma işi çok önemlidir. İklim ve toprağın etkisine (havanın yağmurlu, açık olması, tarlanın toprağının fosforunun az ve çok bulunması) damıtmayı yapan kimsenin becerikliliğine göre (özellikle ateşin idaresi çok önemlidir) yağın niteliği değişmektedir.

Eczacı Filiz

AROMA….. frekans……

koku_02

AROMA

Bitkisel yağların kokuları, belirli esans içeriklerinden dolayı organik düzeyde faaliyet gösterirler. Aynı zamanda, aura ve içsel enerji sistemleri üzerinde tedavi edici etkiye sahip olabilecek, yüksek güçte ve gözle görülemeyen titreşimsel kalıplara sahiptirler. Bitkisel yağlar şimdi, içsel gelişim süreçlerini hızlandırmak ve tedavi etmek içinde kullanılır hale geldiler. Bunlar; adaçayı, paçuli, lavanta, limon çiçeği ve sandal ağacı’dır

Adaçayı:

Bu son derece canlandırıcı koku, öncelikle üçüncü gözü etkiler. Yeni bir açıklık ilhamı ve yaşamın duyusal zevklerine yüksek bir hassasiyet vererek aklı, yeni deneyim manzaralarına açar. Sizi mantığın ötesine taşıyarak merakı, dünyadan çocuksu bir zevk alma becerinizi uyandırır.

Adaçayı’nı çakraları açmak içinde kullanabilirsiniz. Adaçayı bilinçaltında, saf duygusal seviyede hissetmenize, bu yeni alanı keşfetme merakının uyanmasına yardım eder. İnsana, kendi kendine kabul ettiği sınırlamaları bırakma ilhamı ve yeni mücadelelerle yüzleşme cesareti verir. Pürüzsüz, sakin niteliği ve neşeli yapısı bize daha canlı, daha özgür var olma duygusu aşılar. Kilitli enerjilerinde serbest kalmasını sağlar.

Paçuli:

Duygusal bir koku’dur. Duygusal algılamayı ve yaşama zevkini arttırarak seks merkezinide etkiler. Yaşamın duygusal yanlarına artan minnettarlık, leğen bölgesinde bloke olmuş enerjinin serbest kalmasına yardımcı olur. Paçuli, adaçayından daha yetişkindir. Çünkü, bizi müziğe, sanata, duygusallığa, doğayı tanıma keyfine duyarlı hale getirir. Var olmanın her düzeyinde duygusal zevkleri açar. Adaçayı saf, çocuksu ilhamlar verirken, paçuli ise dünya ve diğer insanlarla duygusal ve keyif verici tecrübelere ilham olur.  Paçuli’yi  leğen bölgesinde enerji akışını onarmak ve insanı hayata karşı daha duygusal olmaktan alıkoyan enerjileri azaltmak için kullanabilirsiniz. Buna dokunulma ve her çeşit yakınlaşma korkusu, alerjiler, cilt lekeleri dahildir. Paçuli, duygusal algılamaya kapalı bütün ana ve küçük çakralarla, bu işlevi yeniden yapılandırmak için kullanılabilir. Paçuli’den hoşlanmayan ama etkilerinden kesinlikle yararlanacak kimseler benzeri özellikleri olan ylang-ylang bitkisinin yağını da deneyebilirler.

Lavanta:

Bu soylu ve ayrıcalıklı koku özellikle; küçük şakalardan bile kolayca alınabilen, sürekli olarak arkadaşlarının kabalığından yakınan aşırı duygusal insanlarda başarılı olduğu kanıtlanmıştır. Lavanta, derinden yaralanmış ve öfkelerini ifade edemeyecek kadar hassas insanlar içinde faydalıdır. Bu tip belirtiler aura’mızı zayıflatır. Burada lavanta yağı çok değerli bir yardımcı olabilir. En hassas çakraları bulup, lavanta yağı uygulayabilirsiniz. Genel olarak’ta reiki çalışmalarınızda ellerinize birkaç damla lavanta yağı kullanmanız reiki seansınızın daha özel ve daha keyifli geçmesini sağlayabilir.

Limon Çiçeği:

Bu koku ferahlatır ve güç verir. Ferahlığı, eski düşünce kalıplarınızdan kopmanıza ve yeni, yaşamı daha destekleyici olanı kabul etmenize yardımcı olur. Kişi engellerinin bilincine varmış ve bunların kaldırılması için tüm hazırlıklar yapılmışsa limon çiçeği devreye girer. Bunu reiki çalışmanızda da kullanabilirsiniz. Limon çiçeği üçüncü gözün açılmasıyla birlikte özellikle kök çakrayı etkiler.  Güçlenme ve koruma sağlayacaktır.

Sandal Ağacı:

Kesin bir şekilde bu koku sevgi işlevini, sıcak kalpli “anne” duygusunu uyandırır. Sakin enerji yapısı, insan sıcaklığı, kabul edilme, açıklık ve anlayış duygusu yaratır. Reiki çalışması sırasında bu kokuyu, seansın hemen başında hoş bir ortam yaratmak için kullanabilirsiniz.  Sandal ağacı güven uyandırır ve bu güven davranışlarınızla kanıtlanır. Sandal ağacını yoğun,  çakralar yada gevşek kas tedavisi sırasında kullanabilirsiniz. Sandal ağacı yağı yalnızca güven duygusunun oluşturulmasında yardımcı olmaz aynı zamanda iletişimi de kolaylaştırır.

Bitkisel özlü yağ  BAZINDA  kokuyu  bölgesel olarak kullanmak için, orta ve işaret parmağınıza birkaç damla koyun ve vücudun çalışacağınız bölgesine, saat yönü tersine yumuşak, dairesel hareketlerle sürün.
Bütün gününüzü özel bitkisel yağın titreşimi ile birleştirmek isterseniz; kağıt mendile sadece birkaç damla damlatın. Etrafını ince bir bez ile sarın. Bunu boynunuza ipek ya da deri bir iple asarak bu yağın kokusunu ve titreşimini auranız da direkt olarak hissedeceksiniz. Bu uygulamada hiçbir zaman metal zincir kullanmayın.

Sağlıklı bir insanın beyni  72-90 MHZ titreşir…Normal bir insan  62-68 MHZ bir frekans aralığına sahiptir….Hastalıklar 58 MHZ  düştüğünde yaşanır…

Bir fincan kahve frekansı  3 günde  16 Mhz  düşürüyor..

Soğuk algınlığında  58 Mhz….

Gripte   57 Mhz…

Kanser  42 Mhz e düşürüyor…

Gül 320  Mhz e yükseltiyor…..(en yüksek frekans)

Lavanta  118 Mhz..yükseltiyor..

Sandal 96 Mhz..yükseltiyor..

Nane 78 Mhz..yükseltiyor..

Fesleğen  52 Mhz..

Melissa  102 Mhz..yükseltiyor..

Ardıç  98 Mhz..yükseltiyor..

A. Papatyası  195 Mhz…yükseltiyor…

OLUMSUZ düşünceler  12 Mhz..düşürüyor….

OLUMLU düşünceler 10 Mhz…yükseltiyor…vs….

Eczacı Filiz

Aromaterapinin Doğuşu….

arro

Tarihçe..

Esans yağı, bitki,yaprak, çiçek, kök, sap,dal, meyve, tohum, dikenlerin içinde ki küçük torbacıklarda bulunan “yaşam gücü” ve “esans”larının, buhar distilasyonu, sıkma ve çözme metodlarıyla çıkartılan öz sulardır. Bunlara bitkilerin “ruhu” da denilebilir.

Aromaterapi konusunda ilk kaynaklara Mısır Medeniyetinde rastlamaktayız. Aromaterapi, Mısırlılar tarafından tedavi, dinî ve güzellik/kozmetik amacıyla kullanılmıştır. Her ne kadar daha çok enflöraj metodu kullanılmakta idiyse de M.Ö3500 yıllarından kalma buhar distilasyon makinalarına rastlanmaktadır.

Aromaterapi, hem Çin Tıbbı hem de Hint Tıbbı Ayurveda’nın önemli tedavi yöntemlerindendir.Yunanlılar, Aromaterapi sistemini Mısırlılardan almışlardır. Dönemin ünlü fizikçisi Hipokrat, Aromaterapi Masajını bir tedavi yöntemi olarak kullanmaktaydı.Romalılar da Yunanlılardan esinlenmiştir.

Araplar ise hem Yunan ve Roma hem de Çin ve Hindistan’dan esinlenmiştir.Distilasyon metodu, 1000yıl önce ünlü bilgin İBNİ SİNA tarafından keşfedilen bir tekniktir. Bugün, o dönemden kalan distilasyon makinaları Pakistan müzesinde bulunmaktadır. Bu da bize bu tekniğin eski medeniyetlerce zaten bilindiğini, ancak zamanla unutulup, daha sonra tekrar keşfedildiğini göstermektedir.

Ortaçağ’da rahipler manastırlar’da hastaları bu yöntemle tedavi etmekteydiler. Bu dönem de alternatif tıp uygulayanlar cadı olarak adlandırılmaktaydı. Kilise, banyo yapmayı günah saydığı için , Aromaterapi yağları çoğunlukla anti-bakteryal, mikrobyal özellikler taşımaktaydı. Bu dönemde Hipokrat’ın bütüncül ve doğal yaklaşımı tümüyle kaybolmuştur.Rönesans ile birlikte bütüncül yaklaşım tekrar geri gelmiştir. Paraselsus, bu dönemde isim yapmış fizikçilerdendir.

Bach Çiçek Terapisi, Dr. Edward Bach tarafından bulunmuş, hastalığı değil kişiyi tedavi edici çok etkili bir tedavi yöntemidir.

Çağdaş Aromaterapi

Aromatikler, binlerce yıldır tıbbi, kozmetik ve dini amaçlarla kullanılmaktadır. Fransız kimyager Gattefasse ve Fransız Doktor Valnet, 20.yy’da Aromaterapiyi tekrar canlandırmışlardır.Gattefasse, alternatif doğal tıbba değil ancak esans yağlarının şifa gücüne inanırdı. Birgün laboratuvar’da kötü bir şekilde yanan elini saf Lavanta yağı ile tedavi edince bu inancı pekişir.Dr. Jean Valnet ise, Gattefasse’nin deneyleri sonucunda elde ettiği bilgileri kullanarak , 2. Dünya savaşı gazilerini tedavi etmiş ve çok güzel sonuçlar elde etmiştir.1950’de ise Marguerite Maury, esans yağları ile taşıyıcı yağları karıştırarak Tibet usulü Masaj tekniği için kullanmıştır. Bu şekilde omurgayı tedavi edip güçlendirmiştir. Marguerite aynı zamanda ihtiyaca yönelik kişiye özel esans yağı karışımlarını ilk kez kullanmıştır.1970 sonu 80 başından beri Aromaterapi ve esanansların kullanımı, Alternatif terapi’nin önemli bir ayağı olmuştur. Günümüzde de gelişmeye devam etmektedir.

Eczacı Filiz

AROMATERAPİ GüCü…..

LAVV

Yaşam Gücü

Her esans yağının, kimyasal yapı ve bileşenlerine özgü kullanım alanları vardır.Vücuttaki her bir dengesizlik, birçok farklı esans yağı ile giderilebilirken, Tek bir esans yağı da birçok aktiviteyi ayni anda tedavi edebilir. Örneğin; bir yağ, aynı anda hem canlandırıp hem sakinleştirebilir.

Fizyolojimizde, Yaşam Gücü olan “Prana” nın emilimi ve dolaşımını arttırır.
Antiviral (virüs öldürücü), antibakteriyel (bakteri öldürücü), antimikrobiyal ve antifungal (mantar öldürücü) özelliklere sahiptir. Başka bir deyişle; virüslere, bakterilere, mikroplara, mantara karşı güçlüdür.
Yüksek oranda oksijen emme kapasitesine (ORAC) sahiptir.
Hastalıkların ve yaşlanmanın başlıca sebebi olan serbest radikalleri dağıtma ve çözme özelliğine sahiptir.
Küçük moleküler yapısı sayesinde, hücresel ve en ince düzeyde ki dokuların içine nüfuz ederek tedavi edebilme özelliğine sahiptir.
Esans yağları güçlü maddelerdir. Fiziksel, zihinsel, duygusal sağlığımızı, dengemizi oluşturmak ve korumakta yardımcı olan, Aromatik yağların kullanıldığı Aromaterapi ile;
Fiziksel beden güçlenir.
Sağ ve sol beyin aktivitesi dengelenir, birbiriyle uyum sağlar.
Nabız birkaç saniye içinde normalleşir.
Tüm vücut sistemleri, kas ve kemikler güçlenir, arınır ve dengelenir.
Hafıza ve öğrenme kapasitesi, konsantrasyon ve yaratıcılık artar.
Uyku, iştah, tansiyon dengelenir.
Depresyon, panik atak, migren, astım, bronşit vs çözülür.
Endorfin ve Serotonin hormonlarının salgılanması uyarılabilir.
Duygu ve düşünceler olumlu yönde değişir!

Bitkilerin özü, insanın “ince düzeylerini” besler. Fiziksel bedenimiz çoğu zaman beslenebilir, ancak “ince bedenlerimiz” yani; duygu ve düşüncelerimiz çoğu zaman yetersiz beslenmektedir. Aromaterapi, bu anlamda ince boyutta besin sağlayarak bize unutmuş olduğumuz yönümüzü hatırlatir, denge ve bütünlük hissi sağlar.

Eczacı Filiz

Bitki yağı

kekik

Ülkemizde ki Uzmanların yaptığı çeşitli incelemelerde( Ç.ÜNV. )”Origanum Onites” türü kekik bitkisinden elde edilen aromatik yağda bakterileri ‘yok edici’ özellikte yüzde 67.12 oranında “Carvacrol” ile yüzde 8.96 oranında ‘P-Cymene’ maddesi bulduğunu “Aynı araştırmada ‘Origanum Onites’ türü kekikten elde edilen yağın, “Klebsiella pneumoniae ATCC700603” ve boğaz enfeksiyonuna neden olan “Staphylococcus aureus ATCC29213” adlı bakterilerinin üremesine karşı antimikrobiyal etkisinin bulunduğunu
Kekik, içerdiği maddelerle hücre koruma sistemlerini etkinleştirdiği için doğal bir antioksidan olduğu ispatlanmıştır.
Kekik içeriğindeki ana maddeler timol sayesinde sindirim sistemindeki rahatsızlıkları gidermektedir. Ayrıca sakinleştirici etkisi vardır. Kullanıldığı zaman sinir, stres gibi hastalıkları geçirir ve vücuda sakinlik kazandırır.
Kan şekerini düşürür.Kekik-Tarçın.-1 su bardağı suya yarım kahve kaşığı kekik,yarım kahve kaşığı tarçın konur kaynatılır,süzülür. Sabahları aç karnına içilir.
Kekik yağını bir tatlı kaşığı suya 3 damla damlatarak da kullanabilirsiniz.Mutfaklardan eksik etmediğimiz kekik, özellikle et yemeklerinde, salata soslarında kullandığımız lezzetli bir bitkidir. Günümüzde kilo verme veya koruma amaçlı olarak da kekik suyu tüketilmektedir.
Çayının basit bir yapımı, o kadar da rahatlatıcı etkisi vardır. Sinirleri yatıştırır, mide rahatlatır, öksürük ve gribal enfeksiyonların tedavisinde de kullanılması tavsiye edilir.
Çayı hazırlamak için; yarım ya da bir tatlı kaşığı kekiği orta boy su bardağına alın. Üzerine kaynar su dökün ve ağzı kapalı bir şekilde 8-10 dakika demlenmeye bırakın. Demlenen çayınızı süzüp içebilirsiniz. Gün içinde 2-3 bardak kekik çayını taze demleyerek, soğutmadan bekletmeden içebilirsiniz.
Hamilelerin ve tansiyon hastalarının içmemesi tavsiye olunur. Onun dışında bir yan etkisi yoktur.
Ağız içinde oluşan yaralar için de kekik çay ile gargara yapmak faydalı olacaktır.
Zekanın açılmasında, sara hastalarında ve hatta alkol bağımlılığında da kekik faydalı bir bitkidir.Hafızayı kuvvetlendirir,kalp sancısına iyi gelir. Ödü buruna damlatılırsa da zihni sadeleştirir, hafızayı yeniler. Ciğeri sara hastalığına karşı iyi gelir.*Sinirsel yüz ağrılarında kullanılır…