Kategori arşivi: KİŞİSEL BAKIM

CİLT LEKELERİ…..

cilt-lekeleri-1

Çiller…..

Lentigo-Lentigines; çoğunlukla yüz, göğüs ve kollarda görülen iyi huylu renkli lekelenmelerdir. Güneşe maruz kalma sonucu görülen ekseriyetle sarışın veya kızıl saçlılarda görülen melanin pigmenti birikimidir. Çiller organizmanın cildi ultraviyole güneş ışınlarından korumak için verdiği doğal tepki sonucu ortaya çıkarlar. Soğuk aylarda organizma güneş ışınları etkisiz olduğu için bu kadar güçlü korumaya gerek duymaz bu nedenle çiller genellikle ilkbahar ve yaz aylarında çokça görülürler. Yine melasmada olduğu gibi hidrokinon tedavide kullanılmaktadır.

Melasma Gravidarum……

Gebelikte görülür. Gebelik maskesi olarak ta adlandırılır. Melasma çoğunlukla kadınlarda görülür. Erkeklerde görülme sıklığı % 10 dur. Koyu tenli kişilerde melasma görülme sıklığı daha fazladır. Genellikle üst yanak burun, dudak kenarlarında yama şeklinde zamanla genişleyen kahve renkli lekelenmelerdir. Ciltte aşırı melanin üretimine bağlı olarak oluşur. Nedeni kesin olarak bilinmemekle beraber doğum kontrol ilaçlarının, hormonal değişikliklerin, güneşlenmenin hastalığa neden olduğu bilinmektedir. Melasma gebelik sonrası kaybolacağı gibi yıllarca veya ömür boyu da devam edebilir.

Doğum lekeleri…Güneş lekeleri..ve  yaşlılık lekeleri…sivilce lekeleri…Hepsi  için özel  hazırlanmış  kişiye özel  formuller…..kişiye özel tespitlerle  semptomlar azaltılabilir….

Sevgiyle..

(/Vit-amin.net//)

İNCİ gibi DİŞLER……içten gülüşler

DİŞŞŞ

Dişlerimizi evde nazikçe beyazlatmak için hali hazırda asırlık ev ilaçlarından olan karbonat ve misvakı tercih edebiliriz. Aynı zamanda, kereviz, elma, armut ve havuç gibi bazı besinler de, dişlerinizdeki lekelerin çıkmasına yardımcı olacak şekilde çok salya oluşmasını tetikler. Şekersiz çiklet çiğnemek de aynı şekilde, dişteki lekelerin çıkarılmasını sağlayacak salya oluşumunu tetikler. Bütün bu salyaların ikramiyesiyse şudur: diş çürüklerine neden olan asidin nötr hale getirilmesini sağlar. Dişler söz konusu olduğunda, etraflarında ne kadar salya  varsa o kadar iyidir.Yani tükürük…..

Tükürük Akış Hızını Arttıran Nedenler:
• Ağzın akut ve kronik iltihapları,
• Mide-barsak hastalıklarında,
• Pilo-karpin enjeksiyonunda,
• Civa zehirlenmelerinde,
• Bazı ateşli ve bulaşıcı hastalıklarda.
• Fasiyal paralizi ve nevraljilerde tükürük artışı görülebilir.
• Psişik nedenlerle ve santral bulber paralizilerde salya merkezinin bozulması nedeniyle tükürük akışı artar.

Tükürük azlığına “Apityalisme” denir. Büyük kanamalardan sonra, diabetlerde, pernisiöz anemide, kronik nefrit, tükürük bezi ve kanalı hastalıklarında veya mekanik olarak tıkanmasında, atropin, nikotin, opiyum gibi maddelerin fazla alımından sonra ve menopozda tükürük akışında azalma görülür. Apityalismede ağız mukozası kuruluğu nedeni ile özellikle ağız köşelerinde ve dudaklarda çatlamalar görülür. İleri dönemlerde ülserleşmeler görülebilir. X ışınlarının normal tedavi edici dozda verilmesi durumunda bile ağız kuruluğu görülebilir. Yüksek ateş, dehidratasyon, sistemik ve metabolik hastalıklar, depresyon, trankilizan ilaçlar ağız kurumasına neden olabilmektedir.

Tükürük Azlığına Bağlı Komplikasyonlar:
• Çiğneme ve yutma güçlüğü
• Ağız kokusu
• Tat alma duyusunda azalma
• Ph düşmesine bağlı tamponlama kapasitesinde azalma
• Yutma zorluğuna bağlı sıvı karbonhidrat ağırlıklı beslenme
• Ağız ve plak florasında değişme
• Plak birikim hızında artma
• Gingivitis ( Hasta ağız temizliğinde başarılı olamıyorsa)
• Tükürüğün anti bakteriyel özelliğinden yararlanamama ve enfeksiyon artışı, özellikle mukositis ve kandidiazis artışı
• Demineralizasyon hızının artması remineralizasyon hızının artması nedeni ile çabuk gelişen yaygın çürüklerin oluşması
• Kesici kenar, kole ve tüberkül gibi çürüğün oluşmaması gereken yerlerde derin olmayan geniş çürüklerin oluşması
• Tükürüğün sert dokuları yeteri kadar ıslatamaması ve dış etkenlere karşı yeteri kadar koruyamaması nedeniyle dişlerde kırık ve çatlaklarda artışın olması.
• Ayrıca gebelik ve diş sürme tükürük akışını arttıran nedenler arasında sayılabilir

Beyin ile ilgili olan işleyiş kısmı için ise yapılan ve yayınlanan araştırmalar doğrultusunda ; yiyeceklerin düşünülmesi, koklanması veya görülmesi beyin sapındaki tükürük salgı merkezinin uyarılmasını ve beyinden gönderilen sinyallerle tükürüğün salgılanmasını sağlar….Tükürük diş çürüklerini, ağız içinde ve mikrobiyal plakta ortamın Ph’ını nötr hale getirerek önler….Tükürüğün Ph’ı 6,5-7,5 arasındadır.Tükürük içinde bulunan tamponlayıcı elemanlar en kısa zamanda tükürük Ph’ını eski haline getirmeye çalışır. İstirahat halinde en önemli tamponlayıcı elemanlar inorganik fosfatlarken uyarılmış tükürükte karbonik asit- bikarbonat sistemi devreye girer. Ph 4-4,5’ in altına düştüğünde tükürük proteinleri de tamponlama sistemine katkıda bulunmaya başlar. Tamponlama kapasitesi azaldıkça diş çürüklerinin arttığı araştırmalarla gösterilmiş olmasına rağmen tek teşhis aracı olarak kullanılamaz. Ancak mine erozyonlarının teşhisinde önemli bir teşhis aracıdır. Tükürük akış hızının azalması tamponlama kapasitesini düşürmesine rağmen artması tamponlama kapasitesinin artacağını göstermez. Tükürüğün uyarılması tamponlama kapasitesini arttırır. Şeker yedikten sonra tükürük Ph’ı hızla düşer ve uzun süre düşük düzeyde kalır. Bu nedenle şeker alınımından sonra çiklet çiğneyerek tükürük akış hızı arttırılmalı veya bir parça peynir yiyerek remineralizasyonun arttırılmalıdır.

Ağza alınan gıdalar tükürük içerisinde çözünerek tat tomurcuklarına ulaştırılmakta ve tat alma hâdisesi gerçekleştirilmektedir. Tükürük; konuşma sırasında ağız, yutak ve yanak mukozasının sürekli ıslak kalmasında rol alarak konuşmayı kolaylaştırır.

Tükürük salgısının azalması, ağız kurumasına (kserostomia) sebebiyet verir. Stres altında, radyasyona mâruz kalındığında, kuru göz ve ağız sendromunda (sjögren) ve diyabette ağız kuruluğu görülebilir. Dilde yanma hissine, konuşma ve bilhassa kuru yiyecekleri yeme zorluğuna, sık susamaya, dudaklarda çatlama ve kuruluğa, tat bozukluğuna, kötü ağız kokusuna yol açar.Tükürükteki florür, diş kökünün inşasında ve bunun korunmasında önemli rol oynayarak diş çürümelerinin önlenmesine vesile olur. Tükürükteki bikarbonat, asit ve bazları tamponlar. Böylece asidik veya bazik yiyeceklerin ağız mukozasını tahriş etmesi, dişlerde bakterilerin birikmesi, dolayısıyla diş çürümesi önlenir ve ağız hijyeni devam ettirilir…

Dahası ağız ph ınızı koruyan tükürük salgısını ve ağız hijyenini artırmak …daha sağlıklı  inci gibi dişlere ve  güzel kokulu nefeslere …içten gülüşlere sahip olmak istiyorsanız sırasıyla……

Sakız çiğnemeyi…

Daha fazla su içmeyi….

Asla burnunuz tıkalı uyumamayı…

Basit şeker tüketimini azaltmayı….

Lokmaları iyi çiğnemeyi….

Peynir ve tarçın tüketmeyi…..

Diş ipi kullanmayı….

Diş kürdanı ve misvak kullanmayı ihmal etmeyiniz…….

Sevgiyle…..

(Araştırma//Vit-amin.net/)

 

DOĞAL DİŞ MACUNU

dişl

Diş macununuzu kendiniz doğal yöntemlerle yapmak istiyorsanız Ender Saraç’ın doğal diş macunu tarifine ne dersiniz? Dişlerinin bakımına özen gösteren kişilerin tam da aradığı tarif, Saraç’dan geliyor. Bitkisel yöntemlerle diş macunu hazırlamak, hazırladığı bu diş macununu kullanmak ve ailesine de kullandırmak isteyenler için işte diş macunu tarifi:

Malzemeler

  • Yoğurt
  • Bikarbonat
  • Birkaç damla limon suyu
  • Misvak tozu

Doğal diş macunu yapımı

Tüm malzemeler derin bir cam kabın içinde karıştırılır ve hazır edilen karışımın bir miktarı fırça üzerine sürülerek dişler fırçalanır. Düzenli kullanımı sayesinde hem dişlerinizin sağlıklı hem de bembeyaz olacaktır.

(/Alıntı//Vit-amin.net/)

DİŞ MACUNLARI VE DİĞERLERİ…..

DİŞŞ

SODYUM FLORÜR

Hem fare zehrinin hem de diş macununun ana bileşenlerindendir. Diş hekimleri çürüklerin önlenmesi için bu maddeyi yıllardır önerdiğinden diş temizliği ürünlerinde bulunmaktadır. Fakat çoğu popüler diş macununun 120 gramında küçük bir çocuğun 2-4 saat içinde ölümüne sebep olacak kadar sodyum florür bulunur.

Çocuklarda ve gençlerde bu maddenin az miktarda yutulması tükürük salgılanmasına, baş dönmesine, kusmaya, üst karın ağrısına ve ishale sebep olabilir. Kanserojen maddenin büyük dozları ise felce, kas güçsüzlüğüne, klonik sarsıntılara, sonraki aşamalarda ise solunum ve kalbin durmasına yol açabilir. Florür birçok anestezik, hipnotik ve psikiyatrik ilacın da önemli maddelerindendir.

Şaşırtıcı şekilde florür FDA (Food & Drug Administration) tarafından hiçbir zaman onaylanmamıştır. 1990 tarihli bir çalışma çürükleri de azaltmadığını göstermektedir. Bilim adamları son dönemlerde florürü diş deformasyonu, artrit, alerjik reaksiyonlar ve yılda kanser sonucunda 10.000 ölümle ilişkilendirmektedir.

FD&C Mavi Boya 1 and 2: Bu boyalar diş macunları ve birçok üründe kullanılan yapay renklendiricilerdir. Son araştırmalar bu maddelerin birçok davranışsal bozukluğa, öğrenme bozukluğuna ve sağlık problemine yol açtığını göstermiştir. Aynı zamanda FD&C boyası önemli alerjik reaksiyonlara, astım ataklarına, baş ağrılarına, baş dönmesine, yorgunluğa, gerginliğe, konsantrasyon bozukluğuna ve kansere sebep olabilir.

FD&C boya petrolden sentez edildiği için, işlenmemiş yağ kullanmaktan farklı değildir. Eskiden doğrudan kömür katranı yağından yapılan bu boyalar sağlık endişelerinden dolayı yasal düzenlemelerden sonra sentetik olarak oluşturulmaktadır. Yine de hala kanserojen etkiler bulundurmaktadır. Diş macunu hiç yutulmasa bile bu madde dudak derisinden veya ağzın içerisindeki mukoza zarından saniyeler içinde emilebilir.

Sodyum Loril Sülfat (SLS)

Büyük ihtimalle kişisel temizlik ürünlerinde bulunan en tehlikeli madde SLS’dir. Köpürücü etkisi olduğu için diş macunlarına katılır ve macuna işe yarıyor görünümü verir. Halbuki araştırmalar deri için oldukça yıpratıcı ve zararlı etkileri olduğunu göstermiştir.

Temizlik endüstrisinde SLS, garaj zemini temizleyici, motorlar için yağ giderici ve araba yıkama deterjanı ürünlerinde kullanılır. Klinik testlerde ise cildi tahriş edici madde olarak ilk tercih edilen kimyasaldır. Bu maddeyle cildi tahriş edip, iyileştirici ürünlerin etkisi denenir.

SLS dokulardan içeri girip, gözde, beyinde, kalpte ve karaciğerde birikebilir; uzun dönemde ciddi zararlara yol açabilir. Çoğu yetişkin ve bebek şampuanında da bulunmaktadır.

Triklosan

Deterjan ve diş macunlarında sıkça görülen bu kimyasal anti-bakteriyel özelliğe sahiptir. Halbuki formülü ve yapısı bazı en zehirli kimyasallarınkine çok benzerdir. Bu sebeple insan sağlığına olabilecek zararlı etkileri dikkatle gözlenmektedir. Kullanıldığı ürünlerin üreticileri sağlık tehlikesi taşımadığını iddia etse de A.B.D Çevre Koruma Kurumu (Environmental Protection Agency – EPA) tehlikeli bir böcek ilacı olarak sınıflandırmıştır. Hem insan sağlığına hem de çevreye zararlı bulunmuştur. Triklosan, insanlarda kansere sebep olduğu düşünülen klorofenol kimyasal grubuna dahildir.

Hidratlı Silika

Diş minesine zarar veren bir beyazlatıcıdır. Kuvars, kum ve çakmaktaşında bulunan kristalize bir bileşenden elde edilir. Diş minesi günlük mineral takviyesini tükürükteki kalsiyum ve fosfor içeriğinden alır. Dişleri hidratlı silika kadar aşındırıcı bir maddeyle temizlemek mineye zarar verir ve mineral almasını da engeller. Uzun dönemde yıpranma oluşabilir.

Silika ve silikon içeren ürünler özellikle diş etleri hastalığı, diş çürüğü, hassaslık ve diş eti çekilmesi bulunan kişiler tarafından kullanılmamalıdır. Her ne kadar bu maddeler tartarı yok edip dişleri daha beyaz yapabilse de ağzın, diş etlerinin ve dilin asit / baz dengesini de bozarak zararlı olabilirler.

Bu potansiyel tehlikelerden kaçınmak için alınabilecek en kolay önlem kullanılan diş macunu markasını değiştirmektir. Zararlı kimyasallar içermeyen ve dişlerinizi doğal içeriğiyle temizleyen Maharishi Ayurdent tercih edilebilir. Bu köpürmeyen doğal diş macunu en saf bileşenlere sahiptir ve SLS veya florür içermez. İçeriğinde Himalaya dağlarından edinilmiş 15 Ayurvedik bitki yüksek yoğunlukta mevcuttur. Bu doğal formül diş ve ağızdaki oyuklarda bulunan toksinleri temizler, diş çürümesini engellemek için dişleri ve diş etlerini güçlendirir, bakterileri öldürür ve ağızdaki mukoza zarını iyileştirir. Karanfil ve nane tadı nefesi tazeler. Ağzınızı temiz ve ferah hissedersiniz.

(/Alıntı//Vit-amin.net/)

inci gibi DİŞLER İÇİN…

di

 

1. Kalsiyum ve C vitamini açısından zengin içerikli yiyecekleri tüketmek, sağlıklı diş gelişimi açısından faydalıdır. Süt, yoğurt ve peynir kalsiyum açısından zengindir. Portakal, kavun gibi pek çok meyve ile brokoli ve ıspanak yeşil sebzeler önemli C vitamini kaynaklarıdır.

2. 6 ayda bir yapılan diş muayeneleri, olası problemlerin erken tespit edilmesini sağlar. Sağlıklı bir ağız ve diş yapısına sahip olmak için günde en az 2 defa 2 dakikadan az olmayacak şekilde diş fırçalanmalıdır. Sabah kahvaltı yapılmıyorsa bile mutlaka dişler fırçalanmalıdır.

3. Ağız bakımında diş fırçası ve diş macunu tek başına yeterli değildir. Ağız ve diş temizliğini tamamlayıcı olarak diş ipleri ve gargara da kullanılmalıdır. Sağlıklı bir temizleme için en az günde 1 defa diş ipi kullanılması gerekir.

4. Diş fırçası seçimi önemlidir. Fırça kılları aynı sırada tercihen düz yuvarlatılmış uçlu 3-4 demet, orta sertlikte olmalıdır. Fırçanın kıl paralelliği 3 ay içerisinde bozulduğu için değiştirilmelidir. Bu paralellik 1 ay gibi kısa bir sürede bozuluyorsa kişi dişlerini gereğinden fazla bastırarak fırçalıyor demektir. Dişler fırçalandığı halde problemliyse yapılan işlem eksik ve yanlış olabilir. Diş hekimi ile görüşülerek ağız bakım ürünlerinin nasıl kullanıldığının tekrar gözden geçirilmesi doğru olacaktır.

5. Diş sağlığında günlük fırçalama sayısı değil, fırçalamanın süresi ve etkinliği önemlidir. Fırçanın kılları diş eti çizgisi boyunca 45 derecelik bir açı ile yerleştirilmeli, yumuşak bir basınç ile yuvarlaklar çizilerek dişler temizlenmelidir.

6. Yaşın ilerlemesi ağız ve dişlerin de yaşlanacağı anlamına gelmemektedir. Sararmış, çürüyen dişler yaşın değil yetersiz bakımın sonucudur. Yaşlılık işleyen bir süreçse iyi ağız bakımı ile buna avantaja dönüştürüp, sağlıklı ve genç görünümlü dişlerle yaşlanmak mümkündür.

7. Fazla diş macunu kullanmak dişlerde aşınmalara sebep olabilmektedir. Her bir fırçalama için bir kere diş fırçasının ortasına sürülen bir miktar diş macunu yeterli olacaktır. Uzun korumalı floridli diş macunları kullanılmalı ve aşındırıcı özellikleri farklı olarak uygulanması amacı ile diş macunu arada sırada değiştirilmelidir.

8. Özellikle ortodontik tedavi yaptırmış hastalar, 20 yaş dişleri konusunda titiz davranmalıdır. 20 yaş dişlerinin ağız yapısında ne gibi sıkıntı oluşturabileceğini öğrenmek için diş hekimi kontrolü mutlaka yapılmalıdır.

9. Çocuklarda ilk ortodontik muayene 7 yaşında, alt üst keser dişler değişince yapılmalıdır. Çocuklarda erken yapılan ortodontik muayene, problemin önceden tespitini ve daha kısa süreli tedaviyi sağlamaktadır.

10. Ağız ve diş sağlığı çocukluk yaşta başlamaktadır. Çocuklarda bademcik ve ağız solunumu, anormal çene gelişimine neden olabilmektedir. Bunun için tedavi edilmelidir. Çocuklarda erken diş kaybı, ısırma ve çiğnemede güçlük, ağızdan solunum, parmak emme, çarpıklık, çenede kayma, ses çıkarmada güçlük, çenelerin ileri geri konumlanması, diş sıkma ve gıcırdatma gibi problemlerden biri varsa en kısa sürede diş hekimine başvurulmalıdır.Alıntı

sağlıklı bir gülüş….

di

Sağlıklı diş ve diş etleri bir refah göstergesidir. Bir insanın ağzı genel sağlık penceresi olarak adlandırılır. Birçok hastalık iyi bir ağız bakımı (yani fırçalama ve her gün diş ipi ile) ile önlenebilir. Pek çoğumuz parlak bir gülümseme için tek yolun toksik kimyasallar ve lazer ışınları ile olduğuna inanıyoruz. Bazı araştırma ve deneme yanılmadan sonra, doğal yollar ile daha parlak, daha beyaz ve sağlıklı bir gülümsemeya katkıda bulunacak doğal yollar bulundu. Vereceğimiz ipuçları ve yöntemleri kullanarak dişlerinizin kısa bir zaman dilimi içinde her zaman ışıl ışıl parlamasını sağlayabilirsiniz. (Kırmızı şarap, kahve tiryakisi olanların uygulama sonrasında farkı görmesi bir hafta kadar alsa da bunları tüketmeyenler çok daha hızlı bir şekilde sonuç alacaklardır.)

Karbonat

Karbonat pek çoğumuzun mutfağının olmazsa olmazı. Ancak karbonat sadece mutfak malzemesi değil, aynı zamanda harika bir leke gidericidir. İster kıyafetleriniz için ister dişleriniz için olsun farketmezç. Bir hafta için normal ağız bakım rutininizin içine kabartma tozu ekleyerek, dişlerinizde gözle görülür bir renk değişimi gözlemleyebilirsiniz. Karbonat kullanmak oldukça kolay bir yöntemdir. Diş fırçanıza süreceğiniz az miktarda diş macununun yanına biraz da karbonat ekleyin. Ağzınızda ilk görünen dişler olan, ön dişlerinizden fırçalama işlemine başlayın. Dişlerinizi fırçaladıkta sonra ağzınızı iyice çalkalayın. Kullanımı bir hafta gerçekleştirdikten sonra bir süre ara verin. (Karbonatı çok sık kullanmak ilerleyen zamanlarda diş minelerine zarar verebilir.)

Oil Pulling

Bu antik Ayurvedik tedavi, çeşitli sağlık alanlarında kullanılan, aynı zamanda ağız sağlığı için de yararları olduğu söylenen bir Hint yöntemdir. Oil pulling sistemi Beyaz dişlere sahip olmanın dışında, pembe, sağlıklı diş etlerine sahip olmanıza yardımcı olur. ağız ve lenf sistemindeki bakteri, toksin ve parazitleri temizler ve sinuzite iyi gelir. Oil pulling her sabah uygulayabileceğiniz basit bir yöntemdir.

Bir çay kaşığı hindistan cevizi yağını 15 dk. kadar ağzınızda gargara yapın ve tükürün. (Bu yağı asla yutmayın) Daha sonra ağzını karbonatla ya da diş macunu ile fırçalayarak etkiyi arttırabilirsiniz.

Ağız Çalkalama

Bu şekerli içecekler içen ya da renkli gıda tüketenler için önemli bir ipucudur. Yabanmersini içeceği, şekerli tatlılar ve benzeri gıdalar da, kahve ve kırmızı şarap gibi diş lekelerine sebep olabilir, bu yüzden ağzınızı su ile çalkamalak oldukça önemlidir.

ELMA
Diş etleri ve diş kanamaları  ağız kokusunda yüzde  yüz etkili ……kolay gelsin.
Ağız hijyeni sağlıklı bir hayat için en gerekli faktörlerden biridir. Görünmeyen faydalarının yanında, ağız bakımına dikkat ederek bembeyaz dişlere sahip olmak özgüveni yükseltir ve kişinin kendini iyi hissetmesini sağlar. Diş problemleri sık sık diğer hastalıklarla ilişkili olduğundan sağlıklı bir ağız aynı zamanda sağlıklı bir vücuda da işaret eder. Bugün satılan çok çeşitli diş ürünleri vardır fakat çoğunda zararlı kimyasallar da mevcuttur. Doğal olarak dişlerin beyazlığını korumak için şu 5 öneri uygulanabilir
Elma, armut, havuç, kereviz gibi meyve ve sebzeler asidik doğaları gereği dişleri temizler ve beyazlatır. Aynı zamanda sert yapılı olduklarından dişe sürtünerek de temizliğe katkıda bulunurlar. Sağlıklı bir diyete devam ediyorsanız mutlaka içinde meyve sebze de bulunmaktadır. Fakat dişlere faydalı olması için yiyecekseniz olduğu gibi yenmeleri gerektiğini unutmayın. Bu sebeple örneğin elmayı dilimlemek veya suyunu çıkarmak yerine ısırarak yemeyi deneyin
Organik ve Çiğ Süt Ürünleri Tüketimini Artırmak
Bilimsel çalışmalar süt, peynir, yoğurt gibi süt ürünlerinin dişleri güçlendiren ve görünümüne katkı sağlayan mineraller içerdiğini göstermektedir. Bu mineraller arasında diş minesini güçlendiren kalsiyum ve fosfor bulunur. Daha güçlü mine tabakasıyla dişler dışarıdan gelen bozucu etkilere de daha kapalı olacaktır
Çilek Yemek
Çilekte, diş yüzeyindeki renk bozulmalarını yok eden malik asit bulunmaktadır. Ayrıca çileğin yapısı diş minesinin de güçlenip, daha iyi görünmesini sağlar. Doğal bir diş beyazlatıcı olarak çileğin etkisini artırmak için ezilmiş bir çilek yarım çay kaşığı kabartma tozu ile karıştırılır. Bu karışım dişlerin yüzeyine 5 dakika boyunca uygulanır. Diş minesine gereğinden fazla etki etmemek için bu yöntem sadece arada bir uygulanmalıdır.
Pipet Kullanmak
Doğal bir diyet sürdürülse bile içilen içecekler dişte leke bırakabilir. Lekelerin olabildiğince önüne geçmek için içerken pipet kullanılabilir. İçecek dişle ne kadar az temas ederse verebileceği zarar o kadar azalacaktır.
Bu önerilerin yanında, portakal kabuğunun içiyle dişleri ovmak lekeleri yok etmek için denenebilir. Diş macununa tuz eklemek de birkaç ayda dişlerinizin beyazlığı artıracaktır. Tüm bu yöntemlerde önemli olan çok abartılmadan uygulanmasıdır….Araştırma

AĞIZ KOKUSU VE ÇARELERİ

diş

Dişlerinizi ve dişetlerinizi koruyun
1-Diş çürükleri, diş eti iltihapları ağız kokusunun önemli nedenlerindendir. Ağız içi herhangi bir enfeksiyon bakteri üremesini artıracağı için daima ağız kokusuna neden olur. Bu nedenle diş hekimizin önerilerini mutlaka dinlemelisiniz.

2-Ağızda var olan protez ve köprüleri kontrol ettirin
Ağız içinde var olan eskimiş köprü ve protezle zamanla gıda birikmesine yol açacağından kötü kokulara neden olabilir. Bu durumlarda yenilenmesi gerekenleri değiştirmeli, eksik olan dişlerin yerleri için gerekli tedavileri yaptırmalısınız.

3-Sakız çiğneyin
Tükürük ağız kokusu ile savaşmanın en güçlü yoludur. İçinde yemek parçacıklarını yerinden söküp mideye gönderecek güçlü enzimler, güçlü bakteri öldürücü antibiyotikler vardır. Şekersiz sakız çiğnemek tükürük salgınızı artırarak ağız temizliğinize yardımcı olur. Nane şekerleri ve tatlı sakızlar genellikle işe yaramaz ve durumu daha da kötüleştirir. Ancak xylitol içeren sakızlar da bu konuda size yardımcı olabilir.

4-Tarçın kullanın
İçeceklerinizde ve uygun yiyeceklerinizde tarçın kullanabilirsiniz. Tarçın ağız içi bakterilerle mücadelede önemli bir silahtır. Eğer varsa tarçınlı şekersiz sakızlar da uygun bir öneri olabilir.5-Daha fazla su için
Özellikle yaşla artan vücut kuruması pek çok yönden dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Çok su içmek onlarca diğer yararının yanında dilinizin kurumasını da önleyerek ağız kokusu ile mücadelede önemli bir silah olarak kullanılabilir. Su ağız içindeki bakterilerin minimumda tutulması için direk yardımcıdır. Ayrıca tükürük salgısını artırarak da yardımcı olur.

(/Alıntı//Vit-amin.net/)

HİJYEN……

SU VE KİŞİSEL TEMİZLİK

hijyen, sağlık, hijyen ve sağlık, sağlık ve temizlik hakkında bilgiler, sağlık ve temizlik hakkında bilgi, sağlık ve temizlik ile ilgili bilgiler, kişisel hijyen eğitimi, hijyen ve önemi, kişisel hijyen nedir, temizlik ve saglık, temizlik ve hijyen, kişisel temizlik ve önemi, temizlik,hijyen temizlik, temizlik hijyenhijyen, sağlık, hijyen ve sağlık, sağlık ve temizlik hakkında bilgiler, sağlık ve temizlik hakkında bilgi, sağlık ve temizlik ile ilgili bilgiler, kişisel hijyen eğitimi, hijyen ve önemi, kişisel hijyen nedir, temizlik ve saglık, temizlik ve hijyen, kişisel temizlik ve önemi, temizlik,hijyen temizlik, temizlik hijyen

Temizlik ve Hijyen Nedir ? Sağlığa zarar verecek ortamlardan korunmak için yapılacak uygulamalar ve alınan TEMİZLİK önlemlerinin tümü hijyen olarak tanımlanır.Hijyen bir sağlık bilimi olup temel ilgi alanı, sağlığın korunması ve sürdürülmesidir. Bir başka şekilde tanımlayacak olursak HİJYEN, kişinin kendi sağlığını koruması için devam ettirmesi gereken öz bakım uygulamalarının tamamıdır.

Başta kişinin kendi sağlığı olmak üzere, başkalarının da sağlığını korumanın en önemli aracı temizliktir. Sadece beden temizliği değil, kullanılan her şeyi ve her ortamı temiz tutmak da temiz olmanın gereğidir.

KİŞİSEL TEMİZLİK :

sağlıkla yakından ilgilidir. Çünkü hastalık yapan birçok bakteri ve mikroorganizma temizliğine dikkat etmeyen kişilerin vücuduna kolayca yerleşmekte ve bu yolla birçok kişiye bulaşabilmektedir. Sağlığın korunması için düzenli bir şekilde temizlik alışkanlığı edinmek gerekmektedir.

Bir insanın sağlıklı ir yaşam sürmesi için öncelikle vücut temizliğine dikkat etmesi gerekmektedir. Bunun yanında tuvalet ve banyo alışkanlığı ve hijyeni de oldukça önemlidir.

Çocuklarımızın sağlığı açısından onların  ve hijyenlerine dikkat etmek ve bu alışkanlıkları kazanmalarını sağlamak anne ve babaların en önemli görevleri arasındadır. Bir çocuk eğer küçük yaşlarda gereken  hijyen alışkanlığını ve öz bakım becerilerini kazanamazsa, ileriki yaşlarda oldukça sıkıntı çekecektir. Bu nedenle çocuklarımıza bu alışkanlıkların erken yaşlarda kazandırılması gerekmektedir. Bir çocuk ne kadar erken yaşta öz bakım becerilerine sahip olursa, bu o çocuk için o kadar iyi olacaktır.

Çocuklarımızın sağlığını korumak açısından öncelikli olarak vücut bakımı ve temizliği, tuvalet alışkanlığı ve  oyuncakların i, besinlerin temizliği gibi konulara dikkat etmemiz gerekmektedir.

VÜCUT BAKIMI VE TEMİZLİĞİ

Vücut bakımı ve temizliği kişisel sağlık açısından ilk olarak dikkat edilmesi gereken unsurdur. Çünkü birçok hastalık vücudumuzdaki dış organlarımızdan (örneğin; eller) bulaşarak hasta olmamıza neden olmaktadır. Vücut bakımı ve temizliğinde deri, el, tırnak, göz, kulak, ağız ve diş, saç ve ayak gibi organlarımızın temizliğine özen göstermemiz gerekmektedir.

Ellerin Bakımı ve Temizliği:

Eller vücutta en çok kirlenen ve mikroorganizmalarla en çok temas eden organlardır. Hastalık yapan mikroorganizmalar kişiden kişiye en çok eller yolu ile bulaşmaktadır. Bu nedenle ellerin temizliğine çok fazla özen gösterilmeli ve eller mümkün olduğunca çok yıkanmalıdır. Örneğin; yemeklerden önce ve sonra, pis olduğu düşünülen nesnelere dokunduktan sonra, tuvaletten sonra, uykudan önce (çocuğunuz gece elini ağzına alabilir), uykudan uyanınca (çocuğunuz gece eli ile vücudunun bir bölgesine dokunmuş ya da bir bölgeyi kaşımış olabilir) ve dışarıdan eve gelindiğinde bol sabun ve bol su ile yıkanmalı, iyice durulanmalıdır ve mutlaka kurulanmalıdır. Hijyenik el yıkamanın amacı, eller üzerinde bulunan geçici bakterilerin tamamını, kalıcı bakterilerin ise bir kısmını ellerden uzaklaştırmaktır.

En iyi el yıkama işlemi; bol sabun ve bol su ile, bilekleri de içine alacak şekilde, avuç içi, parmak araları, parmak uçları ve özellikle tırnak diplerini temizleyecek biçimde olmalıdır. Yıkandıktan sonra nemli kalmaması (mantar gibi mikroorganizmaların üremesini engellemek için) çok önemlidir. Eller kağıt havlu ya da normal bir havlu ile parmak araları, avuç içi ve bilekleri de kurulayacak şekilde silinmelidir. Normal bir el yıkama süresi sabunu aldıktan sonra 10 saniyelik bir köpürtme işlemini içerir. 10 saniye boyunca sabun elde kalmalı ve eller bolca köpürtülmelidir. Daha sonra yukarıda da bahsedildiği gibi, el bilekleri, avuç içleri, parmak araları ve tırnak dipleri iyice temizlenerek eller bol su ile durulanmalı ve ellerde kesinlikle köpük kalmamalıdır (köpük kaldığı takdirde, çocuğunuz elini ağzına aldığında bu çocuğunuzun hasta olmasına neden olabilecektir).

Eğer çocuğunuz el yıkama sırasında zamanı kısa tutuyor ya da ellerini yıkama konusunda size güçlük çıkarıyor ise. El yıkama zamanını eğlenceli hale getirebilir. Çeşitli şarkılar la çocuğunuzun dikkatini çekerek ellerini yıkamasına yardımcı olabilirsiniz.

Tırnakların Bakımı ve Temizliği:

Tırnaklar ve tırnak dipleri vücudumuzda en çok kir toplayan bölgelerdir. Tırnak uçlarının altına birçok mikroorganizma yerleşip gerek beslenme gerekse diğer yollarla vücuda girerek hastalıklara neden olabilirler. Bu nedenle tırnaklar vücut temizliğinde oldukça dikkat edilmesi gereken bir diğer bölgedir.

El ve ayak tırnakları haftada bir kez, ayak tırnakları batmaları önlemek için düz el tırnakları ise yuvarlak şekilde kesilmelidir. Tırnak kesildikten sonra eller bol sabun ve su ile yıkanmalı, tırnak diplerinde kalan kirler sabunlu bir bez ile ovularak çıkartılmalıdır. Çocuğunuz tırnaklarını kesmenizden korkuyor ya da tırnaklarını kestirmek istemiyorsa, önce onun kendi tırnaklarınızı keserken sizi izlemesini sağlayın. Çocuklar yetişkinlerin yaptıklarına bakarak onları taklit ederler. Tırnak makasını onun da tutmasını sağlayın ve güven geliştirin. Eğer tırnak makasını kendisi de tutarsa zarar görmeyeceğin olan inancı artacak ve daha sakin davranacaktır.

Gözlerin Bakımı ve Temizliği:

Vücudumuzun en hassas ve dış etkilere en açık olan organlarımızdan birisi de gözlerimizdir. Özellikle yabancı cisimler, yoğun ışık, televizyon, ilaç ve deterjan gibi etkenlerden gözleri korumak gerekmektedir.

Çocuklarımızın iletişim kurmasındaki en önemli organlarından biri olan gözlerin sağlığı ve temizliği oldukça önemlidir. (Örneğin; çocuğunuzun doğru bir biçimde okuması için iyi görmesi gerekir). Çocukların göz kontrollerinin zamanında yapılması, gerekiyorsa gözlük kullanılması oldukça önemlidir. Gözlerin gerektiği şekillerde korunmaması ve sağlığına dikkat edilmemesi, görme kayıpları ve göz hastalıklarına neden olabilmektedir.

Çocuklarımıza uzun saatler boyu televizyon seyrettirmemek, televizyonu yakından seyrettirmemek oldukça önemlidir. Televizyondan yayınlan ışınlar gözlerin bozulmasına neden olmaktadır. Bilgisayar da aynı etkiyi yaptığından uzun saatler boyu bilgisayar başında kalmak da aynı sonuçları doğurabilmektedir.

Kulakların Bakımı ve Temizliği:

İşitme duyusunun olumsuz etkilenmemesi için kulakların bakım ve temizliğine dikkat etmek gerekmektedir. Bakım ve temizliği yapılmayan kulaklarda zamanla, işitme kayıpları, bazı enfeksiyonlar, kulak zarında deformasyon gibi olumsuz durumlarla karşılaşılabilmektedir. Kulakların temizliği, banyo sırasında kulak kepçesinin temizlenmesi ile sağlanır. Kulak kepçesi ve dış kulak banyo sırasında aplikatör (kulak çöpü), sabunlu bir bez ya da lif ile de sağlanabilir. Ancak aplikatörün kulağın içine sokulmamasına dikkat edilmelidir. Çünkü aplikatör kulak kirini içeri iterek kulağın daha fazla tıkanmasına ve kulak zarında deformasyona neden olabilmektedir. Dış kulaktan itilen cisim ve kirler kulak yolunda yaralara ve kabuklanmaya da neden olabilmektedir. Kulak kirini kulak içine itilmesi sonucun buşon (iç kulaktaki kir) oluşumu nedeniyle işitme kayıpları olmaktadır. Bu nendeler çocuğunuzun kulağını düzenli aralıklarla temizletmeniz oluşan buşonun boşaltılması ve işitme kalitesi açısından oldukça önemlidir.

Ağız ve Dişlerin Bakımı ve Temizliği:

Ağız ve dişlerin temizliği çocuklarımızın konuşmasını, beslenmesini, sosyal ilişkilerini kısacası kendilerini iyi hissetmelerini doğrudan etkileyen bir etkendir. Asitli yiyecek ve içecekler, sert kabuklu yiyecekler, çok soğuk ya da çok sıcak içecekler, yanlış diş fırçalama biçimi gibi nedenlerle ağız ve diş sağlığı olumsuz etkilenebilmekte. Bunun sonucunda da ağızda ve dişlerde kötü bir görüntünün yanında enfeksiyonlar, diş çürümeleri, diş eti çekilmeleri ve diş kayıpları oluşabilmektedir. Ağız içinde olan enfeksiyon ve yaraların nedeni genellikle dişler üzerinde bulanan ve iyi temizlenmeme sonucunda diş üzerinde kalan bakteri plaklar ve diş taşlarıdır.

Diş plaklarının düzenli olarak temizlenmesi, dişlerin günde en az iki kez düzenli olarak fırçalanması, fırçalama esnasında yumuşak bir fırça kullanılması diş ve diş eti hastalıklarını ve ağız kokusunu önlemeye yardımcı olmaktadır.

Dişler günde iki defa yemeklerden sonra en geç 20 dakika içinde fırçalanmalıdır. Diş fırçaları her üç ayda bir kez değiştirilmeli ve her altı ayda diş doktoruna gidilmelidir. Diş fırçalarken çocuğunuza aldığınız fırça onun elinde rahatça tutabileceği ve kavrayabileceği büyüklükte olmalı, ne çok büyük ne de çok küçük olmalıdır. Aynı zamanda fırça ucunun da çocuğunuzun ağzının içinde rahat hareket edecek büyüklükte olması da önemlidir. Eğer çocuğunuz diş fırçalama sırasında (özellikle azı dişlerinde) mide bulantısı yaşıyorsa. Mümkün olduğunca küçük uçlu bir fırça almanız daha kolay bir şekilde diş fırçalamasını sağlayacaktır. Fırça kıllarının naylondan yapılmış olması ve yumuşak olması son derece önemlidir. Sert kıllı olan fırçalar dişlerin şeklinin bozulması ve diş eti çekilmelerine neden olabilmektedir.

TUVALET ALIŞKANLIĞI VE TEMİZLİĞİ:

Çocuklarımızın düzenli bir tuvalet alışkanlığı edinebilmesi ve bağırsaklarının düzenli çalışabilmesi için, çocukların düzenli aralıklarla tuvalete götürülmesi gerekmektedir.

Çocuğunuza tuvalet eğitimine başlamadan önce iyi bir plan yapmalısınız. Eğitime ne zaman ve nasıl başlayacaksınız? Herhangi bir direnmeyle karşılaştığınızda veya olası kazalarda tutumunuz ne olmalı gibi şeyleri planlamalısınız. Eğitiminizin başından sonuna dek çocuğunuzun sizden gelecek olumlu ve olumsuz tepkileri gözleyeceğini unutmayın. Onu hayal kırıklığına uğratmamalısınız. Eğitiminde ileriye gittiği her adımda ve her yeni denemede çok iyi yaptığını ve onunla gurur duyduğunuzu ona söyleyin. Ancak unutmayın ki övgüleriniz çok abartılı olursa çocuk tekrar altına kaçırmaya, huysuz ve sinirli olmaya başlayabilir.

Arada sırada kazalar olabileceğini kabul edin:Tuvalet eğitiminiz tamamlanana dek her çocuk gerek gündüz, gerek gece kazara altına kaçırabilir. Bu gibi hallerde çocuğunuza sinirlenmeyin ve kızmayın. İdrarını tutması ve rektumunu kapatması için gereken kas gelişimi birden olmaz. Çocuğun bunu öğrenmesi zaman alacaktır. Herhangi bir kaza olduğunda altını sakinlikle temizleyin, bir dahaki seferlerde tuvalete yapmaya devam edecektir.

Gevşeyin: Tuvalet eğitiminde sakin ve rahat yaklaşım en iyi davranış biçimidir.

Tuvalette ne yapacağını çocuğunuza gösterin: Çocuklar büyüklerini tuvalette görünce onları taklit etmeye başlarlar.

Tuvaletle ilgili ailenizin kullandığı sözcükleri çocuğunuza öğretin: Tüm aile bireyleri çocuğun kullanacağı sözcüğü duyduğunda tuvaleti olduğunu anlayabilsin. Bu arada bu yaştaki çocukların her şeyi çekinmeden her yerde yüksek sesle herkese duyurabildiğini unutmayın.

Çocuğunuza tuvaletini yapmadan önce oluşan yüzde kızarma, çömelme, ıkınma gibi belirtilerin tuvaletinin geldiğini işaret ettiğini öğretin.

Çocuğunuza tuvalet kullanımı hakkında kitaplar okuyun, hikaye veya masallar anlatın. Çocuğunuza tuvalette kolay indirilip kaldırılabilen giysiler giydirin. Çocuğunuz tuvalete gitmek istediğinde ona yardımcı olun, yanında kalın, eline tuvalette otururken oyalanabileceği resimli kitaplar vs. verin ve oturağına tuvaletini yapmasa bile birkaç dakika oturmasını sağlayın. 4-5 dakikadan sonra çocuğunuzun tuvaletten kalkmasına yardımcı olun. Eğer bu süre içerisinde tuvaletini yapabildiyse aşırıya kaçmamak kaydı ile onu övün ve ödüllendirin. Eğer tuvaletini yapamadıysa birdahaki sefere yapabileceğini söyleyin. Tuvaletini yaptıktan sonra çocuğunuzu dikkatle silin; Kız çocuklarında silinme işleminin enfeksiyon kapmayı engelleyebilmek amacıyla önden arkaya doğru yapılması gerektiğini unutmayın. Tuvaletten sonra ellerin dikkatlice yıkanması gerektiğini siz de örnek olarak çocuğunuza öğretin.Alıntı

VİRUSLERDEN KORUNMANIN Yolları 2

SUU

SU ya VE SABUN a dokunmak…

Sağlığa zarar verecek ortamlardan korunmak için yapılacak uygulamalar ve alınan temizlik önlemlerinin tümü hijyen olarak tanımlanır
Her insan kendi temizliğinden sorumludur. Çocuk yaşlarda anne, baba veya öğretmenler tarafından çoğu zaman bizzat yapılarak öğretilen temizlik uygulamalarının, çocukluktan sonra bireyin kendisi tarafından yapılması gerekmektedir. Örneğin; tuvaletten sonra ve yiyeceklere dokunmadan önce ellerin yıkanması bir alışkanlık olmalıdır. Her gün yapılan işler arasında banyo yapma bir başka temizlik uygulamasıdır
Temizliğin sadece görünür kirlenme olduğunda yapılması yeterli değildir. Örneğin; uykudan uyanınca yüzün yıkanması, çamaşırların değiştirilmesi, gündelik temizlik uygulamalarıdır.
Temizliğin sadece görünür kirlenme olduğunda yapılması yeterli değildir. Örneğin; uykudan uyanınca yüzün yıkanması, çamaşırların değiştirilmesi, gündelik temizlik Su ve sabun olmadan temizlikten bahsetmek olası değildir. Gelişmiş toplumlarda kişisel temizlikte en fazla kullanılan malzemelerin başında su ve sabun gelmektedir. Bunun yanı sıra banyo süngerleri, lifleri, diş fırçaları, el ve ayak temizliği ile vücut temizliğinde kullanılan fırçalar, tırnak makası ilk akla gelen temizlik araçlarıdır. Bunların tümü başkalarıyla paylaşılmaması gereken, kişisel temizlik araçlarıdır
Başta kişinin kendi sağlığı olmak üzere, başkalarının da sağlığını korumanın en önemli aracı temizliktir. Sadece beden temizliği değil, kullanılan her şeyi ve her ortamı temiz tutmak da temiz olmanın gereğidir….

(/Alıntı//Vit-amin.net/)