Kategori arşivi: BESLENME

HALİL İBRAHİM BEREKETİ….

manzaralı sofra

“Sana İbrahim’in ağırlanan konuklarının haberi geldi mi?

Hani, yanına girdiklerinde: “Selam” demişlerdi. O da: “Selam” demişti. “(Haklarında bilgim olmayan) Yabancı bir topluluk.” Hemen (onlara) sezdirmeden ailesine gidip, çok geçmeden semiz bir buzağı ile (geri) geldi. Derken onlara yaklaştırıp (ikram etti); “Yemez misiniz?” dedi.” (Zariyat Suresi, 24-27)

Kuran’da bahsi geçen Hz. İbrahim’in konuklarını ağırlama şekli, İslam ahlakının günlük hayata yansıyan en güzel örneklerinden bir tanesidir.

Hz. İbrahim kıssasında olduğu gibi müminler, ağırlayacağı kimselere öncelikle saygı, sevgi, huzur ve güleryüz sunar. Bunlar olmadan yalnızca ikrama dayalı bir ağırlama hoşnut edici olmaz. Nitekim Hz İbrahim de konuklarını selam diyerek karşılamaktadır. Çünkü Yüce Allah….

“Bir selamla selamlandığınızda, siz ondan daha güzeliyle selam verin ya da aynıyla karşılık verin. Şüphesiz, Allah herşeyin hesabını tam olarak yapandır.” (Nisa Suresi, 86) ayetinde selam verildiğinde en güzel şekilde karşılık vermenin önemine dikkat çekmiştir.

Kuran ahlakında güzel davranışlarda bulunma konusunda bir yarış söz konusudur. Müminin daha misafiri karşılarken verdiği selam da bunun bir örneğidir. Din ahlakına göre yaşamayan insanlar, genellikle önce selam verenin karşı taraf olmasını bekler ve ilk selam veren olmayı küçük düşürücü olarak görürler. Halbuki dirlik ve güzellik temennisi olan selam, müminlerin ibadet olarak yerine getirdiği bir ahlak özelliğidir. Bu nedenle müminler selam vermek için sıra beklemez ve Allah’ın bu emrin gerektiği an yerine getirirler. Kendilerine selam verenlere ise daha güzeliyle karşılı verirler.

Misafir Rahat Ettirilmelidir… Kuran ahlakına sahip müminler, misafirin olabilecek tüm ihtiyaçlarını, özenle düşünür, onun söylemesine ve hissettirmesine gerek kalmadan bu ihtiyaçlarını karşılarlar.İkram Sezdirmeden Hazırlanmalıdır…

Hz. İbrahim evine gelen konukları tanımadığı halde yapabileceği ikramın en iyisini yapmaya çalışmış ve hemen giderek “semiz bir buzağı” ile geri dönmüştür. Etin en lezzetlisi, en sağlıklısı ve en besleyicisi de en “semiz” olanıdır. Hz. İb rahim’in bu ahlakını örnek alan müminler de misafir ağırlarken imkanları oranında malzemelerin en tazesini, en temizini ve en lezzetlisini seçmeli ve özenli bir biçimde hazırlanmalıdır….

Bereketle…Sevgiyle…

(/Araştırma//Vit-amin.net//)

ZEYTİN…e

ZEYTIN~1

O(Allah) ki, Gök’ten su indirdi. Onunla, her şeyin bitkisini bitirdik ve ondan bir yeşillik çıkardık. Biz ondan kümelenmiş taneler; hurma ağacının tomurcuğundan sarkmış salkımlar, birbirine benzeyen-benzemeyen üzümler, zeytinler ve nardan bahçeler çıkarıyoruz. O olgunlaşıp ürünlerini verdiği zaman, ona bakın! Muhakkak bunda, iman eden bir kavim için ayetler(deliller) vardır. [EN’AM(6)/99

O (Allah) ki yükseltilmiş(asmalı) ve yükseltilmemiş(asmasız) bahçeler; hurmalar, ürünü(yemişi) farklı ekinler, zeytinler ve benzeyen-benzemeyen narlar inşa etti. O ürününü verdiği zaman, ürününden yiyin ve hasad günü hakkını verin. İsraf etmeyin, muhakkak O, israf edenleri sevmez. [EN’AM(6)/141]

Onunla(suyla), sizin için ekinler, zeytinler, hurmalıklar, üzümler ve ürünlerin her türlüsünden bitirir. Muhakkak bunda, tefekkür eden bir kavim için, ayetler vardır. [NAHL(16)/11]

O ki, ne doğuda, ne de batıda bulunmayan, mübarek bir zeytin ağacından yakılır. Neredeyse, ateş dokunmasa da, onun yağı, ‘ışık’ verir. , Nur üzeri Nur’dur. Allah, kimi dilerse, onu Kendi Nuru’na doğrultur. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyin Âlimi’dir. [NUR(24)/35]

Andolsun incire ve zeytine!
Ve Sina Dağı’na,
Ve şu Emin Belde’ye. [TİN(95)/1-3]

Sema’dan ölçüyle su indirdik. Onu, yeryüzünde iskan ettik. Muhakkak biz, onu(suyu) gidermeye de kadiriz. Onunla, sizin için üzümden, hurmadan bahçeler inşa ettik. Orada, birçok ürünler vardır ve ondan yersiniz. Tur-i Sina’dan çıkan bir ağaç vardır. O (ağaç), yiyecek olanlar için, katık(zeytin yağı) verir. [NAHL(16)/11]

Şifa ve  bereket olsun…Hayrlı olsun..

Sevgiyle…..

(/Vit-amin.net//)

BİTTER ÇİKOLATALI TART…..

tarrt

Kakaolu Tart Hamuru için:
1.5 su bardağı un
1 çay bardağı kakao
½ su bardağı şeker
½ çay kaşığı tuz
100 gr soğuk tereyağı, küp küp doğranmış
2 yumurta sarısı
½ paket Vanillin

İç Harcı için:
200 gr parça bitter çikolata
1 çay bardağı krema
1 çay kaşığı Türk kahvesi

Servis için:
Vanilyalı dondurma

HAZIRLANIŞI

1 Bu tatlı tarifini yapmaya başlamak için un, kakao, vanilin, tuz, şeker ve Şekerli Vanilin’i eleyerek mutfak robotuna koyun.

2 Soğuk tereyağı küplerini ekleyip kısa kısa robotta çekerek karışmasını sağlayın. 2 yumurta sarısını da ekleyip hamur toparlanana kadar kısa kısa çekin.

3 Toplanan hamuru elinizle tezgahta yoğurup disk haline getirin.

4 Streçleyip 30 dk buzdolabında dinlendirin.

5 Dinlenen hamuru unlanmış tezgahta tart kalıbınız boyunda açın, tart kalıbına yerleştirip çatalla delikler açın.

6 Tartınızın çekmemesi için 3 dakika daha buzdolabında dinlendirip 180 derece fırında 18 dakika pişirin.

7İç harcı için krema ve Türk kahvesini bir taşım kaynatın, 200 gr parça çikolatayı ateşten aldığınız kremaya ekleyip hızla karıştırın.

8 Tart hamurunuzun içine dökün. 30 dk buzdolabında dinlendirip Vanilyalı dondurmayla…ile servis edin.

Sevgiyle…

(/A//Vit-amin.net//)

TART….Hımm Enfes…

tart

Elma harcı için:
1 kg elma,
2 tatlı kaşığı tarçın,
1 çay bardağı şeker.

Hamuru için:
2 yumurta,
1 su bardağı toz şeker,
1 paket kabartma tozu,
1 paket vanilya,
1 çay bardağı sıvıyağ,
yarım paket yumuşak margarin (125 gr),
aldığı kadar un (hamur, yumuşak kurabiye hamuru gibi olacak).

Elmalı Tart Yapılışı

Harcın Yapılışı:

Elmaları soyup rendeleyelim.
Pişirmek için bir kaba koyalım,
üzerine tarçınla şekeri ekleyip karıştıralım.
20 dakika pişirip soğumaya bırakalım.

Tart Hamuru İçin;

Yumurta ve şekeri karıştıralım ve şeker iyice eriyene kadar çırpalım.
Sonra margarini ekleyelim ve iki elimizle yoğurarak margarini iyice yedirelim.
Sonra sırayla kabartma tozu, vanilya, sıvıyağı ekleyelim. En sona unu ekleyerek yumuşak bir hamur elde edene kadar yoğuralım.
Hamurumuzdan yumruk büyüklüğünde bir parça koparıp ayıralım ve buzluğa koyalım. Kalan hamuru ise yağladığımız tart kalıbına döşeyelim. Tart kalıbının kenarlarına kadar dolduralım.
Hamurun içini elmalı harçla dolduralım.

Buzlukta serinleyen hamuru oklava ile açalım ve uzun şeritler keselim.
Kestiğimiz şeritleri harcımızın üzerine şeritler halinde dizip güzel bir şekil verelim.
180 derece ısıtılmış fırında pişirelim. Piştikten sonra biraz dinlendirip daha sonra üzerine pudra şekeri serpelim.

(/A//Vit-amin.net//)

Kraliçe tatlısı…

kra

Trıleçe Tatlısı….

Malzemeler
Keki için

5 adet yumurta
5 yemek kaşığı şeker
yarım su bardağı sıvı yağ
5 yemek kaşığı un
5 yemek kaşığı irmik
1 paket vanilya
1 paket kabarma tozu

Şerbeti için
5 su bardağı soğuk süt
5 yemek kaşığı tozşeker
400 ml krema
2 yemek kaşığı süttozu

Karameli için
5 yemek k.esmer tozşeker
1 paket krema

Hazırlanışı

Karıştırma kabına yumurta ve şekeri ilave edip rengi açılıncaya kadar çırpın.Çırparken yarım su bardağı sıcak su ilave ederek çırpmaya devam edelim ve sırasıyla diğer malzemeleri ilave edip 180 derecede 40 dk. pişirelim..Şerbetini ilave edip..üzerine karamelini dökelim..Ve biraz dolapta dinlendirdikten sonra afiyetle yiyelim…

Sevgiyle..
(/A/Vit-amin.net//)

FıNdıK……

fındık

Fındık, % 70 yağ ve % 16 protein ve % 10 karbonhidrat bulunduran kıymetli bir meyvedir. İnsan sağlığı için çeşitli görev ve yararları olan yağ asitlerini ve yağ asitlerinin bileşimlerinin % 83’nü oluşturan oleik asiti içermektedir. Yüksek oranda oleik asit içeren fındık yağının yararları;
Kanda kötü kolesterolün yükselmesini önlemektedir.
Kolesterolü % 26 oranında azaltmaktadır.
Kan şekerini düzenlemektedir.
Kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucu etkiye sahip olup, kalp hastalıklarında koruyucu madde olan apoprotein A-1’i % 28 oranında artırmaktadır. Buna karşılık, riskli apoprotein B’yi de % 7.5 oranında azaltmaktadır.
% 12 oranında esansiyel bir yağ asidi olan linoleik asit ihtiva etmektedir. Vücut için gerekli olan bu asit vücutta yapılmayıp, gıdalarla alınmaktadır.
E vitamini bakımından çok zengindir. Bu vitamin, kalp ve diğer kasların sağlığı ve üreme sisteminin normal bir şekilde çalışması için gereklidir. Alyuvarların parçalanmasını önleyerek kansızlığa karşı koruyucu etkisi bulunmaktadır. E vitamini, kanser yapıcı etmenlerin oluşmasını önleyerek veya oluştuktan sonra bu hücreleri etkisiz hale getirerek vücudu kansere karşı korumaktadır.
Özellikle çocuklarda kemik ve diş oluşumu, yaşlılarda kemik erimesini geciktirme ve yavaşlatması bakımından önemli olan kalsiyum; kan yapımında görev alan demir, büyüme ve üreme hormonlarının gelişmesinde önemli rol oynayan çinko için ender gıdalardan birisidir. Romatizmanın tedavisinde ya da genel vücut zayıflığında faydalıdır. Sinir sisteminde sinirlerin uyarımı ve kas dokusunun çalışması için gerekli olan potasyumca oldukça zengin bir meyvedir.
Fındık kabukları kaynatılarak içilirse balgam söktürür. Fındık böbrek ve sidik torbası iltihabına iyi gelir. Yine, idrar yolunda taş meydana geldiğinde ağrı kesici özelliği bulunmaktadır. Kalp çarpıntısını keser, bağırsakları kuvvetlendirir, böbrek yetersizliğine iyi gelir, idrar yanmasını önler. Cinsel gücü güçlendirir. Dimağı kuvvetlendirir. Gebe kalmaya yardım eder. Göz kapağı titremesini önler. Göz kirpiklerinin ve saç dökülmesini önler. Karaciğer hastalıklarında ve karaciğerin damarlarını açmak için faydalıdır. Kalın bağırsak iltihaplarına karşı faydalıdır. Nezle ve grip hastalarına iyi gelmektedir. Fındık kabuğu kaynatılır suyu içilirse de nezle ve gribe iyi gelir. Öksürüğe iyi gelir. Fındık kabuğu kaynatılır suyu içirilirse, yine öksürüğü keser. Sıtmalı hastalara faydalıdır. Zayıf kişilerin kilo almasında yararlıdır. Vesveseye yakalananlar şifa bulur. Zafiyete iyi gelir. Zehirlenmelerde veya zehire karşı faydalıdır.

Fındığın faydaları ve şifalı özellikleri saymakla bitmez. Dünyanın en büyük hekimleri bu eşsiz meyveyi çok övdüğü bildirilmektedir.

Zamanımızdan 1800 yıl önce yaşamış olan Yunanlı hekim Dioscorides “Otlar Kitabı” adlı eserinde diyor ki:
Fındık dövülüp bal ile yense müzmin öksürüğe karşı şifalıdır.
Kavrulmuş fındık biraz karabiberle yenirse nezleyi bertaraf eder.
Kabuğu ile yakılmış fındıktan içyağı ile ezilerek elde edilen merhem, saçkıran veya diğer saç hastalıklarında dökülen yere sürülürse yeniden saç çıkmasını temin eder.
İbni Sina “ Kanun” adlı eserinde fındıkla ilgili olarak;
Hayvan ısırmalarından hasıl olan yaralara fındık ezmesi lapası iyi gelir. Fındık ezmesi incir veya kuru üzümle dövülüp lapa halinde akrebin ısırdığı yere konulursa ağrıyı keser ve şifa temin eder.
Fındık aklın gelişmesine yardım eder.

Lokman Hekim ise;
Günde bir avuç fındık yiyende dert bulunmaz.
Bir miktar fındık yaprağı suda kaynatıp içilirse kanı temizler.
Fındık ağacının yakılmasıyla elde edilen hafif ve güzel kömür toz haline getirilip kahve kaşığı ile alınırsa mide ve bağırsaklardaki gazları giderir. İshale karşı güzel ilaçtır.
Besin ve sağlık bakımından böylesine önem taşıyan fındıktan barsaklada yerleşen parazitleri yok etmek, saç dökülmesini önlemek; cilt hastalıklarını gidermek, kansızlığa karşı koymak için türlü ilaçlar yapılır. Ayrıca fındık yağından sabun da yapılmaktadır.
Fındığın yağı alındıktan sonra geriye kalan küspe, tavuk ve büyükbaş hayvanlar için yem olarak kullanılır.
Fındık bölgelerinin başlıca yakıtı, fındık kabuğudur. Zehirli gaz maskelerindeki kömür tozu da fındık kabuğundan elde edilmektedir.
Fındık dünyada en fazla ülkemizde yetişmekte olup, yurdumuza da büyük ölçüde döviz sağlayan bir meyve durumundadır. İnsan sağlığında da çok önemli bir payı olan bu meyveden daha fazla yararlanmak, bizleri hem daha sağlıklı yarınlara taşıyacak hem de daha güçlü bir ekonomiye kavuşturacaktır.

100 g yenebilir fındığın biyokimyasal özellikleri:

% 5.8 su, 0.90 mg Niacin B-Vit. 634 Kalori (kkal), 12.6 g Protein, 209 mg Ca, 62.4 g yağ, 337 mg P, 16.7 g Karbonhidratlar, 3.4 mg Fe, 2 mg Na, A Vit. (IU) 30, 0.48 mg Thiamin B1, 0.13 mg B2 Vit., 704 mg K, 2.6 g selüloz, 1.55 g kül.

(Araştırma//Vit-amin.net/)

REÇETE…

reçetee

1. Güne bir bardak  limonlu yada 1 çay kaşığı karbonat ilave edeceğiniz ılık suyla başlayın.

2.Bol bol su için.(2- 3 Litreden az olmasın..)

3.Sabahları aç karna zeytin yağı içmeyi alışkanlık haline getirin..

4. Pirinç pilavı yerine kepekli bulgur pilavı, muz yerine kayısı, meyve suyu yerine meyvenin kendisini yemek gibi.

5.Bol bol sebze ve meyve yiyin…Sık ve bol salata yiyin.Salatalarınıza keten tohumu, fasulye, nohut taneleri ekleyin….Yemek listelerinizde bakliyata yer verin….

6. Kuruyemişleri  atıştırmayı unutmayın…(ceviz,badem vs)

7.  Anason, yeşil çay, rezene, papatya çayları nı tercih edin.. Ama sinameki içeren “form çaylar” sindirim sisteminizin en önemli zararlılarıdır.

8. Sigara ve alkolden uzak durun.

9. Daha çok hareket edin. Yürüyün…Spor yapın…

10.Probiotik yoğurt yiyin …Yoğurdunuza çorbanıza ketentohumu ilave edin.

11.Posanın zengin olduğu besinleri tüketin…kayısı, elma, armut, portakal, greyfurt), sebzeler (lahana, karnabahar, turp, pancar, ıspanak, salatalık, havuç) ile bakliyat (fasulye, bezelye, mercimek, nohut) ve tam tahıllardır (buğday, arpa, yulaf, çavdar).

12.Kuru erik, incir,kuru kayısı ve komposto ve şuruplarını şekersiz tüketebilirsiniz…

13.Katkı maddeli yiyeceklerden beyaz undan ..beyaz şekerden…rafine tuzdan uzak durunuz…
(/Araştırma//Vit-amin.net/)

GluteN…..

başşak

Buğdayda yaklaşık 30 farklı tür protein bulunur… ancak bunlardan yalnızca ikisi  glutenin ve gliadin…. suyla karıştırıldığında gluten olarak bilinen esnek maddeyi oluşturur.

Tek başına incelendiğinde gluten; ciklete benzeyen sert ve esnek bir maddedir. Buğday unu suyla karıştırılıp yoğurulduğunda, bu iki protein suyu tutar ve esnek gluten zincirlerini oluşturmak üzere birbirine bağlanır. Bu proteinlerin unda fazla miktarda bulunması durumunda un, suyu yapısına daha hızlı alır ve güçlü ve esnek bir gluten oluşturur. Unlu mamullerin yapısını sağlayan madde olan gluten; çavdar, arpa ve yulaf gibi diğer tahıllarda da bulunur ancak bunların hiçbiri, buğdayın bu fonksiyonunu tam olarak yerine getiremez…..

Gluten İnsoleransı….

Buğday, çavdar ve arpa gibi tahıllarda bulunan bir tür protein olan “gluten” ile ilişkili olduğu bilinen 55 hastalık bulunmaktadır. Daha da kötüsü gluten intoleransı olan ya da çölyak hastası olan kişilerin yaklaşık %99’u bu durumlarından habersiz!

Eğer sizde de aşağıdaki semptomlardan birkaçı mevcutsa gluten intoleransınız, diğer adıyla gluten alerjiniz olabilir:

En sık görülen belirtiler özellikle gluten içerikli ürünleri tükettikten sonra sindirim sisteminizde gaz oluşumu, gaz çıkarma, şişkinlik ve hazımsızlık belirtileri ve diyaredir! Bazı durumlarda diyare yerine kabızlık da görülebilir. Özellikle çocuklarda diyere yerine kabızlık meydana gelmesi daha yaygındır.
Ciltte Keratosis pilaris oluşumu meydana gelebilir. Keratosis pilaris özellikle kolların arkasında ve bazen bacaklarda meydana gelen noktacıklı görünüm sayesinde anlaşılabilir. Cilt tavuk derisine benzer. Bu durum glutenin bağırsak dokusuna zarar vermesi nedeniyle yağ asitleri ve A vitamininin vücut tarafından yeterince emilerek kullanılamadığının bir göstergesidir.
Genel yorgunluk, halsizlik, zihin yorgunluğu… Özellikle gluten içeren yiyeceklerin tüketildiği bir öğün sonrası hissedilen yorgunluk hissi…
Hashimoto tiroidi, romatoid artrit, Sistemik Lupus ve MS gibi teşhis edilmiş bir otoimmün hastalığınız varsa, ya da ülseratif kolit, sedef ve skleroderma gibi bir rahatsızlıktan yakınıyorsanız, gluten intoleransı riskiniz daha yüksek olabilir…
Özellikle ara ara baş dönmesi ya da denge kaybı gibi bazı nörolojik semptomlar yaşıyorsanız,
Eğer bazı hormonal dengesizlikleriniz varsa, adet öncesi serginlik ve semptomlar yaşıyorsanız ya da nedeni açıklanamayan kısırlık probleminiz varsa,
Migren tipi baş ağrılarından şikayetçiyseniz,
Kronik yorgunluk ya da fibromiyalji teşhisi konulmuşsa, ya da hekiminiz mevcut halsizliğinizin ve ağrılarınızın nedenini açıklayamıyorsa,
Özellikle el parmaklarının eklemleri, diz ve kalça gibi eklem bölgelerinde enflamasyon, şişkinlik ve ağrı mevcutsa,
Anksiyete, depresyon, ani duygu durum değişimleri gibi psikolojik problemler yaşıyorsanız, sizde de teşhis edilmemiş “gluten intoleransı” ya da “çölyak hastalığı” olma riski yüksek demek olabilir.

Gluten İntoleransının Varlığı Nasıl Anlaşılır?

Eğer hekime danışmadan ya da test yaptırmadan gluten intoleransınız olup olmadığını anlayabilmek istiyorsanız bunun için bir “eliminasyon diyeti” uygulamalısınız. Eliminasyon diyetinden kasıt, gluten içerikli gıdaları en az 2-3 hafta tamamen hayatınızdan çıkarmanızdır. Fakat işin püf noktası gluten içeren gıdaları ya da ilaçları hayatınızdan %100 çıkarmanızdır… Çünkü en minimal miktar bile vücut tarafından algılanacak ve enflamatuar reaksiyonlar başlatılacaktır. Bu nedenle temel olarak dikkat etmeniz gereken şey çok katı bir anti-gluten diyeti uygulamanızdır…

Vücudunuzun glutenden arındığı 2-3 haftanın sonunda yeniden gluten içerikli besinlerle beslenmeniz sonucu yukarıdaki rahatsızlıklardan bazıları meydana geliyorsa, muhtemelen gluten intoleransınız var demektir… Ancak aklınızda bulunması gerekir ki glutenin büyük bir protein olması nedeniyle vücudunuzdan tam olarak temizlenebilmesi ayları hatta yılları da alabilir!

Gluten intoleransınız olup olmadığı konusunda emin değilseniz bunun için bir hekimden yardım alabilir ya da “York Testi” veya “gıda intolerans testi” gibi testlerden yararlanarak bu durumdan kesin olarak emin olabilirsiniz.

Gluten İntoleransının Tedavisi

Bu durumun kesin bir tedavisi olmasa ya da ilaçlarla tedavisi henüz mümkün olmasa bile gluten içermeyen gıdalarla beslenmek ve hayatınızdan gluteni kesin olarak çıkarmanız, gluten içermeyen ürünleri yani “glutenfree” ürünleri kullanmanız, semptomların oluşumunu ortadan kaldıracaktır.

 

Kaynak:Diyabeth ve Alternatif Terapi

(Araştırma//Vit-amin.net/)

yOĞuRT….

turk-usulu-yogurt-mayalama

Yoğurt…..

Sütün mayalandırılmasıyla elde edilen bir besindir. Mayalandırma (fermantasyon) en eski besin saklama tekniklerinden biridir. Mayalanma süreci doğal olarak oluşabilir ve birçok besinin üretiminde kullanılır. Mayalanma mikroorganizmaların gerçekleştirdiği bir olaydır. Maya, küf ve bakteri şeklinde gruplanan mikroplar insanın hem düşmanı hem de dostudur. Dost bakterilerin başında laktik asit ve bifido bakterileriyle bazı streptokok türleri gelir. Bu bakteriler sütün şekerini aside dönüştürerek ekşitirler. Asitli ortamda süt katılaştığı gibi düşman bakterilerin çoğalması engellenir. Çok eski çağlardan beri bilinen süt mayalandırma tekniği son yıllarda geliştirilmiş ve değişik toplumların damak tadına uygun çeşitte yoğurt üretimine geçilmiştir. Günümüzde yoğurt “işlevsel besinler” olarak sınıflanan sağlık koruyucu besinlerin başında yer almaktadır. Bu yazıda yoğurdun Türk beslenme kültüründeki yeri, dünyadaki durumu, beslenme ve sağlık yönünden önemi üzerinde durulmaktadır.

Yoğurdun Dünyaya Yayılışı

Orta Asya’dan batı ve güneye göç eden Türkler, süt mayalandırma tekniğini batıda Anadolu’ya, Kafkaslara Rusya’ya, Doğu ve Orta Avrupa ülkelerine; güneyde Çin ve Hindistan’a taşımışlardır. Buralarda iklim ve çevre koşullarının hayvancılığa elverişli olması yoğurdun ham maddesi süt üretiminin artmasını sağlamıştır.

Türkiye’de halkın beslenmesinde yoğurdun önemli bir yeri vardır. Kapalı tarım ekonomisinde insanlar beslenme gereksinmelerini kendi ürettikleriyle karşılamaktaydılar. Az topraklı çiftçi aileler bir inek veya birkaç koyun veya keçi beslerler, bunlardan sağdıkları sütü daha önce yapılmış yoğurtla (damızlık) hemen yoğurda çevirirlerdi. Yoğurt bir taraftan günlük olarak yenir, kalanı birkaç gün biriktirilerek tuluklarda yayılıp tereyağı elde edilirdi. Kalan yağsız ayran biraz tuzla kaynatılıp çöktürülerek ‘keş” elde edilirdi. Keş küplerde saklandığı gibi kurutularak kış aylarında yenirdi. Yoğurt un veya yarma ile karıştırılarak tarhana yapımında da kullanılırdı. Kırsal kesimde bu işlemler halen sürdürülmektedir. Koyun ve keçinin sağımı bahar ve yaz aylarında yapıldığından süt bu mevsimlerde bollaşır, kışın ise azalır. Bu nedenle ürünler yaz aylarında yapılır. Yaz aylarında yoğurt ekmek, yoğurtlu veya ayranlı çorba sıklıkla tüketilir. Kış mevsiminde bunun yerini keş-ekmek ve tarhana çorbası alır. Yoğurt sebze ve tahıllı yemeklerin üzerine dökülerek yendiği gibi, üzerine pekmez veya bal konarak tatlı gibi de tüketilir.

Orta Çağa gelindiğinde başta Karadeniz çevresi olmak üzere Doğu Avrupa ülkelerinde yoğurt önemli bir besin olarak kullanılmaya başlanmıştır. Batı Trakya’da keçi sütü sıcak ortamda ekşitildikten sonra ılık sütün mayalandırılmasında kullanılmıştır. Yeniçağda mikrobiyoloji biliminin gelişmesiyle sütün ekşimesine neden olan mikroorganizmalar tanınmaya başlanmıştır. Sütün mayalanması sırasında laktik asit oluştuğundan yoğurttaki mikroorganizmalar” laktik asit bakterileri” olarak adlandırılmıştır.

Kafkasya’da bakteri ve maya karışımı mikroorganizmalarla mayalandırılmış süt (kefir) tercih edilmektedir. Kefirde maya etkisi sonucu az miktarda alkol de bulunmaktadır. Laktik asit bakterileri ve maya karışımıyla üretilen diğer ürün kımızın alkol düzeyi kefirden daha yüksektir. Yoğurdun oluşumunda maya olmadığından alkol içermemektedir.

Yoğurdun Beslenme ve Sağlık Yönünden Önemi

Yoğurdun esası süttür. Süt, demir ve C vitamini dışında insan bedeninin gereksinmesi olan tüm besin öğelerini içerir. ülkemizde halkın beslenmesi büyük Ölçüde tahıla dayalıdır. Tahıl proteininin kalitesi düşüktür. Süt proteini tahıl proteininin kalitesini yükseltmekte en uygun ve nispeten ucuz besinlerden biridir. Kemiklerin gelişiminde dolayısı ile büyümede, ileri yaşlarda yaşam kalitesini düşüren kemik bozukluklarının önlenebilmesinde temel besin Öğesi olan kalsiyumun en iyi kaynağı süttür. Halk arasında en iyi besin olarak görülen ette kalsiyum çok az bulunur. Kuru baklagiller, sebzeler ve meyvelerde bulunan kalsiyum insanın gereksinmesini tam olarak karşılayamaz.

Süt, toplumumuzda yetersizlik belirtilerine en çok rastlanan riboflavin (B2 vitamini) olmak üzere B vitaminleri A vitamininden zengindir. Bu nedenlerden dolayı günlük beslenme rehberinde süt ve sütten yapılan ürünler 4 temel besin grubundan birini oluşturur.

Beslenme açısından yoğurdun süte göre üstünlüğü “laktoz” denilen süt şekeri ile ilgilidir. Başta Afrika kökenliler ve Araplar olmak üzere bazı insanlar sütün şekerini yeterince sindiremezler. Bu insanlar süt içtiklerinde karın ağrısı, şişkinlik ve gazdan yakınırlar. ülkemizde nüfusun yaklaşık üçte birinde bu sorun vardır. Laktik asit bakterileri sütün şekerinin bir bölümünü laktik aside çevirdiklerinden ve bağırsaklarda da sindirime yardımcı olduklarından sütten rahatsız olanlar yoğurdu sorunsuz tüketebilmektedirler.

Yoğurt günümüzde, tarihsel gelişimi içerisinde belirtildiği gibi, sağlık üzerine beslenme değeri dışında da özel etkisi olan işlevsel besinlerden biri olarak kabul edilmiştir. Yoğurt, ishalli hastalıkların iyileştirilmesinde etkilidir. Yoğurttaki yararlı bakteriler bağırsakta ishale neden olan mikropların yaşamasını ve çoğalmasını önlerler. ishal durumunda içilen tuzlu ayran bir yandan yitirilen su ve tuzun yerine konmasında, diğer yandan zararlı bakterilerin etkilerinin azaltılmasında etkilidir. Ayranla birlikte yoğurt-pirinç lapası, yoğurt-patates püresi, yoğurt-havuç püresi en uygun ishal diyetidir.

Son yıllarda yüksek kan kolesterolü ile belirlenen koroner kalp hastalığı yetişkin nüfusta ölüm nedenlerinin başında yer almaktadır. Deney hayvanları ve insanlar üzerinde yapılan araştırmalar, yoğurt alımının kan kolesterolünün denetim altında tutulmasında yararlı olduğunu göstermektedir. Yoğurdun bu etkisi içerdiği yararlı bakterilerin karaciğerde kolesterol sentezini ve kalın bağırsaktan kolesterol öncüsü öğelerin kana geçişini azaltmalarıyla ilgili olduğu sanılmaktadır. Yoğurt içerdiği kalsiyum nedeniyle kalp-damar hastalıklarının önemli risk faktörü olan yüksek tansiyonun denetiminde de yarar sağlamaktadır. Özellikle birçok yemeğimizin önemli sosu olan sarımsaklı yoğurdun tansiyonun denetiminde yarar sağladığı görüşü kabul görmektedir. Yoğurttaki yararlı bakteriler uzun süre kalın bağırsakta yerleşmediklerinden yararlı etkinin görülebilmesi için her gün bir miktar yoğurt tüketilmesi gerekmektedir. Kalp-damar hastalıklarının risk faktörlerinden biri doymuş (katı) yağın çok tüketilmesidir. Beslenmede doymuş yağı azaltmak için yağı azaltılmış süt ürünlerinin üretim ve tüketimi her geçen gün artmaktadır. Bu nedenle kalıtımsal olarak kalp-damar hastalıklarına yatkın ve kan kolesterolü yüksek olanların yağı azaltılmış yoğurt tüketmeleri uygun olur.

Yoğurt içerdiği kalsiyum ve yararlı bakteriler sayesinde toplumda Önemli bir sağlık sorunu olan kalın bağırsak kanserinin önlenmesinde de yardımcıdır. Yoğurdun bu etkisinin görülebilmesi için günlük beslenmede yoğurtla birlikte kuru baklagiller, beyazlatılmamış tahıl ürünleri, sebze ve meyveler gibi posalı (lifli) besinlerin de yeterince yer alması gereklidir.

100 gr yağsız yoğurdun besin değerleri

– 56 kalori
– 0.1 gr niasin
– 2 mg kolesterol
– 8 gr şeker
– 8 gr karbonhidrat
– 0.1 mg B6 vitamini
– 12 mcg folat
– 0.9 mg C vitamini
– 0.2 mg riboflavin
– 0.6 mg B12 vitamini
– 199 mg kalsiyum
– 0.1 mg demi
– 19 mg magnezyum
– 157 mg fosfor
– 255 mg potasyum
– 77 mg sodyum
– 1 mg çinko
– 1 mg omega 3 yağ asidi
– 4 mg omega 6 yağ asidi içerir.

Özetlemek gerekirse…Yoğurdun faydaları….

1- İnsan vücudunu dengede tutar.
2- Günün her saatinde yenebilecek bir besindir.
3- Kas yapımını artırır.
4- İçeriğindeki iyod sayesinde Tiroid bezlerinin çalışmasını sağlar.
5- Kemikleri güçlendirir.
6- İçeriğindeki protein sayesinde tırnakları kuvvetlendirir.
7- İçeriğindeki keratin sayeseinde saçları parlaklaştırır ve gürleştirir.
8- Bağırsakları rahatlatır.
9- Rahat bir uyku uyumanızı sağlar.
10- Çocukların zihinsel gelişimini olumlu etkiler.
11- İçeriğinde ki D vitamini sayesinde kalsiyumun yeterince emilmesini sağlar.
12- Kas yapımını artırıcı özelliği olduğundan ve daha kaslı insanlar daha fazla enerji tüketeceğinden, yağ yakıcı özelliği vardır.
13- Açlık hissinden koruyup, tokluk hissi verdiği için de yine zayıflatıcı etkisi vardır. Böylece diyet yapmayı kolaylaştırır.
14- Cilt güzellik maskelerinin ana maddesidir.
15- Cildin kendini yenilemesini ve daha geç yaşlanmasını sağlar.
16- Cildi pürüzsüz hal getirir.
17- İçeriğinde ki A vitamini sayesinde cildi yumuşatır.
18- Ağız kokusunu önler.
19- Diş taşı oluşumunu önler.
20- Diş eti iltihaplanmalarını önler.
21- Yoğurda ekşiliği veren asidin ve yine yoğurt mayasındaki bakterilerin ürettikleri antibiyotik maddeler, insanlarda hastalık etmeni olan birçok zararlı mikropların faaliyetlerini durdurur.
22- Hastalık ve enfeksiyonla savaşta rol oynayan T hücrelerini daha güçlü ve aktif hale getirir.
23- İshalden korur.
24- Kabızlığı giderir.
25- Çocuk felcinden korur.
26- Süt şekerini yani laktozu laktik asite dönüştürür, böylece bağırsak problemlerinden korur.
27- Tüberküloz, paratifo, dizanteri, kolera ile çeşitli kan hastalıklara sebep olan mikropların çoğunu kısa zamanda öldürdüğü belirlenmiştir.
28- Antibiyotik tedavisi gören hastaların, bağırsaklarında doğal dengenin bozulduğu bilinmektedir. Bu bozulan denge, yoğurt tüketimi ile düzene girer.
29- Yemeklerde kullanılan kızartma yağlarının kanserojen etkilerinden korur.
30- Sinir sistemi için uyarıcı ve dinlendirici özelliğe sahiptir.
31- İçindeki dost bakteriler mikroplarla savaşarak bağışıklık sistemini güçlendirir.
32- Göz hastalıklarına iyi gelir.
33- Mide asidini dengeler.
….diye devam edip gitmektedir..

(Kaynaklar/Annon Tetra Pak Magazine No:71 Bakteria — Our friends and enemies. AB
Tetra pak Lurıd Sweeden, 1990.
Baysal A., Beslenme Kültürümüz, Kültür Bakanlığı Yayınları, II. Baskı, Ankara 1993.
Oğuz B., Türkiye Halkının Kültür Kökenleri I.Giriş, Beslenme Teknikleri,
İstanbul, 1976.
Tannahil R., Food in History, Paladin frogmore Eyre Metuyun Ltd UK, 1975.
St Onge M-P, Formworth E, Joner JH. Consumption of fermented dairy
products: effects on cholesterol concentrations and metabolism, American
J. ClinicaI Nutrition 71: 674, 2000.
(Türk Halk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Vakfı, Türk Mutfak Kültürü üzerine Araştırmalar, No: 30, s. 1- 9, Ankara, 2002)Prf.A.Baysal)

(/Araştırma//Vit-amin.net/)

PEYNİR

PEYNİR
PEYNİR…

İÇİNDEKİLER VE ÜRETİMİ

İyi bir protein kaynağı olan peynir aynı zamanda riboflavin, B12 vitamini, kalsiyum ve fosfor yönünden zengindir. Ancak beyaz peynir yüksek oranlarda sodyum, doymuş yağ ve kolesterol içerdiğinde dikkatli tüketilmelidir.

100 Gram Beyaz Peynirin Besin Değerleri

100 gram yağlı beyaz peynir yaklaşık 300 kaloridir
Günlük A vitamini ihtiyacının %’8’ini
E vitamini ihtiyacının %1’ini
K vitamini ihtiyacının %2’sini
Tiamin ihtiyacının %10’unu
Riboflavin ihtiyacının %50’ini
B6 vitamini ihtiyacının %21’ini
B12 vitamini ihtiyacının %28’ini karşılar.

Aynı miktarda peynir günlük olarak alınması gereken kalsiyumun %49’unu, demirin %4’ünü, fosforun %34’ünü, çinkonun %19’unu ve selenyumun %21’ini karşılamaktadır. Ancak 100 gram peynir 89.0 mg kolesterol, 1116 mg sodyum ve 14.9 gram doymuş yağ içerdiğinden kalp ve damar sağlığının koruması açısından kontrollü olarak yenmeli, mümkünse yağsız, light peynirler tüketilmelidir.
Peynirdeki Vitaminler nelerdir hangi besin ve yiyecekler hangi vitamin bakımından zengindir merak ettiklerinizi bu yazıda okuyabilirsiniz…Peynirde, yağda çözünen vitaminlerden A-D-E-K vitaminleri bulunmaktadır. Konsantrasyonları peynirin yağ miktarına bağlı olarak değişiklik göstermektedir. T

Tam yağlı peynirdeki A vitamini’nin %80 – %85’i peynire geçmektedir. Bu nedenle peynir A vitamini bakımından önemli bir kaynaktır. B vitamini kompleksleri bakımından da zengin içeriği sebebiyle peynir önemli bir kaynak durumundadır.

Süt yağı
Üretiminde kullanılan sütteki yağ oranına bağlı olarak peynirdeki yağ oranları çeşitlilik gösterebilir. Tüketiciler genellikle tam yağlı peynirleri tercih etmektedir. Çünkü süt yağının, peynirin duyusal kalitesine olumlu etkisi büyüktür. Peynir olgunlaşırken süt yağı lipaz enzimiyle serbest yağ asitlerine parçalanır ve böylece hem peynirin aroması zenginleşir hem de süt yağı çok daha kolay sindirilebilir bir forma dönüşür.Vücudumuz yağa hem enerji kaynağı olarak hem de yağda çözünen vitaminlerin emilimi ve vücut sıcaklığının korunması için ihtiyaç duyar. Tam yağlı beYaz peynir ve tam yağlı kaşar peyniri yaklaşık % 20-30 oranında süt yağı içerir; bu nedenle kalp-damar problemi olmayan ve özellikle büyüme çağındaki bireylerin günlük diyetlerinde yer alması gereklidir.

Protein
Peyniri besin olarak önemli yapan, içeriğindeki biyolojik değeri yüksek proteinlerdir. Kullanılan sütteki protein oranı, peynirin çeşidi ve işlenme metoduna bağlı olarak farklılık göstermektedir.Peynirler % 10 ila % 30 oranında protein içerebilirler. Bu protein “modifiye kazein”den gelmektedir. Olgunlaşmada proteinin büyük bir kısmı oligopeptitlere ve aminoasitlere parçalanır. Proteinin parçalanması peynire yapısını ve lezzetini kazandırır. Proteinlerin parçalanmasına “proteoliz” denir..Proteoliz nedeniyle peynirin içeriğindeki proteinler kolayca sindirilebilir forma dönüşür.Yüksek protein oranının yanı sıra peyniri besinsel yönden değerli yapan bileşimindeki aminoasit kompozisyonudur. Peynirin bileşiminde vücudumuz tarafından sentezlenemeyen ve dışarıdan alınması gereken “esansiyel aminoasitler” bulunmaktadır.İnsan vücudu, hücre yapımı, onarımı ve enfeksiyonlarla mücadele için proteine ihtiyaç duyar. Vücudun protein ihtiyacı çocuklarda, hamile ve emziren kadınlarda, fiziksel eğitim alanlarda veya vücut geliştirme yapanlarda daha yüksektir.Çok çeşitli faktörlerce etkilenmekle ve kaynaktan kaynağa değişmekle birlikte insan vücudunun günlük 45-50 gram proteine ihtiyacı vardır. Bu miktarın yaklaşık yarısının hayvansal protein kaynaklarından karşılanması gereklidir. Çünkü bitkisel protein kaynakları tüm esansiyel aminoasitleri içermemektedir.Protein vücutta enerji kaynağı olarak da kullanılabilir ve vücut yağına dönüşebilir. Peynir, bileşimindeki biyolojik değeri yüksek protein ile günlük diyette yer alması gereken bir protein kaynağıdır.

Laktoz
Laktoz, süt şekeri diye de bilinen ve yalnızca sütte bulunan bir disakkarittir (karbonhidrat). İnek sütü yaklaşık % 4,5-4,7 oranında laktoz içerir.Peynir yapımı sırasında laktoz büyük ölçüde laktik aside dönüşür, bir kısmı peynir altı suyuna geçer, içinde kalan da olgunlaşma boyunca laktik aside dönüşür (21-28 gün olgunlaştırılan peynirde laktoz yok denecek kadar azdır).Yani peynir bir karbonhidrat kaynağı değildir. Herhangi bir sebeple karbonhidrattan kaçınmak isteyenlerin tercih etmesi gereken süt ürünü peynirdir.Ayrıca peynir az miktarda laktoz içerdiğinden, laktoz intolerantlar için rahatsızlık yaratmayacak bir süt ürünüdür (Peynirde yaklaşık 1-3 g/100 g laktoz bulunur).

Mineraller ve vitaminler

Peynir kalsiyum ve fosfor içeriği yönünden önemli bir gıdadır. 100 g yumuşak peynir, günlük kalsiyum ihtiyacının % 30-40’ını, günlük fosfor ihtiyacının da % 12-20’sini karşılamaktadır. Sert peynirler günlük kalsiyum ihtiyacının tümünü karşılarken, fosfor ihtiyacının da % 40-50’sini karşılamaktadır.

Kalsiyum… kemik ve Diş gelişimi için yaşamsal bir mineraldir. Peynirdeki kalsiyum biyolojik değeri yüksek olan yani insan vücudu tarafından kolayca kullanılabilen formdadır. Kalsiyum ayrıca kasların kasılması ve sinir iletimi için vücuda gereklidir. Çocukların, hamile ve emziren kadınların ve Menopoz dönemindeki kadınların kalsiyum ihtiyacı artar.Günlük diyetinde yeterli kalsiyum bulunmayan kadınlar menopoz döneminde osteoporoz rahatsızlığına yakalanabilmektedir. Bu nedenle bu anlamda risk grubunda olan kişilerin tüm süt ürünleriyle birlikte özellikle peynir tüketmesi önemlidir.

Fosfor.. diş ve kemik formasyonu, kas kasılması, böbrek fonksiyonu ile sinir ve kas aktivitesi için vücuda alınması gereken bir mineraldir. Fosfor vücutta kalsiyum ile birlikte sinerjistik çalışarak fonksiyon göstermektedir. Bu nedenle peynir gibi hem kalsiyum hem de fosforu yüksek oranda ve birlikte içeren bir gıda bu anlamda daha da değerlidir.

Peynirde… yağ oranına bağlı olarak değişen miktarlarda yağda çözünen vitaminler A,D,E,K bulunur. Peyniri vitamin yönünden önemli yapan, bileşimindeki B grubu vitaminlerdir; bunlar suda çözünen vitaminlerdir. Beyaz peynir B2, B6 ve B12 vitaminleri için kaynak sayılabilecek nitelikte bir süt ürünüdür.

PEYNİR ÜRETİM YÖNETMELİĞİ YENİDEN DÜZENLENDİ

peyn

PEYNİRLERDE YAĞ ORANLARI VE ETİKET BİLGİLERİ

Ülke genelinde yaygın olarak üretilen beyaz peynir, kaşar peyniri, tulum peyniri gibi peynirleri tanımlayan tebliğ ile peynirler tam yağlı, yarım yağlı, az yağlı ve yağsız olmak üzere 4 grupta satışa sunulacak. Kuru maddede en az yüzde 45 yağlı olan peynirler tam yağlı kategorisinde yer alırken, yüzde 45-25 yağlı olanlar yarım yağlı, yüzde 25-10 yağ içerenler az yağlı, yüzde 10 ve altında yağ içerenler ise yağsız şeklinde adlandırılacak.
Daha önce kuru maddede en fazla yüzde 30 yağ içeren peynirler için kullanılan ve halk arasında lightolarak da bilinen yağı azaltılmış ifadesi, yeni düzenleme ile kuru maddede yüzde 25’in altında yağ içeren peynirler için kullanılabilecek. Bu ürünlerin yağ içeriği etiket bilgilerinde en az 3 mm yüksekliğinde punto karakterler kullanılarak yazılacak.
Peynirlerin etiketinde veya ambalajında tüketicinin yanıltılmasına neden olan “köy peyniri, geleneksel peynir, doğal peynir, çiftlik peyniri” gibi ibarelere yer verilemeyecek.

PEYNİRLERDE AROMA

Bakanlık, özellikle karışım peynirlerde yaygın olarak kullanılan ve tüketicinin yanıltılmasına neden olan süt ve süt ürünleri aroma vericilerinin kullanımını da yasaklıyor. Buna göre koyun sütü aroması, keçi sütü aroması ve tereyağı aroması gibi süt ve süt ürünleri aroma vericiler peynir üretiminde kullanılamayacak.
Sadece tek bir türe ait süt kullanılarak üretilen peynirlerde, türün adı peynir adı ile birlikte etikette belirtilebilecek ve hayvanın resmi kullanılabilecek. Başka bir deyişle inek, koyun veya keçi sütünün ikisi veya üçü birden kullanılarak üretilen peynire inek, koyun ve keçi peyniri gibi ifadeler yazılamayacak ve hayvanın resmi kullanılamayacak.

ÇİĞ SÜTTEN ÜRETİLEN PEYNİRLERDE OLGUNLAŞTIRMA SÜRESİ BELİRTİLECEK

Çiğ sütten üretilen ve olgunlaştırılarak piyasaya sürülen peynirlerde de etiket bilgilerinde üretim tarihinin ve “çiğ sütten üretilmiştir” ibaresinin en az 3 mm yüksekliğinde yazılması zorunlu olacak. Yine düzenlemeye göre çiğ sütten üretilen peynirlerde olgunlaştırma süresi en az 4 ay olacak. Bu tür peynirler için her türlü hijyen şartları sağlanmış olacak. Çiğ sütten üretilen peynirler dahil olgunlaştırılarak piyasaya arz edilen peynirlerin etiketinde “üretim tarihinden itibaren en az?…. gün olgunlaştırılarak piyasaya arz edilmiştir” ibaresi ile üretim tarihinin gün/ay/yıl olarak yazılması zorunlu olacak.

Küflü peynir üretimi de kontrol altına alınacak. Peynir tebliğine göre küflü peynir üretecek üretici, kullanacağı küf kültürüyle ilgili özel izin almak için Bakanlığa başvuracak. Bakanlık gerekli risk analizi ve diğer değerlendirme sonuçlarına göre karar verecek.

PEYNİRE TUZ AYARI
Yeni düzenlemeyle peynirlerin içerebileceği maksimum tuz oranı mevcut uygulamaya göre yüzde 35 ila yüzde 61 arasında değişen oranlarda azaltılıyor. Peynir üretiminde türüne göre değişmek üzere kuru madde oranının yüzde 3 ile 7,5’i arasında tuz kullanılabilecek. Peynirlerin sertlik karakterleri, yağlılık sınıflandırması ve olgunlaşma sürelerini belirleyen tebliğ, ülkemizde yaygın olarak üretilen peynirlerin türüne göre değişmek üzere nem miktarını en az yüzde 40, en fazla 80 şeklinde sınırlandırıyor.

PEYNİR 10 DERECENİN ALTINDA MUHAFAZA EDİLECEK

Peynirlerin muhafaza, taşınması ve piyasaya arz edilme sürecinde 10 derecenin altında tutulması zorunlu olacak. Özellikle pazar, fuar vb. yerlerde peynirler, Türk Gıda Kodeksi’ne uygun ambalajlarda 10 derecenin altında muhafaza edilerek satışa arz edilebilecek. Peynir tebliğinin yayımı tarihinden önce faaliyet gösteren gıda işletmecileri 2015 yılı sonuna kadar, yine mevcut işletmelerin yayım tarihinden önce piyasaya arz ettiği ürünler için 2016 yılı sonuna kadar geçiş süresi olacak.
(Kaynak: Basın ve Medyadan Seçmeler)

 

http://www.duhasut.com/

(/Araştırma//Vit-amin.net/)