Kategori arşivi: BESLENME

Ya VEKİL…

VEKİLL

“Günümüzde sentetik gıda katkı maddelerinin yerine doğal antioksidanları kullanma çabaları arttı. Kayısı da insan sağlığı bakımından önemli bir yere sahip. İçerdiği karetenoitler ve fenolik bileşiklerden dolayı antioksidan etki gösteriyor. Yaptığımız deneyler sonucunda kayısı ve çekirdeğinin karaciğer koruyucu ve yaşlanmayı geciktirici antioksidan rolü olduğu ortaya çıktı” dedi.

Bağırsaklara, Kalbe iyi Geliyor.iştah açar, kan yapar, bedensel ve ruhsal yorgunlukları alır.

-Kayısı; cildi, korur ve güzelleştirir.

İçerdiği bol miktardaki B vitamini sayesinde birçok hastalığa karşı koruyucu özelliği bulunan kayısı, bağırsakları çalıştırıcı özelliğiyle kabızlığa da iyi geliyor.
Uyku sorunu çekenler için de birebir olan kayısının çabuk sinirlenen ve stresli olanlar için de faydası olduğu biliniyor.

İştah açıcı ve hazmı kolaylaştırıcı etkisi ile doktorlar tarafından çocuklara ve hastalık sonrasındaki nekahat devresindeki kişilere tavsiye edilen kayısıyı midesi zayıf olanların çok fazla tüketmemesi gerekiyor.

Birçok bitkinin olduğu gibi kayısının faydaları da saymakla bitmiyor. Şifalı bitki olarak kayısı maskesi ve kayısı kürü yaparak cildinizi dış etkenlerden koruyabileceğinizi ve daha pürüzsüz, yumuşak ve güzel bir cilde kavuşabileceğinizi biliyor musunuz?

Ayrıca kayısı, sivilce ve siyah noktalar için de vazgeçilmezlerin başında geliyor. Uzmanlar, taptaze, pırıl pırıl ve pürüzsüz bir cilt için kayısı tüketip kayısı ile yapılan cilt bakım kürlerini ve güzellik maskelerini tavsiye ediyor.

-Kayısı; A, B, C ve P vitaminleri, demir, magnezyum, kalsiyum, fosfor, kükürt, bakır, krom ve manganez mineralleri açısından da zengindir.

– Kayısı; bağışıklık sistemini güçlendirir kansızlığa iyi gelir, kan yapımına yardımcı olur ve sinirleri yatıştırır, uyku düzenine yardım eder

– Kayısı; kemik erimesinin önlenmesinde faydalıdır.

– Kayısı, doğal lif açısından zengin olduğundan kabızlığa iyi gelir.

– Kayısı; içeriğinde bulunan antioksidanlardan karotenoidler (betakaroten) ve fenolik bileşikler (Prosiyanidinler, hidrosinamik, asit türevleri, flavonoller ve antisiyaninler) ile; kanser, kalp damar hastalıkları, diyabet, iltihaplı durumlar ve kataraktın önlenmesinde ve korunmada yararlıdır

Fenolik asitlerin pek çoğunun, “Betakaroten ve C vitamininden çok daha güçlü antioksidan etkiye sahiptir.- Karotenoidlerin; göz ve deri olmak üzere sağlıkta birçok etkileri vardır

– Fonksiyonel gıda; kendi içerdiği bileşikleri ile hastalıklardan koruyucu, önleyici ve/veya tedavi edici etkiye sahip gıda demektir.

– Kayısı yaş ve kuru olarak; fonksiyonel gıdadır. Yani önleyici, koruyucu ve destek gıdalardandır. Yani sağlıklı ve iyi yaşam için gerekli gıdalardandır.

– Beynin düzenli çalışmasını sağlar, stres azaltır

-Karaciğerin tahrip olan kısmının tamirini yapar

-Kemiklerin çok daha düzgün ve sağlam olmasında önemli rol oynar

-Kan yapımını artırarak, kansızlığa engel olur

-Mide ve on iki parmak bağırsağı ülserinin meydana gelmesine engel olur, meydana gelmiş ülserlerin iyileşmesinde rol oynar

-Böbreklerde taş teşekkülünü azaltır.

-Üreme sistemi üzerinde önemli rolü vardır.

-Kansere karşı koruyucu bir etkiye sahiptir .

-Dişlerin daha sağlam ve kuvvetli olmasında önemli rol oynar.

-Kalp kaslarını kuvvetlendirir ve daha düzenli çalışmasını sağlar

Sodyum düzeyi düşük, potasyum düzeyi yüksek olan kayısı, vücutta kan basıncının düzenlenmesinde, yüksek tansiyonun denetiminde önemli etkisi olan bir meyvedir.

Potasyum; elektrolit dengesi, sinir sistemi, kalp atışları, vücut beyin hücreleri ve kas dokusu içinde gerekli bir mineraldir.- Kuru kayısı; kabızlıkta tüketilebilir.

Kayısı suyu veya kayısı hoşafı tüketimi; özellikle ara öğünlerde ve akşam yemeklerinde daha yararlı olur.

Kayısı suyunun veya kayısı hoşafının; Ramazan ayında, iftarda yani oruç açarken içilmesi çok yararlı olur.

-Kayısı, sindirim sorunlarına iyi gelir, stresi ve kansızlığı önler, cilt bozukluklarının tedavisinde etkilidir, büyümeye yardımcı olur, görmeyi güçlendirir, bağışıklık sistemini korur, kalp kasları ve sinirlerin iyi çalışmasını sağlar.

Kayısı çekirdeği yağı tüm ciltlere uygun doğal bir üründür.

– Kayısı çekirdeği yağı, özellikle ileriki yaşlarda ortaya çıkan kırışıklıkları azaltır.

Kayısı tohum yağı; % 50 yağ içeriği ve istenen yağ asidi oranından dolayı fıstık yağı gibi bir yağdır.

Kayısı çekirdeği yağı zengin içeriğiyle; cildi nemlendirip doğal canlılık ve parlaklık verir, sivilce ve akneyi temizler.- Amigdalin, birkaç nitriloside’den biridir.

Nitriloside’ler, çeşitli gıdalarda bulunan ve doğal, siyanür içeren maddelerdir, yani B17, yani Laetril: “elma, şeftali, portakal, erik, kayısı, kiraz ve üzüm” çekirdeklerinde, acı badem, akdarı, buğday çimi ve esmer buğdayda (kara buğday, sert buğday, durum buğdayı, Siyez buğdayı,karakılçık buğdayı) bulunur.

Kayısı çekirdeğinde bulunan Amigdalin yani Vitamin B17 ((Nitriloside), yani (Laetril) kanser önleyici etkilere sahiptir. En fazla acı kayısı çekirdeğinde vardır % 6 civarında.

Vitamin B17′nin satış fiyatı; kilosu 1 milyon dolardır.

Günde 7 tane kayısı çekirdeği ortalama tüketim önerisidir.- Kayısı çekirdeği de fonksiyonel gıdalardandır.

Kayısı çekirdeği ve yağı, bileşimindeki yüzde 95 doymamış yağ asidi, yüzde 5 doymuş yağ asidi içeriği, içeriğindeki yüksek E vitamini ve ideal oleik-linoleik asit oranı ile kolesterol düzeyini düşürebilmesi, kabızlık giderici oluşu ve öksürük söktürücü oluşu gibi özellikleri de kayda değerdir.

Kayısı çekirdeği ve yağı, kozmetikte de kullanılmaktadır.- Kayısı çekirdeği; % 16.76 protein, % 5.17 selüloz ve % 41.7 oranında yağ içerir.

Kayısı çekirdeği içeriğindeki yağ oranları; % 62 oleik asit ve % 28 linoleik asit , % 7 palmitik asit, % 2 palmitoleik asit, % 2 stearik asit.

Kayısı çekirdeğinin 100 gramında 113 mg magnezyum, 37 mg kalsiyum, 5 mg potasyum, 3 mg çinko, 2 mg demir, 2 mg sodyum, 4 mg B3 (niasin), 2 mg C vitamini, 0.3 mg B1 (tiyamin) vitamini ve 0.2 mg B2 (riboflavin) vitamini saptanmıştır.

Kayısı yağı da yaşlanmayla ortaya çıkan kırışıklıkları azaltır.- Karaciğer rahatsızlığı olanlar kayısıyı çok fazla yememelidirler.

Ayrıca mide rahatsızlığı olanlar olgun kayısı yemelidir.- Günde 3 adet kuru kayısı ortalama tüketim önerisidir.

-Kayısı beyin ve sinir düzeninin iyi çalışmasını sağlar- Kayısı; karaciğerin kendini iyileştirmesini sağlar.

-Kayısı; kemiklerin sağlığında rol oynar.- Kayısı; üreme düzeni üzerinde etkisi vardır ve cinsel gücü artırmaktadır.- Kayısı; sperm kalitesini artırır.

– Kayısı; iştah açar, kan yapar, bedensel ve ruhsal yorgunlukları alır.Kayısı; cildi, korur ve güzelleştirir.

(/Vit-amin.net//)

LİMON …..

limon_

Limon kabuğu kemik sağlığı için çok faydalıdır. Limon kabuğu yüksek derecede kalsiyum ve C vitamini içerir, bu yüzden ayrıca romatizma hastalıklarına  ve Strese iyi gelir.
Limondaki oksidatif stresi azaltmaya yardımcı olur. Limon yüksek derecede bioflavonoidler içeriğinden dolayı stresle mücadelede etkilidir.
Toksinleri ortadan kaldırır. Limonun kabuğunda bulunan bioflavonoidler vücudumuzda bulunan toksinlerden kurtulmamıza yardımcı olur.
Kanserle mücadele eder. Limon suyu kanserin önlenmesinde ve kanser hücrelerinin öldürülmesinde tedavi amaçlı olarak kullanılır.
Kolesterolü azaltır. Limon kabuğunun içerisinde bulunan polifenol flavonoidlerin sayesinde kolesterolün dengelenmesini sağlar, böylece kalp sağlığının korunmasına katkı sağlar.
Kalp sağlığını korur. Limon kabuğunda yüksek derecede bulunan potasyum, kan basıncını dengeler . Buna ek olarak, limon kabuğu kalp krizi, diyabet ve kalp hastalıklarının önlenmesine ciddi anlamda katkı sağlar.
Ağız sağlığını korur. Limon kabuğu ağız sağlığı ve hijyeni için mükemmel bir meyvedir. Dişlerde C vitamini eksikliğinden dolayı meydana gelen kanamaları durdurur ve diş etlerini güçlendirir. C vitamini eksikliğini gideren limon kabuğu, diş etlerinde meydana gelebilecek hastalıkların önüne geçer.
Kilo vermeye yardımcı olur. Pektin olarak bilinen bir bileşeni içeren limon kabuğu, bu bileşen yardımıyla kilo vermeye yardımcı olur.
Cilt sağlığını korumaya büyük ölçüde yardımcı olur. Limon kabukları cilt üzerinde bulunan siyah lekelerin ve akne gibi cilt hastalıkların önlenmesinde etkilidir. Bu tür hastalıkları tedavi etme sürecinde serbest radikaller önemli rol oynarlar, antioksidan açısından çok zengin olan limon kabukları cildi virüs ve mikroplardan koruduğu gibi var olanları yok eder.
Kas kasılmalarına karşı yardımcı olur,
İnmeler ve yüz felci gibi hafif sorunların tedavisinde kullanılır,
Kan dolaşımını arttırır,
Kulak enfeksiyonlarına iyi gelir,
Kılcal damarları güçlendiren nadir besin kaynaklarından bir tanesidir,
Kara ciğeri temizleme özelliği vardır… Karaciğer ve safra kesesine yararlıdır…

Limon kabuğu aynı zamanda sinir sisteminize olumlu etki yapar, bakterileri temizler ve kalbi rahatlatır. Yapılan bir çalışmada, kadınların yumurtalık kanseri riskini de düşürdüğü ortaya konan limon kabuklarının bu özelliği de içeriğinde bulunan polifenollerden kaynaklanmaktadır.

Limonlu KREMA…

2 adet limon suyu

1 limon kabuğu rendesi

100 gr. şeker(yarım su bardağı)

1 yumurta 20 gr.

Bir limonun kabuğunu rendeleyin.İçine şeker  ve  iki limonun suyunu ekleyin.Karıştırın.Yumurtayı çırpın ve karışımın içine ekleyin. Yarım saat dinlenmeye bırakın.Sonra  limonlu karışımı süzgeçten geçirin ki pürüzsüz bir  karışım olsun.Bir tencereye alarak ocağa koyun.Tereyağını ilave edin. Sürekli karıştırarak  kısık ateşte pişirin krema kıvamına gelince ocağı kapatıp,kavanoza  doldurun ve soğumaya bırakın.Soğuduktan sonra buzdolabında birkaç gün saklayabilirsiniz.alıntı/özgün Mutfak

Limonlu Pelte…

Yumurta – 1 Adet
Toz Şeker – 2 su bardağından 1 parmak az
Buğday Nişastası – 5 Yemek Kaşığı
Limon rendesi – 1 Adet
Limon suyu – 1 Adet
Vanilya – 1 paket
Su – 4 su bardağı
Malzemelerin hepsi karıştırılarak pişirilir.Sıcakken ıslatılmış borcama dökülür ya da istenirse ıslatılmış kadeh yahut kavanozlara da konabilir.
Soğuyunca buzdolabına kaldırılır.alıntı

Afiyet olsun…

Sevgiyle selam ..

(/A/Vit-amin.net//)

ALOE VERA…

aloe-vera-

Tıbbi sarısabır (Aloe vera)…..
Asphodelaceae familyasından tıbbi amaçlarla kullanılan bir sarısabır türü. Yaprak, iki bölümden, meydana gelmiştir. Müshil olarak kullanılan ve antrakinonlar adı verilen maddeleri içeren yeşil kabuk bölümü ve Aloe jeli olarak adlandırılan müsilaj bölümü.

Jel kısmında, 18 amino asid, 20 mineral, 12 vitamin ile çeşitli bilimsel araştımalarda immunostimülan olduğu gösterilmiş olan asemannan, glukomannan, mannoz-6 fosfat, aloerid gibi polisakkaridler; çeşitli enzimler, deneysel olarak antihistaminik olduğu gösterilmiş olan alprogen; yine çeşitli çalışmalarda kan kolesterol düzeylerine ve selim prostat hipertrofisine etkili olduğu bildirilen lupeol, beta-sitosterol ve kampesterol gibi steroller ile lignin, salisilat gibi maddeler bulunmaktadır. Antrakinonları içeren kabuk bölümü suyunun uçurulması ile elde edilen ve laksatif olarak kullanılan kısma Aloe denir. Yaprağın iç kısmında bulunan ve parankim hücreler tarafından imal edilen müsilaj görünümlü renksiz kısma ise Aloe vera Jel adı verilir. Bu iki kısım devamlı şekilde kavram karışıklığına neden olduğu için, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) nün Seçilmiş Tıbbi Bitkiler monografında ayrı bölümler halinde incelenmiştir.

Aloe vera jel inin gerek yüzeysel kullanım, gerekse besin tamamlayıcısı olarak içecek şeklinde hazırlanması, özel yöntemler gerektirmektedir ve ürünler, günümüzün son derece gelişmiş analiz yöntemleri ile kontrol edilmektedir. Bundan amaç, jelde varolduğu bilinen maddelerin ürünün içinde de korunmuş olarak bulunmasıdır.

Kaynak :Vikipedia

(/Vit-amin.net//)

Namı DEĞER..incir…

incirr

Amerikan Diyabet Birliğinin yaptığı araştırmaya göre yüksek lif içeriği, diyabetin fonksiyonel kontrolünü geliştirmede yardımcı olmakta ve tedavi edici etkiler göstermektedir. Ayrıca incir yaprakları, düzenli olarak insülin iğnesi vuran kişilerin ihtiyacı olan insülin seviyesinin düşmesini sağlar. İncir, potasyum bakımından zengin olup, yemeklerden sonra vücuda emilen şeker miktarını düzenlemede yardımcı olur. Yüksek miktarlarda potasyum alımı da kan şekerinin yükselip alçalma sıklığını azaltır. Yani bu ani değişimler daha nadir gerçekleşmeye başlar.

Bu da diyabetik hastalığa sahip olan kişilerin daha normal bir yaşama sahip olmalarını sağlar.İncir ise tam tersine yüksek bir potasyum oranına ve düşük sodyum oranına sahiptir. Bu da inciri hipertansiyon hastalığının etkilerine karşı harika bir savunma mekanizması geliştirmenizi sağlar. Ayrıca incir rahatlatıcı bir meyvedir. Gün içerisinde sizlere sakinlik verir ve sinirlerinizin sakinleşmesinde yardımcı olur.

İncirin kalsiyum bakımından zengin olması, bu da kemik sağlığınızı geliştirir ve osteoporoz riskini azaltır. Bir diğer faydası da idrar ile atılan kalsiyumun vücutta tutulmasının sağlanmasıdır. İncir yaprağı çayı tüketerek de bronşit gibi solunum yolu rahatsızlıklarına karşı sağlıklı ve ilaçsız bir şekilde yardımcı bir tedavi oluşturabilirsiniz.

Serbest radikaller ile savaşmada ekstra güçlü bir vücut savunması istiyorsanız, yüksek lif içeriğine sahip inciri bol miktarlarda tüketmeniz gerekir.

Şifa OLSUN..

(/Vit-amin.net//)

BAL….

balllım

Bal… arılar tarafından çiçeklerden ve meyve tomurcuklarından alınarak yutulan nektarın arıların bal midesi denilen organlarında invertaz enzimi sayesinde kimyasal değişime uğramasıyla oluşan ve kovandaki petek hücrelerine yerleştirilen çok faydalı bir besindir. Nektar bala çevrilirken arılar sağladıkları invertaz enzimi sayesinde sakkarozu inversiyona uğratarak fruktoz ve glikoz şeklinde basit şekerlere dönüştürür ve fermantasyonun meydana gelmesini önleyecek miktarda suyunu uçururlar. Kovandaki hücrelere yerleştirilen ve üzeri mumdan bir kapakla örtülen bal arılarca sağlanan özel havalandırma sistemi sayesinde bildiğimiz tat ve kıvama gelir.

Balın rengi… şeker dengesi ve tadındaki farklılık tamamen toplanan nektarlardan kaynaklanmaktadır. Balın kokusunu, çiçeklerdeki aromalı uçucu yağlar verir ki bu aynı zamanda çiçeklerin kokularını sağlayan yağdır.

Bal üretiminde ½ kg ham nektarı toplamak için 900 bin arının bir gün boyunca çalışması gerekir. Toplanan bu nektarın ise ancak bir kısmı bala çevrilebilir. Elde edilen balın miktarı getirilen nektarın şeker konsantresine bağlıdır. Bal nem, güneş ışığı, kaynatma gibi sıradışı bir etkiye maruz kalmadıkça bozulmaz ve zaman faktöründen etkilenmez.

Genel olarak balların toplandığı değişik bitki kaynaklarına göre farklı aroma, tat, renk, yoğunluk ve kristalize sahip oldukları tespit edilmiştir. Aynı şekilde ballarda akıcılık kimyasal bileşimi, şekerler, rutubet, enzimler, vitaminler, asitler, kolloidal maddeler ve bileşimi bilinmeyen maddeler bakımından değişik oldukları bildirilmişlerdir

Enzimler; Çeşitli araştırıcılar balda diyastaz veya amilaz, nikotin, invertaz, katalaz, oksidaz, fosfataz enzimlerini bulmuşlardır. Bu enzimlerin bir kısmı bitkiden gelmekte bir kısmı ise arının başındaki bezlerden salgılamaktadır.

Vitaminler; Eskiden bal içerisinde vitamin olmadığı veya çok az olduğu düşüncesi hakimdi fakat kimyasal ve biyolojik araştırma metotları geliştirildikten sonra bal içerisinde çeşitli miktarda, tiamin, riboflavin, askorbik asit, piridoksin, pantotenik asit, niasin ve az miktarda biotin, folik asit tespit edilmiştir.

Minareller; Bal içerisindeki minerallerin miktarı %0,02 ile %1,0 civarındadır. Bu minareller Potasyum, klor, kükürt, kalsiyum, sodyum, fosfor, magnezyum, silisyum, demir, mangan ve bakır’dır. Bunlar içerisinde potasyum, kalsiyum ve fosfor fazla bulunmaktadır.

Proteinler; Çeşitli araştırmacılar bal içerisinde az miktarda albuminoidlerin ve protein yapı taşları durumunda olan amino asitlerin olduğunu tespit etmişlerdir.

Arı balı en az 3000 seneden beri birçok rahatsızlığın tedavisinde kullanılmıştır. Bal eski Yunan, Mısır, hint ve Çin tıbbında kullanılmış, Kur’anda da şifa olarak nitelenmiştir…..

Besin Değerleri Tablosu (Takribi 100 gr. bal için)
Enerji Değeri 304 kcal (1272 kJ)

Karbonhidrat 82.4 g

Protein 0.3 g

Yağ 0 g

Mineraller

Potasyum 52 mg

Kalsiyum 6 mg

Fosfor 4 mg

Sodyum 4 mg

Magnezyum 2 mg

Demir 0.42 mg

Çinko 0.22 mg

Bakır 0.04 mg

Manganez 0.08 mg

Vitaminler

Vitamin-C 2 mg

Vitamin B2 0.04 mg

Vitamin B5 0.07 mg

Vitamin B1 0.004 mg

Vitamin B6 0.02 mg

Niasin 0.12 mg

Kaynak Vikipedia

Bal aynı zamanda bol kısmet hayrlı bol şans mutluluk iyi bir gelecek …Ağız tadı iyilik güzellik sağlık demektir….

Sevgiyle….

(/A//Vit-amin.net/)

KADAYIF…

20150618_214414

Kadayıf ……Hııımm nefis…

Malzemeler

Muhallebisi İçin:
• 1 litre süt
• 1 su bardağı un
• 1 su bardağı toz şeker
• 3-4 parça damla sakızı
• 1 paket kremşanti

Kadayıfı İçin:
• 250 gr. kadayıf
• 1 su bardağı biraz iri çekilmiş fındık
• 2-3 yemek kaşığı tereyağı
• ½ su bardağı şeker

Afiyet olsun ..Hayrlı Ramazanlar..

Sevgiylee..

(/Vit-amin.net//)

HALİL İBRAHİM BEREKETİ….

manzaralı sofra

“Sana İbrahim’in ağırlanan konuklarının haberi geldi mi?

Hani, yanına girdiklerinde: “Selam” demişlerdi. O da: “Selam” demişti. “(Haklarında bilgim olmayan) Yabancı bir topluluk.” Hemen (onlara) sezdirmeden ailesine gidip, çok geçmeden semiz bir buzağı ile (geri) geldi. Derken onlara yaklaştırıp (ikram etti); “Yemez misiniz?” dedi.” (Zariyat Suresi, 24-27)

Kuran’da bahsi geçen Hz. İbrahim’in konuklarını ağırlama şekli, İslam ahlakının günlük hayata yansıyan en güzel örneklerinden bir tanesidir.

Hz. İbrahim kıssasında olduğu gibi müminler, ağırlayacağı kimselere öncelikle saygı, sevgi, huzur ve güleryüz sunar. Bunlar olmadan yalnızca ikrama dayalı bir ağırlama hoşnut edici olmaz. Nitekim Hz İbrahim de konuklarını selam diyerek karşılamaktadır. Çünkü Yüce Allah….

“Bir selamla selamlandığınızda, siz ondan daha güzeliyle selam verin ya da aynıyla karşılık verin. Şüphesiz, Allah herşeyin hesabını tam olarak yapandır.” (Nisa Suresi, 86) ayetinde selam verildiğinde en güzel şekilde karşılık vermenin önemine dikkat çekmiştir.

Kuran ahlakında güzel davranışlarda bulunma konusunda bir yarış söz konusudur. Müminin daha misafiri karşılarken verdiği selam da bunun bir örneğidir. Din ahlakına göre yaşamayan insanlar, genellikle önce selam verenin karşı taraf olmasını bekler ve ilk selam veren olmayı küçük düşürücü olarak görürler. Halbuki dirlik ve güzellik temennisi olan selam, müminlerin ibadet olarak yerine getirdiği bir ahlak özelliğidir. Bu nedenle müminler selam vermek için sıra beklemez ve Allah’ın bu emrin gerektiği an yerine getirirler. Kendilerine selam verenlere ise daha güzeliyle karşılı verirler.

Misafir Rahat Ettirilmelidir… Kuran ahlakına sahip müminler, misafirin olabilecek tüm ihtiyaçlarını, özenle düşünür, onun söylemesine ve hissettirmesine gerek kalmadan bu ihtiyaçlarını karşılarlar.İkram Sezdirmeden Hazırlanmalıdır…

Hz. İbrahim evine gelen konukları tanımadığı halde yapabileceği ikramın en iyisini yapmaya çalışmış ve hemen giderek “semiz bir buzağı” ile geri dönmüştür. Etin en lezzetlisi, en sağlıklısı ve en besleyicisi de en “semiz” olanıdır. Hz. İb rahim’in bu ahlakını örnek alan müminler de misafir ağırlarken imkanları oranında malzemelerin en tazesini, en temizini ve en lezzetlisini seçmeli ve özenli bir biçimde hazırlanmalıdır….

Bereketle…Sevgiyle…

(/Araştırma//Vit-amin.net//)

ZEYTİN…e

ZEYTIN~1

O(Allah) ki, Gök’ten su indirdi. Onunla, her şeyin bitkisini bitirdik ve ondan bir yeşillik çıkardık. Biz ondan kümelenmiş taneler; hurma ağacının tomurcuğundan sarkmış salkımlar, birbirine benzeyen-benzemeyen üzümler, zeytinler ve nardan bahçeler çıkarıyoruz. O olgunlaşıp ürünlerini verdiği zaman, ona bakın! Muhakkak bunda, iman eden bir kavim için ayetler(deliller) vardır. [EN’AM(6)/99

O (Allah) ki yükseltilmiş(asmalı) ve yükseltilmemiş(asmasız) bahçeler; hurmalar, ürünü(yemişi) farklı ekinler, zeytinler ve benzeyen-benzemeyen narlar inşa etti. O ürününü verdiği zaman, ürününden yiyin ve hasad günü hakkını verin. İsraf etmeyin, muhakkak O, israf edenleri sevmez. [EN’AM(6)/141]

Onunla(suyla), sizin için ekinler, zeytinler, hurmalıklar, üzümler ve ürünlerin her türlüsünden bitirir. Muhakkak bunda, tefekkür eden bir kavim için, ayetler vardır. [NAHL(16)/11]

O ki, ne doğuda, ne de batıda bulunmayan, mübarek bir zeytin ağacından yakılır. Neredeyse, ateş dokunmasa da, onun yağı, ‘ışık’ verir. , Nur üzeri Nur’dur. Allah, kimi dilerse, onu Kendi Nuru’na doğrultur. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyin Âlimi’dir. [NUR(24)/35]

Andolsun incire ve zeytine!
Ve Sina Dağı’na,
Ve şu Emin Belde’ye. [TİN(95)/1-3]

Sema’dan ölçüyle su indirdik. Onu, yeryüzünde iskan ettik. Muhakkak biz, onu(suyu) gidermeye de kadiriz. Onunla, sizin için üzümden, hurmadan bahçeler inşa ettik. Orada, birçok ürünler vardır ve ondan yersiniz. Tur-i Sina’dan çıkan bir ağaç vardır. O (ağaç), yiyecek olanlar için, katık(zeytin yağı) verir. [NAHL(16)/11]

Şifa ve  bereket olsun…Hayrlı olsun..

Sevgiyle…..

(/Vit-amin.net//)

BİTTER ÇİKOLATALI TART…..

tarrt

Kakaolu Tart Hamuru için:
1.5 su bardağı un
1 çay bardağı kakao
½ su bardağı şeker
½ çay kaşığı tuz
100 gr soğuk tereyağı, küp küp doğranmış
2 yumurta sarısı
½ paket Vanillin

İç Harcı için:
200 gr parça bitter çikolata
1 çay bardağı krema
1 çay kaşığı Türk kahvesi

Servis için:
Vanilyalı dondurma

HAZIRLANIŞI

1 Bu tatlı tarifini yapmaya başlamak için un, kakao, vanilin, tuz, şeker ve Şekerli Vanilin’i eleyerek mutfak robotuna koyun.

2 Soğuk tereyağı küplerini ekleyip kısa kısa robotta çekerek karışmasını sağlayın. 2 yumurta sarısını da ekleyip hamur toparlanana kadar kısa kısa çekin.

3 Toplanan hamuru elinizle tezgahta yoğurup disk haline getirin.

4 Streçleyip 30 dk buzdolabında dinlendirin.

5 Dinlenen hamuru unlanmış tezgahta tart kalıbınız boyunda açın, tart kalıbına yerleştirip çatalla delikler açın.

6 Tartınızın çekmemesi için 3 dakika daha buzdolabında dinlendirip 180 derece fırında 18 dakika pişirin.

7İç harcı için krema ve Türk kahvesini bir taşım kaynatın, 200 gr parça çikolatayı ateşten aldığınız kremaya ekleyip hızla karıştırın.

8 Tart hamurunuzun içine dökün. 30 dk buzdolabında dinlendirip Vanilyalı dondurmayla…ile servis edin.

Sevgiyle…

(/A//Vit-amin.net//)

TART….Hımm Enfes…

tart

Elma harcı için:
1 kg elma,
2 tatlı kaşığı tarçın,
1 çay bardağı şeker.

Hamuru için:
2 yumurta,
1 su bardağı toz şeker,
1 paket kabartma tozu,
1 paket vanilya,
1 çay bardağı sıvıyağ,
yarım paket yumuşak margarin (125 gr),
aldığı kadar un (hamur, yumuşak kurabiye hamuru gibi olacak).

Elmalı Tart Yapılışı

Harcın Yapılışı:

Elmaları soyup rendeleyelim.
Pişirmek için bir kaba koyalım,
üzerine tarçınla şekeri ekleyip karıştıralım.
20 dakika pişirip soğumaya bırakalım.

Tart Hamuru İçin;

Yumurta ve şekeri karıştıralım ve şeker iyice eriyene kadar çırpalım.
Sonra margarini ekleyelim ve iki elimizle yoğurarak margarini iyice yedirelim.
Sonra sırayla kabartma tozu, vanilya, sıvıyağı ekleyelim. En sona unu ekleyerek yumuşak bir hamur elde edene kadar yoğuralım.
Hamurumuzdan yumruk büyüklüğünde bir parça koparıp ayıralım ve buzluğa koyalım. Kalan hamuru ise yağladığımız tart kalıbına döşeyelim. Tart kalıbının kenarlarına kadar dolduralım.
Hamurun içini elmalı harçla dolduralım.

Buzlukta serinleyen hamuru oklava ile açalım ve uzun şeritler keselim.
Kestiğimiz şeritleri harcımızın üzerine şeritler halinde dizip güzel bir şekil verelim.
180 derece ısıtılmış fırında pişirelim. Piştikten sonra biraz dinlendirip daha sonra üzerine pudra şekeri serpelim.

(/A//Vit-amin.net//)