Kategori arşivi: BESLEN

HAVYAR..

Havyarın Faydaları

Vitaminler ve mineraller bakımından oldukça zengin olan havyar, bağışıklık sisteminin güçlenmesi açısından çok önemlidir. Ayrıca havyar, cilt sağlığı ve güzelliği açısından da faydalıdır ve açık yaraların iyileşmesinde önemli bir rol oynamaktadır. B-12 vitamini bakımından zengin olan havyar bu sayede beyin sağlığını da desteklemektedir. Buna göre havyarın faydaları aşağıda verildiği şekildedir;

1-Vitamin Deposu

Havyarın içeriğinde bulunan A vitamini, C vitamini ve E vitamini gibi bileşenler bağışıklık sistemi için önemli besin bileşenleridir. A vitamini tüm hücrelerin büyüme işlevlerinin gerçekleştirilmesinde görev almaktadır. E vitamini ise hücre üretilmesinde ve antikor yapılandırılmasında rol oynadığı için önemlidir. Ayrıca E vitamini, hücre zarındaki bozulmayı önlemektedir ve hücrelerin virüslere karşı savunmasız kalmasını engellemektedir. Yetişkin bir insanın günlük A vitamini ihtiyacı 670 mikrogram ile 900 mikrogram arasındadır ve günlük E vitamini ihtiyacı ise 15 miligram’dır. Yaklaşık 28 gram havyar yani yaklaşık olarak 1 çorba kaşığı havyar, 77 mikrogram A vitamini içermektedir ve yaklaşık olarak da yarım miligram E vitamini içermektedir.

2.Mineral Deposu

Bağışıklık sistemi için oldukça önemli olan ve çok iyi bir destekleyici olan çinko minerali, genellikle öksürük şuruplarının içerisine eklenmektedir ve soğuk algınlığına da iyi gelmektedir. Çinko, ihtiyaç duyulduğunda vücutta daha fazla miktarda beyaz kan hücresi üretilmesini sağlamaktadır. Aynı zamanda çinko, vücutta “kötü mikrop” tespit edildiğinde onların imha edilmesi için gerekli olan antikor üretimini desteklemektedir. Yaklaşık 28 gram siyah havyar, günlük 15 miligramlık çinko ihtiyacının ortalama 0,27 miligram kadarını karşılamaktadır. Havyar dışında, tahıllar ve et ürünlerinde de çinko ihtiyacı karşılanabilmektedir. Fakat günlük 75 miligramdan fazla çinko tüketmek, bağışıklık sisteminin aleyhine olacaktır. Bundan dolayı fazlasından kaçınmak en sağlıklısıdır. 28 gramlık siyah havyar aynı zamanda, yaklaşık olarak 18,6 mikrogram selenyum ve 3,7 miligram demir içermektedir. Hem selenyum hem de demir minerali ise, kan hücresi üretimini desteklemekte ve virüsler ile bakterilere karşı mücadeleyi sağlamaktadır.

3.Temel Yağlar Bakımından Zengindir

Herbal Medicine

İyi yağlar olarak adlandırılan omega-3 yağ asitleri, bağışıklık sisteminin güçlenmesi bakımından faydalıdır. Omega-3 yağ asitleri, eikozanoidler adı verilen bir grup kimyasalın üretiminde görev almaktadır. Eikozanoidler ise, bağışıklık sisteminin uyarılması sırasında, hücrelerin iletişimini sağlamaktadırlar. Ayrıca özellikle de siyah havyar, günlük temel yağ ihtiyacı olan 1500 miligramlık değerin yaklaşık 1000 miligramını içermektedir.

4.Cilt Sağlığı ve Güzelliği

woman receiving facial massage

Bir balık yumurtası olan havyarın en önemli faydalı etkisi, cilt yenileyici özelliğinin olmasıdır. Özellikle de ciltte yaşlanma belirtileri ortaya çıkmış ise, belli aralıklar ile havyar tüketilmesi faydalı sonuçlar vermektedir. Hatta bazı kozmetik ürünleri de, güzellik uzmanlarının tavsiyeleri doğrultusunda havyar özlü kremler üretmeye başlamışlardır. Havyar hem yüz bölgesinde hem de vücudun diğer bölgelerinde gelişen kırışıkların giderilmesinde etkilidir. Havyarın cilt üzerindeki diğer bir etkisi ise, açık yaraların iyileşme sürecini hızlandırmasıdır.

5.Yorgunluk Karşıtı

Zengin bir protein kaynağı olan havyar bu sayede, halsizlik ve yorgunluk gibi durumlar ile mücadelede etkilidir. Bu durumda havyar, sürekli olarak yaşanan yorgunluk ve halsizliğin giderilmesi açısından ve enerji sağlanması açısından çok faydalıdır.

6.Zihinsel Sağlık

mental

Beyin üzerinde olumlu etkileri bulunan havyar, zengin B-12 vitamini içeriği yardımı ile, zihin açıcı etkiler göstermektedir. Böylece havyar, zihinsel olarak daha dinç ve canlı hissedilmesine yardımcı olmaktadır.

7.Afrodizyak Etki

Doğal bir afrodizyak özellik gösteren havyar, özellikle de yaşı ilerlemiş olan erkeklerin, cinsellikle alakalı sorunlarının giderilmesinde etkilidir. Bu sayede, belli aralıklarla tüketilen havyar, cinsel sağlığı korumakta ve desteklemektedir.

Havyarın Besin Bileşenleri ve Besin Değerleri
Bir kaşık dolusu havyar, bir yetişkinin günlük B-12 vitamini ihtiyacını karşılamaktadır. Fakat havyar aynı zamanda yüksek kolesterol ve tuz oranına da sahiptir. Buna göre 1 yemek kaşığı dolusu (yaklaşık 16 gram) havyarda bulunan besin bileşenleri ve değerleri şu şekildedir;

Enerji → 42 kcal

Protein → 3,94 gram

Yağ → 2,86 gram

Karbonhidrat → 0,64 gram

Sodyum → 240 miligram

Kolesterol → 94 miligram

Çinko → 12,18 miligram

Balık yumurtası havyarın en önemli özelliklerinden birisi cildi yenileyici özelliğinin olmasıdır. Cildinizde yaşlanma başladıysa. Belirli periyotlarda havyar tüketerek cildinizin genç kalmasını sağlayabilirsiniz. Güzellik uzmanları havyarın bu özelliğinden dolayı havyar özlü krem üretmeye başladılar. Vücudunuzun neresinde olursa olsun kırışıklıkları önler.
Özellikle açık yarası olan kişiler balık yumurtası olan havyarı tüketerek yaralarının en kısa zamanda iyileşmesini sağlayabilirler.
Beyni geliştirici özelliği bulunmaktadır. İçerisinde bol miktarda b12 vitamini olduğu için zihin açıcı etkiye sahiptir.
Havyar tam bir protein deposudur. Özellikle halsizlik şikayetlerinde havyar tüketerek bol enerji depolayabilirsiniz. Havyarı yedikten sonra ki enerjinize siz bile inanamıyacaksınız.
Erkeklikle ilgili güçlendirici etkisi bulunur. Yaşı ilerlemiş erkeklerde oluşan cinsellikle ilgili problemlere doğal bir çaredir. Havyar tüketerek eski performansını yakalayabilirler.

Havyar yemeğinin yapılışı

Malzemeler

7 yemek kaşığı turna balığı yumurtası
3-4 adet yumurta
1 kahve fincanı zeytinyağı
Yarım kahve fincanı limon suyu
Yapılışı

Yumurtaları iyice pişirin. Suda haşlayın. Piştikten sonra yumurtaları alıp kabuklarını soyun. Ortadan ikiye ayrılır. Sarı olan kısmını çıkarıp bir aparatla güzelce ezin.

Havyarı güzelce temizledikten sonra üzerine limon ve zeytinyağını ilave ettikten sonra iyice ezin. İçini çıkartığınız yumurtaların boş kısmına havyarları doldurun. Servis yapmadan önce daha önceden ezmiş olduğumuz yumurta sarısını havyarların üzerine serpin. Bir süre buzdolabında beklettikten sonra servis yapabilirsiniz.

Afiyet olsun…

Eczacı Filiz

 

“Kayısı da insan sağlığı bakımından önemlih bir yere sahip. İçerdiği karetenoitler ve fenolik bileşiklerden dolayı antioksidan etki gösteriyor. Yaptığımız deneyler sonucunda kayısı ve çekirdeğinin karaciğer koruyucu ve yaşlanmayı geciktirici antioksidan rolü olduğu ortaya çıktı” dedi.

Bağırsaklara, Kalbe iyi Geliyor.iştah açar, kan yapar, bedensel ve ruhsal yorgunlukları alır.

-Kayısı; cildi, korur ve güzelleştirir.

İçerdiği bol miktardaki B vitamini sayesinde birçok hastalığa karşı koruyucu özelliği bulunan kayısı, bağırsakları çalıştırıcı özelliğiyle kabızlığa da iyi geliyor.
Uyku sorunu çekenler için de birebir olan kayısının çabuk sinirlenen ve stresli olanlar için de faydası olduğu biliniyor.

İştah açıcı ve hazmı kolaylaştırıcı etkisi ile doktorlar tarafından çocuklara ve hastalık sonrasındaki nekahat devresindeki kişilere tavsiye edilen kayısıyı midesi zayıf olanların çok fazla tüketmemesi gerekiyor.

Birçok bitkinin olduğu gibi kayısının faydaları da saymakla bitmiyor. Şifalı bitki olarak kayısı maskesi ve kayısı kürü yaparak cildinizi dış etkenlerden koruyabileceğinizi ve daha pürüzsüz, yumuşak ve güzel bir cilde kavuşabileceğinizi biliyor musunuz?

Ayrıca kayısı, sivilce ve siyah noktalar için de vazgeçilmezlerin başında geliyor. Uzmanlar, taptaze, pırıl pırıl ve pürüzsüz bir cilt için kayısı tüketip kayısı ile yapılan cilt bakım kürlerini ve güzellik maskelerini tavsiye ediyor.

-Kayısı; A, B, C ve P vitaminleri, demir, magnezyum, kalsiyum, fosfor, kükürt, bakır, krom ve manganez mineralleri açısından da zengindir.

– Kayısı; bağışıklık sistemini güçlendirir kansızlığa iyi gelir, kan yapımına yardımcı olur ve sinirleri yatıştırır, uyku düzenine yardım eder

– Kayısı; kemik erimesinin önlenmesinde faydalıdır.

– Kayısı, doğal lif açısından zengin olduğundan kabızlığa iyi gelir.

– Kayısı; içeriğinde bulunan antioksidanlardan karotenoidler (betakaroten) ve fenolik bileşikler (Prosiyanidinler, hidrosinamik, asit türevleri, flavonoller ve antisiyaninler) ile; kanser, kalp damar hastalıkları, diyabet, iltihaplı durumlar ve kataraktın önlenmesinde ve korunmada yararlıdır

Fenolik asitlerin pek çoğunun, “Betakaroten ve C vitamininden çok daha güçlü antioksidan etkiye sahiptir.- Karotenoidlerin; göz ve deri olmak üzere sağlıkta birçok etkileri vardır

– Fonksiyonel gıda; kendi içerdiği bileşikleri ile hastalıklardan koruyucu, önleyici ve/veya tedavi edici etkiye sahip gıda demektir.

– Kayısı yaş ve kuru olarak; fonksiyonel gıdadır. Yani önleyici, koruyucu ve destek gıdalardandır. Yani sağlıklı ve iyi yaşam için gerekli gıdalardandır.

– Beynin düzenli çalışmasını sağlar, stres azaltır

-Karaciğerin tahrip olan kısmının tamirini yapar

-Kemiklerin çok daha düzgün ve sağlam olmasında önemli rol oynar

-Kan yapımını artırarak, kansızlığa engel olur

-Mide ve on iki parmak bağırsağı ülserinin meydana gelmesine engel olur, meydana gelmiş ülserlerin iyileşmesinde rol oynar

-Böbreklerde taş teşekkülünü azaltır.

-Üreme sistemi üzerinde önemli rolü vardır.

-Kansere karşı koruyucu bir etkiye sahiptir .

-Dişlerin daha sağlam ve kuvvetli olmasında önemli rol oynar.

-Kalp kaslarını kuvvetlendirir ve daha düzenli çalışmasını sağlar

Sodyum düzeyi düşük, potasyum düzeyi yüksek olan kayısı, vücutta kan basıncının düzenlenmesinde, yüksek tansiyonun denetiminde önemli etkisi olan bir meyvedir.

Potasyum; elektrolit dengesi, sinir sistemi, kalp atışları, vücut beyin hücreleri ve kas dokusu içinde gerekli bir mineraldir.- Kuru kayısı; kabızlıkta tüketilebilir.

Kayısı suyu veya kayısı hoşafı tüketimi; özellikle ara öğünlerde ve akşam yemeklerinde daha yararlı olur.

Kayısı suyunun veya kayısı hoşafının; Ramazan ayında, iftarda yani oruç açarken içilmesi çok yararlı olur.

-Kayısı, sindirim sorunlarına iyi gelir, stresi ve kansızlığı önler, cilt bozukluklarının tedavisinde etkilidir, büyümeye yardımcı olur, görmeyi güçlendirir, bağışıklık sistemini korur, kalp kasları ve sinirlerin iyi çalışmasını sağlar.

Kayısı çekirdeği yağı tüm ciltlere uygun doğal bir üründür.

– Kayısı çekirdeği yağı, özellikle ileriki yaşlarda ortaya çıkan kırışıklıkları azaltır.

Kayısı tohum yağı; % 50 yağ içeriği ve istenen yağ asidi oranından dolayı fıstık yağı gibi bir yağdır.

Kayısı çekirdeği yağı zengin içeriğiyle; cildi nemlendirip doğal canlılık ve parlaklık verir, sivilce ve akneyi temizler.- Amigdalin, birkaç nitriloside’den biridir.

Nitriloside’ler, çeşitli gıdalarda bulunan ve doğal, siyanür içeren maddelerdir, yani B17, yani Laetril: “elma, şeftali, portakal, erik, kayısı, kiraz ve üzüm” çekirdeklerinde, acı badem, akdarı, buğday çimi ve esmer buğdayda (kara buğday, sert buğday, durum buğdayı, Siyez buğdayı,karakılçık buğdayı) bulunur.

Kayısı çekirdeğinde bulunan Amigdalin yani Vitamin B17 ((Nitriloside), yani (Laetril) kanser önleyici etkilere sahiptir. En fazla acı kayısı çekirdeğinde vardır % 6 civarında.

Vitamin B17′nin satış fiyatı; kilosu 1 milyon dolardır.

Günde 7 tane kayısı çekirdeği ortalama tüketim önerisidir.- Kayısı çekirdeği de fonksiyonel gıdalardandır.

Kayısı çekirdeği ve yağı, bileşimindeki yüzde 95 doymamış yağ asidi, yüzde 5 doymuş yağ asidi içeriği, içeriğindeki yüksek E vitamini ve ideal oleik-linoleik asit oranı ile kolesterol düzeyini düşürebilmesi, kabızlık giderici oluşu ve öksürük söktürücü oluşu gibi özellikleri de kayda değerdir.

Kayısı çekirdeği ve yağı, kozmetikte de kullanılmaktadır.- Kayısı çekirdeği; % 16.76 protein, % 5.17 selüloz ve % 41.7 oranında yağ içerir.

Kayısı çekirdeği içeriğindeki yağ oranları; % 62 oleik asit ve % 28 linoleik asit , % 7 palmitik asit, % 2 palmitoleik asit, % 2 stearik asit.

Kayısı çekirdeğinin 100 gramında 113 mg magnezyum, 37 mg kalsiyum, 5 mg potasyum, 3 mg çinko, 2 mg demir, 2 mg sodyum, 4 mg B3 (niasin), 2 mg C vitamini, 0.3 mg B1 (tiyamin) vitamini ve 0.2 mg B2 (riboflavin) vitamini saptanmıştır.

Kayısı yağı da yaşlanmayla ortaya çıkan kırışıklıkları azaltır.- Karaciğer rahatsızlığı olanlar kayısıyı çok fazla yememelidirler.

Ayrıca mide rahatsızlığı olanlar olgun kayısı yemelidir.- Günde 3 adet kuru kayısı ortalama tüketim önerisidir.

-Kayısı beyin ve sinir düzeninin iyi çalışmasını sağlar- Kayısı; karaciğerin kendini iyileştirmesini sağlar.

-Kayısı; kemiklerin sağlığında rol oynar.- Kayısı; üreme düzeni üzerinde etkisi vardır ve cinsel gücü artırmaktadır.- Kayısı; sperm kalitesini artırır.

– Kayısı; iştah açar, kan yapar, bedensel ve ruhsal yorgunlukları alır.Kayısı; cildi, korur ve güzelleştirir.

Eczacı Filiz

Sağlık

Karaciğer yağlarını eritir ve toksik maddelerden arındırır..Size uygun olanını seçmenizde ve kendinize uygun bir arındırma vücudun yenilenmesine fırsat verme programınızı bu dönem boyunca neler tuketip nelerden uzak durmanız gerektiğini beraberce keşfedebiliriz. sağlıklı ve dinç kalmak için Kızartma yerine haşlama, buğu, barbekü yada fırın yemeklerini tercih edin. Beyaz rafine un, şeker ve tuzdan uzak durmanız gerekir. Çünkü rafine un ve beyaz şeker alımı vücudunuzu yorduğundan dolayı iç organların çabuk yaşlanmasına sebep olur. Bu değişimden ilk etkilenecek yerler ise böbrek ve karaciğer olacağından bu organlardaki sorunlar göz altlarınıza morluklar ve yüzünüzde kırışıklıklar ile sonuçlanacaktır. Tuz ise başlı başına bir problemdir ve fazla tuzun zarar vermediği organ yok gibidir. Kalp, böbrek, karaciğer, kemik sistemi, mide, bağırsaklar gibi hayati noktalara ve hücre içi tampon sistemlerine kadar her yere zarar vermektedir. Besinlerdeki tuz miktarı günlük ihtiyacımızı karşılamaktadır. Bu yüzden en azından günlük iki öğününüzde tuz almamanız sağlığınız için iyidir. Tuz yerine ise daha önce belirttiğimiz gibi; limon,zerdeçal ikilisini kullanmanızı öneririz. Zerdeçal içindeki Curcumuin maddesinin karaciğeri yenileyici etkisi olduğu gibi kolon sistemine de faydası vardır. Ayrıca günde 1,5 litre su içmeyi unutmamalısınız. Bol yeşil sebzeleri ve her türlü taze doğal meyveyi yemeyi ihmal etmeyin. Kür süresi boyunca; çay, kahve ve kola tüketimini mümkünse durdurun ve sadece Su için.

Ayrıca ;

Günlük yürüyüş planıyla sadece yirmi dakika açık havada yürüyüş , eğer zamanınız yoksa en azından işe gidip gelirken kendinize bir yürüme alanı oluşturun. Evinizde ise plates hareketlerini öğrenerek çalışma yapmayı deneyebilirsiniz. Sadece Plates yaparak, eğer fazla yağlanmanız varsa bir ay içinde 2 beden incelebilirsiniz. En büyük ilaç ise zararlı olan maddeleri vücudunuza almamaktır. Tonlarca parayı makyaj malzemelerine ve zayıflama ilaçlarına ve deterjanlara vermeyin. Sitemizde ilgili makaleleri okuyunca ne demek istediğimizi anlayacaksınız. Bilinçli ve Sağlıklı bir Toplum olma dileği ile.
Bilgi

C …vitamini deposu

Limon kabuğu kemik sağlığı için çok faydalıdır. Limon kabuğu yüksek derecede kalsiyum ve C vitamini içerir, bu yüzden ayrıca romatizma hastalıklarına  ve Strese iyi gelir.
Limondaki oksidatif stresi azaltmaya yardımcı olur. Limon yüksek derecede bioflavonoidler içeriğinden dolayı stresle mücadelede etkilidir.
Toksinleri ortadan kaldırır. Limonun kabuğunda bulunan bioflavonoidler vücudumuzda bulunan toksinlerden kurtulmamıza yardımcı olur.
Kanserle mücadele eder. Limon suyu kanserin önlenmesinde ve kanser hücrelerinin öldürülmesinde tedavi amaçlı olarak kullanılır.
Kolesterolü azaltır. Limon kabuğunun içerisinde bulunan polifenol flavonoidlerin sayesinde kolesterolün dengelenmesini sağlar, böylece kalp sağlığının korunmasına katkı sağlar.
Kalp sağlığını korur. Limon kabuğunda yüksek derecede bulunan potasyum, kan basıncını dengeler . Buna ek olarak, limon kabuğu kalp krizi, diyabet ve kalp hastalıklarının önlenmesine ciddi anlamda katkı sağlar.
Ağız sağlığını korur. Limon kabuğu ağız sağlığı ve hijyeni için mükemmel bir meyvedir. Dişlerde C vitamini eksikliğinden dolayı meydana gelen kanamaları durdurur ve diş etlerini güçlendirir. C vitamini eksikliğini gideren limon kabuğu, diş etlerinde meydana gelebilecek hastalıkların önüne geçer.
Kilo vermeye yardımcı olur. Pektin olarak bilinen bir bileşeni içeren limon kabuğu, bu bileşen yardımıyla kilo vermeye yardımcı olur.
Cilt sağlığını korumaya büyük ölçüde yardımcı olur. Limon kabukları cilt üzerinde bulunan siyah lekelerin ve akne gibi cilt hastalıkların önlenmesinde etkilidir. Bu tür hastalıkları tedavi etme sürecinde serbest radikaller önemli rol oynarlar, antioksidan açısından çok zengin olan limon kabukları cildi virüs ve mikroplardan koruduğu gibi var olanları yok eder.
Kas kasılmalarına karşı yardımcı olur,
İnmeler ve yüz felci gibi hafif sorunların tedavisinde kullanılır,
Kan dolaşımını arttırır,
Kulak enfeksiyonlarına iyi gelir,
Kılcal damarları güçlendiren nadir besin kaynaklarından bir tanesidir,
Kara ciğeri temizleme özelliği vardır… Karaciğer ve safra kesesine yararlıdır…

Limon kabuğu aynı zamanda sinir sisteminize olumlu etki yapar, bakterileri temizler ve kalbi rahatlatır. Yapılan bir çalışmada, kadınların yumurtalık kanseri riskini de düşürdüğü ortaya konan limon kabuklarının bu özelliği de içeriğinde bulunan polifenollerden kaynaklanmaktadır.

Limonlu KREMA…

2 adet limon suyu

1 limon kabuğu rendesi

100 gr. şeker(yarım su bardağı)

1 yumurta 20 gr.

Bir limonun kabuğunu rendeleyin.İçine şeker  ve  iki limonun suyunu ekleyin.Karıştırın.Yumurtayı çırpın ve karışımın içine ekleyin. Yarım saat dinlenmeye bırakın.Sonra  limonlu karışımı süzgeçten geçirin ki pürüzsüz bir  karışım olsun.Bir tencereye alarak ocağa koyun.Tereyağını ilave edin. Sürekli karıştırarak  kısık ateşte pişirin krema kıvamına gelince ocağı kapatıp,kavanoza  doldurun ve soğumaya bırakın.Soğuduktan sonra buzdolabında birkaç gün saklayabilirsiniz.alıntı/özgün Mutfak

Limonlu Pelte…

Yumurta – 1 Adet
Toz Şeker – 2 su bardağından 1 parmak az
Buğday Nişastası – 5 Yemek Kaşığı
Limon rendesi – 1 Adet
Limon suyu – 1 Adet
Vanilya – 1 paket
Su – 4 su bardağı
Malzemelerin hepsi karıştırılarak pişirilir.Sıcakken ıslatılmış borcama dökülür ya da istenirse ıslatılmış kadeh yahut kavanozlara da konabilir.
Soğuyunca buzdolabına kaldırılır.alıntı

Afiyet olsun…

Sevgiyle ..

Eczacı Filiz

ALOE VERA…

aloe-vera-

Tıbbi sarısabır (Aloe vera)…..
Asphodelaceae familyasından tıbbi amaçlarla kullanılan bir sarısabır türü. Yaprak, iki bölümden, meydana gelmiştir. Müshil olarak kullanılan ve antrakinonlar adı verilen maddeleri içeren yeşil kabuk bölümü ve Aloe jeli olarak adlandırılan müsilaj bölümü.

Jel kısmında, 18 amino asid, 20 mineral, 12 vitamin ile çeşitli bilimsel araştımalarda immunostimülan olduğu gösterilmiş olan asemannan, glukomannan, mannoz-6 fosfat, aloerid gibi polisakkaridler; çeşitli enzimler, deneysel olarak antihistaminik olduğu gösterilmiş olan alprogen; yine çeşitli çalışmalarda kan kolesterol düzeylerine ve selim prostat hipertrofisine etkili olduğu bildirilen lupeol, beta-sitosterol ve kampesterol gibi steroller ile lignin, salisilat gibi maddeler bulunmaktadır. Antrakinonları içeren kabuk bölümü suyunun uçurulması ile elde edilen ve laksatif olarak kullanılan kısma Aloe denir. Yaprağın iç kısmında bulunan ve parankim hücreler tarafından imal edilen müsilaj görünümlü renksiz kısma ise Aloe vera Jel adı verilir. Bu iki kısım devamlı şekilde kavram karışıklığına neden olduğu için, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) nün Seçilmiş Tıbbi Bitkiler monografında ayrı bölümler halinde incelenmiştir.

Aloe vera jel inin gerek yüzeysel kullanım, gerekse besin tamamlayıcısı olarak içecek şeklinde hazırlanması, özel yöntemler gerektirmektedir ve ürünler, günümüzün son derece gelişmiş analiz yöntemleri ile kontrol edilmektedir. Bundan amaç, jelde varolduğu bilinen maddelerin ürünün içinde de korunmuş olarak bulunmasıdır.

Kaynak :Vikipedia

Eczacı Filiz

Namı DEĞER..incir…

incirr

Amerikan Diyabet Birliğinin yaptığı araştırmaya göre yüksek lif içeriği, diyabetin fonksiyonel kontrolünü geliştirmede yardımcı olmakta ve tedavi edici etkiler göstermektedir. Ayrıca incir yaprakları, düzenli olarak insülin iğnesi vuran kişilerin ihtiyacı olan insülin seviyesinin düşmesini sağlar. İncir, potasyum bakımından zengin olup, yemeklerden sonra vücuda emilen şeker miktarını düzenlemede yardımcı olur. Yüksek miktarlarda potasyum alımı da kan şekerinin yükselip alçalma sıklığını azaltır. Yani bu ani değişimler daha nadir gerçekleşmeye başlar.

Bu da diyabetik hastalığa sahip olan kişilerin daha normal bir yaşama sahip olmalarını sağlar.İncir ise tam tersine yüksek bir potasyum oranına ve düşük sodyum oranına sahiptir. Bu da inciri hipertansiyon hastalığının etkilerine karşı harika bir savunma mekanizması geliştirmenizi sağlar. Ayrıca incir rahatlatıcı bir meyvedir. Gün içerisinde sizlere sakinlik verir ve sinirlerinizin sakinleşmesinde yardımcı olur.

İncirin kalsiyum bakımından zengin olması, bu da kemik sağlığınızı geliştirir ve osteoporoz riskini azaltır. Bir diğer faydası da idrar ile atılan kalsiyumun vücutta tutulmasının sağlanmasıdır. İncir yaprağı çayı tüketerek de bronşit gibi solunum yolu rahatsızlıklarına karşı sağlıklı ve ilaçsız bir şekilde yardımcı bir tedavi oluşturabilirsiniz.

Serbest radikaller ile savaşmada ekstra güçlü bir vücut savunması istiyorsanız, yüksek lif içeriğine sahip inciri bol miktarlarda tüketmeniz gerekir.

Para geliyor..incir bol kısmettir..

Eczacı Filiz

Mümin bal arısı gibidir..

balllım

Bal… arılar tarafından çiçeklerden ve meyve tomurcuklarından alınarak yutulan nektarın arıların bal midesi denilen organlarında invertaz enzimi sayesinde kimyasal değişime uğramasıyla oluşan ve kovandaki petek hücrelerine yerleştirilen çok faydalı bir besindir. Nektar bala çevrilirken arılar sağladıkları invertaz enzimi sayesinde sakkarozu inversiyona uğratarak fruktoz ve glikoz şeklinde basit şekerlere dönüştürür ve fermantasyonun meydana gelmesini önleyecek miktarda suyunu uçururlar. Kovandaki hücrelere yerleştirilen ve üzeri mumdan bir kapakla örtülen bal arılarca sağlanan özel havalandırma sistemi sayesinde bildiğimiz tat ve kıvama gelir.

Balın rengi… şeker dengesi ve tadındaki farklılık tamamen toplanan nektarlardan kaynaklanmaktadır. Balın kokusunu, çiçeklerdeki aromalı uçucu yağlar verir ki bu aynı zamanda çiçeklerin kokularını sağlayan yağdır.

Bal üretiminde ½ kg ham nektarı toplamak için 900 bin arının bir gün boyunca çalışması gerekir. Toplanan bu nektarın ise ancak bir kısmı bala çevrilebilir. Elde edilen balın miktarı getirilen nektarın şeker konsantresine bağlıdır. Bal nem, güneş ışığı, kaynatma gibi sıradışı bir etkiye maruz kalmadıkça bozulmaz ve zaman faktöründen etkilenmez.

Genel olarak balların toplandığı değişik bitki kaynaklarına göre farklı aroma, tat, renk, yoğunluk ve kristalize sahip oldukları tespit edilmiştir. Aynı şekilde ballarda akıcılık kimyasal bileşimi, şekerler, rutubet, enzimler, vitaminler, asitler, kolloidal maddeler ve bileşimi bilinmeyen maddeler bakımından değişik oldukları bildirilmişlerdir

Enzimler; Çeşitli araştırıcılar balda diyastaz veya amilaz, nikotin, invertaz, katalaz, oksidaz, fosfataz enzimlerini bulmuşlardır. Bu enzimlerin bir kısmı bitkiden gelmekte bir kısmı ise arının başındaki bezlerden salgılamaktadır.

Vitaminler; Eskiden bal içerisinde vitamin olmadığı veya çok az olduğu düşüncesi hakimdi fakat kimyasal ve biyolojik araştırma metotları geliştirildikten sonra bal içerisinde çeşitli miktarda, tiamin, riboflavin, askorbik asit, piridoksin, pantotenik asit, niasin ve az miktarda biotin, folik asit tespit edilmiştir.

Minareller; Bal içerisindeki minerallerin miktarı %0,02 ile %1,0 civarındadır. Bu minareller Potasyum, klor, kükürt, kalsiyum, sodyum, fosfor, magnezyum, silisyum, demir, mangan ve bakır’dır. Bunlar içerisinde potasyum, kalsiyum ve fosfor fazla bulunmaktadır.

Proteinler; Çeşitli araştırmacılar bal içerisinde az miktarda albuminoidlerin ve protein yapı taşları durumunda olan amino asitlerin olduğunu tespit etmişlerdir.

Arı balı en az 3000 seneden beri birçok rahatsızlığın tedavisinde kullanılmıştır. Bal eski Yunan, Mısır, hint ve Çin tıbbında kullanılmış, Kur’anda da şifa olarak nitelenmiştir…..

Besin Değerleri Tablosu (Takribi 100 gr. bal için)
Enerji Değeri 304 kcal (1272 kJ)

Karbonhidrat 82.4 g

Protein 0.3 g

Yağ 0 g

Mineraller

Potasyum 52 mg

Kalsiyum 6 mg

Fosfor 4 mg

Sodyum 4 mg

Magnezyum 2 mg

Demir 0.42 mg

Çinko 0.22 mg

Bakır 0.04 mg

Manganez 0.08 mg

Vitaminler

Vitamin-C 2 mg

Vitamin B2 0.04 mg

Vitamin B5 0.07 mg

Vitamin B1 0.004 mg

Vitamin B6 0.02 mg

Niasin 0.12 mg

Kaynak Vikipedia

Bal aynı zamanda bol kısmet hayrlı bol şans mutluluk iyi bir gelecek …Ağız tadı iyilik güzellik sağlık demektir….

Sevgiyle….

Eczacı Filiz

Arın sütü ve faydaları…

ARRI

ARISÜTÜ
Ana başlık : Doğanın Harika Ürünü ARISÜTÜ
Kaynak : Tübitak Bilim ve Teknik dergi – Yıl : 1996 Ay : Nisan Sayı : 395 Sahife : 96

ARISÜTÜ NASIL VE NE KADAR KULLANILIR :

Arısütünün iki kullanım şekli vardır. Birincisi saf olarak, ikincisi ise balla karıştırılarak. Saf olarak alınması halinde dil altına konur ve yaklaşık beş saniye kadar dil altında bekletilir ve sonra yutulur. Balla karışması halinde dil altında bekletmeye gerek kalmaz. Saf Arısütünün kullanıcı tarafından muhafazası zor olabileceğinden en iyi kullanım şekli bal ile karıştırılarak alınmasıdır. Bal ile karıştırılarak alındığı zaman kana karışması ve faydasını göstermesi daha hızlı olur. Arısütü; saf veya balla karışmış olarak, her iki şekilde de sabah ve akşam olmak üzere aç karnına alınmalıdır. Bunun yanısıra Arısütünün karıştırıldığı balın kalitesinin iyi olması, nektarı yüksek çiçeklerden elde edilmiş olması, hileli ve kalitesiz bal olmaması gerekir. Arısütü saf veya balla karışmış her iki halde de kesinlikle metalle temas edilmemeli, ışıkta kalmamalıdır.

Arısütünün ne kadar kullanılması gerektiği ise, saf olarak veya balla karışmış olarak, her iki halde de; bünyenin yaşına, sağlık derecesine, varsa hastalığın ağırlığına, veya istenilen maksimum kuvvet seviyesine veya istenilen rahatsızlık derecesine göre değişir.

ARISÜTÜ’NÜ KiMLER KULLANABİLİR :

Arısütü Bilimsel gramajlar dahilinde; bünyenin yaşına, sağlık derecesine, varsa hastalığın ağırlığına, veya istenilen maksimum kuvvet seviyesine veya istenilen rahatsızlık derecesine göre; dozajına uygun kullanıldığı takdirde yeni doğmuş bebekten, en yaşlı bünyeye kadar herkes tarafından kullanılabilir.

ARISÜTÜ’NÜN FAYDALARI NELERDİR :

Saf Arısütü “Gençlik İksiri”, “Hayat İksiri”, gibi tanımlamalarla yüzyıla yakın zamandır bilinmektedir. Ancak yakın geçmişte besleyicilik üstünlüğünün yanında içerdiği Hayatsal değerleri de bilimsel çalışmalar sonucu başta A.B.D. ve Uzakdoğu olmak üzere birçok ülkede saptanarak yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Düzenli kürler uygulanarak kullanılması halinde;

1 – Yorgunluk, halsizlik, bitkinlik ve çalışma isteksizliklerini gidererek organizmaya aktivite kazandırır. Enerji açığını kapatır.
2 – Beyin performansı gerektiren durumlarda özellikle öğrencilerin sınav dönemlerinde daha başarılı olmalarında, yorgunluk ve endişe duymamalarında yardımcı olur.
3 – Üstün hücre yenileyici özelliği nedeniyle yaşlanmayı geciktirir ve çocuk sahibi olmak isteyenlere yardımcı olur
4 – Seks performansını en yüksek düzeye çıkartarak dengeli bir seks yaşantısının sürdürülmesi ile cinsel isteksizliklerin giderilmesine yardımcı olur.
5 – Sporcuların harcadıkları aşırı enerjiyi dengeler, yarışma önceleri yapılan kürlerle vücuda mukavemet ve aktivite kazandırarak sporcunun öz enerjisini en rantabl bir şekilde kullanması için beyin-beden uyumunu sağlar.
6 – Yaşlılıkla oluşan damar sertliğinin tedavisi, bitkinlik ve yaşama isteksizlikleri ile kandaki kolesterol-lipid seviyesinin ayarlanmasında yardımcı olur.
7 – Anemi (kansızlık) ve ağır kan kayıplarında organizmanın yeterli kan üretimini sağlar.
8 – Hastalıkların ve ameliyatların iyileşme dönemlerinin çabuklaştırılması ile zaafiyetlerde, nekahat dönemlerinde vücudun gıda rejimini desteklemek amacıyla kullanılmaktadır.
9 – Mide-barsak sistemine ait hastalıklarda ( Kolit-Ülser-Gastrit )
10 – Böbrek ve idrar yolu hastalıklarında
11 – Karaciğerin fonksiyonlarını tam olarak yerine getiremediği durumlarda ve alerjik rahatsızlıklarda,
12 – Solunum sistemi hastalıklarında ( Tüberküloz, Astım, Bronşitte )
13 – Saç dökülmelerinde, saçlı ve saçsız derinin değişik hastalıklarında,
14 – Bayanların regl dönemlerindeki düzensizlik ve ağrıların giderilmesinde,
15 – Özellikle menapoz ve andrepoz dönemlerinde kadın ve erkeklerdeki yaşlanmaya bağlı şikayetlerin giderilmesinde,
16 – Vücut organlarının deforme olmadan orjinal şekillerinin korunmasında ( özellikle bayanların göğüslerinde ) süt verme fonksiyonunun arttırılmasında ve özel cilt bakımlarında,
17 – Hamilelerde gebeliğin sağlıklı geçmesinde, fetusun ve annenin sağlıklı beslenerek zararlı etkilerden korunmasında,
18 – Bebeklerin çabuk ve sağlıklı gelişerek ruh ve beden bütünlüğünün sağlanmasında,
19 – Çocuklarda görülen gelişim güçlükleri, kemik ve kas kuvvetsizliklerinde,
20 – Erken bunama, hafıza kaybı, zeka geriliği, alkolizm gibi rahatsızlıkların tedavisine yardımcı olarak,
21 – Zayıflama rejimlerinde dengeli bir beslenme temin ederek vücut direncini arttırmada,
22 – Çocuklarda görülen gece işemelerinin tedavisinde,
23 – Şeker hastalığının tedavisine yardımcı olarak
24 – Romotoloji (KANSER) tedavisinde Kemoterapi ve Radyoterapi tedavisini destekleyici olarak yaygın şekilde pek çok ülkede kullanılmaktadır.
Arısütünün iki kullanım şekli vardır. Birincisi saf olarak, ikincisi ise balla karıştırılarak. Saf olarak alınması halinde dil altına konur ve yaklaşık beş saniye kadar dil altında bekletilir ve sonra yutulur. Balla karışması halinde dil altında bekletmeye gerek kalmaz. Saf Arısütünün kullanıcı tarafından muhafazası zor olabileceğinden en iyi kullanım şekli bal ile karıştırılarak alınmasıdır. Bal ile karıştırılarak alındığı zaman kana karışması ve faydasını göstermesi daha hızlı olur. Arısütü; saf veya balla karışmış olarak, her iki şekilde de sabah ve akşam olmak üzere aç karnına alınmalıdır. Bunun yanısıra Arısütünün karıştırıldığı balın kalitesinin iyi olması, nektarı yüksek çiçeklerden elde edilmiş olması, hileli ve kalitesiz bal olmaması gerekir. Arısütü saf veya balla karışmış her iki halde de kesinlikle metalle temas edilmemeli, ışıkta kalmamalıdır.

Arısütünün ne kadar kullanılması gerektiği ise, saf olarak veya balla karışmış olarak, her iki halde de; bünyenin yaşına, sağlık derecesine, varsa hastalığın ağırlığına, veya istenilen maksimum kuvvet seviyesine veya istenilen rahatsızlık derecesine göre değişir.

Şifa Olsun…

Sevgiyleeee…..

(/A//Vitamin.net/)

KRALİÇE ARI…..

KRALİÇE ARI

ARI SÜTÜ…

VİTAMİNLER – MİNERALLER – AMİNO ASİTLER – ORGANİK ASİTLER

İçinde kuvvetli Radyoaktif ve Manyetik enerji olduğu tespit edilen arısütü genel yapı olarak, besleyici koruyucu ve çeşitli iyileştirici niteliği sahip, gıda maddesidir.

Kromatografisi ile yapılan incelemelerde arı sütünün lipid gaz- sıvı sınıfında, 12’si nonanoik, kaprik, undekanoik, tridekanoik, launk, miristoleik, palmitik, palmitoleik, stearik, linoleik ve arakidik asit olan 26 dan fazla yağ asidi gözlenmiştir.

Arı sütü bileşiminde % 2 – 3 civarındaki kısımda balda dahi bulunmayan ” X Maddeleri” , % 1.5 oranında ise sadece Arısütünde bulunan 10- Hydroxy- delta – 2 – dekanoik asit mevcuttur.

Alfabetik sırayla içerik:
A Redinol-Akseroftol Acide hydroxy-10 décéné-2 transolgue Alanin Fosfor
B1 Thiamine-Anorin Acide hydroxy-10 decanoigue Arginin Sülfür
B2 Riboflavine-Laktoflavin Acide Saborigue Aspartikasit Bakır
B3 Nicotinamide Acide-décéné-2 transidiolgue Fenil alanin Demir
B5 Pantothonique asit Acide P-hydroxy benzolgue Glikokol Silisyum
B6 Pyridoxie Valin Kalsiyum
B7 İnositol-Myo (Mezo) lozit Cyctin Sodyum
B8 (H) Biotine Gulutamikasit Potasyum
B9 Folikasit İzolosin Magnezyum
B12 Kobalamin Liosin Manganez
C Askorbikasit Lösin Çinko
D Kolekalsiferol Metionin İyot
E Tokoferol, Antisterilite Prolin Selenyum
H Biotine Histidin
Niacin
P Rutine
Serin
Treonin
Triptofan
Bilimsel Veriler

Arı sütü koruyucu, güçlendirici, canlandırıcı, özellikleriyle başta sinir sistemi ve bağışıklık sistemi olmak üzere, insanın fiziksel ve ruhsal yapısına yüksek performans getiren ve RNA ve DNA deposu olma özelliğiyle “ömür uzatan” tamamen doğal gıdadır.

Avusturya’da 120 kişi üzerinde yapılan klinik denemelerde, arısütünün kulalnılması alınması halinde cilt ve saç sorunlarında önemli düzelmeler görülmüştür. Yine Arısütünün içerdiği hormonlar sebebiyle cinsel gücü arttırıcı etkileri tespit edilmiştir.

” Arı sütü yüksek oranda protein, vitamin, mineral madde içerdiğinden besleyici değeri büyük bir besin maddesidir. Organizmayı gençleştirici bir özelliğe sahiptir. Kanser, Kalp-Damar Sistemi, Astım gibi çeşitli hastalıklara iyi geldiği ve Sinir Sistemi üzerinde olumlu etkiye sahip olduğu bildirilmektedir. Arı sütünün işçi arılar ile ana arılar arasındaki Cinsel farklılaşmayı meydana getiren, biyolojik bir etki yaptığı ve bu etkiye büyük orandaki pantotenik asit miktarının neden olduğu bildirilmektedir. Arı sütünün içinde bulunan 10-hydroxdec 2-cnoic asitden dolayı antibakteriyel etkiye sahip olduğu bildirilmektedir. Saf olarak veya bala karıştırılarak yendiğinde Romatizman sorunlara, Kansızlığa, Çeşitli Göz hastalıklarına, Saç dökülmelerine karşı kullanılmaktadır.”

Ana başlık : Arısütünün yapısı ve üretim yöntemi
Kaynak : Tübitak Bilim ve Teknik dergi – Yıl : 1996 Ay : Nisan Sayı : 341 Sahife : 96

” Arısütü hormonlar ve zindelik veren özel maddeler içermektedir. Arısütü, ekonomik düzeyi yüksek olan ülkelerde pazar bulmuş durumdadır. Hatta Apiterapi denilen yolla arı ürünleri ile tedavi gün geçtikçe önem kazanmaktadır. Bazı doğu bloku ülkelerinde sadece arı ürünleri ile tedavi yapılan klinikler mevcuttur. Arısütü sinir sistemi hastalıklarında, sürekli yorgunluk hallerinde, kısırlık tedavisinde, damar sertliğinde, güç ve zindelik kazandırmakta kullanılmaktadır.

Ana başlık : Beslenmede Arısütü
Kaynak : Tübitak Bilim ve Teknik dergi – Yıl : 1989 Ay : Nisan Sayı : 257 Sahife : 21

Bilgi

Eczacı Filiz

BAL Akıyor B A L…..

Bir müminin ağzından sadece bal akar…Onun her şeyi faidedir….

İşitin ey Yarenler!…
Aşşşkkkkk  bir GÜNEŞ e  benzer….
Aşk olmayan gönül
Misal-i taşa benzer……

Bir müminin  gönlü geniştir…Onun sevgisi herkese yeter…

”’Ben hiç bir yere sığmam sadece mümin kulumun gönlüne sığarım..”’ Allah (C.C)

Sevgiyle..
Eczacı Filiz