Kategori arşivi: KOKU TeRaPisi…..

Kokunun Psikolojisi….

kokku uzmanı

Psikolojik durumlar arasındaki en çok bilinen birkaç ilişki şöyledir:

Kasım patı kokusu: Mistisizm…..ruhsal yetiler esinlendirir.

Peygamberçiçeği kokusu: Ilımlılık, ağırbaşlılık yaratır ve baş ağrılarının alt edilmesinde yardımcıdır.

Yılan otu kokusu: Güçlü ve zararsız bir anti-depresan olduğuna inanılır, psikolojik tedavide kullanılan bazı güçlü ilaçların yerini alabilecek bir ilaç.

Latinçiçeğinin kokusu: Eskilerden bir yazarın dediği gibi “Evlilik aşkları için iyi” bir afrodizyaktır.

Kırmızı gül kokusu : Şiirsel etkileri esinlerken, mine çiçeği sanatsal yaratıcılık doğurur.

Çiçekler kadar, meyveler de eski ve modern koku terapistleri tarafından kullanılırlar. Olgunlaşmış elma ve armutların leziz kokuları olduğu gibi, turunçgillerden herhangi bir meyvenin kokusu da sağlık verici ve psikolojik olarak uyarıcı özelliklere sahiptir.

Bazen daha güçlü baharat kokuları da kullanırlar.(Zehirli kokuya panzehir olarak… pomender -Aslında baharatla karıştırılmış portakaldan başka bir şey değildi-)…
Fakat modern koku terapistleri hastaları için taze çiçekler ve meyveler önerirlerken, kokuyu ve tütsüyü daha sık kullanırlar. Bu maddelerle çok kesin ve kontrollü sonuçlar elde edebilirler. Ve koku terapistlerinin birçoğu kullandıkları ürünlerin amaçlarına tam uygun olduğundan emin olmak için  ticari olanlara güvenmekten çok  kendi bileşiklerini kullanırlar….

Belli  bir hastalığın tedavisini dikkate alırken…. hastanın kişisel, zihinsel, fiziksel özelliklerine ve gereksinimlerine göre reçetelendirilir..Koku uzmanları “Hastalığı değil, hastayı tedavi”yi vurgularlar.

Hastalara kendi kendilerini iyileştirip, zihin ve vücutlarını   doğal bir dengeye getirmek için bir sağlıklı bir  yol haritası çizerler. Diğer bir deyişle, koku terapistleri stresle ilgili hastalıkların somut gerçekliğini inkar etmeksizin, hasta insanın psikolojik durumunun birincil önemini vurgularlar. Hastanın psikolojik durumu değiştirilerek, ruhsal enerjinin doğal akışı yeniden düzenlenip, hasta sağlığına kavuşturulabilinir.

Bugün çok az insan, fiziksel hastalıklarda psikolojik faktörleri inkar edebilir, kaza yada bulaşıcı hastalık durumlarında bile, kişinin yaşamını devam ettirme isteğinin iyileşmesinde önemli bir payı vardır.

Örneğin… 9 yıldır sırt ağrısı çeken hasta, omurgasal manipülasyon, akupunktur ve tütsü dumanıyla devamlı baş ağrılarından kurtarıldı denir. Böyle kanıtlar ilgi çeker fakat hakikatlere dayanan bir bakış açısı için değersizdir.

Özellikle hastalığın  organik yada değil, ani azalmalarının ve ortadan kalkmasının oldukça sık olduğu biliniyorsa. İğneyle tedaviden, ilaçsız tedaviye kadar yardımcı tıbbın hiçbir türü yoktur ki, kendisinin yararlandığı ve başkalarıyla paylaşmak isteyebileceği “Beklenmeyen bulgular” yığını üretmesin. Bu bulguların bazıları hayal ürünü olabilirler, fakat diğerleri hakikidir. Gittikçe artan kanıtlar gösteriyor ki, eğer insan bilinçli yada bilinçsiz belli davranışların ve tedavinin sağlığına iyi geleceğine inanırsa, bu inanç psikolojik değişmeler yaratabilir.

Hastalıkların koku terapisiyle başarıyla tedavi edildiklerini iddia edenlerin anlattıklarına aldırmama mümkün değil…Bitki özlerinden çıkarılmış parfümlü yağ masajıyla sırt ağrılarından kurtulan biri için bu   bir gerçektir. Hastanın bakış açısından değişik kokuların değişik psiko-fiziksel durumlara karşılık geldiğini anlatan “İşaretler doktrini”nin uydurma olup olmadığı önemli değildir. Hasta için önemli olan memnunluk vericidir ve kıyaslandığında pahalı olmayan bir şekilde uzun süre devam edecek zihinsel ve fiziksel hastalıktan kurtulmuş olmaktır.

Yaşamın ve bilincin gizemiyle ilgilenen insanlar koku terapisi deneylerine hazırlanmalı mı? Olmaması için hiçbir neden yok gibi gözüküyor. Gerçekten insanların farklı  çiçek kokularının kendileri için etkisini analiz etmeleri ve yararlı psikolojik etkileri kullanmaları mümkündür. Daha ciddi hastalıklar göz önüne alındığında da -doktorların bir itirazı yoksa- koku terapisinin denenmemesi için hiçbir neden yoktur. Fakat akıllı kişi yardımcı tedaviyi, yerini alacak kadar değil ama tıbba bir bütünleyici olarak daima kullanacaktır.  Bitkilerden elde edilen uçucu yağla yapılan masaj koku terapistlerinin en sevdiği tekniktir. Masaj vücudun  sürüklenip giden hafif koku da duygular ve zihin üzerinde etkili olur.

Anlaşılan ve anlatılmak istenen odur ki …..Kişinin tedavisinde yardımcı ve ferahlatıcı bir etki göstererek tedaviye  ..iyleşme sürecini kısaltıp…. psikolojiyi pozitif yönde etkileyerek …iyileşmeyi  kolaylaştırıp yardımcı olur…

Sevgiyle..

(/Araştırma//Vit-amin.net/)

PARFÜMLERİN İçinde…

koku uzmanı

Kokuların içinde bulunan bazı kimyasal  zararlı maddeler
1.Alpha Hydroxide Acid

Kremlerde, kırışık gidericilerde bulunur. Cilt deformasyonunu arttırır ve yaşlanmayı hızlandırır.

2. Ammonia

Solunduğu takdirde zehir etkisi yapar. Göz ve cildi yakabilir ve kalıcı hasara yol açabilir.

3. Flouride

Diş macunlarında bulunur. Bağışıklık sistemini zayıflatır, diş lekelenmelerine sebep olur, anemi ve genetik deformasyonlara yol açar.

4. Formaldehyde

Kanserojendir.

5. Monosodium Glutamate

Kullanım alanı oldukça yaygındır. Özellikle şampuan, saç kremi, sabunlarda ve bazı yiyecek ve içeceklerde bulunur. Baş ağrısı, mide bulantısı, sinir sistemi ve üreme organlarına zarar verir. Kan basıncını yükseltir.

6. PABA (p-aminobenzoic acid)

Işığa duyarlılığa ve kontakt dermatite sebep olur.

7. Parabens

Petrol ürünüdür. Ürünlerin katılaşmasını engeller, sıvı halini korur. Kanserojendir. Oldukça tehlikelidirler. Pek çok kokulu kozmetikte mevcuttur.

8. Parfumes/Fragrances

Bileşenlerinde bulunan onlarca kimyasal mevcuttur. Baş ağrısı, baş dönmesi, tiroid problemleri, kısırlık, tansiyon dengesizliği, aşırı kilo alma gibi birçok rahatsızlığa sebep olur.

9. Ftalat

Parfüm, deodorantlarda, ojeler ve diğer kozmetik ürünlerinde bulunur. DNA mutasyonlarına, cinsel gelişim bozukluklarına ve hormonal dengesizliklere yol açar.

10. Problene Glycol

Petro Kimyasaldır. Özellikle deterjanlarda bulunur.

11. SLS (Sodium Lauryl Sulfate)

Her türlü kokulu vücut bakım ürünlerinde, şampuanlarda, diş macunlarında ve köpüren her türlü temizlik maddesinde kullanılır. Beyin ve karaciğer dokularına yerleşerek uzun süre kalır. Genetik deformasyonlara sebep olur, bağışıklık sistemini zayıflatır.

Sevgiyle….

(/A//Vit-amin.net/)

KİŞİSEL KOKU….

İŞTE ŞİŞE

Kokunuz Kişiliğiniz…

Koku hissi..kokuya duyarlılık ve kişisel tercihlerimiz tamamen kişisel özellikler gösterir….. kokuya verilen tepki cinsiyet, yaş, sağlık durumu gibi nedenlere bağlı olarak değişir….Paha biçilmez güzellikteki kokuların kalitesi ise sizin onu beğenip beğenmemenizden daha çok kalıcılığı ve etrafınızdakilerin verdiği tepkiyle orantılı olup…Artık sizi sizden daha iyi ifade eden ve kendinizi iyi hissetmenizi sağlayan bir kokunuz olduğunu gösterir..Manolya..vanilya…portakal…sandal….tarçın…limon…gül…menekşe…zambak vs….sadece küçük bir şişede büyük bir dünya…buluştu ve size özel koku oluştu…….ortam kokulandırmadan tut.. kişisel bakım ürünlerinin kokusuna kadar…herşeyin bir kokusu var.. oysaki kokuyu yalnızca ‘parfüm’ diye algılıyoruz….Koku demek sadece parfüm demek olmadığından  sağlıklı bir şekilde güzel kokmak ve kokunuzla ayrıcalıklı olmak ve şifa bulmak elinizde…

Ayakkabıdan tut…iç çamaşırına yada dış kıyafetlere ve onları aldığımız mağazalara kadar hepsinin kendine has bir kokusu vardır…şifa veren güzel bir koku ile kendinizi temsilleştirebilir… ürününüz ve firmanıza özel bir koku ile de bir marka koku kimliği kazandırabilirsiniz…

Seçtiğiniz koku ihtiyacınız olan şefkati ve karekterinizi eleverir..

Sevgiyle..

(//Vit-amin.net/)

SaBA……Egzantrik…MiStiK… CaZibeli…MuhTeŞem…

saba süper

Eskiden güzel kokuya ıtr, bunu alıp satan kişilere de attar denirmiş. Peygamberimiz (SAV) dünyada kendisine sevdirilen üç şeyden bahsederken birisini güzel koku olarak anar.

Gül kokusu

Bütün güzel kokuların anasıdır. Eskiden beri koku olarak kullanılmanın yanında Şerbeti yapılmış, reçeli sofraları süslemiş, susamla karıştırılarak yanıklara sürülmüş, yüz kırışıklıklarına iyi geldiğine inanılmış.

Ud

Kokulara ıtr denmeden önce Saba denirmiş. Bu da Hz Nuh’un torunu kraliçe Saba’ya atfen, o bu kokuyu tercih ettiği için kullanılırmış. Belkıs Hz Süleyman’ı ziyaretinde bu kokulardan ona hediye götürmüş.

Misk

Rivayet edilir ki, Babür’un oğlu Humayun saltanat mücadelesini sürdürürken sürekli yer değiştirerek düşmanlarından kaçarken oğlu Ekber dünyaya gelince yanında hiç bir şey olmadığı, sadece misk olduğu için etrafındaki adamlarına doğum müjdesi olarak bu kokudan dağıtmış. Yanındaki soylulardan biri kokuyu kabul ettikten sonra: İnşallah oğlunuzun şanı şöhreti bu koku gibi dünyanın her tarafına yayılır…demiş.

Misk kokusu Hindistan’a Tibet’ten getirilirmiş.

Eskiden insanlar güzel bir koku için kilometrelerce yol teperlermiş…Güzel kokanın kokusuda kilometrelerce      uzaktan duyulur hissedilirmiş…İşin sırrı  güzel kokuda mı  yoksa güzel kokmakta…mı

Sevgiyle…..

(/A//Vit-amin.net/)

HıMM… Bir yerlerden GüZeL kOkU kOkUsU geLiyor…

ghj

Güzel olan her şey gibi güzel kokuda kıymet bilinesi şey …şimdilerde yerini  parfüm kullanma özentilerine terketsede….İslamda alkollü koku yani parfüm kullanılmaması gerektiğini birkez daha üzerine basa basa söyleyelim…Umrede… hacc da niçin parfümsüz sabun kullanılıyor dersiniz..Melekler sevmiyorda ondan..Peki bizim asırlardan beridir süre gelen Peygamber efendimizin(sav) sünneti ve dünyada sevdirilen üç şeyden biri olan güzel koku..haccı yağı…neden dudaklar buruşturularak koklanıyor…(Hımm ..Hacı  yağına benziyor..öylemi..ne şeref hacı yağına benzediyse..)Yani her alanda oluşturulan kültür yozlaşması kendini bu alanda da önce bellekleri sonrada evlerimizi çoktan ….burayı siz doldurun…manevi değerler ve onların güzel kokuları… ve güzelliklerinden hızla uzaklaşmakta yatıyor  ne dersiniz… O zaman bir düşünmek gerekmez mi…Güzel kokuyu melekler sever…Siz Melekleri severmisiniz…Peki melekler sizi…Bazı çalışmalarda bu konuya özel zaman ayrılarak incelemeler yapılmış…Şöylece bir gözden geçirecek olursak…Bakalım siz melekleri..yada  melekler sizi   seviyorlar mı…

Öyle çalışmalar vardır ki sadece koku ile hedef gösterilir… koku ile ne yapılacağı anlatılır ve koku ile her şey Allahın izniyle neticelenir.

“Öyle sözler vardır ki kokusundan kimin söylediği anlaşılır.”

Allah’ı cc. zikreden meclislerde Allah Anlatılan sohbet toplantılarında kullar ne kadar çok gönülden ona bağlanarak Rahmanı zikrederse veya ibadet ederse onun bulunduğu mecliste meleklerin, ulvi varlıkların ve güzel ruhların yanında olduğunu kendisinde bulunmayan güzel çeşitli kokularla anlayabilir.

“Önce hafif ılık bir meltem rüzgârı eser mekânda sonrasında insanın kalbi ürperir tüyleri diken diken olur. Tüm Letaifleri çalışmaya, Cenabı-ı Hakkı zikre başlar. Burnuna daha önce hiç duymadığı adeta kendinden geçebilecek mahiyette hoş bir koku gelmeye başlar. İşte o an…. evet o an kıymetli bir andır. Amaca ulaşılmıştır. Bu an’ı yaşayabilmek insan için çok önemlidir. ”

Rahmanın anıldığı sohbetlerden yayılan manevi kokuları sadece melekler ve Ervahi Tayyibe hissetmez. Varlıklardan cinlerde bu kokuyu algılarlar. Bir kardeşimiz dost sohbet meclisinde sohbet edilirken; edilen dualar, çekilen zikirler ve ayetler okunduğunda bunlar sizlerde ne gibi bir etki yaratıyor, hissediyor veya algılayabiliyor musunuz? diye sorulduğunda. El cevab; onlar bizim gıdamızdır, ayetlerde kalpten okunan dualarda ve zikirlerde manevi bir ruh vardır. Bu ruh bize cennetten bir koku gibi gelir. “Men ilahe sarif ve men ruhi kealihin seft.” dediler. Sonra biz o yükselenlere şekil verir de ALLAH’a cc. hamd ile yükseltiriz diye devam etmişlerdir sözlerine Yani bu kokuları cinlerde duyuyor, hissediyor ve algılıyorlar dahasın da o meclise katılmak için gayret sarf ediyorlar. O mecliste bulunmak için birbirlerini haberdar ediyorlar. O meclislerde bulunanlar için Rahman’a dualar ediyorlar.

Varlıkların ulvileri genellikle gül ve safran kokusundan vazgeçmezler ancak yinede.. ama icabet etmek için ama farklı sebeplerden dolayı özel sevdikleri veya ilgilendikleri kokularda vardır. Nasıl ki insanların beğendiği kokular farklı farklı ise ulvi ve süfli varlıklarında diğerlerine göre sevdikleri birbirinin zıddı kokulardır.

Ayet-el Kürsiyy hüddamının en çok sevdiği koku amber’dir.

Zkir çalışmaları yapan bazı insanların mertebelerine göre çalıştıkları zikirleri değişmek ve onları farklı manevi iklimlerde dolaştırmak için gerek rüya gerekse ayni şekilde bazı esma ve dua tavsiyelerinin varlıklardan görevlisi olan kardeşimiz Zencefil ve Safran kokusunu çok sever.

Varlıklar Âleminde cezai işlerin görevlisi olan Hüddam safran kokusunu çok sevmektedir. Bu kokuyu süren insan onun için önem arz etmektedir.
Yine hüddamlar dan görevi dünya üzerinde iyi amelleri işleyenleri Allahın emri ve izniyle kollayıp korumak olan varlık kardeşin sevdiği koku ise Acve hurmasının kokusudur.

Cenab-ı Hakk bazı insanları seçer ve varlık boyutunda ve bu âlemde bazı görevler verir. Bu seçilmiş insanların eğitimine ve yetiştirilmesine bakan hüddamlar dan olan varlık kardeşimizin sevdiği koku Anzerut bitkisinin kokusudur.

Ayrıca dünyada Ms, Alzheimer, Şizofreni, akli dengesi bozuk yani kişinin hayatını tam manasıyla değiştiren hastalıklara muzdarip olan insanlara iyi hal şeklinde gözükerek onlara yardım eden varlık, Kerkedeh ( Hibisküs, Mekke gülü, nar çiçeği ) kokusunu çok sever. Bu kardeşimiz çok güçlü bir yaradılışa sahiptir. Kendi âleminde hastalarla ilgilenecek olan kavimleri, varlıkları yönetir. Hüddamların isteklerini yerine getirir.

Ulvi varlıkların sevdiği bazı kokular:

1-Gül, 2-Safran, 3-Misk-u Amber, 4-Elma kokusu, 5-Melisa, 6-Ardıç, 7-Kakule, 8-Zencefil, 9-Safran. 10- Yasemin, 11- Karanfil 12- Reyhan 13- Lavanta 14- Çörek Otu 15- Sandal 16- Ud

Suflilerin sevdiği kokular: 1- Tütün (Sigara) kokusu, 2-Adamotu, 3-Lağım, 4-Artık ve Leş kokusu, 5-Kankurutan, 6-Yaban kavunu, 7-Yanık kokusu 8- Günlerdir temizlenmeyen insan kokusu. Ayrıca hoş olmayan tüm kokular onların sevdikleridir, gıdalarıdır.

Aşağıda yazan yağların kokularını usulüne göre hazırlayıp gerekli işlemleri yerine getirerek sürenler veya çalışmalarında tütsü olarak bulunduranlar Ruhanilerle ve ulvi varlıklarla birlikte olurlar.

Gül , Defne , Yasemin, Safran, Karanfil , Reyhan , Lavanta , Çörek otu , Sandal, Ud, Misk, Amber, Zeytin.

“Koku adab ve usulüne riayet eden bir kul için muhteşem bir nimettir.”

Allah dostlarının genellikle tercihleri gül kokusu olmasına rağmen yinede manevi derecelerine has olsa gerek farklı kokuları kullandıkları olmuştur.

Abdulkadir Geylani hazretlerinin sevdiği kokuların başında “Gül” kokusu gelmektedir. Sonrasında ise “Itır”, “Menekşe” ve “İğde” kokusu gelir.

Üveyse-lKarani hazretlerinin kokusu Karanfil’dir. Sembolü ise “Dağ Lalesi “ ( Gelincik çiçeği) dir.

Emir sultan hazretleri Erguvan kokusundan vazgeçmezdi.

Mahmud Sami Ramazanoğlu k.s ise “Gül” esansını tercih ederlerdi.

Bediüzzaman Said-i Nursi k.s ise meleklerin sevdiği koku olan “Tefarik” (Paçuli ) kokusunu yanından eksik etmezlerdi.

Musa Topbaş k.s “Fevâkih, ve hum mukremûn. Fî cennâtin naîm.” Saffat 42-43. ayetinde buyrulan bir tür cennet meyvesi kokusuna mütevelliT meyvelerden oluşan “Fevakih” kokusu kullanırlardı. “Gül” esansıda vazgeçilmez kokuları idi.

Bazı kokuların bir takım faziletlerinden bahsedecek olursak;

Misk : Misk kullanan Nazarın etkisini ortadan kaldırır. Yanlarında madde olarak taşırlarsa nazar değmez. Misk kesesi ile taşınırsa büyü tutmaz. Cinler musallat olmaz. Sufli varlıklar uzaklaşır. Ayrıca miski kesesi ile taşıyana düşmanı zarar veremez ve insanlar tarafından sayılır, sevilir.

Amber : Kokusu basireti açar. Kalb gözünün açılmasını isteyen bu kokuyu sıkça kullanmalıdır. Amberin kokusu insan ruhunu güçlendirir. Peygamberimizin s.a.v kullandığı kokudur. Büyüye uğramış kişiye iyi gelir.

Ayrıca insanları tesir altına almak ve sözünü dinletmek içinde aşağıdaki kokulardan her hangi biri kullanılabilir.

Gül : Kişinin kendisinden önce kokusu karşısındakini cezbeder. Kabul görmek isteyenler içindir.

Lavanta : İnsanı etki altına almak için kullanılır.

Miski amber : Sözün dinlenmesi, saygı hürmet görmek için kullanılan muhteşem bir karışımdır.

Reyhan : Bu koku ile herkesi kendinize hayran bırakabilirsiniz.

Sevgiyle….

(Araştırma//Vit-amin.net/)

Koku … sinirler… ve teDavİ dekİ ÖneMi….

şşise

Kokular gerçekte hislerimiz ve hafızamızla sıkı sıkıya bağlıdır; Kokular burundan limbik sisteme hareket eder, oradan hipokampüse geçer ve burada hafızayı kontrol eder. Sinyaller sonra neokortekse yayılır. Bu harika ve kompleks işlem, bir şeyin buruna girip sinirleri uyarmasıyla başlar. Genelde bunlar uçucu bir molekülün havaya geçmesi, oradan da burnumuza girmesi şeklinde olur. Moleküller burnun nemli kısmında sanki banyo yaparlar, oradan yaklaşık beş milyon koklama hücresi bulunan sümüksü dokusuna geçerler. Buradaki sinir hücrelerinin milyarlarcası bir arada beyni meydana getirirler. Bu sinirlerin her biri sekiz veya daha fazla sayıda tel tel kirpik gibi tüylere (cilia) sahip olup, beyin sinirlerinden farklı olarak (beyin sinirleri ömür boyu devam eder) koklama sinirleri her ay veya iki ayda bir yenilenirler. Burnumuzun içinde sürekli sabit bir hava akımının bulunması ve nefes aldığımız zaman yabancı maddelerin burundan geçmesi bu sinirlerin yıpranmasına sebep olur. Bu şekilde yıpranan ve aşınan hücrelerin yerine yenilerinin geçmesi için tamir mekanizması konulmuştur. Yüzey zarlarının içerisine gömülmüş durumda olan ciliumlar (tüycükler) alıcıdır. Bunlar koku moleküllerini yakalamak için zarın üst kısmında bohça gibi bir şekle sahiptirler. Alt kısımları da hücrenin içinden dışarı çıkmış durumdadır. Bir koku molekülü gelince cilia’nın etrafındaki sümüksü kısmın içerisinde çözünür ve bohça şeklindeki reseptöre yüzerek gider. Buraya ulaşma sinir hücresinde bir seri olaylardan sonra sinirlerin kokuyu beyne iletmesiyle neticelenir. Acaba sinir hücreleri bunu nasıl başarır? Hücrenin dışındaki bir molekülün varlığı, hücre içinde bir elektrik sinyaline nasıl dönüşür? Bunun G-proteini diye adlandırılan birtakım maddeler tarafından yapıldığı söylenmektedir. Bu proteinlerin 50 kadarı reseptörlerin temeline yapışır. Bir koku molekülünün küçük bir uyarmasını, büyük bir hücre reaksiyonuna çevirmek suretiyle amplifikatör(yükseltici) gibi hareket ederler. Bir alıcı, koku molekülüne dal budak saldığı zaman onu sarar ve bu proteinleri hücre içerisine yerleştirmek üzere bırakır. Proteinler sırayla diğer hücre proteinleri ile etkileşir. Bu proteinler hücre zarı içindeki kanalları açar ve elektriki olarak yüklenmiş sodyum iyonlarının hücrenin iç kısmına hızlı bir şekilde geçmesine müsaade eder. Nihayet elektriki pulslar (atışlar) sinir hücresi boyunca artarak zirveye ulaşır. Sinyaller beyne nakledilir ve yorumlanır. Bütün bu olaylar bir saniyenin binde biri gibi bir zamanda cereyan eder.

Çok fazla olan kokuları nasıl oluyor da sınırlı sayıdaki reseptörlerle algılayıp tanıyabiliyoruz?
Ya her biri çok sayıda kokulara duyarlı olan az sayıda reseptör vardır -aynen renklere karşı duyarlı üç tip hücrenin olması gibi- (biri kırmızıya, biri yeşile ve diğerinin maviye) bu üç renk ile yüzlerce değişik tondaki renkleri ayırt edebiliyoruz veyahut her biri az sayıdaki kokularla etkileşen çok sayıda reseptör vardır.

Memelilerin koklama sinirlerinde bir aileye ait bin civarında reseptör bulunan genlerin mevcut olduğu ve bizim yüz bin civarındaki bütün genlerimizin yüzde biri kadarı bu reseptörleri üretmekle meşgul olmaktadır; hâlbuki renk ile sadece üç genin görevli olduğu ileri sürülmektedir. Şayet her bir koklama hücresi sadece hususi bir kokuya ait bir reseptör taşıyorsa, beynin bir kokuyu nasıl tanıyacağı muamması kolayca çözülecektir. Sinir hücresi kokuyu tanıdığı için beyin de hangi kokunun gönderilmek üzere uyarıldığını bilecektir. Maalesef bu iş bu kadar basit değildir. İnsanların yaklaşık bin reseptöre sahip oldukları ve bunların her birinin bin tane kokuyu tanıyabilme kapasitesinde oldukları söylenmektedir.

Bunun da ötesinde her bir sinir, bir tip reseptörü taşıyabilmesine rağmen, bir reseptör birden fazla kokuyu tanıyabilir. Beynin muayyen bir kokuyu ayırt etmesi için bir sinirden daha fazla kaynaktan gelen sinyallere ihtiyacı vardır. Bu da basitleştirilmiş bir kodlama şemasıyla şöyle izah edilmektedir: Üç tane sinir düşünün(A,B,C). A siniri üzerindeki bir alıcı bir koku molekülü ile bağlansın. Bu koku benzer molekül yapısına sahip bir limon kokusu veya gül kokusu olsun. B siniri üzerindeki alıcı ise ıhlamur veya gül kokusu ile bağlanabilsin. C nöronu üzerindeki alıcı ise limon veya ıhlamur kokusu ile bağlanabilsin. Şayet A ve B sinirleri uyarılırsa, beyin kokunun gül olması gerektiğini bilir; Çünkü iki sinir bu kokuya duyarlıdır. Keza A ve C sinirleri uyarılırsa beyin ıhlamur kokusunu alacaktır. Her bir sinirin bir tip alıcıdan daha fazlasını taşıdığı ve kodlama şemasının çok daha kompleks olduğu belirtilmektedir. Ancak birçok sorular hala cevapsızdır. Mesela başlangıçtaki bazı işlemler burnun içerisinde nasıl devam ediyor? Bir bölgedeki reseptörler meyvemsi kokulara, başka bir bölgedekiler çiçek kokularına has olabilir mi? Araştırmacılar hangi reseptörlerin hangi koku moleküllerine dallanıp uzandığı konusunda ipuçlarına sahip değildir. Mükemmel bir organımızla isteğimizin dışında cereyan eden koku alma işlemiyle ilgili birçok soru büyük bir iştiyakla kâinatın sırlarını çözmeye çalışan tefekkür ve mana boyutu olan ilim adamlarını beklemektedir.

(/Araştırma//Vit-amin.net/)

koku… renk….ANALİZ….

tes

Fragrens ve aroma terimleri genelde kozmetik ve gıda endüstrisi tarafından hoş kokuları anlatmak için kullanılır. Kokular algılamaya göre pis ve hoş kokular olarak ayrılabilir.

Koku havada çözülmüş haldeki koku verici moleküllerin verdiği histir. Kokuların çoğu organik bileşikler tarafından oluşsa da hidrojen sülfit ve amonyak gibi inorganik maddeler de kokabilir.

Kokunun etkisi iki basamaklı bir süreçte ele alınabilir. Birincisi Fizyolojik faz; burundaki stimulus bölgesinin reseptörler ile hissetmesi. Ardından Psikolojik faz başlar. Stimuluslar insan beyninin koku almadan sorumlu bölgesi tarafından uyarılır ve çalışması sağlanır. Bu nedenle kokunun objektif ve analitik olarak ölçülmesi imkânsızdır.

Koku hissi tamamen kişisel özellikler gösterir; bunun yanında ise kokuya verilen tepki cinsiyet, yaş, sağlık durumu gibi nedenlere başlı olarak değişir. İnsanların kendi vücut kokuları gibi alışık oldukları kokular dışardan gelen ve alışık olmadıkları diğer kokulara göre daha az algılanırlar.

Çoğu kimseye göre koku alma süreci bir maddenin içeriği hakkında ufak da olsa bilgi verir. Buna rağmen flavorist ve parfümeri ler sadece koklayarak kompleks karışımların içindeki çok ufak miktarda kimyasalları bile ayır edebilirler.

Koku analizi

Almanya’da koku veren maddelerin konsantrasyonu 1870’lerden itibaren “Olfaktometre” adlı cihazla belirlenmektedir.

Ölçüm

Kokunun ölçümü için tam anlamıyla objektif bir metot olmasa da kokunun değişik şekillerde ölçümü bir takım kantitatif biçimlerde yapılabilir. Örneğin:

Kokan madde konsantrasyonu

Bu koku emisyonunu hesaplamak için kullanılan en eski ve ve en önemli metottur. Bu metotta hesaplama kokunun başlangıç noktasındaki koku substratının konsantrasyonu ile yapılır.

Kokunun yoğunluğu

Bu durumda havadaki yoğunluğa bağlı olan bir ölçek ön plandadır. Bu ölçek şu şekillerde sınıflandırılır:

0 kokusuz

1 çok zayıf( koku eşiği )

2 zayıf

3 belirgin

4 kuvvetli

5 çok kuvvetli

6 dayanılmaz

Hedonik değerlendirme

Hedonik değerlendirme kokuları çok pisten başlayıp his uyandırmayana doğru inip çok hoşa kadar çıkan bir derecelendirme prosesidir. Bu metotla kokunun yoğunluğunu ölçme metodu arasında fark yoktur.

Kokunun tipleri

Bu teste tabi tutulan kişinin söz ile kokuyu; iğrenç, hoş, pis, kötü vb. şekillerde tanımlamasıdır. Bu metodda bir denek dışında hiçbir şeye ihtiyaç yoktur.

Örnekleme Tekniği

Spesifik hava örneğinin ortamdaki diğer kokulardan etkilenmemesi için denek hava örneğini hemen hemen başka içeriği olmayan bir hava ortamında yapmalıdır. Değerlendirme sadece uygun çevresel şartlar altında yapılabileceğinden dolayı hava örnekleri genellikle bir örnek torbasında tutulur. Örneklerin tutulduğu tüm materyaller koku bakımından nötr olan materyallerden üretilmelidir. Çevre Koruma Yasası üzerinde çalışırken değişik kokuların salınımı üzerinde ne yapılabilir sorusu üzerine şu kanunlar yapıldı:(ülke ALMANYA)
Rafineri Kılavuzu (1970 lerin başları)
Federal emisyon koruma yasası (1974)
Havayı temiz tutmak için teknik kılavuz
Koku emisyon kılavuzu (1980 lerin başından 1998 e kadar)

Koku alma duyusu, damaktan çok daha hassastır. Aradaki fark kapalı bir burunla yapılabilecek bir tat alma denemesinde hemen görülebilir. Bir şarabın hoş aromasının ve zarif bukesinin kalıcılığı, içiminden daha baştan çıkarıcı olabilir.

Koku çabuk yorulur, yani koku azalabilir ve kaybolabilir. Örneğin çoğumuz, çok güzel bir gülü koklamış ve aldığımız kokuyu yoğunlaştırmak, süreci uzatmak istemişizdir. Fakat beklentilerimiz daha bir kaç saniye sonra boşa çıkar ve anlamsızlaşır; kokuyu neredeyse alamaz oluruz. Bu tipik bir adaptasyondur. Koklamayı kısa kesip, bir süre sonra tekrar denersek, hoşumuza giden o kokuyu tekrar tekrar bütün kuvvetiyle duyabiliriz.

Parfümleri test etmek, kanseri teşhis etmek, patlayıcıları tespit etmek gibi konularda koklama makineleri yapma konusunda umutlar var olsa da yapay burunlar hala problemlidir. İnsan burnunun kompleks doğasının ve en ufak kokuları ayırt edebilme özelliğinin taklit edilebilmesi şu an için çok zor görünmektedir.Araştırma..

koku… ReNk.. MARKALAŞMA …..

MER

Genelde içinde turuncu bulunduran renkler sıcaklık hissi yaratırken, mavi ya da yeşil katkılı renkler soğurlar. Renk içindeki beyazın oranı da rengi so­ğutur. Açık renkler soğuk, koyu renkler sıcak hissi yaratırlar.

Renkerin ısı etkisi bakımından kutubiyet özellikleri ve karşıtlık durumları:
Siyah Ok: Çark içindeki zıt iki kutbu belirtir.
Gri Oklar: Değişken ana renklerin zıt kutuplarım ibaretler.
Kesik Gri Oklar: Zıtlığın en az olduğu renkleri gösterir.
Çark içindeki Beyaz Oklar: Isının yükselme yönünü gösterir.

AĞIRLIK
İnsanoğlu renkleri ağırlıkla da bağdaştırır. Genellikle beyaz ve sarı en hafif renklerdir. Koyu mor ve siyah ise en ağır olanlar. Turuncuyla ye­şil, gri ile yeşil, mavi ile yeşil arasındaki ağırlığa karar vermek genellik­le daha zordur.

TAD
Tat konusunda aşağıda büyük sayıda katılımlarla gerçekleştirilmiş araş­tırmaların sonuçları, geniş kitlelerin renklerin “tatlar”la çok özel bir bağlantısı olduğunu kabul ettiği ortaya koyuyor:
Asitli : Sarımsı yeşilden, yeşilimsi sarıya
Tatlı : Turuncu-sarı’dan kırmızıya
Yavan tatlı : Pembe
Ekşi Acı : Deniz mavişi, kahverengi, zeytin yeşili, mor
Tuzlu : Gri ve açık yeşili veya açık mavişi

“Koku alma” duyuşu ile renklerin bağlantısı ise şöyle:
Biberli, baharatlı : Turuncu
Hafif baharatlı : Yeşil
Parfümlü : Mor, açık leylak veya kokunun cinsine göre (Örneğin: Çam kokusu- Yeşil)

Genel olarak bakarsak:
Parfümlü kokular ; Açık, saf ve tatlımsı renkler
İtici, kötü kokular : Koyu, bulanık ve temelde sıcak renkler

Ürünün görünümü ile rengi arasındaki bağ daha endirektir.
Katılar ve köşeli şekilliler : Koyu kahve, ultramarin, temelde soluk renkler
Sıvı içerenler : Soğuk yeşil, yeşil-mavi
Buharlaşan sıvılar : Pembe
Tozlu, pudralı : Kahverengi tonlardan koyu sarı veya sarıya doğru

Genel olarak soğuk renkler “acı”, sıcak renkler “tatlı” olarak nitelenebi­lir.

Marka ürün ve logo tasarımlarında ön e çıkan özellikleri;
Aksiyon ve macera? Kırmızı
Karşılanabilirlik? Turuncu
Saldırganlık? Kırmızı
Takdir – Pembe
Dikkat? Kırmızı, sarı
Yetki? Siyah, mavi, mor
Sakinlik? Mavi, kahverengi, pembe, yeşil
Dikkat? Sarı
Güven? Mavi
Yaratıcılık? Turuncu
Merak? Sarı
Haysiyet? Mavi
Sürücü ve enerji? Turuncu, kırmızı
Coşku? Turuncu
Kadınlık? Pembe, mor
Eğlenceli? Turuncu
Nazik? Pembe
Şükran? Pembe
Yüksek ruhlu? Turuncu
Mutluluk? Pembe, sarı, kırmızı
Uyum – Yeşil
Sağlık ve şifa – Yeşil
Masumiyet? Pembe
Aşk? Kırmızı, pembe
Lüks ve refah? Mor, yeşil
Gizem? Mor, siyah
Doğa? Yeşil, kahverengi
Tutku? Kırmızı
Pozitiflik? Sarı
Şakacı? Sarı, pembe
Romantik? Pembe, mor
İmtiyaz? Mor
Basitlik? Kahverengi, siyah, beyaz
Gelişmişlik? Mor
Maneviyat? Mor
Güç? Kırmızı
Başarı? Mavi
Gelenek? Siyah
Sakinlik? Pembe, yeşil, mavi, beyaz
Güvenilir? Mavi
Sıcaklık? Sarı
Gençlik? Pembe, turuncu…….

Marka sahibi ürününde kullandığı rengi, diğer markalardan ayırt etmek için kullanmalıdır. .
Kokular da marka olarak tescil edilebilecektir. Tescil işleminin sonuç verebilmesi için kokunun  da renginde ayırt edici nitelikte olması ve yapılacak olan başvuruya kokuyu teşhis etmeye yarayacak örneklerin eklenmesi gerekmektedir. KHK’nin 23. maddesinde başvuru şartlarında geçen “markanın yayına ve çoğaltmaya elverişli örneği” ifadesi yaşanacak zorluklara işaret etmektedir. Bu noktada bu sorunu çözmek için kokunun formülünde bulunan maddeleri yazmak düşünülmelidir. Fakat Avrupa Topluluğu Adalet Divanı (ATAD), “Sieckmann” kararında başvurulan markanın grafik ifadesinin kesin olarak yapılması gerektiğini, kimyasal formülün kokuyu değil maddeyi ifade ettiğini belirtmiştir.Araştırma..

KOKU TARZINIZI belirleyin…..

kool

Esansın tarzı, duyusal özelliğin belirlenmesidir. Natürel kokuların temeli elde edildikleri maddelerin grubunu tanımlar. Kompoze esanslar bu kokular baz alınarak oluşturulmuş sentetik kokulu maddeler olduğundan anımsattıkları kokuya göre tarzları belirlenir.
*Narenciye – Turunçgil (Citrus – Hesperidia): Bergamot, limon, portakal, mandalina, greyfurt, portakal çiçeği, misket limonu (lime), petitgrain, neroli oil gibi hammaddelerden oluşur. Parfümlerde ferahlık ve hafiflik vermesi amacı ile kullanılır. Odunsu ve baharatlı notlarla iyi uyum sağlar.
*Obur (Gourmand): Kahve, karamel, kek gibi yenilebilir şeyleri anımsatan food flavors (yiyecek aroması) denilen kokuları kapsar.
*Meyvemsi (Fruity): Kavun, şeftali, elma, mango, ananas, papaya (kavun ağacı) gibi meyve notlarının belirgin olarak hissedildiği tek veya kombine meyve kokularıdır.
*Çiçeksi (Floral): Çiçek kokularıdır. Bu grupta net olarak tek bir çiçeğin kokusu (single floral, fr: soli flora) algılandığı gibi kombine çiçek kokuları (floral bouquet) da algılanır. Sardunya (geranium), sümbül (hyacinth), iğde çiçeği (oleaster flower), yasemin (jasmine), orkide (orchid), lavanta (lavender), zambak (lily), gül (rose) gibi kokular örnek verilebilir. Lily of the valley masumiyeti ve saflığı, orange tuberose veya ylang-ylang ise cinselliği, menekşe (violet) ve müge (muguet) kokuları ile bilinen süsen (iris) grubu ilkbaharı anımsatır. Bright floral diye adlandırılan grup ise tek ve çoklu floral grupların karışımı olarak bilinir.
*Baharatlı – Itırlı (Spicy – Aromatic): Egzotik, yakıcı ve kuvvetli kokulardır. Defne, adaçayı, anason, ardıç, biber, biberiye (rosemary), defne, fesleğen, lavanta, muskat (little coco), karabiber, kakule (cardamom), karanfil (clove), nane (mint), safran, tarçın (cinnamon), tarhun (tarragon), yenibahar (allspice), zencefil (ginger), zerdeçal (curcuma), kekik (thyme) yağları örnek verilebilir.
*Fougere: Fransızcada Fern (aşk merdiveni=eğrelti otu) anlamına gelir. Genellikle lavanta veya coumarin gibi maddeleri içeren, koklandığında ferahlık ve hafif baharatlı hissi veren genellikle bay parfüm olarak kullanılan kokuları kapsar.
*Yeşil (Green, Herbaceous): Ot, çimen gibi bitkisel (herbal) kokuları ifade eder. Tazelik hissi verir. Yeşil kokuların çoğu Galbanum’dan (fresh, woody, spicy) türemiştir. Yeşil kokular doğallığı, freshliği ve gençliği ifade eder. Chypre tarzının biraz daha hafifi olarak da yorumlanır.
*Şipir (Chypre): Fransızcada Kıbrıs anlamına gelen chypre tip kokular sert ve kuvvetli (leathery) kokulardır. Zambak, gül veya yasemin gibi floral kokularla odunsu kokuların karışımından oluşan kombinasyonlardır. Günümüzde pek tercih edilen bir tarz değildir.
*Hayvansal (Animal): Civet, musk ve amber bu tip kokulardır. Amber notları, sıcak, tatlı ve şehvet uyandırıcıdır. Hayvansal maddelerin fixatif özelliği de olduğu için sıklıkla base not olarak kullanılırlar. Hayvansal kokular vanilya, çiçek, odun kokuları, camphor (nane ruhu) veya tütün kokuları ile birleştirilebilir.
*Oryantal (Oriental): Yoğun, kuvvetli ve egzotik kokulardır. Misk (musk), vanilya (vanilla), baharat, tropikal çiçekler, ıtırlı bitkiler, tütün, animal notlar ve değerli ağaçların balsam (benjamin ve tolu balsam gibi) kombinasyonlarından oluşurlar.
*Tütün (Tobacco): Kokusu oldukça kuvvetlidir, odun, ağaç, vanilya gibi koku tarzları ile pudrajlı veya soft kokularla kombine edilebilirler.
*Odunsu (Woody): Sıcak, kuvvetli ve ağır kokulardır. Kalıcılıkları fazladır. Virginia cedar, gaiacwood, patchouli, vetiver, oakmoss ve sandalwood gibi yeni kesilmiş ya da kuru odun kokularını veya ormanı ifade eder.
*Aldehidik (Aldehyde): Acıbadem gibi burnu hafif uyarıp gıdıklayan ve yapısında aldehyde kimyasalların ağırlıklı olduğu kokulardır. Bayan kokuları ve yumuşatıcı kokularında sıklıkla aldehyde kimyasallar kullanılır.
*Su ve hava ile ilgili (Oceanic, Ozone, Aquatic, Marine, Cool): Temizlik ve modernlik ifade eder. Şelale, temiz hava, rüzgar gibi transparan, ferahlık verici kokuları ifade eder. Yeşil notlarla beraber kullanıldığında yağmur sonrası duyumsanan kokuları anımsatırlar. Yosun kokulu hammaddelerle (oakmoss) sıklıkla kombine edilirler.
Kokuları tanımlarken sıklıkla kullanılan bazı terimler vardır:
Sweet: Tatlı
Powdery: Pudrajlı
Soft: Yumuşak
Clean: Sabunsu, temiz.Alıntı.

Kokunun ÖZÜ……ESANS..

Şİ,ŞE
Esans hammaddeleri iki grupta toplanır:
1-Kimyasal maddeler
2-Naturel maddeler (uçan yağ, eterik yağ, essential oil)
1-Kimyasal Maddeler (aroma compound): Esans yapımında kullanılan kimyasal maddeler tümüyle organik maddelerdir. Alkol, aldehit, keton, amin, ester, eter, terpen, tiol gibi organik grupların aromatik türleri kompoze esans yapımında kullanılmaktadır. Bu maddeler çoğu kez çeşitli kimyasal reaksiyonlarla sentez yoluyla, nadiren naturel maddelerden elde edilir. Kimyasal maddeler, kimya sanayi gelişmiş ülkelerde sentez yoluyla üretilir. Ülkemizde, üretimi yapılan kimyasal maddeler çeşit ve miktar olarak çok azdır. Esans sanayinde kullanılan kimyasallar hiçbir zaman %100 saflıkta değildir. Saflık oranı genelde %95-99 arasındadır. Bazen de izomer karışımları olabilirler.
2-Natürel Maddeler: Genellikle doğadaki tek bir kokulu bitkiden veya hayvansal salgılardan fiziksel metotlar ile elde edilen az-çok uçucu olan ürünlerdir. Bu maddelerin uluslar arası adı Essential Oil, ülkemizde kullanılan isimleri Uçan Yağ veya Eterik Yağ’dır. Bitkisel menşeyli essential oil bitkilerin çiçek, yaprak, meyve, tohum, gövde ve kökleri gibi çeşitli kısımlarından elde edilir. Örneğin; çiçeklerin taç yaprakları (petals of flowers or blossoms): Gül, yasemin, menekşe, portakal, papatya, ylang-ylang… Koku duygu dünyamızı etkileyen en önemli öğedir, bazı davranış ve tepkilerin oluşmasına neden olur. Örneğin duyulan taze ot, yaprak ve yeşillik kokusu, ferahlık, yaşam heyecanı ve baharı anımsatır. Güzel bir çiçek kokusu da, huzur, mutluluk ve rahatlık duygusu verir.
Yaprak (leaf): Biberiye (rose mary), defne, fesleğen (basil), defne (bay), kekik (thyme, oregano), nane (peppermint, spearmint), okaliptüs (eucalyptus), karanfil (clove), styrax, …
Meyve kabuğu (peel): Bergamot, greyfurt, limon, misket limonu (lime), portakal, mandalina…
Tohum (seed): Anason (anis), havuç (carrot), acıbadem (almond), kereviz (celery), kimyon (cumin), küçük Hindistan cevizi veya muskat (nutmeg)…
Ağaç kabuğu (bark): Tarçın (cinnamon), çam (pine)…
Kök (root): Zambak (orris), kedi otu (valerian), zencefil (ginger)…
Reçine (resin): Myrrh, Buhur veya tütsü (frankincence)…
Ağaç (wood): Camphor, cedar, rosewood, sandalwood, ardıç (juniper)…
Olgunlaşmamış bitki meyvesi (berry): yenibahar (allspice)… Naturel maddeler tek bir madde değildir, birçok kimyasal maddenin çeşitli oranlardaki karışımlarıdır. Bu nedenle bitkinin türü, cinsi ve üretildiği bölgeye göre essential oillerin içeriği de değişir. Örneğin; Türk, Bulgar ve Rus gül yağları arasında kimyasal yapı farkı vardır. Dolayısıyla buna bağlı olarak koku ve kalite farkı da vardır.
Esmer amber, kehribar (ambergris, amber): Erkek Kaşalot (İspermeçet) balinasının cinsel organından dışarıya salınan ve salındığı dış ortamda okside olmuş yağlı bir yumrudur. Parfümeri dilinde ambergris yerine amber kelimesi kullanılır ama bu terim mücevheratta kullanılan sarı amber ile karıştırılmamalıdır.
Castoreum: Kuzey Amerika’da yaşayan bir tür kunduzun salgı bezlerine ait kokulu keselerden elde edilir.
Civet: Afrika, Hindistan vb. ülkeler de değişik türleri bulunan Viverridae ailesinden gelen bir cins farenin koku keselerinden elde edilmektedir. Bu madde civet-musk olarak da bilinmektedir.
Musk (misk): Başlangıçta Asyalı erkek musk geyiklerinin mide ve üreme organlarından elde edilmekte olan bu madde günümüzde sentetik olarak üretilmektedir çünkü nesilleri tükenmekte olan bu hayvanlar yasalarla koruma altına alınmış ve uluslararası ticareti yasaklanmıştır. Musk geyikleri dağ hayvanlarıdır. Türlerden birisi Himalaya dağlarında, diğerleri Kore, Çin, Sibirya, Kazakistan ve Moğolistan`ın dağlık bölgelerinde (örneğin Altay Dağları) yaşar.
Honeycomb (petek): Bal arılarının oluşturduğu peteklerin destilasyonu sonucu elde edilir.
Diğer naturel kaynaklar: Likenler (lichens) ve deniz yosunları (seaweed) bu gruba girer. Likenlerden oakmoss ve treemoss gibi maddeler elde edilir. Yosunlardan elde edilen yağlar ise oldukça pahallı olduğu için bunların yerine sentetikleri kullanılır.
Essential oiller fiziksel özellik ve saflıklarına göre ürün tipi olarak 3 grupta toplanırlar ve şöyle adlandırılırlar:
1- Absolut=ABS
2- Concret
3-Oleresin=Resinoid
Absolut=ABS: Essential oillerin en saf tipidir. Uçan yağdan başka madde içermez. Concret ürünlerin içindeki waxların alkolle uzaklaştırılmasıyla elde edilir. Alkollü ekstrakt daha sonra vakum altında destile edilerek alkol ayrılır. Saf olarak essential oil elde edilir. Absolut, esansın en yoğun halidir ve bu sebeple en pahalısıdır.
Concret: Çiçek yaprak veya bitkinin diğer kısımlarının herhangi bir solventle ekstraksiyonundan elde edilen essentail oil bitkisel waxların ve solventte çözünen bitkisel maddelerin karışımıdır. Yarı katı görünümdedir. Wax ve resinoid içerdiğinden çözünürlüğü çok zor olan maddelerdir. Esanslarda kullanıldığında esansın çözünürlüğünü azaltır.
Oleoresin=Resinoid: Genelde bitkilerin kuru dal, gövde gibi kısımları ya da kurutulmuş yosunların uygun solventle ekstraksiyonundan elde edilirler. %80-90 oranında resin ve essentail oil karışımıdır, çeşitli saflaştırma yöntemleri ile essential oiller ile resinler birbirinden ayrılır. Resinoidler çoğunlukla, parfümü oluşturan uçucu bileşenlerin buharlaşmasını yavaşlatan fiksatif maddelerdir, akışkanlığı az, yapışkan, koyu renkli, berrak ve de çözünürlüğü azdır.Alıntı.