Kategori arşivi: BOTANİK

AYIN BİTKİSİ…

aloe_vera (5)

 

Kan dolaşımını düzenler..Kabızlığı giderir..Barsak rahatsızlıkları ..hazımsızlıkları rahatlatır.Akne oluşumunu önler cildi tazeler..Selüliti azaltır..Saçı güçlendirir..Zayıflamaya yardımcı olur..

Sevgiyle..

(/Vit-amin.net//)

Aloe VERA…. Doğanın mucize Bitkisi….

alloee

Şu ana kadar yapılan araştırmalara göre ciltte oluşan yara ve yanık gibi deformasyonlarda oldukça etkili olduğu kanıtlanan Aloe Vera anti-bakteriyel etkisiyle enfeksiyon tedavilerinde ve sindirim sistemi hastalıkları kapsamında yer alan kabızlık, hemoroit, mide ülseri, huzursuz bacak sendromuna karşı kullanılmaktadır. Peki, Aloe Vera’yı bu denli kıymetli yapan nedir? Yeşil kabuk bölümünün altında yaprağın iç kısmında bulunan ve parankim hücreler tarafından imal edilen müsilaj görünümlü renksiz kısım olan jeldir.

(A/Vit-amin.net//)

REYHAN….KUTSAL FeSLeĞeN…..

fess

 

Her kime reyhan ikram edilirse onu geri çevirmesin! Zîrâ reyhanın kokusu güzel, taşınması da kolaydır.”HZ. Muhammed..(sav)

Fesleğen aşkın sembolüdür…

Bu bitkinin en değerli etkilerinden biri, genetik bilgimizin kodlandığı ve vücudumuzdaki tüm olayları idame ettiren DNA’yı korumasıdır. “Kromozom” adlı yapıları, DNA’nın içerisinde bulunan küçük bilgi paketçikleri olarak adlandırılabiliriz

Beta karoten,C vitamini, K vitamini, kalsiyum, potasyum, magnezyum, demir bakımından zengindir. A vitaminine dönüşür. Anti-oksidan özelliği vardır ve serbest radikallerle savaşır. İyi bir magnezyum kaynağıdır bu da kasları ve damarları rahatlatarak kardiyovasküler sağlığı güçlendirir.

Şifalı bitkilerin insan sağlığına olan etkileri son yıllarda daha çok ön plana çıkmaya başladı.Bunun altındaki en büyük sebep ise bir çok çaresiz hastalığa bu bitkilerin çözüm getirmesi oldu.Bu otlar zayıflamak isteyenlerden kilo almak isteyenlere; hastalıktan kurtulmak isteyenlerden hastalığa önlem almak isteyenlere kadar hemen hemen her dertlinin derdine çare olan doğal ve bitkisel ilaçların kaynağıdır.

Sağlık açısından mucizevi bir bitki olan Reyhan Otu bir çok derde deva olacak faydalara sahiptir.

Reyhan Otunun Özellikleri

Ballıbabagillerden sahil ülkelerinde yetişen yaprakları güzel kokulu; tadı acı beyaz veya pembe çiçekli bir süsü bitkisi.Diğer bir adı da fesleğendir. Mizacı hareketlidir.Güzel kokulu her bitkiye reyhan denilir. Her ülke halkı bu kelimeyi (reyhan kelimesini) güzel kokan bitkilerden biri hakkında özel olarak kullanmışlardır.Mesela Arap ve mağrib halkı “mersin ağacı”na reyhan dedikleri halde; Irak ve Suriye halkı ise “yarpuz”a reyhan derler.

Yaprakları güzel kokan bir çeşit süs bitkisidir. Öksürük kesicidir. Hazımsızlığı ve bağırsak gazlarını giderir. Yemek ve salatalarda tatlandırıcı olarak kullanılır. İştah açıcıdır. Baş dönmesini durdurur. Arı sokmasında faydalıdır. Ağız yaralarını tedavi eder. Esans yapımında da kullanılır.

Reyhan Bitkisinden Gelen Şifalar:

1) Boğmaca: Fesleğen demletilip balla tatlandırılarak içilmeye devam edilir.

2) Öksürük ve nezleye karşı vucudun dirincini artırır: Reyhan demletilip balla tatlandırılarak içilmeye devam edilir.

3) Bağırsak sancısılarına iyi gelir: Reyhan tohumu öğütülüp balla karıştırılarak yenirse bağırsak sancısını keser.

4) Mide bulantısı kusmaları giderir: Reyhan demletilip balla tatlandırılarak yemeklerle beraber içilir.

5) Bağırsaktaki gaz sislikleri için iyidir. Reyhan demletilip balla tatlandırılarak yemeklerden sonra içilmeye devam edilir.

6) Hazım kolaylaştırır: Reyhan demletilip balla tatlandırılarak yemeklerden sonra içilmeye devam edilir.

7) Asabilik sinir zafiyetine iyidir: Reyhan demletilip balla tatlandırılıp içilmeye devam edilir. Sinirlenince de içilir.

8) Uykusuzluğu giderir: Reyhan demletilip balla tatlandırılarak gece yatmadan 1 saat önce içilir.

9) Anne sütünü artırıcı özelliği vardır: Reyhan demletilip balla tatlandırılarak içilir.

10) Saç ve cilt sağlığı

Saç ve cilt nemlendiricisi olarak kullanıldığında akne ve sedef tedavisine yardımcı olur.

Reyhan demletilip suyu ile saçlar sık sık yıkanırsa saçları kuvvetlendirir saç dökülmesini önler.

11) Yara ve ağız yaraları: Yaralara lapası vurulur ağız yaralarına gargara yapılır.

12) İshal kesici: Reyhan demletilip balla tatlanlandırılarak soğuk olarak içilmeye devam edilir.

13) Baş ağrısı: Reyhan koklanır reyhan suyu ile bas yıkanır reyhan demletilip balla tatlanlandırılarak suyu içilmeye devam edilir. Sancılara da faydalıdır.

14) Kanserden Korunma özelliği vardır.

Antioksidan özelliği kanserden korunmada da faydalıdır.

15) Kemik ve Bağ Dokusunu güçlendirir. Öjenol denilen yağ içeren reyhan, eklemlerde şişmeye neden olan enzimin oluşumunu engeller. Romatoid artrit hastalarının ağrılarını rahatlatır.

16) Sindirim Sistemi Sağlığı; Mide ve bağırsaklardaki gazdan rahatlama sağlar..

17) Anti Bakteriyal özelliği vardır: Birçok bakteri oluşumunu engeller. Salatalara reyhan eklemenizi özellikle tavsiye ederiz.

18) Bağışıklık Sistemini güçlendirir: Antioksidan ve uçucu yağlar içerdiği için bağışıklık sistemini güçlendirir. Hem yapraklarının hem yağının antibakteriyal etkisi vardır. Viral enfeksiyonlardan, grip, soğuk algınlığı ve uçuktan korur.

Sevgiyle…

(/Araştırma//Vit-amin.net//)

ışgın…IŞGIN….

IŞGIN

ÇOOK FAYDALI dedik ya ..Bakalım onlar     NELERMİŞ…

Özellikle doğu Anadolu’nun yüksek kesimlerinde yetişen ve halk arasında doğunun muzu olarak bilinen ışkının bir diğer adıda rivisdir.
Mayıs ayının ortalarından Haziran ayının ilk haftasına kadar geçen dar bir zamanda bulunan ışkın doğal olarak yetişir.Köylüler tarafından toplanarak pazarlarda satılır.

Hafif mayhoş bir tadı olan ışkının yenen kısmı genç sürgünleridir.Yaklaşık 20-30 günlük süre boyunca toplanarak satılan bu sürgünler kabuğu soyularak ve tuza batırılarak yenir.Haziran ayının 2. haftasından sonra ışkın bulunmaz olur taki bir daha ki Mayıs ayına kadar.

Hazımsızlık ve mide yanmaları dahil pek çok rahatsızlığa iyi geldiği yöre halkı tarafından bizzat denenmiş ve ispatlanmış olan ışkın şeker hastaları tarafından da özellikle aranır.

Yeni çıkmış genç sürgünleri yenildiği gibi toprak altında kalan kök kısmı da, çıkarıldıktan sonra iyice yıkanır ve kaynatılarak süzüldükten sonra çay olarak içilir.

Sabahları aç karnına içilen ışkın çayı yüksek olan şekerin düşmesini ve dengelenmesini sağladığı yöre halkınca denenerek ispatlanmıştır.
Ayrıca iştah açar,vücudu kuvvetlendirir.Mide ve bağırsak gazlarını giderir.Sarılık ve çocuk havalesi durumlarındada kullanılır.
Işkın veya diğer adıyla Rivis zengin vitamin ve mineral deposudur.Şimdiye kadar hiç bir yan etkisi görülmemiş bir bitkidir.Özellikle genç sürgünler değişik bir damak lezzeti sunar insana.

Anadolu da bulunan binlerce tür bitki gibi ışkında eğer Üniversiteler veya bilim adamlarınca incelenecek olursa daha bilimsel verilere ulaşılabilceğine eminim.

KULLANIM ŞEKLİ VE DOZU:
2 bardak suya 100 gram kıyılmış kök konur.12 saat bekletilip süzülür.1 kilo toz şeker ilave edilip kaynatılır.Çocuklara günde 2 yemek kaşığı verilir.

Bilimsel olarak her derde deva olduğu kanıtlanmıştır. Halk  arasında uçkun ya da ışkın olarak adlandırılan bitki, doğal ilaç olarak nitelendirilmektedir. Bilimsel adı ise “Reun Ribes” ‘’dir. Özellikle kanser ile mücadelede kullanılan bu şifa kaynağı bitki, hücrelerin yenilenmesinde ve gelişmesinde önem teşkil eder. İçeriğinde kimyasal maddeler barındırdığı tespit edilen bitki, birçok ciddi hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Doğuda bu bitki, yayla muzu olarak adlandırılmaktadır. C vitamini açısından zengin olan besin, A, B1, B2, E ve K vitaminlerini bünyesinde barındırmaktadır.

Reun Ribes, kuzukulağıgiller familyasından gelmektedir. Mayıs ve haziran aylarında yetiştirilen bu bitki, ülkemizin doğu kesimlerinde daha çok üretilmektedir. Özellikle Erzurum yöresi, bu bitkinin yetişme alanlarını kapsamaktadır. 1000-4000 metre yükseklikte yetiştirilen ve boyu 40-150 cm civarına erişen uçkun, Türkiye’de ilk yabani olarak yetişen ravent türü olmaktadır. Rüzgar tarafında tozlaşan ve kendi türleri ile melezleşebilen ışgın, genellikle taze olarak tüketilmektedir. Kivi tadını anımsatan yada ekşi elma  tadında  acımtırak  mayhoş bir bitki, yetiştirilen yöreler de meyve olarak tüketilmektedir. Geniş ve kaba yapraklarının arasından çıkan çiçekler, yöre insanları tarafından kesilmektedir. Genellikle bu bitki, karların erimesi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Sert yapıya sahip olan uçkun, otsu bir bitkidir. Filkulağına benzeyen yapraklar ve sarımsı, beyaz çiçeklerden oluşmaktadır. Meyvesi ise geniş kırmızımsı ve kahverengi kanatlı olup, üç köşeli bir yapıya sahiptir.

Özellikle lösemi kanserinin önlenmesinde ve tedavisinde faydalı olan Reun Ribes, polifenol açısından zengin olması ile de büyük önem taşımaktadır. Mideyi rahatlatan ve sindirimi kolaylaştıran bitki, aynı zamanda kusmayı da önlemektedir.. Kabız gidermekte başarılı olmasının yanı sıra, astım, nefes darlığı, soğuk algınlığı, ishal, hemoroid, ülser gibi vakalara da iyi gelmektedir. Grip, ateşli hastalıklar, böbrek rahatsızlığı, yorgunluk, uykusuzluk, stres gibi etmenlere de büyük yararı dokunmaktadır.Şeker, tansiyon gibi hastalıklarda uçkun bitkisinin kan değerlerini normale çevirerek kişileri sağlığına ulaştırmaktadır. Ve özellikle kan şekerini düzene sokmakta başarılıdır. İştah açma özelliğine sahip olan bitki, kişinin kendini zinde ve dinç hissetmesini sağlamaktadır. Özellikle hamilelik esnasında oluşan lekeler için fayda sağlar. Kabuklarının iç kısmını, lekeli bölgeye sürerek, vücudunuzdaki lekelerden kurtulabilirsiniz. Kolesterolü düşürme de fayda sağlayan ışgın, kalp rahatsızlarının oluşmasını engellemektedir. Kırışıklıkları gideren ve cildi yenileyen bitki, yaşlanmanın da önüne geçmektedir. Bağışıklık sistemini güçlendirerek, daha sağlıklı bir bünyeye sahip olmanızı sağlar.

Salata …meyve  nasıl tüketirsen tüket..Allah ın  nimetlerinin farkına var dağ bayır  şifa dolu..Ve  hepsinin  faydaları da saymakla  bitmiyor..Baharda mı çıkmış..Vandamı  Tatvan damı..Yoksa Adıyaman damı….Bu  nedir …gelmiş  niçin…bir sebebi vardır onun için…

Deme  şu  niçin  şöyle..Yerincedir  ol  öyle…Bak  sonunu  seyreyle…Mevlam  görelim  neyler  neylerse  güzel  eyler….Şifa  OLsun….

Sevgiyle….

(Araştırma//Vit-amin.net:/)

ALLAH’ ın MUCİZE Bitkisi..

isirganoto-kuru

ŞİFA ISIRGAN da….

Isırgan otunun yapraklarında bulunan potasyum sayesinde bu ot idrar söktürücü olmasının yanı sıra vücuttaki ödemin atılmasını da sağlıyor. Özellikle Tibetli Budist rahipler tarafından asırlardır zihni sakinleştirmek ve konsantrasyonu arttırmak için kullanilan bu ot, rahipler tarafından “Tanrı’nın mucizevi bitkisi’ olarak anılıyor. Isırganın faydaları saymakla bitmiyor.

Kullanım şekli

Sabah akşam yemeklerden önce 1 tatlı kaşığı alınması tavsiye olunur.

Kullanmadan önce karıştırınız.

1 kilo bal ve 1 çaybardağı ısırgan otu karıştırılıp her sabah aç karınla 1 kaşık yendiğinde guatr hastalığına iyi geliyor…(200 gr. pekmeze1 çorba kaşığı ısırgan tohumu )

Isırgan Otu Tohumu Bal

Isırgan Otu İle Bal Birlikte Kullanıldığıda Çok Etkili Bitkisel Gıda Takviyesi Olmaktadır. Aşağıda Bu karışımın Kullanımı ile ilgili Bilgiler ve Özellikleri Yer Almaktadır.

Isırgan Otu Tohumu İçeriği Urticosit isimli glikozid, potasyum ve kalsiyum nitrat, resinik asit, formik asit, C vitamini, demir, klorofil ve asetilkolin ile histamin tesbit edilmiştir.

Süzme Bal:

Protein, amino asitler, organik asitler, mineraller, oligo elementler: kalsiyum, klor, bakır, demir, magnezyum , alüminyum, gümüş, çinko, iyot, albümin, dekstrin, nitrojen, manganez, fosfor, potasyum, silisyum, sodyum, kükürt, vitaminler: (B1-B2-B3-PP-B6-H, B9) Enzimler ve bazı doğal antibiyotik faktörler içerir.

Salata:

Isırgan otu, özellikle Ege yöresi mutfağında salata olarak yer alıyor. Isırgan otu hafif haşlanıyor, sarımsaklı yoğurt ilave edilip üzerinde zeytinyağı gezdirilerek servis yapılıyor.

Börek:

Tıpkı ıspanaklı börek yapar gibi, ısırgan otuyla da börek yapılabiliyor. Böreğin harcına biraz da kıyılmış pırasa katılması öneriliyor.

Çay Hazırlamak:

Yaprak Çayı: Bir tatlı kaşığı ince kıyılmış ısırgan otu, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır , 5-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-4 bardak yeni demlenmiş çay aç karnına veya öğün aralarında tatlandırılmadan içilir. Kokusunu veya tadını rahatsız edici bulanlar çaylarına biraz nane ilave edebilirler.

Kök Çayı:

Bir tatlı kaşığı ince kıyılmış kök, bir su bardağı dolusu soğuk suya eklenir, hafif ısıda kaynama derecesine getirilir, 4-5 dakika kaynadıktan sonra, ateşten indirilip 5-10 dakika demlendirilir ve süzülür. Günde 3 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan içilir.

Tohum Çayı:

Havanda hafifçe ezilmiş bir tatlı kaşığı tohum, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak su ile haşlanır, üstü kapalı olarak 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak taze demlenmiş çay, yemeklerden yarım saat önce soğutulmadan içilir.

El ve Ayak Banyoları:

İki avuç dolusu yıkanmış kök, sap ve yaprak, 5 litre soğuk suya konularak, 10-12 saat bekletilir ve sonra kaynama derecesine kadar ısıtılır. Banyo sırasında bitkiler suyun içinde kalabilir. Bu banyo suyu, yeniden ısıtılarak, 2-3 kere daha kullanılabilir.

Saç Yıkamak:

4-5 avuç taze veya kurutulmuş yaprak, 5 litre suya koyulur, ağır ateşte kaynama derecesine kadar ısıtılır, 5 dakika demlendikten sonra süzülür. Kök kullanıldığında ise, 2 avuç dolusu ince kıyılmış kök, 10-12 saat soğuk suda bekletilir, sonra kaynama derecesine kadar ısıtılır ve demlenmesi için 10 dakika beklendikten sonra süzülür. Bu durumda, saç yıkamak için sodalı sabun gerekir.

Saç Dökülmesi;

4 litre suya 2 avuç ısırgan yaprağı, 2 çorba kaşığı adaçayı, 2 çorba kaşığı mersin yaprağı, 2 çorba kaşığı papatya konur. 5 dakika kaynatılıp 20 dakika demlenmeye bırakılır. Tülbentten temiz bir kaba süzülür. Her banyodan sonra yıkanmış temiz saçlar bu tonik ile ovulur. Ayrı bir su ile durulamadan saçlar kurulanır. Haftada en az 3 defa uygulamak gerekir.

Bu tonik saç köklerinin güçlendirip saçları canlandırır, dökülmesini ve yağlanmasını önlemeye yardımcı olur.

Allerji;

Isırganın kan yapma, kanı temizleme, allerjik hastalıklar, egzema ve akciğer-karaciğer üzerindeki olumlu etkilerinden yararlanmak için, bir avuç ısırgan yaprağı 5 su bardağı su ile 5 dakika kaynatılır. 20 dakika demlendikten sonra bal veya şekerle tatlandırılıp içilir.

Böbrek ve Mesane Taşları İçin

100 gr. ısırgan tohumu, 100 gr. hatmi çiçeği tohumu, 100 gr. çörekotu, 1 çay bardağı siyah turp suyu hazırlanır.

Isırgan tohumu, hatmi çiçeği tohumu ve çörek otu havanda dövülüp (kahve değirmeninde de çekilebilir), bir kavanoza konulur. Siyah turpun suyu mutfak robotuyla çıkarılır. Bu karışımdan aç karnına bir tatlı kaşığı alınıp, üzerine bir çay bardağı turp suyu içilirse, taşın eritmesine yardımcı olur. Turp suyu bulunmazsa, bir bardak bal şerbeti de içilebilir.

Sarılık ;

Taze ısırgan otu iyice yıkandıktan sonra mutfak robotunun narenciye kısmında suyu çıkarılır. Cam kavanoza koyulup buzdolabına konur. Bu sıvıdan yemeklerden yarım saat önce bir çay bardağı alınıp, üzerine bir çorba kaşığı karayemiş (bazı yörelerde taflan bazı yörelerde ise kocayemiş olarak adlandırılır) pekmezi içilirse sarılık hastalıklarına çok iyi gelir. Uzun müddet kullanıldığında sarılığı geçirebilir.

Kanser ;

400 gr. ısırgan tohumu, 50 gr. zerdaçal, 50 gr. çörekotu, 50 gr. üzerklik tohumu, 50 gr. keten tohumu, 50 gr. rezene, 50 gr. sinameki, (bütün bu malzemaler çekilmiş olmalı) 5 kg. süzülmüş bal, 100 gr. polen hazırlanır.

Çekilen bitkiler ince elekten geçirilerek, polen ile birlikte bala karıştırılıp cam kavanoza koyulur. Bu karışımdan 6 saat ara ile bir çorba kaşığı alınıp, bir çay bardağı karabaş otu suyu ile içilirse çok faydası görülür.

Isırgan otu ve tohumları kansere umut olmuştur. Isırganın yaprakları az kekik ve oğul otu ile demlenerek, balla tatlandırılıp günde 3-5 bardak içilirse derde şifadır.

Isırgan tohumu, şalgam tohumu ve polenle birlikte öğütülerek balla macun yapılıp yenmeye devam edilir. Bu kürler de erken teşhis tedavilerinde kansere çare olabiliyor, geç teşhis tedavisinde vücuda direnç kazandırır.

Vücudu kuvvetlendirici, Isırgan tohumu, Polen, Keten tohumu öğütülüp balla macun yapılıp yenmeye devam edilmelidir.

Hormon dengeleyici, Çağımızda kimyasal ve konsantre gıdalar da hormon dengesini bozmaktadır. Isırgan otu ve tohumları erkek ve kadınlarda görülen hormon bozukluklarında umut ışığı olmuştur. Kadınlarda ise, görülen kil çıkması halinde, erkekte ısırgan tohumu (erkek ısırgan tohumu yeşil olur) balla macun yapılıp yenmeye devam edilir. Erkek ısırgan tohumu, sirke ile karıştırılıp yenmeye devam edilir. Erkek ısırgan yaprakları (erkek ısırgan yaprakları daha geniş ve yeşildir) az kekik karıştırılıp demletip balla tatlandırmayla içilmeye devam edilir. Erkeklerde görülen sakal bıyık çıkmaması (Köselik) Dişi ısırgan tohumları (soluk yeşil olup sarımtırağa kaçar, erkek ısırgan tohumuna göre zayıftır) balla macun yapılıp yenmeye devam edilir.

Faydaları;

Isırgan otu hemen hemen her hastalığa şifalı gelen mucizevi bir bitkidir.
Çeşitli rahatsızlıkların etkisi ile oluşan şiddetli baş ağrılarında yararlıdır.
Kan temizleyici olduğundan egzama ve bazı mantar hastalıklarına iyi gelir. Sivilcelere iyi gelmektedir.
Kan temizleyici özelliğinin yanı sıra kan yapıcı özelliğine de sahiptir. Bu sebeple sarılık, kansızlık ve ağır kan hastalıklarında fayda sağlar.
Pankreas üzerine iyi uyarıcı etki yapar.
Kan şekerini düşürmeye yardımcı olur.
İdrar yolları hastalıkları, enfeksiyonları ve idrar tutukluğunu düzeltir. Böbrek taşlarına da iyi gelmektedir.
Çayı kabızlığa 3-4 haftalık bir kür halinde iyi gelir.
Ayrıca zindelik ve enerji vermektedir.
Grip ve soğuk algınlıklarına karşı koruyucu olarak kullanılır.
Mide ve safra kesesi rahatsızlıklarına iyi gelir.
Siyatik, romatizma hastalarında ısırgan banyoları fayda sağlar.
Çayı ile saçlar yıkandığında canlanır ve parlar. Kepeği önler.
Ayak damarları ve kroner damar daralmalarına ısırgan kökü banyosu faydalıdır.
Akciğer kanserinde ebegümeci ile birlikte %3 seviyelerinde başarı gösterdiği kanıtlanmıştır.
Kuyruk sokumundaki kıl dönmelerine lapası iyi gelir.
Sulu gözleri rahatlatır, saman nezlesinin semptonlarını hafifletir.
Tohumları immün sistemi güçlendirici olduğundan yaşlılara iyi gelir.
Tansiyon düşürücü etkisine sahiptir.
Gargarası nefesi temizler, cilt temizliğine de yararlıdır.

Ağır kalp hastaları, şeker hastaları ve böbrek hastaları kullanmamalıdır. Bazı insanlarda mide bulantısı ve idrarda zorluk olmak üzere içeriğindeki, formik asit ve histamin dolayısıyla sürüldüğünde deriyi acıtarak tahrişe sebep olur. Bazen de çayı deriye rahatsızlık vermektedir.

Kaynak ve Referanslar:Karma/Araştırma

1-“Gesundheit aus der Apotheke Gottes” “Tanrı’nın Eczanesinden Saglık”, Maria Treben

2-Türkiye’de Bitkilerle Tedavi, Prof.Dr. Turhan Baytop, I.U Eczacılık Fak.

3-“Bir Yudum Sağlık”, N.Eröztürk, Anahtar yayınları, İstanbul,2000

4-“Maria Treben’s Heilerfolge”,”Maria Terben’in Tedavi Başarıları”, M.Treben,Çev.:Niyazi Eröztürk

Şifa Olsun..

Sevgiyle..

(/Araştırma//Vit-amin.net//)

HABBAT EL BARAKAH….KutSanmış toHum….

ÇÖREKOTU YAĞI

ÇÖREKOTU….
Ortadoğu ülkeleri arasında birçok derdin dermanı olduğu için “Habbat Al Barakah” ya da “Kutsanmış Tohum” olarak bilinen çörekotu, binlerce yıldır Ortadoğu, Asya ve Afrika’da kullanıldığı gibi günümüzde Amerika ve Avrupa’da da tanımış ve kullanılmaktadır. Çörek Otu Yağı, % 58 oranında omega-3 ve omega-6 yağ asidi ihtiva etmenin yanında, selenyum, çinko, demir, bakır, kalsiyum mineralleri ve yüksek oranda E vitamini içermektedir. Tamamen doğal olan çörek otu tohumu yağı, taze çörek tohumların soğuk pres yöntemi ile üretilip şişelenmiş halidir. Soğuk Pres üretim metodunda çörek tohumu yağı 35°C den fazla ısıya maruz kalmaz. Böylece Çörek otu yağının içindeki faydalı enzimler, mineraller ve vitaminlerin kimyasal yapısı bozulmaz.

Çörek tohumunun yapısındaki sert selüloz tabakası sebebiyle bu tohumun direkt olarak tüketildiğinde ince bağırsak iç yüzeyini yaralayabildiği bilinmektedir. Ayrıca çörek tohumu bütün olarak tüketildiğinde insan vücudunda selülozu yeterince parçalayabilen enzim olmadığı için ve çörek tohumlarının sindirim enzimlerine karşı dayanıklı olduklarından dolayı, midede parçalanmadan ve vücudumuza daha merhaba bile diyemeden büyük bir kısmı dışkı yolu ile vücuttan atılır. Bundan dolayı soğuk preslenmiş çörek tohumunun yağ haliyle tüketilmesinin vücudumuz için çok daha yararlı olduğu kanıtlanmıştır.
Çörek otu içinde elementler, enzimler, vitaminler özelikle çok miktarda selenyum, çinko, demir, bakır, kalsiyum mineralleri ve etken madde olarak; E vitamini ihtiva eder. Oleik asit, Omega3, Omega6 ve % 58 oranında temel yağ asidi bulunmaktadır.

Çörekotu yağı içinde bulunan doymamış yağ asitleri, selenyum ve uçucu yağlardan timokinon, ditimokinon,timohidrokinon, timol ve nigellon sayesinde, bağışıklık sistemini düzenleyen ve güçlendiren (interferon proteinlerinin sentezini artırıcı) özelliği vardır. Bağışıklık sistemini güçlendirici özelliği sayesinde vücut hastalıklara karşı çok daha iyi savaşabilmektedir.
Çörek otu yağı polen alerjisi gibi birçok alerjik rahatsızlıklar, iltihaplanma, sinire bağlı deri hastalıkları ve astım tedavisine yardımcı olmaktadır.
Bağışıklık sistemini güçlendirmesinden ötürü nezle ve gribal enfeksiyonların daha hızlı atlatılmasını sağlar.
Çörek otu yağı vücuttaki mikrop, bakteri ve mantarlara karşı öldürücü tesire sahiptir.
Astım, şeker ve romatizma tedavisinde destek sağlayıcı gıda takviyesidir.
Çörek otu yağı vücuttaki yorgunluk, uyuşukluk halini giderip zindelik ve dinçlik verir.
Çörek otu yağı kansere karşı koruyucu etkisi vardır.
Çörek otu yağı bir çok kanser tümörüne karşı ilaç tedavisini destekleyici besin olarak kullanılmaktadır.
Kan şekerini düşürür. Kan şekerini dengeleyici etkisi vardır.
Çörek otu yağı içinde bulunan demir elementleri sayesinde kan yapıcı özelliği vardır.
Çörek otu yağı cinsel gücü artıcı etkisi vardır.
Çörek otu yağı vücuttaki zehirleri süzerek atar. Vücudu toksinlerden arındırır.
İdrar söktürücü özelliği ile safraya iyi gelir.
Hemoroite faydalıdır.
Kan damarlarını güçlendirerek kan dolaşımını arttırır. Damar sertliğinin gelişimini engeller.
Çörekotu yağı karaciğeri, kurşun ve cıva gibi toksin metallerin zararlı etkilerinden korur.
Çörek otu yağı yaraların çabuk iyileşmesini ve hücrelerin yenilenmesini hızlandırır.
Çörek otu yağı Alerjiyi önler. Özellikle bahar aylarında görülen polen alerjisinde etkilidir.
Çörek otu yağı hormon sistemini ve ruh hâlini sağlamlaştırır.
Doğal antidepresan (depresyon giderici özelliği) etkisi vardır.
Çörek otu yağı kadınlardaki regl dönemi sancılarına ve diş ağrılarına karşı yine başarılı sonuçlar elde edilmektedir.

ÇÖREK OTU YAĞININ HARİCEN KULLANILDIĞI YERLER
Hassas, zarif ciltler için doğal nemlendiricidir.
Saçı besleyip güçlendirerek dökülmesini önler. Saç dökülmesi ve kepeğe karşı saç diplerine friksiyon şeklinde uygulanır.
Saçların beyazlamasını önler ve durdurur.

Çörek Otu Yağının Besin Değeri:
100 gr. çörek otu yağında;

Protein %21

Yağ, doymuş yağ asitleri %18, doymamış yağ asitleri %82

Karbonhidrat %35

Mineraller (kalsiyum, fosfor, selenyum, demir, çinko, bakır) %6-9

Ayrıca çörek otu yağında bol miktarda omega 3, omega 6, B1, B2, B3, B6 ve folik asit bulunmaktadır.

Sevgiyle….

(/Vit-amin.net//)

KARADUT….

karadut

Karadut ağaç meyvesi insan vücudu için çok iyi bir antioksidan içer. Antioksidanlar serbest radikalleri pasif hale getirerek bağışıklık sistemini güçlendirmesini sağlarlar. Karadut pekmezi içerdiği flavonoidler sayesinde insan kalbini koruma ve yaşlanmayı önleme etkisi bulunduğu kanıtlanmıştır. Karadut bitkisi büyürken böçek ve sinek yapmayan tek orjinal insan eli değmemiş organik bir tür bitkidir.

Karadut meyvesi betakaroten (A vitamini) salgılamaktadır. Ancak kara dut toplanmadığı zamanda mevsim şartları değiştiği için karadut meyvesinin en bol olduğu zamanlarında kaynatılarak karadutun pekmezi veya reçeli yapılarak karadutun insanlara sağladığı bKaradut şurubu insan sağlığı ve gençlik aşısının kalıcı olması için karadut pekmezi sürekli olarak insanlar tarafından tüketilmelidir.

Karadut şurubunun insan sağlığına faydaları kanıtlandığını herkes bilir. Karadut pekmezi yüksek miktarlarda demir vitamini içerdiği için kansızlık sorunu çeken insanlar ve hastalar için birebir ilaç tedavisi yerine geçer. Kansızlık sorunu olanlar hiç bir ilaç içmeden sadece karadut pekmezi yiyerek sağlıklı şekilde vücudunun demir (FE) ihtiyacının karşılandığı görülmektedir. Kansızlık sorunu yaşayanlar için destekleyici ek gıda olarak doktorlar bile bitkisel karadut reçel ve çaylarını hastalarına önermektedirler. Karadut anne sütünü kadar sağlıklı bir besin ve bitkidir.

 

Karadut pekmezi üretimi ve pekmez yapım yeri Elazığ ilinin köylerin dedir. Elazığ köylerinde yetişen ve toplanan karadut pekmezi faydalarına bakacak olursak; içerisinde demir elementi (Fe) bulunması ve içerdiği vitaminler ile kansızlık sorunu çekenlere tedavi sürecinde destekleyici gıda olarak vitamin takvisyesi yapılmasıdır. Karadut pekmezi veya çayı yapılırken içerisine hiç bir şekilde şeker ve glikoz gibi yapay tatlandırıcı eklenmez ve güneşten kara dut meyvesi kurutularak müşterilerin tüketim ihtiyaçlarına hazır hale getirilmektedir.

Karadut pekmezi insanların halsizliğin ve aşırı yorgunluğu gidermektedir.
Karadut pekmezi insan vücudundaki kanı temizlediği için anemi hastalıklarında kullanılabilir.
Karadut pekmezi insanlardaki kan basıncını düşürür ve kanın düzgün olarak beyine pompalanmasını sağlar.
Karadut pekmezi kişilerin ülser gibi sindirim sistemi hastalıklarına çok faydalı olduğu kanıtlanmıştır.
Karadut pekmezi insanların mide salgılarını arttırır ve vücudun dengede olmasını sağlar.
Karadut pekmezi diş sorunu yaşayanlarda dişlerin güçlü olmasını ve saçların kafada sağlam olarak durmasını sağlar.
Karadut pekmezi hepatit tedavisinde, kronik olan gastrit ve hepatit gibi hastalıkların tedavisinde kullanılabilir.
Karadut pekmezi uykusuzluk sorunu çeken kişiler için hiç bir uyku ilacı almadan uyumanıza yardımcı olur.
Karadut pekmezi spor salonlarında bady sporu yapan sporcular için enerji ve besin deposu olarak bilindiği için vücut geliştirme sporu için satılan bitkisel ürünlerde kullanılır.
Karadut pekmezi çocuklarda zeka gelişimine yardımcı olur ve ayrıca çocukların pamukçuk denilen hastalıkların tedavisinde kullanılır.
Karadut pekmezi suyu ile ağızda gargara yapılırsa boğaz ve ağız ile ilgili tüm hastalıklarda iyileşme gösterir.
Karadut pekmezi karaciğer hastalıklarını gidermede vücuda bağışıklık kazandırır.

Karadut çayı antioksidan etkiye sahip olduğu için insan vücudunun bağışıklık sistemini kuvvetlendirerek vücut direncini arttırmaktadır.
Karadut çayı enfeksiyon hastalıklarına çok iyi gelmekte olup ayrıca, kalbe de iyi geldiği için damar sertlikleri engelleyerek vücudu rahatlatır.
Kara dut çayı sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlar ve anemi hastalığına iyi geldiği bilinmektedir.
Karadut çayı kansızlığı önler ve kabızlık sorunu çekenlerin kabızlığına yardımcı olur ve rahat şekilde tuvaletini yapmalarını sağlar.
Karadut çayı kandaki şeker miktarını arttırarak vücuttaki yaraların kapanmasında çok etkili olmakta olup çoğu hastalıkların enfeksiyonlarında tedavi amaçlı görev rolü almaktadır.
Karadut çayı ve pekmezi ilaç değil bir tür gıda takviyesi niteliğinde doğal organik bir meyvedir.
Kandaki şeker miktarını arttırarak şeker hastalığı tedavisinde kullanılmaktadır. Kara dut vücuttaki yaraların kapanmasında etkilidir. Ayrıca karadut çayı Ağız ve boğaz enfeksiyonlarına tavsiye edilir.

Kısacası…

*İçerdiği flavonoidler sayesinde kalbi koruyucu, yaşlanmayı geciktirici etkisi bulunuyor.
*Sadece bir kabın üçte birini dolduracak kadar karadut, dört gram protein içeriyor ve bir kabın üçte birini dolduracak kadar karadut, günlük lif ihtiyacının yüzde 20’sini karşılıyor.
*Kronik gastrit ve hepatit tedavisinde kullanılabiliyor.
*Mide ve bağırsakların düzenli çalışmasına yardım ediyor. Özellikle yemekle birlikte yenildiğinde hazmı kolaylaştırıyor.
*Diğer meyvelerin yarısı kadar şeker içermesinin yanı sıra şekerin sindiriminin önüne geçiyor. Bu sayede diyabeti önlediği düşünülüyor.
*Karaciğeri kuvvetlendiriyor.
*Halsizliği, aşırı yorgunluğu gideriyor.
*Saçların ve dişlerin güçlenmesini sağlıyor.
*Sindirim sistemi kronik hastalığına faydalıdır.
*Aç karnına yenirse kabızlığı gideriyor ve hatta ishal yapabiliyor, bağırsak kurtlarını düşürmeye de yardımcı oluyor.
*Öksürüğü gidermeye yardımcı oluyor.
*Kansızlığa iyi gelir.
*Kan basıncını düşürüyor.
*Mide salgılarını arttırıyor
*Uykusuzluğa iyi geliyor.
*Ateş düşürüyor..
*Ağız, bademcik, boğaz iltihabı ve diş eti hastalıklarına karşı fayda sağlıyor.

Sevgiyle…

(/A//Vit-amin.net/)

TİN’ e…İNCİR’e….

incir

Peygamberimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem “İncir yiyin. Eğer dünyada Cennetten bir meyve bulunduğunu söyleseydim, bunun incir olduğunu söylerdim, çünkü Cennet meyvelerinin çekirdeği olmaz.” “İncir yiyin, çünkü o basuru keser, ayağın oynak yerlerindeki ağrıları yok eder.” “Her kim kalbinin rahat çalışmasını isterse, incir yemeye devam etsin.

İncir, içerdiği yüksek oranlardaki potasyum, protein, vitamin ve minerallerle hücrelerin yenilenmesini sağlayan bir besindir. Diğer meyvelere üstünlüğü ise kalsiyum ve magnezyum içeriği açısından anne sütüne olan yakınlığıdır. Hem anne sütüne yakındır hem de yeni doğum yapmış annelerin sütünü artırır.

İncir dünyadaki en besleyici besin olmayabilir ancak potasyum ve lif içeriği açısından oldukça önemli bir meyvedir. İçerdiği yüksek oranlardaki protein, vitamin ve minerallerle hücrelerin yenilenmesini sağlayan bir besindir ve bağışıklık sistemini güçlendirici özelliği ile de dikkat çeker.

Yapılan bir araştırma, diyetinde yüksek miktarda lif tüketen erkeklerin (yaklaşık günde 29 gr) az lif tüketenlere kıyasla kalp krizi riskinin yüzde kırk oranında düştüğünü göstermiştir. Yüksek lif içeren beslenme tarzlarının çok daha sağlıklı bir kan şekeri ve kilo kontrolü sağladığı da ispatlanmıştır. 3-4 incirde yaklaşık 5 gr lif bulunur ki bu da inciri en yüksek lif içeren besinler arasına yerleştirir.

Süte yakın kalsiyum içerir İncir ile ilgili olarak, işin içinde bir de kalsiyum var. Ortalama 3-4 incir yaklaşık 125 kalori karşılığında size 82 mg kalsiyum, artı 34 mg magnezyum sunar. Bu bir bardak portakal suyundakinin üç katından daha fazladır.

Kalp hastalıkları, inme ve yüksek tansiyona birebir Sadece 3-4 adet incirle 473 mg potasyum da alırsınız ki bu miktar inciri potasyum miktarı yüksek besinler arasına da sokar. Yapılan çok sayıda araştırmada sebze ve meyve gibi potasyum açısından zengin yiyeceklerle beslenen insanların kalp rahatsızlığı ve inme yaşama oranlarının düşük olduğu kanıtlanmıştır.

Üstelik tansiyonu düşük tutmanın kilit maddesi potasyumdur. En son yapılan incelemelerde düzenli şekilde yüksek potasyum içeren besinler tüketen insanların kan basıncının tüketmeyenlere kıyasla daha düşük olduğu kanıtlanmıştır.

Potasyumun tansiyon üzerindeki etkisinin incelendiği 33 araştırmayı yakın zamanda gözden geçiren araştırmacılar işe başlarken tansiyonu normal olan ve günde 2.340 mg potasyum alan (besinlerden takviye olarak) katılımcıların yüksek tansiyon yaşama riskinin yüzde 25 oranında azaldığını keşfetmişlerdir.

İncir çok iyi bir antioksidan (kanser karşıtı maddeler) kaynağıdır ve herhangi bir sağlık problemi olmayan bireyler günde 3-4 adet inciri rahatlıkla tüketilebilirler. İncir özlerinin, tahminen içerdiği benzaldehit sebebiyle, Japon araştırmalarında tümörleri küçülttüğüne dair yaklaşık 100 kadar kayıt bulunmaktadır.Ancak fruktoz (meyve şekeri) oranı yüksek olduğu için şeker hastalarının günde 2 inciri proteinli gıdalarla tüketmesi gerekir.

Enerji deposu: Yaş incir kurutulduğunda, bünyesindeki kalsiyum oranı yaklaşık 4 kat artar ve bu sayede müthiş bir kalsiyum ve enerji deposuna dönüşür. Kurutulmuş incirin balgam söktürücü özelliği de ortaya çıkarken, protein sentezinde kullanılan aminoasit çeşidi açısından da zenginleşti-ğinden hücre gelişimini destekler.

Kan şekerini düzenler: İncir sanılanın aksine günde bir-iki adet tüketildiğinde kan şekerini düzenler, hazmı kolaylaştırır, çocukların gelişiminde ise anne sütü kadar faydalıdır. Her gün bir adet tüketilen incirin ise kolesterolü düzenlediği kaydediliyor.

Enfeksiyonlara karşı aşı niteliğinde: İncirin bünyesinde bulunan fruktoz (meyve şekeri), albüminli maddeler, organik asitler, pektin, provitamin, A, B1, B2, C vitaminleri, magnezyum, kükürt ve fosfor bulundmaktadır ve bu vitamin ve mineraller enfeksiyonlara karşı vücudumuzu korumada başrol oynar.

0 kolesterol;
1,2 gr. yağ;
6.7 gr. lif;
163 mg. Fosfor;
138 mg. Kalsiyum;
4,2 mg. Demir;
640 mg. Potasyum;
91,5 mg. magnezyum;
0,073 mg. B1 vitamini
ve 0,072 mg. B2 vitamini.

İncirde şifa vardır…İncir içerdiği lif oranıyla metabolizmayı düzene sokar..Mg ve Ca ile de vücudun ihtiyacı olan zihinsel ve bedensel gücü artırır.Kollesterolu düşürerek kalp ve damar sağlığını korur..Hatta şekerli bir meyve olmasına ragmen hipo glisemiye neden olabileceğinden şeker sorunu olanların insülin almaları nedeniyle diğer şekeri düşüren gıdalarda olduğu gibi dikkkatl, tüketmeleri önerilir..Aynı zamanda beyinle dost yiyecekler arasındadır…

Sevgiyle….

(/A/Vit-amin.net/)

ECZANE gibi AyVa…..

ayyvaa

“Grip ve nezle olanlar bol bol ayva yemelidir”

Meyvesinde pektin, tanen, şeker, organik asit, A ve C vitamini ve mineral tuzlardan bol miktarda bulunduğunu, tohumlarında ise yüzde 14-18 oranında tutkal maddeler, yüzde 16-20 oranında yağ, tanen, renkli maddeler ve yüksek oranda protein, az miktarda amygdalin ve emülsin olduğunu belirten Prof. Dr. Karadeniz, ayvanın kalp, akciğer, boğaz, mide, böbrek, göz, bağırsak, ağız rahatsızlıkları ve adet kanamalarına oldukça faydalı olduğunu dile getirdi.

Vücudun gelişmesine yardım eder. Ayva damar sertliğine, karaciğer tembelliğine iyi gelir, tansiyonu düşürür, safrayı düzene sokar. Yapraklarının çayı kalp ağrılarına iyi gelmekte, sakinleştirici özelliği bulunmaktadır. Meyvesinden yapılan reçel, sindirim sistemi rahatsızlıklarında tedavi edici olarak görev üstlenmekte, cinsel arzuyu kuvvetlendirmektedir….

Tereyağında pişirilen ayva; nefes yolu hastalıklarına, müzmin öksürüğe, bronşite ve tüberküloz hastalığına iyi gelmektedir. Ayva çiçeği bal ile macun yapılıp yutulursa, baş ağrısını keser. Ayva çiçeği kaynatılıp içilirse, kalp çarpıntısını keser, kalbi kuvvetlendirir, annenin sütünü artırır. Ayva kokusu kalp ve dimağı kuvvetlendirir. Ayva hoşafı yaşlıların ayaklarının tutukluk yapmasını giderir. Ayva varise karşı iyidir, yorgunluğu, bitkinliği giderir.”

Kaynak:Prf.Karadeniz

(/A/Vit-amin.net/)

Kuşburnu ve familyası…

KUŞ

Yabani Meyveler

Anadolu, bitki örtüsünün zenginliği açısından dünyanın en önemli bölgelerinden birisidir. Bu bölgede bir çok yabani meyve doğal olarak varlığını korumaktadır. Bu meyveler çoğunlukla taze olarak tüketilmekle birlikte reçel ve marmelat gibi gıdalara da işlenmektedir. Bu meyveler ve bunlardan üretilen gıdalar dış pazarda da ilgi bulmaktadır. Beslenmede meyve ve sebzeler esas olarak vitamin, mineral madde ve gıda posası kaynağı olarak önem taşırlar. Bu maddeler insan vücudu için büyük önem taşıyan maddelerdir ve mutlaka diyetle alınmalıdır (Kökosmanlı ve Keleş 2000). Günümüzde insanlar, pestisit, yapay gübre vb. uygulanmaksızın doğal koşullarda yetiştirilen ve organik gıdalar olarak adlandırılan gıdalara daha fazla ilgi göstermekte ve bunlara çok daha fazla para ödemektedirler. Özellikle yabani meyvelerin yapısında bulunan bazı maddelerin sağlık üzerindeki olumlu etkilerinin ortaya konulmasından sonra bu maddeler giderek daha fazla ilgi çekmektedir ve bu ilginin de giderek artacağı düşünülmektedir.

Ahududu

Üzümsü meyveler içerisinde yer alan, böğürtlene benzeyen, çalı görünümünde bir bitki olan ahududu ilk defa eski Yunanlılar tarafından bulunmuştur. Latincesi Rubus idaeus olan ahududuya bir çok batı dilinde İda dağı böğürtleni denilmektedir. Meyvesi çileğe benzediğinden bazı yörelerimizde ağaç çileği olarak adlandırılmaktadır. Ahududu çiçek sapçığına yapışık bir çiçekliğin taşıdığı 30-80 küçük tekil meyvenin oluşturduğu koni biçiminde yada yuvarlak dut irisi bir meyve olup sistematikte Rosaceae familyasının Rubus idaeobatus alt cinsine dahil edilmektedir.

Alıç
Nisan- Mayıs ayları arasında pembemsi beyaz renkli ve kokulu çiçekler açan 2-4 m yüksekliğinde çalımsı bir ağaç veya ağaççıktır. Orman, koru, çit ve dere kenarlarında karşılaşılır. İstanbul, Uludağ, İzmit, Bolu, Zonguldak, Sinop, Ankara, Erzincan, Gaziantep, Adana, İskenderun illerinde yaygın olarak bulunmaktadır (Baytop 1963). Alıçlar Rosaceae familyası, Maloidae alt familyası, Crataegeae bölümü ve Crataegus cinsine dahildirler. Yaklaşık olarak dünyada 200 ve ülkemizde ise 17 civarında alıç türü bulunmaktadır. Meyveleri türlere göre farklılık gösteren; beyazımtırak açık sarıdan, sarıya, turuncuya; kırmızıdan morumsu siyaha kadar değişen, farklı renk varyasyonları göstermektedir. Değişik görünüm ve irilikte bulunan meyvenin unlu bir meyve eti vardır. Meyveler sonbaharda olgunlaşmaktadır. Alıç meyvelerinin kalp hastalıklarında, kalp atışlarını düzenleyici, yatıştırıcı, spazm azaltıcı ve aynı zamanda tansiyon düşürücü etkisinin yanı sıra kabız önleyici, idrar arttırıcı ve anti tümör etkiye sahip olduğu bildirilmiştir (Gazioğlu 2000).

Böğürtlen
Türkiye’de yaygın bulunan ve yabani olarak yetişen meyvelerden biri olan böğürtlen, Rosaceae familyasının Rubus L. cinsine girmektedir. Rubus cinsi de İdeaobatus focke ve Euabatus focke olmak üzere 2 alt cinse ayrılmaktadır. Böğürtlen bunlardan Euabatus alt cinsine girmektedir. Euabatus alt cinsi, taksonomistler tarafından çok farklı sınıflara ayrılmaktadır. Çok karmaşık bu sınıflandırma içinde böğürtlenlerin genel tanımlanmasında Rubus fructicosus kullanılmaktadır (Tosun ve Artık 1998). Böğürtlenlerde antosiyanin adı verilen ve sağlık açısından önemli olumlu etkileri bulunan bileşikler oldukça fazla bulunmaktadır.

Çay Üzümü
Ericaceae (Fundagiller) familyasına ait Vaccinium arctostaphylos, kışın yapraklarını döken veya dökmeyen çalı veya ağaççık halinde bitkilerdir. Meyvelerinde organik asitler, pektin, fenolik maddeler ve renk maddeleri bulunmaktadır. Yaprak ve meyveleri eczacılıkta kabızlık önleyici, antiseptik, kuvvet verici, idrar söktürücü etkisinden dolayı üriner sistem hastalıklarında ve ayrıca şeker hastalığına karşı kullanılır. Meyveleri küçük, yuvarlak, mavimsi-siyah renktedir. Meyveler taşıdığı pektin, şeker ve organik asitler nedeniyle reçel üretimine oldukça elverişlidir (Özer 1989).

Dut
Dut, Moraceae takımında yer almaktadır. Siyah (Morus nigra), beyaz (M. alba) ve mor (M. rubra) çeşitleri bulunmaktadır. Asya’da yaygın şekilde yetiştirilen yalnızca taze veya kuru olarak değil aynı zamanda şurup, pekmez ve pestil olarak da tüketilen bir meyvedir. Pakistan’ın kuzey bölgelerinde dut ve kayısıdan sonra yetişen ikinci önemli meyvedir. Dut meyvesinin yaygın olarak siyah ve beyaz olmak üzere iki çeşidi bulunmaktadır. Siyah dut kış mevsiminde tüketim amacıyla güneş ışığında kurutulmaktadır, fakat beyaz çeşitleri güneş ışığında kurutulmak için uygun değildir ve genellikle taze olarak tüketilmektedir. Ağaçlardan toplanan beyaz dutların %60’dan fazlası koruma tekniklerinin yeterli olarak bilinmemesinde dolayı ziyan olmaktadır.

Gilaburu
Dispacales (Rubiales) takımının Caprifoliaceae (Hanımeli) familyasından olan gilaburu bitkisi (Vibirnum opulus), Crampbark, Guelder Rose, European Cranberrybush gibi ismlerle de anılmaktadır. İnce kabuklu, tek çekirdekli, karın yarığı bulunmayan küre şeklindeki meyvelerden yaklaşık 30-40 tanesi bir salkımı oluşturmaktadır. İnce ve düz yapıdaki kabuk meyveye yapışık olarak bulunmaktadır. Bu meyveye ilişkin olarak Cine-Tarım Nisan 2003 sayısında detaylı bilgi bulunabilir.

Kızılcık
Kızılcık,Cornasea Cornus mas L. türüne ait oval biçimli, 10-15 mm uzunluğunda, olgun kırmızı renkli, ekşi tada sahip meyvelerdir. Kızılcığın anavatanı Anadolu, Kafkasya ve Avrupa olup, yurdumuzda Kuzey Anadolu ormanlarında, çalılıklarda doğal olarak yetişmektedir. Kızılcık, fazla ekşi ve buruk lezzetinden dolayı taze meyve olarak pek tüketilmemekte daha çok nektara işlenmektedir. Yetiştiği yörelerde beslenme ve sağlık açısından halkın değer verdiği bir meyve olan kızılcığın tazesi ve kurutulmuşu, başta ishal tedavisi olmak üzere değişik rahatsızlıklarda halk ilacı olarak yüzyıllardır kullanılmaktadır.

Kızamık
Kızamık (Berberis vulgaris) meyveleri pembe renkte, yaklaşık 10 mm uzunluğundadır. Bitki uzun ve kırmızı renkli bir çalıdır. Dünyada bulunduğu 5-6 ülkeden biri Türkiye’dir. Yapısında berbamin, berberin, berberubin gibi alkoloidler yer alır. Özellikle idrar yolları rahatsızlıklarında olumlu etkilerinin olduğu bilinmektedir. Ayrıca antioksidan, antitümör, antibakteriyal etkileri de vardır.

Kuşburnu
Ülkemizde çeşitli yörelerde doğal ve yaygın olarak yetişen kuşburnu, gerek vitamin ve gerekse mineral madde içeriği yönünden zengin bir meyvedir. Meyve içi tüylü olup çok sayıda çekirdek içermektedir. Rosaceae familyasının Rosodleae alt familyası kapsamına giren kuşburnu, çok yıllık bir bitkidir. Genellikle 1-2 metre yükseklikte olup, ışık alan yörelerde ve açık alanlarda yetişmektedir. Çoğunlukla kızılcığı andıran meyve şekline sahiptir. Ülkemizde genellikle her yörede yetişir. Özellikle Orta ve Kuzeydoğu Anadolu’da geniş bir yayılma alanı gösterir (Yamankaradeniz 1983, Nergiz et al. 1999). Kuşburnu bitkisinin başlıca önemi içerdiği C ve P vitaminlerinden kaynaklanmaktadır. C vitamini açısından dünyada bilinen en zengin meyve olan kuşburnunda portakaldan yaklaşık 8-20 kat daha fazla C vitamini bulunmaktadır. Bazı araştırıcılar ise bu meyvenin P vitaminin, vitamin C’ den daha önemli olduğu görüşündedir. Dünya halk hekimliğinde kuşburnunun mide yanması, böbrek rahatsızlıklarının tedavisinde ve çeşitli kuvvet şuruplarının hazırlanmasında kullanıldığı belirtilmektedir. Kuşburnu bitkisi içerdiği C ve P vitaminlerinin yanı sıra K, E ve B2 vitaminlerini de ve provitamin A’yı geniş ölçüde içermektedir (Velioğlu ve Poyrazoğlu 1988). Bu meyve hakkında daha detaylı bilgi Cine-Tarım Haziran 2003 sayısında bulunabilir.

Mürver
Ülkemizde Sambucus (Caprifoliceae) cinsine ait iki tür (S. ebulus ve S. nigra) yetişmektedir;. Her iki tür de halk arasında mürver adı ile tanınmakta; kök, kabuk, yaprak, çiçek ve meyveleri çeşitli amaçlarla kullanılmaktadır. Köklerinde iridoid heterozitleri olarak adlandırılan bileşikler; yapraklarında C vitamini; çiçeklerinde tanen, uçucu yağ; meyvelerinde tanen, pektin, antosiyaninler, C vitamini ve organik asitler bulunmaktadır. S. ebulus’un olgun meyveleri de yukarıda öneminden söz edilen antosiyaninler açısından zengin bir kaynaktır (Çoknaz 1989).

Üvez
Anavatanı Finlandiya olup Rosaceae familyasına ait yabani bir meyvedir (Hakkinken et al. 1999). Ülkemizde Marmara ve Karadeniz bölgelerinde yetiştirilmektedir. Ağustos ve Eylül aylarında hasat edilen meyvenin Türkiye’de 11 türü bulunmaktadır. Olgunlaşmamış meyveleri küçük kırmızı taneler şeklinde salkımlar üzerinde bulunmaktadır. Üvez ( Sorbus aucuparia ) meyvesi, hasat edildiğinde yapısındaki yüksek düzeydeki fenolik bileşikler nedeniyle tüketilemeyecek kadar buruk bir tada sahiptir. Bu meyvelerde olgunlaşma ile fenolik madde yapısında bazı değişiklikler olmakta meyve zaman içinde yenilebilir bir hale gelmektedir. Meyve, yapısındaki yüksek orandaki fenolik maddelerin yanı sıra önemli düzeylerde şeker, karotenoid bileşikler ve C vitamini de içermektedir (Hakinken et al. 1999).

Yaban Mersini
Yaban mersini (Vaccinium myrtillus), ormanda ağaç altında yetişen ve yüksekliği 25 cm dolayında bir çalıdır. Ülkemizde murt olarak da adlandırılmaktadır. Meyvesi koyu mor-beyaz alacalı renkte ve yuvarlaktır (Ekşi ve Artık 1988). Akdeniz havzasının tipik doğal bitkilerinden olan yaban mersini, Türkiye’de Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz bölgelerinin sahil şeridi boyunca ormanlık ve makilik arazide yaygın olarak bulunur. Meyveleri önce siyah-lacivert, sonra kırmızımsı-beyaz pembe renkli ve etlidir. Özellikle beyaz renkli büyük meyveler taze olarak, morlarsa kurutularak bazı yörelerde tüketilmektedir (Özcan ve Akbulut 1998).

Yemişen
Crataegus monogyna Jacq olarak isimlendirilmektedir. Yüksekliği 10 metreye kadar çıkabilen bir ağaçtır. Meyveleri 6-10 mm çapındadır ve rengi kırmızı veya kırmızı-kahvedir. Çiçek ve meyvesinin tansiyon düşürücü etkisi olduğu ve kalp ilacı üretiminde hammadde olarak kullanıldığı bildirilmektedir.

KAYNAKLAR

Baltacıoğlu, C. 2003. Yüksek lisans tezi öndenemeleri (Basılmamış). Ankara Üniversitesi. Ankara.
Baytop, T. 1963. Türkiye’nin Tıbbi ve Zehirli Bitkileri. İstanbul Üniversitesi Yayınları: 1039, 551 s., İstanbul.
Çoknaz, U. 1989. Memleketimizde yaygın olarak bulunan Sambucus ebulus (Caprifoliceae) çiçek ve meyvelerin farmakope analizleri ile rutozit ve antosiyanozit içeriği açısından değerlendirilmesi. Yüksek lisans tezi. Ankara Üniversitesi. Ankara.
Ekici, L. ve Velioğlu, S. 2003. Gilaburu bitkisi ve sağlık açısından önemi. Cinetarım. 6(46); 38.
Ekşi, A. ve Artık, N. 1998. Bazı yabani meyvelerin (kuşburnu, yemişen, alıç, yaban mersini, kızamık) kimyasal bileşimi üzerine araştırma. Gıda Sanayi 9; 33-34.
Gazioğlu, R.İ. 2000. Van yöresinde yetişen alıçlar. Yüksek lisans tezi. Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Van.
Görtay, Ş., Kılıç, O. ve Özler, N. 1997. Bursa yöresinde yetişen ahududu meyvesinin bileşimi ve bu meyveden üretilen marmelatların özellikleri üzerinde araştırmalar. Gıda. 22(2); 117-122.
Hakkinen, S., Heironen, M., Karenlampi, S., Mykkanen, H., Ruuskanen, J. and Törrönen, R. 1999. Screening of selected flavonoids and phenolic acids in 19 berries. Food Resarch International. 32;345-353.
Karkacıer, M., Poyrazoğlu, E.S., Artık, N. ve Velioğlu, S. 2000. Kuru dut (Morus alba) ekstraksiyonunun kinetiği. Gıda 25(5); 343-348.
Kökosmanlı, M. ve Keleş, F. 2000. Erzurum’da yetiştirilen kızılcık meyvesinin marmelat ve pulpa işlenerek değerlendirilmesi. Gıda. 25(4); 289-298.
Nergiz, C., Kadakal, Ç. ve Gürsoy, O. 1999. Gümüşhane yöresinde doğal olarak yetişen kuşburnu (Rosa canina L.) bitkisinin meyve ve çekirdeğinin bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri. Gıda Bilimi ve Teknolojisi. 4(4); 34-41.
Özcan, M. ve Akbulut, M. 1998. Mersin (Myrtus communis L.) meyvesinin bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri. Gıda. 23(2); 121-123.
Özer, I. 1989. Vaccinium Arctostaphylos L. (çay üzümü) meyvelerinin anatomisi, antosiyanozit ve tanen içeriği üzerinde araştırmalar. Yüksek lisans tezi. Ankara Üniversitesi. Ankara.
Schobinger, U. 1987. Meyve ve Sebze Suyu Üretim Teknolojisi.Hacettepe Üniversitesi, s.22, Ankara .
Tosun, İ. ve Artık, N. 1998. Böğürtlenin (Rubus L.) kimyasal bileşimi üzerine araştırma. Gıda 23(6); 403-413.
Usui, M., Kakuda Y. and Kevan P.G. 1994. Composition and energy values of wild from the boreal forest of northen Ontario. Canadian Journal of Plant Science 74; 581-587.
Velioğlu, S. ve Poyrazoğlu, E.S. 1988. Kuşburnu bitkisinin insan beslenmesi ve sağlığı açısından önemi. Tarım Orman Köy Dergisi Ekim;36-37.
Yamankaradeniz, R. 1983. Farklı oluşum aşamalarındaki kuşburnunun (Rosa sp.) fiziksel ve kimyasal nitelikleri. Gıda 8(4);151-156.

ANA VATANI: Asya, Güney Doğu Avrupa

TÜR ADI : Cornus sanguinea L. (Yabani kızılcık)

 

Sevgilerle…..

(/Araştırma//Vit-amin.net/)