Kategori arşivi: BOTANİK

FİTOTERAPİ ve Eczane ve ECZACI

fitoterapi

Alternatif tedavi denildiğinde ilk akla gelen, bitkilerle yapılan tedavilerdir. Eczacılar tarafından uygulanmalıdır. Bu hem eczacı hemde meslek bilgileri açısıdan daha faydalı our.NİCE senelere başarılar…Eczanede hazırlanıp uygulanması daha iyidir….Bunun akabinde bitkilerle yapılan tedavinin ilkel bir tedavi olduğu şeklindeki bir inanç da doğmaktadır. Oysa alternatif tedavilerin kontrollü bir şekilde, konusunda uzman kişilerce yapılıyor olmasıyla çok büyük başarılar elde edilmektedir ve WHO (Dünya Sağlık Örgütü) bu tür tedavilere onay vermektedir.

Avrupa farmakoplarında da bitkisel tedavilere çok geniş yer verilmektedir. Alternatif veya tamamlayıcı tedavi uygulamalarında tüm tedavi yöntemleri, hastanın durumu göz önüne alınarak en ince ayrıntısına kadar incelenmelidir. Böylece bitkilerle ve doğru seçilmiş tedavi yöntemleriyle, bozulmuş metabolik dengeleri düzeltmek mümkündür. Bu yöntem metabolizmanın kendi kendisini tedavi etmesine dayanır.

Tamamlayıcı ve bitkisel yöntemler, bağışıklık sistemini güçlendirerek bedeni oluşturan organlar arasındaki bozulan dengenin geri kazanılmasını sağlar. Kanserli hastalıklar dâhil (özellikle kemoterapinin yan etkilerinden korunmak amaçlı) birçok hastalıkta kullanılmaktadır.

 

Bitkisel Tamamlayıcı ve Alternatif Tedaviler

Fitoterapi (bitkisel tedavi); aslında günlük hayatımızda sürekli karşılaştığımız, kendi kendimize farkında olmadan da uyguladığımız bir tedavi yöntemidir. Karaciğerimize faydalı olduğunu düşünür enginar tüketiriz, boğazımız ağrır veya öksürürüz bal yeriz, vücudumuzda iltihap vardır zerdeçal ekleriz yemeklerimize veya midemiz ağrır kekik tüketiriz.

Tüm bunları yaparken dikkatimizden kaçan bir noktada bir hastalığı iyileştirelim çabasındayken başka bir yanlış yapmamak. Kullandığımız bitkilerin iyileştirici gücü bugüne kadar yapılmış bilimsel çalışmalar ile ortaya konulmuştur. Bitkiler şifa kaynağıdır. Fakat hangi bitkinin hangi hastalıkta kullanılacağı veya hangi hastalıkta kullanılamayacağı uzmanlık gerektirir. Hastalığın doğru takibi iyileşme sürecini hızlandırır.

Bitkisel destek tedaviler diyabet, kolesterol, kalp-damar hastalıları, enfeksiyon hastalıkları, prostat, hemoroid, ülser-gastrit, depresyon, Alzheimer, troid gibi hastalıklarda kullanılabilmektedir. Özellikle onkoloji (kanser) hastalıklarında bağışıklık sistemini güçlendirici, direnç arttırıcı, kemoterapiden sebep bozulan kan değerleri ve karaciğer enzimlerini düzenlemeye yönelik, radyoterapiden kaynaklı yaralar ve kabızlıkta da bitkisel tedaviler ile mükemmel sonuçlar elde edilmektedir.

Kanser tedavilerinde hastaya daha kaliteli bir yaşam sunabilmek adına öncelikle kullanılan tedavilerin yan etkilerini azaltıcı, etkinliğini ise arttırıcı destekler kullanmak gereklidir. Hastanızın tedavi sürecinin yarım kalmaması için bu desteklere ihtiyacı vardır. Bağışıklık sistemi çöken ve tedavisi devam edilemeyen hastalarda metabolizmanın hastalığa karşı savaşacak gücü azaldığından, hastalık ilerlemeye devam etmektedir. Bitkiler şifa kaynağıdır. Fakat hangi bitkinin hangi hastalıkta kullanılacağı veya hangi hastalıkta kullanılamayacağı uzmanlık gerektirir.

Bitkilerin çok güçlü antioksidanlar olduğunu unutmayın. Kanser hücrelerinin yıkıcı özelliklerinin aksine antioksidanların hücre yenileyici ve onarıcı etkileri ile iyileşme sürecini hızlandırır.

Bitkisel destek tedaviler diyabet, kolesterol, kalp-damar hastalıları, enfeksiyon hastalıkları, prostat, hemoroid, ülser-gastrit, depresyon, Alzheimer, troid gibi hastalıklarda kullanılabilmektedir. Özellikle onkoloji (kanser) hastalıklarında bağışıklık sistemini güçlendirici, direnç arttırıcı, kemoterapiden sebep bozulan kan değerleri ve karaciğer enzimlerini düzenlemeye yönelik, radyoterapiden kaynaklı yaralar ve kabızlıkta da bitkisel tedaviler ile mükemmel sonuçlar elde edilmektedir.

Alternatif tedavilerin temelini oluşturan bitkisel tedaviler modern tıp yöntemleriyle birlikte kullanıldıklarında modern tıp yöntemlerinin yan etkilerinden de daha az etkilenmemizi sağlar. Özellikle kanserli hastalıklarda çok büyük başarılar sağlandığı gibi kemoterapi gibi yan etkileri güçlü olan ilaçlara karşı da vücut direncini arttırırlar.
Günümüzde kimya sanayinin sunduğu çeşitli ürünler, tarımda, sebze ve meyve üretiminde yoğun biçimde kullanılan kimyasal gübreler, genetiği oynanmış gıdalar, çeşitli haşarat öldürücü ilaçlar, hormon takviyeleri hastalıklara yakalanma riskimizi arttırmakta; tarımda ve hayvancılıkta yapılan genetik müdahaleler, besinlerimizi doğal hâlinden uzaklaştırmaktadır. Söz konusu kimyasalların önemli bir bölümü, alerjilere, bağışıklık sistemimizin bozulmasına, çeşitli organlarda depolanarak deri döküntülerine, virütik hastalıkların yayılmasına sebep olmaktadır.

Tüm bu sonuçların ortaya çıkması insanlarda, doğal gıda desteği niteliğindeki ürünlere olan ilgiyi arttırmıştır. Bugün pek çok ilacın, bitkilerden elde edilen kimyasal maddeler temel alınarak ya da başka kimyasallarla karıştırılarak endüstriyel bir biçimde hazırlandığı da herkesçe bilinmektedir.

Hastalıklar geçer…

Aloe VERA…. Doğanın mucize Bitkisi….

alloee

Şu ana kadar yapılan araştırmalara göre ciltte oluşan yara ve yanık gibi deformasyonlarda oldukça etkili olduğu kanıtlanan Aloe Vera anti-bakteriyel etkisiyle enfeksiyon tedavilerinde ve sindirim sistemi hastalıkları kapsamında yer alan kabızlık, hemoroit, mide ülseri, huzursuz bacak sendromuna karşı kullanılmaktadır. Peki, Aloe Vera’yı bu denli kıymetli yapan nedir? Yeşil kabuk bölümünün altında yaprağın iç kısmında bulunan ve parankim hücreler tarafından imal edilen müsilaj görünümlü renksiz kısım olan jeldir.

(A/Vit-amin.net//)

ECZA DEPOSU…

ELLMAA

” Yeryüzünde sizin için ne yaratıp çoğalttıysa hepsinin renkleri çeşit çeşittir (muhteliftir). Muhakkakki bunda, zikreden (tezekkür eden) bir kavim için elbette âyet (delil) vardır. ” (Nahl Suresi/13)

Yer yüzü kainat gibidir…Çeşitli şifalı bitkilerle  donatılmış olup Bir Lokman hekim  misali

Keşfedilmeyi bekler..Şifa isteyen yok mu  şifa vereyim…Şifa…

Rızk  isteyen yokmu rızk vereyim..Rızk…

Aff isteyen yokmu …Aff  edeyim…Aff…

İstiyorum…Allahım..Amin..

Yüce Yaradan  devasını vermediği hiç  bir dert ..şifasını vermediği hiç bir  hastalık yaratmamıştır…O merhamet edenlerin en merhametlisidir…

Onu bilen bildi bilmeyende bilmedi…

Hiç bilenle  bilmeyen bir olur mu…..

Gizli bir hazine idim …Bilinmek istedim…

Sevgiyle…Selam..Vesselam…

(/Vit-amin.net//)

YUNUS….

yunus b

Yunus balığı gören kişi hayatta büyük kazanç kapıları ve iş fırsatları elde edecek bu sayede hiç yokluğa ve darlığa düşmeyecek demektir. Yunus balığı gören kişinin gerek aşk hayatı, gerek iş hayatı her daim yolunda gidecek, mutlu ilişkiler yaşayacak, işlerinde de her daim başarı kazanacaktır.

yunusun

Yunus balığı gören kişi hem hırslı hem de çok azimlidir, kişi bu azmi ve inancı sayesinde istediği her hedefe zaferle ulaşacaktır. Yunus balığı genel olarak çok iyidir, tüm endişe, kuruntu ve şüphelerinden kurtulacağı, hastaysa sağlığına kavuşacağı, işsizse iş kuracağı ya da bir işe gireceği şeklinde tabir edilir. Yunus balığı saadet içinde geçecek hayat olarak yorumlanır.

Önemli bir şans işaretidir. Gören özel yaşantısında iyi bir eş ile yuva kuracak ve saadet içinde yaşam sürdürecek yorumu yapılır.

FİLL

Selam..

(/Vit-amin.net//)

Tarihte M A J İ S T R A L…..

cevre

İslam tıbbında önemli yer tutan hastanelerde eczanenin bulunduğu ve daha sonra Selçuklu ve Osmanlı devirlerinde de değişik sağlık kuruluşlarında bugünkü eczacıların karşılığı olarak kabul etmemiz gereken, drog sağlamak ve ilaç hazırlamak işleri ile görevli uzman kişilerin bulunduğu bilinmektedir.Çok eski yıllardan günümüze kadar belli hastalıklara karşı tedavi edici özellikleri bilinen bitkisel, hayvansal ve anorganik maddeler karışımı olan formüller kullanılmıştır. Bu formüller eski tıp kitaplarında sık rastlanılan ilaç terkipleridir. İşte bunları hazırlayanlar eczacılık mesleğinin öncüleri olan ilk eczacılardır.

Batı’daki gibi Türkiye’de modern  anlayışla açılmış eczanelerde de ilaç yapımında Fransız eczacıların kullandığı ilaç kitaplarından yararlanılıyordu.İlaçlar ile ilgili en eski bilgiler milattan 3000 yıl kadar önce yazıldığı saptanmış olan Sümer tabletlerinde bulunur. Daha sonraları, Mısır papirüslerinde, Çin, Hint, Arap ve Acem yazmalarında bu konuda geniş bilgiler yer alır.Diğer alanlarda olduğu gibi eczacılık sanatının da uygarlığın beşiği olan Yakındoğu’da -Mezopotamya, Anadolu ve Mısır- doğduğu kabul edilmektedir.

Eski çağlarda ilaçlar genellikle bitkisel kökenli droglardan hazırladığı icin, bu dönemde eczacılık `Drogları tanıma ve bunlardan basit yöntemlerle, ilaç hazırlama düzeyinde idi.Orta Asya Türklerindeki hekimlik ve eczacılık hakkındaki bilgilerimiz Ord. Prof. Dr. Reşit Rahmeti Arat’ın 1930- 1932 yıllarında Berlin’de yaptığı yayınlara dayanmaktadır. R.R.Arat`ın yaptığı çevirilere göre Türk- Uygur döneminde Orta Asyada’ki eczacılık hakkındaki bilgilerimizi aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz.

1- İlaç Şekilleri: Merhem, İnfüzyon, Dekoksiyon, Toz, Karışım, Usare, Macun, Hamur, Hap, Pastil, Süpposituvar.

2- İlaç Hazırlama Teknikleri: Ateşe gömerek, kaynatma, kaynatarak köpük elde etme, gölgede kurutma, belli bir miktara kadar uçurma, sıcak külde pişirme, hafif ateşte ısıtma, yanmayı önlemek için sürekli karıştırma, maddeyi yakarak kül elde etmek.

3- Aletler: Elek, havan, kaynatma kabı, ateş kabı, ağırlık ölçüleri, bakır kap, kaynatma kabı, süzme kabı, kıyma tahtası, değirmen, kaşık, kevgir, süzgeç, çanak, tava, keten torba.

4- Ölçüler: Türk- Uygurlar kendilerine has ağırlık ve hacim ölçülerini kullanıyorlardı. İlaçların alınacak miktarları içinde, kaşık, bıçak ucu, mercimek kadar, büyük bir kap kadar, gibi terimler kullanmışlardır.

5- Droglar: Bunlar bitkisel (60 kadar) hayvansal (70 kadar) ve anorganik (10 kadar) kökenli olmak üzere 3 grup altında toplanmaktadır. Burada dikkati çeken husus hayvansal kökenli drogların bitkisel kökenli olanlarından sayıca fazla olmasıdır. Halbuki aynı dönemde Avrupa ve Doğu ülkelerinde, bitkisel drogların miktarı hayvansal drogların miktarından çok daha fazladır.

Selçuklular döneminden eczacılık ve kullanılan ilaçlar hakkında bize bilgi veren en önemli eserler El- Biruni ile İbn El-Baytar’ın kitaplarıdır. Biruni’nin kitabının önemi devrinde kullanılan ilaçlar hakkında verdiği bilgiler yanında mesleğin etraflı ve gerçek, bir tarifini de vermesidir. İslam dünyasında, haklı olarak Eczacılığın Babası unvanını almış olan Biruni (973- 1051) zamanımızdan yaklaşık bin yıl önce eczacıyı aşağıdaki şekilde tarif etmiştir.

‘Saydelani veya saydenani (eczacı) diye; basit ilaçların (drogların) hangi nev’inin iyi olduğunu ve bunlardan hangisinin üstün tutulması ve seçilmesi gerektiğini öğrenmeyi ve tıp ilminin tanınmış kişileri tarafından ortaya konulup herkesçe kabul edilmiş bulunan terkipleri, en geçerli metod ve teknikleri kullanarak, en iyi şekilde hazırlamayı kendine san’at edinmiş kişiye derler.

Cumhuriyet döneminde ise eczaneler, reçete kabul ve ilaç yapım bölümü (laboratuvar) olmak üzere iki kısımdan ibarettir. İki bölüm arasında bulunan küçük bir pencere laboratuvar ile giriş kısmı arasındaki ilişkiyi sağlamaktadır. Reçeteler bu küçük pencereden laboratuvara verilir ve yapılmış ilaçlar da yine bu pencereden alınırdı. Droglar özel tahta kutularda veya çekmeceli dolaplarda saklanıyordu.
Çekmeceler veya kutuların üzerinde drogların isimleri Latince veya Fransızca olarak yazılırdı. Merhemler veya hulasalar özel porselen kaplarda saklanırdı. Bunlar genellikle Fransada yapılmış, silindir biçiminde, üzeri yaldız yazılı ve kapaklı porselen kavanozlardır. Sıvı ilaçlar ve yağlar değişik şekilli cam şişelere konuluyordu. Bunların üzerlerine konulan etiketler genellikle Fransızca yazılmıştır. Dahili preparatlar beyaz hariciler ise kırmızı ile etiketlenirdi.

Her eczanede gram, miligram ve santigrama hassa olmak üzere 3 adet terazi bulunurdu. Kullanılacak maddenin hassasiyetine göre bu terazilerden birinde ölçüm yapılırdı.

İlaçlar hazırlandıktan sonra, şekline göre, kutu veya şişeye konulur, ağzı veya kapağı, mühür mumu veya eczanenin özel mühürü ile, mühür bozulmadan açılmayacak şekilde, mühürlenirdi. Bu usul 1940 yıllarına kadar sürdürülmüştür

Osmanlı İmparatorluğu döneminde resmi bir kodeks (pharmacopoea) hazırlanmamıştır. Fransız kodeksi (Codex Francais) resmi kodeks olarak kabul ediliyordu. Cemiyet-i Tbbiye-i Mülkiye ‘nin kararlarına göre eczacılar bütün preperatları Fransız kodeksine uygun hazırlamak zorunda idiler. Ayrıca F. Dorvault ‘nun kitabı (L’officine, Reportoire General de Pharmacie Pratique) ndan da yararlanılıyordu. Bu dönemde kodeks niteliği taşıyan iki kitap yayınlanmıştır.

Sevgiyle….

(/A//Vit-amin.net//)

REYHAN….KUTSAL FeSLeĞeN…..

fess

 

Her kime reyhan ikram edilirse onu geri çevirmesin! Zîrâ reyhanın kokusu güzel, taşınması da kolaydır.”HZ. Muhammed..(sav)

Fesleğen aşkın sembolüdür…

Bu bitkinin en değerli etkilerinden biri, genetik bilgimizin kodlandığı ve vücudumuzdaki tüm olayları idame ettiren DNA’yı korumasıdır. “Kromozom” adlı yapıları, DNA’nın içerisinde bulunan küçük bilgi paketçikleri olarak adlandırılabiliriz

Beta karoten,C vitamini, K vitamini, kalsiyum, potasyum, magnezyum, demir bakımından zengindir. A vitaminine dönüşür. Anti-oksidan özelliği vardır ve serbest radikallerle savaşır. İyi bir magnezyum kaynağıdır bu da kasları ve damarları rahatlatarak kardiyovasküler sağlığı güçlendirir.

Şifalı bitkilerin insan sağlığına olan etkileri son yıllarda daha çok ön plana çıkmaya başladı.Bunun altındaki en büyük sebep ise bir çok çaresiz hastalığa bu bitkilerin çözüm getirmesi oldu.Bu otlar zayıflamak isteyenlerden kilo almak isteyenlere; hastalıktan kurtulmak isteyenlerden hastalığa önlem almak isteyenlere kadar hemen hemen her dertlinin derdine çare olan doğal ve bitkisel ilaçların kaynağıdır.

Sağlık açısından mucizevi bir bitki olan Reyhan Otu bir çok derde deva olacak faydalara sahiptir.

Reyhan Otunun Özellikleri

Ballıbabagillerden sahil ülkelerinde yetişen yaprakları güzel kokulu; tadı acı beyaz veya pembe çiçekli bir süsü bitkisi.Diğer bir adı da fesleğendir. Mizacı hareketlidir.Güzel kokulu her bitkiye reyhan denilir. Her ülke halkı bu kelimeyi (reyhan kelimesini) güzel kokan bitkilerden biri hakkında özel olarak kullanmışlardır.Mesela Arap ve mağrib halkı “mersin ağacı”na reyhan dedikleri halde; Irak ve Suriye halkı ise “yarpuz”a reyhan derler.

Yaprakları güzel kokan bir çeşit süs bitkisidir. Öksürük kesicidir. Hazımsızlığı ve bağırsak gazlarını giderir. Yemek ve salatalarda tatlandırıcı olarak kullanılır. İştah açıcıdır. Baş dönmesini durdurur. Arı sokmasında faydalıdır. Ağız yaralarını tedavi eder. Esans yapımında da kullanılır.

Reyhan Bitkisinden Gelen Şifalar:

1) Boğmaca: Fesleğen demletilip balla tatlandırılarak içilmeye devam edilir.

2) Öksürük ve nezleye karşı vucudun dirincini artırır: Reyhan demletilip balla tatlandırılarak içilmeye devam edilir.

3) Bağırsak sancısılarına iyi gelir: Reyhan tohumu öğütülüp balla karıştırılarak yenirse bağırsak sancısını keser.

4) Mide bulantısı kusmaları giderir: Reyhan demletilip balla tatlandırılarak yemeklerle beraber içilir.

5) Bağırsaktaki gaz sislikleri için iyidir. Reyhan demletilip balla tatlandırılarak yemeklerden sonra içilmeye devam edilir.

6) Hazım kolaylaştırır: Reyhan demletilip balla tatlandırılarak yemeklerden sonra içilmeye devam edilir.

7) Asabilik sinir zafiyetine iyidir: Reyhan demletilip balla tatlandırılıp içilmeye devam edilir. Sinirlenince de içilir.

8) Uykusuzluğu giderir: Reyhan demletilip balla tatlandırılarak gece yatmadan 1 saat önce içilir.

9) Anne sütünü artırıcı özelliği vardır: Reyhan demletilip balla tatlandırılarak içilir.

10) Saç ve cilt sağlığı

Saç ve cilt nemlendiricisi olarak kullanıldığında akne ve sedef tedavisine yardımcı olur.

Reyhan demletilip suyu ile saçlar sık sık yıkanırsa saçları kuvvetlendirir saç dökülmesini önler.

11) Yara ve ağız yaraları: Yaralara lapası vurulur ağız yaralarına gargara yapılır.

12) İshal kesici: Reyhan demletilip balla tatlanlandırılarak soğuk olarak içilmeye devam edilir.

13) Baş ağrısı: Reyhan koklanır reyhan suyu ile bas yıkanır reyhan demletilip balla tatlanlandırılarak suyu içilmeye devam edilir. Sancılara da faydalıdır.

14) Kanserden Korunma özelliği vardır.

Antioksidan özelliği kanserden korunmada da faydalıdır.

15) Kemik ve Bağ Dokusunu güçlendirir. Öjenol denilen yağ içeren reyhan, eklemlerde şişmeye neden olan enzimin oluşumunu engeller. Romatoid artrit hastalarının ağrılarını rahatlatır.

16) Sindirim Sistemi Sağlığı; Mide ve bağırsaklardaki gazdan rahatlama sağlar..

17) Anti Bakteriyal özelliği vardır: Birçok bakteri oluşumunu engeller. Salatalara reyhan eklemenizi özellikle tavsiye ederiz.

18) Bağışıklık Sistemini güçlendirir: Antioksidan ve uçucu yağlar içerdiği için bağışıklık sistemini güçlendirir. Hem yapraklarının hem yağının antibakteriyal etkisi vardır. Viral enfeksiyonlardan, grip, soğuk algınlığı ve uçuktan korur.

Sevgiyle…

(/Araştırma//Vit-amin.net//)

ışgın…IŞGIN….

IŞGIN

ÇOOK FAYDALI dedik ya ..Bakalım onlar     NELERMİŞ…

Özellikle doğu Anadolu’nun yüksek kesimlerinde yetişen ve halk arasında doğunun muzu olarak bilinen ışkının bir diğer adıda rivisdir.
Mayıs ayının ortalarından Haziran ayının ilk haftasına kadar geçen dar bir zamanda bulunan ışkın doğal olarak yetişir.Köylüler tarafından toplanarak pazarlarda satılır.

Hafif mayhoş bir tadı olan ışkının yenen kısmı genç sürgünleridir.Yaklaşık 20-30 günlük süre boyunca toplanarak satılan bu sürgünler kabuğu soyularak ve tuza batırılarak yenir.Haziran ayının 2. haftasından sonra ışkın bulunmaz olur taki bir daha ki Mayıs ayına kadar.

Hazımsızlık ve mide yanmaları dahil pek çok rahatsızlığa iyi geldiği yöre halkı tarafından bizzat denenmiş ve ispatlanmış olan ışkın şeker hastaları tarafından da özellikle aranır.

Yeni çıkmış genç sürgünleri yenildiği gibi toprak altında kalan kök kısmı da, çıkarıldıktan sonra iyice yıkanır ve kaynatılarak süzüldükten sonra çay olarak içilir.

Sabahları aç karnına içilen ışkın çayı yüksek olan şekerin düşmesini ve dengelenmesini sağladığı yöre halkınca denenerek ispatlanmıştır.
Ayrıca iştah açar,vücudu kuvvetlendirir.Mide ve bağırsak gazlarını giderir.Sarılık ve çocuk havalesi durumlarındada kullanılır.
Işkın veya diğer adıyla Rivis zengin vitamin ve mineral deposudur.Şimdiye kadar hiç bir yan etkisi görülmemiş bir bitkidir.Özellikle genç sürgünler değişik bir damak lezzeti sunar insana.

Anadolu da bulunan binlerce tür bitki gibi ışkında eğer Üniversiteler veya bilim adamlarınca incelenecek olursa daha bilimsel verilere ulaşılabilceğine eminim.

KULLANIM ŞEKLİ VE DOZU:
2 bardak suya 100 gram kıyılmış kök konur.12 saat bekletilip süzülür.1 kilo toz şeker ilave edilip kaynatılır.Çocuklara günde 2 yemek kaşığı verilir.

Bilimsel olarak her derde deva olduğu kanıtlanmıştır. Halk  arasında uçkun ya da ışkın olarak adlandırılan bitki, doğal ilaç olarak nitelendirilmektedir. Bilimsel adı ise “Reun Ribes” ‘’dir. Özellikle kanser ile mücadelede kullanılan bu şifa kaynağı bitki, hücrelerin yenilenmesinde ve gelişmesinde önem teşkil eder. İçeriğinde kimyasal maddeler barındırdığı tespit edilen bitki, birçok ciddi hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Doğuda bu bitki, yayla muzu olarak adlandırılmaktadır. C vitamini açısından zengin olan besin, A, B1, B2, E ve K vitaminlerini bünyesinde barındırmaktadır.

Reun Ribes, kuzukulağıgiller familyasından gelmektedir. Mayıs ve haziran aylarında yetiştirilen bu bitki, ülkemizin doğu kesimlerinde daha çok üretilmektedir. Özellikle Erzurum yöresi, bu bitkinin yetişme alanlarını kapsamaktadır. 1000-4000 metre yükseklikte yetiştirilen ve boyu 40-150 cm civarına erişen uçkun, Türkiye’de ilk yabani olarak yetişen ravent türü olmaktadır. Rüzgar tarafında tozlaşan ve kendi türleri ile melezleşebilen ışgın, genellikle taze olarak tüketilmektedir. Kivi tadını anımsatan yada ekşi elma  tadında  acımtırak  mayhoş bir bitki, yetiştirilen yöreler de meyve olarak tüketilmektedir. Geniş ve kaba yapraklarının arasından çıkan çiçekler, yöre insanları tarafından kesilmektedir. Genellikle bu bitki, karların erimesi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Sert yapıya sahip olan uçkun, otsu bir bitkidir. Filkulağına benzeyen yapraklar ve sarımsı, beyaz çiçeklerden oluşmaktadır. Meyvesi ise geniş kırmızımsı ve kahverengi kanatlı olup, üç köşeli bir yapıya sahiptir.

Özellikle lösemi kanserinin önlenmesinde ve tedavisinde faydalı olan Reun Ribes, polifenol açısından zengin olması ile de büyük önem taşımaktadır. Mideyi rahatlatan ve sindirimi kolaylaştıran bitki, aynı zamanda kusmayı da önlemektedir.. Kabız gidermekte başarılı olmasının yanı sıra, astım, nefes darlığı, soğuk algınlığı, ishal, hemoroid, ülser gibi vakalara da iyi gelmektedir. Grip, ateşli hastalıklar, böbrek rahatsızlığı, yorgunluk, uykusuzluk, stres gibi etmenlere de büyük yararı dokunmaktadır.Şeker, tansiyon gibi hastalıklarda uçkun bitkisinin kan değerlerini normale çevirerek kişileri sağlığına ulaştırmaktadır. Ve özellikle kan şekerini düzene sokmakta başarılıdır. İştah açma özelliğine sahip olan bitki, kişinin kendini zinde ve dinç hissetmesini sağlamaktadır. Özellikle hamilelik esnasında oluşan lekeler için fayda sağlar. Kabuklarının iç kısmını, lekeli bölgeye sürerek, vücudunuzdaki lekelerden kurtulabilirsiniz. Kolesterolü düşürme de fayda sağlayan ışgın, kalp rahatsızlarının oluşmasını engellemektedir. Kırışıklıkları gideren ve cildi yenileyen bitki, yaşlanmanın da önüne geçmektedir. Bağışıklık sistemini güçlendirerek, daha sağlıklı bir bünyeye sahip olmanızı sağlar.

Salata …meyve  nasıl tüketirsen tüket..Allah ın  nimetlerinin farkına var dağ bayır  şifa dolu..Ve  hepsinin  faydaları da saymakla  bitmiyor..Baharda mı çıkmış..Vandamı  Tatvan damı..Yoksa Adıyaman damı….Bu  nedir …gelmiş  niçin…bir sebebi vardır onun için…

Deme  şu  niçin  şöyle..Yerincedir  ol  öyle…Bak  sonunu  seyreyle…Mevlam  görelim  neyler  neylerse  güzel  eyler….Şifa  OLsun….

Sevgiyle….

(Araştırma//Vit-amin.net:/)

ALLAH’ ın MUCİZE Bitkisi..

isirganoto-kuru

ŞİFA ISIRGAN da….

Isırgan otunun yapraklarında bulunan potasyum sayesinde bu ot idrar söktürücü olmasının yanı sıra vücuttaki ödemin atılmasını da sağlıyor. Özellikle Tibetli Budist rahipler tarafından asırlardır zihni sakinleştirmek ve konsantrasyonu arttırmak için kullanilan bu ot, rahipler tarafından “Tanrı’nın mucizevi bitkisi’ olarak anılıyor. Isırganın faydaları saymakla bitmiyor.

Kullanım şekli

Sabah akşam yemeklerden önce 1 tatlı kaşığı alınması tavsiye olunur.

Kullanmadan önce karıştırınız.

1 kilo bal ve 1 çaybardağı ısırgan otu karıştırılıp her sabah aç karınla 1 kaşık yendiğinde guatr hastalığına iyi geliyor…(200 gr. pekmeze1 çorba kaşığı ısırgan tohumu )

Isırgan Otu Tohumu Bal

Isırgan Otu İle Bal Birlikte Kullanıldığıda Çok Etkili Bitkisel Gıda Takviyesi Olmaktadır. Aşağıda Bu karışımın Kullanımı ile ilgili Bilgiler ve Özellikleri Yer Almaktadır.

Isırgan Otu Tohumu İçeriği Urticosit isimli glikozid, potasyum ve kalsiyum nitrat, resinik asit, formik asit, C vitamini, demir, klorofil ve asetilkolin ile histamin tesbit edilmiştir.

Süzme Bal:

Protein, amino asitler, organik asitler, mineraller, oligo elementler: kalsiyum, klor, bakır, demir, magnezyum , alüminyum, gümüş, çinko, iyot, albümin, dekstrin, nitrojen, manganez, fosfor, potasyum, silisyum, sodyum, kükürt, vitaminler: (B1-B2-B3-PP-B6-H, B9) Enzimler ve bazı doğal antibiyotik faktörler içerir.

Salata:

Isırgan otu, özellikle Ege yöresi mutfağında salata olarak yer alıyor. Isırgan otu hafif haşlanıyor, sarımsaklı yoğurt ilave edilip üzerinde zeytinyağı gezdirilerek servis yapılıyor.

Börek:

Tıpkı ıspanaklı börek yapar gibi, ısırgan otuyla da börek yapılabiliyor. Böreğin harcına biraz da kıyılmış pırasa katılması öneriliyor.

Çay Hazırlamak:

Yaprak Çayı: Bir tatlı kaşığı ince kıyılmış ısırgan otu, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır , 5-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-4 bardak yeni demlenmiş çay aç karnına veya öğün aralarında tatlandırılmadan içilir. Kokusunu veya tadını rahatsız edici bulanlar çaylarına biraz nane ilave edebilirler.

Kök Çayı:

Bir tatlı kaşığı ince kıyılmış kök, bir su bardağı dolusu soğuk suya eklenir, hafif ısıda kaynama derecesine getirilir, 4-5 dakika kaynadıktan sonra, ateşten indirilip 5-10 dakika demlendirilir ve süzülür. Günde 3 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan içilir.

Tohum Çayı:

Havanda hafifçe ezilmiş bir tatlı kaşığı tohum, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak su ile haşlanır, üstü kapalı olarak 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak taze demlenmiş çay, yemeklerden yarım saat önce soğutulmadan içilir.

El ve Ayak Banyoları:

İki avuç dolusu yıkanmış kök, sap ve yaprak, 5 litre soğuk suya konularak, 10-12 saat bekletilir ve sonra kaynama derecesine kadar ısıtılır. Banyo sırasında bitkiler suyun içinde kalabilir. Bu banyo suyu, yeniden ısıtılarak, 2-3 kere daha kullanılabilir.

Saç Yıkamak:

4-5 avuç taze veya kurutulmuş yaprak, 5 litre suya koyulur, ağır ateşte kaynama derecesine kadar ısıtılır, 5 dakika demlendikten sonra süzülür. Kök kullanıldığında ise, 2 avuç dolusu ince kıyılmış kök, 10-12 saat soğuk suda bekletilir, sonra kaynama derecesine kadar ısıtılır ve demlenmesi için 10 dakika beklendikten sonra süzülür. Bu durumda, saç yıkamak için sodalı sabun gerekir.

Saç Dökülmesi;

4 litre suya 2 avuç ısırgan yaprağı, 2 çorba kaşığı adaçayı, 2 çorba kaşığı mersin yaprağı, 2 çorba kaşığı papatya konur. 5 dakika kaynatılıp 20 dakika demlenmeye bırakılır. Tülbentten temiz bir kaba süzülür. Her banyodan sonra yıkanmış temiz saçlar bu tonik ile ovulur. Ayrı bir su ile durulamadan saçlar kurulanır. Haftada en az 3 defa uygulamak gerekir.

Bu tonik saç köklerinin güçlendirip saçları canlandırır, dökülmesini ve yağlanmasını önlemeye yardımcı olur.

Allerji;

Isırganın kan yapma, kanı temizleme, allerjik hastalıklar, egzema ve akciğer-karaciğer üzerindeki olumlu etkilerinden yararlanmak için, bir avuç ısırgan yaprağı 5 su bardağı su ile 5 dakika kaynatılır. 20 dakika demlendikten sonra bal veya şekerle tatlandırılıp içilir.

Böbrek ve Mesane Taşları İçin

100 gr. ısırgan tohumu, 100 gr. hatmi çiçeği tohumu, 100 gr. çörekotu, 1 çay bardağı siyah turp suyu hazırlanır.

Isırgan tohumu, hatmi çiçeği tohumu ve çörek otu havanda dövülüp (kahve değirmeninde de çekilebilir), bir kavanoza konulur. Siyah turpun suyu mutfak robotuyla çıkarılır. Bu karışımdan aç karnına bir tatlı kaşığı alınıp, üzerine bir çay bardağı turp suyu içilirse, taşın eritmesine yardımcı olur. Turp suyu bulunmazsa, bir bardak bal şerbeti de içilebilir.

Sarılık ;

Taze ısırgan otu iyice yıkandıktan sonra mutfak robotunun narenciye kısmında suyu çıkarılır. Cam kavanoza koyulup buzdolabına konur. Bu sıvıdan yemeklerden yarım saat önce bir çay bardağı alınıp, üzerine bir çorba kaşığı karayemiş (bazı yörelerde taflan bazı yörelerde ise kocayemiş olarak adlandırılır) pekmezi içilirse sarılık hastalıklarına çok iyi gelir. Uzun müddet kullanıldığında sarılığı geçirebilir.

Kanser ;

400 gr. ısırgan tohumu, 50 gr. zerdaçal, 50 gr. çörekotu, 50 gr. üzerklik tohumu, 50 gr. keten tohumu, 50 gr. rezene, 50 gr. sinameki, (bütün bu malzemaler çekilmiş olmalı) 5 kg. süzülmüş bal, 100 gr. polen hazırlanır.

Çekilen bitkiler ince elekten geçirilerek, polen ile birlikte bala karıştırılıp cam kavanoza koyulur. Bu karışımdan 6 saat ara ile bir çorba kaşığı alınıp, bir çay bardağı karabaş otu suyu ile içilirse çok faydası görülür.

Isırgan otu ve tohumları kansere umut olmuştur. Isırganın yaprakları az kekik ve oğul otu ile demlenerek, balla tatlandırılıp günde 3-5 bardak içilirse derde şifadır.

Isırgan tohumu, şalgam tohumu ve polenle birlikte öğütülerek balla macun yapılıp yenmeye devam edilir. Bu kürler de erken teşhis tedavilerinde kansere çare olabiliyor, geç teşhis tedavisinde vücuda direnç kazandırır.

Vücudu kuvvetlendirici, Isırgan tohumu, Polen, Keten tohumu öğütülüp balla macun yapılıp yenmeye devam edilmelidir.

Hormon dengeleyici, Çağımızda kimyasal ve konsantre gıdalar da hormon dengesini bozmaktadır. Isırgan otu ve tohumları erkek ve kadınlarda görülen hormon bozukluklarında umut ışığı olmuştur. Kadınlarda ise, görülen kil çıkması halinde, erkekte ısırgan tohumu (erkek ısırgan tohumu yeşil olur) balla macun yapılıp yenmeye devam edilir. Erkek ısırgan tohumu, sirke ile karıştırılıp yenmeye devam edilir. Erkek ısırgan yaprakları (erkek ısırgan yaprakları daha geniş ve yeşildir) az kekik karıştırılıp demletip balla tatlandırmayla içilmeye devam edilir. Erkeklerde görülen sakal bıyık çıkmaması (Köselik) Dişi ısırgan tohumları (soluk yeşil olup sarımtırağa kaçar, erkek ısırgan tohumuna göre zayıftır) balla macun yapılıp yenmeye devam edilir.

Faydaları;

Isırgan otu hemen hemen her hastalığa şifalı gelen mucizevi bir bitkidir.
Çeşitli rahatsızlıkların etkisi ile oluşan şiddetli baş ağrılarında yararlıdır.
Kan temizleyici olduğundan egzama ve bazı mantar hastalıklarına iyi gelir. Sivilcelere iyi gelmektedir.
Kan temizleyici özelliğinin yanı sıra kan yapıcı özelliğine de sahiptir. Bu sebeple sarılık, kansızlık ve ağır kan hastalıklarında fayda sağlar.
Pankreas üzerine iyi uyarıcı etki yapar.
Kan şekerini düşürmeye yardımcı olur.
İdrar yolları hastalıkları, enfeksiyonları ve idrar tutukluğunu düzeltir. Böbrek taşlarına da iyi gelmektedir.
Çayı kabızlığa 3-4 haftalık bir kür halinde iyi gelir.
Ayrıca zindelik ve enerji vermektedir.
Grip ve soğuk algınlıklarına karşı koruyucu olarak kullanılır.
Mide ve safra kesesi rahatsızlıklarına iyi gelir.
Siyatik, romatizma hastalarında ısırgan banyoları fayda sağlar.
Çayı ile saçlar yıkandığında canlanır ve parlar. Kepeği önler.
Ayak damarları ve kroner damar daralmalarına ısırgan kökü banyosu faydalıdır.
Akciğer kanserinde ebegümeci ile birlikte %3 seviyelerinde başarı gösterdiği kanıtlanmıştır.
Kuyruk sokumundaki kıl dönmelerine lapası iyi gelir.
Sulu gözleri rahatlatır, saman nezlesinin semptonlarını hafifletir.
Tohumları immün sistemi güçlendirici olduğundan yaşlılara iyi gelir.
Tansiyon düşürücü etkisine sahiptir.
Gargarası nefesi temizler, cilt temizliğine de yararlıdır.

Ağır kalp hastaları, şeker hastaları ve böbrek hastaları kullanmamalıdır. Bazı insanlarda mide bulantısı ve idrarda zorluk olmak üzere içeriğindeki, formik asit ve histamin dolayısıyla sürüldüğünde deriyi acıtarak tahrişe sebep olur. Bazen de çayı deriye rahatsızlık vermektedir.

Kaynak ve Referanslar:Karma/Araştırma

1-“Gesundheit aus der Apotheke Gottes” “Tanrı’nın Eczanesinden Saglık”, Maria Treben

2-Türkiye’de Bitkilerle Tedavi, Prof.Dr. Turhan Baytop, I.U Eczacılık Fak.

3-“Bir Yudum Sağlık”, N.Eröztürk, Anahtar yayınları, İstanbul,2000

4-“Maria Treben’s Heilerfolge”,”Maria Terben’in Tedavi Başarıları”, M.Treben,Çev.:Niyazi Eröztürk

Şifa Olsun..

Sevgiyle..

(/Araştırma//Vit-amin.net//)

HABBAT EL BARAKAH….KutSanmış toHum….

ÇÖREKOTU YAĞI

ÇÖREKOTU….
Ortadoğu ülkeleri arasında birçok derdin dermanı olduğu için “Habbat Al Barakah” ya da “Kutsanmış Tohum” olarak bilinen çörekotu, binlerce yıldır Ortadoğu, Asya ve Afrika’da kullanıldığı gibi günümüzde Amerika ve Avrupa’da da tanımış ve kullanılmaktadır. Çörek Otu Yağı, % 58 oranında omega-3 ve omega-6 yağ asidi ihtiva etmenin yanında, selenyum, çinko, demir, bakır, kalsiyum mineralleri ve yüksek oranda E vitamini içermektedir. Tamamen doğal olan çörek otu tohumu yağı, taze çörek tohumların soğuk pres yöntemi ile üretilip şişelenmiş halidir. Soğuk Pres üretim metodunda çörek tohumu yağı 35°C den fazla ısıya maruz kalmaz. Böylece Çörek otu yağının içindeki faydalı enzimler, mineraller ve vitaminlerin kimyasal yapısı bozulmaz.

Çörek tohumunun yapısındaki sert selüloz tabakası sebebiyle bu tohumun direkt olarak tüketildiğinde ince bağırsak iç yüzeyini yaralayabildiği bilinmektedir. Ayrıca çörek tohumu bütün olarak tüketildiğinde insan vücudunda selülozu yeterince parçalayabilen enzim olmadığı için ve çörek tohumlarının sindirim enzimlerine karşı dayanıklı olduklarından dolayı, midede parçalanmadan ve vücudumuza daha merhaba bile diyemeden büyük bir kısmı dışkı yolu ile vücuttan atılır. Bundan dolayı soğuk preslenmiş çörek tohumunun yağ haliyle tüketilmesinin vücudumuz için çok daha yararlı olduğu kanıtlanmıştır.
Çörek otu içinde elementler, enzimler, vitaminler özelikle çok miktarda selenyum, çinko, demir, bakır, kalsiyum mineralleri ve etken madde olarak; E vitamini ihtiva eder. Oleik asit, Omega3, Omega6 ve % 58 oranında temel yağ asidi bulunmaktadır.

Çörekotu yağı içinde bulunan doymamış yağ asitleri, selenyum ve uçucu yağlardan timokinon, ditimokinon,timohidrokinon, timol ve nigellon sayesinde, bağışıklık sistemini düzenleyen ve güçlendiren (interferon proteinlerinin sentezini artırıcı) özelliği vardır. Bağışıklık sistemini güçlendirici özelliği sayesinde vücut hastalıklara karşı çok daha iyi savaşabilmektedir.
Çörek otu yağı polen alerjisi gibi birçok alerjik rahatsızlıklar, iltihaplanma, sinire bağlı deri hastalıkları ve astım tedavisine yardımcı olmaktadır.
Bağışıklık sistemini güçlendirmesinden ötürü nezle ve gribal enfeksiyonların daha hızlı atlatılmasını sağlar.
Çörek otu yağı vücuttaki mikrop, bakteri ve mantarlara karşı öldürücü tesire sahiptir.
Astım, şeker ve romatizma tedavisinde destek sağlayıcı gıda takviyesidir.
Çörek otu yağı vücuttaki yorgunluk, uyuşukluk halini giderip zindelik ve dinçlik verir.
Çörek otu yağı kansere karşı koruyucu etkisi vardır.
Çörek otu yağı bir çok kanser tümörüne karşı ilaç tedavisini destekleyici besin olarak kullanılmaktadır.
Kan şekerini düşürür. Kan şekerini dengeleyici etkisi vardır.
Çörek otu yağı içinde bulunan demir elementleri sayesinde kan yapıcı özelliği vardır.
Çörek otu yağı cinsel gücü artıcı etkisi vardır.
Çörek otu yağı vücuttaki zehirleri süzerek atar. Vücudu toksinlerden arındırır.
İdrar söktürücü özelliği ile safraya iyi gelir.
Hemoroite faydalıdır.
Kan damarlarını güçlendirerek kan dolaşımını arttırır. Damar sertliğinin gelişimini engeller.
Çörekotu yağı karaciğeri, kurşun ve cıva gibi toksin metallerin zararlı etkilerinden korur.
Çörek otu yağı yaraların çabuk iyileşmesini ve hücrelerin yenilenmesini hızlandırır.
Çörek otu yağı Alerjiyi önler. Özellikle bahar aylarında görülen polen alerjisinde etkilidir.
Çörek otu yağı hormon sistemini ve ruh hâlini sağlamlaştırır.
Doğal antidepresan (depresyon giderici özelliği) etkisi vardır.
Çörek otu yağı kadınlardaki regl dönemi sancılarına ve diş ağrılarına karşı yine başarılı sonuçlar elde edilmektedir.

ÇÖREK OTU YAĞININ HARİCEN KULLANILDIĞI YERLER
Hassas, zarif ciltler için doğal nemlendiricidir.
Saçı besleyip güçlendirerek dökülmesini önler. Saç dökülmesi ve kepeğe karşı saç diplerine friksiyon şeklinde uygulanır.
Saçların beyazlamasını önler ve durdurur.

Çörek Otu Yağının Besin Değeri:
100 gr. çörek otu yağında;

Protein %21

Yağ, doymuş yağ asitleri %18, doymamış yağ asitleri %82

Karbonhidrat %35

Mineraller (kalsiyum, fosfor, selenyum, demir, çinko, bakır) %6-9

Ayrıca çörek otu yağında bol miktarda omega 3, omega 6, B1, B2, B3, B6 ve folik asit bulunmaktadır.

Sevgiyle….

(/Vit-amin.net//)