Kategori arşivi: PROJELERİMİZ

BEYİN

BEYİN…….

Beyin  sinir sisteminin merkezi olarak hizmet eden bir organdır. Bütün omurgalı hayvanlar ve çoğu omurgasız hayvan -bazı süngerler, knidliler, tulumlular ve derisi dikenliler gibi omurgasızlar hariç- beyne sahiptir. Baş kısmında; duyma, tatma, görme, denge, koklama gibi duyulara hizmet eden organlara yakın yerleşiktir. Beyin omurgalıların vücudundaki en karmaşık organdır.

Normal bir insanda serebral korteksin (en geniş kısmı) 15-33 milyar nörondan müteşekkil olduğu tahmin edilmektedir. Her biri birkaç bin nöronla sinaps denen bağlantılar yardımıyla bağlıdır. Bu nöronlar birbirleriyle akson denen uzun protoplazmik lifler yardımıyla iletişim kurur. Aksonlar bilgiyi beynin diğer kısımlarına yahut vücudun spesifik alıcı hücrelerine taşır.

Fizyolojik olarak, beynin fonksiyonu vücudun diğer organlarının merkezi kontrolünü sağlamaktır. Hormon denen kimyasalların salgılanmasının işletimi ve kas aktivitesinin oluşumu vücudun diğer organları üzerindeki işlevlerindendir. Bu merkezi kontrol çevredeki ufak değişimlere bile gayet süratli ve koordine bir tepki vermeyi sağlar. Bazı temel tepkilerden olan refleksler, omuriliğin ve çevresel gangliyonların aracılığıyla gerçekleşebilir, fakat kompleks duyusal impulslara bağlı bilinçli yapılan komplike davranışlar ise beynin bilgileri bütünleme kabiliyetine ihtiyaç duyar.Beynin ve zihnin nasıl çalıştığı konusunda, günümüzde bir çok model ve teori ortada dolaşmaktadır. Bunlardan biri iki aklımızın, daha doğrusu aklımızın iki formu olduğudur. Bunlardan biri düşünce süreci tarafından karakterize edilirken diğeri duygularımız tarafından karakterize edilir. Bu temelde ayrı, iki yol (bilmek ve anlamak yolları) aralarında ilişkilidirler ve beraber zihinsel hayatımızı oluştururlar. Normal olarak, mantıki beyinden haberdarız. Düşünme sürecini ve yansıtmayı bu beynimiz regüle eder. Duygusal beyin ise, daha çok sezgiye dayanan bir biliş sistemini temsil eder ve zaman zaman mantıksız görülebilir. Beynimizin böyle iki bölümde incelenmesi, halk arasında yapılan bir ayrımı da hatırlatır. Beyin mi, kalp mi? Eğer bir şeyin doğru olduğuna kalbinizle karar veriyorsanız, bu, beyninizle karar vermekten daha erdemli bir karar olarak nitelendirilir.

Üç beyinler
Hislerin ve hassasiyetin birbiri arasında çok kolay çatışabileceğini bildiğimize göre, insan beyninin evrimine de kısaca bakmalıyız. Yaklaşık üç paund’luk hücreler ve sinirsel sulardan oluşan beynimiz evrime göre en yakın akrabamız olan maymundan üç kat daha büyüktür.
* Bazı hayvanlar bir beyinlidir. (Beyin kökü)
* Bazı hayvanlar iki beyinlidir. (beyin kökü-limbik sistem)
* İnsanlar üç beyinlidir. (beyin kökü- limbik sistem- neokorteks)

Beyin kökü: Bu beynin en primitif üyesidir. Bütün primitif türlerde temel sinir sistemi yerine bulunur. Beyin kökü, temel hayat fonksiyonlarını düzenler (nefes almak gibi) sinir sistemine kumanda eder (tepkilerimiz ve hareketlerimiz gibi). Beyin bu bölümü düşünemez ve öğrenemez. Sürüngenler yalnızca bu beyne sahiptir.

Limbik sistem : Beynin bu bölümü, beynimizi bir yüzük gibi saran bir sistemdir. Bu nedenle limbik sistem adını alır(limbus = ring latince = yüzük). Limbik sistem, koklama, seksüel çekim, tehlike duygusu gibi hisleri düzenleyen duygusal merkezlerden oluşur. Böylece limbik sistem beynin repertuarına duyguları ekler.

Neokorteks: Mantıksal beyin yada “nekorteks”, evrim sürecinin son zamanlarında gelişmiştir. Neokorteks’ in duygusal beyinden gelişmesi, düşünme ve duygu arasındaki ilişkiye büyük bir risk oluşturuyor. Gerçekte duygusal beynimiz (limbik sistem) rasyonel mantıklı beyinden yüzyıllarca önce vardı. Neokorteks, beynin düşünen kısmıdır.Neokorteks, duygularımızı da yönetir ama tamamen değil.Mutlak önem taşıyan duygusal durumlarda ve genellikle duygusal olarak aciliyet durumlarında limbik sistem, neokorteks’den önce davranarak cevap verir. Tehdit altında veya güvensiz hissettiğimizde limbik sistem kontrolü neokorteks’ ten alır.

(/Bilgi)

Eczacı Filiz Çakmak (TG)

LİMBİK SİSTEM….

Limbik Sistem

İnsanın birbiri ile etkileşim halinde iki zihni vardır.Biri düşünen akılcı olan zihnimiz (neokorteks), diğeri ise hisseden yani duygusal olan zihnimiz (limbik sistem)… Korku ve tehlike anında,neokorteksi devre dışı da bırakabiliyoruz. Açlık, öfkelenme, haz duyulan faaliyetler, cinsel istek ve tutkuları besleyen duyguların hepsi limbik sistemimizle alakalı… Neokorteks ve limbik sistemin etkileşimi evrim açısından da önemli; çünkü anne çocuk arasındaki bağın sebebini ve aile birliğinin ve çocuk sahibi olma kararının temelini oluşturuyor.

Limbik sistem canlının yaşayabilmesi ve türünü devam ettirebilmesi için devamlı düzen içerisinde bulunmalıdır.
Limbik sistemin denetimi için beyin korteksine ve prefrontal bölgeye gereksinim vardır.

LİMBİK SİSTEMİN GÖREVLERİ
Bellek oluşumu ve depolanması
Öğrenme
Davranışlar emosyonel cevaplar
Seksüel aktivite
Motivasyon
Hormonel sekresyon
Ağrı ve haz duyusu

LİMBİK SİSTEMİN BİLEŞENLERİ
Talamus
Hipotalamus
Hipokampüs
Amigdala
Singulat Girus

Limbik Yapıda Hasar Oluşursa…

Beslenme bozukluğu
Aşırı cinsel faaliyet
Oral odaklanma
Korku kaybı
Uysallık
Demans – Afazi
Bellek bozuklukları
Yön bulma sorunları
Panik atak
Epilepsi
Anksiyete bozuklukları

TALAMUS

Duyu organlarından gelen nöronların beyin kabuğu ile ilişkisini sağlamakla görevlidir.

Talamusun büyük bir kısmı beyin yarım kürelerine gelen ve giden sinirlerin geçiş bölgesidir. Tüm duyusal impulslar büyük beyne giderken talamustan geçer, duyusal uyarım burada oluşur.

Beynin 4 duyu (koku dışında) sayesinde algıladığı uyaranları süzgeçten geçirmek ve öncelikli olanları sıralayarak diğer uyaranları göz ardı etmemizi sağlamakla görevlidir.

BAŞLICA FONKSİYONLARI;

Vücudun dışında neler olduğunu beynin bilmesini sağlar.

Koku hariç, cerebruma giden bütün sensorik (duyusal- göz ve kulak) bilgilerin geçiş (gidiş ve geliş) bölgesidir.

Uyanıklık halini ve uyarı olduğunda uykudan uyanışı düzenler.

Acı, sıcaklık ve belirli diğer duyusal değişikliklere ait impulslar, talamus içerisinde duyu olarak benlik kazanır. Diğer duyular da talamus içerisinde sınıflandırılır. Daha sonra büyük beynin korteksinin ilgili merkezlerine iletilir.

Bize sürekli olarak ulaşan yüzlerce uyarı arasından hangisine konsantre olabileceğimizi saptar.

Bu bölge farklı zamanlarda aynı şiddet ve şekilde gelen uyarıları güzel, hoş ya da kötü, çirkin gibi gruplara ayırır.

Birçok hissi duyularımız, sevinç, korku yine talamus tarafından etkilenir. Fakat bu duyuların anlam kazanması beynin korteksinde olur. Dolayısıyla bu duyuların korteksin hangi merkezine gönderileceğini saptar.

Uyku halinde talamus ve beyin korteksi işlevsizdir.

Ayrıca;
Uyanıklık ve bilinç durumu
Duyusal ve motor fonksiyonların entegrasyonu
Bellek
Affektif davranışlar

Talamusun belirli bir bölümü görme ile ilgili sinirlerden gelen bilgileri alır ve korteksin görme ile ilgili bölümüne iletir.
Duyu ile ilgili bilgileri korteksin duyma bölgesine iletir.

[
(Bilgi)

AMİGDALA….

AMİGDALA….

Amigdala, hipokampus sisteminin ucundaki tomurcuk şeklinde bir yapıdır. Amigdal hipokampa sistemin bir parçasıdır. Genellikle korku, hafıza, kayıt tutma görevlerini üstlenir.

Amigdala (Latince: corpus amygdaloideum) beynin medial temporal lobunun derinlerinde yerleşen nöronların oluşturduğu badem şeklindeki beyin bölümü. Duygusal hafıza ve duygusal tepkilerin oluşmasındaki primer role sahip bölge. Limbik sistemin bir parçasıdır.

Başta korku olmak üzere, duyguların denetiminden sorumlu olan amigdala; sempatik sinir sisteminin aktivasyonu için hipotalamusa, refleksleri artırmak için talamik retiküler nükleusa, yüzde korku ifadesinin oluşması için fasial ve trigeminal sinir nükleuslarına uyarır. Ayrıca dopamin, noradrenalin ve adrenalin salgılanması için ventral tegmental bölge, locus coeruleus ve laterodorsal tegmental nucleusa da çeşitli uyaranlar yollar.

Amigdala beynin sağında ve solunda olmak üzere her iki tarafta da bulunur. Hipokampusların devamıdır ve sağ sol beyni birbirine bağlayan sinir hücrelerinin geçiş yumağıdır. Bunlar bir hücre yumağı olarak görülebilir. Bunlardan çıkan beyin hücresi uzantıları, diğer beyin organlarıyla bağlantıları kurarak eşgüdümü sağlar.

Hipokampus tek başına bir bölüm değildir. Beynin en derininde bulunan ve korpus kallozum denilen bölümün eşdeğeri ve ona paralel olan bir organdır. Sağ ve sol beyni birbirine bağlayan sistemlerin önemli bir parçasıdır.

Bu organ duygularla, korkularla, hafıza sistemiyle ilişkilidir. Yani hipokampus beynin birbirine bağlanmasında rol oynayan köprülerden önemli bir bölümdür. Dolayısıyla da beynin en önemli iç yapılarından biridir. Çok önemli bir organ olduğu için, dış etkilerden korunması açısından beynin en derinine konulmuştur.

Çok komplike, salyangoza benzer bir yapıya sahiptir. Amigdal denilen bir bölümle başlayıp, temporal lobun tabanında çok komplike bir köprü görevi görür. Beynin parçaları arasında bağlantıyı sağlayan bir sistemdir.
Hipotalamus, beyinde talamusun altında bulunan ve üçüncü ventrikülün tabanını oluşturan önbeyin bölgesidir. Küçük nukleuslardan oluşur ve en önemli görevlerinden birisi hipofiz bezi aracılığı ile beyin ve endokrin sistem arasındaki bağlantıyı sağlamaktır.

Tüm omurgalılarda bulunur. İnsanda, kabaca bir badem şeklindedir. Memelilerde beyin merkezleri arasında ilinti sağlar. Vücut sıcaklığı mekanizmasını, sempatik sinir sistemini ve hipofizin çalışmasını denetler.Susama, acıkma hislerinin merkezi olup vücut ısısını ve kan basıncını ayarlar. Ayrıca ürettiği RF maddesi ile hipofizi uyarır. İç denge hipotalamus ile korunur.Karbonhidrat-yağ-protein metabolizmasını dengeler. Hipofiz, alt uç kısmında küçük bir yuvarlak durumundadır. Hipofiz arka lobunun salgıladığı antidiüretik hormon ile oksitosin denen madde hipotalamusta yapılıp hipofize aktarılmaktadır. Duyguların fiziksel temeli de hipotalamus tarafından oluşturulmaktadır

Hipotalamus şunlara duyarlıdır:
Işık: Sirkadyen ve mevsimsel ritimleri düzenlemek açısından gün uzunluğu ve fotoperiyot
Feromonlar gibi kokusal uyaranlar
Gonadal steroidler ve kortikosteroidler dahil steroidler
Kalp, mide ve üreme organlarından kaynaklanan ve nöral yolla taşınan uyaranlar
Otonomik girdiler
Leptin, anjiyotensin, insülin, hipofiz hormonları, sitokinler, plazma glükoz konsantrasyonu ve ozmolarite gibi kan kaynaklı uyaranlar
Stres
Mikroorganizmalar.

(Bilgi)

HİPOFİZ…

HİPOFİZ…

Hipofiz  diğer adıyla Pitüiter bez bir fasülye tanesi büyüklüğünde yaklaşık 0,5 gram ağırlığında bir endokrin bezdir.

Vücudun işlevlerini kontrol eden iki ana sistem vardır. Bunlardan birincisi, beyin ve omurilikten kaynağını alıp bedenin her tarafına dağılan “sinir sistemi“, ikincisi ise vücutta sürekli olarak dolaşan kanın içinde seyrederek beden işlevlerini yöneten “hormonal sistem” veya “endokrin sistem” dir. Bu iki sistem birbirleri ile bağlantılı olarak çalışırlar. Hormonlar vücuttaki hücre toplulukları veya salgı bezleri tarafından salgılanan kimyasal maddelerdir. Beyinde endokrin sisteme ait iki bez vardır. Birincisi hipofiz bezi, ikincisi epifiz bezidir.

Beyin tabanında, hipotalamusun altında bir çıkıntı şeklinde uzanır. Beyni örten dura mater (sert zar) ile çevrilmiştir. Hipofiz hormon üretip salgılayarak Homeostasiyi düzenler. Bunu bütün iç salgı bezlerini denetleyerk yapar. Bu anlamda hipofiz,endokrin ve sinir sistemi arasındaki en büyük organizasyon ağını kontrol eder. Hipotalamusun salgısı olan RF, kan yoluyla hipofizi uyarır ve hipofizin hedef organının uyarılmasını sağlayan hormonu üretmesini sağlar. Hipofiz bezi ön, orta ve arka lop olmak üzere üç parçalıdır. Hipofizzin ön lobu Epitel doku arka lobu sinir hücrelerinden oluşmuştur. Ara lop insan embriyosunda görüldüğü halde, ergin insanda körelmiştir.

Pitüiter bez (hipofiz bezi) düzenleme amaçlı homeostatik ve stimulasyon amaçlı trofik hormonlar salgılamaktadır. Fonksiyonu hipotalamus uyarımı aracılığı ile olmaktadırHipofiz bezi üç ana bölümden oluşmaktadır. Ön lob (adenohipofiz) arka lob (nörohipofiz) yan lob. Her Üç lob dahipotalamus ile bağlantılıdır ve hipotalamusun kontrolündedir.

Ön LOB  da sentezlenen ve salgılanan hormonlar vardır bunlar ;

Adrenakortikotropik hormon (ACTH)

Troid uyarıcı hormon, ya da “tiroid simule edici hormon” (TSH)

Büyüme hormonu, ya da “somatotropin” (STH)

Prolaktin (PRL), ya da “luteotropik hormon” (LTH)

Endorfin

Melanosit uyarıcı hormon ya da “melanosit simule edici hormon” (MSH)

Eşey hormonları (gonadotropinler):

Luteinleştirici hormon (LH)Ürettiği ve salgıladığı hormonlar:

Arka LOP (Nörohipofiz)

Oksitosin

Vasopressin ya da “antidiüretik hormon” (ADH)Çoğu canlının hipofizinde bir de ara lob bulunmaktadır. Yetişkin insanlarda ön lob ile arka lob arasında çok ince bir hücre katmanı şeklindedir. Kesin olmamakla birlikte, bu işlev ön loba ait olmasına rağmen MSH üretimi yapar.

Folikül uyarıcı hormon ya da “folikül simule edici hormon” (FSH)Hipofiz bezi hormonlarının etki gösterdiği fonksiyonlar şunlardır;

Kan basıncı

Hamileliği kontrol etmekle birlikte doğum sırasında dölyatağı kaslarının kasılmasını sağlayarak doğuma yardımcı olur.

Anne sütü üretimi ve salgılanması

Erkek ve kadında cinsel organ fonksiyonu

Troid bezi fonksiyonları

Besinlerin enerjiye dönüşümü (metobolizma).

Vücudun su dengesinin düzenlenmesi

Böbreklerden suyun geri emiliminin düzenlenmesi

Ara lob (intermediate lob)
Çoğu canlının hipofizinde bir de ara lob bulunmaktadır. Yetişkin insanlarda ön lob ile arka lob arasında çok ince bir hücre katmanı şeklindedir. Kesin olmamakla birlikte, bu işlev ön loba ait olmasına rağmen MSH üretimi yapar.

VÜCUT sıcaklığının düzenlenmesi Ön hipofizden salgılanan hormonlar ve işlevleri şöyledir:
Prolaktin hormonu, memeden süt salgılanmasını sağlar.

Büyüme hormonu; vücuttaki karbonhidrat, yağ ve protein metabolizmasını kontrol eder. Özellikle ergenlik döneminde vücudun dengeli biçimde büyümesini sağlar.

Adrenokortikotrofik hormon; böbreküstü bezlerinden hayati önemi olan, kortizol salgılanmasını ayarlar.

Tiroid stimülan hormon; tiroid bezinden tiroid hormonlarının salgılanmasını sağlar.

Gonadotrofik hormonlar; üreme organlarının işlevlerini kontrol ederler.Hipofiz bezinin içinde yukarıda sayılan hormonlardan birini veya ikisini salgılayan hücre gruplarının vücudun gereksiniminden fazla hormon salgılaması, o hormon veya hormonların vücuttaki işlevlerinin artışına neden olur. Bu durumda örneğin; aşırı prolaktin salgılanıyorsa hasta gebe olmadığı halde göğsünden süt gelir. Yetişkinde aşırı büyüme hormonu salgılanıyorsa vücudun aşırı büyümesi sonucu ayakkabılar ayağa dar gelmeye başlayabilir. Arka hipofizden ise vücuttan idrar çıkışını ayarlayan antidiüretik hormon ve doğumda uterus kasılmasını sağlayan oksitosin denilen hormon salgılanır.

(Bilgi)

HORMONLAR….

 

MİHENK TAŞLARI..

DOPAMİN,  ADRENALİN, ENDORFİN, SEROTONİN  gibi  hormonlar mutluluğumuzun  mihenk taşları….Birinin azlığı yada çokluğu  duygusal yapılanmamızda  farklılıklara sebebiyet veriyor.

Adrenalin (Epinefrin)

Doğada bu hormonun görevi, organizmayı acil harekete hazırlamaktır. Etkisini, nabzın atışı, kanın iç organlar ve deriden kaslara sevk edilmesi, karaciğerdeki glikojenin glikoza değişmesi ve böylelikle, acil bir enerji kaynağı sağlanması şeklinde gösterir. Heyecan ve korku durumunda adrenalin salgılanması artar. Kan damarlarını genişletir. Acı hissini azaltır. Göz bebeklerinin büyümesiyle göze alınan ışık artar, daha net ve hızlı görüş sağlanır.

Norepinefrin, dopamin β-hidroksilaz enzimi tarafından dopaminden sentezlenir. Böbreküstü bezlerinin medulla kısmından kana hormon olarak salınır. Ayrıca noradrenerjik nöronlardan salındığında merkezi sinir sistemi ve sempatik sinir sisteminde bir nörotransmitter olarak görev yapar. Norepinefrin, adrenerjik reseptörlere bağlanarak etkilerini gösterir.

Norepinefrin, beynin dikkat ve çevreye yanıt verme ile ilgili bölümlerini etkilerler. Epinefrin ile birlikte norepinefrin, kalp atım hızını, depolardan glikoz salınımını ve iskelet kaslarına giden kan akımını artırarak “kaç ya da savaş” (flight or fight) yanıtının temelini oluştururma ömrü iki dakikadır.

Adrenalinin salgılanması sırasında:
*İskelet kaslarına ait atardamarlarda genişleme, düz kas ve sindirim sistemine ait atardamarlarda daralma meydana getirir.
*Koroner arterler genişler,
*Kan basıncı yükselir,
*Kalp atış hızı artar,
*Göz bebekleri (pupilla) büyür,
*Kan şekeri (glisemi) yükselir.

Adrenalin; böbreküstü bezinin salgıladığı hormon; Epinefrin de denir. Hemen hemen yalnız böbreküstü bezinin iç bölümünden (medulla) salgılanır. 1898-1905 arasında Abel, Takamine, Aldirch, Stolz ve Dakin bu hormonu izole ettiler ve kimyasal yapısını saptadılar. Daha sonra adrenalin sentetik olarak elde edildi.

Formülü (OHEndorfin, Endorphin (“endogenous morphine”), vücutta bulunan morfin; opiat benzeri etki gösteren peptit yapıda hormonlardır. İnsan vücudunda ağrıyan dokularda ağrının azalması için beyin dokuları tarafından üretilen hormonlara verilen isimdir. Hormonun işlevi, ağrının şiddetini azaltmak ve vücuda daha az rahatsızlık vermesini sağlamak için sinirleri uyuşturmaktır. Endorfinlerin ağrı kesici etkisi morfinden yaklaşık 30 kat daha fazladır.

Mutluluk hormonu olarak da anılır. Heyecan, ağrı, egzersiz, baharatlı yiyecek tüketimi, seks ve orgazm (kadınlarda)gibi durumlarda salınımı artış gösterir.

(Bilgi)

HAYATİ HORMONLAR….

Dopamin …

Heyecan hormonu ,Vücutta doğal olarak üretilen bir kimyasaldır.Kalp atışlarını hızlandırır. Kan basıncını yükseltir.

Nöroloji uzmanları, bu madde olmadan elimizi bile kımıldatamayacağımıza dikkat çekiyor. Çünkü bu madde herhangi bir şeyi yapabilmemiz için bize motivasyon sağlıyor. Ayrıca aktiviteler sırasında kendimizi iyi hissetmemizi sağlıyor.

Kendimizi önemsiz ve yararsız hissettiğimiz dönemlerde, bir şeyi başarmadaki güven eksikliği ve hafif konsantrasyon ve hafıza sorunlarında gerekli.

Dopamin düzeyini yükseltmenizin en basit yolu hareket etmek.Bir de akşamları erken uyumaya özen göstermeniz gerekiyor, çünkü dopamin geceyarısından iki saat önceki dönemde en yüksek düzeyde salgılanıyor.

 Serotonin ;
Mutluluk hormonu olarak biliniyor.Beyinde serotonin kimyasalı salındığında kan damarları kasılarak daralıyor; serotonin düzeyi düştükçe genişliyor.

Serotonin uykuyu, enerjiyi, ruh halini, ani ve aşırı isteklerle iştahı düzenliyor. Ağrı algılama sisteminizi düzenliyor ve dinlendirici bir uyku sağlıyor.

Ruhsal olarak dibe vurduğunuzda, depresif ruh hallerinde, özgüven eksikliğinde, çok fazla strese girdiğinizde serotonine ihtiyacınız oluyor.

Doğru olan besinleri tüketmek kaydıyla düzenli yemek yemelisiniz. Örneğin çikolata ve muzda bu madde bolca bulunuyor. Tatlılara karşı şiddetli açlık duygunuzu serotonin düzeyinin azlığına dikkat çeken bir işaret olarak algılayabilirsiniz.

 Oksitosin ((İngilizce): Oxytocin), primer olarak beyinde nöromodülatör görevi olan bir memeli hormonudur. Beyinde hipotalamusta sentez edilir ve arka hipofizden salınır.

Oksitosin en fazla üremedeki rolü ile bilinir. Özellikle doğum esnasındaki ve doğum sonrasındaki rolü önemlidir. Doğum esnasında serviks ve uterusun gerilmesi ile çok miktarlarda salınır, rahim kaslarının kasılmasını uyarır ve doğumu kolaylaştırır. Doğumdan sonra ise meme başı uyarısı ile sütün salınımını sağlayarak emzirmeye yardımcı olur.

Son zamanlardaki çalışmalar oksitosin hormonunun davranışlar üzerine etkisini de ortaya koymaktadır. Örneğin; orgazm, sosyal tanıma, eşler arasındaki bağ, anksiyete ve anne davranışları bu davranışlar arasında sayılabilir. Bu nedenle bu hormona bazen “aşk hormonu” da denmektedir. Oksitosin salgılanmasındaki yetersizlik sosyopati, psikopati, narsisizm ve genel manipülasyon eğilimi ile ilişkili bulunmuştur.

Oksitosin Yunanca ὼκυτοκίνη, ōkytokínē, “hızlı doğum” kelimesinden gelmektedir. Britanyalı farmakolog Sir Henry Hallett Dale 1906 yılında bu hormonun uterus kasılmalarında ki etkilerini keşfinden sonra bu ismi kullanmıştır. Süt atılımındaki etkileri Ott ve Scott tarafından 1910 yılında, ve Schafer ve Mackenzie tarafından 1911 yılında tanımlanmıştır. Hormonun 9 aminoasitlik dizilimi Vincent du Vigneaud ve ark. ve Tuppy tarafından 1953’de tanımlanmıştır. Kimyasal sentezi Vigneaud ve arkadaşları tarafından 1953’de yapılmıştır.

Kortizol, böbrek üstü bezinin kabuk bölgesinde üretilen, vücudun strese gösterdiği tepkiyle ilişkili bir kortikosteroid hormondur. Kan basıncını ve şekerini artırır, kadınlarda kısırlığa neden olur ve bağışıklık sistemini baskılar. Hidrokortizon veya kortizon olarak bilinen yapay kortizol alerji ve yangı’ya karşı sağaltımda kullanılır.

Dopamin, vücutta doğal olarak üretilen bir kimyasaldır. Beyinde, dopamin reseptörlerini aktive ederek nörotransmiter olarak görev yapar. Dopamin, ayrıca, hipotalamustan da salgılanır ve kana karışarak nörohormon görevi yapar. Nörohormon olarak görevi hipofizin ön lobundan prolaktin salgılanmasını baskılamaktır.

Sempatik sinir sistemindeki etkileri dolayısıyla ilaç olarak; kalp atışlarını hızlandırmak ve kan basıncını yükseltmek için kullanılır. Kan-beyin omurilik sıvısı bariyerini geçemediği için merkezi sinir sitemini doğrudan etkileyemez. Parkinson hastalarında ve Dopa-Duyarlı distoni hastalarında, beyindeki dopamin miktarını artırmak için, dopamin sentezinde öncü molekül görevi üstlenebilen L-DOPA molekülü kullanılır, zira L-DOPA kan-beyin bariyerini aşabililir.

(Bilgi)