Kategori arşivi: DoğaL İLAÇ

SANDAL ŞURUBU…

 

Santalum album….

Sandalgiller familyasindan, küçük boylu bir agaçtir. Ağacın boyu 4 ila 9 metre arasında değişmektedir. Sandal ağacı’nın anavatanı Hindistan yarımadası, Avustralya ve doğu Endonezya’dır. Günümüzde ise Çin, Sri Lanka, Filipinler gibi çeşitli ülkelerin ormanlarına yayılmıştır.Dünyanın en güçlü sandal ağaçları Tibet’te yetişir. Sandal bedeni temizleyip zihin dinginliği ve tazeliği sağlar. Düşüncede ve duygularda kaygı düşüncelerini yok ederek rahatlama hissi verir. Ayrıca kalp, ciğer, dalak ve böbrek rahatsızlıklarının üzerinde olumlu etkileri vardır. İnsanlara neşe ve sevinç hissini vererek daha canlı olmalarını sağlar. Gereksiz kaygı ve korkulara son vererek rahatlama hissi verir. Kendi iç dünyanızın farkındalığını bilerek ve isteyerek artırarak, kişisel gelişim anlamında gelişmenizi sağlar.Özelikle kokusuylada toplantı odalarında karar mercilerinde duru bir zihin sağlar. Olumlu duygu ve düşüncelerin kokusudur. Vericilik konusunda cömert davranılmasını sağlar. Enerjisini vererek daha mutlu olmanızı sağlar. Olumlu özellikleriyle enerjisini yansıtır. Erkekler için Afrodizyak özelliğine sahiptir.

Sandal zengin bir antioksidan kaynağı olmakla beraber, anthocyanin’ler, galik asit türevleri ve taninler , C vitamini , E vitamini ve  karoten içeriğe sahiptir. Bu nedenle sağlığı destekleyen önemli bir besindir.

Depresyon..

Uykusuzluk..

Tansiyon..

Gerginlik..Ankisiyete..

Karaciğeri kuvvetlendirir…ve susuzluğu keser.

    • Afrodizyak etkiye sahiptir.
    • Kuru ciltlere faydalıdır.  Çatlamış ve yıpranmış ciltlerde kullanılır.
    • İyi bir balgan söktürücüdür ve öksürükte de kullanılır.Antiseptik, rahatlatıcı ve yatıştırıcı etkileri vardır.
    •  Alerjik ciltlerde antiseptik olarak cildin temizlenmesinde kullanılır.
    •  Dizanteri ve bel soğukluğu gibi rahatsızlıklarda da kullanılır.
    • Ciltteki akne ve benzeri pürüzlere iyi gelir.
    • Aromaterapide; uykusuzluk, stres, gerginlik, depresyon gibi durumlarda kullanılır…

Afiyet olsun..Sevgiyle !

Eczacı Filiz Ç.TG.Hoca Hanım

MEYAN ŞURUBU…

 

MEYAN…ŞURUBU…

Faydaları

Karaciğer rahatsızlıkları

Kan şekeri düşüklüğünde..

Böbrekler ve böbrek üstü bezlerini  çalıştırır..Hazmı kolaylaştırır..Nefes borusu ..ses telleri..

Vitiligo,Likes,sedef..

Egzama, yangı giderici..

Eklem  iltihapları..

Gastrit..kolit..Mide barsak ülseri

Faranjit ..Kollesterol

Kabızlık..Basur..

İnterferon özelliği ile..(Virus  mikroplarına  karşı kalkan)

Hepatit..Varis gibi rahatsızlıklarda rahatlatıcı tedavi yardım desteği sunar..

Şurup tüketilirken yanında muz, kaysı ve bol su tüketilmelidir…

2 aylık tedavi..Günde 2×1 çay bardağı  içilir…

Afiyet olsun…

Sevgiyle…

Eczacı Filiz Ç.TG.Hoca Hanım

Metabolizma çalıştırıcı ŞURUB…

 

Günde 2 kez 1 fincan içildiğinde İdrar söktürücü, müshil,zayıflatıcı,göğüs yumuşatıcı ,nefes açıçı Soğuk algınlığı ve grip enfeksiyonlarına karşı vücudu  dinçleştirici  etkisiyle Hem yaz hem de kışın Vücüda destek şurup gıdalarından biridir…

Vücudu rahatlatıcı özelliği ile özellikle soğuk algınlığına bağlı hastalıklarda vücudu dinlendirir ve güçlendirir.Metabolizma çalıştırıcı özelliği sayesinde zayıflamaya yardımcı olur.

Üst solunum yolu rahatsızlıklarında vücudu destekleyici olarak kullanılır.

Göğüs ağrılarını hafifletir…

Balgam söktürücü özelliğe sahiptir.

İdrar yolu hastalıklarının tedavisinde kullanılır.

Terletici özelliği sayesinde vücuttan toksinlerin hızla atılmasına yardımcı olur.

Anne sütünü kuvvetlendirir.

İltihap kurutucu özelliğe sahiptir.

Vücudun direncini arttırır.

Yatıştırıcı etkisi ile vücuda rahatlık verir.

Güneş yanıklarının iyileşmesini kolaylaştırır.

Sinirsel ve romatizmal ağrıları dindirmeye yardımcı olur.

İdrar söktürücü ve kabızlığı giderici etkilere sahiptir.

Sevgiyle..

Eczacı Filiz Ç.TG.Hoca Hanım

TemRi Hindi ŞURUBU…

 

DEMİR(Temri)Hindi….

Osmanlı mutfağında yaygın olarak kullanılan ve 40 çeşit baharattan yapıldığı söylenen Demirhindi Şerbeti’nin anlatılan en ünlü efsanesi şöyledir:

“Kanuni Sultan Süleyman sıcak bunaltıcı bir yaz günü Yeniçeri ziyaretinde susamış ve soğuk bir şerbet istemiş. Padişaha ait bir tas içinde hemen buz gibi bir demirhindi şerbeti ikram edilmiş. Kanuni bu şerbeti o kadar çok sevmişki o tası altınla doldurtup, şerbeti yapan ustayı ödüllendirmiş.”

Sultan Süleyman Han’ın sofrasından eksik etmediği Demirhindi meyvesinin ve içine konulan diğer baharatlarla birlikte Demirhindi Şerbeti’nin sağlık açısından faydaları saymakla bitmiyor:

Antioksidan açısından da zengin olan demirhindi kansere karşı etkilidir. Karoten, C vitamini ve B vitaminleri içerir. C vitamini eksikliğine karşı etkilidir. Ateş düşürücüdür ve soğuk algınlığına karşı vücudu korur. Kolesterolü düşürür. Sindirim sistemini hızlandırır. Kalp sağlığını korur. Gargara yapıldığında boğaz ağrısına iyi gelir. İnflamasyonu iyileştirici olarak cilde uygulanabilir. Mide ağrısına ve mide ekşimesine iyi gelir. Romatizma ve kas ağrılarını giderir. Ayrıca, şerbetin iştahı açıcı, bağırsak gazını sökücü, ağız kokusunu giderici, beden ve zihin gücünü artırıcı özellikleri olduğu da biliniyor.

Stres gerginlik ve cesaret eksikliği ve yaşlanmayı önler kırışıklıkları tedavi eder..Boğaz , kulak, göz, suyla içildiğinde mide rahatsızlıklarına iyi gelir..Nefes darlığı astım sarılık öksürük için birebirdir..

Her gün bir bardak sulandırıp bal veya pekmezle veya sade içtiğiniz Demir hindi şerbeti 2 hafta sonra Boğaz ağrısından bademcik şişmesinden farenjit gibi hastalıklardan iz bırakmadan vücüdu gençleştirir dinçleştirir..

Cildi güzelleştirir,uyuz ,mantar hastalıklarını tedavi eder.Sabah aç karna içilirse gün boyu su içilmezse kemklerin romatizme yelini alır..Kekik suyuyla içildiğinde dildeki peltekliği alır..Sabahları aç karna bir kaşık Zekaya iyi gelir beyin hücrelerini korur.Beyin kanamasını önler…

AfiyetvOlsun…

Sevgiyle..

Eczacı Filiz Ç.TG.Hoca Hanım

GÜL ŞURUBU…

GÜL….

C vitamini, malik asit, pektin ve sitrik asit açısından çok zengin olan Gül… A,B3, C ve D vitaminleri içermektedir…ishal sorunlarını giderebilir, soğuk algınlıklarına iyi gelir.Ülser ve hazımsızlık sorunlarını giderebilir, hazımsızlığa iyi gelir. Öksürük ve boğaz ağrılarına iyi gelir. Halsizliği ve yorgunluğu giderici özelliği vardır. Sinir sistemi üzerinde etkilidir, sinirleri rahatlarır ve gevşetir.

Gül ….cilde canlılık kazandırır, anti-bakteriyel, antiseptik, anti-enflamatuar ve anti-oksidatif özellikler açısından zengindir. Bu yaprakları akne dahil bir çok cilt hastalığını ortadan kaldırabileceğine inanılır.
Cildin prüzsüz olmasını sağlar, sağlıklı bir görünüm kazandırır, cildi nemlendirir ve kuruluğunu giderir.
A ve E vitaminleri açısından zengin olduğu için cildin sıkılaşmasını sağlar, dokuları güçlendirir.
Ayrıca, etkili bir anti-alerjen olması cilt sağlığını serbest radikallerden ve bakerilerden korumaya yardımcı olur.
Kadınlarda düzenli adet döngüsünü sağlayabilir.
Güçlü bağışıklık sistemi için mutlaka tüketilmesi gereken ürünler arasında yer almaktadır. Bir çok hastalığın ortaya çıkmasını ve gelişmesini engeller.
C vitamini içerdiği için boğaz ağrılarını giderebilir, soğuk algınlıklarından neden olan burun tıkanması ve öksürme gibi srounların ortadan kalkamasına yardımcı olabilir.
Sindirim sistemi için çok faydalı bir besin kaynağıdır. Özellikle bağırsakların çalışmasına yardımcı olabilir. Obezite sorunu ile mücadelede yardımcı olabilir. Kabızlığı giderici özelliği olan gül…aynı zamanda dolaylı olarak kilo vermeye yardımcı olabilir.

Gül ..ün en önemli özelliklerinden bir tanesi de stres ve depresyonla alakalı sorunlarla etkili bir şekilde mücadele edebiliyor olmasıdır. Sinir sistemi üzerinde çok etkili olan gül.. rahatlamayı sağlar, sinirlerin gevşemesine ve vücudun sakinleşmesine yardmcı olabilir. Bu özelliğinden dolayı genel anlamda ruh sağlığının korunmasını sağlayabilir.
Gül … daha önce sindirim sistemi için çok faydalı olduğunu yazmıştık. Özellikle bağırsakların çalışmasına ve temizlenmesine katkıda bulunur. Bu özelliğinden dolayı gül… aynı zamanda zayıflamaya yardımcı olur. Kilo vermek isteyenlerin düzenli olarak tüketmelerini öneririz.
Gül.. aynı zamanda idrar yolu sorunlarını ortadan kaldırabilir. Etkili bir idrar söktürücüdür.

Gül… artrit, gut ve yüksek ateş gibi sorunları giderebilir. Bunun dışında sinir sistemi üzerinde etkilidir,rahatlama sağlar.
Antiseptik özelliği olan gül.. yaraların hızlı iyileşmesi için kullanılmaktadır. Yara üzerine direkt uygulanarak kullanılır.
Spazm ve kramp ağrılarına iyi gelmektedir. Kasların rahatlamasını, spazm ve kas ağrılarının geçiştirilmesini sağlar.
Antiviral özelliği olan gül bir çok hastalığa karşı bünyeyi korumak için savunma sistemini güçlendirir.
Cinsel soğuklukları ve cinsel sorunları ortadan kaldırabilir. Eski çağlardan beri cinsel sorunların tedavisinde kullanılmıştır.
Rahim sorunlarını giderebilir. Bunun yanında gül kadınlarda menapozu geciktirebilir. Ayrıca buna bağlı olarak dolaylı yönden kadınlarda ruh ve sinir sağlığını korumaya yardımcı olabilir.
Mide sorunlarını giderebilir, mide enfeksiyonlarına karşı etkili olabilir.
Gül içerdiği bol miktardaki uçucu yağlar aynı zamanda etkili bir müshil olarak görev yapar. Bunun sayesinde hem kabızlık sorununu giderir, hem de bağırsakları temizleyerek kilo vermeye yardımcı olabilir.
Gül ..karaciğer enfeksiyonlarına karşı çok etkili olduğu düşünülmektedir. Ülser sorunlarıyla başa çıkabilir ve safranın sağlıklı bir şekilde görevini yerine getirmesine yardımcı olur.
Bulantı ve kusma sorunlarına karşı gül etkili bir çözüm sunabilir.
Hakiki ve saf gül kansere yakalanma riskini azaltabilir, bunun yanında kalp sağlığını koruyabilir.
Gül cilt sağlığı için de çok faydalıdır. Genel anlamda cilt sağlığını korur…
Cilt üzerinde meydana gelen aknelere karşı gül etkili ve doğru bir çözüm olabilir.
Gül …ciltte meydana gelen kara lekeler, sivilce ve kızarıklıklar, dökülmelere karşı etkili olabilir. Bunun için cildin etkilenen kısmına 2-3 damla sürerek masaj şeklinde uygulamanız yeterlidir.
Gül …cildin yumuşamasını sağlar, kuru cilt sorunları olan kişiler düzenli olarak tüketmelidirler.
Gül… özellikle cilde çok zarar veren ve hızla yaşlanmasına ve deforme olmasına neden olan bakterilere karşı çok etkili olabilir. Cildi zararlı bakterilerden temizleyerek cildin yaşlanmasını yavaşlatır.
Gül… cildin yenilenmesini ve hasarlı hücrelerin onarılmasını sağlayabilir. Buna engel olan serbest radikallerin ortadan kalıdırılmasına yardımcı olur.
Özellikle hassas cilde sahip kişilerin kullanmasını öneririz. Etkilerini kısa sürede göreceğinize eminiz.

Gül...bütün bunların dışında, uykusuzluk sorularını ortadan kaldırabilir.

Gül kokusu akla ve zekaya iyi faydalı ve dimağı rahatlatıyor,

Gül kokusu rahat uyumaya yardımcı oluyor,

l kokusu mükemmel derecede ferahlık verir,

-Baş ağrısına iyi geliyor,

-Mideyi rahatlatarak kusma,öğürme vb durumlarda sakinlik sağlıyor.

İltihap sökücü ve dekonjestandır. Uzun bir günün sonunda vücudunuzda kalan yorgunluğu, gül giderebilir. Gül… Baş ağrılarını dindirir.  Vücuttaki kollajen sentezini hızlandırıp, serbest kökleri etkisiz hale getirerek yaşlanma sürecini yavaşlatır.
Rahatlatıcıdır.
Ciltteki siyah noktaları, çatlakları ve kırışıklıkları giderir.
Saç köklerini güçlendirir ve kan dolaşımını arttırır. Böylece saç dökülmesinin önüne geçer..
İçerdiği tannin, pektin, E ve B vitaminleri ile, cildinizi sıkılaştırıp temizleyen ideal bir toniktir.
Antibakteriyel özelliği ile, yara, çıban ve sivilcelere karşı oldukça etkilidir.

Ruh ve sinir sistemi.. göz sağlığı.. artrit ve romatizmaya iyi geliyor..Ayrıca düzenli olarak tüketildiğinde Menepozu geciktiriyor..

Sevgiyle…

Eczacı Filiz Ç.TG. Hoca Hanım

SAFRAN Şurubu…

 

İLAÇLARIN KRALİÇESİ…

Kaşıntıya,sivilceye,cinsel gücü artırmaya,sindirim sistemini düzenlemeye,sinirleri yatıştırmaya,kişiyi neşelendirmeye,diş etlerini güçlendirmeye,diş eti kanamalarını önlemeye,ağız yaralarına,zekayı artırmaya,kalp ve damar hastalıklarına,dalağı güçlendirmeye ve sperm kalitesini artırmaya faydalıdır. Yapılan çalışmalarda  depresyon ile mücadelede, anksiyete ve duygusal kontrol yönetiminde etkili olduğu görülmüştür. Bazı araştırmalarda da; safran özü bileşenlerinin antikanserojen (kanser bastırıcı) olduğu ve antioksidan özelliklere sahip olabileceği sonucuna varılmıştır.

İştah düzensizliğini önlediği ve yeme isteğini azaltarak, moral yükselttiğini göstermiştir. Diyet ve stres, genellikle belirli hormon ve nörotransmitter seviyelerini bozabilir. Sonuç olarak; anormal beslenme ve diyet, stresi teşvik eder. Safran özünün ise iştahı ve stresi düzenlediği, ayrıca beyindeki seratonin artışını sağladığı gösterilmiştir. Uzmanlar, safranın kokusunu; ‘otsu ya da samansı bir etkiyle karışık metalik balı andırır’ diye tarif eder. Tadı da biraz keskin ve samansıdır.

Bilimsel araştırmalar; safran özü ve ana aktif bileşenlerinin, anti-kanser ilacı Cisplatin’in yan etkilerini azalttığını, tümörü küçülttüğünü ve tümör yayılmasını bastırdığını göstermiştir. Ağrı, kötü sindirim, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, solunum sistemi hastalıkları ve Alzheimer gibi birçok rahatsızlıklarda çare olabilecek bitkisel bir yaklaşım olarak gösterilmiştir.

Tıkanmaları açtığı, karındaki gazları dağıttığı, kabızlığı giderdiği, kalbe kuvvet verdiği ve iştah açtığından söz edilmiştir.

Afiyet olsun…

Eczacı Filiz Ç.TG.Hoca Hanım

HİBUSKUS ŞURUBU…

şerbet

HİBUSKUS Şurubu…

Zayıflamaya yardımcı…
Tansiyonu düşürür….
Tip 2 diyabette yüksek kan basıncını düşürmek için kullanılır…
Bağışıklık sistemini güçlendirir…
Antioksidandır…
Kolesterolü düşürür…
Mide kanserine karşı koruma sağlar…
Şişliği alır…
Sindirim sistemini çalıştırır…
Kalp ve karaciğer hastalıklarına karşı kullanılır…

Afiyet  olsun…

Sevgiyle!…

Eczacı Filiz Ç. TG. Hoca Hanım

ALOE VERA Şurubu…..

 

ALOE VERA Şurup…

İnsanlara gereken 22 adet amino asitten 20 adetini bünyesinde barındırmaktadır. Bağışıklık sistemini güçlendirici, iltihaplanmayı durduran, ağrı kesici özelliği olan, sindirimi kolaylaştıran, karaciğer hücrelerini tamir eden, kanserli hücrelerin büyümesini durduran, kemik erimesine, şekere, kolesterole, yanıklara, yaralara daha sayamayacağımız pek çok şeyin dermanıdır.

Aloe vera şurubu olarak da bilinen bu ürün pek çok hastalığa iyi geldiği gibi kabızlık tedavisinde de en hızlı sonuç veren ürünlerden biridir. Herhangi bir kimyasal bileşen içermeyen ve bu sebeple hiçbir yan etkisi bulunmayan aloe vera kabızlık sorununu ve sindirim sıkıntılarını çözmektedir.
Cildin iyileşmesinde mucizevi bir etki gösterir.
Sindirimi kolaylaştırıcı bir etkisi vardır. Kabızlığı gidermede yardımcıdır. Mide rahatsızlıklarına karşı fayda sağladığı bilinir.
Safra söktürücü özelliğe sahip bir bitkidir. Ayrıca, kadınların regl dönemlerini sorunsuz geçirmede kolaylık sağlar.
Özellikle deri üzerinde görülen iltihaplanmalarda ve egzamaya karşı rahatlatıcı etkiye sahiptir.
Kuru ciltleri nemlendirme konusunda oldukça etkili ve güzel sonuçlara neden olmaktadır.
Ayrıca aloe vera bitkisinin yaralar üzerinde, böcek ısırmaları, güneş yanıkları ve küçük yanıklar üzerinde iyileştirici özelliği olduğu bilinmektedir.
Saçın yapısında ve saç derisinde çok etkili sonuçlara neden olmaktadır. Saç dökülmelerini azaltarak saçı ve saç derisini onarıcı özelliğe sahiptir. Ayrıca saç üzerinde canlandırıcı ve parlaklık kazandırıcı bir etkiye neden olur.

Aloe vera şurubu faydaları şunlardır;

Şeker hastalarının insülin seviyelerini dengede tutar.
Kolesterol seviyelerinin dengede tutulmasına yardımcı olur.
Bağışıklık sistemini güçlendirerek, kemik erimesini durdurur.
Sedef, mantar, iltihap ve yaralar için tedavi edicidir.
Sindirim sistemi için faydalıdır.
Aloe vera bitkisinden üretilen aloe vera ürünleri mutlaka buzdolabında saklanması gerekir. Aksi takdirde yararlı bileşenleri kaybolur. Bu sebeple güvenilir ürünleri almanız önerilir. Aloe vera jel dâhilen sürülerek ve içilerek kullanımı ile iyi bir şifa kaynağıdır. Tümörlerin büyümesini engelleyerek kansere karşı koruyucu olarak kullanımı yaygındır.

Aloe vera bitkisinin bilinen 240 türü içerisinde, bitkisel tedavide kullanılan sadece 4 tanesidir. Bu yüzden güvenilir ürünleri almanızı tavsiye ederiz.

A, C, E ve B grubu vitaminleri ile Magnezyum, Kalsiyum, Selenyum, Potasyum, Demir, Mangan, Bakır, Çinko, Fosfor gibi mineraller ihtiva eder. Aloe vera etkileri, genellikle sindirim sistemi, boşaltım sistemi, safra, mide rahatsızlıkları, yanık ağrıları, deri iltihabı, güneş yanıkları, egzama, böcek sokmaları, yıpranmış cildin nemlenmesi ve onarımı, bağışıklık sistemi, tümör gelişimini durdurma üzerinedir. Çok yüksek besin değerine sahiptir. Ayrıca hücre yenileyici özelliği sayesinde vücutta hasar görmüş pek çok dokunun dış yüzeyinin onarımını sağlamak adına oldukça etkilidir.

Tüm bu faydaları içeriğinde barındıran aloe vera bitkisinden gerekli faydayı sağlamak için mutlaka bir uzmandan destek almanızı öneririz..

Afiyet olsun…

Eczacı Filiz Ç.TG. Hoca Hanım

ELMA SİRKESİ…

elmalar

Elma Sirkesinin Faydaları
Elma sirkesi sadece salatalarımıza lezzet katmakla değil, birçok derde deva şifai özelliğiyle de önemli bir besin kaynağı. Elma Sirkesi’nin; cilt rahatsızlıkları, yaralanma, güneş yanığı, baş ağrısı, mide rahatsızlığı, kadın hastalıkları, soğuk algınlığı ve ateşli hastalıkların tedavisinde kullanması çok eski medeniyetlere kadar dayanıyor.
Elma ve Sirkesinin Faydaları:
Elma, içerdiği organik asitler, soda ve fosforun yardımı ile, beyni, karaciğeri ve mideyi çok olumlu etkiler.
Çiğ elma kabuğu yenerek bedendeki ürik asit azaltılabilir.
Antiseptik özelliği vardır. Meyve ve sebzelerin elma sirkesi katılmış su ile yıkanması onların mikroplardan arınmasını sağlar. Ayrıca Bakteri ve mikropların barınmaması için mutfak ve banyolarınızda elma sirkeli su kullanmanız önerilir.
Elma sirkesi kemikleri güçlendirir ve kemiklerin kalsiyum depolama potansiyelini artırır.
Özellikle osteoporoz ve menopoz sonrası kemik kırılmaları için bitkisel tedavi sunar.
Uzun süreli kullanımı eklem ve kemiklerdeki sertlik ve sıkıntılara son verir.
Elma sirkesi özellikle vücuttaki sodyum dengesini kurarak yüksek tansiyon şikayetini azaltır.
Elma sirkesi kandaki yüksek kolesterol oranını dengeler ve düşürür. Damar tıkanıklıkları ve kan yağlanması olan kişilerde kanı inceltici etkileri vardır.
Başta damarlar, karaciğer, böbrekler olmak üzere vücudu detoksifiye eder, yağlı-mukus kalıntıları parçalar.
İçerdiği yoğun potasyum sayesinde hücre büyümesini destekler.
Öküsürük, soğuk algınlığı, ciğer üşütmesini iyileştirir. Boğaz enfeksiyonlarında, bronşitte içilebilir ya da buhusu yapılır.
İdrar yolları enfeksiyonlarında, sindirim bozukluklarında, kramplarda, yaban arısı sokmasında, saçta kepekte, uyku bozukluklarında, kulak çınlamasında da bitkisel çözüm sunar.
Elma Sirkesi Nasıl Kullanılır?
Genel şifai kullanımda bir bardak suya 2 tatlı kaşığı elma sirkesi ve 1-2 tatlı kaşığı bal katarak, günde 3 kez, mümkünse yemeklerden önce (fazla kilo problemi için de etkili olan elma sirkesi bu amaçla kullanılacaksa mutlaka yemeklerden önce alınmalıdır) kullanılır. Elma sirkesi koruyucu sağlık amacıyla, sürekli olarak günde bir kez sabahları açken ve alınmalıdır.
Bol su içerek zayıflama düşüncesi elma sirkesi küründe elma sirkesinin toksin atıcı faydasını artıran bir durum olup metabolizmayı da hızandırıcı etki yapar. Hazımsızlık sorunu olanlar için bol su ile elma sirkesi kürü oldukça faydalı olmaktadır. Elma sirkesi, su ve bal formülü özellikle akşam yemeğinden 30 dk önce içildiği zaman hazmı kolaylaştırıyor ve vücuttaki yağları eritmede faydalı oluyor.
Migren: Bir tasın içerisine eşit miktarda su ve elma sirkesi koyup kaynatın. Daha sonra altını kısarak yüzünüzü buhara tuttun. Bu şekilde 3 dakika kadar soluk almanız migren ağrılarının yok olmasını sağlayacaktır.
Boğaz ağrısı: Anjin ve streptokok dahil olmak üzere tüm boğaz ağrılarında, 1 bardak suya katılan 1 kahve kaşığı elma sirkesi ile her saat başı yapılacak gargara rahatlatıcı bir çözüm olacaktır.
Yorgunluk ve uykusuzluk: 1 litre suya 3 yemek kaşığı elma sirkesi ve bir fincan bal ilave edin. Her gece yatmadan önce 2 yemek kaşığı içeceğiniz bu karışımla uykusuzluğunuzun ve yorgunluğunuzun kaybolduğunu göreceksiniz.
Ayaklar: Ayaklarınız için bir leğene ayak bileklerinize kadar ılık su doldurun ve içine yarım şişe elma sirkesi ilave edin. Sabah ve akşam, en az 5 dakika, ayaklarınızı bu su içinde dinlendirin.
Kaşıntılar: Böcek ısırmalarına ve kurdeşene bağlı kaşıntılarda, arı sokmalarında ve cilt çatlaklarında sürülecek elma sirkesi rahatsızlığı ve acıyı giderecektir.
Sivilceler: Sağlıklı bir cilt için banyo suyunuza biraz elma sirkesi ilave edin. Cildinizin yumuşadığını ve parladığını fark edeceksiniz. Sivilceler için, su ile seyreltilmiş elma sirkesiyle yüzünüzü silin ve durulayın. Elma sirkesi akneye neden olan mikropları öldürür.
Mide bulantısı: Mide bulantısının ve kusmanın önüne geçmenin yolu; ılık elma sirkesine bir bezi batırıp sonra sıkmak ve bu bezi midemizin üstüne yerleştirmektir. Bez soğudukça ılık bir bez ile işlem yeniden yapılmalı.
Varisler: Varislerin yol açtığı ağrıdan şikayetçiyseniz, sirkeli bir bezi, bacaklarınıza sarın ve 30 dakika bekletin. Otuz dakikalık süreyi bacaklarınızı yukarı kaldırarak geçirin. Bu işlemi sabah ve akşam tekrarlayın.
Nasırlar: En bilinen yollardan biri bayat ekmeği elma sirkesine batırıp nasırlı bölgenin üzerine koymak ve gece boyunca orada muhafaza etmektir. Sabah kalktığınızda nasırın veya sertliğin kaybolmuş olduğunu göreceksiniz. Bir başka yol ise ılık suyun içine yarım bardak sirke koyup, yarım saat süre ile nasırlı bölgeyi bu suda bekletmek ve daha sonra bir havlu ile kurulayıp ponza taşı ile bölgeyi ovuşturmaktır.
Evde Elma Sirkesi Nasıl Yapılır?
Sirke yapımı için en uygun elma türü şeker oranı yüksek kış elmalarıdır. Değişik çeşitlerin bir araya getirilerek kullanılması da sirkeye ayrı bir lezzet katar. Sirke yapımında kaçınılması gereken elma türleriyse ham ve ekşi olanlardır. Sirke yapımında dikkat edilecek en önemli konuysa hijyendir.

Şifa OLsun….

Sevgiyle…

Selam..

(/A/Vit-amin.net//)Apple-

NİŞASTA…ve Prejelanitize Nişasta

patates

Nişasta, farin veya amidon, suda çözünmeyen, kompleks bir karbonhidrat. Bitkiler tarafından fazla glikozu depolamak için kullanılır. Endüstride tutkal, kâğıt ve tekstil yapımında kullanılır. Gıda sanayisinde kıvamlandırıcı, yemek yapımında sıvıları koyulaştırmakta kullanılır. Çoğunlukla tahıllardan ve patatesten elde edilen tatsız ve kokusuz bir tozdur.Kimyasal (CAS kayıt numarası: 9005-25-8) olarak nişasta, amiloz ve amilopektin isimli iki polimerik karbonhidratın (polisakkaritin) birleşimidir. Amiloz, glikoz monomer birimlerinin alfa-1,4 bağlantılılarla uçuca eklenmesinden oluşur. Amilozdan farklı olarak amilopektinde dallanma vardır, ana her 24-30 glikoz monomerinden birinde alfa-1,6 bağlantısı ile bir yan zincir başlar.

Amiloz lineer bir moleküldür, ancak birbirini izleyen glikoz birimlerinin açili olma eğiliminden dolayı bir sarmal oluşturur. İki amiloz molekülü birbirine sarılarak bir çifte sarmal da oluşturabilirler. Bu sarmalın iç yüzeyi hidrofobik olduğu için içinde yer alan su molekülleri kolaylıkla daha hıdrofobik moleküllerle yer değiştirebilir. Nişasta testinde kullanılan iyot molekülleri amiloz sarmallarının içine dizilince mavi bir renk oluşur. Amiloz sarmalları arasında oluşan hidrojen bağları yüzünden içinde çok az su barındıran yoğun bir yapı oluşur.

Amilopektinde dallanma noktalarından sonra birbirine paralel iki zincir birbirlerine sarılarak bir çifte sarmal oluştururlar. Amilopektin, bir çalı gibi, bir merkezden dallandıkça genişleyen bir şekle sahiptir. Dallanmakta noktalarında molekül düzensizdir, iki dallanma noktası arasında ise çifte sarmallar düzgün bir şekilde istiflenerek kristal bir yapı oluştururlar; bu yüzden mikroskopta nişasta taneciklerinde bu düzenli ve düzensiz bölgeler büyüme halkaları gibi görünür.

Bu moleküler yapısından dolayı amilopektin, nişasta taneleri olarak depolanmasını sağlayan sarmal şekilli olur. Hem amilopektin hem de amiloz glikozun polimerleridir, ve tipik bir amiloz polimeri 500-20.000 glikoz molekülünden, bir amilopektin molekülü ise yaklaşık bir milyon glikozda oluşur.

Yapısal olarak nişasta, birbirine bağlı, lineer polimer sütunlardan oluşur. Amilopektinde alfa-1,4 bağlantılı zincirler, düzenli aralıklarla alfa-1,6 bağlantılarıyla dallanır. Farklı bitki türlerinde, hatta aynı türün farklı anaçlarında (cultivar) amilozun amilopektine oranı değişir. Örneğin yüksek amilozlu mısır nişastasında % 85 oranında amiloz bulunurken, mumlu (waxy) mısır türünde amilopektin orani %99’dır. Amilopektin sarmalları çoğu tahıl nişastasında sıkı bir sekilde istiflenmişken (A-tipi nişasta), patates ve muz gibi bazı bitkilerde daha aralıklı istiflenirler (B-tipi nişasta). Bazı amilopektinlerde glikozların üzerinde bulunan fosfat grupları nişastanın suyu daha kolay emmesini sağlar. Bitkilerde nişasta çok az su içeren tanecikler halinde depolanır, bu taneciklerin boyutları bitkiden bitkiye değişir.

Bitkilerde nişastanın başlıca işlevi enerji depolamaktır. Bitki hücrelerinde nişastanın oluşumu plastid denen organellerde (kloroplast ve amyloplast) gerçekleşir.

Nişasta suda çözünmez. Sindirilmesi hidroliz yoluyla olur, bu reaksiyonu katalizleyen amilaz enzimleri glikozlar arasındaki bağları keserler. Hayvan ve insanlar amilaz enzimlerine sahip olduklarından nişastayı sindirebilirler. Farklı tip amilazlar nişastayı farklı biçimlerde parçalarlar. Nişasta parçalandıkça dekstrin, maltoz ve nihayet glikoza dönüşür. Maltoz ayrıca maltaz enzimi tarafından da sindirilebilir.

İçerdiği glikoz monomerleri sebebi ile ve nişastanın kan şekerine doğrudan etkisi bulunmaktadır.

VE SIRA GELDİ …İaç prospekyüslerinde yer alıp ta ne idüğü anlaşılamayayan jelatinize etme olayınaki bu çok önemli sığr jelatinimi adı lazım değil o mahlukun jelatinimi derken insanlar ilaçlarını kullanırken yanlış tereddütler içine düşebiliyor..

Faydalı olmak açısından bu konuyu araştırdık..

Jelleşme
Farklı zincir yapılarına sahip olan nişasta türleri su absorbsiyon kapasitesinde ve pişirme sıcaklığında da farklılıklar gösterir. Jelleşme sıcaklık aralığı 50- 85 °C’dir. Örneğin patatesten elde edilen nişastalar 60-65 C°’lerde jelleşme gösteririken, tahıl nişastaları 80-85 C°’lerde jelleşmektedir. Ayrıca patates nişastasının önceliği viskozitesinin yüksekliği ve jelleşme ısısının düşük olmasının yanı sıra jel çözeltisinin son ürüne renk ve parlaklık açısından etkilemeyecek oranda yarı saydam olmasıdır.

Oda sıcaklığında nişasta polimer zincirlerinin birbirine sıkıca kenetlendiği granüllerden oluşur. Suyun normalde içine giremediği granüllerdeki zincirler, yüksek sıcaklıkta birbirlerinden uzaklaşır ve suyla etkileşebilir hale gelirler. Su ve sıcaklığın etkisiyle, nişastadaki polimerler birbirleriyle hidrojen bağları kurmak yerine suya bağlanırlar. Su, nişastanın içine nüfuz ettikçe genel polimer yapısının düzeni bozulmaya başlar, granüllü bölgeler küçülür ve amorflaşır. Suyla etkileşen amiloz, nişasta tanesinden dışarı sızar. Böylece su emip şişen nişastaya jelleşmiş denir.

Jelleşmiş ve ardından kurutulmuş nişastaya prejelatinize edilmiş nişasta denir. Jelleşmiş nişasta doğrudan kurutulabileceği gibi, aşağıda ayrıntılanan şekillerde modifiye edildikten sonra da kurutulabilir.

Sıcaklık azalınca jelleşmiş nişastadaki polimer zincirleri tekrar birbirleriyle etkileşmeye başlarlar ve bağlandıkları su moleküllerini salarlar. Bu arzu edilmeyen bir süreçtir çünkü salınan su, bu nişastayı bulunduran gıda ürünlerinde mikrop üremesine ortam sağlar. Buna engel olmak için nişastanın modifikasyonuna gidilir.

Nişasta modifikasyonu
Nişastanın suyunu salmamasını sağlamak için kullanılan yöntemlerden biri kimyasal olarak çapraz bağlar kurmaktır. Ancak bu işlemden geçen nişastalar dondurulma halinde bozulduklarından bir diğer modifikasyon daha uygulanır, şekerlerin hidroksil gruplarının belli bir oranına şekerlerin birbiriyle etkileşmesine engel olmak için asetil veya hidroproksil grupları eklenir.

Bir başka modifikasyon türü ise jelatinasyon sırasında asit kullanarak polimerlerin az miktarda parçalanarak boylarının kısalmasıdır. Bunun avantajı hidroliz edilmiş nişastanın ısınmayla daha az genişleyip daha az su emmesi, dolayısyla soğuduğunda da fazla su salmamasıdır.

Polimerlerin boyunu kısaltmanın bir diğer yöntemi de oksidasyondur. Nişastaya sodyum hipoklorit katılınca hem şekerler arasındaki bağlar kopar, hem şeker halkalarının bazılarının parçalanması sonucuda karboksil ve karbonil grupları oluşur. Zincirlerin kısalması nişastanın su emme kapasitesini azaltır, karbonil ve karboksil grupları ise bu nişastayı asit hidrozli nişastadan daha dayanıklı kılar. Oksitlenmiş nişasta ayrıca daha yapışkandır.

Bu modifikasyonların her biri nişastaya farklı özellikler verir ve farklı uygulamalarda kullanılmasını sağlar. Bu modifikasyonlar, endüstriyel ürünlerde kullanımı esnasında pH, sıcaklık, basınç ve diğer faktörlere karşı direnç sağlar. Modifiye nişastalar Çerez, Ketçap, toz içecek ve çorba, et sanayi, unlu mamüller gibi gıda ürünlerinin yanında tekstil, kâğıt ve tutkal sanayinde de geniş bir kullanım alanı sunar.

Fiziksel modifikasyonlarda ürünlerde E numarası bulunmaz. Ancak kimyasal ve enzimatik modifikasyonların hemen hemen tamamında ürüne E numarası eklenir.

Nişasta, bitkilerde meyve, tohum, kök gövdesi (rizom) ve yumru köklerde bulunur. Türkiye’de nişastanın başlıca kaynakları buğday, pirinç, patates ve mısırdır. Ekmek önemli bir nişasta kaynağı olup buğdaydan hazırlanır. Yemeklik baklagiller de (bakla, mercimek, bezelye, nohut) nişasta bakımından zengindir.

Dünyada yaygınca kullanılan nişasta kaynakları arasında arrakaça, karabuğday, muz, arpa, manyok, konjak, kudzu, oka, sago, kocadarı (sorgum), taro, Hint yeralması ve tatlı patates sayılabilir.

Nişasta işlenmiş gıdalarda sıkça kullanılan bir katkı maddesidir. Nişasta önceden pişirilip pudding tipi gıdalara koyulaştırıcı olarak katılır (agar, pektin, jelatin ve carrageenan da aynı amaçla kullanılır).

kAYNAK:Vikipedia

(/Araştırma//Vit-amin.net/)