Kategori arşivi: ARİF OLan AnLAr…..

GÖNÜL AYNASI !…..

ayna

 

GÖNÜL AİNESİ….

Nacizane..

Testinin  içinde  ne varsa  dışarıya  o sızar..Bakalım  testinin içinde  bal mı  var  kaymak mı…Şimdiden  sürçi lisan  ettiysek  af ola..

Şişt  ayna ..Ayna var ya işte o. İşte o  Ayna…Elçiye  zeval olunmaz….

Bir zamanların nadir bulunan  pahalı, lüks, zenginlik göstergesi olarak kabul görmüş nesnesi Ayna…tartışma götürmez bir toplumsal kabule sahip olan Ayna …şimdilerde batılı kentsel gelişiminin sıradan dekoratif unsurlarından birine indirgendiği  Ayna..

Adeta tarih boyunca geçirdiği dönüşümü ile uygarlık evriminin canlı bir parçası…sanki..

Bildiğimiz üzere Aynalar evlerde, ofislerde, restoranlarda, balo salonlarında kısacası her türlü mekânda dekoratif amaçlı olarak kullanılmaktadır. Işığın %100 yansıması neticesinde görüntü veren aynalar, kendi alanında çeşitli süreçlerden geçerek günümüze kadar ulaşmışlardır.

Önceleri metal bir yüzeyin parlatılması yoluyla elde edilen ayna, sonraları cam levhaların kaplanması ile elde edilmeye başlanmıştır. Günümüzde ise gümüş takviyesi kullanılarak üretimi yapılmaktadır.

Aynaların kendi içerisinde üç çeşidi vardır. Küresel, düz ve parabolik olarak üçe ayrılmaktadır. Görüntü verme açıları ve durumları, üretimleri birbirinden farklıdır. Özellikle parabolik aynalar pek çok alanda kullanılmıştır.

Bunların en önemlilerinden ilki Newton’un teleskopla görüntülenmesidir. İkincisi ise günümüzde Dünya Olimpiyatlarında, olimpiyat meşalesinin yakılması amacıyla kullanılmasıdır. Meşale   güneş ışınları ile büyük parabolik aynalar sayesinde yakılmaktadır. Aynaların çeşitleri  özellikleri ve üretim yöntemlerine göre fiyatları da çeşitlilik göstermektedir.

Ayna….insanların suda yansıyan akislerini ilk gördükleri andan itibaren  ihtiyaç duydukları, vazgeçilmezleri  zamanla daha net gösteren bir yansıtıcı arayıp sonunda buldukları bir  nesnedir…Yansıma…

On yedinci yüzyıla kadar yüzeyi iyice parlatılmış düz metal levhalardan yapılan aynalar sonraları ışığı yansıtarak görüntü vermesini sağlayan ve ”sır” adı verilen çok ince bir metal kaplanarak elde edilmişlerdir.

Kolayca şekil verilip cilalanarak pürüzsüz hale getirebilmeleri ve dayanıklı olmaları nedeniyle metaller, ayna yapımında çok eskiden beri kullanılmışlardır. Milattan önceki zamanlarda değişik kavimler hep bronz el aynası kullanırlardı. Daha sonra aynacılık işini ilerleten bu medeniyetler  çeşit yaparak gümüş aynalar imal etmeye başlamışlardır.

Bunlar aynaların maddi yüzü..Birde ayna hakkında söylenmiş efsaneler..hikayeler..manevi gerçekler vardır…

Efsane bu ya  Hindistan da:  çok eskilerden kalma ve bir çok gizemli olayın açıklamasını içeren, bir kitap vardır . Bu kitabın Hindistan daki varlığından haberdar olan kitap ve bilgi tutkunu bir adam…Bu adam kitabı bulmak için yollara koyulur ve bu uğurda epey bir zaman yorulur… Bir gün bu kitabın Hindistan da ıssız dağların doruğunda  bir Hindu tapınağında olduğunu öğrenir. Oraya varır ve o kitabı görmek ve incelemek için büyük çabalarla izin alır. Hazine dairesinde süslü bir sandığın içinde saklı olan bu büyük kitap, nefis bir cilt kapağına sahiptir. Adam kitabı alır ve sayfalarını karıştırmak için kitabı açar. Ancak bu esnada kitabın karşısında durduğu yerde bir heykel gibi dona kalır. Çünkü kitabın bütün sayfaları aynadır. Ve anlar ki aslında kitapta aranan her bilgi ya da gizemli olay  aslında   insanda ve insanın çehresinde mevcuttur.

”Ayna ayna söyle bana, var mı benden daha güzeli bu dünyada?” sorusuna cevap verebilen ayna ise henüz imal edilmemiştir.

Bu anlamda ayna hızla  bir gündelik eşya olmaktan çıkıp büyük bir sembole dönüşmüş tasavvufta da  kalp  temizliği Aynayla ölçülmüştür. Evet aynayla… Bildiğimiz her gün  kendisine  bakmadan  sormadan duramadığımız sırdaşımız  Ayna.. Ama aynaya baktığımızda ilk gördüğümüz kendimiz mi yoksa kendimizde  görmek  istediğimiz midir acaba ?..

Tasavvufta diğer bir deyişle….Maneviyatta…

Gönül  aynaya benzetilir.

Gönül çalabın tahtı

Çalap  gönüle  bağtı..

İki  gönül  bedbahtı

Kim  gönül  yıkar ise..

Gönlün insana.. iyi, doğru ve güzeli gösterebilmesi için düzgün, pürüzsüz ve tertemiz olması gerekir. Gönül aynası eğri, pürüzlü, kirli ve paslı olursa hakikati göstermez. Hakikati  göremez..

Gönül ainesi sofu

Eğer eder isen safi

Açılır sana  bir kapı

Ayan olur  Cemalullah..

Mevlana  Celalettin Rumi Hazretleri  bir deyişinde  Aynalar  türlü türlüdür.. Yüzünü görmek isteyen  cama.. Özünü  görmek  isteyen  can a bakar.. Aynı zamanda;

Mevlana Mesnevi’sinde kalp/gönül temizliğinin ne kadar önemli olduğunu anlatmak için Çinli ressamlarla Rum ressamların arasında geçen sembolik bir hikaye anlatır.

Hikaye özetle şöyledir:

Bir zamanlar Çinli ressamlarla Anadolu ressamları birbiriyle çekişir, kendilerinin daha iyi ressam olduğunu öne sürerlerdi. Bir gün padişah bunları yarıştırmaya karar verdi. Taraflara birbirine bakan iki salon tahsis edildi. Salonların girişi perdeyle kapatıldı ve yarışma başladı….Çinli ressamlar çeşit çeşit boya istediler. Her sabah kendilerine istedikleri boyalar teslim edildi.
Anadolu ressamları ise hiç boya istemediler. Sadece karşı duvarı temizleyip cilalamakla meşgul oldular. Duvarı ayna gibi parlattılar.
Çinli ressamlar işlerini bitirince sevinçten uçuyorlardı. Zira harika bir iş çıkarmışlardı, fevkalade güzel resimler yapmışlardı. Yarışı kesinlikle kazanacaklarını düşünüyorlardı. Padişah içeri girince resimlere hayran hayran  baka kaldı. Bir diğer değişle ağzı açıkta kaldı..Bundan daha güzel bir resim olabilrmiydi ki…Resimler  çok güzeldi…..

Daha sonra Anadolu ressamlarının salonuna geçti. İçeri girer girmez Anadolulu ressamlardan biri aradaki perdeyi kaldırıverdi. Çinli ressamların resimleri ve nakışları birden karşıda ki salonun cilalanmış duvarına yansıdı. Resimler daha parlak ..daha güzel  ve daha canlı görünüyordu.

Padişahın gözleri kamaşmıştı.

Şahane:)) dedi seslice…

Pek tabi ki yarışmayı da Anadolulu  ressamlar kazandı.

”Oğul oğul …Anadolulu ressamlar  sufilerdir. Onların  ezberlenecek dersleri, kitapları yoktur. Onların gönülleri vardır..
Gönüllerini adamakıllı cilalamışlar, hırstan, hasislikten ve kinlerden, hasetten arındırmışlardır.
O aynanın saflığı, berraklığı gönlün vasfıdır. Eğer tertemiz olursa gönle, hadsiz, hesapsız suretler akseder…” (Mesnevi, I, 277)

Edep  kişinin  gönül aynasıdır..

Yine mevlana der ki;

Dünya gözü ile bakan yüzü; gönül gözü ile bakan özü görür…Mevlana

İnsan özden ibarettir geri kalan… deridir..   Gözde… dostu gören göze derler…

Kişi kim olduğunu bilmek isterse kimleri sevdiğine baksın….Mevlana

Bir kimseyi tanımak istiyorsan düşüp kalktığı arkadaşlarına bak….Mevlana

Kişi gülüşüyle terbiyesini güldüğü şey ile seviyesini gösterir…..Mevlana

İyi dostu olanın Aynaya ihtiyacımı olur… . Mevlana

Peki dost kim..Dost kime derler!…

Dost merdivene benzer..

Her daim aklıyla fikriyle seni irşad edip durur..

Anlaşılması o kadar zor değil aslında anlamaya istekliysen anlarsın..Anlamak istemeyen insanların davranışları fitne fesat..-üç kağıt..art niyet meşguliyetleri ile  meşgul olduğundan anlayamaz ve anlamak istemezler gerçeği saptırırlar…bu da gerçek olanı görmelerine perde olur..Ne yazık ki..

Sen bensin işte..Ben senim işte…

Sen benim  Yaradan dan  ötürü  Yaratılanı  sevişim, bir adım  gelene  on  adım  gidişimsin…

Sen benim bu  günüme  şükür, yarınıma dua  edişim  ve  kapanmayan avuç içimsin…

Sen benim  sonsuz sadakatim, merhametim , hissiyatım, şefkatimsin.. Sen benim  her şeye  rağmenim.. Asla  pes etmeyişim.. Başımı önüme  eğmeyişim ve  ümidimi  yitirmeyişimsin..

Sana bir AYNA getirdim…

Bilemezsin….Bilemezsin…..

Sana verecek bir armağanı ne çok aradığımı. Hiçbirşey içime sinmedi. Altın madenine altın sunmanın Ne anlamı var. Ya da okyanusa Su.

Düşündüğüm her şey Doğu’ya baharat götürmek gibiydi.

Kalbimi ve ruhumu vermemin bir  yararı yok …. Çünkü Sen.. zaten bunlara sahipsin….

O yüzden Sana bir AYNA getirdim.

Kendine BAK ve beni HATIRLA!

Dikkat ediniz bedende bir et parçası vardır ki, o iyi olursa bütün beden iyi olur, bozuk olursa bütün beden de bozulur. İşte o kalptir.”Aynanızı cilalayınız…

Peygamber Efendimiz [sav] bir hadisi şeriflerinde dışardan  içeri  hızla  giren  bir  bedevinin  çirkin  sözlerine  maruz  kaldığında  doğru  söyledin )): diye  karşılık verir.. Bir  zaman  sonrada  Hz. Ebubekir(ra) geldiklerinde de  güzel   iltifatlara  nail olur.. Ve  yine  ona  doğru  söyledin )):diye  karşılık verir.. Bunu duyan  Hz. Ömer (ra) Ya Muhammed  ikisine de  doğru  söyledin dediniz  bunda ki  sebep nedir acaba  dediklerinde ..Ya Ömer)): Her ikiside  kendisini  gördü.. Ben bir Ayna yım…

Mümin müminin aynası dır..

Ne demiş Mevlana ”İyi dostu olanın Aynaya ihtiyacı yok!….

Gönül ainesi sofu.. Eğer eder isen safi…

Açılır sana bir kapı ayan olur Cemalullah….

Burdan  gerçek dosta  da bir kelam…Huzurunda  saygıyla eğiliyorum ves Selam!….

Sevgiyle…..

Kaynak:

Mesnevi  Mevlana Celalettini Rumi

Vikipedia

Vit-amin.net

Sevmekte GüzeL…Sevilmekte….

ttyy

İnsanları ayırmadık şucu bucu..İnsan diye sevdik yaratandan ötürü..Sevmeyi bildik…Sevilmekte istedik içten samimi…Ötesini boş verdik..

Bize Rabbimiz yeter dedik..

Bizim rızkımızı ondan başkası mı gönderiyor..

Sıkıntılarımız anında bize kim yetişiyor..

Kimseyi memleketinden ırkından dilinden şuyundan buyundan veya şu partiden bu partiden dolayı sevmedik..

Parasından….  mevkisinden  dolayı da  sevmedik…

Güzel ahlakı için sevdik..Edebi..terbiyesi..

Nezaketi..için..samimiyeti için sevdik..Temiz kalpliliği için..kimseye  laf sokuşturmak için bahane aramadık….

Sevmek için  bahane aradık  sevmemek için değil..

İnsanlığı ve insan olduğu için..Yaratıldığı yaratılan olduğu için..

Kimse hatasız olamaz..Hatasıyla kusuruyla…Yolumuza devam ettik,,,,,ediyoruz..

Sanki ekmeğimizi kendileri veriyormuş gibi soranlara da hayret ediyoruz..

Aynaya  bakınca  neyi  görüyorsun..Bil ki  gerçek  bir  mümine  bakınca da  aynaya  bakıyorsun..Nasıl ayna  olunur..Güzel  soru..

Kalbini temizle..Bizim  kalbimiz  temiz..bildik  laflar..Kaç defa  gıybet  ettin..kaç defa hoşa  gitmeyecek  şeyler  seyrettin..kaç defa  hoşa  gitmeyecek  şeyler  dinledin..Nerden  yedin ..nerden  içtin..Hangi  bankanın  faizi  geçiyor  gırtlağından..Hangisidir  arkadaşın olan..

Makamımı  parası mı  bol olan  yoksa  çenesimi kuvvetli  olan..

Ondan  sonra  kendini  sakınan  ve  temiz  tutmaya  çalışan  kullarla  karşılaişınca  aynaya  baktığndan..Sen  kendinsin  sen kendin  bakınca  sinir  olduğun  sinir  olunan…

Rızkı sadece Allah verir..Aç ellerini iste.. O kulları gibi cimri değildir üstelik..O dur  güvenilen..O dur  dayanılan..

O Ekremül Ekremindir…Cömertlerin en cömerti..

Duvara dayanma Allaha dayan…

Bize ne kimsenin şuyundan buyundan…

Birliğe çağırdık birlik olduk tek yürek..her daim..ibret aldık her karşılaştığımız durumdan..

Tek yürek olduk …tek yürek..

Türkiye olduk..Türkiye..

Karslı olduk ..Diyarbakırlı..Vanlı..

Siğirtli Batmanlı..Edirneli Keşanlı…Antalya Mersin ..İstanbul…Ankara..Artvinli …

İnsan…Önce İnsan..olmaya çalıştık sonra entekletüel…kültürlü..

Okuyan ve cahillerden olmadık asla..kendini  bilgili sanan..
Hatasıyla kusuruyla..Kul olmaya çalışıyoruz..Hem öğrendik..hem öğrettik..hem  öğrenmeye  devam ediyoruz…

Ya öğrenen ol..yada Öğreten…

Gerisini merak etme sen..Vallahu yuhubbil Muhsinin…

Allah güzeldir..Daima işini güzel yapanları sever…

Allah bize YETER!..

Sevgiyle…

(/Vit-amin.net/)

N E Z A K E T……

dua

Nezaket…

Nezaketi nasıl bilirsiniz…Hemen aklımıza komşu kızı Nezaket geldi değil mi..Ne  yazık  ki değil…Nezaketten bahsedicez ama komşu kızı Nezaketten değil..Hem bildiğimiz  üzre isim  verilirse  gıybete  girer sonra…O konuya da  değiniriz..İnşaallah.. Biz  gelelim   esas  mevzumuza….

Nezaket…Sözü güzel söyleme sanatı…

Nezaket davranışı güzelleştirmek…

Nezaket sadece kendi nefsini ve çıkarlarını düşünmemek….

Nezaket insanı insan yapan edeplilik hali…

Nezaket peygamberimizin (sav) güzel ahlakı..

Nezaket başkalarına buyurmamak…

Nezaket bir şey isterken..verirken emrederken dahi Lütfen diyebilmek..

Nezaket  başkaları  konuşurken  onların  konusuna  dalmamak..

Nezaket  birisi  birine  bir  iyilik  yaparken  hemen  atlayıp  o  iyiliği  elinden  almaya  kalkışmamak..

Nezaket kendisine yapılan bir iyiliği  unutmamak..

Nezaket  hataların üstünü  örtmek..

Nezaket  yapılan  bir  yanlışı  güzel bir  dille  uyarmak..

Nezaket vefalı olmak..

Nezaket az konuşup çok dinlemek..

Nezaket ilk önce selam vermek …

Nezaket karşımızda ki kişinin  halinden anlamak..

Nezaket birbirini dinlemek..

Nezaket özürdilemeyi bilmek.

Nezaket görüştüğün ve gittiğin yere ve kendine  verdiğin  değeri kılığınla  ve  halinle ifade  etmek …

Nezaket Edebi üstüne  giymek…

Nezaket yüzdeki tebessüm..

Nezaket içten bir gülüş..

Nezaket karşındakinin yüzüne dik dik bakmamak……

Nezaket iltifat.

Nezaket  ümit  vermek..

Nezaket  büyüğünü  saymak..

Nezaket  küçüğünü  sevmek…

Nezaket  konuşurken  konuştuğun insanın  yüzüne  bakmak..

Nezaket  el  sıkışırken  ellerini önce  karşı tarafın  bırakmasını  beklemek..

Nezaket  toplum  içinde  kulaktan  kulağa  konuşmamak..

Nezaket  birilerinin  yüzüne  bakarak  alaylı  alaylı  gülmemek…

Nezaket başkalarının başarısını ve yeteneğini taktir etmek..

Nezaket başkalarının  kusurlarını  görmezden  gelmek..

Nezaket  affetmek…

Nezaket  Sevdiğine ”Seni Seviyorum ”diyebilmek…

Nezaket komşunun kızı….

Unutmayalım ki!…

Nazik olmak bir kuraldır. Nezaketsizlik ise kin, saygısızlık, çatışma ve gerginlik yaratır…. Nezaket kuralları insanların birbirine kibar ve incelikli davranmasını zorunlu kılar.

Onun ahlakı Kuran Ahlakıydı..
HZ.Ayşe(Ra)

Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim….
Yumuşaklık ve nezaket hangi şeyde bulunursa, mutlaka onu süsler; hangi şeyden de çekilip alınırsa onu eksik ve kusurlu yapar.
Hz. Muhammed (s.a.v)

Nezaket ve kibarlık…. her zaman öfke ve hiddetten daha etkilidir.

İnsanın en güzel yeri yüzüdür….. Yüzünü güzel yapan gözüdür…. Ama insanı insan yapan ağzındaki SÖZÜ dür …
Mevlana

Nezaket içten gelir…. ama herşeyi satın alır.
Victor Hugo

İnsanlara teşekkür etmeyen….. Allaha şükretmemiş olur.

İnsan yükseldikçe…..Gönlü  alçalır…

Sevgiylee..

(/A//Vit-amin.net/)

A y N E N !…….

inçi

Yeryüzünde Allah-u Teâlâ’nın çeşmeleri vardır. Her nasiplinin nasibi, ezeli takdir ve taksimât nisbetinde o çeşmenin yanında durur. Çeşme O’nun… Çeşme dahi o deryâdan bir şey alamaz. Bin sene dursa, su gelmedikçe akıtamaz…

“Her şeyi Hazret-i Allah var etti, her şey O’nun varlığı ile kâimdir.”

Hem O’dur…. Hem O’ndandır…..

Âyet-i kerime’de:

“Allah göklerin ve yerin nurudur.” buyuruluyor.
(Nur: 35)

Olanlar O’nun nurundan oldu.

O’nsuz hiçbir zerre yok.

Âyet-i kerime’de:

“Ona kendi ruhumdan üfledim.” buyuruluyor.
(Sad: 72)

Zâhirde ilk, orta, yüksek tahsiller olduğu gibi mânevî ilimler ve mânevî tahsiller de mevcuttur.

Bu mânevî tahsil üç merhaledir:

1- İlmel-yakin, “Bilmek”tir.

2- Aynel-yakin, “Bulmak”tır.
……..

İlmel-yakin mertebesinde olanlar “Zâhid”ler, Aynel-yakin mertebesinde olanlar “Arif”ler…..

Allah-u Teâlâ’nın nuru ile bakar. Her şeyin O’nunla kaim olduğunu görür ve bilir. Kendisini görmez.

Resulullah (sav) Efendimiz Bedir’de Cebrâil Aleyhisselâm’ın tavsiyesi üzerine yerden bir avuç kum alarak müşriklerin üzerine attı. Bu atış onların hezimetine vesile oldu.

Âyet-i kerime’de ise:

“Resulüm! Sen atmadın… onu Allah attı.” buyuruluyor.
(Enfâl: 17)

Görünüşte Resulullah(sav) attı, fakat Allah-u Teâlâ: “Ben attım!” buyuruyor.

“Allah bir kimsenin kalbini müslümanlık için açarsa, o Rabbinden verilen bir nur üzerindedir.”
(Zümer: 22)

İşte Rabbinden verilen bu nur sayesinde ancak bu esrar-ı ilâhî bilinir.Bildirildiğinden ötürü bu hakikatlara vâkıftırlar.

Allah-u Teâlâ’nın nur verdiği kimseler, o nur ile beşeriyete hayat veriyorlar. Onlar Allah-u Teâlâ’nın nurunu taşıyan ve o nuru yayanlardır.

Bu nuru Resulullah (saV) Efendimiz Hadis-i şerif’leri ile beyan ediyorlar:

Müminin ferasetinden korkunuz. Çünkü o aziz ve celil olan Allah’ın nuru ile bakar.”
(Münâvî)

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde buyurur ki:

“İçinizde… Görmüyor musunuz?”
(Zâriyat: 21)

“Biz ona sizden daha yakınız, fakat siz görmezsiniz.”
(Vâkıa: 85)

“Biz insana şah damarından daha yakınız.”
(Kaf: 16)

“Doğrusu senin için tükenmeyen bir mükâfat vardır. Şüphesiz ki sen büyük bir ahlâk sahibisin.”
(Kalem: 3-4)

Resulullah (sav) Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde:

“Müminlerin iman bakımından en olgun ve kâmil olanı ahlâkça en güzel olanıdır.” buyurmuşlardır.
(Tirmizi)

Bir Hadis-i şerif’lerinde de:

“Ben ancak ahlâkın güzelliklerini tamamlamak için gönderildim.” buyurmaktadırlar.
(Ahmed bin Hanbel)

“Bir kere de azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et. Çünkü Allah kendine tevekkül edenleri sever.”
(Âl-i imran: 159)

Allah-u Teâlâ’ya hakkıyla tevekkül etseniz, kuşları rızıklandırdığı gibi sizi de rızıklandırır.” (Tirmizî: 2345)

Dünya ve ahirette her türlü üzüntüden çıkacak bir yol bahşeder. Düştüğü darlıktan ve âile yüzünden çekmekte olduğu sıkıntılardan kurtulacağı bir çare gösterir.

“Ona hayaline gelmeyecek yerlerden rızık verir.”
(Talâk: 3)

Tevekkül edenin muradı, Allah-u Teâlâ’nın irade ve rızâsına teslim olmaktan ibaret olursa, Allah-u Teâlâ onun mükâfâtını büyültür.

“Şüphesiz ki Allah emrini yerine getirendir.”
(Talâk: 3)

Hiçbir güç ve kuvvet Allah-u Teâlâ’nın emrini yerine getirmesine mâni olamaz. Hükmünü istediği gibi yürütür.

“Kimini kimine derece derece üstün kıldık ki, bir kısmı bir kısmını iş adamı edinsin, böylece kaynaşsınlar.” (Zuhruf: 32)

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde şöyle buyurur:

Bir dost olarak Allah yeter, yardımcı olarak da Allah yeter.” (Nisâ: 45)

“Müminin işine şaşılır. Doğrusu onun her işi hayırlıdır. Bu husus, müminden başkası için böyle değildir. Ona iyilik ve genişlik isabet ederse şükreder ve bu kendisi için hayır olur. Bir sıkıntı ve darlığa uğrarsa sabreder, bu da kendisi için hayır olur.”
(Buhari)

Allahın Rızası ( Rızâ-i Bâri)…. nezih ruhlar için bütün nimetlerin ve saâdetlerin üstündedir. Bütün ruhânî saâdetler o sayede tecelli eder. Çünkü her iyiliğin ve her mutluluğun, her yüceliğin kaynağı O’dur.

Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler.”
(Mâide: 54)

İyiliğin mükâfatı iyilikten başka mıdır?”
(Rahman: 60)

Allah onlardan râzı olmuştur, onlar da Allah’tan hoşnud olmuşlardır. Onlar Allah’tan yana olanlardır.”
(Mücadele: 22)
Kaynak:(H.Y./Marifetullah)

Cahilin  sözü  daima  can  incidirArifin  sözü  İnci Mercan İncidir….

Sevgiylee…..

(/Araştırma//Vit-amin.net/)