Kategori arşivi: ARİF OLan AnLAr

SINIRSIZ GÜÇ!…

Bilinç!…

Bismillahirrahmânirrahîm.

Allah Manası Özümde, Özüm de Sınırsız Güç ve Üretkenlik var.

1- İnna enzelnahü fiy leyletilkadr
Biz Onu Kadir Gecesinde İndirdik,

2- Ve ma edrake ma leyletülkadr
Kadir Gecesinin Ne olduğunu Bilir misin ?

3- Leyletülkadri hayrün min elfi şehr
Kadir Gecesi Bin Aydan (Bir Ömür) daha Hayırlıdır!

4- Tenezzelülmelaiketü verruhu fiyha biizni rabbihim min külli emr
O Gece Melekler ve Ruh, Rablerinin İzniyle onun Öz’ünden Bilincine İnerler (Tenezzül ederler).

5- Selamün hiye hatta matle’ılfecr
Bir Selamettir (Hakikate Doğuştur/Bilincin Uyanışıdır) O Gece Ta ki ! Tan Yeri Ağarıncaya kadar.

“Kadir gecesi” değerlendirebilenler için farkındalığın arttığı, bilincin uyandığı yeni bir algılama ile tek’lik şuuru içersinde evrensel sistemin okunmaya başlandığı, “bilinç sıçramasının” yaşandığı çok yüksek frekanslı enerjinin açığa çıktığı “gece”nin adıdır.

Bu gece öyle muazzam bir bilinç sıçraması’nın yaşandığı gece’dir ki!.. Oluşan yüksek farkındalık neticesinde bu gece den nasibini alanların yaşadıkları öylesine büyük ve yüce bir hal dir ki!.. Bu onların yepyeni bir farkındalıkla, yepyeni bir bilinçle yeniden doğdukları (baa’s oldukları) ve bu yeni bilinçle/formatla, o “an”dan itibaren evrensel sistemi okumaya başladıkları çok özel bir gecedir. Bu “an”dan sonra artık ben demek mümkün değildir. Kişi hakikatine doğmuştur/uyanmıştır.

İşte “Kadir gecesi” bir ömür çalışılsa da elde edilmesi mümkün olmayan, bilincin bir an’da “yatay’ dan, dikey’e” yükselmesine neden olan,bilinç sıçramasına imkan veren çok yüksek frekanslı enerjiyi içinde barındıran böylesine muazzam bir gecedir.

Kadir gecesi içersinde ki bir zaman diliminde uygun astrolojik etkilerin oluşumu neticesi yeryüzüne ulaşan yüksek frekanslı kozmik ışınlar, alıcı frekansları açık kişilerin beyinlerindeki (epifiz) nöronları tetikleyerek, bu kişilerin bilincinde yeni bir açılım meydana getirir ve bunun sonucunda da kişi, aslında öz’ünde olup da o an’a kadar kendisine kapalı kalmış olan yüksek frekanslı dalgaları deşifre ederek ulaştığı farkındalıkla bir an’da evrensel sistemi okumaya başlar.

Kişi ulaştığı bu yüksek farkındalık neticesinde bilincini birimsel varlık sanısından arınmış olarak, ilham alabilen yapı olan “adem” bilincinde bulur. Ve artık kişinin kendi evren’indeki ademi yaratılmış ve “risalet” dönemi (kişinin öz’ündeki tek’e ulaşma yolculuğu) başlamış olur.

Kişi bu an’dan sonra algıladığı alem’inde daha derinsel, içsel boyutlara ulaşarak öz’ündeki diğer üst şuurlu bilinç boyutlarını sırasıyla (Nuh, İbrahim, Musa, İsa, vb.) kendinde bulup açığa çıkarmak suretiyle, evrenindeki yolculuğunu sürdürmeye devam eder.

Ve sonuç da öz’ün de mevcut olup da, kapalı kalmış olan tüm bu bilinç boyutlarını “tevhid” ettiğinde (birlediğinde) yani gerçek anlamda kişi bilincini “Muhammedi boyutta” bulduğunda kişinin risalet (tek olana varış yolculuğu) tamamlanmış olur. Ve kişi o “an” dan itibaren Tek’in şuuru ile evren(in)i seyretmeye, algılamaya başlar.

Bunun sonucunda kişi kainatta var olan her şeyin mükemmel bir düzen içersin de yaratıldığının ve yaratılana yapısının gereksinimi neyse eksiksiz, tam olarak verildiğinin farkına varır. Dengeli bir sistem içersinde bulunduğunu idrak ederek “teslim = islam halini” yaşamaya başlar. Bu bilinçle geçmiş, gelecek hiç bir şeyin kaygısını duymaz, ne gelene sevinir, ne gidene üzülür, içinde bulunduğu an’ı en iyi şekilde değerlendirmenin verdiği yüksek bilinç hali ile dünya(sın)da cennetini yaşayarak “takva/korunma” sağlamış olur.

“Allah” bu gecenin gerçek kıymetini bilip de, değerlendirebilmeyi nasip etsin..

 

Amin!...

Hasbin Allah ve nimel Vekil

Maaşallah la havle vela kuvvete illa billahiyl aliyl aziym..

Sevgiyle…
Eczacı Filiz

Sevmekte GüzeL…Sevilmekte….

İnsanları ayırmadık şucu bucu..İnsan diye sevdik yaratandan ötürü..Sevmeyi bildik..Sevilmekte istedik içten samimi…Ötesini boş verdik..

Bize Rabbimiz yeter dedik..

Bizim rızkımızı Allahtan başkası mı gönderiyor..

Sıkıntılarımız anında bize kim yetişiyor..

Kimseyi memleketinden ırkından dilinden şuyundan buyundan veya şu partiden bu partiden dolayı sevmedik..

Parasından mevkisinden dolayı da sevmedik.

Güzel ahlakı için sevdik..Edebi..terbiyesi..

Nezaketi için samimiyeti için sevdik.
Hatasıyla kusuruyla Kul olmaya çalışıyoruz.Hem öğrendik hem öğrettik.Hem  öğrenmeye devam ediyoruz…

Ya öğrenen ol yada Öğreten…

Gerisini merak etme sen.
Vallahu yuhubbil Muhsinin…

Allah güzeldir.Daima işini güzel yapanları sever.

Allah bize YETER.

Severek mutlulukla

Eczacı Filiz

N E Z A K E T……


Nezaket…

Nezaketi nasıl bilirsiniz…Hemen aklımıza komşu kızı Nezaket geldi değil mi..Ne  yazık  ki değil…Nezaketten bahsedicez ama komşu kızı Nezaketten değil..Hem bildiğimiz  üzre isim  verilirse  gıybete  girer sonra…O konuya da  değiniriz..İnşaallah.. Biz  gelelim   esas  mevzumuza….

Nezaket…Sözü güzel söyleme sanatı…

Nezaket davranışı güzelleştirmek…

Nezaket sadece kendi nefsini ve çıkarlarını düşünmemek….

Nezaket insanı insan yapan edeplilik hali…

Nezaket peygamberimizin (sav) güzel ahlakı..

Nezaket başkalarına buyurmamak…

Nezaket bir şey isterken..verirken emrederken dahi Lütfen diyebilmek..

Nezaket  başkaları  konuşurken  onların  konusuna  dalmamak..

Nezaket  birisi  birine  bir  iyilik  yaparken  hemen  atlayıp  o  iyiliği  elinden  almaya  kalkışmamak..

Nezaket kendisine yapılan bir iyiliği  unutmamak..

Nezaket  hataların üstünü  örtmek..

Nezaket  yapılan  bir  yanlışı  güzel bir  dille  uyarmak..

Nezaket vefalı olmak..

Nezaket az konuşup çok dinlemek..

Nezaket ilk önce selam vermek …

Nezaket karşımızda ki kişinin  halinden anlamak..

Nezaket birbirini dinlemek..

Nezaket özürdilemeyi bilmek.

Nezaket görüştüğün ve gittiğin yere ve kendine  verdiğin  değeri kılığınla  ve  halinle ifade  etmek …

Nezaket Edebi üstüne  giymek…

Nezaket yüzdeki tebessüm..

Nezaket içten bir gülüş..

Nezaket karşındakinin yüzüne dik dik bakmamak……

Nezaket iltifat.

Nezaket  ümit  vermek..

Nezaket  büyüğünü  saymak..

Nezaket  küçüğünü  sevmek…

Nezaket  konuşurken  konuştuğun insanın  yüzüne  bakmak..

Nezaket  el  sıkışırken  ellerini önce  karşı tarafın  bırakmasını  beklemek..

Nezaket  toplum  içinde  kulaktan  kulağa  konuşmamak..

Nezaket  birilerinin  yüzüne  bakarak  alaylı  alaylı  gülmemek…

Nezaket başkalarının başarısını ve yeteneğini taktir etmek..

Nezaket başkalarının  kusurlarını  görmezden  gelmek..

Nezaket  affetmek…

Nezaket  Sevdiğine ”Seni Seviyorum ”diyebilmek…

Nezaket ….

Unutmayalım ki!…

Nazik olmak bir kuraldır. Nezaketsizlik ise kin, saygısızlık, çatışma ve gerginlik yaratır…. Nezaket kuralları insanların birbirine kibar ve incelikli davranmasını zorunlu kılar.

Onun ahlakı Kuran Ahlakıydı..
HZ.Ayşe(Ra)

Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim….
Yumuşaklık ve nezaket hangi şeyde bulunursa, mutlaka onu süsler; hangi şeyden de çekilip alınırsa onu eksik ve kusurlu yapar.
Hz. Muhammed (s.a.v)

Nezaket ve kibarlık…. her zaman öfke ve hiddetten daha etkilidir.

İnsanın en güzel yeri yüzüdür….. Yüzünü güzel yapan gözüdür…. Ama insanı insan yapan ağzındaki SÖZÜ dür …
Mevlana

Nezaket içten gelir…. ama herşeyi satın alır.
Victor Hugo

İnsanlara teşekkür etmeyen….. Allaha şükretmemiş olur.

İnsan yükseldikçe…..Gönlü  alçalır…

Sevgiylee..Eczacı Filiz

DEVAM ED

inçi

“Her şeyi Hazret-i Allah var etti, her şey O’nun varlığı ile kâimdir.”

Hem O’dur. Hem O’ndandır.

Âyet-i kerime’de:

“Allah göklerin ve yerin nurudur.” buyuruluyor.
(Nur: 35)

Olanlar O’nun nurundan oldu.

O’nsuz hiçbir zerre yok.

Âyet-i kerime’de:

“Ona kendi ruhumdan üfledim.” buyuruluyor.
(Sad: 72)

Zâhirde ilk, orta, yüksek tahsiller olduğu gibi mânevî ilimler ve mânevî tahsiller de mevcuttur.

Bu mânevî tahsil üç merhaledir:

1- İlmel-yakin, “Bilmek”tir.

2- Aynel-yakin, “Bulmak”tır.

İlmel-yakin mertebesinde olanlar “Zâhid”ler, Aynel-yakin mertebesinde olanlar “Arif”ler

“Allah bir kimsenin kalbini müslümanlık için açarsa, o Rabbinden verilen bir nur üzerindedir.”
(Zümer: 22)

İşte Rabbinden verilen bu nur sayesinde ancak bu esrar-ı ilâhî bilinir.Bildirildiğinden ötürü bu hakikatlara vâkıftırlar.

Allah-u Teâlâ’nın nur verdiği kimseler, o nur ile beşeriyete hayat veriyorlar. Onlar Allah-u Teâlâ’nın nurunu taşıyan ve o nuru yayanlardır.

Bu nuru Resulullah (saV) Efendimiz Hadis-i şerif’leri ile beyan ediyorlar:

Müminin ferasetinden korkunuz. Çünkü o aziz ve celil olan Allah’ın nuru ile bakar.”
(Münâvî)

“Doğrusu senin için tükenmeyen bir mükâfat vardır. Şüphesiz ki sen büyük bir ahlâk sahibisin.”
(Kalem: 3-4)

Resulullah (sav) Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde:

“Müminlerin iman bakımından en olgun ve kâmil olanı ahlâkça en güzel olanıdır.” buyurmuşlardır.
(Tirmizi)

Bir Hadis-i şerif’lerinde de:

“Ben ancak ahlâkın güzelliklerini tamamlamak için gönderildim.” buyurmaktadırlar.
(Ahmed bin Hanbel)

“Bir kere de azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et. Çünkü Allah kendine tevekkül edenleri sever.”
(Âl-i imran: 159)

Allah-u Teâlâ’ya hakkıyla tevekkül etseniz, kuşları rızıklandırdığı gibi sizi de rızıklandırır.” (Tirmizî: 2345)

Dünya ve ahirette her türlü üzüntüden çıkacak bir yol bahşeder. Düştüğü darlıktan ve âile yüzünden çekmekte olduğu sıkıntılardan kurtulacağı bir çare gösterir.

“Ona hayaline gelmeyecek yerlerden rızık verir.”
(Talâk: 3)

Tevekkül edenin muradı, Allah-u Teâlâ’nın irade ve rızâsına teslim olmaktan ibaret olursa, Allah-u Teâlâ onun mükâfâtını büyültür.

“Şüphesiz ki Allah emrini yerine getirendir.”
(Talâk: 3)

Hiçbir güç ve kuvvet Allah-u Teâlâ’nın emrini yerine getirmesine mâni olamaz. Hükmünü istediği gibi yürütür.

“Kimini kimine derece derece üstün kıldık ki, bir kısmı bir kısmını iş adamı edinsin, böylece kaynaşsınlar.” (Zuhruf: 32)

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’sinde şöyle buyurur:

Bir dost olarak Allah yeter, yardımcı olarak da Allah yeter.” (Nisâ: 45)

“Müminin işine şaşılır. Doğrusu onun her işi hayırlıdır. Bu husus, müminden başkası için böyle değildir. Ona iyilik ve genişlik isabet ederse şükreder ve bu kendisi için hayır olur. Bir sıkıntı ve darlığa uğrarsa sabreder, bu da kendisi için hayır olur.”
(Buhari)

Allahın Rızası ( Rızâ-i Bâri)…. nezih ruhlar için bütün nimetlerin ve saâdetlerin üstündedir. Bütün ruhânî saâdetler o sayede tecelli eder. Çünkü her iyiliğin ve her mutluluğun, her yüceliğin kaynağı O’dur.

Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler.”
(Mâide: 54)

İyiliğin mükâfatı iyilikten başka mıdır?”
(Rahman: 60)

Allah onlardan râzı olmuştur, onlar da Allah’tan hoşnud olmuşlardır. Onlar Allah’tan yana olanlardır.”
(Mücadele: 22)
Kaynak:(H.Y./Marifetullah)

Cahilin  sözü  daima  can  incidirArifin  sözü  İnci Mercan İncidir….

Severek mutlulukla

Eczacı Filiz

ALLAH İşini GÜZEL yapanları SEVER….

tü

Allah…İşini güzel yapanları sever…

“İş, ehli olmayana verildiği zaman kıyameti bekleyiniz’’

“Yüce Allah, yaptığınız işi sağlam ve iyi yapmanızdan hoşnut olur”

“Müslüman, eliyle ve diliyle başka Müslümanlara zarar vermeyen kişidir.”

“İşinizi güzel yapın; Allah işini güzel yapanları sever” Peygamberimiz (sav)

فَآتَاهُمُ اللّهُ ثَوَابَ الدُّنْيَا وَحُسْنَ ثَوَابِ الآخِرَةِ وَاللّهُ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ

”Fe âtâhumullâhu sevâbed dunyâ ve husne sevâbil âhireh(âhireti), vallâhu yuhibbul muhsinîn(muhsinîne). Ali İmran 148

Böylece Allah, onlara dünya sevabını ve ahiret sevabınının en güzelini verdi. Ve Allah, muhsinleri sever.

Yüce Allah (c.c) İnsanı en mükemmel yaratılışa sahip kıldığını [et-Tîn (95), 4], iyi iş yapanları, ya da yaptığını iyi yapanları sevdiğini [el-Bakara (2), 195; el-Maide (5), 93] bildirmiştir.

“Allah muhsîndir, muhsinleri sever”

(İbn, Receb, Camiu’l-ulum ve’l-hikem, s.141)

“İhsan;Allah’a, O’nu görüyormuş gibi kulluk etmendir; çünkü sen onu görmesen de O seni görüyor”

Müslüman işinin en önemli özelliği “ihsan” dır. Çünkü ihsan İslâmın ölçüsüdür…Olmazsa olmazıdır..Buda ancak inanç ve davranış olarak en güzeli ortaya koyma niyet ve gayretine bağlıdır..

GÜZEL bir iş.. hakkını vererek, güzel yaparak, en mükemmeli ortaya koyma disiplin ve sorumluluğuyla beraber işi ehline verme, ehli olmadığı işi üstlenmeme…. Allahın rızası doğrultusunda güzel işler yapma ve yaptığını güzel yapmak ancak kendini ve yapabildiklerini bilmek insanın kendini tanımasıyla mümkündür…Yapılan işin değeri o işe verilen önem ve gösterilen özendir…Allah katındaki değeri ölçüsü buna göredir… İş yapmak, bir eser ortaya çıkarmak insana özgü bir yetenektir.Bir başka deyişle büyüklerimiz;

İşi güzel ve sağlam yapmak …. işini benimsemiş sorumluluk sahibi kişilerin bir özelliğidir. Mensubu olduğumuz yüce dinimiz bizlere, her alanda daha iyiyi ve güzeli ortaya koymayı öğütlemektedir. Dinimiz, baştan savma hiçbir tutum ve davranışı, gayesiz bir hareketi, rast gele yapılan bir işi makbul görmemiştir. İnançta sağlamlık, davranışlarda samimiyet, alışverişlerde doğruluk, sanatta incelik, yapılan her türlü işte kalite ve dürüstlük dinimizin emrettiği güzelliklerdendir…buyurmuşlardır..

”Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe iyiliğe erişemezsiniz…” [Al-i imran (3), 92]

Doğrusu Allah iyilik yapanların ecrini zayi etmez. Allah yaptıklarının karşılığını en güzel şekilde kendilerine verilmek üzere az veya çok infak ettikleri her şey yürüdükleri her yol, onlar için yazılır…” (et-Tevbe (9), 120-121)

“İhsan’ın karşılığı ihsandan başka bir şey değildir.’ Er-rahman 50-60. Ayeti

“İnsan için ancak kendi çalıştığı vardır.” ( Necm, 53/39)

“Gerçek şu ki, iman edip iyi işler yapanlara gelince, elbette biz işi iyi yapanların ecrini zayi etmeyiz.” (Kehf, 18/30)Peygamber efendimizin herşeyde güzellik (ihsan) temiz hayatı ve uygulamaları “üsve-i hasene (en güzel hayat modeli)” olarak her şeydeki güzelliğin yegane göstergesidir.

”Allah işini  güzel  yapanları sever..”Bakara 195

Doğru ve itinalı olmak işin güzel olmasına sebeptir.Doğrunun ise görünmeyen bir yardımcısı vardır.(Allah cc.)

Allah’ın iyi işler yapanlara vaad ettiği bu ecir, dünyada huzurlu bir hayat, ahirette de ebedi saadet ve cennet olacaktır.

“Allah işnii güzel yapanları sever.”
Eczacı Filiz