Kategori arşivi: DEVAM

İSTİKAMET… Sırat-I Müstakim.! Devam!…

İstikamet…Sırat-ı Müstakim..

Sırat-Müstakim Peygamberlerin,Sadıkların yolu.. İşte benim yolum bu!…

”Ya Rabbi!…Bizi Sırat-ı Müstakime ilet, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna, azıp sapmışların yoluna değil… Kul olmanın ve gereğini yerine getirmenin ve bize bahşedilen bu kutsal emanetlerin sorumluluğu altında yılmadan emr olunan üzere dosdoğru bir yol üzere Allah’ın belirlediği istikamette istikamet belirlemenin ve Allah’ı vekil tanımanın teslimiyeti Sırat-ı müstakim ..Bir yaşayış, yakarış, bir dua..Allah’a karşı acziyetinin bilincinde olan bir kulun, Allah’a sığınıp O’nun himayesini dilemesi ve O’nun himayesinde olma halidir…

Bize bahşedilen hayat ve uğradığımız imtihanlar boyunca Allah’a kul olma makamının en yüksek derece olduğunun farkındalığına erişme sanatı …acizliğinin, zayıflığının , kimsesizliğin ve Allah’tan başka kimsenin kimsesi olmadığının ve tek çarenin farkındalığı…Allah’a ve Kur’an a hadislere sarılmak.. Sen sana vah yolunana tutun.. Muhakkak ki sen dosdoğru yol üzeresin..(zuhruf /43) Kişi Kur’ana yaren olup onu yanından ayırmazsa bil fiil yaşamına doğru uygularsa sırat-ı müstakim onun için kolay yürünecek bir yol olur.. Kur’anı Kerim öyle bir kitaptır ki hayatın rehberi.. Sıratı müstakimin prospektüsü.. Rabbimizin kelamı ve bizimle muhabbeti ve onunla başbaşa kalmanın zevkli bir fırsatıdır adeta.. Kur’an Allah’ın nuru.. Peygamber Efendimiz (sa) ise onun insan suretidir.. Rabbim Allah de ve sonra dosdoru ol; Sırat-ı Müstakim işte budur doğru, dosdoğru, doğru yol… Her türlü aşırılıktan uzak olan dosdoğru orta yol.. Göklerde ve yerde her şeyin Allah’a ait olduğu Allah’ın yolu..(Şura42/53) Peygamberlerin, sıddıkların, şehitlerin ve salihlerin yolu ..(Nisa 4/69) Peki doğru yolu bize kim gösteriyor…. Doğru yolu göstermek muhakkak bize aittir..(Leyl /12) diyerek doğru yola ancak Allah’ın hidayet etmesi üzerine ulaşılacağı yine Yüce Allah tarafından özellikle belirtilmiştir.. Kur’anın hedefe götürücü erdirici olarak tanımladığı Allah’ın yolu.. Allah’ın yolunda sarsılmadan şaşırmandan ilerleyebilmek ve Allah’ın yolunu istikamet belirlemek.. işte bu.. İstikamet ise bir şeyi doğru, mutedil ve ayakta tutmak anlamlarını taşımaktadır.. Bir başka deyişle de her hangi bir şeyin değerini en doğru şekilde taktir ve tayin etmektir.. Doğrulukta en zirve noktası olan istikamet seviyesine erişmek isteyen bizlerin öncelikli doğru ve dosdoğru olmanın bilincine ermiş olması ve ona kıymet biçecek şekilde imanla desteklenmiş bir Akl-ı Selime sahip olması gerekmektedir.. Bu akıl imanla desteklenmiş akıl iman sağlamlaştıran değerlerin idrakine ermiş onları herşeyden üste tutabilen akıl..

İstikamet değerlerin yoludur.. Böyle bir yola talip olan kişinin doğruluktan ayrılmadan önüne çıkan engelleri tek tek geçen ve zorluklardan yılmayan sebatkar, devamlı ve azimli olması gerekiyor.. İstikamet herşeyin hayrlısı sözünde orta yoldur.. Yüce Yaradan; ”Sizin ilahınız bir tek ilahtır.. Onun için hepiniz ona istikamet edin..(Fusilet/49) diyerek istikametimizi belirlemiştir.. ”O halde Resulüm.. Sen beraberindeki tevbe edenlerle birlikte dosdoğru ol..(Hud/112) Şüphesiz; Allah kimi dilerse onu sırat-ı müstakime iletir..(Nur/46) Kuşkusuz biz ona doğru yolu gösterdik ister şükredici olsun , ister nankör..(İnsan/ 3) Muhakkak ki ben benim ve sizin Rabbiniz olan Allah’a tevekkül ettim.. Yürüyen hiç bir canlı varlık yoktur ki; O onun perçeminden tutmuş olmasın.. Muhakkak ki benim Rabbim Sırat Müstakim üzeredir..(Hud/56)
İstikamet üzere olmaya seçilmiş şanslı kişi hangi mevki ve makamda olursa olsun kulluğunu bilen ve kulluğun bilincinde yaşayan, kulluğun zirvesine yine beşeri bir idrak ile değil, ancak Allah’ın lütfuyla eriştirilendir… ”Rabbimiz Allah’tır deyip (Dosdoğru bir yol ) istikamet edenlere hiç bir korku yoktur.. Onlar mahsunda olmayacaklardır..(Ahkaf/13) Muhakkak ki Allah benim de sizin de Rabbinizdir.. O halde O’na kul olun..

Yalnızca Allah’a kul…Allah’a kul olma sanatı.. İşte bu Sırat-ı Müstakimdir.. (Ali İmran 51) İyi bilinmelidir ki bu yol  bir başka deyişle ne uzunluk, ne kısalık  nede yaya yada binekli vücudun güçlü yada zayıf oluşuna bağlı olan mesafelere benzemez… Bu yol manevi ve ruhani bir yoldur..Bu yolun kaynağı Gönüldür.. Gönülde gönül ainesinin temizliğini ister.. Gönül ainen temiz olunca o gönülden ne suretler gelip geçerde hiç birine aldanmazsın.. Gönül sahibini iyi tanımış ve yalnız sahibine itaatkar olmuştur.. Basiret sahibi olabilmek bu olsa gerektir.. Bu öyle bir şey dir ki bu yolun esasının da özününde bu olduğu söylenir….Kişinin gönlüne doğarak bütün varlığını aydınlatan nur… Müminin ferasetinden sakınınız… Çünkü; O Allah’ın nuruyla bakar.. Kişi o nurla baktığı zaman dünya ve ahireti perdesiz gerçek yüzüyle seyredebilir.. Eşyanın hakikatine erer ve bir taraftan öz nefsini doğru yola iletirken bir taraftan da içinde durdurulamaz taşan fışkıran bir pınarla etrafına da faydalı olmanın yollarını arar, fırsatlar oluşturur, her fırsatı değerlendirmeye çalışır…Bu onun elinde değildir..Kibirde değildir..Nasıl faideli olayımın fırsatlarını oluşturmak değerlendirmeye gayret ve çaba sarfetmektir.. Sırat-ı müstakim yolcusu yüzünde ki mütebessüm ifadeyle, bu ilahi nur ve nazarla etrafını bakar.. Bu mütebessim ifade Ona Peygamber Efendisinden (s.a.v) miras kalmıştır..Bu hem dünya hem de ahiret hayatını aydınlatacak nuru bulmak ve bu yolda sabit kadem olmanın adıdır artık Sırat-ı Müstakim…Bu da ancak Allah’ın lütfuyladır… Bir başka kalemde dile geldiği üzere artık sırat-ı müstakim bizim için nice güzel huylar nice güzel meziyetler yüksek mevki ve dereceler kazandırır… Dilimizde bu sayısız güzellikte ki nimetlerin zikri, yüreğimizde ona karşı sarsılmaz sevgi saygı ve vücudumuz ibadet, şükür ile donanır..Ve adeta bütün günah ortamları ve günahlarımız için yıkılmaz bir set oluşturur..5 değil 7 duyu organımız ve onların oluşturduğu bu geçitleri bir bir geçer ve onların dizginlerini elimizde tutmaya çabalarız.. Rabbimizin sayısız ve tarifsiz güzellikteki nimetlerini düşünür gerçek ilmi alimden amile dönüştürürüz….Pek az kuluna nasip olan Ariflik makamına ve gerçek ilme ulaşarak basiret, fazilet, feraset, şahsiyet ve asalet sahibi kullar olarak günahlarımızdan arınır bütün engelleri yıkar, setleri çeker ve zafere ulaşırız.. Biz şükrümüzü bilirsek Allah c.c bizi her işimizde muvaffak eder umduğumuzdan da güzel nimetleriyle donatır, korktuklarımızdan emin kılar ve doğruluk ve nimetin artması gibi iki büyük hazineye kavuşuruz… Evet!…

Bizler de Allah’ın verdiği bu güzel nimetlerin şükrünün edasını ve her daim rızasını önde tutarız..’ ‘Allah kendi dinine yardım edenlere kesin olarak yardım eder.(Hacc /22) ”Allah içinizden iman edenlere ve salih amelde bulunanlara hiç tartışmasız onlardan öncekileri nasıl yer yüzünde güç ve iktidar sahibi kıldıysa kendileri için seçip beğendiği dinlerini yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından güvende ve emin kılacaktır..(Nur /24) Öyleyse; Gevşemeyin, üzülmeyin eğer inanmışlarsanız en üstün sizsiniz ..(Ali imran /139) diye hitap edilen müminler ;
Sırat-ı Müstakim işte bu benim yolumdur…. Resulüm! o halde sen sana vahyedilene sımsıkı sarıl, şüphesiz sen dosdoğru bir yol üzeresin…(Zuhruf 43)
Resulüm işte biz sana böylece emrimizden bir ruh vahyettik.. (Kalplere can olan Kur’an)

Sen bundan önce kitap iman nedir bilmezdin.. Fakat biz onu bir nur yaptık.. (Kur’an) Kullarımızdan dilediğimizi onunla doğru yola eriştiririz.. Şüphesiz ki sende doğru yolu gösteriyorsun..(Şura 42/52) Allah’ın ipine sarılın ki dosdoğru bir yola erişesiniz..(Ali imran /103) Ve biz bütün nimetler için tek sanat temin ettik…Onlar onunla amel ederler.. Sen Rabbinin yoluna güzel bir öğütle davet et.. Şüphesiz ki sen dosdoğru bir yol üzeresin..(Hac /67) İnanıp güvenen ve iyi işler yapanlar için Allah içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Onlar orada altın bileziklerle, incilerle süslenecekler ve elbiseleri ipekten olacaktır.. (Hac /23)
Onlar öyle kimselerdir ki;
Onlar sözün güzeline yönlendirilmiş, her şeyi güzel yapanın yoluna kabul edilmişlerdir..(Hac/ 24)

Sözün güzeli önceki kitapları tasdik eden ve onlardan sonra gelen kur’andır..(Zümer/18)

Bu yol Hanefi dinin Peygamberi, Allah’ın halilulahının yoludur.

”Ey babacığım muhakkak ki bana sana gelmeyen bir ilim gelmiştir.. Öyleyse bana tabii ol. Seni sıratı seviyeye ( düzgün seviyeli, Allah’ a ulaştıran yol) hidayet edeyim ulaştırayım..(Meryem /43) Diye babası olduğunu zannettiği şahsa seslenen Hz. İbrahimin yolu..’’ Babacığım bana uy seni sırat-ı seviyeye ulaştırayım…‘’ Hz. İbrahim Peygamber daha annesinin karnındayken o zamanın kralı Nemrut’a dünyaya gelecek birinin onun putlarını kıracağı ve hükümdarlığına zarar verereceğinin haberi gelgiğinde  annesi ona hamileliğini gizleyerek, onu şehirden uzak bir yerlerde dünyaya getirmişti.. Hz. İbrahim Peygamber konuşmaya başladığı ilk anlar itibariyle hep Rabbini sormuş..- Anneciğim senin Rabbin kim?))..demişti..

Oda her defasında – Kocam..)))

O yılmadan – Peki onun Rabbin kim?..)))

-Nemrut…)))

– Peki onun Rabbi kim?))

-Uzza…))) cevabını almıştı..

Ve bu cevaplarla yetinmemiş; Gökteki yıldızlara sormuş; olsa olsa benim Rabbim bu demiş.)))

Sabah olup yıldızlar kaybolunca -Benim Rabbim bu olamaz olsa olsa bu olur…))) demiş ertesi gün Ay’a.. bakınca -Benim Rabbim işte bu…))) derken sabah olup ayda kaybolunca – buda olamaz..))). Güneşi doğmuş – olsa olsa budur…))) Fakat

Akşam olup güneşte de batınca -Ben batanları sevmem benim Rabbim bunlar olamaz..)))…Bir zaman sonra;

Hz.İbrahim Peygamber  şehre indiğinde uzzaları merak edip.. Yerlilerin şehri terk etmesini fırsat bilerek onları tek tek kırmış ve en sonunda sopasını büyük putun eline vererek yerlileri beklemişti.. Yerliler geldiğinde büyük bir öfkeyle bunu kim yaptı dediklerinde – işte bu..))) deyip büyük putu göstermiş.. Onlarda olur mu ya…O cansız bir put o bunu nasıl yapar..)) dediklerinde.. O zaman bu cansız şey sizin Rabbiniz nasıl olabiliyor..)) diyen onları düşünmeye gerçek Rablerini aramaya sevk etmişti..İşte Sırat-ı Müstakim buydu..Ve bir gün bir duasıyla;
‘’Rabbimiz içlerinden bir elçi gönder, onlara ayetlerini okusun kitabı ve hikmeti göndersin ve onları arındırsın.Şüphesiz sen güçlü ve üstün olansın..Hüküm ve hikmet sahibisin.’’ (Bakara /129) nida ettiğini de Peygamber Efendimiz şöyle anlatacaktı;

Bir gün sahabeler; Ya ResulAllah bize biraz kendinizden söz edermisiniz.?
Peygamber Efendimiz (s.a.v); Ben babam İbrahimin kabul olmuş duasıyım..

O Kabe’nin duvarlarını yükseltirken..’’Ey Rabbimiz onlara zürriyetimden bir peygamber gönder..’’’diye dua etmişti..

’’Ben İsa’nın müjdesiyim.

Ve ben annem Amine ‘nin rüyasıyım.. (Ahmet ibn bin Hanbel..Müsned 4/127,5/262)
‘’Allah Hz. İbrahim’in oğullarından Hz. İsmai’li, İsmailoğullarından Kinaneoğullarını; Kinaneoğullarından Kureyşi, Kureyşten Haşimoğullarını, Haşimoğullarından beni seçmiştir.(Müslim 4/1782 Hadis no:2276, Tirmizi 5/583 Hadis no:3605) İşte sırat-ı müstakim bu seçilmişliğin yoludur….Önderliğin yolu.. Bir zamanlar Rabbi İbrahim’i bir takım kelimelerle sınamış, onları tam olarak yerine getirince; Ben seni insanlara önder yapacağım ))) demişti… İbrahim’in dininden kendini bilmezlerden başka kim yüz çevirir?.. Andolsun ki biz onu dünya da bir elçi seçtik.. Şüphesiz o ahirette de iyilerdendir…
Çünkü Rabbi ona Müslüman ol demiş. O da alemlerin Rabbine boyun eğmişti.. Ve yine -Babacığım şeytana kulluk etme!.. Çünkü şeytan çok merhametli olan Allah’a asi oldu..(Meryem/ 44)demekten af dilemeye çağırmaktan vazgeçmemiştir.. İbrahim’in babası için af dilediği ne var ki onun Allah’ın apaçık düşmanı olduğu kendisine belli olunca, ondan uzaklaşmıştı..(Tevbe113/114) Şüphesiz ki İbrahim pek yumuşak huylu ve sabırlı idi… Resulüm eğer sen kaba ve katı yürekli biri olsaydın onlar etrafından dağılıp gideceklerdi..(Ali İmran 159) İşte Sırat-ı Müstakim hikmet şükür ve sabır yoludur.. Hani; Kavmi onunla tartışmaya girmişti de.. Onlara dedi ki; Beni doğru yola iletmişken; Allah hakkında benimle tartışıyormusunuz?.. Ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden nasıl korkarım?.. Şimdi biliyorsanız söyleyin bu iki taraftan hangisi güvende olmaya layıktır..(Enam 80/81)

Hala ibret almıyormusunuz?…
Allah kullarına iki yol göstermiştir.. Birisi sırat-ı müstakim Allah’ın yolu.. Diğeri ise iblisin yolu.. Allah’ın yolu Sırat-ı Müstakim ve buna uymayanlar..Hatırlarsanız İblis Allah’a şöyle demişti; Bundan sonra beni azdırman sebebiyle mutlaka senin sıratı müstakimine onlara karşı olmak için oturacağım… Allah bizi Kur’anda bir çok ayette apaçık uyarmış ve onun apaçık düşman olduğunu tekrar tekrar hatırlatmıştı..(Yasin/60) Ey Adem oğulları ben sizden şeytana kul olmayacağınıza dair and almadım mı?.. Muhakkak ki şeytan sizin apaçık düşmanınızdır.. ”Ve eni buduni haza Sıratı Müstakim. (Yasin /61). Ve bana KUL olun.. İşte bu Sırat-ı Müstakimdir..(Yunus / 25) Vallahu yedu ıla darisselam yehdi men yeşau ila Sırat-ı Müstakim…Ve Allah teslim yurduna davet eder, ancak dilediği kimseyi Sırat-ı Müstakime ulaştırır… ”’La ikrahe fid dini…Dinde zorlama yoktur.. Andolsun ki; iki yol vardır…İrşad ve  hidayet yolu  birde şeytan ve dalalet yolu. Bu yollardan doğru yola ancak dilediğimi  eriştirim diyen Rabbimiz; Yeryüzünde haksız yere kibirlenen kimseleri ayetlerimizden geri çevireceğim ..(Araf 116) Ve yine bütün ayetleri görseler ona inanmazlar, rüşd yolunu görseler ona inanmaz ve onu doğru yol edinmezler..Biz dilediğimizi sıratı müstakime eriştiririz..diye müjdelemiştir.. Kim bu şanslı kullar; Ve Onları seçtik.. Ve onları Sırat-ı Müstakime ulaştırdık..(Enam/87) İşte bu Allah’ın hidayetidir..Allah kullarından dilediğini Hidayete eriştirir.(Enam/88) Onlar eğer şirk koşsalardı elbette ki yaptıkları şeyler boşa giderdi..

Allah şirk koşanları doğru yola iletmez..
Ve işte böylece sana bir ruh (Kur’anı Kerim) vahyettik..Ve sen kitap nedir, iman nedir bilmiyordun. Ve lakin  O”nur” Kur’an ile kullarımızdan dilediğimizi hidayete eriştiririz.. Muhakkak ki sen Sırat-ı Müstakime hidayet ediyorsun..(Maide /16) Allah  rızasına tabii olan kimseyi O’nunla (Resulu ) teslim yollarına hidayet eder. Allah’ın izniyle onlar zulmetten aydınlığa çıkar. Sırat-ı Mustakim işte budur…Ve emin ol sen de doğru bir yola çağırıyorsun.. Allah dilediğini seçer ve doğru yola iletir… Allah iyiye güzele götürmek istediğinin yolunu İslam’ a açar….(Enam/ 125)
Allah’a dayan saye sarıl Hikmete ram ol.. Yol varsa budur.. Bilmiyorum başka çıkar yol.. İşte Sırat-ı Müstakim budur..

Ve gerçekten ‘’Ben müslümanlardanım ‘’diyenden daha güzel sözlü kimdir…
‘’İşte benim yolum budur..’’

Sürçi lisan ettiysek affola..Gönlümüz bize bu dizelerle tercüman oldu…Hislerimize en güzel tercüman ayet ve hadisler ışığın da bakalım bu konularda  ne demişlerle harmanlanarak bu dizelere taşındı..Nacizane bizim elimizden gelen budur.Devam etmek..

İslam’a Hizmet etmek bizim için Şereftir..

Elçiye ZevaL olunmaz!…Vezir olunur…VEZİR!….

Sevgiyle!…

GüL Seyyide

Kaynak: Kur’anı Kerim; Zuhruf 43, Nisa 4/69, Şura 42/53, Leyl 12, Fusilet 49, Hud 112, Nur 46, İnsan 3, Hud 56, Ahkaf 13, Ali İmran 51, Hacc 22, Nur 24, Ali İmran 139, Şura 42/52, Ali İmran 103, Hac 67, Hac 23, Hac 24, Zümer 18, Fusilet 33, Cin 16 Hac 35, Meryem 43, Bakara 129, Meryem 44, Tevbe 113/114, Ali İmran 159, Enam 80/81, Yasin 60, Yasin 61, Yunus 25, Bakara 256, Araf 116, Enam 87, Enam 88, Maide 16, Enam 125 Hadis;(Ahmet ibn bin Hanbel Müsned 4/127,5/262) (Müslim 4/1782 Hadis No; 2276 Tirmizi 5/583 Hadis No; 3605) Büyük kaynak Sami/Altın oluk dergisi, 01/2005 Kainattaki Sırat-El Müstakim